Bismillah.. Süleymaniler cemaatine neden operasyon yapılıyor ? Diğerlerine de sıra gelecek mi ? Herkes gibi biz de olanı biteni anlamaya çalışıyoruz. Bunun için farklı alan ve zaviyelerden bakan farklı görüş sahiplerini dinliyorum. yorumlar şöyle 1) “çünkü oy vermiyorlar o yüzden operasyonu yiyorlar..” Muhalif zihniyetin tahlil tetkikten uzak, ucuz v peşin fikri bu. 2) Tayyip Erdoğan 2006 yılında kurduğu düşünce kuruluşu (thing tank)in ilk icraatı: _”irili ufaklı bütün dinî oluşumlar cemaat ve tarikatlar Ak Parti’ye entegre edilecek. Çünkü Bundan önce laik iktidarlar döneminde din hizmetleri tehtid altındaydı lakin namazlı imanlı kadroların iktidarında bu tehlike bertaraf edildi ve AK parti din hizmetlerinin en büyük hamii v temsilcisi oldu. Bu bakımdan hepsi buna destek olmalıdır, olmayanlar tasfiye edilmelidir” thing tank’in oluşturduğu bu fikir üzerine hareket edildi ve gerçekten bütün cemaat ve tarikatlar AK Parti’ye entegre edildi. Birlikte hareketi kabul edenlerin her birisine büyük imkanlar verildi vakıflar arsalar fonlar binalar sunuldu. Süleymaniler boyun eğmediği için bugün bu operasyonlara maruz kaldılar” Bu ikinci fikrin sonu 1. ile aynı bitti gördüğünüz gibi. Başlangıçta farklı bir şey diyecek gibi iken sonu aynı oldu 3) Süleymaniyeler esasında Tayyip Erdoğan ve partisine uzak kişiler değillerdi. Nitekim annesi bizzat Süleyman Efendi’nin Muhibbi idi ve vefatında onun kabrinin yanına gömülmek istemiştir….
Bismillahi “Evvelce her mahallede bir Şeyh efendi vardı. O mahalleyi (dinen) ayakta tutardı..” demiştir şeyhimiz imam Mahmud Efendi Hz. Sonra bir kahtı rical, olgun insan kıtlığı oldu, millet Türkiye’nin bir ucundan o olgunu bulmak için seyahat etmek durumunda kaldı. Gerçek olgunlar yanlış yapmadılar, asla hiyerarşik izoterik yapılar kurmadılar.. Kaht-ı rical döneminde o kamil insan kibrît-i ahmer iken hepten kıymete bindi adeta zümrd-ü anka oldu. İnsanların bir feyz huzmesi bir bereket kırıntısı bulabilmek için etrafında pervane olması eline erişme, sakalının teline dokunabilme yarışı bundandır. Çünkü yok misli muadili.. Böyle iken yine de hiyerarşik (askeri nizam) bir örgüt oluşturma gayretine girmedi kamil insan. Dikkat: Mahmud Efendi Hz özelinde/örneğinde konuşuyorum. İşin örgüt/teşkilat kısmını oluşturan yöneten başkası (vakıf yönetimi) olmuştur hep. O yüzden tarikat (manevi intisab) ile vakıf (maddi bağ) birbirinden farklıdır. Vakfa bir zarar bir itham gelse bu tarikata bulaşmaz Bundan 15 sene kadar önce istihbarattan bir yetkiliyle yapılan sohbette demiş “bütün tarikatların cemaatlerin şeceresini çıkarttık ancak bu İsmail Ağa cemaati bir muamma kim kime bağlı kim kime ekli kim kime tabi belli değil..” tabii ki belli olamaz çünkü yok. olmayan şey belirlenemez. 30 sene kadar önce Hızır Efendi hocamız bir dersinde demişti “Türkiye’nin her bir bucağından gelip ders alan ihvanları bir defterde…
Bismillahirrahmanirrahim Bu çalışmada derin, kimi komplike konulara gireceğiz, ve halk arasında çok dolaştırılmaktan kaynaklı bir nevi kabul görmüş söylem ve iddiların aslında çürük ve çelişkili olduğunu kısa ve özlü bir ifadeyle göstereceğiz. Cevaplar ne kadar kısa ve özlü olursa o denli itiraza mahal kalmaz ve ikna edici olur. İMAN ESASLARI 1 – Dünya hiç adil değil” Adaleti dünyadan değil Allahtan bekliyoruz, Adalet tam olarak ahiret yurdunda temin edilecek. 2 – Ahiretin olacağı ne malum gidip te gelen mi var !” Evet peygamberimiz hem gitti gördü, hem de geri geldi bize anlattı 3 – Allah’ı neden göremiyoruz ? Dünyada görmek olsaydı imanın kıymeti olmazdı. halbuki burası imtihan yeri. Ayrıca müminler Allahı gönülle görmektedir 4 – Öldükten sonra dirilme olacağına kanıt var mı ? çok var, eğer ikinci bir hayat olmasaydı zalimlerin ettikleri yanlarına kar kalacaktı. Allahın mülkünde asıl adaletsizlik o zaman olurdu ..devam ediyor İSLAM İBADET ESASLARI 1 – Allahın bizim namazımıza ihtiyacı yok evet yok, bizim ona ibadet etmeye ihtiyacımız var, onun mükafatını hoşnutluğunu kazanmaya ihtiyacımız var 2 – Bizim (aleviler) namazımız kılınmış Babanın yediği yemekten çocuğun karnı doymadığı gibi Hz Alinin kıldığı namazdan size bir fayda olmaz 3 – Camiye gitmiyoruz (aleviler) çünkü Hz Ali Camide öldürüldü (kesin değil)…
Bismillahirrahmanirrahim Bugün yolum hasbelkader bir azeri/Şii camisine uğradı.. Başakşehirde. Caminin adı Hz Ebu Talip camii ! Ebu Talip, Hz Alinin babası, Rasulullah efendimizi himaye etmiş bakımını üstlenmiş amcası.. İman ettiği bilinmiyor, aksine atalarının dini üzere sebat etmesiyle biliniyor. Yani nasıl “Hazreti” oluyor ilginç ! Kadınlar kapısından mesture bir kaç kadının girdiğini gördüm. İçeri girdiğimde cemaat sünnet kılıyordu ben de cami ortasına kadar yürüdüm orada cumanın sünnetini kıldım. İç ezan okunmadı. topluca salevat gibi bir şeyler söylediler ve imam hutbeye başladı.. Hutbesinin başlangıcı arapçaydı Hutbeye başlama biçimi bizimkine benzemiyordu “..Hüseyinin ashabına selam olsun” dediğini duydum. imamın başı açıktı ne sarık ne takke yoktu. üzerinde iran mollalarınkine benzer bir cübbe vardı. Hutbenin konusu Hz Hüseyinin şehadeti tarihi olaylar Yezid vs” Müminler dini anlamamışlar buna vurgu yaptı dini anlamayı nasip etsin gibi mükerrer dua etti. Hüseyin bir mektepmiş haklı olan mazlumun hakkını zalimden almanın bunun için gerekirse can vermenin asla zalime boyun eğmemenin mektebiymiş. Bu mektepten bir kaç damla içmiş olduğu için Filistin bu direnişi gösterebilmiş. Bu mektepte yetiştiği için iran abd ve israilin bunca saldırısına rağmen liderleri ve emir komuta kademesinden 50 küsür komutanları katledilmiş olmasına rağmen teslim olmamış direnişi sürdürmüş!” şii imamın hutbesinden aklımda kalan diğer şeyler “Hz Muaviye hutbelerde güya…
İSMAİL AĞA CEMAATİ VE MAHMUD EFENDİ HAKKINDA ALİ ÖZEK’İN HÂTIRÂLARI “..İsmail Ağa’da ders verdiğim sıralarda Mahmud Efendi orada imamdı. Henüz şeyh değildi. O zamanki şeyh Ali Haydar Efendi’ydi. Onunla tanışmak nasip olmadı. Sonra Mahmud Efendi şeyh oldu ve Ali Haydar Efendi’nin oğluyla aralarında bir anlaşmazlık çıktı. Bu işin detaylarını Ahmet Vanlı bilir. Ali Haydar Efendi’nin Mahmud Efendi’yi işaret ettiğine dair iddialar vardır. Bir kısmı bunu kabul ediyor, bir kısmı reddediyor. Vefatından sonra Mahmud Efendi ortaya çıkınca müritler ona yöneldi. Şeyh Mahmud Efendi medrese okumuş bir insandır. Müritlerinden erkeklerin sakal bırakması, sarık bağlaması ve şalvar giymesi kadınların da çarşafa bürünmesi gerektiği meselesini bizzat kendisinden dinledim. İtiraz ve Tashih: Mahmud efendi, Şeyhinin büyük oğlu Halit Abi, damadı Nuri efendi ve kızı ile hiç kavgası olmadı. Onlar, ona itiraz etmişlerdir. Yıllar sonra Damadı Nuri efendi Mahmud efendiye gelip “hakkını helal et birbirimiz aleyhinde çok konuştuk” deyince, Mahmud efendi “Helal olsun lakin ben aleyhinizde hiç konuşmadım” demiştir. Dolayısıyla kavga tek taarflıdır. evet Mevlana Ali Haydar efendi Emaneti Mahmud efendiye bırakmıştır bunda şüphe yok. Ali Haydar efendi hz şeyhliği tevdi için yaşlı ve hasta haliyle Bandırmaya kadar bizzat gidip asker olan Mahmud efendiyi aramış bulmuş ve tekkeye getirmiştir. dolayısıyla Ofta medresesi düzeni olan bu zatın…
Bismillahirrahmanirrahim Alevilik hakkında net ve kesin tanılar tarifler yapmak esasında güçtür. Çünkü Aleviliğin yazılı net bir öğretisi yok. Yeni yeni yazılanlar üzerinde de Alevilerin bir ittifakı yok. Alevilik yöreden yöreye değişen bir kültürel oluşum mahiyetinde. Türkiye Diyanet kurumu İlahiyat akademisyenleri Aleviliği konumlandırmada yaptıkları çalışmada “Aleviliğin İslam dışı farklı bir din olmadığına” hükmettiler. Artık İslam içinde bir mezhep midir, yoksa tarikat benzeri bir oluşum mudur durumunu tespit etmek gerekiyordu. bağımsız mezhep olabilmesi için inanç veya amel boyutunda müstakil derli toplu bir söylemi olması gerekirdi ki yok ! Geriye bir tarikat olması durumu kalıyor ki ilim dünyası da Aleviliğin ancak bir tarikat olacağına karar verdiler. Alevi, kelime olarak Hz Ali’ye mensup olan, Ali taraftarı demektir. Hz Aliyi sevenler manasına gelebilir Alevi, Hz Ali ve 12 imam sevgisini merkeze koyan, Sünni ve şii olmayan, cami yerine cemevinde toplanan, namaz kılma yerine semah’a katılan, ramazan orucu yerine aşure orucu ve 12 imam orucuna inanan, Hac ve zekatı kendine zorunlu göremeyen, Hıristiyanlık-Şamanizm etkilerini barındıran İslami kültürün bir parçası olan kişi Alevi Müslüman mıdır ? Ben müslümanım diyen kimseye “hayır değilsin” deme hakkımız olamaz. Lakin İslam inancının 6 esası ve İslam’ın 5 ameli şartı var. Bunlara iman eden ve şartları kabul eden kişi Müslümandır. Ama İslam’da…
Bismillahirrahmanirrahim Bir ilme / fenne giriş için zihinde hazırlanması gereken öncü bilgiler İlim (العلم): Bir şeyi olduğu gibi bilmek; gerçeğe uygun ve sabit bilgi. Yakîn (اليقين): İçinde hiçbir şüphe bulunmayan kesin bilgi ve kanaat. İlmin zıttı: Cehalet (bilgisizlik) veya bilgiye aykırı durumlar (şek, zan, vehim gibi). Zan (الظن): Bir görüşün doğru olma ihtimalinin yanlış olma ihtimalinden daha güçlü olması; kesin olmayan kanaat. Vehim (الوهم): Bir görüşün yanlış olma ihtimalinin doğru olma ihtimalinden daha güçlü olması; zayıf kanaat. Şek (الشك): İki ihtimal arasında eşit derecede kararsız kalmak. Cehl (الجهل): Bir şeyi bilmemek veya hakikate uygun bilgiye sahip olmamak. Cehl-i Mürekkep (الجهل المركب): Bilmemekle birlikte bildiğini sanmak; yanlış bilgiyi doğru kabul etmek. İddia (الدعوى): Bir hükmü veya görüşü ileri sürmek, doğruluğunu savunmak. Rivayet (الرواية): Bir haberi, sözü veya olayı nakletmek ve aktarmak. Delil (الدليل): Bir hükmün veya görüşün doğruluğunu gösteren kanıt. Aklî Delil (الدليل العقلي): Akıl yürütme ve mantık yoluyla elde edilen delil. Naklî Delil (الدليل النقلي): Vahiy, Kur’an, sünnet ve güvenilir nakil kaynaklarına dayanan delil. Burhan (البرهان): Kesin öncüllerden oluşan ve kesin sonuca ulaştıran güçlü delil. İlzam (الإلزام): Bir kimseyi kendi kabul ettiği esaslar üzerinden susturacak veya görüşünün yanlışlığını gösterecek şekilde delillendirme. Muğalata (المغالطة): Yanlış akıl yürütme veya mantık hatasıyla insanı…
Bismillahirrahmanirrahim Molla Anadolu’da yetkin bir ilim tahsili edememiş icazetnamesi olmayan, kendi kendine bir şeyler öğrenip hocalık yapmaya heveslenmiş kişilere denir. Bunlar büyük ölçüde işi becerirler. Bir de nane molla var ki o hepten cahildir, mollalık adına elinde sadece bir kisve vardır Seferiyiz Dedik Ya ! İşte bu nane mollalardan bir tanesi bir yolculukta yolu bir köye düşer, köyde de imam yoktur bir molla gelmiş diyerek çok sevinirler hocam buyurun yatsı namazını kıldırın derler. Nane molla’nın namaz kıldıracak bilgisi yoktur kıraatı da yoktur nasıl sıyrılacağını düşünür nihayet aklına gelir “Ben seferi’yim der. Köylüler de pek anlamaz ama demek ki bir mazeret imiş ki sükut ederler. Nane molla o gece orada kalır ve sabah olur hocam buyurun sabah namazını kıldırın derler. Molla’nın canı sıkkın “seferiyiz dedik ya! der Kıssadan hisse: öyle nane mollalıkla gemiyi yürütemezsin. Hocalık kıyafetine girdinse bunun hakkını vermelisin. Bu halk mutlaka seni sınar ve sonunda cahilliğin ortaya koyar Not: seferde namazın kısaltılması şer’i sefer mesafesine bağlıdır ki bu üç günlük yoldur 90 km değil. O senin bildiğin İzâ câ değil Anadolu’nun Bir köyünde gerçekleşir köyde o vakitler imam yoktur Cami cemaati uygun gördükleri birini öne geçirirler. kendini bilgili göstermek isteyen bir molla o gün yatsı namazı için mihraba geçer….
Atatürk döneminde dini yaşantı ve kurumlara yönelik yapılan müdahaleler, Türkiye’nin teokratik bir yapıdan, laik, modern ve ulus-devlet yapısına geçiş süreci çerçevesinde şekillenmiştir. Bu düzenlemeler, dini bireysel vicdan alanına çekmeyi, hurafelerden arındırmayı ve devlet işlerinden ayırmayı amaçlamıştır. Atatürk Dönemi Dini Yaşantıya Yönelik Temel Düzenlemeler: Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924): Devletin teokratik yapısına son verilmiş ve dini otorite dünyevi otoriteden ayrılmıştır. Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924): Eğitim birleştirilmiş, medreseler kapatılarak modern eğitim sistemine geçilmiştir. Şer’iye ve Evkaf Vekâleti’nin Kaldırılması (3 Mart 1924): Diyanet İşleri Başkanlığı kurularak din işleri devlet bürokrasisinden ayrılmıştır. Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması (30 Kasım 1925): Tarikat faaliyetleri ve batıl inançların merkezi olarak görülen yerler yasaklanmıştır. Kılık-Kıyafet Düzenlemeleri (Şapka Kanunu – 1925): Dini kıyafetlerin ibadethaneler dışında giyilmesi yasaklanmış, modern giyim teşvik edilmiştir. tc dini islam ibaresi anayasadan kaldırıldı (1925) Mecelle (şeriat ahkamı) yürürlükten kaldırılır isviçre kanuınları türk medeni kanunu adıyla yürürlüğe konur (1926) Takvim, Saat ve Ölçülerde Değişiklik (1925-1935): Hicri/Rumi takvim yerine miladi takvim, alaturka saat yerine uluslararası saat sistemi getirilmiştir. Ezanın Türkçeleştirilmesi (1932): Ezanın Türkçe okunması uygulamasına başlanmıştır. Dini Eğitimin Sınırlandırılması: İmam Hatip okulları ve ilahiyat fakülteleri talebin azlığı ve eğitim politikaları gereği kapatılmış, Kur’an kursları sıkı denetim altına alınmıştır. Halkevlerinin açılması: Atatürk’ün din anlayışı, aklın ve bilimin rehberliğinde, dinin istismar edilmesine, hurafe ve bidatlere…
Bismillahirrahmanirrahim Havas, has kullar demek, yani avam olmayan, Havas ilmi de has kulların erişebildiği sırlı ilimler.. ledun ilmi gibi Kur’an ayetleri, Esma-i Husna ve Hadis-i Şeriflerle gelen, bazen de ilham yoluyla öğretilen zikirlerin görülenden başka bazı hususi etki ve faydaları vardır. Bu etkiyi sağlamak için onları belli sayılarda belli terkiplerde okumak gerekir. “Hangisi nasıl ve ne kadar okunursa hangi etkiyi yapar nereye faydalı olur nereye zarar eder..” Bunların tamamını bilmeye havas ilmi denir Lakin bu alanda şöyle bir durumu var: Bunları bilmek tek başına yeterli değildir, etkili olabilmek için.. kişi belli bir maneviyata yükselmiş olmalı. Bunun için işi bilen cinciler arada riyazet yaparlar. Güya maneviyat elde etmeye çalışırlar Bizim Meşayıhımızın havas ilmi ile durumu nedir ? Havas ilmimi kabul ederler mi ? Tavsiye ederler mi ? Bizim Meşayıhımızın da kabul ettiği hatta tavsiye ettiği özel manası ve tesiri olan zikirler tarikatımızda mevcuttur. Bunlar da elbette havas ilmi kapsamına girer. Mesela Hatm-i Hacegan bütünüyle böyledir; 7 Fatiha.. 79 Elemneşrahleke.. 1001 İhlas, 500 La havle, 500 Ya Baqî ente elBâqî.. gibi. Görüldüğü üzere belirli sayıların özel bir manası olmalı ki o sayıda okunması istenir ve sayıya riayet istenir. Ayrıca Tarikat dersinde müridlere her yıl belirli asgari sayıda özel bir zikir ve fikir…
Sübhanallah Allahı tenzih ve tesbih içerikli günlük okunacak zikirleri derledik سُبحانَ اللهِ و بِحمدِهِ. سبحان اللهِ و بحمدِه، سبحان اللهِ العظيمِ. سبحان اللهِ و بحمده عددَ خلْقِه، ورضا نفسِه، وزنةَ عرشِه، ومدادَ أو مدَدَ كلماتِه. سبحانك اللهمَّ وبحمدِك، أشهدُ أن لا إله إلا أنت، أستغفرُك وأتوبُ إليك سبحانَ الملكِ القدوسِ فَسُبْحانَ اللهِ حِينَ تُمْسُونَ وحِينَ تُصْبِحُونَ ولَهُ الحَمْدُ فِي السَّماواتِ والأَرْضِ وعَشِيًّا وحِينَ تُظْهِرُونَ يُخْرِجُ الحَيَّ مِنَ المَيِّتِ ويُخْرِجُ المَيِّتَ مِنَ الحَيِّ ويُحْيِي الأَرْضَ بَعْدَ مَوْتِها وكَذَلِكَ تُخْرَجُونَ
Allahın yüce Adıyla Yeni Yıl mı ? Tek tük de olsa yeni yıl mesajı atanı, güya yeni yıl duası yapanı görüyoruz.. Yeni yıl mıl filan yok kıymetli dostlar. Dün 1447 Yılının 7. ayının 11’i idi, bugün 12’si. Hayat ve cihad devam ediyor elhamdülillah Bakın sn Cumhurbaşkanı tebrik mesajında “yeni yılınızı” dememiş, “yeni takvim yılı” diyerek yeni olanın bir takvimden ibaret olduğuna vurgu yaparak Bizim asıl yeni yılımızın 1447 yılı sonunda olacağını ima etmiştir. Devletin zirvesinden bu şuur ve dikkat davanın seyri açısından sevindirici “insanlar mülukun/hükümdarların dini üzeredir” Yüzyıllık süreç içerisinde Türkiye’de yılbaşı/noel kutlamada gelinen noktada bizlere küçük bir teselli şudur ki şu an önceki asra göre çok daha iyi durumdayız Milli şair Akif’in şiiri ortada “Çevirdim başımı nereye ettimse bir nazar Gördüm ki Noel için hazır yer yer çarşı pazar..” diyor ve ağlıyordu. Camiye gelen misafir yaşlı bir hoca, o da kendi gözlemini aktardı “bizim zamanımızda yılbaşı kutlamaları çok daha yoğun ve göze çarpıyordu şimdilerde daha iyiyiz” demişti. Benim de müşahedem bu yönde, birkaç gün önce 212 AVM’yi gezdim, içerisindeki dükkanların hiçbirinde Noel süslemesi görmedim, çam ağacı vs görmedim.. Yine bizim küçüklüğümüzde yılbaşı telaşı daha fazlaydı gazeteler yılbaşı gecesinde oynamaları için okurlara kupon karşılığı veya bedava tombala oyunu dağıtırlardı.. …
Allahın Yüce Adıyla Asrımızın en büyük hadis alimi Allame Muhzmmed Avvame hoca efendi bugün İsmailağa camiini teşrif ettiler, Şeyh Ahmed Fikri efendi hz eşliğinde cami mihrabına geçerek Hadis Üsulü üzerine mühim bir ders arz ettiler. Derse gösterilen yoğun alaka üzerine cami ilim talebelerini almadı devam edecek İzle: Avvame’nin İsmailağa’ya girişi
Allah’ın yüce Adıyla Aytunç Altındal.. Kemalizm ve putçuluk karşıtı sözleri videolarıyla bilinen, Bu yönüyle Türkiye Müslümanları tarafından alkışlanan beğenilen bir araştırmacı Devam Edecek inşaallah
Bismillahirrahmanirrahim Şu mübarek hamd lafızları, şükür kelimeleriyle Allah’ı her türlü nimetlerine karşılık Ona hamd ederim, daim ona şükrederim..” Bunları günlük okuyanın erişeceği dereceler çok büyük.. akranları ona kolay yetişemez … ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَالَمِينَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ حَمْدَ ٱلشَّاكِرِينَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ حَمْدَ ٱلْكَامِلِينَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ مِلْءَ ٱلسَّمَاوَاتِ وَٱلْأَرْضِينَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ مَا دَامَتِ ٱلسَّمَاوَاتُ وَٱلْأَرْضِينَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي أَنْعَمَ عَلَيْنَا وَأَفْضَلَ وَجَعَلَنَا مِنَ ٱلْمُسْلِمِينَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي هَدَانَا لِهَٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِيَ لَوْلَا أَنْ هَدَانَا ٱللَّهُٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي أَسْبَغَ عَلَيْنَا نِعَمَهُ ظَاهِرَةً وَبَاطِنَةًٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِي عَافَانِي مِمَّا ٱبْتَلَاهُ بِهِ وَفَضَّلَنِي عَلَىٰ كَثِيرٍ مِمَّنْ خَلَقَ تَفْضِيلًا الحمد لله الذي احياني بعدما اماتني واليه النشور اللهم ما اصبح بي من نعمه او باحد من خلقك لك منك وحدك لا شريك لك فلك الحمد ولك الشكر * * * * الحمد لله على نعمه الايمان ونعمة الاسلام الحمد لله على نعمة الهدايه والقران الحمد لله على نعمة رسول الله عليه الصلاه والسلام
Allahın Yüce Adıyla MEDRESE ALİMLERİ VAKFI’NIN “MEDRESELERİN BAZI SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Allah’a hamd; Resûlü’ne, alına, ashabına ve onların yolunda yürüyenlere salat ve selam olsun. 2000’li yıllardan bu güne küresel çapta ve hasseten ülkemizde toplum hayatında her zamankinden daha hızlı bir dönüşüm ve değişim yaşanmakta, bu durum 2010’lu yıllardan itibaren de daha bariz şekilde kendini göstermektedir. Maddi imkânların artması, refah düzeyinin yükselmesi, ulaşım ve iletişim alanındaki gelişmeler, okullaşma oranının yükselmesi, özgürlük anlayışının dinen gayr-ı meşru fiilleri kapsayacak biçimde değişmesi ve genişlemesi, Avrupa Birliğine adaylık süreci nedeniyle İslâm toplumu sabitelerine aykırı bazı uygulamaların ithal edilmesi, küreselleşme, modernleşme gibi değişmeler bu durumun sebeplerinden bir kaçıdır. Bu toplumsal değişimin bazı olumlu yönleri olsa da götürüsünün getirisine nispetle daha fazla olduğu bir vakıadır. Zira toplum hayatında maddi/dünyevi imkânların çoğalmasıyla ters orantılı olarak manevi açıdan bir gerilemenin/azalmanın yaşandığı da gözle görülür bir gerçekliktir. Nitekim; inanç, ibadet ve ahlaki alanda büyük bir bozulmanın ve çöküntünün artarak yaşanageldiğini inkâr etmek mümkün değildir. Zihnen ve kalben Batı’nın maddeci ve seküler hayat tarzına yönelen toplum, artık davranışlarını ve kararlarını maddi ve dünyevi menfaat üzerine kurgulamaya başlamış ve farkında olmadan kapitalizmin girdabına kendini kaptırmıştır. Buna paralel olarak toplum dinî, manevî ve ahlakî değerlerinden; milli ve tarihî geleneklerinden, örf ve…
Allah’ın yüce Adıyla Her insanın hayatında utandığı, pişman olduğu, hatırlayınca boynu büküldüğü hatta o günü silmek istediği hadiseler vardır Bursa İkizler medresesinde bulunduğum günlerde Medresede namım hattat diye ün salmış çocukların taleplerini hazır keçeli kalemle çal kalem yazıyorum bir karşılık almak aklımdan bile geçmiyor onların sevinci bana yetiyordu.. Büyük talebelerden biri benden hat kalemiyle lafza-i Celal ve Rasulullahın isimlerini talep etti, hat kalemi ve mürekkebiyle olacaktı. Yazdım ve takdim ettim. Molla teşekkür etti ben beklenti içinde yüzüne bakmaya devam ettim yanındaki arkadaşı farketti kulağına eğilerek para istiyor dedi. Molla Kemal hemen cebine davrandı basit bir şey aldım değer mi değmez.. hatırladıkça ezilirim
Allah’ın yüce Adıyla Sahte Diploma Üzerine Parayla sahte diploma verilmiş.. Türkiye çalkalanıyor oo’lar waaw’lar havada uçuşuyor. Diploma, belli bir alanda alınmış eğitimin başarıyla tamamlandığını belgeleyen evraktır. Sahtekarlığın her türlüsüne karşıyım. “Bizi aldatan bizden değildir” Lakin şunu sorgulamadan edemiyorum liyakatsizlik, diploma alarak gerçekten gideriliyor mu ? Dünyada başarılı olmuş kişiler hep diplomalı mı ? Veya “Camide mihrapta görev almış bir İmam diploması gerçek olduğu için gerçekten liyakatli midir ? Bu diploma onu namaz önderliğine ehil yapıyor mu !? Veya hukuk fakültesinden alınan diploma mezunlarını liyakatli adaletli birer yargıç avukat yapıyor mu ? Haydi bunu irdeleyelim.. Bir kere Devlet-i âliyeyi; Şeriatı lağv edip -Sultanla birlikte Allah’ı da tahtından indirmiş!- bir ekibin kurduğu laik cumhuriyet Allah nezdinde icazetsiz, yani kaçaktır. Şeriata muhalif kaçak bir yapının ehliyet-liyakat ölçüleri hakkaniyetli olamaz.. Hele bu ölçüler Fransa’dan İsviçre’den alındıysa O yüzden bakın 1980’lerde Diyanet İşleri başkanlığı müftü vaiz olmak için ilahiyat fakültesini yeterli görmemiş ve kendi “Haseki Eğitim Kurumunu” açmış, orada ilahiyat mezunlarına 3 sene MEDRESE eğitimi vererek ancak müftülük vaizlik görevlerine yerleştirmiştir. Şimdilerde de Diyanet, camilerde imam müezzin olmak için imam-hatip lisesi diplomasını yeterli görmeyerek “Diyanet Akademi” denilen 1 yıllık yatılı kursu açarak onu mecbur tutmaktadır. Yani Din hizmetini yürüten Diyanet teşkilatı bizzat ikrar ve itiraf…
Ölmeyen Diri Allah’ın yüce Adıyla Yozgat Sarıkaya Yukarı Yahyasaray köyünden 1945 doğumlu Yahya Erdoğan hakka yürüdü. Allah razı olsun Allah rahmet eylesin Yazı geliyor..
Allah’ın Yüce Adıyla Yüce Allah buyurmuştur : ان المبذرين كانوا اخوان الشياطين “Muhakkak ki saçıp savuranlar şeytanın kardeşleridir” Cübbeli Ahmet Ünlü hoca, programına defaaten çıktığı Fatih Altaylı hakkında, onun hapis cezası alması üzerine “bakın benimle uğraşanlar nasıl bir bir ya içeri tıkılıyor ya da toprağın altına sokuluyor.. işte fatih Altaylı da bakın benle uğraştı ve belasını buldu” gibi bir laf edince Fatih Altaylı fasıkı da intikam alır gibi “Cübbeli son olarak beni aradığında kızı için bir saat için aracılık istemişti. En ünlü ve en pahalı bir İsviçre markasının, pırlanta kaplı bir modeliydi. Piyasa fiyatı çeyrek milyon dolar (250.000 $). Herhalde saati alamadığı için kızmıştır. Eğer nefesi dediği kadar kuvvetli ise önce kendisine şifa versin. Ölüm korkusu ile hastane hastane geziyor. Galiba bedduası tutuyor ama duası kabul olmuyor” demiş.. Tüm haber sitelerinde bu tartışma bu laflar mevcut olunca biz de konuya değinmiş olduk Altaylının bu çıkışı üzerine Cübbeli hoca “Şerefsiz insanlar tartışmaya giriştiklerinde bel altı konuşurlar insanların karısını kızını konuya katarlar” (25.06.25) şeklinde bir paylaşım yaptı.. kendi x adresinde bu da aynen mevcut.. Halbuki sevenleri Cübbeli hocanın “hayır ben böyle ultra lüks, astronomik fiyatlı bir saat almadım alamya kalkışmadım fatih altaylıyı da bunun için aramadım” demesini beklemişlerdi. Ancak bunu diyemedi. yani…