Mahmud Efendiye Atılan Sözler
İsmailağa Cemaati / 25 Mart 2026

Allahın Yüce Adıyla Rasulullah efendimizin sas vefatı akabinde nasıl ki İslam âlimleri hadisleri topladılar ve sahih zayıf mevzu şeklinde tasnif ettiler.. Bizim de İsmailağa olarak acilen Mahmud Efendi hz’ne ait sözleri toplama ve tasnif etme faaliyetine başlamamız gerek. Bunlar İsmailağa’nın ilmî heyeti eliyle bir kitapta toplanıp, icab ettikçe oraya müracaat etmelidir Zira belli oldu ki Mahmud efendi hz’nin halifesini kabul etmeyenler (cüppeli taraftarları) kendi tariklerini ispat ve teşyi’ için ya mevzu sözler uydurmaya veya mevcut sözleri mecrasından saptırma faaliyetine girişeceklerdir. Bir de internet mollaları -güya hizmet için- söz paylaşımı furyası içine girdiğinden yarım yamalak duydukları, hocalarından işittikleri kimi eksik kimi fazla lafları “efendi hazretleri buyurdu” etiketiyle yaydıklarından söz kirliliği oluşmuştur. Bu vb sebeplerden bu çalışma gecikmeden yapılmalıdır. Burada en önemli husus efendi Hazretlerine nispet edilen sözü ilk kim duydu, ondan kim aktarıyor bunu tespit edebilmek. Sonra da bakılır bu ilk ravi sağlam mı, zaptı güçlü mü.. rivayet tarihî ihtilaftan önce mi sonra mı.. rivayette yorum kokusu var mı yok mu..!? Ruhul Furkan dışında efendi hazretleri hakkında hiç bir yayın dergi kitap yokken biri bir kitap çıkardı “Ruhul Kelam” O vakit ismailağa vakfı efendi hazretleri adına bu kitaba yasak koymuş, bağlamından koparılmış mücerret sözler hatalı anlamaya sebep olacaktır denilmiştir.. Bundan sonra…

Mısıroğlu Mahmud Efendi Karşılaşması

Allah’ın yüce Adıyla  • “Şeyh Efendiler neden her isteyeni tarikata alıyorlar? • “Tarikat aslında havas işidir, avam işi değildir” 70 li Yıllarda Mahmud Efendi hz Üstad Kadir mısıroğluna ziyarette bulunmuş.. Kendisi anlatıyor :  Ben eskiden çok mürid toplayan şeyhlere kızardım ancak Mahmud Efendi’nin ikazıyla bundan vazgeçtim. Başımdan geçen bir hadise ile bunu size açıklayayım. Talebelik yıllarında Mahmud Efendi’yi ziyarete giderdim. Yine bir sabah ismailağada bulunurken oğlu Ahmet Hoca özel bir saik ile bana ilgi duyardı ve beni kahvaltıya davet etmiş idi. Kahvaltı sofrasında bir mürit kafayı bana takmış güya bana emri bil maruf yapıyor.. “Bazı dindar insanlar neden bu peygamberin sünnetini ifa etmezler neden sakal bırakmazlar” diyor. Bir demiyor iki demiyor, devamlı tekrar ediyor.. Sözün bana geldiğin anlıyorum. Ancak sabrediyorum. sonunda dayanamadım “sus mübarek buraya seni değil Efendi hz’ni dinlemeye geldik” dedim. Neyse oradan çıktım, otobüs durağına doğru gidiyorum bineceğim karşıya geçeceğim. Bir de baktım, o da yanımda! benim arkamdan gelmiş. Dedim ki Kadir bu sana imtihandır buna sabret. Geldi selam verdi Salamünaleyküm.. böyle kaba bir eda.. tam bizim yörenin adamı karadenizli. Aleykümselam. Ne iş yaparsın. Boş gezen’in boş kalfasıyım. Yok yok sen yazarlık yaparmışın. Onu okuyanlara sor. Sen ne iş yaparsın? Ben marangozum.. Derken Şeyhim Galip Efendi’nin bir sözü…

Canib Yavuz Efendi Hakka Yürüdü

Ölmeyen Diri Allah’ın yüce Adıyla Hacı Canib Yavuz abi 1952 yılında Erzurum İspir Aşağı Özbağ köyünde dünyaya gelir. 1979 yılında vatanından çıkar İstanbul’a hicret eder. Nasibinde Bağcılar’a bağlı Mahmutbey mahallesi vardır Hicret Camiinin canibine yerleşir. Burada ev elektrik tesisatı dükkanı açar, geçimini elinin emeği ile böyle kazanır. Mahalleye 4 katlı bir bina yapar. Canib abi 1995 yılında Fatih Çarşambada mukim asrın büyük kutbu Şeyh Mahmud Efendi ile tanışır. Bir anda ruhu onunla kaynaşır, ona mürid olur. Hayatı bundan sonra değişmeye başlar. Sünnet üzere sakal uzatır ki mahallede bir ikincisi yok. Kıyafet inkılabı yapar; batı-l avrupaî esvabını atar, nurlu cübbe şalvar ve sarığı kuşanır.. Yetmez, Şeyh Efendi’nin talimatıyla Canip abi mahallede bir medrese açması gerekmektedir. Kendi binasından daha iyi yer mi bulacak ! Derhal bir katını kız medresesi yapar.. Yetmez, Şeyh Efendi’nin talimatı “sen de çocuklarını medresede okutacaksın” şeklindedir. Hanımı da elhamdülillah bu yoldadır o yüzden Şeyh Efendi’nin buyruklarını tatbik etmek Canib abiye zor gelmez. Birini ikisini değil her üç oğlunu birden.. Alır, yine Mahmud Efendi hazretlerinin irşadıyla Hazretin küçük damadı Mahmut Eren hoca efendinin medresesine teslim eder. Çocuklarını böylece medresede okutur, onları ilim amel İhlas üzere yetiştirir hoca eder Yetmez, mahallede erkeklere yönelik din faaliyeti eksikliğini görerek binasının en alt…

Muhittin Ödemiş Hoca Kimdir ?

Allah’ın Yüce Adıyla Muhittin Ödemiş; Müderris, Fıkıhçı, Hizmet İnsanı, Yazar.. İsmailağa Camiası       Muhittin Ödemiş Hoca Mahmud Efendi Hz’nin medreselerinde ve tasavvuf yolunda yetişmiş bir hoca efendi  Aslen Kahramanmaraş Elbistanlı olan Muhittin Ödemiş Hoca Efendi 8 çocuklu bir ailenin en küçük evladı olarak 1976 yılında dünyaya gelir. Annesi ibadete düşkün ağzı dualı, eli tespihli saliha bir Anadolu annesidir. Ruyasında Muhittin Arabi Hz’ni görmesi üzerine oğluna Onun adını koyar. Muhittin hocanın adının hikayesi bu zuhurattır. Babası ve annesi Anadolu’nun uzak illerinde olmalarına rağmen Mahmud Efendi Hz’ne (sene 1970’lerde) daha Muhittin hoca doğmadan mürid olmuşlar ve kızlarını onun medreselerinde okutmuş hoca etmişlerdir. Ve Mahmud Efendi Hz bir emr-i bil maruf seferinde evlerine gelir, küçük Muhittin mürşidi olacak o Efendiyi ilk defa orada kendi evlerinde görür, elini öper, himmetini alır “Büyük hoca olasın” duasına mazhar olur. Muhittin hoca küçük yaşlarda yörenin en saygın, ilimde en yetkin ulemasından Seyda Abdullah Taylan’ın medresesine girer Sarf Nahiv belagat.. Arabi ilimlerde icazet alır. Sonra İstanbul’a, şeyhi Mahmud Efendi’nin medreselerine gelir  İstanbul’da İsmailağa medresesi programı başta olmak üzere müteaddit hocalardan ilim tahsil eder. Yusuf Ziya Gümüşel, Mehmet Savaş hoca efendiler ilim aldığı hocalardan başlıcaları.. İcazaetnameyi İsmailağa Medresesi üzerinden Mahmud Efendi Hz elinden alır. Muhittin hoca ilme ve…

Şaban Sadoğlu Hocaefendi Kimdir

Allahın yüce Adıyla Şaban Sadoğlu hocaefendi İsmailağa Tarikatı Mahmud Efendi Hz ihvanından Türkiye çapında büyük bir alim. 1990-2000 yılları arasında İsmailağa Camii içinde Mahmud efendi hz isteği ile yine Hz şeyhin nezaretinde Usul-u Fıkıh ve Tefsir dersleri vermiştir. icazetli medrese hocalarının katıldığı bu dersleri üstadı olması haysiyetiyle Şaban hoca efendi İsmailğada hocaların hocası konumundadır. Şaban Hocaefendi Sarf ve Nahivi doğu medreselerinde Tilloda almıştır. Bu bakımdan Doğu Üsulüne de İstanbul üsulüne de vakıftır, eksilerini artılarını bilir. Bu iki üsulü meczederek orta bir üsul ihdas etmiş ve buna “Hoca Üsulü” adını vermiştir. Bu üsul üzere yetiştirdiği kıymetli alimlerden Fesih hoca ve özellikle Yusuf Ziya Gümüşel hoca ilimdeki başarılarıyla temayüz etmişlerdir. İsmailağa tasavvufu, amel ve ihlası dairesinde ilim tahsil etmek isteyen talebeyi doğuya güneye gitmekten müstağni kılmış bu anlamda ismailağa medrese sistematiğine büyük katkıda bulunmuştur. Buna bir misal olarak 99 yılında Talha Alp talebeleriyle birlikte ilmini geliştirmek gayesiyle Pakistana gitmek için Mahmud Efendi Hz’den izin istediğinde Hz Şeyhin ilk tepkisi “ne gerek var burada Şaban hoca var” şeklinde olmuştur İlim Yolculuğu  Şaban hoca efendi Tillo ‘da Molla Burhan’da icazet aldıktan sonra şeriat ilimleri okumak için Molla Burhanın sevk ve işaretiyle Ohin’e gider Ohin ulemasından fıkıh ve Üsul-ü fıkhı ilmi tahsil ederek icazet alır….

Büyük Bayram Hoca Kimdir

Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla  Bayram Karamustafaoğlu veya Büyük Bayram Hoca 28 ekim 2024 günü ilerlemiş yaşına rağmen ismailağa’ya Fikrî Efendi Hz’ni ziyarete gelmesi ve hatm-i Hacegan’a iştirak etmiş olması üzerine.. 1938 doğumlu olan Büyük Bayram hoca Mahmud Efendi hazretlerimizin gençliğinde Of’ta açtığı medresenin ilk talebelerinden ve en kıdemli ihvanındandır.  Mahmud Efendi hz okutmuş yetiştirmiş ve icazetname alma işini hocası Allâme Dursun Efendiye tevdi etmiş ve böylece Bayram Karamustafaoğlu hoca efendi o hazretten icazet almaya şerefyab olmuştur  O Büyük Bayram hoca ki 2010’larda gördüğü zuhurat üzerine Efendi Hazretleri Hasan Efendi’yi halife tayin etmiştir. Zuhuratta “Mahmud efendiye söyle bir halife tayin etsin” buyurulmuş ve Mahmud Efendi Hazretleri birçoklarının rüyasına zuhuratına itibar etmezken Büyük Bayram Hocanın zuhuratını önemsemiş ve bu iş için kolları sıvamıştı. Şimdi o sayede silsilemiz muselsel olarak devam ediyor Elhamdülillah. Hasan Efendi Hz’nin döneminde kendisine rabıta hakkında sual edildiğinde “Ben Hasan Efendi’ye rabıta ediyorum” demekten çekinmemiş ve tarikatta olması gereken asıl şeyin yaşayan şeyhe rabıta etmek olduğunu acemi kıdemli cümle ihvana talim etmiştir  Neden Büyük Bayram Hoca? Cemaatte iki tane bayram Hoca olunca büyük Bayram hoca yaşça (şehid) Mektubatçı Bayram Ali Hoca’dan ileri olduğu için aralarını ayırmak için bu lakabı almış ve kendisine ‘büyük’ Bayram hoca denmiştir. Yaşça büyüklüğün…

Abdullah Ustaosmanoğlu Hakka yürüdü

Ölmeyen Hayy olan Allah’ın yüce Adıyla Abdullah Ustaosmanoğlu hocamız 17 ekim 24 Perşembe günü vefat etmiştir. Mekanı Cennet olsun derecesi ali olsun ailesinin başı sağ olsun sevenlerinin sabır mükafatı bol olsun Aile Fotoğrafı    Abdullah Ustaosmanoğlu hoca kimdir? Mahmud efendi hazretlerinin üç güzide evladından en küçüğüdür. Silsilenin 37. Şeyhi Hasan Efendi Hz nin de damadıdır. Mahmud efendi hazretlerinin torunları Muhammed Fatih ile Abdülhalıq hocaların da babasıdır. Abdullah hoca hayatı boyunca hastalıklar sıkıntılarla mücadele etmiş Allah’ın sabırlı mübarek bir kuludur. Onu devamlı düşünceli derinlere bakarken görürdük. Kırmızı kilise papazları tarafından Mahmud Efendi hazretlerine ve ailesine yapılan sayısız büyü sihir tılsımlar Efendi Hazretlerine belki Allah’ın himayesiyle zarar verememiş ancak bu saldırıların eserleri aile yakınlarında görülmüştür. ‘Abdullah hocanın bazı halleri bu muzır büyüklerin etkisi sonucu olabilir’ denilmiştir.  Bununla beraber Abdullah hoca asla evine kabuğuna çekilmemiş İslam’a hizmet ümmet-i Muhammed’e himmet yolunda daima ön saflarda bulunmuştur. İsmailağa’dan kalkan emr-i bil-maruf arabasının orta koltuğu daima Abdullah hoca için ayrılır, o bu seferlerden geri kalmayarak devamlı tebliğe, Anadolu’ya emr-i bil maruf’a çıkmıştır. Baştan sona meşakkat stres ve zahmet doldu bu seferlerin vazgeçilmezi olan Abdullah hoca babası gibi gitmediği, Anadolu’da karışlamadığı bölge kalmamıştır. Abdullah Ustaosmanoğlu hoca efendi tevazunum zirvesinde, kimsenin bir şeyine karışmaz, gönlünü Allah’a yöneltmiş ve…

Mahmut Eren Hoca Kimdir?

Bismillahirrahmanirrahim  Mahmut Eren Hoca; Müderris, Fakih, Hatip, Yazar ve Dava Adamı..  1970 Çanakkale Biga doğumlu olan Mahmut Eren Hoca İsmailağa Lideri Şeyh Mahmud Efendinin (oğlunun) damadı ve İsmailağa vakfı heyeti üyesidir. İsmailağa’nın ilmi faaliyetlerinde önemli bir isim olan Mahmut hoca İstanbul’da Erenler Vakfının kurucusu ve onursal başkanıdır da. Vakfın merkezi Fatih Çarşamba’da İsmailağa camiine 200 m mesafededir. Kariyeri ve Hayatından Kesitler  Mahmut Eren İstanbul’da üniversite okuduğu yıllarda Nakşibendi şeyhi Ustaosmanoğlu Mahmud Efendi Hz ile tanışır ve onun teklifi ile okulu bırakarak 1989’da ismailağa’ya Medrese okumaya gelir. Yüksek zekası ve üstün gayretleri ile kısa sürede kendini yetiştiren Mahmut Eren Medrese müfredatını tamamlar ve Mahmud Efendi Hz’nin icazeti ve tensıbi ile İsmailağa Taş (kubbeli) medresenin baş müdderisi ve müdürü olur (1992). Mahmud Efendinin merkez medresesi olarak bilinen bu Medresede bir çok ilim ehli hocalar, hafızlar yetiştirerek İstanbul içine ve Anadolu’ya gönderir ve Erenler Medrese teşkilatı kurulmuş olur. Mahmud Efendiye Damat Oluşu  Genç ve başarılı bu mollaya bir çok ihvan kızını vermek/evlendirmek istese de Mahmud efendi hz onları “siz Molla Mahmud’u bırakın onun sahibi var” diyerek durdurur ve nihayet kendi torunu ile onu evlendirerek onu damat edinir. Oğlu Ahmet Ustaosmanoğlu hocanın kızına münasip görerek nikahı bizzat kendisi kıyar. Hızır Efendi’nin şehadetiyle bir çok…

Mücadelede batınî duruş | NİYYET
İsmailağa Cemaati , Tahkikat , Tasavvuf / 22 Ağustos 2024

Mücadelede batınî duruş | NİYYET Bismillahirrahmanirrahim SOHBETLER’de hz Pîr de aktarır “imam Ali efendimiz bir harp esnasında düşmanı yere sere göğsüne oturur kılıcı kaldırır tam boynunu vuracakken müşrik yüzüne tükürür.. İmam Ali efendimiz derhal onu bırakır müşrik şaşırır. İmam Ali efendimiz “Ben seninle Allah için savaşıyordum şimdi ise nefsim karıştı seni nefsim hesabına öldürmezdim” der. İntibaha gelen müşrik bu hareketle imana gelir müslüman olur.. NİYYET kalbin amelidir ve bütün ameller nezdi ilahide onunla değer kazanır. O yüzden kişi kalbini, cihadını ifada temel çıkış noktasını daima murakabe etmelidir: Allah için midir şeytan için mi ? Tasavvufun ana gayesi de budur: Kalbi bozuk duygu ve niyyetlerden tasfiye edip ihlasa ermek Lîk bunu elde etmek, elde ettikten sonra da muhafaza etmek gayet müşkildir. Ashab içinde Rasulullah efendimize sual etmişler “Cihadında Allah’ın ecr-i mükafatı yanında halkca medh-i sena olunmayı da arzu eden mücahide ne var ? Rasulullah: “Ona hiç bir şey yok. hiç bir şey yok. hiç bir şey yok! Dikkat edin halisane Allah için yapılmış amel ancak Allah’a yaraşır, kabule şayan olur” buyurmuşlar [Buhari] İhlas kalbe oturmamış; hakikate vasıl olmamış bizim gibi kimesne ciddi tehluke ve hatar içredir. Hatta şu satırları kaleme alırken.. Bir makale, bir resim çekip yayınlarken.. Marifetname sahibi gençliğinde kitab…

Bizden Değildir..

Allah’ın yüce Adıyla  Mahmud Efendi Hz’nin Yolu aşk yolu nefret ve düşmanlık yolu değil, Düşmanlık eken bizden değil isterse adı büyük olsun ! Başlarken.. Siyonist İsrailin Filistin’de Müslümanları hunharca katlettiği, Avrupa Amerika’nın tam bir destekle zulmü, Müslüman katliamını desteklediği bu süreçte Müslümanları ayrıştıran herkes büyük bir vebal altındadır.  Bugün cuma hutbesinde vurgulandığı üzere müminleri mağlup kılan şey, ayrı ayrı olmaları. Çünkü bir olmayı Kur’an-ı Kerim bizzat emrediyor.  Ancak gel gör ki tarikat Şeriatı inceden inceye yaşamak demek iken.. Tarikat Şeriatı takviye etmesi gerekirken.. bugün tarikatı rabıtayı kimseye kaptırmayan bazıları Tarikatı bir ayrışma ve kavga vesilesi yapmışlar “onlar (ismailağa) bizden değil ! onların kursuna talebe verilmez ! talebelerine yardım edilmez !!” gibi kardeşi kardeşe kırdıracak tutum sergileyebilmişlerdir Herkes çocuğunu istediği bir hocaya istediği bir medreseye vermekte hürdür bu seçim caizdir. Ancak toplum önüne çıkıp sevmediği birine biat etti diye, müminleri ayrıştırmak ötekileştirmek ve “onlara talebe verilmez, yardım edilmez!” demek ve.. yardım eden zenginleri tek tek arayıp “parayı onlara vermeyin bize getirin” demek neyin nesi !? Bu Müslümanlar arasına fitne sokmaktır Müslümanları birbirine düşürmektir başka izahı yok  Bu tutumun ne İslam’la ne Şeriatla ne Tarikatla ne de Mahmud Efendi ile asla alakası yoktur. Bunu yapan eğer Cübbeli Hoca ise bu cübbeli hoca…

Neden İsmailağa?

İsmailağa’da kalmak için 10 sebep: Allah’ın yüce Adıyla  1) Çünkü İsmailağa bizim tekkemiz. insan Tekkesini Mekkesini terk eder mi !? Vefalı olmak Tekkeyi, Kritik Tepe’yi beklemeyi gerektirir 2) Çünkü İsmailağa bir camidir, Cami Allah’ın evidir, Allah’ın evi terk edilmez. “Ve çünkü mescitler Allah’a aittir artık Allah’la beraber kimseye dua ibadet etmeyin” Cinn:13 3) İsmailağa takva üzerine bina edilmiş camidir, içi doldurulmaya daha layıktır. Artık “İsmailağa’ya gitmeyin orada namaza durmayın, filanca yere gidin!” demek müminlerin birliğini bozmaktır, cemaati bölmektir. Cemaati bölmek muvafık olmaz. Hakiki müminler birlikten yanadır, bölücü yapılara iltifat etmezler. Allah Rasulü sas Medine’de yapılmış yeni bir mescidi müminlerin birliğini bozacak, darar verecek diye yıkmıştır.  4) İsmailağa camiini Mevlana Ali Haydar efendi Hz yaptırmış, yeniden tamir ettirmiştir. İsmailağa’da O hazretin yâdı hatırı hatırası var terk edilemez 5) İsmailağa Mahmud Efendi Hz’nin yarım asırlık camisidir. Mahmud efendi ile özdeş olmuş Mahmud Efendinin teni teri feyzi silueti nokta nokta ismailağa’ya işlemiştir. Öyle ki “İsmailağa’yı hatırlamak bile RABITA olmuştur” (irşad el-Müridîn) Mahall-i Rabıta terk edilemez 6) İsmailağa’da kalmak, namazı zikri fikri orada yapmak Mahmud Efendi Hz’nin bizzat emridir “Benim yokluğunda siz camiyi terk etmeyin burayı bekleyin” buyurmuştur. Onun yokluğunu fırsat bilip artık sizi oradan koparmak isteyenlere yüz vermeyin 7) İsmailağa bir ilim irfan…

Mahmud Efendi İhvanına Mektup

Allah’ın yüce Adıyla ‘Mahmud efendi hazretlerinin Yolu” 2017 yılından beri hizmet veren watsap grubumuz (Mahmud Efendi Hz’nin Yolu ve Davası) ‘nı takip edenler anladılar ve gördüler ki Şeyhimiz Mahmud Efendi Hz’nin müesses bir Yolu var. Hedefi “Sünnete ittiba, medreseler aracılığıyla Kur’an’a ve Şeriat ilimlerine hizmet ve Nakşibendi Tarikatında seyr-i sülûk” olarak özetlenebilecek o Yolu bu grupta madde madde tespit etmeye çalıştık. Yolun tespitinin ehemmiyetini 7 yıl öncesinden görmemiz ve daha Efendi Hazretlerinin sağlığında buna azmi gayret etmemiz Allah’ın bize tevfik ve inayeti oldu bunu tahdisi nimet olarak ifade ediyor ve Allah’a hamd ediyoruz. Asıl mevzumuz.. Mahmud efendi k.s hazretlerinin tartışmasız vekili/halifesi Hasan Efendi Hazretlerinin vefatı itibariyle İsmailağa Cemaati içinde birtakım fitne ve karışıklıklar baş gösterdi. Başını Cübbeli Hoca’nın çektiği bir grup İsmailağadan ayrılarak cemaatimiz ortadan ikiye (belki üçe) bölündü Bunlardan bir bölük -bizce ana gövde- İsmailağada kaldı diğeri kendilerine farklı bir mekan, oluşum ve isim edindiler. “Mahmud Efendi Hz Hasan Efendiyi, O da sağlığında Ahmed Fikri efendiyi tarikatta halife kıldı, dolayısıyla Fikrî Efendi İsmailağa’nın yeni şeyhidir biz ona biat ediyoruz” diyenler ismailağada kaldılar. Bunu inkar edenler ayrıldılar ve “bizim Mahmud Efendi Hz’nden başka Şeyhimiz yok, o halife bırakmadı. onun ruhu ve rabıtası bize yeter biz onun rabıtasıyla devam edeceğiz, bundan…

Tarikat müşriki | Ömer Keleş

Allah’ın yüce Adıyla  Abdullah Hoca* telefonda Ömer Keleş hocayı arar ve sorar  +Hocam siz benim hakkımda “ona talebe verilmez sohbetine de gidilmez” dediniz mi? ortalıkta böyle sözler dolaşıyor? Ömer Mahmutoğlu (Keleş) : Bu soruya cevap vermem için sana birkaç soru sormam lazım  +hocam buyurun sorun  -rabıtayı kime yapıyorsun ? +Mahmud Efendi Hazretlerine yapıyorum  -talebelerin kime yapıyor ? +onlar da Efendi Hazretlerine yapıyor  -o zaman çık Fikri Efendi’ye rabıta yapılmaz o Şeyh değildir onun şeyhliği sahtedir! diye ilan et  +Hocam ben sizin kadar cesaretli cüretkar değilim. eğer o bir şeyh ise mübarek olsun. Şeyh değil ise hesabını Allah’a versin ben ne diye çıkıp inkâr edeyim -tamam anlaşıldı Sen onu inkar edemiyorsun. senin ispat tarafın sağlam, nefi tarafın çürük!  Bu durumda sen tarikat müşriksin”  *  müstear isim – – – Tarikat müşriki 2 | Ömer Mahmutoğlu (Keleş) Ömer Keleş hoca o kadar büyük(!) bir hocadır ki onun muhakemesine göre Mahmud Efendi’yi şeyh olarak kabul etmiş biri eğer onun devamı olan Hasan Efendi’yi veya Fikrî efendi yi de kabul ettiyse ve çıkıp inkar videosu çekmiyorsa onu kelime-i tevhidin ‘nefi ispat’ cihetine kıyas ederek Tarikat müşriki ilan edebiliyor !  Bunlara göre kişi dünyada Mahmud efendiden başka şeyh kabul ediyorsa -Allah’tan başka ilah kabul eden…

Prof Bedri Gencer Hocanın Gözüyle İsmailağa

Allah’ın yüce Adıyla  ‘Samimî cemaatlerin birincil misyonu, âlim yetiştirmek için yatırım yapmak olmalıdır 29 Nisan 2024 Yıldız Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bedri Gencer İsmailağa hareketinin çağdaş İslâm dünyasında oynadığı benzersiz rol anlaşılamamıştır dedi. Röportaj: F. KOÇAK Mahmud Efendi ve Hasan Efendinin vefatları sonrasında yoğun bir şekilde gündeme gelen İsmailağa Cemaati üzerine camiayı yakından tanıyan Prof Dr Bedri Gencer ile konuştuk. İsmailağa cemaati, hangi geleneğe yaslanıyor? İsmailağa cemaati, Nakşibendî geleneğe dayanır. Türkiye gibi ideolojik akıl tutulmasının hâkim olduğu bir ülkede birbirine karıştırılan tarikat ile cemaat kavramları, ancak aralarındaki aynılık ve ayrılık ile tam anlaşılabilir. 1) Cemaat: Dünyanın bütün dillerinde “cemaat”, aslen “Allah’ın huzurunda toplanan insanlar, mabet (havra, kilise, câmi) topluluğu” demektir. Müminler topluluğu, câmide Peygamberin (s.a.v.) “arkasında” namaz kılarak kardeş ve cemaat olurlar. 2) Tarikat: Müminler topluluğu, câmi dışında da “tarikat-ı Muhammediye” denen Peygamberin (s.a.v.) “yolundan” (tarikat, sünnet) giderek kardeş ve cemaat olurlar. Bu yüzden “brotherhood=uhuvvet” kelimesinde cemaat ile tarikat mânâları birleşir. İki kavram arasındaki aynılık ve ayrılığı şöyle gösterebiliriz: Aynılık: cemaat: tarikat Ayrılık: tarikat >kol >cemaat Nakşibendîlik, tarikat, Gümüşhânevîlik, onun kolu, İskenderpaşa, onun cemaatidir. Bu fark, altın silsile denen şeyhler listesinde görülür. Nakşibendiye’nin altın silsilesi, 30. halkayı teşkil eden Mevlânâ Hâlid Bağdâdî’den (Kuddise Sirruhû) sonra ayrılır, Gümüşhânevî İskenderpaşa…

HASAN EFE ŞEYHTİR

ALLAHIN YÜCE ADIYLA KONU : Efendi Hz’nin Hilafeti Hasan Efendiye bırakma sürecinde yaşanan zorluklar, Silsilenin devam edeceği müjdesi ve Metin hoca merhumun şahitliği “Selamun aleyküm kıymetli kardeşlerim tarihte saklı bir olaya sizleri şahit tutmak için bu mesajı yazıyorum. Hasan Efendi Hz’nin halifeliğine (şeyh olacağına) dair Efendi Hazretlerinin kararını tebliğ ettiği heyet işi evrak ve imzaya dökmeye hazırlık yaparken Metin hoca rahmetliye bir telefon geliyor. Telefon Mahmud Efendi Hazretlerinden : “Ben hayattayım onlara söyle vazifemin başındayım daha ölmedim!” Telefonu alan Metin Hoca efendinin tansiyonu yükselir telaşlanır abdest alıp iki rekat namaz kılar hemen toplantının olduğu yere gidip Efendi Hz’nin sözünü tebliğ eder. Bir müddet sonra da Metin hoca ailesiyle Suriye’ye ilimini geliştirmeye giderler. Efendi hazretlerimiz tekrar telefon açtırarak bu defa Metin hocayı haneye davet eder “onu burada misafir edelim” der. Efendi hazretleri hanede bir ara Metin hocayla yanlız kalınca “Ne yaptın o telefonda söylediğimi ? diye sorar. Metin hoca “Onlara gittim söyledim” diye cevap verince Efendi Hazretleri buyurur ki “Heyetle ne karar aldıysak odur, beni sana zorla söylettiler. Ama bunu şimdi söylemeyelim. Beni zorluyorlar ‘Mehdiye bırak bu vazifeyi’ diye. Mehdiye kavuşursak tamam. Ama oldu kavuşamadık.. Silsile-i Aliyye yoluyla devam edecek tarikatımız” Metin hoca Haneden ayrılırken Şefik Hc ve Muhammed Keskin Hocaya…

Hasan Efendi’yi Uğurlarken

Yüce Allah’ın Adıyla.. CENAZE NOTLARI Hasan Efendi Hazretlerinin cenazesinde Recep Tayyip Erdoğan dan başka siyasi idari şahsiyet yoktu. Nerede oğul Erbakan? nerede Davutoğlu nerede babacan nerede i.oğlu !? Önümüzde seçim olsaydı bunlar mutlaka görünür oralarda boy gösterirlerdi. Ama böylesi daha iyi Bir Allah dostunun cenazesi riyakarların cesetleriyle kirlenmemiş oldu. Ama Tayyipe gelince.. her daim mazlumların yanında müminlerin arkasında dik ve sağlam duran oydu. O yüzden o gün de oradaydı. hesapsız garazsız.. Boşuna “Sen başımızda ol yeter” demedi hazret . Bu da bizden olsun “Allah’ım onu manevi ordularınla müeyyet eyle” Cenazede musalla taşında biri daha vardı Seyh Zeydani efendi Yemenden hicret etmiş Türkiye’ye gelmiş Allah’ın alim abid bir garip kulu. Ne bahtiyar ne nasipli bir zat imiş ki cenaze namazı Hasan Efendi ile aynı güne aynı vakte denk geliyor. Aslında cenazeler genellikle öğle namazında kılınırdı Hasan Efendi’ninki yetişmediği için ikindiye alındı Şeyh Zeydani Efendi’nin cenazesi de aynı, ikindi namazında kalktı ve o mahşeri kalabalık onun cenazesini de kıldı. Çift taraflı kazanç.. hem kılana hem de cenazesi kılınana.. bunca ağız bunca dua bunca şefaatçi İkindi namazı suhuletle eda edildi Fatih Camiinde ezan iki müezzinin müsenna tarzda okuyuşu ile sevaplar ikiye katlandı sanki iki cenazenin her biri için bir çağrı.. o esnada gözüm…

Hasan Efendi Hakka yürüdü
İsmailağa Cemaati / 22 Nisan 2024

Ölmeyen Diri Allah’ın yüce Adıyla.. انا لله وانا اليه راجعون  Mahmut Efendi Hazretlerinin vekili ve halifesi Hasan Efendi Hazretleri bugün 94 yaşında hastanede gözlerini yummuş ruhunu Rahman’a teslim etmiştir. Allah sırrını Mukaddes eylesin. şefaatine nail eylesin O Efendi Hazretlerinin Ebubekir’iydi, bu kapının Sıddıki idi.. “Hiç değişiklik yok, herşey aynı onun zamanındaki gibi..” diyordu sadıkane  Hz Sıddıki Ekber gibi iki sene ancak bu yükü taşıyabildi.. Şimdi Kapı Farukunu bekliyor gelecek, münafıkları dize getirecek.. Hasan Kılıç efendi kimdir? 94 yaşındaki Kılıç için İsmailağa Cemaati’nden yapılan açıklamada, “Şeyhimiz Hasan Efendi Hazretlerimiz (Kuddise Sirruhû) rahmet-i Rahmân’a kavuşmuştur. Ümmet-i Muhammed’in başı sağ olsun!” ifadelerine yer verildi. Hasan Efendi’nin cenazesi yarın (23 Nisan Salı) ikindi namazını müteakip Fatih Camii’nden kaldırılacak ve Sakızağacı Şehitliği’nde toprağa verilecek. İsmailağa Cemaati’nin manevi lideri Hasan Efendi vefat etti İsmailağa Cemaati’nin 94 yaşındaki manevi lideri Hasan Kılıç Hakk’ın rahmetine kavuştu. Kılıç’ın cenazesi yarın (23 Nisan Salı) ikindi namazını müteakip Fatih Camii’nden kaldırılacak ve Sakızağacı Şehitliği’nde toprağa verilecek. Peki Mahmud Efendi Hz’nin müridi ve halifesi Hasan Efendi kimdir, vekilliği nasıl ilan edilmişti? İşte Kılıç’ın hayatından öne çıkanlar HASAN KILIÇ EFENDİ KİMDİR? Hasan Kılıç Hoca 1929 yılında Trabzon Dernekpazarı’nda dünyaya geldi. Hafızlığını küçük yaşta tamamlayan Kılıç, daha sonra Of’ta Çalekli Hacı Dursun Efendi’den Arapça…

Şeyhliğin En Büyük Delili

Allah’ın yüce Adıyla  Biz 90’lı yıllarda İsmailağa’ya koşup Mahmud Efendi Hazretlerine intisap ettiğimizde kimseden bir delil sormadık “Mahmud Efendi şeyh midir vesikası var mı İcazeti var mı şahiti var mı?” demedik. Bizim için onun biat alması ve Tarikat dersi vermesi yeterliydi.. işte en büyük delil budur: Hasan efendi Hz el veriyor mu ? Ders veriyor mu ? veriyor. Bitti. Demekki Şeyhimizdir intisap edenleri Allah’a vasıl edecektir, önceden dersli olanların kalan yolunu tamamlatacaktır Hz Ebubekir ra Rasulullah efendimize sas iman ettiğinde delil sormadığı gibi.. Eğer iş ona buna sormaya delil aramaya kalsaydı yanmıştık.. Bir çok şeytan yolumuza çıkar bizi hakka varmaktan engellerdi. Eski ihtilafları yarım yamalak, doğru-yanlış şeyleri anlatır bizi engellerdi.. Onun hak(iki bir mürşid olduğunun) ayet ve alametlerini hem afaki olarak hem de kendi iç (vicdan)larında onlara göstereceğiz سنريهم اياتنا في الافاق وفي انفسهم حتى يتبين انه الحق  الذين اتناهم الكتاب يعرفونه كما يعرفون ابنائهم O kendisine kitap/ilim verdiğimiz (hocalar) var ya.. kendi öz çocuklarını tanır gibi onu(n hakiki bir şeyh olduğunu) bilir tanırlar “Allah’ın varlığı ve birliğine en büyük delil Allah’ın kendisidir” İmam Rabbani ks isa erdogan

Neler Değişti / Değiştirildi ?

Allah’ın yüce Adıyla Bir müceddit dünyadan geldi geçti. Biz şahitiz o görevini layıkıyla ifa etti O Allah’a çağırdı kullarını Allah’a yöneltti, Rasulullah’a tabi etti.. O zamanın küfrü ile bidatı ile mücadele etti Halkı Kur’ana yönlendirdi.. Ve bir gün ecel onun da kapısını çaldı. Ruhunu Rahmâna teslim etti. Allah’la arasındaki sırrı mübarek olsun. makamı en âli olsun Büyük zatların boşluğu büyük sorun olur.. Geride kalan büyük bir kitle vardır kitle üzerinde gözü olan emeli olan vardır devam ediyor..

Şoför Eyüp Ağbeyin Rüyası

Allah’ın yüce Adıyla Bu kapının ehemmiyeti şahsiyetlerinden muhterem Eyyub ağabeyi hatırlayın. Rahmetli Eyüp ağabey az değil 12 yıl Mahmud Efendi Hazretlerine hizmet etmiş onu ülkenin bir çok vilayetine vaaz ve sohbet mahallerine arabasıyla taşımış onun seve seve gönüllü şoförlüğünü yapmış bir fedakar.  Mahmud efendi hazretlerine gelişi Eyüp ağabey çok acaip bir rüya görür. Rüya can sıkıcı bir o kadar da gariptir unutulacak gibi değil. rüyasını tabir edecek bir zat aramaya durur. Danıştığı  insanlar buna “etse etse rüyanı Fatih Çarşamba’da Mahmud hoca var ismailağa camiinin imamı, o eder” derler. Kalkar İsmailağa’ya gelir. Bir namaz akabinde Mahmud hocanın önüne çıkar elini tutacak sonra rüyasını anlatacaktır. Efendi Hazretleri bunu görünce elini omuzuna atar 20 yıllık ahbabını görmüş gibi “sen geldin mi” der. Eyüp abi şaşırır kalır. Rüyasını da anlatamadan oracıkta öylece ayakta kala kalır.. …. yazılıyor isa Erdoğan