Sünnetlerin hikmeti nedir? Farz yetmez mi ?
Fıkıh , Sizden Gelen Sorular / 3 Aralık 2022

Allahın Yüce Adıyla.. Sual: Farzların içinde veya dışında yapılan sünnetlerin, kılınan nafile namazların hikmeti nedir ? Allah’ın emri (farz) Allah’ın rızasını kazanmaya yetmiyor mu? Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla Öncelikle sebep ve hikmet.. birbirinden farklı iki olgu olduğunu bilmek gerekir. İfa edilen sünnetlerin sebebi nedir” diye sorulsaydı cevap şöyle olurdu: Çünkü Peygamber Efendimiz (salat ve selam olsun) bunları bizzat yapmış veya yapılmasını tavsiye etmiş. Sebep budur derdik. Ve yine sebep Allah’ın ayetleri “Ey müminler Allah’a ve resulullah’a itaat edin” “Rasulullah’da sizin için güzel bir örneklik vardır” “Rasulullah’a itaat edenler ancak Allah itaat etmiş olur” “Kim peygambere karşı gelir ve müminlerin yolundan başka bir yol tutarsa onu gittiği yöne iteleriz sonra cehenneme yaslarız” ve benzeri Ayetlerin gereğidir.  Sebep konusu böyle. Ancak soruda geçtiği üzere işin hikmet’ine gelince. Burada hikmet, fayda maslahat demek. Doğrusu ilahi emir ve yasakların fayda yönü Allah ve Rasulü tarafından açıklanmadığı sürece bizler net ve kesin olarak bilemeyiz. Allah’ın Rasulüne farzların dışında da ittiba etmenin bazı faydaları evet Kur’an-ı Kerim’de açıklanmıştır.  “Peygamberim de ki eğer Allah’ı seviyorsanız bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.” Maide 31. ayeti kerimesinde iki fayda açıklandı Allah resulüne ittiba etmek yani sünnetleri ifa etmek Allah tarafından sevilmeye ve…

Yetim Olan Evde Yemek Yenir Mi ?

Soru: Yani babaları ölmüş yetimlerin evine dul kadının mahremi olan akrabası gelmiştir o kadın da sofra kurup ikram etmiştir.. Bu sofradan yiyebilir mi ? Buradan yemek yasaklanan yetim malı yemek midir ?  Cevap. Allah’ın yüce Adıyla Bu sofradan yemek helaldir, ikramı reddetme ve gönül incitme kabalığından kaçınmış olacağından yetimlere bir sahiplik kol kanat germe hissi tattıracağından sevap bile olur. En son ihtimal çıkarken çocukların eline harçlık verir, içinden yemeğin ücretine niyet eder  Yetim olan evden yemek yenmez” fikri bazı yörelerde yerleşmiş batıl inançtır. Doğrusu “Yetimin malını zulüm ve haksızlıkla yiyenler karınlarına ateş yemişlerdir yakında cehenneme sokulacaklar.” (Nisa:10) Bu ve benzeri ayetlerin nüzulü akabinde yetim barındıran Sahabeler RA yetimlerin sofralarını yemeklerini ayırmış büyük bir külfetin altına girmişlerdi. Yetimler kendi sofrasından yiyor onlar ayrı yaptıkları yemelerini yiyorlar, yetimlerin yedikleri önde yemedikleri icabında bozuluyor.. Yetim bakmak bir işkenceye dönüşmüştü. Geldiler Rasulullah Efendimize arz ettiler. sas “Yetimlerin malına ahsen suretle olandan başka yaklaşmayın” “Yetimlerin malını zulmen yiyenler karınlarına ateş yemişlerdir..” Ayetlerinden murad-ı ilahinin bu olmadığı inen şu ayetle ifade edildi “Sana yetimlerden soruyorlar de ki onların maslahatına çalışmak en iyisi.. Ama eğer onları kendi aranıza katarsanız onlar (din) kardeşleriniz. Allah bilir, bozguncuyu ıslah ediciden ayırt eder (merak etmeyin) (Bakara: 220) Bu ayet nazil olduktan…

itikaf Nedir Ne Zaman Girilir ?
Dini Hüküm , Fıkıh , İslami hayat / 21 Nisan 2022

Allah’ın yüce Adıyla.. اعتكاف itikaf, kendini vermek, bir yere kapanmak, mukaddes bir yere kapanıp ibadetle meşgul olmak, bir yerde sürekli kalmak, kendini soyutlamak” manalarına gelir Din istılahında itikaf ibadet kastıyla bir mescide girip orada bir süre kalmak, zaruret olmadıkça dışarı çıkmamak. Sünnet olan itikaf Ramazan ayının son on gün ve gecesi yapılan itilaftır, kişi bunu adamış olursa vacip olur Bu sene (2022) sünnet itikaf Perşembe akşamından başlamaktadır Kuran’da İtikaf “Biz ta o zaman bu Beyt’i, insanlar için bir sevap kazanma ve bir güven yeri kıldık. Siz de Makamı İbrahim’den kendinize bir namazgah edinin. Ayrıca İbrahim ile İsmail’e şöyle ahid verdik: “Beytimi, hem tavaf edenler için, hem ibadete kapananlar (itikaf edenler) için, hem de rükû ve secde edenler için tertemiz tutun!” Bakara:225 “..Bununla birlikte siz mescitlerde itikafta iken eşlerinize yaklaşmayın..” Bakara 185 Hadislerde İtikaf Kadir Gecesi’nin Ramazan’ın son on gününde olduğu ağırlık kazanınca, Allah Resûlü de itikâflarını bu günlerde yapmaya başladı. (Buhârî, İtikâf, 1) “Resûlullah mescitte keçeden yapılmış küçük bir Türk çadırında itikâfa girerdi.” (Müslim, Sıyâm, 215) Hazreti Ayşe’den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber, vefat edinceye kadar Ramazan’ın son on gününde itikâfa girmiştir. Vefatından sonra eşleri itikâfa girmeye devam ettiler. (Buhârî, İtikâf 1; Müslim, İtikâf 5) Yine Hazret-i Ayşe anlatıyor: “Resûlullah…

Altın Takmak Erkeğe Neden Haram ?

Allahın Yüce Adıyla Bu soru islamda olan bir haramın sebebini yani ilmi tabirle mesnedini sormaktır.. Bu haramın sebebi, mesnedi Allah Rasulünün haram etmiş olmasıdır. Bir eline ipek diğer eline altın alarak “bu ikisi ümmetimin erkeklerine haram edilmiştir” buyurarak Allahın bunu bize haram ettiğini duyurmuştur. Altın erkeğe haram olma sebebi bu açıklamadır. Ancak şimdilerde insanlar sebep, illet, hikmet, maslahat nedir bilmediklerinden aralarını ayırt edemezler ve “sebebi nedir” derken aslında hikmetini sormak isterler.. Doğrusu Şeriat bizlere hela-haramı beyan etmiş, ancak bunların hikmetlerini çoğunlukla açıklamamıştır. Bu da “bilmemizin gerekli olmadığı” manasına gelir. Rabbimiz Allah bizden koşulsuz teslimiyet beklemektedir ki kulluk da budur: teslim olmak. Şimdi Allah ve Rasulü sas bir şeye haram dediyse bizim için iş bitmiştir biz orada noktayı koyarız neden nasıl” gibi sorular sormayız, sormamalıyız çünkü bu sorularda itiraz kokusu vardır. “Aklına yatmadıysa yapmayacak mısın” derler adama. Yine de bazı duyduğumuz hikmetlerden açıklayalım: Altın süstür, zinettir. Erkeğin bu tarz takılarla süslenmesi erkeklik fıtratına aykırıdır. o yüzden altın süsler kolye bilezik küpeler erkeğe caiz olmadığı gibi bunların gümüş veya bakır olanı da erkeğe caiz değil, çünkü bu tarz süslenme kadına benzemektir “ALlah kadına benzeyen/özenen erkeklere lanet etmiştir” Bir başka husus, derler ki “erkeğin altın kullanması onda kadınsı tavır ve duygular peyda ediyormuş..”…

Kaza Borcu olan Sünnet Kılamaz Mı ?
Dini Hüküm , Fıkıh , Hanefi Fıkhı / 17 Kasım 2021

Soru: Bazı kitaplarda “Allah kaza borcu olanın kılacağı nafile ibadeti kabul etmez, o boşuna yatıp kalkar” yazılıymış. Doğrusu nedir ? CEVAP: Biz İmam Azam Ebu Hanife Radıyallahu Anh’ın tabiileri olarak her hususta kendi imamımıza tabi olacağız ve üzerimizde kaza borcu olsa da revatib sünnetleri mutlaka kılacağız. Bir ibadeti kabul edip etmeyeceğine sadece Allah karar verebilir ve Allah kendi kararlarını bize Kur’an ya da hadisler yoluyla bildirir. Ne Kuran’da ne de hadiste “kazası olandan sünnet kabul etmem” şeklinde bir bildiri yok. Demekki bu beşer sözü. Bazı beşer öyle demişse gam değil, İmam Azam da böyle demiştir : “Sünnetler kılınacak, makbuldür” Bu elbette daha isabetli olandır. Hem şimdilerde o “kazası olan nafile kılamaz” sözü onlarca suistimal edilmektedir. Kılmadığı nice farz namazların kazasını üzerinde dururken bir kişi nafile ile meşgul olamıyorsa başka hiçbir abes işle de meşgul olamaz. Bu kişi oturup video izleyemez, kahve içemez, keyif çayı içemez, farz olan nafakası için çalışması ve yeterli bir uyku dışında devamlı kaza namazı kılması gerekir” demektir. Ama onlar ne yapıyorlar ? her türlü video oyun filim eğlence keyif boş durmalar.. Sonra sıra Rasulullah’ın (salât ve selâm olsun) sünnetini yapmaya gelince “olmaz, kılamam benim üstümde kaza borcu var!?” Yuh. Bu apaçık cürümdür, bu çifte cinayettir !…

Yatsı Namazının İlk Sünneti

Soru: Yatsı namazının ilk sünnetine dair Hadis var mı, birileri yok” diyorlar. Eğer yoksa bizler Dinimizi yaşama konusunda nasıl hareket etmeliyiz ? CEVAP: Bizler -müslümanların avamı- dinimizi hadislerden ayetlerden değil İslam Müctehitlerinin hazırladığı fıkıh ve ilmihal kitaplarından öğrenebiliriz. Dini yaşantımızı belirlemede meseleyi Kuran ve Hadise yükseltmek müctehitin işidir. Müctehit alimler işin mutfak kısmını 1000 sene önce tamamladılar ve bizlere hazır sofralar halinde sundular. Bu itibarla Fıkıh ve ilmihal kitaplarına müracaat ettiğimizde yatsı namazı öncesinde 4 rekat gayri müekked bir sünnet namazı olduğunu görmekteyiz. Gayri müekked sünnet demek müstehab demektir. Müstehab ise yapılırsa sevap olan yapılmazsa kınama dahi olmayan güzel ameldir. İslam alimleri Dinin kaynaklarında bu manayı tespit etmişler ki “var” diye kitaba yazmışlar. Rasulullahın asrına en yakın çağlarda, İslam Şeriatının hükümferman olduğu, ilim amel ihlas ve takvanın zirve olduğu bir dönemde yaşamış koskoca müctehit alimlerin bir sünnet için “var” demesi, onlardan bin sene sonra gelen, demokrasi, cehalet, bilgi kirliliği, dünyacılık, bencillik, fikir bulanıklığı, niyet bozukluğu hastalıklarının hüküm sürdüğü laik bir toplumda ortaya çıkan avamların “yok” demesinden çok daha güçlü ve sözleri çok daha itibara şayandır.. O derece ki mukayese dahi edilemez ! Peki bu müctehitler yatsının müekked olmayan ilk sünneti için “var” demeleri neye dayanmaktadır ? İşin bu kısmını doğrusu…

Ömer Nasuhi Bilmen ve İsmailağa

Türkiyenin 5. Diyanet Reisi olan Ömer Nasuhi Bilmen Rahmetullahi Aleyh gerçekten büyük ilim sahibi, ilmiyle amil ve takva bir zattır. Ve İsmailağa Tekkesiyle münasebeti Mevlana Ali Haydar efendinin Heyet-i Telifiye Dairesinde hem katibi hem yakın dostu olması.. Bu dostluğun neticesi ara ara İsmet Efendi Dergahına gelir Mevlana Ali Haydarı ziyaret ederdi.. Bu ziyaretler neticesinde Mevlana Mahmud efendi Hz ile tanışmış ve zühtünü ilmini cehd-i takvasını takdir ediyordu. O yıllarda camilerde mikrofon kullanımı yayılınca bir hayırsever İsmailağa Camiine de mikrofon tertibatı yaptırır ve İmam Mahmud Efendi hayırseverin gönlü kırılmasın için o an söktürmez. Ömer Nasuhi efendi bir ziyaretinde İsmailağadaki mikrofon hoparlörleri görür ve üzülür “Mahmudum sen de mi..” diyerek serzenişte bulunur. ve Mahmud Efendi hazretleri atmaya dünden razı, hemen söktürüp kaldırtır. O gün bugün ne namazlarda ne de ezanda hoparlör kullanmaz, ne kadar baskı da yapılsa, şikayet de edilse takvadan sünnetten taviz vermez. Ömer Nasuhi efendi de resmi makamlarda ve İsmailağa’yı müdafaa etmek gerektiği her yerde öyle dermiş “istiyordum ki İstanbul’da en az bir cami namazı Rasulullah’ın namazı heyeti üzere kılsın. Bu cami burası, Mahmud Efendinin camisi olmaya sezadır” Mahmud Efendi hazretleri de gerek müftülerin gerek cemaatlerin zaman zaman ettikleri bazen şikayet, bazen de öğrenme maksatlı “neden mikrofon kullanmıyorsunuz” sualine “Ömer…

İmam Intikal Tekbirlerini Geciktirebilir mi ?
Dini Hüküm , Diyanet , Fıkıh / 30 Ağustos 2021

Soru: Bazı imamlar cemaatten acele edenleri düşünerek intikal tekbirlerini hareketin sonunda getiriyorlar. Maksat “cemaatin imamdan önce ruku ve secdeye gitmemesi” Diğer hocalar ise hareket başlar başlamaz “Allahu Ekber” diyorlar. Doğrusu nedir? Cevab: Fıkıh kitaplarımızda yazar: “ومن سنن الانتقال أن يكبر مع الانحطاط ولا يرفع يديه؛ لما تقدم.. (البدائع الصنائي ل إمام ابو بكر الكاساني) “Intikalin sünnetlerinden biri de düşüş (eğilme) ile birlikte tekbir almasıdır..” [Bedâiğu Ssanâî] Sünnet olan, tekbiri intikalle birlikte almak olunca, bunu intikalin sonuna veya ortasına geciktirmek de elbette sünnete muğayir olacaktır. “Cemaat imamdan önce gitmiş olmasın” gerekçesi bir sünneti tebdil etme izni vermez bize. çünkü ibadetler teabbüdîdir ictihada mesağ yoktur. Bunun çaresi cemaati terbiye etmektir. “Ey cemaat ne kadar ecele etseniz imamdan önce gidip imamdan önce kalksanız yine namazı erken bitiremezsiniz ancak namazınızı ifsad etmiş olursunuz” demelidir. Şunu tecrübe ettik: eğer imam namazı tadili erkânda mübalağa ederek ağır ağır kıldırsa cemaat buna alışıyor ve tekbir sesini duymadan hareket etmiyor. Ayrıca cemaatin erken hareketi genelde ruku ve secdeye giderken oluyor, kalkarken değil. Hadislerdeki tehditler ise erken gidene değil, erken kalkana.. Dolayısıyla ruku secdeye erken giden cemaatin namazında aslında sıkıntı yok. “و عجلت إليك رب لترضي” Son olarak (Birinci safta ve imamın hizasında olan dışında) Cemaat, imamın hareketini ancak…

Cami İmamının Aldığı Maaş Helal mi ?

Kuddûs olan Allahın Adıyla.. Kısa cevap: Evet imam, hatip (vaiz), müezzin ve Kur’an öğreticisinin aldığı maaş 4 mezhebe göre caizdir helaldir. Devlet gelirinin karışık olması durumu değiştirmez Açıklama Yüce Allah kullarına emretmiştir: Size verdiğimiz rızıkların helal olanlarından pak olarak yiyiniz.” Allah Rasulünün hadis-i şerifi: Kişi el emeğinden daha teniz bir rızık yememiştir, nitekim Allahın nebisi Davud aleyhisselam elinin emeğini yerdi” Açıklama: Evet, yüce yediğimize dikkat etmenizi ancak helal ve temiz planı yememizi buyurur. laikliğin hüküm sürdüğü bir ülkede devletin verdiği maaşın saf-i pak olduğunu iddia etmek ise zordur. Çünkü içki zina kumar faiz gibi haramlar serbest ve bunlardan alınan vergiler hazineye karışmakta, her türlü memur, asker polis öğretmen ve din adamlarının maaşlarına bulaşmaktadır. Elbette bu bizler müminler için bir zül ve ayıptır. Düzeltilmesi gereken önemli bir konudur. Ancak bu durum sadece din adamlarının maaşı için geçerli değil, maaşını ister devletten alsın ister almasın Türk lirası banknot kullanan herkes için geçerlidir.  Bu işleri düzeltmek için müminler bu davaya en yatkın siyasi kadroları desteklemeli ve yılmadan onlara hakkı tavsiye ederek o yüksek hedefe ulaşmalıdır. Bakınız müminlerin reyleri ile en azında içki ve kumar özelleştirilerek devletin uhdesinden çıkartıldı ve böylece Millet bu melanetleri irtikap etmekten kurtulmuş oldu. Daha güçlü bir kamuoyu ve daha…

Oruç ve Ramazan ile İlgili Sorular
EĞİTİM , Fıkıh / 14 Nisan 2021

Yeni bir hizmete imza attık ve >> TIKLA  telegram << programının sunduğu test imkanını Dinimizi Öğrenmeye vesile ettik. Ramazan ayını idrak etmemiz vesilesiyle Oruç hakkında test usulü sorduğumuz sorulara cevap vermek için sen de ücretsiz sorgusuz telegram >>İlmi Cevaplar<< grubumuza katıl ve farz olan ilmihalini öğren. BeN biliyorum diyorsan kendini sına çünkü nice bildiğini iddia edenler sorulara yanlış cevaplar verdiler. >> Gruba Katıl << 

Abdest Önlüğü Üzerinden Sünnet-Bidat Tartışması

Allahın Yüce Adıyla Soru: Abdestte kullanılmış su “necis” olduğu gerekçesiyle abdest önlüğü kullanan müslümanlar var ve tam zıttına buna “Bidat” diyenler var, bu işin hakikati nedir ? CEVAP: Abdest önlüğü, lavabodan abdest alırken kişinin önüne takarak giydiği ve namaza giderken çıkardığı bir giysi, bez parçası. Önlüğün Kurandan Delili: “Ve elbiseni temiz tut” Müddessir:4 Önlüğün Sünnetten delili: Helal haram bellidir ancak arada şüpheliler var ki insanların çoğu onları bilmezler. kim şüpheliden kaçınırsa ancak o dinini ve şerefini korumuş olur. Kim şüpheli şeylere dalarsa onun harama düşmesi yakındır…” Buhari-Müslim Açıklama: Abdestte kullanılmış suya biz kesin “necis” demiyoruz, ancak “Necis olabilir” diyoruz. Çünkü Imam Azam o suya necis demiştir1. Bu durumda üstüne çırayan o kirli su en azından şüphelidir. Şüpheliden kaçınmak ise Dinde ihtiyat ve takvadır. Demekki önlük kullanmak takvadır. Sahabeler diyelim ki önlük veya pamuk kullanmamış olsunlar.. Bu, onu bidat yapmaz. Çünkü onların bizde olduğu gibi yüksek lavabo ve tazyikli muslukları yoktu. Onlar abdesti yere çömelerek su kırbası veya maşrabayla ve gayet itina ile alıyorlardı.. Bu çömelme, kırba ve itina da bir korunma şeklidir. Demekki o sudan korunmalıdır. Bu asırda ise lavabo musluk kullanıyoruz. Bu yeni abdest aletleri yeni tedbirler almayı da beraberinde getirmiştir. ve işte takva bir cemaat o müstamel sudan…

Abdest Önlüğü Kullanmak

Allahın ismiyle.. Soru: Abdestte kullanılmış su “necis” olduğu gerekçesiyle Abdest önlüğü kullanmak hakkında ne dersiniz? “Bidat” diyenler var, cevabınız nedir ? Önlüğün Kurandan Delili: “Ve elbiseni temiz tut” Müddessir:4 Abdest önlüğü kullanmanın Sünnetten delili: “..kim şüpheliden kaçınırsa ancak o zaman dinini ve şerefini korumuş olur..” Buhari-Müslim Cevap: Abdestte kullanılmış suya kesin “necis” demiyoruz, ancak “Necis olabilir” diyoruz. Çünkü Imam Azam o suya necis demiştir1 Şimdi eğer o su necis ise, demekki elbiseye sıçraması namaz için sakıncalı. Sahabelerin R.Ahm bu zamanda olduğu gibi yüksek lavabo ve tazyikli muslukları yoktu, Onlar abdesti yere çömelerek ve gayet itina ile alıyorlardı.. Bu da bir korunma şeklidir. Bu asırda ise lavabolar ve tazyikle su akıtan musluklar kullanıyoruz. Bu yeni abdest aletleri yeni tedbirler almayı da beraberinde getirmiştir. ve işte takva bir cemaat o müstamel sudan korunmak için önlük kullanmayı tercih etmişlerdir. Sahabenin yerde itina ile abdest alması ile önlük kullanmak arasındaki ilişki ortak hedef/illet’e hizmet etmesidir yani o sudan (mâ-i müsta’melden) korunmaktır. Dolasıyıyla önlük islamda var olan bir gayeye hizmet ettiği cihetiyle bidat değil, müstehap olur. Tıpkı sesi daha uzağa ulaştırmak için namazda ezanda hoparlör kullanmak gibi. Sesi uzağa ulaştırmak islamın hedefidir.. eskiden dama çıkmak bunun aracı iken şimdi ise hoparlör kullanmak bir araçtır. Gaye…

Pandemi/Maske İlmihali | Soru Cevap

Allahın Yüce Adıyla.. Bu yazı korona virüs salgınının dünyayı sardığı ve yüzlerimizde maskeyle dolaşmak zorunlu olduğu bir zamanda yazıldı. Pandemi/Maske ilmihali Soru 1: Hocam ağzımda maske var.. esnerken yine elimle ağzımı kapatmak zorunda mıyım yoksa maske yeterli mi ? يا شيخ عند ما ارتدي الكمامة، إن أتثائب فهل علي أن أضع يدي علي فمي أم الكمامة يكفي ؟  Cevap 1: maske yeter Soru 2: Hocam camide 2şer metre mesafe ile saf tuttuk ve ancak ön safta gördük ki iki kişi arasında 4 metre var, bir kişi girebilir yani.. oraya girmek gerekir mi yoksa arka saflarda da kılabilir mi ? Cevap 2 : arkada kılabilir, o yere geçmesi evladır Soru 3: Musafaha yapmak sünnet.. “Eller birbirine değdiği anda günahlar dökülür..” Pandemi sebebiyle ise şimdilerde temassız selamlaşma yapıyoruz.. bu sevabı almış oluyor muyuz? المصافحة سنة و “حين تلاقي اليدين تسقط الذنوب..” و الآن نحيي عن بعيد من أجل الوباء. فهل لنا الأجر الموعود ؟؟ Cevap 3 : musafaha sevabını tam alır çünkü niyeti tam Soru 4: Namazda sessiz kıraatin ölçüsü kulak okuduğunu işitmek.. ağzımda maske olduğu için ne okuduğumu duyamıyorum. Kendim ve belki yanımdakiler duyacak kadar biraz daha sesli okusam olur mu ? ومن شروط القراءة الخفية في الصلاة النهارية سماع أذنه. وحيث كان علي فمي…

ZEKAT NASIL HESAPLANIR

Allahın Yüce Adıyla Müslüman nisab miktarı mala, yani 85 gram altın veya o kadar para, veya o değerde satılık, yatırımlık ticaret malına sahip olduğu günü iyi tespit etmeli, kenara yazmalı. O güne zekat miladı denir. Zekat miladı üzerinden bir sene geçince kırkta bir zekat vermek farz olur.  Şöyle ki : Ahmet’in zekat miladı mesela Ramazan ayı 1440 yılı olsun. 1441′ in Ramazan ayı olduğunda Ahmet bakacak elinde ne var ? 110 gr altın ederinde parası var. Ne kadar borcu var ? 10 gram altın ederinde. Borcunu nisabdan düşer. Demekki 100 gramlık zekat malı var. Bu 100 gram altının kırkta birini zekat olarak verecek. Yani Ahmet 2.5 gram altın verecek. Not: Nisaba malik olduğu gün (zekat miladı) ile zekatı ödeme günü arasındaki iniş çıkışlar önemli değil. Bu süre içinde elde ettiği bütün zekat malları, yeni olsun eski olsun, nisaba katılmalıdır. Yani zekat ödeme vaktinden bir gün önce eline bir mal girişi olsa onu da nisaba ilave eder. Bundan sonra her sene zekat miladı gününde elindeki mala bakar, borcunu düşer, kalan malın %2.5’ini yani kırkta birini zekat olarak verir. Nisaba malik olduktan sonra iflas etse sıfırı tüketse, sonra yeniden sahip olsa milad yenilenmez. eski miladı geçerlidir. Ahmet dilerse zekat ödeme vaktini geri…

Kasko Sigortası Caiz mi ?

Hocam “kasko yaptırmak caiz mi?” sorusuna alimlerimizin verdiği “kasko caiz değil” fetvası üzerine bazıları şöyle itiraz ediyorlar : “Kasko yaptırmak bir tedbirdir. Tedbir almak tevekküle aykırı değildir. Sebeplere yapıştıktan sonra tevekkül edilir. Tedbir almak, sebeplere yapışmak da dinimizin emridir” Buna cevabınız nedir ? Kasko yaptırmak tedbir olarak değerlendirilir mi ? Cevap: Bismillahi.. Arkadaş hak ile batılı birbirine karıştırmış. Evet tedbir almak lazım. Dinimiz tedbiri elbette emreder. Ancak faizi kumarı hırsızlığı da yasaklar, haram eder. Bu itibarla “belki ileride fakir olurum şimdiden tedbir alayım” diyen bir kişi nasıl ki kumara faize hırsızlığa gidemez ise.. “Belki kaza ederim bir tedbir alayım da kaskoya gireyim!” De diyemez. Çünkü Allah “Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin” buyuruyor. Batıl yol: hırsızlık rüşvet faiz kumar.. Kasko nedir peki, Batıl yol mudur ? Alimler incelemiş ve batıl olduğunu tespit etmişler. Çünkü evvela kaskoda faiz var. 10 bin lira veriyorsun sonra “kaza yaptım hadi bana 50 bin lira öde !!” Nereden geldi o 40 bin ? Kimin parası bu !? Bin lira verip 1 lira fazlasını istesen bu 1 lira faizdir haramdır. Ikincisi kaskoda kumar var. Çünkü verdiğin paranın akıbeti meçhul. Ya hiç kaza etmeyip zarar edecek ya da daha fazlasını alacak.. Bu yönüyle de kumardır. Kazaya karşı tedbir…

Sorularınız ve Cevaplar 7

04.04.2019 Abdullah Öteki: Hocam vadesiz altın hesabı caiz mi..hesaba para yatıracak hesapta altın görünecek – İsa hoca cevaplıyor : “Faizsiz banka ise caiz.” der Mehmet Savaş hoca 04.04.2019 Abdülkadir : Hocam bir işyeri olan arkadaşımız eşini kendi işyerinden sigortalı göstermiş ve eşi doğum yapmış devlet doğum parası 5500 tl veriyormuş bunu almamız caiz midir diye soruyorlar – İsa hoca Cevaplıyor: Alır. Çünkü devletin çalışan kadına doğum teşviki verip evinde çocuklarının başında kalana vermemesi adil değil.. ve diğer sebepler.. 604.04.2019 Abdullah biri : Hocam recm kuranda geçiyor mu ? şeriatta olması gereken ceza bu mu eşcinsellikte ? – Isa Hoca Cevaplıyor: Recm cezası, başından nikah geçmiş zina edip itiraf eden veya 4 adil şahit ile suçu ispat edilen kişilerin evet Kurandaki cezasıdır. Ancak recm ayetleri lafzan nesh edilmiş, hükmü ise baki kalmıştır. Yani Allah ayeti indirmişti sahabeler recim ayeti okurlardı, ancak Allah kelimelerini kaldırdı lakin recmin gereğini, geçerliliğini korudu. Lut kavminin çirkin amelini işleyen kişilerin cezası şafi mezhebince aynen zinakarın cezasıdır. Bekar ise 100 sopa, evli ise recmedilerek idam edilir. Hanefi mezhebince bunların cezası tazir dir. Tazir, ölüm de olabilir daha hafif bir ceza da olabilir. Duruma göre hakim hükmünü verir. 05.04.2019 – Abdussamet: hocam kurasız işçi kasap olarak hacca gitmek…

Çarşaf Her Mü’mine Hanıma Gereklidir

Çarşafın Kuran kıyafeti olduğu gerçeğini mantıkî delillerle ispat Özet: Allah kadınlara tesettürü emretmiştir. Bunda şüphe yok. Tesettür örtünme demektir. Şu halde bir kıyafet ne kadar çok örtücü olursa Allahın emrine o denli sarılmak olacaktır ki bu çarşaftır. Çünkü en çok örten kıyafet budur. Açıklama: Ahzab:59 ..ve müminlerin kadınlarına da söyle üzerlerine cilbab çeksinler.. Ahzab:53 ..ve Nebi eşlerinden bir şey soracağınız zaman perde arkasından sorun. Bu kalplerin temiz kalması için daha uygun.. Nur:60 evlenme ümidi kalmamış kocakarı da olsalar kadınlar iffetli davranıp dışarı kıyafetini kuşanmaları daha iyi olur.. Ahzap:33 Peygamber eşleri eğer takva olmak istiyorsanız.. dahi evlerinizde oturun önceki cahillik döneminde ki gibi süslenip sokağa çıkmayın Bu ayetler ekseninde Tesettürün varlığını herkes kabul ettiğine göre, şimdi mantık ve akıl konuşacak: Tesettür s-t-r kökünden gelir ve örtmek gizlemek demektir. Insanı başkalarının gözünden gizlemenin aracı 3 şeydir: ev, perde ve kıyafet. Burada konumuz 3.sü yani dışarı kıyafeti. Malumdur ki “örtme, örtücü olma” vasfında kıyafetler içinde en düşük olanları var ve en yüksek olanları var. En düşük olanlar üç çeşittir. 1) Tülden imal edilmiş transperan gibi şeffaf kıyafetler. Bunlar boydan olsalar da cesedi örtmez gösterir. 2) sterç gibi dar olanlar. Bunlar da cesede yapışır ve kadın fizikini belli eder örtmemiş olur. 3) Dekolte kıyafetler….

Güncellemeye Dair: El-Kavl-il Güncêl

Allah’ın yüce Adıyla  Türkiye müminlerinin emiri “Sen başımızda ol yeter” tebcilinin muhatabı o zat irticalen yaptığı bir konuşmada “İslamiyet’in güncellenmesi gerektiğinden” bahs etmiş, ve anlayışı kıt bazıları bu sözünden onu vurmak, gözden düşürmek hevesine kapılmışlardır. Doğrusu, bir müminin ettiği lafı müminler mümkün mertebe hüsnü zanla tevil ederek onu istikamet dairesi içinde tutmaya çalışmalıdır. Doğru yol budur. Bu yazı bu maksada mebnidir Güncelleme.. yani bugüne uyarlama. Kadim İslam literatüründe karşılığı olmayan bu yeni kelime bazı dînî ahkâmın zaman ve zemine göre yenilenmesi “ictihad” “Tecdid” veya “Teysir” şeklinde anlaşılabilir. Osmanlı imparatorluğu’nun son devrinde Osmanlı alimlerinin çıkardığı “mecelle-i ahkam-ı adliye” isimli şaheser’de “Ezmanın tegayyuru ile ahkamın tegayyuru inkar olunamaz” denilerek zamana göre dini hükümlerin değişebileceğine vurgu yapılmıştır.  Sayın cumhurbaşkanı güncelleme derken bunu kastetmiştir diyerek meseleyi burada noktalayabiliriz. Konuya ilgi duyanlar için şöyle devam edelim Dinde tecdid/teysir tarihi Vahyin İnişine kadar uzanır. Kuran aslında Tevrat Zebur ve İncilin güncellenmesidir. Kuran içinde de Allah bazı ayetleri ‘nesh’ edip yerine başkasını indirerek ilk güncelleme işini bizzat kendisi yapmıştır. Mesela namazlar 2 rekat farz iken 4 rekat olmaya güncellenmiştir. İçki domuz eti serbest olmaktan haram olmaya güncellenmiştir. Zekat 1/4 den 1/40 olmuştur  Her asırda yeniden yazılan Kuran Tefsirleri İslamı günün anlayış ve idrakine sunmak için olup bir…

KURANDA MEZHEP

Allahın Yüce Adıyla 1) Kur’an’a göre mezheplerin meşru oluşu : “Ama bizim uğrumuzda mücadele edenleri, elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz..” [Ankebut 69] • Bu Ayette Allah kendine varan YOLLARIN birden fazla olduğunu ifade etmektedir. Demek ki İslam birliğini sağlamak yolu teke indirmekle değildir, bilakis hedefi teke indirmek iledir. Müminlerin ortak hedefi Allah’ın Adını yüceltmek olduğu sürece ittifak içinde olacaklardır. Mezhep: Gidilen yol demektir. 2) Kurana göre mezhebe bağlı olma gereği : “Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygamber’e karşı çıkar, müminlerin yolundan başkasına uyup giderse onu saptığı yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir gidiş yeridir.” [Nisa 115] • Bu Ayette Allah Müminlerin yolunu bırakıp başka yollara gidenleri cehennemle tehdit eder. Müminler 14 asırdır İslamı mezhepler dahilinde yaşamış, mezhepleri kabul etmişlerdir. Mezhebi inkar etmek Kuranın tefsirini teke indirmek olacak ve bu tutum elbette Müslümanların yolundan çıkmak olacaktır. Çünkü Müminler Kuranın sayısız tefsiri olduğu yönünde görüş birliği içindedir. 3) Kurana göre “Müctehid bir alime uymak” gerektiği : “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de..” [Nisa 59] • Bu Ayette Allah emir (iş) sahibine de itaatı emreder. İdareciler emir sahibi olduğu gibi alimler de emir sahibidir. Arapçada ’emir’ iş durum vaziyet…