Soruyorsunuz: Hocam “eskiyen bir giysinin temizlik bezi olarak kullanılmasının bereketsizlik getireceği” Marifetname’de geçtiği söylenir, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerine atfedilen böyle bir söz var. Bu konuda Hadis veya Mahmud Efendi hazretlerimizin ks. uygulaması var mıdır ? Cevap Bismillahirrahmanirrahim Marifetnameye bakmak lazım nasıl demiş tam olarak ne kastetmiş.. Önemli olan fıkhın ne dediği. Çünkü biz fıkıhtan sorumluyuz. Fıkıh kitaplarında şöyle yazar: Bez, kumaş ile istinca etmek mekruhtur.” Yani tuvaletinde necaseti bez ile silmek mekruh, Şeriatça razı olunmayan çirkin bir iş. Sebebi bezin kıymetli bir şey olması. O yüzden kağıt ile istinca da mekruhtur yazı aleti kıymetli eşya olduğu için.. İstinca mekruh olunca artık bez ister sıfır olsun ister elbiseden koparma ikinci el bez olsun, mekruhtur. Bezle istinca etmek ile evin, mutfak banyo tuvaletin sair pisliklerini silmek eşit görüldüğü durumda yine mekruh dememiz gerekir.. Ancak böyle değil. Eğer o eski elbise çöpe gidecek, heder olacaksa kesip temizlikte kullanmak ona ikinci bir hayat vermek, israftan kaçınmak olacağından caizdir. Esasında eski elbiseleri fakirlere verip en güzel şekilde değerlendirmek gerekir. Böyle yapmak varken yırtıp temizlik bezi yapmak evet mekruh olur, her mekruh gibi bu da bereketsizlik sebebi olur. Ancak yırtık pırtık eski bir iç giysi (atlet, fanila) bunu bu zamanda hiç bir fakir kabul etmez hakaret…
Mücadelede batınî duruş | NİYYET Bismillahirrahmanirrahim SOHBETLER’de hz Pîr de aktarır “imam Ali efendimiz bir harp esnasında düşmanı yere sere göğsüne oturur kılıcı kaldırır tam boynunu vuracakken müşrik yüzüne tükürür.. İmam Ali efendimiz derhal onu bırakır müşrik şaşırır. İmam Ali efendimiz “Ben seninle Allah için savaşıyordum şimdi ise nefsim karıştı seni nefsim hesabına öldürmezdim” der. İntibaha gelen müşrik bu hareketle imana gelir müslüman olur.. NİYYET kalbin amelidir ve bütün ameller nezdi ilahide onunla değer kazanır. O yüzden kişi kalbini, cihadını ifada temel çıkış noktasını daima murakabe etmelidir: Allah için midir şeytan için mi ? Tasavvufun ana gayesi de budur: Kalbi bozuk duygu ve niyyetlerden tasfiye edip ihlasa ermek Lîk bunu elde etmek, elde ettikten sonra da muhafaza etmek gayet müşkildir. Ashab içinde Rasulullah efendimize sual etmişler “Cihadında Allah’ın ecr-i mükafatı yanında halkca medh-i sena olunmayı da arzu eden mücahide ne var ? Rasulullah: “Ona hiç bir şey yok. hiç bir şey yok. hiç bir şey yok! Dikkat edin halisane Allah için yapılmış amel ancak Allah’a yaraşır, kabule şayan olur” buyurmuşlar [Buhari] İhlas kalbe oturmamış; hakikate vasıl olmamış bizim gibi kimesne ciddi tehluke ve hatar içredir. Hatta şu satırları kaleme alırken.. Bir makale, bir resim çekip yayınlarken.. Marifetname sahibi gençliğinde kitab…
Allah’ın yüce adıyla.. “Şeriat, şirk, Cihat, Tarikat, Hizbullah, Biat, rivayet, tevatür, Efendi, Recep, Şaban..” Kirletilen kavramlarımızdan sadece birkaçı Şeytan ordusu (Hizbuşşeytan) bütün gücüyle saldırıyor. Ne ateşkes yapıyor ne musalaha. Saflarına kimleri katmamış ki.. Ateistler desitler kemalistler mealistler humanistler agnoistler panteistler..! Hepsi gönüllü olarak çalışıyorlar. Bütün gayeleri Allah’ın kullarını Allah’tan çalmak, şeytanın arkasına dizip cehenneme doldurmak! Ne kötü bir amaç ne kötü bir son. Ancak savaşın biçimi, kullanılan silahlar, stratejiler asırdan asıra değişmektedir. Bu asırda kullandıkları bir yöntem bize ait kavramları kirletmek. İçini değiştirip müminleri bu kavramlardan uzaklaştırmak “Şeriat, şirk, Cihat, Tarikat, Hizbullah, Biat, Rivayet, Tevatür, Efendi, Recep, Şaban..” Bunların hepsi Kur’an’a ait, İslama ait. kafirler eğitim kurumlarıyla, basın medya televizyon filim haber kanallarıyla yıllar içinde bu kavramların safiyetini kirlettiler ve halk nezdinde menfi çağrışımlar yapmalarını temin ettiler. “ŞERİAT” “Sonra biz seni Allah’ın emri gereği bir ŞERİAT üzerine koyduk, artık ona tabi ol, sakın bilmeyenlerin arzularına uyma” Cumhuriyetle birlikte en büyük saldırı bu mübarek lavrama “şeriat”a karşı yapılmıştır. Öyleki artık kendini müslüman diye tanımlayan niceleri bile bu kelimeden ürker olmuş, “Şeriat istiyor musunuz?” şeklindeki bir soruya sadece % 7 evet diyebilmiştir ! Halbuki “şeriat” Kuran hükümlerinin devlet ve millet eliyle tatbik edilmesi, Kuran’a dayalı bir yönetim sistemiydi. İmam Mahmud efendi hz’nin…
Türkiyenin 5. Diyanet Reisi olan Ömer Nasuhi Bilmen Rahmetullahi Aleyh gerçekten büyük ilim sahibi, ilmiyle amil ve takva bir zattır. Ve İsmailağa Tekkesiyle münasebeti Mevlana Ali Haydar efendinin Heyet-i Telifiye Dairesinde hem katibi hem yakın dostu olması.. Bu dostluğun neticesi ara ara İsmet Efendi Dergahına gelir Mevlana Ali Haydarı ziyaret ederdi.. Bu ziyaretler neticesinde Mevlana Mahmud efendi Hz ile tanışmış ve zühtünü ilmini cehd-i takvasını takdir ediyordu. O yıllarda camilerde mikrofon kullanımı yayılınca bir hayırsever İsmailağa Camiine de mikrofon tertibatı yaptırır ve İmam Mahmud Efendi hayırseverin gönlü kırılmasın için o an söktürmez. Ömer Nasuhi efendi bir ziyaretinde İsmailağadaki mikrofon hoparlörleri görür ve üzülür “Mahmudum sen de mi..” diyerek serzenişte bulunur. ve Mahmud Efendi hazretleri atmaya dünden razı, hemen söktürüp kaldırtır. O gün bugün ne namazlarda ne de ezanda hoparlör kullanmaz, ne kadar baskı da yapılsa, şikayet de edilse takvadan sünnetten taviz vermez. Ömer Nasuhi efendi de resmi makamlarda ve İsmailağa’yı müdafaa etmek gerektiği her yerde öyle dermiş “istiyordum ki İstanbul’da en az bir cami namazı Rasulullah’ın namazı heyeti üzere kılsın. Bu cami burası, Mahmud Efendinin camisi olmaya sezadır” Mahmud Efendi hazretleri de gerek müftülerin gerek cemaatlerin zaman zaman ettikleri bazen şikayet, bazen de öğrenme maksatlı “neden mikrofon kullanmıyorsunuz” sualine “Ömer…
Allah’ın Adıyla.. Müceddid kimdir nedir ve Mahmud Efendi Müceddid midir ? Onu müceddit yapacak hizmetleri nelerdir? عن أبي هريرة: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: إنَّ اللهَ يبعثُ لهذه الأمةِ على رأسِ كلِّ مائةِ سنةٍ من يُجدِّدُ لها دينَها • سنن أبي داود • Allah Rasulü sas buyurmuştur: “Elbette Allah her 100 yılın başında bu Ümmet için, onların Din işlerini yineleyecek Mücedditler gönderir..” [Ebu Davud: Sahih] Müceddid, bu Hadisi şerifte bildirilen, her asırda gelmesi müjdelenen Dini yineleyen zatlardır. Allah rasulü bu hadisinde peygamberler için kullanılan “ba’s” tabirini müceddit için de kullanmış ve bunun “ümmet için, ümmet yararına” olduğuna vurgu yapmıştır. Allah o ki yeni bir peygamber göndermeyecek, Ümmeti garip sahipsiz bırakmamak için mücedditler göndermektedir. Müceddid; unutulmuş, terk edilmiş İslâm dininin icaplarını, itikad farz vacip ve sünnetleri yeniden yaşamak ve yaşatmak suretiyle ihya eden ve küfrü, isyanı, kafire teşebbühü, haram ve mekruhları iptal ve imate eden yüksek alimler. Ve müceddid Mahmud Efendi Hz’nin de sarahaten bildirmesiyle “bir asırda birden fazla olabilir.”
ALLAHIN ADIYLA.. Trump başkanlığında Amerika yeni sömürüler yeni entrikalar peşinde. Avrupada Romanyaya dünya kadar savaş malzemesi yığdı. PKK nın Suriye kanadı YPG ye 300 Tır dolusu ağır silah verdi. ve son hamlesi belli oldu; Katarı, petrolünü gazını zenginliğini yemeye karar verdiler. Önce piskolojik zemin hazırlanıyor. 11 Eylül bahanesiyle Afganistanı yediği gibi.. öncesinde de Irakı.. Şimdi sıra Katarda.. Katarın teröre destek verdiği yaygarası başlatıldı.. Hem de komşu ve dindaş ülkeler elinden.. Katara saldırma konusunda dünya kamuoyunu kısa yoldan ikna etmek için. Çünkü bu yaygarayı Amerika İsrail yapsaydı plan deşifre olabilir dünya ikna olmazdı ! Bu durumda ülkeler yeni bir saf düzeni almak durumunda. Fazla seçenek yok. Amerika yandaşlığı veya Rusya-Çin taraftarlığı.. Ortadoğunun Sünni ülkeleri Amerikayı tercih ettiler. Üçüncü bir şık olabilirdi: İslam Ülkeleri Birliği.. Maalesef buna hazır değiliz. belki o SAVAŞ’ tan sonra.. Evet, önümüzde büyük bir SAVAŞ kaçınılmaz görünüyor. Akabinde gerçek bağımsızlığımızı elde edeceğimiz, İnandığımız ve hak ettiğimiz ADİL DÜZENİ kuracağımız bir kanlı savaş. Gerçek İSTİKLAL SAVAŞI. “Adil düzen mutlaka kurulacak ama kanlı, ama kansız” ERBAKAN r.ah: 1994 “Kuranî Düzen ihsan eyle Ya Rabbi..Kuranî Düzen ihsan eyle Ya Rabbi..Kuranî Düzen ihsan eyle Ya Rabbi..” İmam Mahmud Efendi k.s (1996 Çavuşbaşı külliyesi) Bu savaş arzulanan…