İsmailağa’da Neler Oldu ? Kim Haklı ?
Cemaat içi ihtilaf / 27 Ocak 2026

Allah’ın Yüce Adıyla İsmailağa’da Neler Oldu? Bugün 27 ocak 2026, cemaat ikiye belki üçe bölünmüş durumda. İsmailağa’da kalanlar, cübbeli hoca etrafında toplananlar ve her ikisinden olmayanlar. Bunlardan her birinin söylem ve iddialarını ortaya koyalım sonra irdeleyerek hakkı tespite yönelelim 1) İsmailağa’da kalanların söylemi “Mahmud Efendi Hazretleri vefat etmeden önce yerine Hasan Efendi’yi bıraktı, şeyh efendinin yeri şeyhlik makamıdır şeyhin yerine geçen de şeyh olur, ayrıca görülen zhuruat üzerine önce 9 kişilik sonra 13 kişilik heyetlere gelecek şeyhin bilgisi tevdi edilmiş bu emanet imza altına alınmış, Hasan efendinin şeyh olacağı kesnileşmiştir. Hasan efendi hz de yerine Fikri efendiyi bırakmıştır ve tartışmaya mahal kalmamıştır. Dolayısıyla biz Mahmud efendi hz ni dinleyerek, onun yoluna sahip çıkarak Onun bıraktığı Zatları Şeyhimiz olarak kabul ettik ve tekkemiz ismalağa’da sebat ettik” demekteler 2) Cübbeli hoca tarafının söylemi “Mahmud Efendi hz yerine şeyh bırakmadı, Hasan efendiyi bıraktı ama şeyh olarak değil vekil olarak.. eğer biz Hasan efendiye şeyh olarak biat edersek Mahmud Efendi’yi terk etmiş oluruz, biz onu terk etmeyeceğiz ondan başkasını şeyh kabul etmiyoruz, mahmud efendinin tasarrufu devam etmektedir, canlı şeyhe gerek yok, biz mahmud efendiyi sağ gibi şeyh kabul ediyoruz ve ona rabıta yapıyoruz. tarikat derslerini ise onun vekilleri elinden alırız, onun yolu vekillerle devam…

Büyük Bayram Hoca Kimdir

Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla  Bayram Karamustafaoğlu veya Büyük Bayram Hoca 28 ekim 2024 günü ilerlemiş yaşına rağmen ismailağa’ya Fikrî Efendi Hz’ni ziyarete gelmesi ve hatm-i Hacegan’a iştirak etmiş olması üzerine.. 1938 doğumlu olan Büyük Bayram hoca Mahmud Efendi hazretlerimizin gençliğinde Of’ta açtığı medresenin ilk talebelerinden ve en kıdemli ihvanındandır.  Mahmud Efendi hz okutmuş yetiştirmiş ve icazetname alma işini hocası Allâme Dursun Efendiye tevdi etmiş ve böylece Bayram Karamustafaoğlu hoca efendi o hazretten icazet almaya şerefyab olmuştur  O Büyük Bayram hoca ki 2010’larda gördüğü zuhurat üzerine Efendi Hazretleri Hasan Efendi’yi halife tayin etmiştir. Zuhuratta “Mahmud efendiye söyle bir halife tayin etsin” buyurulmuş ve Mahmud Efendi Hazretleri birçoklarının rüyasına zuhuratına itibar etmezken Büyük Bayram Hocanın zuhuratını önemsemiş ve bu iş için kolları sıvamıştı. Şimdi o sayede silsilemiz muselsel olarak devam ediyor Elhamdülillah. Hasan Efendi Hz’nin döneminde kendisine rabıta hakkında sual edildiğinde “Ben Hasan Efendi’ye rabıta ediyorum” demekten çekinmemiş ve tarikatta olması gereken asıl şeyin yaşayan şeyhe rabıta etmek olduğunu acemi kıdemli cümle ihvana talim etmiştir  Neden Büyük Bayram Hoca? Cemaatte iki tane bayram Hoca olunca büyük Bayram hoca yaşça (şehid) Mektubatçı Bayram Ali Hoca’dan ileri olduğu için aralarını ayırmak için bu lakabı almış ve kendisine ‘büyük’ Bayram hoca denmiştir. Yaşça büyüklüğün…

HASAN EFE ŞEYHTİR

ALLAHIN YÜCE ADIYLA KONU : Efendi Hz’nin Hilafeti Hasan Efendiye bırakma sürecinde yaşanan zorluklar, Silsilenin devam edeceği müjdesi ve Metin hoca merhumun şahitliği “Selamun aleyküm kıymetli kardeşlerim tarihte saklı bir olaya sizleri şahit tutmak için bu mesajı yazıyorum. Hasan Efendi Hz’nin halifeliğine (şeyh olacağına) dair Efendi Hazretlerinin kararını tebliğ ettiği heyet işi evrak ve imzaya dökmeye hazırlık yaparken Metin hoca rahmetliye bir telefon geliyor. Telefon Mahmud Efendi Hazretlerinden : “Ben hayattayım onlara söyle vazifemin başındayım daha ölmedim!” Telefonu alan Metin Hoca efendinin tansiyonu yükselir telaşlanır abdest alıp iki rekat namaz kılar hemen toplantının olduğu yere gidip Efendi Hz’nin sözünü tebliğ eder. Bir müddet sonra da Metin hoca ailesiyle Suriye’ye ilimini geliştirmeye giderler. Efendi hazretlerimiz tekrar telefon açtırarak bu defa Metin hocayı haneye davet eder “onu burada misafir edelim” der. Efendi hazretleri hanede bir ara Metin hocayla yanlız kalınca “Ne yaptın o telefonda söylediğimi ? diye sorar. Metin hoca “Onlara gittim söyledim” diye cevap verince Efendi Hazretleri buyurur ki “Heyetle ne karar aldıysak odur, beni sana zorla söylettiler. Ama bunu şimdi söylemeyelim. Beni zorluyorlar ‘Mehdiye bırak bu vazifeyi’ diye. Mehdiye kavuşursak tamam. Ama oldu kavuşamadık.. Silsile-i Aliyye yoluyla devam edecek tarikatımız” Metin hoca Haneden ayrılırken Şefik Hc ve Muhammed Keskin Hocaya…

Biz Konuşmadık

Allah’ın yüce Adıyla  “Biz aleyhinizde konuşmadık” Eğer Hasan Efendi Hz nin şeyhlik sürecinde sıkıntı varsa biliniz ki Mahmud EfendiHz’nin şeyhliğe başlangıç süreci de çok sıkıntılı geçmiştir.  Şeyhlik makamına heves eden muhalifleri ona çok sıkıntı çıkardılar.. Malum olduğu üzere bunların şerrinden ötürü Mevlana Ali Haydar Efendi ks birkaç defa Mahmud Efendi hazretlerini huzuruna çağırıyor ve eliyle yazıp verdiği “şeyhlik icazetini” onların gözü önünde yırtıyor.  Buna binen onlar “onun şeyhliği yoktur o Şeyh değildir kendi başına hareket ediyor!” şeklinde orada burada konuşuyorlar çok sıkıntı çıkarıyorlar.  Bunların başını çekenlerden birisi yıllar sonra geldi Mahmud Efendi Hazretlerinin elini tuttu özür diledi “hakkınızı helal edin birbirimiz hakkında çok konuştuk” dedi.  Mahmut Efendi Hazretleri buna cevaben “helal olsun olmasına da biz sizin hakkınızda hiç konuşmadık yalnız” buyuruyor.  ve ona boşuna “Efendi” denilmediğini böylece dost düşmana göstermiş oluyor.. Kuddise sirruhu. Sen onun yolundan ahlakından ayırma Ya Rabbi  Yaşanmış bu hakikatte çok dersler var: 1) Büyüklerin imtihanı büyük olur. 2) inkar edenler kendi aleyhine inkar eder, Hak galip gelir kervan yoluna devam eder. 3) Gemiden inenler kaybeder 4) Şeyh olmak için ne bir şahite ne de delile gerek yoktur. en büyük delil şeyh efendinin istikameti ve biat kabul etmesidir isa erdogan

Dostlarının Dilinden Efendi Hazretleri

Mahmut Şevket Hoca Anlatıyor: Efendi Hazretlerinin Annesi Fatıma annemiz, Of’ta hacca giden biri olduğunda o şahsı bazen 3 saatlik yürüme mesafesinde arar bulur, bir kağıda oğlunun ismini yazar “oğlum için Kabe’de dua edin, dine hizmet etsin, islama hizmet etsin” talebinde bulunurdu. Bu şekilde bir çok köyü dolaşmıştır, babaannemle onla birlikte gider o da oğlu için dua isterdi. Elhamdülillah babamda hayatı boyunca ondan ayrılmamıştır. Risale-i Kutsiye’nin ve İslam İman risalesinin ilk yazılımında hizmet vermiştir. Efendi Hazretlerinin babası Ali Efendi cemaate oldukça hassasiyet gösterirdi, köylünün yaz aylarında tarlalarda çalışıp camiye gelmediği zamanlarda dahi o işini bırakır tek başına da olsa namazını yürüme mesafesi uzakta olan camide namazını eda ederdi. Öyle ki onun için cemaat tertip ehli denir.Efendi Hazretleri 6 yaşlarında iken bir düğünde bulunuyor. Düğünde atılan bir silah mermisi bir duvardan sekerek gelip Efendi Hazretlerinin baldırına saplanıyor dedem (Osman Efendi) onu alarak sırtında Of’a indiriyor. Orada gerekli teçhizat olmayınca oradan bir araba bulup Sürmene’ye götürüyor. Narkoz olmadığı için, doktor eski yöntemlerle mermiyi çıkarmak çalışırken, o zaman 6 yaşında küçük bir çocuk olan Efendi Hazretleri, hiçbir acı emaresi göstermeyip ağlamayınca Doktor dedeme dönerek “ Osman Efendi, bu çocukta büyük bir hal var. Bu ilerde büyük bir adam olacak” demişti. Efendi Hazretleri, Hurşit Efendiyi…

İSMAİLAĞA’DA BİR AKŞAM NAMAZI

Allahın Yüce Addıyla Akşam namazına on beş dakika vardı. Pazar günü İsmail Efendi Camii-şerifinde, kıbleye yönelmiş boyunları bükük zikir, rabıta, murakabe ile meşgul sâlikan arasında bir kıpırdanma oldu. Cami kapısından mihraba kadar yan yana iki kişi geçebilir genişlikte bir yol açtılar. Herkes yönünü o yoldan tarafa çevirdi. Yaşlıca nur yüzlü bir zât birinci saftan kalktı ve mihrabın hemen arkasındaki yere  kalın bir seccade serdi. Diz koyma yerine ince bir minder koydu, belli ki o makam sahibinin dizleri ağrıyordu. Derken dervişan mabeyninde bir hareketlenme daha görüldü. Gönüllerindeki heyecan azalarına aks ediyordu.. ve kapıdan zahir oldu Nuru İlahi ve Fuyüzati Rabbani’de fani bir Piri-Fanî. Siması ne kadarda güzel, baksa insana huzur veriyor. Cehresi ne kadarda nuranî, çok yüksek bir saadetini haber veriyor. İnce değil, uzun değil, dar değil ama dairemsi güzel yüzü. Esmer değil, al değil, ak değil ama buğdayımsı. Önüne bakıyordu ama sanki yere değil bilakis ta uzaklara, ve derinlere…Kısa adımlarla ne güzelde yürüyordu, etrafında yâran hizmetine say ediyordu.. Başlarında bembeyaz bir sarık vardı, kalın bir takkeye sarılmış, çok muntazam ve asil, belli ki çok özenilmiş. Ortası tümsekçe ve sargısı düz idi, sakalı çok sık değildi çok seyrekte değil yanakları dolgun dudakları kalın, gözleri irice ama bakışları kısık, dişleri inci gibi sıralı,…