Allahın yüce adıyla, İslâm ve İslâm Tarihi 1) Ehl-i Sünnet itikadı ve ibadet şeklinin hakim olduğu günümüz İslamı birileri tarafından “Emevi dinî” “Emevi İslam’ı” yaftalmasıyla karşı karşıya. Güya Hz Muaviye gerçek İslamı bozarak farklı bir din uydurmuş ve onu kabul ettirmiş biz de bunun devamı imişiz ! Soru: Bu gibi iddialara yeterli ilmi cevapları hazırladık mı, gençlere orta yaş ve ileri yaş gruplarına doğruyu anlatabildik mi? 2) KURANI KERİM Türkiyede neden 200’ün üstünde Kuran meali var ? Bunların hangileri hak (ehli sünnete uygun) hangileri batıl (apokrif) ? Heva ve cehalet ürünü ? Diyanet işleri başkanlığı bu konuda bir çalışma yaptı mı ? Apokrif (batıl) mealleri açıkladı mı ? Kuran ayetleri sayısı neden farklı ? zemahşeri 6666 demiş bunu nerden çıkarmış..? besmeleyi de saymış olsa 6236 + 114 eder yine 6666 yapmaz. Bazı tek ayetler diğer kıraatlerde 2 veya 3 ayet sayılır dense.. bunlar hangi ayetler ? sağlaması yapılmış mıdır ? yoksa 6666 ifadesi bir takdir, yaklaşık bir rakam mıdır ? Fatiha suresi kesin 7 ayet. Hanefi mezhebinde besmele-i şerif, Fatihanın ayeti olmadığı halde hanefilerin mushaflarında neden besmele 1. ayet diye kodlanmış ? neden kimse bunu düzeltmiyor “gayrilmağdubi..” 7. ayet olarak kaydetmiyor ? Kuran ferdi içtimai bütün mesail ve meşakile çaredir,…
Allah’ın Yüce Adıyla Soru: Namaz kılmamak, namazı kasten terk etmek ‘insan öldürmekten, zina etmekten, yalancı gıybetçi iftiracı olmaktan, faiz yemekten’ daha büyük günah mıdır? Cevap: Eğer namazı (farziyetini) inkar ederek veya basit görerek, önemsiz sayarak kılmıyorsa bu kişi ittifakla kafir olur ve küfür elbette yukarıda sayılan tüm günahlardan daha büyüktür Eğer inkar etmiyor, günlük toplam 17 rekat farzların farziyetini kabul ediyor, ehemmiyetini itiraf ediyor ve kılmayarak büyük günah işlediğini biliyor, ama tembellikten kılmıyorsa bu kâfir olmaz. Ancak namazı tembellikte terk etmek de o denli büyük günahtır ki sayılan günahlara yetişir ve hatta onları da geçer. Namazı iman şartı gören bazı alimler bu şekil namazı terk edenler için de “bizzat küfre girmiştir” demişlerdir. Tabiinin büyüklerinden Abdullah b Şakik elUkayli ra “Ashabı Rasulullah RAh hiç bir amelin terkini küfür saymamışlar ancak namaz hariç. Namazın terkini küfür saymışlardır” demiştir “Namaz dinin direği..” Bu gibi delillere bakarak bazı müctehid alimler hiç namaz kılmayan kişinin mümin olamayacağını çünkü iman sahibi bir kişi böylesi büyük bir cürüme iman ile devam edemeyeceğini, devam ediyorsa buna tahammül ediyorsa bunu namaza inancı olmadığı için terk ettiğini tespit etmişler ve bu kişileri mümin saymamışlardır. Namazı bütünüyle terk etmeyip ama bir kılıp bir terk edenler ise küfürle itham edilmeseler de “namazı…
Soruyorsunuz: Hocam “eskiyen bir giysinin temizlik bezi olarak kullanılmasının bereketsizlik getireceği” Marifetname’de geçtiği söylenir, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerine atfedilen böyle bir söz var. Bu konuda Hadis veya Mahmud Efendi hazretlerimizin ks. uygulaması var mıdır ? Cevap Bismillahirrahmanirrahim Marifetnameye bakmak lazım nasıl demiş tam olarak ne kastetmiş.. Önemli olan fıkhın ne dediği. Çünkü biz fıkıhtan sorumluyuz. Fıkıh kitaplarında şöyle yazar: Bez, kumaş ile istinca etmek mekruhtur.” Yani tuvaletinde necaseti bez ile silmek mekruh, Şeriatça razı olunmayan çirkin bir iş. Sebebi bezin kıymetli bir şey olması. O yüzden kağıt ile istinca da mekruhtur yazı aleti kıymetli eşya olduğu için.. İstinca mekruh olunca artık bez ister sıfır olsun ister elbiseden koparma ikinci el bez olsun, mekruhtur. Bezle istinca etmek ile evin, mutfak banyo tuvaletin sair pisliklerini silmek eşit görüldüğü durumda yine mekruh dememiz gerekir.. Ancak böyle değil. Eğer o eski elbise çöpe gidecek, heder olacaksa kesip temizlikte kullanmak ona ikinci bir hayat vermek, israftan kaçınmak olacağından caizdir. Esasında eski elbiseleri fakirlere verip en güzel şekilde değerlendirmek gerekir. Böyle yapmak varken yırtıp temizlik bezi yapmak evet mekruh olur, her mekruh gibi bu da bereketsizlik sebebi olur. Ancak yırtık pırtık eski bir iç giysi (atlet, fanila) bunu bu zamanda hiç bir fakir kabul etmez hakaret…
Allah’ın yüce Adıyla “Kafama takıldı” adlı Kitap içindeki konular ve tarafımızdan verilmiş cevapları böyle: Allah Hakkında Soru Sorabilir miyim? Sor bakalım Kimdir Allah? Seni beni bütün kainatı yoktan var eden yüce yaratıcıdır. İbadete layık yegane ilahtır. Yerde ve gökte bulunan herşeyin sahibidir. Allah Yaratılmış mıdır? Hayır. O yaradandır, hep vardı ve var olacaktır. Varlığının başlangıcı yoktur Allah, Beni Neden Yarattı? Onun işleri bir nedene bağlı olmak zorunda değil. Yani O nedensiz de iş yapar. Onun işleri sorgulanamaz. Bizler Onun hakkında “neden” diye soru soramayız. İnsanları ve cinleri yaratma sebebini “bana kulluk etsinler” diye açıklamıştır Allah, Beni ve Dünyayı Yarattı, Şimdi Yaratma Bitti mi? Her an yaratma devam etmektedir. Her olay her rızık her doğum her ölüm bir yaratmadır Allah Neden Tektir? Çünkü Onun eşi misli benzeri dengi yoktur ve olamaz. O eşsizdir Allah Dünyadaki İşlerin Hepsine Tek Başına Nasıl Yetişir? Sadece dünyadaki değil, yerde ve gökte, bütün kainatta olan biten herşeyi yöneten kontrol eden odur. Çünkü o Allah’tır Allah’ı Neden Göremeyiz? Göremeyiz değil neden görmüyoruz? O istese kendini gösterir. Dünya imtihan yeri olduğu için dünyada Allah’ı görmek yoktur. Çünkü görmek imtihana aykırı. Ama Cennetten Allah kendini müminlere gösterecek Allah Kötüleri ve Kötülükleri Neden Yarattı? Tekrar aynı konuya geldik. Bizler kullar…
Allahın yüce adıyla.. Ateistleri ikna etmek gibi bir görevimiz yok, Allah hiç bir Peygambere böyle bir görev vermedi. Ey Nebi git filanca dinsizi ikna et” demedi. Bilakis görevimiz “TEBLİĞ”etmek, KURAN hakikatlarini açıklamak, günün idrakine sunmaktır, başka değil. Yüce Allah Kuran-ı kerimin bir çok mahallinde “Ey Rasul sana indirilen Kuranı var tebliğ et” buyurmuştur. Tebliğ posta memurunun tebliğatı gibidir. Eline (kulağına) teslim eder çekilir. Bu mütevazi sitemizde bizim yaptığımız işte bir tebliğden ibaret. “Ateist Soruları ve Kesin Cevaplar” adlı yazımızda ateistleri ikna etmeye çalışmıyoruz, aslında muhataplarımız ateistler de değil, vesvese kapmış müslüman aile evlatlarına o vesveseden kurtulacak sufleleri veriyoruz. Kendini ateist diye tanımlayan kişilerle yaptığımız yazılı tartışmalarda gördük ki müslüman coğrafyada büyümüş bir ateist ile saygı çerçevesinde ilmi bir tartışma yapmak imkansız. Müslüman iken ateist olanlar vicdanen ruhen tefessuh etmiş, kendini inkara şartlandırmış kişilerdir. Şartlanmış kişilerle konuşmak boşa zaman ve emek harcamaktır. Esasında ateist diye bir şey yoktur ateist olmak imkansız. Teo ilah demek -a da karşıt manasında ön ek. -ist o fkiri savunan anlamında. Bu durumda a-te-ist demek İlah fikrine/inancına karşıtlık dava eden kişi. Yani İlahın varlığı inancına karşı, ilahı inkar etmeyi kendine dava edinmiş zavallı. Müslüman toplum içinden türeyen ateistlere baktığımızda onları tam olarak da böyle görürüz. Her fırsatta…
Soru: Selamün aleyküm hocam. Tekirdağ ilahiyat fakültesinde bir öğretim görevlisi “Kıyamet Allah’u Teala’nın dilediği vakitte kopacak, biz buna inanıyor bunu kabul ediyoruz” dedi. Hocam “bazı hadislerde “Şu türlü alametler olmadan kıyamet kopmaz” buyuruluyor ama’ dediğimizde “öyle bir şey yok” demiştir. Bu konuda bizi aydınlatır mısınız, Kıyamet alametleri var mıdır ? Cevap Allah’ın yüce Adıyla Kıyametin ansızın kopacağını bildiren Ayet onun alametleri olduğu gerçeğine zarar vermez. Kıyametin elbette alametleri vardır, bunlar hem Kuranda hem Hadis-i şeriflerde açıklanmıştır Kıyametin kopma alametlerini inkar eden bu tür kişiler “Kuran’da olmayanı kabul etmeyiz” diyen kalbi marazlı, çürük fikirli kişilerdir. Bunların bu sözleri gerisinde Hadislerin dinde kaynak olduğu gerçeğini inkar etmeleri vardır. Hakiki müslümanlar ise “Allah’a ve Allah’tan gelene ve Rasulullah’a ve Ondan gelene iman etmişlerdir. Bütün ümmet kabul etmiştir ki dinin ana kaynağı ikidir: Kuran ve Hadis. ve İcma ve Kıyas’ta birer teşri kaynağı olarak ümmetçe kabul edilmiştir. Ehli Sünnet yolu budur. Kıyamet evet yalnızca Allah’ın bildiği ve dilediği vakitte ve ansızın kopacak. Kur’an’da bir çok ayette böyle buyurulmuştur “Ansızın” yani insanların gaflette olduğu ve tevbe etmeye fırsat bulamadığı bir anda.. Yoksa “ansızın” ifadesinden Kıyamet öncesinde bazı özel hadiseler olmayacak demek değil. Bu hadiselere “kıyametin şartları/alametleri” ismini veren de bizzat Allah Teâlâdır (47:18) “Artık onlar,…
Sual: Namaz kılmayan ve ancak bir endişe de duymayı kendini Allah’ın affı mağfireti ile kandıran kişiye ne söylersiniz? Cevap Allah’ın yüce Adıyla.. Bu gibi arkadaşlarımız umut patlaması yaşıyorlar. Bu duygu şeytandandır. Şeytanın sağdan yanaşmasıdır. Yüce Allah bunlar için “Şeytan sizi Allah ile aldatmasın” buyurur. Fâtır: 6 Bu açıdan şeytandan gelen aşırı güven ve emniyet hissi kişiye fayda vermez. çünkü “Bir kulun kalbinde korku ve umut birlikte bulunursa Allah bu kişiyi korktuğundan emin kılar, umduğuna nail eder. [Tirmizi] Ancak bunlardan birisi kalpte bulunmazsa diğeri tek başına fayda etmiyor.. tek kanatlı kuş gibi. Yalnızca korkan, hiç umut beslemeyenler korktuğu şey başına gelecek. Çünkü “İbrahim dedi ki: “Rabbimin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?” 16:56 Yalnız umut bağlayıp hiç korkmayanlar ise hayal kırıklığına uğrayacak. Çünkü “Allah’ın tuzağından (kurtulacaklarına) emin mi oldular? Ziyana uğrayan topluluktan başkası, Allah’ın tuzağından emin olmaz.” Araf 99 Bu ayette hiç korkmayıp tam bir emniyet duygusu içinde hareket edenlerin ziyana uğrayacağı haber verilmiştir. Şu halde bu gibi arkadaşları dengelemek için bunların rahatını kaçıracak azap ve uyarı dolu ayetleri bunlara vaaz etmek lazım “Müminler Cennetten cehennemliklerle görüşecekler ve onlara soracaklar “sizi cehennemin sakar çukuruna düşüren Ne oldu ?” onlar diyecekler: Çünkü biz namaz kılanlardan değildik..” Muddessir: 40-43 “Onlardan sonra, namazı zayi…
Allahın yüce Adıyla Sual: Selamun aleyküm hocam bir evli çiftin kocası içki içiyor, karısıyla beraber olduğunda içkili halde iken kadın hamile kalsa çocuk yine İslam Fıtratı üzerine doğar mı? Doğacak çocuk bu durumun sıkıntısını ceker mi ileriki yaşlarda ? Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla.. ve aleykümselam kardeşim. Allah Rasulü aleyhisselatu vesselam Efendimiz “her doğan islam fıtratı üzere doğar” buyurmaktadır. Anne baba ister Müslüman olsun ister kafir olsun bu değişmez. Dolayısıyla içkili bir şekilde mübaşeret eden adamın çocuğu da İslam fıtratı üzere doğacaktır. Ancak içkili sarhoş, ne dediğini bilmeyen bir adamın olacak çocuğu bir kere besmelesiz olmakla Evet sıkıntı olur. ve “Allah’ım şeytanı benden ve bana vereceğin nasibimden (çocuktan) uzak eyle” manasındaki duayı da yapmış olmayacağı için yine evet, bu da çocuk için sıkıntı. Yani imtihanı biraz daha ağır olabilir. Belli ki bu işin derdini hanımlar çekmekte. Bizim tavsiyemiz, adam içkili iken birlikte olmaktan mümkün mertebe kaçınsınlar. Olmuyor güç yetmiyorsa bari o sarhoşun eksiğini kendileri Bismillah çekerek ve duasını yaparak ve Allah’a çok yalvararak telafi etmeye çalışsınlar. Sonuçta birçok Sahabenin anne babası müşrik idi ve belki içkili idiler.. Ancak evlatları İslam semasının yıldızları güneşleri oldular.. Ümmetin en hayırlıları oldular.. Allah’tan umut kesilmez. Her fert Allah nezdinde müstakil bir değere sahiptir. Ebeveyni…
Allahın Yüce Adıyla.. Sual: Farzların içinde veya dışında yapılan sünnetlerin, kılınan nafile namazların hikmeti nedir ? Allah’ın emri (farz) Allah’ın rızasını kazanmaya yetmiyor mu? Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla Öncelikle sebep ve hikmet.. birbirinden farklı iki olgu olduğunu bilmek gerekir. İfa edilen sünnetlerin sebebi nedir” diye sorulsaydı cevap şöyle olurdu: Çünkü Peygamber Efendimiz (salat ve selam olsun) bunları bizzat yapmış veya yapılmasını tavsiye etmiş. Sebep budur derdik. Ve yine sebep Allah’ın ayetleri “Ey müminler Allah’a ve resulullah’a itaat edin” “Rasulullah’da sizin için güzel bir örneklik vardır” “Rasulullah’a itaat edenler ancak Allah itaat etmiş olur” “Kim peygambere karşı gelir ve müminlerin yolundan başka bir yol tutarsa onu gittiği yöne iteleriz sonra cehenneme yaslarız” ve benzeri Ayetlerin gereğidir. Sebep konusu böyle. Ancak soruda geçtiği üzere işin hikmet’ine gelince. Burada hikmet, fayda maslahat demek. Doğrusu ilahi emir ve yasakların fayda yönü Allah ve Rasulü tarafından açıklanmadığı sürece bizler net ve kesin olarak bilemeyiz. Allah’ın Rasulüne farzların dışında da ittiba etmenin bazı faydaları evet Kur’an-ı Kerim’de açıklanmıştır. “Peygamberim de ki eğer Allah’ı seviyorsanız bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” Maide 31. ayeti kerimesinde iki fayda açıklandı Allah resulüne ittiba etmek yani sünnetleri ifa etmek Allah tarafından sevilmeye ve…
Allahın yüce Adıyla.. “Alimden zalim, zalimden alim doğar” sözünü nasıl anlamalıyız ? Bu deyiş bir halk sözüdür, kesin bir hakikat gibi alınmamalı. Bu sözün aslı Allah’ın şu ayetidir: “Şüphesiz ki taneleri ve çekirdekleri yaran Allah’tır. O, ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkaran O’dur. İşte Allah budur. O halde nasıl yüz çevirirsiniz?” En’am 95 Diriden ölü, yani insandan nutfe ve kuştan yumurta gibi. Ölüden diri, yani nutfeden bebek, yumurtadan civciv gibi.. demiştir tefsir âlimleri Bu ayetten hareketle “Allah iman sahibinden kafir evlat, kafirden de mümin evlat çıkarır” şeklinde işari manalar verilmişse de bu, kesin bir kural, illa ki böyle olacak!” manasında değil “böyle de olabilir Allah’ın gücü her şeye yeter manasındadır. isa erdoğan
Allah’ın yüce Adıyla.. Çünkü İslam Peygamberi Muhammed aleyhisselam dövüşte/savaşta bile yüze vurmayı nehyetmiştir. Buhari Müslim hadisi “Sizden kim dövüşür/savaşırsa yüze vurmaktan sakınsın” Gerçek savaşta bile yüze kastetmek caiz değilse.. nerede kaldı -güya spor için- yüze yumruk atmak !? ١- [عن أبي هريرة:] إذا قاتَلَ أحَدُكُمْ فَلْيَجْتَنِبِ الوَجْهَ. • [صحيح] • أخرجه البخاري ، ومسلم • imam Nevevi hadisin şumulünden “..Hatta hayvanın dahi yüzüne vurmak caiz değildir. terbiye maksatlı da olsa evladın hizmetçinin yüzüne vurmak hayli hayli haram” hükmünü çıkarmıştır. İslam alimleri yasağın gerekçesini açıklarken şöyle demişlerdir “çünkü yüz insanın en muhterem azasıdır yüz insanın kimliğidir yüze vurmak insan için en önemli duyu organlarına zarar verir görme konuşma işitme idrak etme gibi..” boks işi ile uğraşanların sonunda felç olmaları islam alimlerinin ne kadar haklı olduklarını ve tespitlerinde ne kadar isabetli olduklarını göstermeye yeterlidir İlgili hadisin Müslim kaydında Allah Rasulüne isnaden şöyle bir gerekçe beyan edilmiş: “Çünkü Allah Adem’i kendi sureti üzere yarattı” [٥] Şekilce benzemekten münezzeh olduğu halde.. ٥- [عن أبي هريرة:] إذا قاتلَ أحدُكم فليجتَنبِ الوجهَ فإنَّ اللَّهَ خلقَ آدمَ على صورتِهِ ابن خزيمة (ت ٣١١)، التوحيد ٨٤/١ • أخرجه مسلم (٢٦١٢) Soru: “Melekler onların canını aldıkları zaman yüzlerine ve arkalarına nasıl vururlar.. (bir bilsen)” فكيف إذا توفتهم الملائكة…
Allah’ın yüce adıyla Soru: Ramazan dışında sabah ezanı imsak saatinde değil yarım saat, belki kırk dakika sonra okunmaktadır. Hâlbuki ezana bakarak hareket eden çok insan var. bunlar sabah henüz olmadı diyerek imsaktan sonra yatsı namazı kılıyorlar. Bunun vebali kime ait olacak !? Cevap, Allah’ın yüce Adıyla.. Diyanetin talimatı güneşten bir saat önce ezan okumaktır. neden ? çünkü bizim insanımız ezanla uyanır abdestini alır camiye gelir. güneşe yarım saat kala da imam efendi farza başlar. ve Hanefi mezhebince müstehap olan vakitte (ortalık ışıdığı saatte) namaz kılınmış olur. Bu doğru bir yaklaşım. İmsak saatinde ezan okunsa namazı da erkenden yani henüz ortalık karanlık iken kılmış olacağız. hanefide bu makbul değildir. Gelelim işin mahzurlarına.. Hani nice insanlar vakte takvime değil ezana bakarak hareket ediyormuş ve buna göre yatsı namazını sabah ezanından az önce kılıyor muş dolayısıyla da vakit çıktıktan sonra namazı kılma durumuna düşüyormuş! Bu yanlış. vaktin son kısmını bilmede ezana göre hareket etmek imkansız. çünkü ezanı duyduğunda vakit bitmiş olacak. şu halde yatsı namazını son vakitte kılmak isteyen mutlaka takvime (cep tlf uygulamasına) bakmak durumundadır. orada da zaten imsak saati net olarak yazılıdır. şu halde ezanın imsaktan yarım saat sonra okunmasının namaza zararı yok. Ezan okunmadan saate bakıp sabah olmuş diyerek namaz…
Soru: Yani babaları ölmüş yetimlerin evine dul kadının mahremi olan akrabası gelmiştir o kadın da sofra kurup ikram etmiştir.. Bu sofradan yiyebilir mi ? Buradan yemek yasaklanan yetim malı yemek midir ? Cevap. Allah’ın yüce Adıyla Bu sofradan yemek helaldir, ikramı reddetme ve gönül incitme kabalığından kaçınmış olacağından yetimlere bir sahiplik kol kanat germe hissi tattıracağından sevap bile olur. En son ihtimal çıkarken çocukların eline harçlık verir, içinden yemeğin ücretine niyet eder Yetim olan evden yemek yenmez” fikri bazı yörelerde yerleşmiş batıl inançtır. Doğrusu “Yetimin malını zulüm ve haksızlıkla yiyenler karınlarına ateş yemişlerdir yakında cehenneme sokulacaklar.” (Nisa:10) Bu ve benzeri ayetlerin nüzulü akabinde yetim barındıran Sahabeler RA yetimlerin sofralarını yemeklerini ayırmış büyük bir külfetin altına girmişlerdi. Yetimler kendi sofrasından yiyor onlar ayrı yaptıkları yemelerini yiyorlar, yetimlerin yedikleri önde yemedikleri icabında bozuluyor.. Yetim bakmak bir işkenceye dönüşmüştü. Geldiler Rasulullah Efendimize arz ettiler. sas “Yetimlerin malına ahsen suretle olandan başka yaklaşmayın” “Yetimlerin malını zulmen yiyenler karınlarına ateş yemişlerdir..” Ayetlerinden murad-ı ilahinin bu olmadığı inen şu ayetle ifade edildi “Sana yetimlerden soruyorlar de ki onların maslahatına çalışmak en iyisi.. Ama eğer onları kendi aranıza katarsanız onlar (din) kardeşleriniz. Allah bilir, bozguncuyu ıslah ediciden ayırt eder (merak etmeyin) (Bakara: 220) Bu ayet nazil olduktan…
Soru: Hocam beş vakit namaz kıldığı halde sarık ve cübbeye karşı olan kişinin durumu nedir ? Cevap. Allah’ın yüce Adıyla.. “Ameller niyete göredir” Fasık ve münafıkların neden karşı olduğu açıktır, onlar İslam’la İslam’a dair olan herşeyle kavgalılar. Onlar Allah’ın düşmanlarıdır. Bes vakit namaz kılan bir müslüman ise sarığa cübbeye neden karşı olabilir? Sarık cübbe Rasulullah’ın kıyafeti iken yüz binlerce alimler evliyalar imamlar bu kıyafeti bayrak gibi taşımışken..? Bu kişiler niyet ve maksadını gözden geçirmelidir, Eğer niyeti salih değilse düzeltmeli ve tevbe etmelidir Camide sarık Cübbe ile namaz kılan bir Müslüman gördüklerinde genelde şu sebeplerden karşı oldukları görülmektedir: 1) Sarık cübbe âlimlerin seyyidlerin kıyafetidir, herkes bunu kuşanamaz, kuşanmamalı” Cevap: Evet alimler, fazıl kişiler toplum içinde temeyyüz etmelidir ta ki insanlar kime tabi olacağını bilsin. Ancak bunun yordamı İslami kıyafeti âlimlere has kılıp, umum halkı frenk giysisi içine mahkum etmek değildir. Böylesi bir mahkumiyetin delili yoktur. Doğrusu alimler daha büyük sarık, daha geniş ve uzun cübbe giyerler avam ise kısa ve nispeten dar cübbe ve bir iki dolamlık hafif sarık sararlar ve böylece fark belirgin olur 2) Sarık cübbe giymeye ehil değilsiniz, hatalı işlerle bu kıyafete laf ve leke getiriyorsunuz” Cevap: Suç şahsidir. Bir kimsenin işlediği bir kabahat bir zümreye mal edilemez….
Bir hoca sohbetinde “Namaz kılmayan kişinin orucu kabul olmaz” demiş. Nedir bu işin iç yüzü ? Sizin düşünceniz ne yönde ? Cevap, Allah’ın yüce Adıyla İbadetlerin kabulü Allah’ın elinde. Biz bu konuda Ondan öğrendiğimiz dışında yorum yapamayız. Allah’ın kimden kabul edeceğini beyan bir ayet budur : “Ey Muhammed! Onlara, Adem’in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, “Andolsun seni mutlaka öldüreceğim” demişti. Öteki, “Allah ancak kendisine karşı gelmekten sakınan takva kullardan kabul eder” demişti. işte benim düşüncem bu yönde: “Allah ancak mütteki kullardan kabul eder..” Günde beş kere Rabbisinin çağırısına icabet etmeyen, namazı zayi eden için “Allah’a saygılı mütteki kul” demek zor. Peki namaz kılmayan, ancak oruç tutanlar devam etsinler mi, orucu da bıraksın mı ? diye sorarsanız: Kesinlikle devam etsinler tabi ki. Allah’la namaz bağlantısı kopmuş bir kul oruç ile Rabbisine bağlanmış oluyor.. Nasıl bu bağlantıyı da koparsın deriz !? Hem oruç tutmanın nuru çoğu zaman kişiyi kuşatır ve namaza da başlamaya vesile olur. “Mümin olduğu halde kim salih amel ederse onun emeği inkâr edilmeyecektir. Biz şüphesiz onu yazmaktayız.” Enbiya: 94 Hem İslam Fıkhında yerleşik kaidedir “her amel müstakildir” yani amellerin hesabı ayrı ayrıdır…
Allah’ın Yüce Adıyla.. Deist ateist ikiz kafirler toplaşmışlar ellerine Kur’an tercümesi alıp güya içinde açık gedik aramışlar.. ve işte aşağıdaki itiraz, küfür ve iftiraları üretmişler.. Aslında bir cevap bekledikleri de yok. Ateist zaten kararını kesin vermiş, küfürde inat eden demektir. Kimseye sormaz ve cevap da beklemez. Bu aşağıdaki 99 maddeyi “neden müslüman değilim” başlığı ile yayıyorlar.. Onlara cevap değil ama iki çift lafım var : Birincisi: “Kuran’a ancak tertemiz olanlar dokunabilir” Çekin Kuran’dan o pis ellerinizi İkinci lafım : “Kulumuz Muhammed’e indirdiğimiz Kur’an hakkında şüphe duyuyorsanız benzerinden bir sure getirin ve Allah’tan başka tüm yardımcılarınızı da çağırın eğer iddianızda dürüst iseniz. Eğer yapamıyorsanız ki asla yapamayacaksınız, şu halde kafirler için hazırlanmış olan ateşe karşı gardınızı alın” Yani aklınız varsa Allah’a iman edin. Şimdi biz Allah’a, Resulüne ve Kitabına iman etmiş bir müminin bu soruları sorduğunu var sayarak cevaplıyacağız. Deist ateist kâfirlerin cevabını yukarıda verdik. 1. Kuran köleliği yasaklamıyor mu ? Cevap: Kuran-ı Kerimi bizlere gönderen Allah evet köleliği yasaklamaz. Ancak teşvik de etmez. Köleliğin şartlarını zorlaştırarak, bazı cürüm ve günahların keffaretini “köle azat etmek” olarak belirleyerek adeta hürriyeti teşvik eder, köleliğin sınırlarını daraltır. Köleliğin hepten kaldırılmaması insanlık için en uygun olandır. Çünkü Allah insanı kendisine kul olmak üzere (ibadet için yaratmıştır….
Sual: Hak Tarikatı gözden düşürmek, insanları Allah Dostlarından koparmak için içimize salınan şeyh kılığındaki yılanların başından geçen taciz tecavüz vakalarını nasıl yorumluyorsunuz ? Bu tacizler oyunun bir parçası mı yoksa program dışı mı olmakta ? Cevap: Allahın Adıyla.. Çok mühim bir hususa temas ettiniz. Evet şeytanın partisi insanların Allah dostlarına olan teveccühünü kanun zoruyla, tekke ve tarikatları kapatarak kıramayınca yeni arayışlara girdiler. Sahte şyehler ortaya sürüp bunları parlatmak meşhur etmek, ve aksine hakiki meşayıhı ise iftira ve kara propagandayla levm etmek yolu.! Ancak gerçek Şeyh Efendiler ve müridleri dünyada Allah’ın ordusudur Allah ordusu galip gelir mağlub olmaz. [Saffat:173] Allah kendisine (dinine) yardım eden bu hak Tarikatlara mutlaka yardım edecektir ve nitekim sahte olanların foyasını ortaya çıkarmak suretiyle yardımını göndermektedir. Bu zokayı yutmuş ilk etapta en az 4 şey-h tan aklıma geliyor.. daha nicesi vardır Bunlardan biri Ali Kalkancı, Müslüm Gündüz diğeri Fatih bi-Nurullah ve İskenderos evrenos keferos.. İlk ikisinin adının çıktığı karı ilgili mihrakların bizzat eğitip olta ucunda gönderdiği bir yem. Demekki miatları dolmuş. Son ikisi ise program dışı vuku bulmuş, mahza mekr-i ilahi. Dünyada taklidini yapmak en zor kişi Allah Dostlarıdır. Bu fasık herifler kim.. Allah Dostu gibi görünmek kim..! Filmini bile çekerken sırıtıyorlar, rol üzerlerine oturmuyor. Suratları bir…
SORU: Şirk Allah’ın asla affetmeyeceği tek günah. “..Gerisini dilediğimden affederim..” (Nisa:48 ve 116) Şirk: Allah’a başkasını ortak etmek. Yani birden fazla ilahlar tanımaktır. ateist ise -sözde- hiç ilah tanımıyor ki birden fazla ilah tanımış olsun! Buna göre ateist-deist-agnoist kişiler teknik olarak müşrik sayılmazlar..!? Bu durumda aff ihtimali kapsamına girmiş oluyorlar mı !? Yani, Ateist müşrik midir ? Cevap: Allahın yüce Adıyla.. Evet, ateist müşriktir. Hem de en katmerlisinden. Bu itibarla ateist en şiddetli azaba çarpılacak ve asla cehennem ateşinden çıkmayacak.. ateist müşriktir çünkü.. ateiste sorsan “Yeri göğü kim var etti ? insanı var eden, yaşatan, öldüren kimdir ? Alacağın cevap her ne ise, işte ateistin tanrısı odur. Bunların cevabı “Allah” olmayacağına göre ateist müşriktir. Burada onları müşrik yapan şey Allaha ait sıfat ve fiilleri başkasına izafe etmeleridir. Yani “İyha, Hkalq, İmate, İbda, Terzîq’ gibi ilahlık sıfatlarını Allahtan başkasına yakıştırmaları onları müşrik yapmaktadır. Bu başka şeye ister bilim dsinler ister tabiat ister evren desinler.. fark etmez, bunlar Allah önünde müşriktirler. Soru “deist” müşrik midir ? Cevap: Evet deist de müşriktir. Deist bir Tanrıya inandığını itiraf edip, Tanrının aleme karışmadığını iddia eden ve Dini, Peygamberi ve Allah’ın kitaplarını inkar eden kafir kişidir. Deist de müşriktir çünkü aklını, nefsani hevasını kendine tanrı edinerek…
Mart ayı hakkında çıkan bela musibet ayı olduğuna dair lafların geçersiz olduğunu dini deliller ile ispat eder
Soru: C. Taslaman için tasmalı, M. İslamoğlu için “isyanoğlu” “ifsatoğlu” dediklerini duyuyoruz. Hatta siz bir defasında”maymunoğlu” demiştiniz.. Bu türlü ifadeler babaya da hakaret değil midir ? En azından Allah Kuran’da “birbirinize kötü lakap takmayın” diyor..? Cevap Allah’ın yüce Adıyla.. M. İ.oğlunun babasını tanıyorum evet salih bir zat idi. Lise yıllarında Kayseri Develiye gitmiştik Şevki Yılmaz’ın konferansını dinlemek için. Akabinde babamlar ve diğer Milli Görüşçü arkadaşlarıyla vardık Ahmet İslamoğlu hocayı ziyaret ettik, elini öptük duasını aldık. Yaşı kemale ermişti.. halim selim muhterem bir zat idi Allah için. Önce şunu bilmek lazım. Fasık (hak yoldan çıkmış) kişilere sahip oldukları yaldızlı güzel isimleri vermeyip değiştirmek caizdir ve avam insanlar onlara kanmasın için bu gereklidir de. İmam Rabbani Mektubatta “fasıklar sıfat-ı zemimeleri ile yad edilmelidir ta ki cahiller onlara meyletmesin” demektedir. O yüzden Eflatun’dan bahsederken kendileri “Eflatun el ahmak” der.. Sonra ona “isyanoğlu, maymunoğlu” derken buradaki “..oğlu” tabiri hakikat değil, mecazdır. “Aidiyet, mensubiyet” manasında. Demek ki o söz babaya dokunmaz. Hem ona “maymunoğlu, isyanoğlu” denmesi İslamoğlu adını hak etmediği için. Benim evet onun hakkında bazı kere “maymunoğlu” dediğim vaki. Sebebi kendisi; “çamurdan yaratılmaktansa maymundan gelmiş olmayı tercih ederdim” dediği için. Şimdi bu lafı geveleyen kişi maymunoğlu olmayı hak etmiyor mu !? “Onlar hayvanlar gibidir…..