Allahın Yüce Adıyla Peygamberimiz sas namazı nasıl kılıyordu? Abdest – Vüd’û Cebrail aleyhisselam geldi Rasulullah’ın önünde abdest aldı tüm azalarını birer defa yıkadı “Bu eğer yapılmazsa Allah’ın namazı kabul etmeyeceği abdesttir” dedi. Sonra tekrar abdest aldı tüm azalarını 3er defa yıkadı “bu senin ve tüm peygamberlerin abdestidir” dedi Devam ediyor
Bismillahirrahmanirrahim Amin, Allah’ım lütfen kabul et” Allah Rasulü aleyhisselam efendimiz buyurdular “İmam namazda amin dediğinde siz de amin deyiniz. Nitekim melekler de o vakit amin derler. Kimin amin’i meleklerin amin’ine muvafık düşerse o kişinin geçmiş günahı affı mağfiret edilir.” Buharî-Müslim Bu vb. Hadislerden çıkan neticeler: •Namazı cemaatle kılmanın çok/gizli faziletleri vardır •İmam Fatiha sonunda amin dediği anda cemaat da amin demelidir. meleklerin amin’ine denk düşüren kazanır haberi bile olmaz •Amin “Allah’ım kabul et” demektir ve duaların mührüdür, mühürsüz dua makbul değildir •Dua edenin duasına amin diyen o duayı aynen yapmış gibi sevap alır Amin namazda sesli mi ? Şafi Maliki Hanbeli mezheplerinde cemaat amini sesli söyler Hanefi’de sessiz yani kısık sesle söylenir Hutbede amin demek Şafii Maliki Hanbeli mezheplerinde imamın duasına cemaatin sesli amin demesinde bir sakınca yoktur. Hanefi mezhebinde ise cemaat amini sessiz olarak içinden söyler. Ama eğer bir Hanefi sesli olarak da amin demişse sakıncası yoktur demektedir İmam-ı Kâsani Bedai’de, çünkü amin demek konuşmak sayılmaz. Diyanet işleri fetva kurulu bu fetvayı nakletmektedir. Bugün insanlar amin demekten kendilerini alıkoyamadıkları için bu fetvayı vermek Ümmet için daha faydalıdır. Nitekim “avamın mezhebi olmaz, onların mezhebi müftinin verdiği fetvadır” der İbn-i Abidin RA. ——— قال رسول الله صلى الله عليه وسلم :…
Allah’ın yüce Adıyla Sual: Mahmud Efendi Hazretlerine isnad edilen “ibadet yapmamak için ‘Bu hadis mevzudur Bu hadis zayıftır’ deniliyor tembele bir şey söylesen sana akıl öğretir” sözü nasıl anlaşılmalı? Bu söz bazı meşhur Hocaların kimi ittifakla mevzu hadisleri şu kitap bu defterden görüp nakletmelerini haklı çıkarır mı ? Cevab Evvela Efendi hazretlerinden bu sözü kim duymuş ? Sahih mi ? Sağlam bir senetle mi gelmiş bunu incelemeliyiz. Eğer bu söz de mevzu ise dava şimdiden düşer Efendi hazretleri bu sözü gerçekten söylediyse.. Bu durumda: Bu asla Mahmud Efendi katında ‘mevzu hadislerle de amel edilir! rivayet edilir! Rasulullah’a isnat edilebilir!’ demek olmaz Efendi Hazretleri mevzu hadis rivayet eden biri hiç olmadı. Sohbetleri vesair eserleri ortada. Mevzu Hadisler daha ziyade amellerin fazileti, hususi gün ve geceler hakkında olurlar Efendi Hazretleri ilmin emanetine riayet eden Rabbani bir alimdir. Hem o bir tarikat şeyhi ve müridlerine yeteri kadar meşguliyet vermiş ki gün ve gecede ancak tamamlamak mümkün oluyor. Geceyi ihya ise bunca kelime-i tevhid zikri bunca murakabe herhalde geceyi alasıyla ihya eder.. O yüzden Mahmud efendi Hz bazı meşhur Hocaların yaptığı gibi o gecelerde insanlara tarikat dersi misilli ilave ödevler vermedi. O bizden sadece tarikat evradını yapmamızı ve işrak kuşluk Teheccüd gibi revatib sünnetleri…
Allahın yüce Adıyla Sevgi ve Maiyyet ilişkisi üzerine bir tahkikat. Sevgi muhabbet aşk Nakşibendi tasavvuf yolunun adeta ham maddesi. O yüzden Nakşibendi yoluna Tarik-ı Işk da denilmiştir. Müzakerenin doğuşu: Bazı kişiler, müminlerin siyasi temsilcilerine olan tam desteklerine bakarak belki o desteği kırmak için “siz madem ki bunları seviyorsunuz ahirette bunlarla birlikte olacaksınız” gibi bir iddiada bulundular. Yani “siz Allah dostlarıyla değil siyasetçilerle haşr-u cema olacaksınız” demek istediler. Rey vermek, siyasi destek olmak maiyyeti peyda edecek derecede bir muhabbet midir ? Once bu soruya eğilelim: Bakınız sufi kardeş, Müttekilerin imamı Mahmud efendi hz vakti zamanında Turgut Özal’a da rey vermiştir.. Bu, onunla haşrolacak demek değil elbette. Belki Turgut İmam Mahmud efendi ile haşrolur” Ayrıca “Bak, Ashabı kirama pers-rum harbinde Rum tarafını tutmuşlar bir nevi gönül himmetiyle onlara destek olmuşlar hatta bu durum Kurana girmiş.. ancak bu, Sahabe’yı o hıristiyan rumlarla haşredecek bir durum değil, onlar Rasulullah ile birlikteler” Mevzu en baştan.. tekrar Bizmillahirrahmanirrahim Hadisi şeriflerde geçer, Peygamberimiz as Sahabeyi müjdelemek için “kişi sevdiği ile beraberdir” buyurmuştur. Buradaki müjdeyi alıp kendine uyarlayan veya başkalarını ilzam için kullanan kişiler ne kadar haklıdır ? “Ben sahabeler kadar olamadım ama onları seviyorum” diyerek kendi avutan, iddia ettiği sevgisine itimad eden kişi isabetli midir ? Veya…
Soru: Selamün aleyküm hocam. Tekirdağ ilahiyat fakültesinde bir öğretim görevlisi “Kıyamet Allah’u Teala’nın dilediği vakitte kopacak, biz buna inanıyor bunu kabul ediyoruz” dedi. Hocam “bazı hadislerde “Şu türlü alametler olmadan kıyamet kopmaz” buyuruluyor ama’ dediğimizde “öyle bir şey yok” demiştir. Bu konuda bizi aydınlatır mısınız, Kıyamet alametleri var mıdır ? Cevap Allah’ın yüce Adıyla Kıyametin ansızın kopacağını bildiren Ayet onun alametleri olduğu gerçeğine zarar vermez. Kıyametin elbette alametleri vardır, bunlar hem Kuranda hem Hadis-i şeriflerde açıklanmıştır Kıyametin kopma alametlerini inkar eden bu tür kişiler “Kuran’da olmayanı kabul etmeyiz” diyen kalbi marazlı, çürük fikirli kişilerdir. Bunların bu sözleri gerisinde Hadislerin dinde kaynak olduğu gerçeğini inkar etmeleri vardır. Hakiki müslümanlar ise “Allah’a ve Allah’tan gelene ve Rasulullah’a ve Ondan gelene iman etmişlerdir. Bütün ümmet kabul etmiştir ki dinin ana kaynağı ikidir: Kuran ve Hadis. ve İcma ve Kıyas’ta birer teşri kaynağı olarak ümmetçe kabul edilmiştir. Ehli Sünnet yolu budur. Kıyamet evet yalnızca Allah’ın bildiği ve dilediği vakitte ve ansızın kopacak. Kur’an’da bir çok ayette böyle buyurulmuştur “Ansızın” yani insanların gaflette olduğu ve tevbe etmeye fırsat bulamadığı bir anda.. Yoksa “ansızın” ifadesinden Kıyamet öncesinde bazı özel hadiseler olmayacak demek değil. Bu hadiselere “kıyametin şartları/alametleri” ismini veren de bizzat Allah Teâlâdır (47:18) “Artık onlar,…
Allah’ın yüce Adıyla Hadis-i şerifler “En hayırlı insan insanlara en faydalı olandır” “En hayırlı asır benim asrım, sonra onları takip edenler sonra onları takip edenler” Ayet “Allah katında en mükerrem kişi en takva olandır.” Hucurat Zayıf aklımız ve kusurlu idrakimize göre birbiriyle muarız ve muhalif görünen delilleri nasıl bir araya getireceğiz ? cevap yazılmadı..
Allah’ın yüce Adıyla Hak ihlali Kabir azabına sebeptir.. Allah’ın hakkı da, kul hakkı da böyledir. İdrara dikkat etmek, temiz kıyafet içinde namaz kılmak Allah’ın kulu üzerindeki hakkı. ihlal edilirse kabir azabı yapar.. Hocası mürşidi Peygamber de olsa ! Diğer bir azap yapıcı suç nemime, yani laf taşımak. Haramdır.. Buna riayet etmek de kul hakkı içerikli yine Allah’ın hakkı.. İhlal edilmesi durumunda kabir azabı yapar. {Buhari} Diğer hak ihlalleri de böyledir. Bazı suçların cezası kabirde peşin veriliyor ki mümin böylece mahşere temiz çıkar. iş o ki dünyada temizlenip kabre öyle girebilmek.. Allah’tan af ve afiyet dileriz dünya ve ahirette KABİR AZABI HAK OLDUĞUNA DAİR DELİLLER Kurandan Delil Mümin 46: Ateş, onlar sabah akşam ona arzolunur dururlar, saat kıyam edeceği gün de tıkın Âli Fir’avni en şiddetli azâba” Ulemanın cumhuru ve İmam Mucahid, İkrime, Mukatil, Muhammed b Kaab, bunların tamamı bu ayetin kabir azabına delil olduğunu ifade ettiler. Hadisten Delil … Muctehit Ulema kavillerinden Delil … Akli Deliller … …yazılıyor İSLİMA İslami İlimler Araştırma Ekibi
Allah’ın yüce Adıyla Hadis-i şerif bu: “Üzerine güneşin doğduğu günlerin en hayırlısı CUMA günüdür. Adem as o günde yaratıldı, o gün indirildi, o gün tevbesi kabul edildi o gün vefat etti o gün kıyamet kopacak. Cumada bir saat var kim ona isabet ederse.. eğer namazda olsa kabul edilir eğer Allah’tan bir hacetini istese mutlaka verilir.” Ebu Hureyre RA ‘Abdullah b Selam’a sordum bu hangi saattir ? Dedi ki: Son saat, ikindiden sonra. “Nasıl olur bu namaz saati değil ki halbuki Allah Rasulü o an kim namazda olsa’ buyururdu?” Abdullah dedi ki: Namazı bekleyen namazda gibi değil midir..!? Tamam şimdi oldu dedim..” İmam Ebu Davud Bu hadis-i Şerif’ten anlaşılan Cuma günü icabet saati ikindiden sonra güneş batana kadar. Ancak bu hususta farklı rivayetler de vardır Cuma icabet saati olduğu söylendi : 👉 Müminler cuma namazı kılarken 👉 İmam minberden inerken 👉 İmam minberde oldukça 👉 İkindiden sonra güneş batarken 👉 Teheccüdde gecenin son üçte birinde Demekki Cuma günü ve gecesinde kim 24 saat ibadet dua zikir üzere olsa mutlaka o ana denk gelir ve haceti biiznillah yerine gelir İmam Mahmud Efendi Hz icabet saati “İkindiden sonraki zamandır” şeklindeki sahih rivayete nazaran müminlerin bazı mühim işlerini hall için talebelerini o saatte camiye yerleştiriyor…
Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla Ramadzan Ayı yenilenme ayı. Sanki Hz Allah mümin kullarını yıllık bakım muayeneye alıyor ve herşeylerini yeniliyor. Neler mi yenileniyor? Allah’a İman, Allah’a teslimiyet, takva, ibadet namaz oruç irade sabır infak dayanışma merhamet gece ibadeti Kuran tilaveti zikir dua nefsle mücadele tefekkür.. Allah’a İman ve teslimiyet Ramazan ayında müminler Allah için oruç tutarlar. Yemek içmek cinsellik gibi en temel ihtiyaçlarını gün boyu öteler, kendileri tutarlar. Bu ancak Allah’a olan iman ile yapılabilir. kimsenin görmediği yerde beni Allah görüyor gözetiyor inancıyla yapılabilir. Bu da elbette gün boyu Allah’a olan iman ve teslimiyet duygularını artırır Takva Allah korkusuyla Allah’a itaat etmek ve Allah’ın yasaklarından kaçınmak, böylece Allah’ın azabından sakınmak demek olan takva duygusu ramazanda zirve yapar. Çünkü başka zamanlarda helal olan birliktelik, su ekmek gibi gıdalardan bile el çekmesini bilen, öğrenen kul haramdan el çekmeyi hayli hayli öğrenir ve takva duygusunu geliştirir İbadet, namaz oruç Ramazan’da gün boyu tutulan oruç gece kılınan 20 rekat Teravih namazı sahurda kılınan Teheccüd namazı kulun ibadet azmini amele olan gayretini geliştirir, ibadeti kalıcı hale getirir Ramadan yenilenme ayı, sıfırdan başlama, kötü alışkanlıklardan kurtulup güzel hasletler edinme ayı. “Ramadan nasıl geçerse sene öyle geçer” hadis-i şerif’i gösteriyor ki sene Ramadan’a bağlıdır, Ramadan…
Allah’ın yüce adıyla Şimdilerde münafıklar taktik değiştirdi, Tevhidin en büyük müdafiileri olan Tasavvuf ehli üzerine “şirk küfür put” gibi laflarla geliyorlar. Ahir zamanın son dilimine girdik demektir. Çünkü Allah Rasulü sas bunu 1400 yıl öncesinden haber vermişler “..sonra zaman gelecek müşrik münafıklar, Müminlerle kendi sözleriyle/delilleriyle mücadele edecekler” buyurmuştur. [Taberâni, Hâkim] [1] Hak tasavvufun tevhidde önder olması konusu yakında gelecek. Takipte Kalın Makaleyi sesli dinlemek için >> tıkla<< Müminlerle mücadelede yıllardır ettikleri lafların para etmediğini anladılar “Bunlar tarikatçı bunlar hucu bunlar irticacı, gerici, orta çağ zihniyeti” gibi ithamların tarikat tasavvuf ehlini halkın gözünden düşürmediğini, aksine İslam’ın ve Müslümanların daha da güçlendiğini gördüler. Ve bu durum karşısında iki şeye sarıldılar: Müminleri kendi silahıyla vurmak; Din’i kullanarak, namus kavramını kullanarak. Yani yeni taktikleri “siz putçusunuz siz müşriksiniz! siz namus düşmanısınız!” gibi laflar edecekler ! Tanıdık geldi mi? Bu yolda selefistler kemalistler, modernistler ile mealistler kol kola girdiler, Tevhidin öncüleri olan Ehli tarikat Müslümanlara hep birlikte taarruz ediyorlar.. “bize ait kavramlarla, bizim gibi konuşarak!” Bakın bugün tağutun kullarından biri bana ne yazmış “Atatürk kuran kerim çevirisini yaparak, diyanet kurumunu kurarak, anadoludaki kiliseleri kapatıp camiye çevirerek, türbe ve medreseleri kapatarak Anadoluyu müslümanlaştirdi . taşıdığı 19 zebani melek sayısı numarası ile şirk e son verdi.. Şirk…
Allah’ın yüce Adıyla.. “Sen fitneci misin !” Allah Rasulü sas böyle sitem etmişti Hz Muaz’a. Hadise şu: Muaz b Cebel 20’li yaşlarda bir delikanlı iken Rasulullah’ın hususi teveccühüne mazhar olur ve Yemen’e vali olarak atanır. Gittiği yerde namazları o kıldırmaktadır. Rasulullah’ın valileri aynı zamanda imamdırlar, milletin içinde en ön saftadırlar. Hz Muaz bir gece yatsı namazını Bakara suresiyle kıldırır namaz saatler sürer.. Durum Rasulullah’a intikal eder. Allah Rasulü salât ve selâm olsun Hz Muaz’ı gördüğü yerde ikaz eder ve bu tevbihini üç kere tekrar eder “Sen fitneci misin ya Muaz” Neden “Veşşemsi ile Velleyli” ile kıldırmıyorsun ? içlerinde yaşlısı var zayıfı var ihtiyaçlısı var..” Fitne Bu hadis-i şerifte geçen fitne ifadesi üzerinde duracağız. Fitne Kuran’ı Kerim’de 12 farklı manaya gelse de asıl manası altını sınamak, ateşe sunmak demektir. Sonra insanlara imtihan konusu olma manasına intikal etmiştir. Oradan da insanları yoldan çıkaran, Allah’tan uzaklaştıran her şeye fitne denmiştir. Hadis-i şerifte geçen fitne işte bu son manasıyla: İnsanları Allah yolundan uzaklaştırmak olmuştur. Cami Allah yolu, namazı uzun kıldırmak ise insanların camiyi terk etmesine sebep, bunu yapan kişi de fitneci olmuş oldu. Çarşaf ve dekolte Bugün halkın dilinde fitne dendiği zaman genelde bu mana kastedilir: “Haktan uzaklaştırma” ve halkı bir birine düşürme” Bu itibarla sokaklarda…
Allah’ın yüce Adıyla Mahmud Efendi Hazretlerinin Yolunda Âşure Günü Efendi Hazretlerinin yolu Rasulullah’ın sapasağlam sünnet yoludur. Allah Rasulü sas Ramazan orucu farz edildiğinde aşure günü oruç tutmayı kendisi terk etmiş ama “dileyen bunu tutabilir” “Ramazandan sonra en efdal oruç Allah’ın ayı Muharrem’de tutulan (aşure günü) orucudur” buyurarak ümmetine müstehap olarak bıraktığı sahih kaynaklarımızda mevcuttur. (Müslim, Ahmed) İslam alimleri aşure orucunun üç türlü tutulabildiğini söylemişlerdir “yalnızca 10. gün. 9 ile birlikte 10. gün. veya 9, 10 ve 11. günler. İhtiyata uygun olanın sonuncusu olduğu da vurgulanmıştır. Çünkü bu sayede aşure günü kesin olarak idrak edilmiş olur. malumunuz hicri aylar hilale göre, bir gün önce veya sonra başlamış olabiliyor. dolayısıyla 3 gün tutanlar aşureyi mutlaka yakalamış oluyorlar” Aşure gününde oruç tutmak ve ailesine genişlik göstermek (*) dışında Allah Resulünden sas sahih bir şekilde yapılacak herhangi bir amel rivayet edilmemiştir, Mahmud Efendi hazretlerinden de nakledilmemiştir. Hayat boyu karşılaştığımız her meselede mümkün mertebe Hocamız Mahmud Efendi Hazretlerinin öğretisi üzere hareket etmeye çalışıyoruz Bugün itibarıyla konumuz ÂŞURE günü. Kardeşiniz, imam Mahmud Efendi Hazretlerini uzun süre görmek, arkasında namaz kılmak, sohbetlerini derslerini bizzat dinleme imkanı bulmuştur elhamdülillah. Dolayısıyla yıl içerisinde önümüze gelen her türlü dini önemli günü beraber idrak ettik. ve Mahmud efendi hazretlerinin sözlerini hareketlerini tespit edip…
Allah’ın yüce Adıyla.. “Müminin niyeti amelinden hayırlıdır” bu sözü şifahi olarak naklettiğimde çok bilmiş hoca arkadaşın biri “olmaz öyle şey! bu amel-i salihi küçük göstermektir” gibi bir itiraz yaptı. Sonra kitapta yerini “sahih” olarak görünce hatasını anladı. Aslında çok bilmediğini de anlamış oldu. Demekki bir şey ilk duyduğunda insan, yadırgamış da olsa, hemen itiraz etmemeli, araştırmalı. ilmî duruş bunu gerektirir. Şimdi gelelim bu hakikatin bize öğrettiği şeylere: 1) Müminin niyeti amelinden hayırlıdır” Yani mümin güzel bir niyetle yola çıkar ama işini o kadar da beceremez. Mesela müminlerden zekat toplayarak açılan tv ler oldu. Zekat paralarıyla açılan o tv’lerde şimdi köçek oynatılıyor. “Kapitalist sistem içerisinde eziliyoruz. küçük sermayelerimizi bir araya getirelim büyüyelim dev holdinglerle rekabet edelim, Anadolu kazansın” gibi güzel bir niyet ve düşünce ile yola çıkan Kombassan ve Yimpaş bugün içler acısı durumda.. Bunun gibi nice dernekler vakıflar iyi niyetlerle yola çıkmış ama sonradan istikametlerini bozmuşlardır. “Okul okuyacağım yüksek makamlara geleceğim devletime milletime hizmet edeceğim” diyen nice gençler kızlar o makamlarda erimiş, yolunu kaybetmiş, değil millete hizmet etmek bugün kendilerine bile faydaları yok! Bütün bu yaşananlar “Mümin’in niyeti amelinden hayırlıdır” hakikatinin tezahürleridir. 2) Bu hadisin/hakikatin bir başka yüzü de var: çoğu zaman yanlış gördüğümüz işler hatalı bulduğumuz sözler aslında bir…
Allah’ın yüce Adıyla.. Çünkü İslam Peygamberi Muhammed aleyhisselam dövüşte/savaşta bile yüze vurmayı nehyetmiştir. Buhari Müslim hadisi “Sizden kim dövüşür/savaşırsa yüze vurmaktan sakınsın” Gerçek savaşta bile yüze kastetmek caiz değilse.. nerede kaldı -güya spor için- yüze yumruk atmak !? ١- [عن أبي هريرة:] إذا قاتَلَ أحَدُكُمْ فَلْيَجْتَنِبِ الوَجْهَ. • [صحيح] • أخرجه البخاري ، ومسلم • imam Nevevi hadisin şumulünden “..Hatta hayvanın dahi yüzüne vurmak caiz değildir. terbiye maksatlı da olsa evladın hizmetçinin yüzüne vurmak hayli hayli haram” hükmünü çıkarmıştır. İslam alimleri yasağın gerekçesini açıklarken şöyle demişlerdir “çünkü yüz insanın en muhterem azasıdır yüz insanın kimliğidir yüze vurmak insan için en önemli duyu organlarına zarar verir görme konuşma işitme idrak etme gibi..” boks işi ile uğraşanların sonunda felç olmaları islam alimlerinin ne kadar haklı olduklarını ve tespitlerinde ne kadar isabetli olduklarını göstermeye yeterlidir İlgili hadisin Müslim kaydında Allah Rasulüne isnaden şöyle bir gerekçe beyan edilmiş: “Çünkü Allah Adem’i kendi sureti üzere yarattı” [٥] Şekilce benzemekten münezzeh olduğu halde.. ٥- [عن أبي هريرة:] إذا قاتلَ أحدُكم فليجتَنبِ الوجهَ فإنَّ اللَّهَ خلقَ آدمَ على صورتِهِ ابن خزيمة (ت ٣١١)، التوحيد ٨٤/١ • أخرجه مسلم (٢٦١٢) Soru: “Melekler onların canını aldıkları zaman yüzlerine ve arkalarına nasıl vururlar.. (bir bilsen)” فكيف إذا توفتهم الملائكة…
Soru: Yani babaları ölmüş yetimlerin evine dul kadının mahremi olan akrabası gelmiştir o kadın da sofra kurup ikram etmiştir.. Bu sofradan yiyebilir mi ? Buradan yemek yasaklanan yetim malı yemek midir ? Cevap. Allah’ın yüce Adıyla Bu sofradan yemek helaldir, ikramı reddetme ve gönül incitme kabalığından kaçınmış olacağından yetimlere bir sahiplik kol kanat germe hissi tattıracağından sevap bile olur. En son ihtimal çıkarken çocukların eline harçlık verir, içinden yemeğin ücretine niyet eder Yetim olan evden yemek yenmez” fikri bazı yörelerde yerleşmiş batıl inançtır. Doğrusu “Yetimin malını zulüm ve haksızlıkla yiyenler karınlarına ateş yemişlerdir yakında cehenneme sokulacaklar.” (Nisa:10) Bu ve benzeri ayetlerin nüzulü akabinde yetim barındıran Sahabeler RA yetimlerin sofralarını yemeklerini ayırmış büyük bir külfetin altına girmişlerdi. Yetimler kendi sofrasından yiyor onlar ayrı yaptıkları yemelerini yiyorlar, yetimlerin yedikleri önde yemedikleri icabında bozuluyor.. Yetim bakmak bir işkenceye dönüşmüştü. Geldiler Rasulullah Efendimize arz ettiler. sas “Yetimlerin malına ahsen suretle olandan başka yaklaşmayın” “Yetimlerin malını zulmen yiyenler karınlarına ateş yemişlerdir..” Ayetlerinden murad-ı ilahinin bu olmadığı inen şu ayetle ifade edildi “Sana yetimlerden soruyorlar de ki onların maslahatına çalışmak en iyisi.. Ama eğer onları kendi aranıza katarsanız onlar (din) kardeşleriniz. Allah bilir, bozguncuyu ıslah ediciden ayırt eder (merak etmeyin) (Bakara: 220) Bu ayet nazil olduktan…
Allahın yüce Adıyla.. “2. Mektup: 7 Nisan 1953, Faziletkar bir huzura, Büyük üstadımız efendimiz Ebu’l Ula beyefendi Hazretleri müsaade-i fadînalerini istirham ederek kıymetli vaktinizi işgal edeceğim. İlk defa huzurda ders takrir eden 4. dedem Ebu Said el-Hadimi merhum hakkında bu mektubumda yazdığım hikayeyi yüksek affınıza sığınarak bir malumat kabilinden olmak üzere arza mücaseret eyledim. Hammer[*] tarihinde Resmi Efendi tarihine atfen yazdığı sütunda 16 Asrın başından 18 asır ortalarına kadar geçen vakıaları anlatırken 1. Mahmud devrinde Kızlarağası olan Hacı Beşir Ağa için Haremeynin en büyük mensabında bulunmuş olan 37. Darüssaade Ağası Beşir Ağa diye bahseder [203] Hacı Beşir Ağa Hicaz’da bulunduğu sırada Medine-i Münevverenin Harem ağlığı vazifesinde de bulunmuştu bir gün padişah Birinci Mahmut RhA ile mülakatı esnasında padişah “Hacı Beşir Ağa, Harem-i Şerif’te ne kadar kaldığını bu kadar müddet zarfında harikulade ne gibi hallere muttali olabildiğini” sual edince Hacı Beşir Ağa “Harem-i Şerif’te geçirdiğim bu kadar müddet zarfında fevkalâde olarak 3 hale muttali oldum” der ve bu üç halden birisini şöyle anlatır: “Ravza-i Mutahhara’daki Cibril kapısı gecenin seher vaktinde yakın bir zamanda aralanırdı, gireni anlamak ve tecessüs etmek isterdim fakat vücuduma arız olan rehavet ve durgunluk neticesi içeri giren zatın kim olduğuna muttali olamıyordum. Bir gece yine Cibril kapısı açıldı….
Hadisler İslam alimlerinin tanımına göre vahiydir. Yani Allah’tan alınma bilgilerdir. Ancak Kur’an gibi namazda olunur türden olmadığı için “gayri metluv” diye tabir edilir Allah’ın dininde vahyi gayri metluv” ün var olduğuna bir delil Bakara:144 te geçtiği üzere kıble, Kâbe olmadan önce Mescidi Aksa olmasıdır. Bunun (Mescidi Aksaya dön emrinin) Kuranda yazılı olmamasıdır..” Bu gerçeğe itiraz edenler şöyle demişler: “Bu durum vahyi gayrı metluv’u ispat etmez çünkü namaz Adem as dan beri olan ve bilinen bir ibadet. Yani “Allah rasulü mescid-i aksaya doğru namaz kılması gerektiğini Kuran harici vahiy yolundan değil kendinden önceki din sahiplerinden öğrenmiştir !” Cevap : 1) Kuran açıkça ifade eder ki Yahudiler ve Hıristiyanların kıbleleri biribirinden farklıdır. [Bakara:145] Allah rasulü önceki milletlere kendiliğinden tabi oldu ise tarih açısından daha yakın ve güncel olan hıristiyanlara uyması gerekirdi halbuki yahudilerin kıblesine uydu. Demekki Vahiy aldı 2) Namaz evet bütün semavi dinlerde vardı ancak önceki ümmetler namazı zayi ettiler [Meryem:59] ve Peygamber asrına kadar varlığını doğru bir şekilde koruyamadı. [Enfal:35] Demekki doğru bir namaz kılma şeklini vahiyle öğrendi dinlerini bozmuş olanlardan değil 3) Allah rasulü peygamberlik öncesi yolunu bulamaz, [Duha:7] iman nedir kitap (bilgi) nedir bilmez idi. [Şura:52] Bu ilahî söylemler, öncesinde namaz kılmadığını açıkça ifade eder çünkü namaz iman…
Soru: tarikatlarda yapılan Hatm-i Hacegan nın dinde yeri nedir ? Hatim: bir kitabı, bir zikri başından sonuna kadar okuyup bitirmek demektir. Her biri alim hocalar olan Nakşibendi şeyhleri bazı sure, zikir ve duaları günlük okumuşlar, buna o yüzden “hocaların hatmi” manasında Hatm-i Hâcegân denmiştir. ‘Hatme’ de bunun kısaltmasıdır. Hatm-i Hâcegân nedir o esnada neler yapılır, bir bir teşhis edip Kitab Sünnete arz edelim ki Hatmi Haceganın dindeki hükmünü tespit edebilelim. • Hatm-i Hâcegân besmele salevat ihlas suresi elemneşrahleke suresi, lahavle ve Baki Hayy Kayyum gibi bazı Allahın isimlerini okumaktan ibarettir. Okunan şeylere bakınca hepsi zikrullah hepsi nur ve şifa, zerre beis yok. • Hatm-i Hacegan bu zikir ve sureleri ya tek başına veya cemaat halinde topluca okumaktır. Allah’ı tek başına zikretmek de cemaat halinde zikretmek.. her ikisi de dinimizde vardır ve her ikisi de hadisi şeriflerde övülmüştür. Camide cemaat halinde Allah’ı zikreden insanları görünce büyük Sahabeden Ebu Musa el eş’ari hazretleri vaziyeti beğenmiş ve onaylamıştır. • Hatmi Haceganda okunan zikir ve sureleri bir sayı dahilinde okumak vardır ki sayıya riayet etmek bizzat hadisi şeriflerde mevcuttur. “Her namaz akabinde kim 33 er kere SübhanAllah Elhamdülillah Allahu Ekber derse..” “Kim 1000 ihlas okursa..” gibi. • Hatmi Hacegan sayıları muhafaza etmek için eline…
Bu yazımda sizlere dört dörtlük kıssalar topladım, kimini ilk defa ben kaleme aldım. Bu dört kıssanın özelliği senin göremediğin şeyleri başkasının gördüğü ve Allahın izniyle sana da gösterebildiği..
Hadis ve Sünnet-i Rasulullah konusunda mahir bir İslam alimi* anlatıyor: “Şeyh Mahmud efendiyi çok severim onunla hususi bir sohbetin iştiyakı içindeydim. Bir gün etrafında kimsenin olmadığı müsait bir vaktinde bu bana nasib oldu. Ben de bu fırsatı bir daha ya bulurum ya bulamam düşüncesiyle oturdukça oturdum.. Hazret arada şöyle ayağa kalkıyor ve geri oturuyordu. o an bu dikkatimi tabi ki çekiyor ancak anlamıyordum. ..Ve üzerinden 3 ay kadar geçti yine ilmi bir mevzu için hadis kitaplarını mütalaa ederken bir hadise rast geldim ve üç ay önce Şeyh Mahmud efendi Hz’nde gördüğüm o hareketin manasını anladım ve utandım. Hadisi şerif şöyle idi: “Allah Rasulü as misafirlerin artık kalkmasını istediğine bunu ağzı ile söyleyemez haya eder ancak ayağa kalkıp oturmak suretiyle muhataplarına bunu ima edermiş” Utandım çünkü o gün meğer şeyh efendiyi gereğinden fazla meşgul etmişim belki bir haceti vardı rahatsız etmişim ve utandım çünkü sorsalar hadis ilminde insanlar bizi gösterir lakin daha Rasulullahın as fiili sünnetlerinden meğer haberimiz yokmuş.. Efendi Hazretlerinin ilmine sünnete ittibasına o gün bir başka hayran oldum..” Derleyen : İsa Erdoğan —————- * Alimin adı yanımızda mahfuz