Yozgat Şeyhi Ahmed Efendi Hz

Allah’ın yüce Adıyla Şeyh Hacı Ahmet Ergin Efendi Hazretlerini ben fakir dünya gözüyle tanıyamadım. Yozgat’ta 4 sene kalmış olmama rağmen onu ne gördüm ne duydum.. Bu konuda kaldığım cemaat yurdu (Yekdav) yetkililerine dargınım. Biz çocuktuk, bilmiyorduk ama siz de ağzınızı açıp burada Ahmed Efendi gibi bir zat-ı muhterem var demediniz. O yüzden meşayıhı bilen tanıyanlar mutlaka çevresine özellikle gençlere çocuklara tanıtmalı.. Bu yazıların bir gayesi de bu inşallah Esasen küçüklüğümden beri âlimleri evliyayı severim sayarım. Babam sağolsun, zahir ki onun sevgisi saygısı bize de sirayet etti, Fransa’da âlimler meclisine sohbetlere bizi de götürürdü. Oradan bir damar kaptık elhamdülillah.. Yozgat Şeyhi Ahmed Efendi hakkında aktarabileceğim birkaç kıssam var yine de. Yozgat’ta yatılı okuduğum yıllarda Yekdav öğrenci yurdunda kalıyorduk. İbrâhim hoca dediğimiz emekli bir amca bizi hafta sonu sabah namazına Çapanoğlu Ulu Camiine götürürdü. Namaz biter ışıklar söner herkes dağılırdı lakin bazı insanlar köşelere sinmişler camiden çıkmazlardı.. çocuk halimle bunları merak eder neden çıkmıyorlar ne yapıyorlar diye düşünürdüm. Sonra öğrendim ki meğer bunlar Ahmet Efendi Hz’nin müritleriymiş camide kalır zikir fikire dalar, işrak namazını bekliyorlarmış.. Çok sonradan duydum ki babam da meğer Ahmed Efendiyi bilirmiş hatta Fransa’ya döndüğü bir izin zamanı Yozgat’ta onu ziyaret etmiş ve ayak üstü ondan tarikat istemiş el…

Mücadelede batınî duruş | NİYYET
İsmailağa Cemaati , Tahkikat , Tasavvuf / 22 Ağustos 2024

Mücadelede batınî duruş | NİYYET Bismillahirrahmanirrahim SOHBETLER’de hz Pîr de aktarır “imam Ali efendimiz bir harp esnasında düşmanı yere sere göğsüne oturur kılıcı kaldırır tam boynunu vuracakken müşrik yüzüne tükürür.. İmam Ali efendimiz derhal onu bırakır müşrik şaşırır. İmam Ali efendimiz “Ben seninle Allah için savaşıyordum şimdi ise nefsim karıştı seni nefsim hesabına öldürmezdim” der. İntibaha gelen müşrik bu hareketle imana gelir müslüman olur.. NİYYET kalbin amelidir ve bütün ameller nezdi ilahide onunla değer kazanır. O yüzden kişi kalbini, cihadını ifada temel çıkış noktasını daima murakabe etmelidir: Allah için midir şeytan için mi ? Tasavvufun ana gayesi de budur: Kalbi bozuk duygu ve niyyetlerden tasfiye edip ihlasa ermek Lîk bunu elde etmek, elde ettikten sonra da muhafaza etmek gayet müşkildir. Ashab içinde Rasulullah efendimize sual etmişler “Cihadında Allah’ın ecr-i mükafatı yanında halkca medh-i sena olunmayı da arzu eden mücahide ne var ? Rasulullah: “Ona hiç bir şey yok. hiç bir şey yok. hiç bir şey yok! Dikkat edin halisane Allah için yapılmış amel ancak Allah’a yaraşır, kabule şayan olur” buyurmuşlar [Buhari] İhlas kalbe oturmamış; hakikate vasıl olmamış bizim gibi kimesne ciddi tehluke ve hatar içredir. Hatta şu satırları kaleme alırken.. Bir makale, bir resim çekip yayınlarken.. Marifetname sahibi gençliğinde kitab…

Mahmud Efendiden Sonra Mürşid Gelecek mi ?
Cemaat içi ihtilaf / 2 Mart 2024

Allah’ın yüce Adıyla Evet gelecek, nitekim Hasan Efendi Hz gelmiştir, o da Fikri Efendi Hz ni şeyh olarak tayin etmiştir.. Cübbeli hoca istemese de.. Cübbeliciler kerih görseler de Allahın muradı böyle cereyan etmiştir. Ama Ahmet İnanç’ın dolaştırdığı bir söz var, Mahmud efendi hz güya demiş “benden sonra Allah mürşidi kamil göndermeyecek” demiş ! Bazıları bu söze sarılmışlar tekkeyi Şeyh efendiyi inkara bahane bulmuşlar.. Nedir bu sözün/rivayetin hakikati? Bu söz Mahmud Efendi hazretlerinin usül ve üslubuna uymuyor en baştan. Onun gelecek hakkında bu denli kesin konuştuğu vaki değil. Gelecek bilgisi Allahın elinde nitekim ve ilham keşif ise bu konuda kesin bilgi kaynağı değil. Mahmud efendi hz bunları bilen ve azami riayet eden bir alimdir.  Evvela : Bu söze göre efendi hz kendine ‘kamil mükemmil mürşid’ demiş oluyor.. kendine şeyh dediği hatta hoca dediği dahi görülmemiş olan Mahmud Efendi..!?  ikincisi : Demiş olduğunu var saysak.. madem ki o kamil ve ‘mükemmil’ demekki kemal’e erdirdiği zatlar olmak iktiza eder. Gafur ismi günahkar kulu iktiza ettiği gibi ‘mükemmil’ vasfı da kemale erdirdiği şeyhlerin olmasını gerektirir üçüncüsü : Bu söz gelecekten gaybdan kesin haber vermektir. Efendi hazretleri Ayet Hadisin mantuku dışında gelecekten haber verdiği vaki değil. Talu hoca fi tarihinde “sizden sonra..?” diye sorduğunda “bilemem”…

İzmitli Rabbanî Efendi RA

Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla Rabbani Demirhan Efendi.. Allah rahmet eylesin. Salihlerin anıldığı meclise rahmet nazil olur. Bu yazıyı bir vefa kadirşinaslık icabı kaleme alıyorum. Rabbani efendi hakkında nette hiç bir malumatın olmayışı beni yazmaya daha çok sevk etti.. الا ان اولياء الله لا خوف عليهم ولا هم يحزنون İzmit’te bulunduğum (2000-2001) yıllar içinde tanıdığım istifade ettiğim sevdiğim salih insanlardan biriydi Rabbanî Efendi. Allah makamını âli eylesin Cemali ba-kemâl’ini seyrettirsin. amin Şeyh Rabbanî Demirhan kimdir? 1928 Kocaeli doğumlu olan Şeyh Rabbanî efendi, Şeyh Şemsettin Efendi (sol alttaki) nin halifesi olan Şeyh Eyüp Sabri Kalyoncuoğlu’nun (sağ alttaki) izmit halifesi bir Nakşibendi şeyhi idi. Rabbani efendi Türkiye’de cihad gayeli siyasî hareketin öncüsü Merhum Necmettin Erbakan’ın ilk partisi Milli Nizam’ın ve akabinde Milli Selamet in kurucuları arasında bulunmuştur.  Şeyh deyince öyle bildiğiniz bütün siretleri unutun. Onun ne etrafında hizmet için dolanan adamları ne de arkasında el bağlayan muridleri vardı. o yalnız bir şeyh idi adeta. Gayet mütevazı işinde gücünde günlük hayatın bir parçası idi. Rabbanî Efendi Seka kağıt fabrikasında bir ömür çalışmış oradan emekli olmuş  Emekli olduktan sonra asıl rağbet ettiği sanata marangozluğa yönelmiş ahşap ustası bir marangoz idi aynı zamanda. Belki bu yüzden çevre halkı onun kıymetini takdir edememiş onu sıradan…

Kirletilen İslami Kavramlar
ANALİZ / 21 Ocak 2023

Allah’ın yüce adıyla.. “Şeriat, şirk, Cihat, Tarikat, Hizbullah, Biat, rivayet, tevatür, Efendi, Recep, Şaban..” Kirletilen kavramlarımızdan sadece birkaçı Şeytan ordusu (Hizbuşşeytan) bütün gücüyle saldırıyor. Ne ateşkes yapıyor ne musalaha. Saflarına kimleri katmamış ki.. Ateistler desitler kemalistler mealistler humanistler agnoistler panteistler..! Hepsi gönüllü olarak çalışıyorlar. Bütün gayeleri Allah’ın kullarını Allah’tan çalmak, şeytanın arkasına dizip cehenneme doldurmak! Ne kötü bir amaç ne kötü bir son. Ancak savaşın biçimi, kullanılan silahlar, stratejiler asırdan asıra değişmektedir. Bu asırda kullandıkları bir yöntem bize ait kavramları kirletmek. İçini değiştirip müminleri bu kavramlardan uzaklaştırmak  “Şeriat, şirk, Cihat, Tarikat, Hizbullah, Biat, Rivayet, Tevatür, Efendi, Recep, Şaban..” Bunların hepsi Kur’an’a ait, İslama ait. kafirler eğitim kurumlarıyla, basın medya televizyon filim haber kanallarıyla yıllar içinde bu kavramların safiyetini kirlettiler ve halk nezdinde menfi çağrışımlar yapmalarını temin ettiler. “ŞERİAT” “Sonra biz seni Allah’ın emri gereği bir ŞERİAT üzerine koyduk, artık ona tabi ol, sakın bilmeyenlerin arzularına uyma” Cumhuriyetle birlikte en büyük saldırı bu mübarek lavrama “şeriat”a karşı yapılmıştır. Öyleki artık kendini müslüman diye tanımlayan niceleri bile bu kelimeden ürker olmuş, “Şeriat istiyor musunuz?” şeklindeki bir soruya sadece % 7 evet diyebilmiştir ! Halbuki “şeriat” Kuran hükümlerinin devlet ve millet eliyle tatbik edilmesi, Kuran’a dayalı bir yönetim sistemiydi. İmam Mahmud efendi hz’nin…

Kabe’de Tavaf ve Karma Eğitim

Allah’ın yüce Adıyla.. Kadın erkek karışık yaşamak, arada bir engel bir perde olmamak nefsi emmarenin öteden beri arzusudur. Ancak ne var ki bunun yeri cennettir. Şeriat buna dünyada musade etmez. Şeriat kadınları ayrı erkekleri ayrı ortamda tutar. Şeriatın bu kuralını delmek ve karışık eğitime bahane bulmak için şeytan akıl verir ; “Kabede bile erkek kadın karışık tavaf ediyor, bu zamanda eğitimde haremlik selamlık sevdası da neyin nesi’ deyin” demiş. Allah bu şeytanlığı Kuran’da reddeder : “Mü’min erkeklere söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar” (Nur:30) “Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar.” (Nur:31 Yani Kabe’de bile olsak yabancı kadınlara karşı gözler neredeyse yumuk olmalı. Okulda, sınıfta kapalı gözlerle ders olmayacağına göre demekki kız-erkek karışık eğitime İslam’da fetva çıkmaz, günahtır, haramdır. Konunun şeytanla alakası şu ayeti kerimede açıklandı: “Üzerine Allah adı anılmayanlardan yemeyin. (Allah’ın adıyla başlamayan kitapları da okumayın) Çünkü bu şekilde davranış fasıklıktır. Bir de şeytanlar kendi dostlarına sizinle mücadele etmeleri için mutlaka fısıldarlar. Onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz.” Enam:121. Allah her daim doğru söyler. Allah’ın bir yasağını (kızları dikizlemek) yine Allah’ın bir emri (Kabeyi tavaf etmek) ile delmeye çalışmak ancak şeytanın aklına gelebilirdi. Konuyla alakalı ilmi/aklî cevabımız : >> İslâm’da aslolan kadın ile erkeğin ayrı…

Mustafa Bilici Hocaefendi kimdir?

Ölmeyen Diri olan Allah’ın adıyla.. 1932 Of’a bağlı Onur köyünde dünyaya gelen Mustafa Bilici Hocaefendi çocukluk yıllarında Kuran’ı ezberleyerek hafızlığını yaptı. Mehmet Aşıkkutlu Hocaefendiden kıraat dersleri aldı. Akabinde Arapça İslami ilimler tahsili yapmak üzere Mahmud Efendi hazretlerine talebe olan Mustafa efendi 15 yaşından beri onunla beraberdir. Ondan manen ve cismen hiç ayrılmamış, Hazretle birlikte İstanbul’a gelerek Mevlânâ Ali Haydar Efendi Hazretleri’nin sohbetlerine yetişmiş, bir asırlık çınar. Mahmud Efendi Hazretleri’nin ilk okutup icazet verdiği talebelerindendir. Efendi hazretleri şeyh olduğunda ise onun ilk müridlerinden ve sadık ihvanından olmuştur. Mustafa efendi İsmailağa büyük heyetinin de önde gelen âzalarınden, Allah’ın bir salih kulu. Gogoşum” lakaplı Mustafa Bilici Hoca efendi, okul imtihanlarını dışarıdan vererek İsmailağa camiine 100 metre mesafede bulunan Kovacı Dede camiine imam olmuştur. Harap halde bulunan bu garip camide kendisi bizzat çalışarak tamirinde bulunmuş ve yarım asır Allah’ın dinine hizmet ettikten sonra yaş haddinden zorunlu emekliye ayrılmıştır. Tekauddan sonraki baki ömrünü Şeriat ve Tarikatın hizmetine adamıştır. Hz Ömer mizaçlı bir o kadar da sevecen ve babacan olan Mustafa efendi hocamız cemaat tarafından çokça sevilen ve sayılan bir muhterem zat idi.  Mustafa Bilici Hocamız Anlatıyor: “Efendi Hazretleriyle, ilk önce Sûre-i Bakara’nın “tashih-i huruf”unu sonuna kadar yaptım. Ondan önce de -köyünde imam idi- ben de…

Mahmud Efe Hz’nin Cuma Günlüğü
Hatıralarım , Mahmud Efendi Hz / 12 Şubat 2021

Allah’ın yüce Adıyla  Bu yazı Mahmud Efendi Hazretlerinin cuma gün ve gecesi içinde yaptığı ibadat ve taatı anlatmayı hedefler Her Cuma gecesi İmam Mahmud Efendi Hz camide itikaf eder bizler de battaniyemizi alır İsmailağa Camiine gider itikaf ederdik. Gece 3’te kalkar ibadetlerimizi camide birlikte yapardık. • Efendi Hz cuma gününe has koyu yeşil (siyaha çalar) bir cübbe giyerdi. Cuma namazına o cübbe ile gelirdi. • Cuma sabahı Efendi Hazretleri sabah namazında Secde (Elif lâm mim Tenzil) sûresini okurdu. Ilk iki sayfayı 1.rekatte okur secde ayeti akabinde tilavet secdesine gideriz secdeden kalkıp “tetecâfâ cunûbuhum anil med’âciğı..” ile rekata devam eder, ikinci rekatta ise sûrenin son sayfasını okurdu. Bunu iki haftada bir yapardı. Diğer hafta namazı hatimle, kaldığı yerden kıldırırdı ve yine iki artı bir 3 sayfa okurdu. • Efendi Hazretleri Cuma namazından önce hocalara vaaz ettirir kendisi o gün sadece minberde vaaz ederdi. • Cuma hutbesi yarım saat ila 40 dakika kadar olurdu. Bir zuhuratta “Evla olan hutbeyi kısa tutmak ancak insanların senin vaazına ihtiyacı var sen hutbeyi bu kadar uzat” denilmesi üzerine böyle yaptı. Nitekim türkiyenin dört bir yanından Efendi Hz’nin sohbetine iştirak etmek için İsmailağaya gelen insanlar olurdu.. Onların hakkını gözetmek ve kafi bir ifade yapmak gerekiyordu • Efendi…

Ismailağa Cemaatini Bitirecek 4 Zafiyet

Bismillah elhamdülillah Mahmud Efendinin Hazretlerinin sohbet ve vaazları zahiren kesildikten sonra cemaatte hem amel, hem de fikir ve söylem bakımından bir takım zafiyetler oluştu. Bu zafiyetlere karşı mütenebbeh olup telafi yoluna gidilmezse bir kaç on yıl içinde tükeniş yok oluş kaçınılmaz olacaktır HafizanaAllah  1. Zafiyet: Medrese fikrinden uzaklaşma; Efendi Hazretlerinin her fırsatta ve her ortamda, hatta Başbakanlık konutunda verilen davette bile söylediği : “Her mahalleye bir erkek bir kız medresesi açınız, bunu yapın ve bütün millet bu medreselerden geçsin, eğitim alsın. Allah’ın izniyle 3 senede İslamiyet galip gelir”. “Besmelesiz mekteplere (okula) değil, çocuklarınızı medreseye gönderin” diyebilme cesareti. Şu an cemaat olarak gösterilemiyor. Özellikle geniş kitlelere hitap eden vaiz ve hocalarımız sohbetlerinde “gençler medreseye gidin mutlaka medresede okuyun” şeklinde telkinlerde bulunmuyorlar. Bu da Medrese’nin bir anlamda zayıflamasına, revacının azalmasına ve kaliteli öğrenci akışının durmasına sebep olacaktır. Bu elbette en önemli bir zaafiyettir, derhal telafi edilmedir. 2. Zafiyet: Manaya olan inanç zaafiyeti Şeyhimiz Mahmud Efendi hazretleri olaylara bakış açısı daima şu minvalde olmuştur “Allah’ın bizlere ihsan ettiği bütün muzafferiyetler, din hürriyeti, emniyet.. bütün bunlar ihlâslı gençlerin Kur’an’a ve sünnete sarılmaları sebebiyledir” “Gençlerin sakal bırakması, genç hanım efendilerin çarşafa bürünmeleri vesilesiyle azap def-ü ref oluyor” “Medreselerde okuyan talebelerin kendilerini Kur’an’a adamaları, teheccütlere kalkıp…

Muhtelif Konular Muhteşem Cevaplar 3

NEDİR YAZILARI Nakşibendi Tarikatı 13.07.2008 – 18:06 İmamı Rabbani Müceddidi elfi Sani der: Nakşibendi tarkatını diğer bütün yollardan üstün kılan şey, bu yolda “Rasulullah’ın sünnetine ittiba etmeye iltizam” var olduğu içindir. Sallallahu aleyhi ve sellem. Mektubat Hanımlar 13.07.2008 – 08:46 Allahın erkeğe lütfudur. Kadının yaratılışını beğeniyorsunuz değil mi !? Şu halde onu Yaratanı da beğenin, her şeyi ile.. gönderdiği dini, Şeriatı, peygamberi.. B.Ç.G 12.07.2008 – 07:55 B batı: batıdan ithal edilen değerleri korumak ve yaymak. batıdan olsunda ne olursa olsun. Ç çalışma: her ne kadar başaramasakta bu yolda çalışacaz bu yolda öleceez bizimde eğilimimiz buna, napalım! G grubu: Tanrısal değerlerin geçerliliğini ancak büyük gruplar kurarak azaltabileceğimizi düşünüyoruz. yoksa tozumu dumanımıza katarlar o şeriatçılar Abdur Rahman As Sudais 12.07.2008 – 07:47 ‘ Kabe imamı ‘ şeklinde telakki edilen manevi bir makamın sahibi. Arkasında namaz kılmak nasib oldu. Allah kabul eylesin. içli bir kıraati var. Suudlular Mısır tarzı kıraat yerine Sudeysi tarzı kıraati tercih ederler. Doğrusu ağdı andırdığı için hadisin maksadına daha muvafık gibi. Ama Abdussmed; Allah ondan razı olsun, Kuranı dinlemeyi dünyaya o sevdirdi. ………………. Gezinirken baktım yorum yazılmamış garib bir surette duruyordu.. Ben mazlumları her zaman müdafa ederim. ateist 11.07.2008 – 02:18 ateist kim imiş: Tanrı tanımayan imiş ! Be…

Farklı Konular ve Yorumlar

isa Erdoğan (Muhammed Hakkani) https://isaerdogan.com NEDİR YAZILARI serbest kürsü 07.10.2016 – 22:14 Dünyaya Allahı tanımaya geldik Habibine ittiba etmeye geldik molla 22.06.2012 – 01:26 Molla (şu farklı manalarda kullanılır) _Büyük İslam Alimi (Fatihin hocaları Molla Hüsrev, Molla Gürani gibi) _Medrese (islami ilimler tahsil edilen okul) da ders veren hoca (mollakasım gibi) _Medresede ders gören talebe _Medrese mektep tahsili olmadığı halde halk arasında hoca gibi kabul edilen kişi Molla kelime aslı itibariyle Arapça mevla (efendi) kelimesinden türemedir. Doğuda mele (ulu kişi) şeklinde telaffuz edilir. kurtuluş savaşı 18.05.2012 – 07:48 Adı var kendi olmayan hayali savaş. Kurtuluş savaşı diye bir savaş olmadı. Bu savaştan bahis, laik cumhuriyetin çocuklara okullarda dayattığı kurgusal bir öğretidir. Amaç: adına kemalizim denilen laik seküler ideolojiyi kabul ettirmek, bu ideolojiyle adı özdeş olmuş şahsiyeti kahraman yapıp kutsallaştırmaktır. Artık uyanma zamanı mustafa kemal atatürk 18.05.2012 – 07:35 Yunanistan topraklarında doğmuş ve her zaman bir yunan bir ingiliz gibi düşünmüş, avrupayı kendine model almış avrupalıyı idol bilmiş ve halkını avrupalı yapmak için çalışmış bir tarihi kişilik. HAKİKAT DERGİSİ 18.05.2012 – 07:21 Liderlerinin ismi ‘ergenekon terör örgütü’ baskınlarında deşifre edilen ‘müslümanları yok etme’ planları içinden çıkan, ‘dışarıda henüz devreye sokmadığımız Ö Öngüt ve İ evrenesoğlu gibi adamlarımız var’ çümlesi içinde adı…