Yetim Olan Evde Yemek Yenir Mi ?

13 Mayıs 2022

Soru: Yani babaları ölmüş yetimlerin evine dul kadının mahremi olan akrabası gelmiştir o kadın da sofra kurup ikram etmiştir.. Bu sofradan yiyebilir mi ? Buradan yemek yasaklanan yetim malı yemek midir ? 

Cevap. Allah’ın yüce Adıyla

Bu sofradan yemek helaldir, ikramı reddetme ve gönül incitme kabalığından kaçınmış olacağından yetimlere bir sahiplik kol kanat germe hissi tattıracağından sevap bile olur. En son ihtimal çıkarken çocukların eline harçlık verir, içinden yemeğin ücretine niyet eder 

Yetim olan evden yemek yenmez” fikri bazı yörelerde yerleşmiş batıl inançtır. Doğrusu “Yetimin malını zulüm ve haksızlıkla yiyenler karınlarına ateş yemişlerdir yakında cehenneme sokulacaklar.” (Nisa:10)

Bu ve benzeri ayetlerin nüzulü akabinde yetim barındıran Sahabeler RA yetimlerin sofralarını yemeklerini ayırmış büyük bir külfetin altına girmişlerdi. Yetimler kendi sofrasından yiyor onlar ayrı yaptıkları yemelerini yiyorlar, yetimlerin yedikleri önde yemedikleri icabında bozuluyor.. Yetim bakmak bir işkenceye dönüşmüştü. Geldiler Rasulullah Efendimize arz ettiler. sas

“Yetimlerin malına ahsen suretle olandan başka yaklaşmayın” “Yetimlerin malını zulmen yiyenler karınlarına ateş yemişlerdir..” Ayetlerinden murad-ı ilahinin bu olmadığı inen şu ayetle ifade edildi

“Sana yetimlerden soruyorlar de ki onların maslahatına çalışmak en iyisi.. Ama eğer onları kendi aranıza katarsanız onlar (din) kardeşleriniz. Allah bilir, bozguncuyu ıslah ediciden ayırt eder (merak etmeyin) (Bakara: 220)

Bu ayet nazil olduktan sonra yetim bakan aileler tekrar sofraları birleştirdiler. Çünkü “onlar kardeşiniz” buyurmakla Hz Allah “kardeş kardeşin tabağından ekmeğinden yediği gibi siz de yetimin tabağından yemeğinden yiyebilirsiniz” demiş oldu. Rasulullah Efendimiz ve Sahabe-i kiram bu ayeti böyle anladı böyle tatbik ettiler 

Ve halbuki yetim bakmak yıllar boyunda devam eder. Soruda ise on yılın başında bir yetim sofrasına oturan misafir önüne konan yemeği yiyebilir mi diye soruluyor. Yani ayetlerdeki yasakla hiç alakası yok. 

Çünkü “yetim” babası ölmüş buluğa ermemiş çocuk demektir. bu çocuk ikram edemeyeceğine göre annesi ikram yapıyordur. ve o yemek yetimin kadar annenin de hakkı. Yani kadın kendi yiyeceğini ikram ediyor sevap kazanmak istiyor. Elbette caiz. Hem anne diyelim ki Yetimlerin malından ikram yapmış olsun, neden yapar ? ne kadar yapar ? Yetimlerine ondan daha şefkatli kimse yok. ikram yapıyorsa demekki yapacak durum var, maslahat var, yetimleri mağdur etmek söz konusu değil. 

Yetim olan evde yemek yemek hem o aileyle yakınlaşmak, onlarla ilgilenmek demektir. Bugün on paralık yemek yer, yarın gelir on bin lira yardım eder. Yemeği yenmez olduğuna inanmak ise kişiyi uzaklaştırır ilgiyi koparır.

Tamam “yetim olan evde yemek yenmez!” demenin manası eğer kinayeli bir şekilde “dul kadın olan eve girilmez, sofraya oturacak kadar ünsiyet muhabbet kurulmaz” demek ise, bu hem mahremiyeti ihlaldir günahtır hem de mahallede dedikoduya “eve erkek alıyor” laflarına sebep olur” denilmek isteniyorsa bunun bir nebze haklılık payı var.

Ancak aşikar olan bu lafın çıkış sebebi yukarıda ifade ettiğimiz “yetim malını zulmen yemeyin” ayeti ile güya amel etmek ! Bu anlayış hatalıdır. Bu ayetin manası “yetim olan evde yemek yenmez” değil, Yetimin malına mirasına haksızlıkla çökmeyin” demektir

isa erdogan


[ حدثني يونس قال، أخبرنا ابن وهب قال، قال ابن زيد في قوله: ﴿ولا تقربوا مال اليتيم إلا بالتي هي أحسن﴾ ، قال:”التي هي أحسن”، أن يأكل بالمعروف إن افتقر، وإن استغنى فلا يأكل. قال الله: ﴿وَمَنْ كَانَ غَنِيًّا فَلْيَسْتَعْفِفْ وَمَنْ كَانَ فَقِيرًا فَلْيَأْكُلْ بِالْمَعْرُوفِ﴾ ، [سورة النساء: ٦] . قال: وسئل عن الكسوة، فقال: لم يذكر الله الكسوة، إنما ذكر الأكل.

Tefsir-i Taberi RA

 

 قَالَ عَطَاءُ بْنُ السَّائِبِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْر، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ قَالَ: لَمَّا أَنْزَلَ اللَّهُ: ﴿وَلا تَقْرَبُوا مَالَ الْيَتِيمِ إِلا بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ﴾ وَ ﴿إِنَّ الَّذِينَ يَأْكُلُونَ أَمْوَالَ الْيَتَامَى ظُلْمًا﴾ الْآيَةَ [النِّسَاءِ:١٠] ، فَانْطَلَقَ مَنْ كَانَ عِنْدَهُ يَتِيمٌ فَعَزَلَ طَعَامَهُ مِنْ طَعَامِهِ وَشَرَابَهُ مِنْ شَرَابِهِ، فَجَعَلَ يُفْضِلُ الشَّيْءَ فَيُحْبَسُ لَهُ حتى يأكله وَيَفْسُدُ. فَاشْتَدَّ ذَلِكَ عَلَيْهِمْ، فَذَكَرُوا ذَلِكَ لِرَسُولِ اللَّهِ ﷺ، فَأَنْزَلَ اللَّهُ [عَزَّ وَجَلَّ](١) : ﴿وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الْيَتَامَى قُلْ إِصْلاحٌ لَهُمْ خَيْرٌ وَإِنْ تُخَالِطُوهُمْ فَإِخْوَانُكُمْ﴾ [الْبَقَرَةِ:٢٢٠] ، قَالَ: فَخَلَطُوا طَعَامَهُمْ بِطَعَامِهِمْ، وَشَرَابَهُمْ بِشَرَابِهِمْ. رَوَاهُ أَبُو دَاوُدَ.

Tefsiri-i ibni Kesir RA

Yorum Yapılmamış

Bir Yorum Yazın