Bismillahi
“Evvelce her mahallede bir Şeyh efendi vardı. O mahalleyi (dinen) ayakta tutardı..” demiştir şeyhimiz imam Mahmud Efendi Hz.
Sonra bir kahtı rical, olgun insan kıtlığı oldu, millet Türkiye’nin bir ucundan o olgunu bulmak için seyahat etmek durumunda kaldı. Gerçek olgunlar yanlış yapmadılar, asla hiyerarşik izoterik yapılar kurmadılar..
Kaht-ı rical döneminde o kamil insan kibrît-i ahmer iken hepten kıymete bindi adeta zümrd-ü anka oldu. İnsanların bir feyz huzmesi bir bereket kırıntısı bulabilmek için etrafında pervane olması eline erişme, sakalının teline dokunabilme yarışı bundandır. Çünkü yok misli muadili.. Böyle iken yine de hiyerarşik (askeri nizam) bir örgüt oluşturma gayretine girmedi kamil insan. Dikkat: Mahmud Efendi Hz özelinde/örneğinde konuşuyorum. İşin örgüt/teşkilat kısmını oluşturan yöneten başkası (vakıf yönetimi) olmuştur hep. O yüzden tarikat (manevi intisab) ile vakıf (maddi bağ) birbirinden farklıdır. Vakfa bir zarar bir itham gelse bu tarikata bulaşmaz
Bundan 15 sene kadar önce istihbarattan bir yetkiliyle yapılan sohbette demiş “bütün tarikatların cemaatlerin şeceresini çıkarttık ancak bu İsmail Ağa cemaati bir muamma kim kime bağlı kim kime ekli kim kime tabi belli değil..” tabii ki belli olamaz çünkü yok. olmayan şey belirlenemez.
30 sene kadar önce Hızır Efendi hocamız bir dersinde demişti “Türkiye’nin her bir bucağından gelip ders alan ihvanları bir defterde kaydedelim adresini belirleyelim o beldeye gittiğimiz zaman kimi arayacağımız kimde kalacağımız belli olsun istedik sonra düşündük ki bu sicil bu kayıtlar menfi mihrakların eline düşerse bütün ihvanlarımızı ateşe atmış oluruz ve vazgeçtik hiçbir kayıt tutmadık”
Aradığını her yerde bulamayıp tek tük adreste olunca, o noktada kümelenme halka halka genişleme kaçınılmaz. Hemfikir bu kadar insan bir araya gelmişken bunları organize edip ortak bir davada, dine hizmette kullanmak ise aklın yolu. İşte sana hiyerarşik dini yapı. Mevcut şartlar (laikliğin devlet eliyle dayatılması, küfrün mearif eliyle ve medya TV kanallarıyla kasten yaygınlaştırılması) ortamında zehire karşı panzehir gibi böylesi dini yapılar teşekkül ettirmek her müminin taraf olacağı bir çare, muasır bir cihad olacaktır. Bu tür dini yapılardan gocunan ve şikayetlenen ancak laik seküler dinsiz güruhlar olacaktır. Bunlarla aynı safta aynı çizgide olmamaya dikkat etmeli
O laik put sevicinin birisi Ergenekon davasından hapse tıkılmış, dışarı çıktığı ilk fırsatta kameralara karşı böğürmüştü “bütün cemaat ve tarikatların kökünü kazıyacağız!” Cemaat ve tarikatlar bu laikleri hangi açıdan böylesi rahatsız ediyor ki savaşıp bunları yok etmeye ant içiyorlar?? Böylesi bir din düşmanı ile aynı kulvarda aynı söylemde olmak ister miyim hiç! Bu tür bir birlikteliğin yarın ahirette de seni bunlarla aynı zincirde bağlayacağından korkmak gerek. Rahatsız oldukları konu bu dini cemaatler ne olursa olsun dindarlığı Allah’a imanı namazı çoğaltıyorlar.. İslam’a dair bir tek alametin Baki kalması bu dinsizleri kudurtmaya yeter
Bu itibarla kar-zarar muvazenesi yapıldığında kâr cihetinin zarara yüzler kere racih olduğu görülecektir. O yüzden tarafgirlik güdüsüyle nefsani bir rekabet hissine kapılıp koskoca bir dini yapının inkirazını arzulama, bu arzu ve fasit niyetle putçuyla aynı safa geçme. Çünkü bir gencin Allah’a imanına, itaatine sebep olmaları dünyalara bedel.
devam ediyor..
Yorum Yapılmamış