Bismillahirrahmanirrahim Mustafa İslamoğu’nun Kur’an’ı anlama metodu kitabı çelişki ve tutarsızlıklarla doldu.. O kitaptan notlar: 34 03:25 Mustafa islamoğlu çelişkilerle dolu.. hem “Kuran çok açık der, hem de “dünyada en çok okunup da en çok anlaşılmayan kitap Kurandır” der. şu halde ya açık değil ki anlaşılmıyor ! veya anlaşılıyor (ehli sünnet gayet anlamıştır) ama senin anlayışına uygun düşmediği için onu doğru anlayıştan saymıyorsun! “ 08:35 Mustafa bey kitap ehlini şirke nispet etmiştir, bu önemli bir ayrıntı, çünkü kurancılar arasında tartışmalı bir konu bu. en azından mustafa beyin ehli kitap şirk içinde cennete gidemezler dediğini burada görmüş olduk, kenarda dursun ileride lazım olacak bu” 11:52 M. i.oğlo sayfa 31de “Mushaf sahibi olduğu bilinen sahabiler Hz Ali Hz Ömer..vs” demiş saymış ancak bunların hiçbiri hakkında mushaf sahibi oldukları kesin tespit edilememiştir. Nüzul sırasına göre kuran inşa etmek için sanırım bu zayıf habere sarılmış 12:13 M. Maymunoğlu (evrime/maymundan gelmeye inandığı için böyle demek içimden geldi) Namazın şekli ve rekat sayısının hadislerle sabit olduğunu inkar ettiği için buna Kuran dışında bir kaynak aramış ve “namaz tarihi seyir içinde bu ümmete Yahudilerden geçmiştir diyebilmiştir! ve delil! olarak da bundan 400 sene önce haham ben abraham adlı bir yahudinin çıkardığı “resimlerle namaz kitabını” öne sürmüştür. Halbuki onlar…
Allahın yüce adıyla, İslâm ve İslâm Tarihi 1) Ehl-i Sünnet itikadı ve ibadet şeklinin hakim olduğu günümüz İslamı birileri tarafından “Emevi dinî” “Emevi İslam’ı” yaftalmasıyla karşı karşıya. Güya Hz Muaviye gerçek İslamı bozarak farklı bir din uydurmuş ve onu kabul ettirmiş biz de bunun devamı imişiz ! Soru: Bu gibi iddialara yeterli ilmi cevapları hazırladık mı, gençlere orta yaş ve ileri yaş gruplarına doğruyu anlatabildik mi? 2) KURANI KERİM Türkiyede neden 200’ün üstünde Kuran meali var ? Bunların hangileri hak (ehli sünnete uygun) hangileri batıl (apokrif) ? Heva ve cehalet ürünü ? Diyanet işleri başkanlığı bu konuda bir çalışma yaptı mı ? Apokrif (batıl) mealleri açıkladı mı ? Kuran ayetleri sayısı neden farklı ? zemahşeri 6666 demiş bunu nerden çıkarmış..? besmeleyi de saymış olsa 6236 + 114 eder yine 6666 yapmaz. Bazı tek ayetler diğer kıraatlerde 2 veya 3 ayet sayılır dense.. bunlar hangi ayetler ? sağlaması yapılmış mıdır ? yoksa 6666 ifadesi bir takdir, yaklaşık bir rakam mıdır ? Fatiha suresi kesin 7 ayet. Hanefi mezhebinde besmele-i şerif, Fatihanın ayeti olmadığı halde hanefilerin mushaflarında neden besmele 1. ayet diye kodlanmış ? neden kimse bunu düzeltmiyor “gayrilmağdubi..” 7. ayet olarak kaydetmiyor ? Kuran ferdi içtimai bütün mesail ve meşakile çaredir,…
Ölmeyen Hayy ve Kayyum olan Allah’ın yüce Adıyla Sual: Hocam Üstad Kadir Mısıroğlu’nun vefatından sonra onun alieyhinde konuşan sözde dindar kesimler türedi. Bunlardan kimi yok o İngiltere’ye kaçmış biri derken kimi de kitapları gıybet dolu diyerek tenkit ve iftira tukrüğüne tutmuşlar.. Konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz Allah’ın yüce Adıyla Asıl gıybet ve iftira senin bu yaptığın” derim Üstad Türkiye tarihinde gelmiş geçmiş en büyük araştırmacı tarihçi. Türkiye’deki putçuluk fikriyatı ile mücadele etmiş en tesirli mücahitti derim Üstadı sevmeyen kişiler ya puta heykele prestiş olmuşlar ya muhipleri, veya bazı gafil nurcular, veya birtakım iran seviciler veya Erbakancılar, ya da cahil ve gafil Kürtler olarak 5 kısım içinde değerlendirilir Bunların hepsinin üstad Kadir Mısıroğlu ile kuyruk acısı vardır 1) Puta prestiş olanlara gelince Bunların üstadı neden sevmediğini söylemek gereksiz. Çünkü üstad hayatı boyunca put ile mücadele etmiştir kalbinde m.kamale karşı zerre kadar sevgisi olan benim kabrime cenazeme gelmesin demiştir 2) Bediüzaman Sait Nursi nun takipçileri üstadı neden sevmediğine gelince.. Bunlara göre Bediüzaman Said Efendi, hiç kimseden bir hediye almadan, maaşsız, gelirsiz mahza Allahın fazlı ile kerametvarâne yaşamıştır.. Kadir Mısıroğlu ise Said Efendi’nin yakın bir arkadaşından nakille “..Aslında o Sultan Abdülhamit’ten Van’da medrese yapmak üzere yüklü bir miktar altın aldığını bu altınlarla hayatını idame ettirdiğini..”…
Allah’ın yüce Adıyla Göz doktoruna hayasız bir avrat geliyor, kocasına açması gerektiği etini butunu açıp saçıp teşhir etmiş ortalıkta dolaşıyor.. Göz doktoru Allaha ve ahiret gününe iman etmiş, helala harama riayet eden dürüst bir mümin. “Hazır ocağıma düşmüş şunun bir güzel rontgenini çekeyim!” dememiş, Gözden içeri girecek haramın kabirde mahşerde gözlerine kalbine nasıl ateş ve işkence olacağının farkında.. Dürüstlük burada ki inancıyla ameli birbiriyle uyum içinde. İçi dışı bir. Doktorumuz ben bu hastaya bakamam deyip arkasını dönüyor yani Peygamberimiz gibi davranıyor. Hz Rasulullah sas efendimiz baldızı Esmayı ince bir tülbent içinde görünce arkasını dönmüş ve onu uyarmıştır. “Ya Esma Mümine bir hanıma şurası (avuç içi) ve şurası (yüzün azı) hariç görünmesi helal değildir” Hâlbuki tülbent sadece başında idi, ve belki boynunu sisli buğulu şekilde istem dışı gösteriyordu. Bu vb ise etini budunu bütünüyle kasıtlı açıyor ve bunu şeytani bir davanın gönüllüsü olarak yapıyorlar. Batıl davaları bu: Biz Kemalistiz, laikiz, Müslüman bir idareci istemiyoruz helal haram sınırlarını kabul etmiyoruz. O yüzden onların reddettiği sevmediği herşeyi kasıtlı olarak yerine getiriyoruz..!!” Yani olay kesinlikle ‘kadının beğenilme takdir görme’ arzusuyla ilgili değil. Çünkü bu tarz giyimlerde bunu kimse takdir etmez şeytan ve dostları dışında. Eski İstanbul’da ilk defa kısa etekle dolaşan Ermeni bir kadındı…
Allah’ın yüce Adıyla Soru: hayvanlara vurulan sakinleştirici iğnelerin zararları nelerdir Kurbanlık hayvana bu iğneyi vurmak caiz midir? Hayvanlara uygulanan sakinleştirici iğneler (sedasyon veya anestezi amaçlı kullanılan ilaçlar), belirli durumlarda gerekli olsa da, her ilaç gibi potansiyel zararları ve yan etkileri olabilir. Bu zararlar, kullanılan ilacın türüne, dozuna, hayvanın yaşına, genel sağlık durumuna ve ırkına göre değişiklik gösterebilir. İşte sakinleştirici iğnelerin potansiyel zararları ve dikkat edilmesi gerekenler: Genel Riskler ve Yan Etkiler * Solunum Problemleri: En sık görülen yan etkilerden biridir. Özellikle yüksek dozlarda veya hızlı enjeksiyonlarda solunumun yavaşlaması (hipoventilasyon) veya kısa süreli solunum durması (apne) görülebilir. * Kardiyovasküler Etkiler: Kalp atış hızında düşüş (bradikardi), kan basıncında düşüş (hipotansiyon) veya kalp ritminde bozukluklar (aritmi) oluşabilir. Bazı ırklar (örn. Boxer köpekler) kardiyovasküler yan etkilere daha duyarlı olabilir. * Vücut Sıcaklığında Değişimler: Vücut sıcaklığı geçici olarak yükselebilir veya düşebilir (hipotermi). Hipotermi, anestezinin etkisinden çıkmayı ve doku iyileşmesini yavaşlatabilir. * Mide-Bağırsak Sorunları: Kusma, iştahsızlık, mide gazı veya bağırsak hareketlerinde azalma gibi yan etkiler görülebilir. * Nörolojik Etkiler: Aşırı uyku hali, sersemlik, denge sorunları, titreme, istemsiz göz hareketleri (nistagmus), kas sertliği, konvülsiyonlar veya epileptiform nöbetler nadiren de olsa ortaya çıkabilir. Bazı ilaçlar, hayvanlarda ajitasyon, huzursuzluk veya tam tersi aşırı hareketlilik gibi davranış değişikliklerine neden olabilir….
Allah’a sığınırım şeytanı racîmden Şevval ayı ile birlikte şeytanlar yeniden salındı. Şeytanla savaş tekrar başladı. “Şüphesiz şeytan size düşmandır artık siz de onu düşman edinin” Bu ayet şeytanı tanımayı ve ona karşı gardımızı almayı emreder. Cismi görünmeyen sesi duyulmayan bir şeytanı nasıl tanıyabiliriz ki ? Onu yaratan ve alın pençemini elinde tutan Allah’a kulak vererek. Hasılı Kur’an okuyarak. Kur’an ve Sünnetin tanıttığı kadar bilmek yeterli olacaktır. Kur’an şeytana karşı farkındalıkla başlar (eğûzü) ve yine şeytandan bahisle biter (Nâs) Demek ki çok önemli, üzerinde çok durulmalı Adıyla başlayalım. Şeytan-ı racim veya iblis.. aslında gerçek adı bunlar değil. Azazil olduğu söylenir. Peki neden azazil demiyoruz da şeytan diyoruz ? Çünkü Allah ona bu adı verdi. Biz Allah’ın tarafındayız. Rabbimiz ne yaparsa aynen kabulümüzdür. O bizim iyiliğimiz için yapar. Şeytan kovulmuş, tard edilmiş demek. Adını her işitmede onun Allah ile ilişiğinin kesik olduğunu hatırlamamız içindir bu ad. İblis ise umutsuz, Allah’ın rahmetinden ümidi kesik demek. Bu adda onu tanımaya sebep olur. Burada büyük bir ders var; adını hak etmeyen ve toplumu Allah yolundan çıkaran kötülük önderlerine uygun yeni adlar takmalı ve bu çirkin adlarla anılmalıdır, put, başput gibi Kuran’da şeytan hakkında söylenen bir isim/sıfat da Garur, yani aldatıcı. Diğeri ise Tağut, yani azgın,…
Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla Kanser “kötü hastalık demeyin bir hastalık ki seni şehit ediyor O kötü olmaz” İmam Mahmud Efendi Hz ismailağa’dan dramana inen yokuşta bir nalburcu ile sohbet ettik “Bir yakınımı bazı şikayetleri üzerine hastaneye götürdük bağırsak üzerine tahliller analizler derken çok stresli günler geçirdik ve nihayet üzücü haberi verdiler bağırsak kanseri. Tamam kadere ilahi takdire inancımız teslimiyetimiz tam lakin insan işte üzülüyor.. adeta yıkıldık. üzerinden bir gün geçti bizde ne moral var ne uyku var ne iştah.. 24 saatimiz böyle geçti derken bir telefon geldi hastaneden çağırıyorsunuz derhal doktorunuzu görürüz” Buyurun doktor bey bizi çağırdınız. Evet çok özür diliyoruz sizden kusura bakmayın yanlışlık olmuş sizin tahlilleriniz tertemiz” Biz öyle bir sevindik ki o gün ilan ettim Fatih’te ne kadar Kur’an Medresesi varsa gelsinler bütün ihtiyaçlarını ücretsiz vereceğim..” Buradan ne anladık kıymetli okuyucular? demek ki tıp da yanılır bilim de yanılır. Yanılmayan sadece Allah’tır Allah’ın kitabıdır. Hem bilimin yanılması bu şekil hata ile değildir sadece. bilim kasıtlı hatalar da yapar, yani sizi aldatır. mesela kanser vb bazı hastalıklar için tedavisi yoktur der diyabet romatizma migren gibi hastalıklarda sizi ömür boyu ilaca mahkum etmesi bir hatadır ve yalandır. Çünkü Peygamber Efendimiz “Allah bir dert indirmedi ki onun devasının…
Allah’ın yüce Adıyla İmam Zernuci talebenin adabı ve ilim tahsilinde başarılı olma yollarını anlattığı şaheseri Talim-ül Muteallim isimli kitabında aktarır : “Ulemadan bir zat hasta olur uzun süre derslere gelemez, bütün talebeleri ziyaretine gelirler, ikram ederler, duasını alırlar ancak biri var hiç uğramaz.. Hoca Efendi iyileşir, derse başlar o gelmeyeni görür sorar “neden hiç gelmedin? Der ki “annemin hizmeti ile meşgul oldum” o vakit o alim der : ترزق العمر ولم ترزق العلم “Uzun ömür sana nasip olur ama ilimden nasibin olmaz” İmam-ı Zernuji der ki “Aynen dediği gibi oldu, onun hayatı köylerde geçti bir türlü ilim halkası kuramadı, talebe/alim yetiştiremedi Bu kıssadan alcağımız ibret: Üzerimizde hakkı olanları ihmal etmemiz, kalplerini kırmamız, bize mahrumiyet olarak geri dönecektir. Buna göre •Anne babayı ihmal eden, ömrün bereketini göremez •Hocalarını ihmal eden, ilmin bereketini bulamaz •Meşayıhımızı ihmal edenler, onların himmet ve feyzinden mahrum kalır, seyr-i sülukta, manevi yol ve terbiyeden geri kalırlar Bu minvalde Mevlana Ali Haydar Efendi ks müritlerinden darıldığı bir kişi için: “O bir tesbih çekemez bir la ilahe illallah diyemez Beni sevmiyor ki diyebilsin !” demiş Buradan anlaşılan “müridlerin evradını günlük yapabilmesini şeyh efendinin gönül himmetine teveccühüne bağlıdır. Şeyh efendiyi gücendiren mürid o himmet ve teveccühü alamaz ve manevi seyrinde…
Allah’ın yüce Adıyla KÂBE veya BEYTULLAH Yeryüzünde Allah’ın Zatını temsil eden tek bina. O yüzden ibadet ona doğru yapılır, o yüzden Kâbeyi ziyaret Allah’ı ziyarettir, Hacer’i istilam etmek ise Allah’ın elini saygı ve sevgiyle öpmektir. Kabe, Allah’tan başka ilah olmadığı ve ibadetin yalnız Allah’a yapılacağını ifade eder. O yüzden “alemler için bir Hidayettir çok mübarektir” (3:96) Kabe yeryüzünde insanlığın faydasına yapılmış ilk yapı ilk Mescit (3:96) Adem aleyhisselama kadar uzanır. Zamanla duvarları yıkılmış etrafı ıssız kalmış ta ki Hz İbrâhim gelir temellerini bulur Oğlu hz İsmail ile üzerine duvarlarını yeniden örer Kâbeyi yükseltir. (2:127) Mekke döneminde Rasulullah efendimiz (salât ve selâm ederim) namazını Kabeye doğru kılar. Medine’ye geçince li-hikmetin yüzünü Beytilmakdis’e dönmesi emredilir. 17 ay da o cihete doğru kılar namazını. Sonra Rasulullah efendimizin yoğun talep ve duasıyla yeninden Kabe’ye dönerler (2:145) Bu değişiklikler çok hikmetler ihtiva eder, iman edenle tereddüt eden, ittiba edenle isyan eden birbirinden ayrılır (2:143). Ve ayrıca bugün bize atılan bir iftira “Müminler Kabe’ya ibadet ederler! Kâbe haşa ki bir sanem!” olmadığı, bilâkis Allah’ın emriyle bir kıble olduğu aleme ilan edilmiş olur. O yüzden namaz kılan mümin evinde kıble cihetine Kabe resmi, maketi koyması bidattır.. doğru değildir. İmam Mahmud efendi hazretlerine Kabe motifli bir seccade sererler…
Allah’ın yüce Adıyla “Oy vermek küfür şirk..!” lafları için ne dersin ? Cevap: Bu laf hakiki müminler için geçerli değildir. Hakiki mümin oy verirken de mümindir çünkü Allah’ın hükümlerini tasdik eder, yeryüzünde geçerli olması gerektiği bilir, ister itikad eder. “Kim Allah’ın indirdikleriyle hükmetmez (tasdik etmezse) işte onlardır fasıklar/zalimler/kafirler” Bu iman ve tasdik ile oyunu Allah’ın rızasına en yakın adaya verir. Bunu göremezse dalalet ve fesadı en az olana verir. Ehveni şerri ihtiyar ederek daha büyük şerden sakınır ümmeti sakındırır Ama kim Allah’ın ahkamına itikad etmez, dünyada geçerli olmasını istemez.. o hangi hizbe oy verirse versin, istese oy vermesin fark etmez o zaten müşriktir. “Eğer onlara itaat ederseniz müşriksiniz” (6:121) Allah’ın hükümlerini yeryüzünde geçerli kılmamızı emreden Ayet hangisidir? Cevap: Her cuma hutbesinde hatip minberden inmeden okuduğu “Allah size adaleti emreder..” ayeti bize apaçık Şeriatı geçerli kılmamızı emretmektedir. Çünkü adalet ancak Kurana dayalı hukuk ile mümkündür. İsviçre Fransa’dan toplama şeyler asla adalet değildir, buna adalet gözüyle bakanlar yolunu şaşırmış dalalet ehlidir. O yüzden her mümin Adaleti hakim kılmayı; Kuranî düzeni tesis etmeyi canı gönülden arzulamalı ve bunu için çalışmalıdır. seçimler bunun için ancak bir vesile bir basamaktır. Seçimi vesile değil maksat gibi görenler de yolunu şaşırmış zavallılardır Fikir eylem itibariyle Şeriata daha…
Allahın yüce adıyla.. Ateistleri ikna etmek gibi bir görevimiz yok, Allah hiç bir Peygambere böyle bir görev vermedi. Ey Nebi git filanca dinsizi ikna et” demedi. Bilakis görevimiz “TEBLİĞ”etmek, KURAN hakikatlarini açıklamak, günün idrakine sunmaktır, başka değil. Yüce Allah Kuran-ı kerimin bir çok mahallinde “Ey Rasul sana indirilen Kuranı var tebliğ et” buyurmuştur. Tebliğ posta memurunun tebliğatı gibidir. Eline (kulağına) teslim eder çekilir. Bu mütevazi sitemizde bizim yaptığımız işte bir tebliğden ibaret. “Ateist Soruları ve Kesin Cevaplar” adlı yazımızda ateistleri ikna etmeye çalışmıyoruz, aslında muhataplarımız ateistler de değil, vesvese kapmış müslüman aile evlatlarına o vesveseden kurtulacak sufleleri veriyoruz. Kendini ateist diye tanımlayan kişilerle yaptığımız yazılı tartışmalarda gördük ki müslüman coğrafyada büyümüş bir ateist ile saygı çerçevesinde ilmi bir tartışma yapmak imkansız. Müslüman iken ateist olanlar vicdanen ruhen tefessuh etmiş, kendini inkara şartlandırmış kişilerdir. Şartlanmış kişilerle konuşmak boşa zaman ve emek harcamaktır. Esasında ateist diye bir şey yoktur ateist olmak imkansız. Teo ilah demek -a da karşıt manasında ön ek. -ist o fkiri savunan anlamında. Bu durumda a-te-ist demek İlah fikrine/inancına karşıtlık dava eden kişi. Yani İlahın varlığı inancına karşı, ilahı inkar etmeyi kendine dava edinmiş zavallı. Müslüman toplum içinden türeyen ateistlere baktığımızda onları tam olarak da böyle görürüz. Her fırsatta…
Allah’ın Yüce Adıyla.. 43 milyon $ ve 15 mil ₺.. kelli felli topçuların dolandırıldığı para miktarı. En prestijlisi 7 mil $ kaptırıyor.. servetinin yarısı. diğerlerine de o sebep oluyor. üzüldüm mü? hayır. şimdi bir laf diyecem: “Bre zalimler bu kadar parayı dolara yatırdınız milli ekonomiye darbe, faize yatırdınız Allah ile savaştınız, hayır hasenata zaten kuruş vermezsiniz, Fakir fukaranın hakkı zekatı ödemez hamuduyla yutarsınız! ama sahtekara el geniş. sadece A.turanın yıllık zekatı 11 miyon ₺ tutuyor. alan duyulmadı. Şundan korkuyorum, zalimin biri çıkar bunlara şimdi yardım toplar ve yığınla para toplar fakirler de öylece bakarlar !! Milleti cahil bıraktılar olur mu olur! Bunlar paraları tekmil -A.turk isteği ile 1937de kurulan- DENİZBANK’Ta imiş. Müdür olacak kadın bu topçulara güven salmış bir gün de demiş ki bankanın özel bir fonu var sırdır bak kimseye söylemeyin paranızı oraya yatırın ayda %1 yerine %10 faiz kazanın %1 nerde %10 nerede! Bunlar da balıklama atlamışlar.. Biri onu çağırmış o ötekini.. üç beş ay faiz kârların! almışlar sonra da gümlemiş. Tipik Tosuncuk çiftlikbank vakası. işleyiş tıpa tıp aynı. Çiftlikbank gümlediğinde devlet 26 benzer şebekenin olduğunu ve hepsinin aynı anda gümlediğini duyurdu o ağlardan birine bizim arkadaşlar da düşmüş. Herif baba mesleği kasap aslında, vaktiyle kurslara da girmiş…
Bir ülke vardı; Hemşireler kapı kapı gezip mamanın faydalarını,çocukları daha zeki yaptığını anlattılar,anne sütünün ise zararlarını..! Ve anneler durumu olmasa dahi o pahalı mamaları alıp çocuklarına yedirdiler ne de olsa devletin kapısına gönderdiği “okumuş” insandan daha iyi bilecek degillerdi ya “cahil” halleriyle. Bir ülke vardı; Köylerinde mis gibi yonca yiyip yağlı yağlı süt veren ineklerin sütünü bıraktırıp, okul sıralarındaki köylü çocuklara hayırsever ABD süt tozunu suyla karıştırıp dağıttılar lıkır lıkır içirdiler. Ne de olsa öğretmeni veriyordu ondan daha iyi bilecek değillerdi ya….. Bir ülke vardı; tereyağ, yumurta, sakatat kolestrolü fırlatıyor aman yemeyin ölürsünüz! diye korkuttular. İnsanlar ağızlarına sürmedi korkularından. Sonra ne mi oldu “Ayyy pardon o bilgi yanlışmış yiyin gari” dediler. Zavallı halk kooosskocaa profesörlerden daha iyi bilecek değillerdi ya. Bir ülke vardı; günlerden birgün kuş gribi geldi bu ülkeye medya nasıl panik! Beyaz astronot gibi giyimli bilgili adamlar tavukların ayaklarından çuvala tıkıp tıkıp imha ettiler. Halk nasıl panik! Köylü bacım canım yerli ırk tavukları imha ettirdi, gitti reklamı yapılan virüssüz banvit tavuk, yumurta aldı afiyetle yedi. Ne de olsa koskoca gazeteci reklamında onu tavsiye etmiş fabrikasını gezdirmiş garanti vermişti. Kooskoocaa gazeteciden daha iyi bilecek değildi ya…… Bir ülke vardı; dağı bayırı güzelim zeytin ağaçlarıyla dolu ne mi oldu? aaa…
Allah’ın yüce Adıyla Kadın voleybol takımı şampiyon olmuşlar mış!! Yahu bir kere bu gibiler sahaya çıkmakla mağlup olduk.. millet olarak. Bir islam kadını nasıl bu şekilde herkesin gözü önünde oyun oynayabilir!? Ya bunu kutlayan sevinen cahil müslümana ne diyeceksin!!?? Anlaşıldı ki bu zamanda müslümanlarda cehalet arttı, cehaletle birlikte isyan başkaldırı, hakikatleri reddetme cüreti de çoğalmıştır.. Günahın günah olduğunu kabul etmemek günahtan daha büyük bir cürümdür. “(yarı) giyinik (yarı) çıplak kadın cennete giremez” (cezasını çekmeden) diyor Hak peygamber..! (Sahihi Müslim) “Günaha razı gelen sevinen her kim olursa bu günaha ortak olur” (Ebu Davud) Demedi demeyin Deliller عن العرس بن عميرة الكندي.. قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : إذا عُمِلتِ الخطيئةُ في الأرضِ ؛ كان من شهِدَها فكرِهَها كمن غاب عنها ، و من غاب عنها فرضيَها كان كمن شهِدَها أخرجه أبو داود قال رسول الله صلى الله عليه وسلم أن من أهلِ النارِ نساءً كاسياتٍ عارياتٍ مائلاتٍ مميلاتٍ لا يدخلْن الجنةَ ولا يجدْن ريحَها. • صحيح •
Bismillahirrahmanirrahim Halkı ezersen itaat ederler. Bu fotoğraf o ezilmişlik altında halkın kuzu kuzu itaat ettiği yılların resmi Son yazdığım hakikatin Kuran’daki karşılığı şu ayet: فاستخف قومه فأطاعوه “Firavun kavmini küçümsedi onlar da ona hemen itaat ettiler “ buna karşılık Yüce Allah sayısız nimetlerle donattığı insana hürriyet verdi onlar da Allah’a isyan ettiler şükürsüzlük gittiler: قتل الانسان ما اكفره Kahrolası (inkarcı) insan! Ne nankördür o! Firavun zihniyetine bir diğer örnek CHP’li bakandan: “Boşuna beklemeyin maaşları bayramdan önce yatırmayacağım. sonra gider kurban kesersiniz” Tayyip öncesi dönemi idarecilerin halka yaklaşımı aynen böyleydi: “üstten alıcı buyurgan halkını küçümseydici..” Halk da kuzu kuzu itaat ediyordu.. Küçümsenen halk cumhuriyetle birlikte 35 yılda bir tek sandık görmedi. ne demokrasi ne hürriyet! baştakinin aleyhine konuşmak yazmak çizmek, yapılan inkılapları vs kanunları sorgulamak birer idam sebebiydi.. Halk ise boynunu bükmüş kuzu gibi itaat ediyordu.. Bu itaat güdüsüyle.. Devlet dairesine giren dedemiz, baba amcamız önünü ilikleyerek girer, ellerini önde bağlar, boynunu büker, sesini kısarak konuşurdu.. Oradaki basit memur. öğretmen, hatta doktor halkın suratına bakmaz sert konuşur “çık dışarı” diye kovar, keyfe keder “bugün git yarın gel” zulmünü uygulardı.. Halk ise sessiz sakin itaat eder yoluna giderdi.. Anadolu’da hala anlatılan şu anekdot o itaatl! yılların bir hatırası: “köyden zeki bir delikanlı…
Rahman ve Rahîm Allah’ın yüce Adıyla Haberler şöyle ; Çarşaflı bir hanım efendiye Kocaeli’nde aşüfte bir avrat sözlü saldırıp taciz eder.. Benzer bir vukuat bir kaç gün önce İstanbul’da metroda vuku bulur.. Soru bu “Neler oluyor? Bu aşufteler çarşaftan neden bu kadar rahatsız? Saldırılar neden çarşafa? O ki hakiki tesettür çarşaftır, şeriatı gösteren çarşaftır, şeytanın dostları başka değil “Çarşafa” düşmandırlar. Çarşaf, yüz yıllardır çarşaf olarak kaldı. Cumhuriyetle beraber mantoya dönüştüğü anda küfür bize ilk golünü atmış oldu. o yüzden cumhuriyeti kuranlar Osmanlı kadının çarşaftan soyma kampanyaları düzenlediler. Çarşafını çıkarıp teslim eden kadına bedava manto verdiler. Alimi cahili abidi zahidi.. herkes bu zokayı yuttu. Fetva hocaları “adam, önemli olan tesettür, şekil önemli değil ! manto da strediyor işte kadının tüm cesedini örtüyor.. caiz!” dediler.. Şeytanın hilesine düştüler, faka bastılar.. Ancak Rabbanî âlimler müstesna. Onlar Allah’ın nuruyla mantodaki hileyi, ayrıntıdaki şeytanı fark ettiler. ve ferevan ettiler “Çarşafı çıkarıp manto giyinmek asla caiz değil” dediler.. Hayat 50 sene içinde Rabbani alimlerin haklı olduğunu gösterdi. Tesettürün sadece T’si kaldı. Şimdilerde tesettürün geldiği bu noktada herkes şikayetçi. Şikayetçiler ancak hâlâ işi anlamış değiller. Hala asla dönmeyi, tövbe etmeyi düşünmiyorlar. “Çarşaf” diyen âlimler haklıydı deyip hakkı teslim edemiyorlar. Kibir putunu kırıp tevazuyla hatalarını kabul edemiyorlar. Üstad…
Allah’ın yüce Adıyla Yazıyı bir vaiz arkadaşım tavsiye etti “şuna bir bak” dedi. Linki tıkladım Yeni Akit sayfasından okudum. Uzun bir yazı. tavsiye olduğu için baştan sona okudum.. Yazarımız Mahmud Bıyıklı kaht-ı rical’den şikayet ediyor. şuna benzer ifadeler kullanıyor “Önceleri bundan 30-40 yıl önce İstanbul’da ilmiyle İrfanıyla insanlara bir feyz bir Hidayet nefesi sunan nice adamlar vardı nice hakiki âlimler etkili yetkili hocalar vardı.. Şimdi ise hepsinin yeri boşalmış ve geriye insanların hoca diye dinlediği yutub fenomenleri kalmış. ağzı bozuk üslubu hatalı yaparken yıkan İslam’dan bahsederken soğutan yutup şovmenleri.. kala kala bunlara kaldık..!” Kaht-ı rical’den müşteki olmak güzel olumlu bir şey.. Her devirde benzer serzenişler olmuştur. Ancak bu zamanda hakiki irşad ehli bulmak gerçekten zor.. Sonra yazarımız Mahmut Bıyıklı bir önceki dönemde mevcut ulu kametleri bir bir sayıyor “Hâlbuki önceleri hakiki hocalar vaaz ederdi. Sultanahmet ten Edirnekapıya yürüdüğünüzde Filan filan Hocaları bulurdunuz..” diyor. işte kendi ifadeleri: Fatih camii’nden çıkıp Edirnekapı’ya doğru giden bir kimse ilk olarak uğrayacağı cami hangisidir ? Elbette ismailağa camii. Fatih camii’nden Edirnekapıya yürüyen bir kimse en çok neyle karşılaşacaktır ? dikkatini ne çekecektir ? Tabi ki başlarına sarık, nurlu yüzlerinde sakal ve sırtlarında çarşaf olan büyüklü küçüklü yüzlerce hakiki müminlere.. Ancak yazarımız Fatih camii’nden sonra Edirnekapı’ya…
Protestoculuk oyun mu !? Soru: Hocam resimdeki fikir hakkında görüşünüz nedir ? Bireysel boykotlar, “şunlar İsrail mallarıdır tüketmeyin” türündeki hareketler faydasız boş işler midir ? Cevap: Allah’ın yüce Adıyla.. Aksine çok faydalıdır. Yukarıdaki yazı bilgisizce ve şuursuzca karalanmış.. Evvela, “Allah kulunu gücü yetmediği konuda sorumlu tutmaz” Sorumluluk alanımız gücümüzün yettiği, elimizin eriştiği noktaya kadar. Biz fert olarak Windowsu fesbuku Twitter’i değiştirmeye, bitirmeye belki gücümüz yetmiyor olabilir, ama markete girince Ariel yerine Bingo, Algida yerine Ülker Golf, Coca Cola yerine ayran gazoz veya soda almaya gücümüz yeter. Demekki bu kararından sorumluyuz. Fesbuk Mikrosoft yerine yerli olanı üretmek de devletin görevi artık. Soru: Bu tür bireysel boykot ve tercihler işe yarıyor mu, Yahudiye, küresel vampirlere zararı oluyor mu !? Evet. Hem de öyle bir oluyor ki anında panikliyorlar. İşte Coca Cola’ya karşı Kola Turka çıktığı günlere coca cola ihanet şirketinin girdiği travma ve oynadığı numaralar hala hafızalarda. Kola Turka kola pazarının %20 kadarını ele geçirince bunların yıllık zararı yüzler milyon dolarla ifade ediliyordu. Peki sonunda neden Kola Turka pes etti ve neden şirketi Japonlara sattı ? Resimdeki yazı gibi milletin boykot hassasiyetini kıran ve küresel şeytanların ekmeğine yağ süren münafıklar yüzünden millet mücadeleyi boykotu terk etti ve küresel vampir komitesi yine galip…
Allah’ın yüce Adıyla Şeytan Kuran’da en çok bahsi geçen kişi. Asıl adı Azazil. Allah’ın ona verdiği isim şeytan (Kovulmuş) ve iblis (ümidi tükenmiş). Yüce Allah şeytanı önemsememizi ister “Şeytan sizin düşmanınız siz de onu düşman tutun” 35:6 Yani o sizin kötülüğünüzü umar, kaybetmenizi ister bunun için mücadele eder siz de ona karşı mücadele edin. Görüldüğü üzere Allah imanlı kulunun pasif durağan kalmasından razı değildir. Aktif olarak şeytana, şeytani olanla mücadele etmemizi ister. Bu mücadelenin adı Hak batıl mücadelesidir. Bu satırlar onun için kaleme alınıyor her gün.. Kul namaza durur, ilk cümlede ilk niyazda şeytandan Allah’a sığınır, Kuran okuyacak, aynı. Kur’anı hatmeden kişi 94 mevzide şeytanın bahsini okumuş olur. O kadar çok tekrar edilir ki.. Görünmeyen bu düşmanın varlığı böylece zihinlere kazınır. Adeta somutlaştırılarak görünür olur. Şeytanın varlığını ve insanla olan yaman savaşını anlamış kabul etmiş mümin bu saatten sonra şeytanın hile tuzak ve stratejilerini öğrenmek bilmek durumundadır. Yoksa şeytana karşı koyamaz mağlub olur hatta şeytana asker olur da farkında bile olmaz Put ağaç Muvahhid ve Şeytan Şeytan insanları kandırdı bir ağacı kutsal gösterdi insanlar ağacı putsadılar; etrafında dönmeler secde etmeler dilek çaputu bağlamalar.. Bir Muvahhid müslüman bunu işitti Allah’a kasem olsun o ağacı keseceğim dedi. baltayı aldı yola çıktı şeytan…
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Selamünaleyküm hocam Bir yakınım soruyor “20 senedir Ak parti başta ama şeriat kanunlarından hiç birini getirmiyor faiz, alkol vb konularda iyileşme yapmadı ! Hala buna oy vermemiz doğru mu?” diyor? Cevap ve Aleykümselam kardeşim bu soruyu soranın Türkiye’den ve dünyadan haberi yok! laik demokratik rejimden haberi yok! Devrim kanunlarından haberi yok! Değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen anayasa maddelerinden haberi yok! Amerika’nın İngiltere’nin gizli Lozan maddeleri ile Türkiye’yi nasıl kıskaca aldığından haberi yok..! Kısa cevap 2023 seçimlerinde tabii ki Recep Tayyip Erdoğan’a oy vereceğiz. Onu tekrar seçeceğiz. Bu şartlarda Ona oy vermemiz farzdır. En gerçek cevap ise: Türkiye milleti faizin kalkmasını istiyor mu ? Şeriatın gelmesini istiyor mu ki bir parti bunu getirebilsin ? Anket yapmışlar “şeriat ister misiniz” sorusuna sadece 100 kişiden 7 kişi evet demiş..! İnna lillahi ve ileyhi raciun. işte bu yüzden şeriat henüz gelemez, faizi de kaldıramazlar, içkiyi de. Bu işler öyle kolay değil. O soruyu soran da dahil bütün hocalar çok çalışırsa, ekseri Müslümanlar isterse ancak o zaman Allah bize parlak ve nurlu Şeriatı tekrar verir. Yoksa demokratik sistem içerisinde, başımızda laiklik putu varken.. Bu kadarına bile bin şükür Ayrıca.. O kişiye bu soruyu sorduran yine Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin bugüne…