Yılbaşı Noel’den farklı Mıdır ?

Allah’ın yüce adıyla.. Soruyor, Noel Hristiyanlara ait. Fakat yılbaşı tüm dünyaya malolmuş bir kültür. Dinle bir bağlantısı yok. Ben de günah ortamlara girmeden yılbaşı süslemesi yapsam,  yeni yıla ailemle güzel vakit geçirerek girsem bunun ne mahzuru var !? Sonuçta ortada dini bir kutlama yok ? CEVAP Kim demiş bunların ayrı şey oldu !? Adı üstünde miladi yıl başı. Milad doğum günü demek. Neyin doğum günü ? Tanrı İsa’ın (!) doğum günü !  Öyle veya böyle.. Yüce Allah Kuranı Kerimde kesin bir dille Ehl-i Kitaba (Yahudi Hıristiyanlara) uymamızı yasaklar. “Sana ilim (Kuran) geldikten sonra hala onların arzularına uyarsan sana Allah’tan ne bir dostluk ne de bir yardımcı olmaz”  Allah Rasulü sas bu ayetler nazil olduktan sonra yahudi hiristiyanlara değil dini işlerde sıradan basit konularda da onlara uymaktan onlarla benzer duruma düşmekten sakınmış ve kendi sünnetini ikmal etmiştir. Kutlama “bayram” demektir. Medineli müslümanların islam öncesi örfi iki bayramları vardı. İslam bu iki bayramı iptal etti ve onlara Ramazan ve Kurban bayramlarını verdi.  Haydi diyelim ki “noel” ile “yılbaşı” ayrı şeyler olsun! Şimdi bunları kutlamayı ayrı ayrı ele alıp hükümlerini açıklayalım: Noel kutlamak: Noel nedir? Hıristiyanların sahte tanrısının doğum günü..! Bunu kutlamak elbette küfürdür. Çünkü Allahtan başka “tanrı” varlığını kabul etmiş oluyor ki…

Vaaz Etmeye Yeni Başlayanlara 25 Tavsiye

Soru: Hocam yıllarca kimsesiz köylerde hocalık yaptık. Oralarda vaaz etme sıkıntısı yoktu. Ama şimdi kalabalık bir camiye tayin oldum, insanlar hocanın ağızına bakıyor. Vaaza nasıl hazırlanayım nelere dikkat edelim, ne tavsiye edersiniz. Siz nasıl yapıyorsunuz ? .   CEVAP:   Allah’ın yüce adıyla..   Biz şöyle yapıyoruz: Hafta boyu talebelerle tefsir dersi yapıyoruz. Okunan ayetlerden bir kaçını seçiyorum, onların tefsirlerine ayrıca bakıyorum. Bir de uygun bir iki hadis-i şerif, Sahabe kıssası, sebeb-i nüzul.. Bunlar zaten okuduğum tefsirlerde olmuş bulunuyor. Bunun ötesinde Mevla ne verdiyse. Devamlı ilimle, kitapla meşgul olduğumuz için ne anlatacağız diye bir sıkıntı bu anlamda çekmiyoruz. Geriye sadece nasıl anlatacağımız” kalıyor. Yani kafamda bir vaaz krokisi oluşturuyorum. giriş gelişme sonuç gibi Aslında benim bu konudaki tavsiyem “sende ne varsa onu ver.” Bu konuya sonra gireceğiz    Hangi tefsirlere bakıyorum: Taberi, ibn-i Kesir, Nesefi, Razi, bazen Ruh-ul Beyan tefsirlerine bakıyorum(*).    Bunlara ilaveten sana tavsiyem:   1. Vaaz planı hazırla. Vaazın ana konusu olsun. Bu konuyu destekleyen “Ayet, hadis, kıssa, ulema sözü, dini hüküm..” bunları alt alta yaz, önünde hazır dursun. Konuşurken her birini konuya bağla, konuyu vaaz esnasında sık sık dile getir   2) Senin tarzına, meşrebine uygun bir vaaz hocası seç, onun bir vaazını hafta içinde dinle….

“Dinde Zorlama Yok” mu ?

Soru: “Din’de zorlama yok” mu ? İlgili Ayette geçen “Din” ve “zorlama” nın sınırları nedir ?   CEVAP: Allahın yüce Adıyla.. “Din’de zorlama yok” kaidesi Bakara 256. ayetin gereğidir. Yüce Allah mealen: “Din(e girme)de zorlama yoktur. Doğru eğriden açıkça ayrılmıştır. Artık kim sahte tanrıları reddeder de Allah’a inanırsa kopmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah her şeyi işitir ve bilir.” demektedir. [Diyanet]   Bu itibarla ayet üzerinde iyice düşünülürse ayetin teması “Allah’ın dinine girmek” hakkında olduğu anlaşılır. Yani Allah’ın dinine girmesi için kimseyi zorlamak yoktur, zorlamaya gerek bile yoktur çünkü rüşd (hidayet) yolu, ğay (sapıklık) yolundan apaçık ayrı ve belirgindir. Kişi az bir tefekkürle Allah’a iman etmenin hak olduğunu anlar ve kendiliğinden girer.. Artık kim tağutu/şeytanı/yalancı tanrıları inkar eder ve Allah’a iman ederse o en sağlam kulpa tutunmuş olur..”   Bu ayetin iniş sebebi olarak birkaç kıssa zikredilir. Abdullah b Abbas RA dan nakledildiğine göre: “Medine’de yaşayan bir Sahabenin iki oğlu var, dışarıdan, şamdan gelen tüccarların propagandası ile iki oğlu birden Hristiyan olmuşlardır ve onlarla birlikte Rum diyarına doğru gitmektedirler. Bu Sahabi hemen Peygamber efendimize gelerek Ya Rasulallah iki oğlum da hiristiyan oldu, anlattım hiristiyanlıktan başka şey tanımıyorlar şimi rum diyarina gidiyorlar arkalarına düşüp onları men edeyim mi bizim dinimize girmeleri…

Altın Takmak Erkeğe Neden Haram ?

Allahın Yüce Adıyla Bu soru islamda olan bir haramın sebebini yani ilmi tabirle mesnedini sormaktır.. Bu haramın sebebi, mesnedi Allah Rasulünün haram etmiş olmasıdır. Bir eline ipek diğer eline altın alarak “bu ikisi ümmetimin erkeklerine haram edilmiştir” buyurarak Allahın bunu bize haram ettiğini duyurmuştur. Altın erkeğe haram olma sebebi bu açıklamadır. Ancak şimdilerde insanlar sebep, illet, hikmet, maslahat nedir bilmediklerinden aralarını ayırt edemezler ve “sebebi nedir” derken aslında hikmetini sormak isterler.. Doğrusu Şeriat bizlere hela-haramı beyan etmiş, ancak bunların hikmetlerini çoğunlukla açıklamamıştır. Bu da “bilmemizin gerekli olmadığı” manasına gelir. Rabbimiz Allah bizden koşulsuz teslimiyet beklemektedir ki kulluk da budur: teslim olmak. Şimdi Allah ve Rasulü sas bir şeye haram dediyse bizim için iş bitmiştir biz orada noktayı koyarız neden nasıl” gibi sorular sormayız, sormamalıyız çünkü bu sorularda itiraz kokusu vardır. “Aklına yatmadıysa yapmayacak mısın” derler adama. Yine de bazı duyduğumuz hikmetlerden açıklayalım: Altın süstür, zinettir. Erkeğin bu tarz takılarla süslenmesi erkeklik fıtratına aykırıdır. o yüzden altın süsler kolye bilezik küpeler erkeğe caiz olmadığı gibi bunların gümüş veya bakır olanı da erkeğe caiz değil, çünkü bu tarz süslenme kadına benzemektir “ALlah kadına benzeyen/özenen erkeklere lanet etmiştir” Bir başka husus, derler ki “erkeğin altın kullanması onda kadınsı tavır ve duygular peyda ediyormuş..”…

Düşük Faizle Kredi Çekmek..

Allahın Yüce Adıyla Soru: Şimdilerde faiz oranları epey düştü. Hükumet faizle mücadele hamlesi başlattı.. Enflasyonun da altında faiz oranı veren bankalar var. Şimdi faiz oranı enflasyonun altında olduğu için banka kar yapmış olmuyor, yani sadece değer kaybeden parasını geri almış oluyor, bu durumda bankadan düşük faizli kredi çekmek caiz olur mu ? CEVAP Şimdilik dediğiniz gibi olabilir, faiz miktarı paranın değer kaybıyla eşit veya daha düşük olabilir. Bu durum bankalar için “karlı olmayan kredilendirme” demek de olabilir. Ancak bu durum yine de “faizle para çekmeyi” mübah yapmaz çünkü İslam “eğer banka kar etmiyorsa faizli para çekebilirsiniz” demiyor. “Allah faizi kesinlikle haram etmiştir” diyor. “Faize devam eden bana harp ilan etsin” diyor.. Yani faizin haram olma sebebi Allahın pazarlıksız haram etmiş olmasıdır, bankanın bundan kar edip etmediği meselesi değildir. Bu durum şuna da benzemez: Birileri sana 100 bin lira faizsiz kredi verir, ödeme zamanı geldiğinde bakarsınız ki 100 bin liranın alım değeri düşmüş, o zamanın 95 bin lirası kadar olmuş.. o 5 bin liralık zararını senden talep eder sen de verirsin ve bu İmam Muhammed’e göre caizdir “ne haksızlık yapın ne de haksızlığa uğrayın” ayetine istinaden tazmin-i zarar fetva verdiği için.. Bankaların bugün düşük faizle kredi vermesi yukarıdaki misale benzemez, çünkü…

İskat, Namaz Borcu Düşürmek Var mı ?

Soru: Hocam Vefat eden kişinin namaz borcu varsa öldükten sonra yakınları kefaret için para verse bu geçerli olur mu? CEVAP: Bilinen adıyla “iskatı salât” meselesini soruyorsunuz. Bu konuda 4 mesele var : 1) Namaz borcu olan ölü arkasından varislerin sadaka hayır yapmaları ölüye fayda eder mi ? _Evet eder. “yapılan iyilikler kötülükleri giderir” 2) Her namaz için verilecek bir fidye miktarı ölüden o borcu düşürür mü ? _Bilmiyoruz, ancak umut ediyoruz. Kesin “düşürür” diyebilmek için elde delil yok. “Tutulmamış oruçların mali bedeli (fidyesi) vardır, namaz oruçtan daha önemlidir, namazın kazasının artık kılınma imkanı kalmadığına göre kılınmamış namazlar karşılıksız kalmasın, oruç gibi bedeli olsun Allahın kabul edeceğini ve ölüyü affedeceğini umarız” şeklindeki bir kıyas ve ictihadın eseri olarak namaz ıskatı meşru görülmüştür. 3) Varislerin çıkardığı miktar, toplam namaz borcuna yeterli gelmiyorsa vekilin fakirle yapacağı devir işlemi (aldım geri verdim) geçerli midir ? _Bunun da kesin geçerli olacağını diyemiyoruz ancak Allahtan ümid kesilmez. Biz takva ehli hocalarımızı bu devri yaparken gördük ve talebe iken biz de çok defa devir yapmaya gittik 4) Meyyit sağlığında vasiyet etmediyse varisler bu iskatı yapmak zorunda mıdır ? _Alimler buna “hayır yapmak zorunda değiller” demişler. Ancak yaparlarsa o kişiye karşı bir vefa ve merhamet eseri olacaktır, etme…

Yatsı Namazının İlk Sünneti

Soru: Yatsı namazının ilk sünnetine dair Hadis var mı, birileri yok” diyorlar. Eğer yoksa bizler Dinimizi yaşama konusunda nasıl hareket etmeliyiz ? CEVAP: Bizler -müslümanların avamı- dinimizi hadislerden ayetlerden değil İslam Müctehitlerinin hazırladığı fıkıh ve ilmihal kitaplarından öğrenebiliriz. Dini yaşantımızı belirlemede meseleyi Kuran ve Hadise yükseltmek müctehitin işidir. Müctehit alimler işin mutfak kısmını 1000 sene önce tamamladılar ve bizlere hazır sofralar halinde sundular. Bu itibarla Fıkıh ve ilmihal kitaplarına müracaat ettiğimizde yatsı namazı öncesinde 4 rekat gayri müekked bir sünnet namazı olduğunu görmekteyiz. Gayri müekked sünnet demek müstehab demektir. Müstehab ise yapılırsa sevap olan yapılmazsa kınama dahi olmayan güzel ameldir. İslam alimleri Dinin kaynaklarında bu manayı tespit etmişler ki “var” diye kitaba yazmışlar. Rasulullahın asrına en yakın çağlarda, İslam Şeriatının hükümferman olduğu, ilim amel ihlas ve takvanın zirve olduğu bir dönemde yaşamış koskoca müctehit alimlerin bir sünnet için “var” demesi, onlardan bin sene sonra gelen, demokrasi, cehalet, bilgi kirliliği, dünyacılık, bencillik, fikir bulanıklığı, niyet bozukluğu hastalıklarının hüküm sürdüğü laik bir toplumda ortaya çıkan avamların “yok” demesinden çok daha güçlü ve sözleri çok daha itibara şayandır.. O derece ki mukayese dahi edilemez ! Peki bu müctehitler yatsının müekked olmayan ilk sünneti için “var” demeleri neye dayanmaktadır ? İşin bu kısmını doğrusu…

Ateist Soruları ve Kesin Cevaplar

Allah’ın Yüce Adıyla.. ateist, deist veya agnoist kişilerin Müslüman gençlerin kafasına soktukları şüphe içerikli soruları derledik ve cevaplarını verdik. Biz bu çalışmayı takribi üç sene önce yaptık. Youtube’da yaptığımız aramada bizim cevaplarımızın kullanıldığını ve ancak siteye atıfta bulunmadıklarını gördük.. 01 Kasım 2021 İşte o vesvese içerikli 21 soru ve İsa Erdoğan hocanın o sorulara verdiği ilmi cevaplar : 1. Soru : Allah bizim Cennete veya Cehenneme gideceğimizi biliyorsa, neden bizi imtihan ediyor? Cevap: Suç gerçekleşmeden cezasını vermek adalete aykırı olduğu için. Yoksa Allah evet kimin nereye gideceğini biliyor. Ancak kendi bilgisiyle hareket edip suçluluları cehenneme doldursaydı mucrimler itiraz eder “bizlere bir elçi gönderip haber verseydin biz de senin buyruklarına uyup böyle bir zillete düşmemiş olurduk” [Taha:134] derlerdi. Bunun dünyadaki misali: öğretmen hangi öğrencinin başarılı olacağını, hangisinin tembel başarısız olacağını az çok bilir ancak sınav yapmadan kafadan not vermez “sen kaldın sen geçtin!” demez. Notu böyle vermiş olsa tembel öğrenciler kalkar “neden bizi imtihan etmediniz belki sınavı geçerdik” diyerek itiraz ederlerdi. Bunun gibi.. Cennet güzel amellerin mükafatı, Cehennem ise küfür ve isyanın cezasıdır. Mükafat ve ceza ancak eylemden sonra olur, önce olmaz. Taha 134: “Eğer bu (dünya hayatı) ndan önce onları bir azapla helâk etmiş olsaydık mutlaka şöyle diyeceklerdi: “Ey rabbimiz! Bize bir…

Regle Olan Kadını ALLAH Kovuyor mu | Başak Kablan’a cevap

Başak Kablan adında yutubır bir kadın yaptığı yutubda Caner Taslaman’a bir soru soruyor (26.dak) “Ben regle (hayız) olduğumda beni kirli kabul eden beni makamına kabul etmeyen bir Allah var ! Diyor ki “regleysen eline Kuran alamazsın abdest de alamazsın oruç da tutamazsın namaz da kılamazsın..!” Ya belki ben dua etmek istiyorum beni nasıl kovarsın! beni neden kovarsın makamından !?” diyor cahil. Caner Taslaman da “maalesef bunu birileri dine sokmuşlar” diyerek baştan bir inkar tavrı sergiliyor sonra “Kuran o (hayız) dönemin sıkıntı olduğunu ve nelerin yasak olduğunu söyler ancak böyle bir yasaktan söz etmez.. “Cinsel birliktelik yasak” der ama “namaz kılamazsınız” demez.. yani Allah (haşa) unuttu da mı onu söyledi de bunu söylemedi ?” demektedir. Yani “Kuran’da hayızlı kadın Namaz kılamaz oruç tutamaz yazmadığına göre demekki İslam’da böyle yasaklar yok, sonradan dine eklenmiş” demiş oluyor ! El CEVAP Bu yazıda her ikisine de cevap vereceğiz, Sırayla önce Başak Kablana sonra Caner Taslamana. Başak Kablan ve benzerleri Allaha dua etmek istiyorlar ve ancak İslamda regle olan kadın “dua edemez” dendiği için edemiyorlar mış ! Öyle mi ? Öyle ise sıkı durun: “Hayızlı kadın İslamda dört mezhebe göre her zaman dua edebilir. İster hayızlı olsun isterse abdestsiz olsun..” Bak işte, İslam öyle güzel…

Tanrı İnsanı Neden Yarattı ve Neden Yakıyor

Şimdilerde sorgulama virüsü yayıldı aldı başını gidiyor.. “sorgula sorgula” diyerek birileri inkar itiraz ve isyanı gençlere boyunda pompalıyor.. sorgulanmadık ne peygamber kaldı ne Kur’an.. hatta Allah’ı bile sorgulamaya başladılar “neden yaratmış mış neden yakacak mış mış..!” Basit bir misal üzerinden bu virüse bir anti virüs bu küfre bir iman aşısı imal ettik..

Neden Kuranı Hatmetmeliyiz ?

Çocuklar Soruyor: Kuran’ı Neden Hatmetmeliyiz ? Hoca vaazında “Kuranda bazı surelerin özel fazileti var. Mesela bir ihlas okumak Kuranın üçte birine denktir, 3 ihlâs okursak bir Kuran hatim sevabı alırız” deyince bir çocuk: O zaman neden hatim okumak için çabalıyoruz? Hep ihlas okuyalım!?” demiş. Cevap Allah Rasulu salât ve selâm olsun “camide safların en sevaplı yeri sağ taraf olduğunu” beyan edince sol taraflar boş kaldı. Bazı sahabeler “sol taraf boş kalıyor ya Resulullah” deyince Allah Resulü sas “camimizin boş yerlerini dolduranlara Allah rahmet ihsan eylesin” buyurdu ve sağ sol her yer doldu. Bu itibarla bazı Surelerin hususi bir fazileti varsa, diğer surelerin de bu cihetten bir fazileti vardır. O yüzden fıkıh kitaplarında yazar “namazı bazı Surelere hasretmek mekruhtur çünkü bu Kur’an’ın bazı kısımlarını terk etmek olur..” Ayrıca Kur’an-ı tamamen okuyup hatmedene verilen sevap Fazilet kabul dua hakkı başkasına verilmiyor.. o yüzden hatim denen bir kavram vardır hayatımızda. Hani insanlar sorar “Kuranı kaç kere hatmettin..!? Evet okuyucu sen de düşün kaç güne bir Allah’ın kitabını hatmetmiyorsun ? Yoksa Kuranı terk edenlerden misin..! Vee, Kuran okumanın tek gayesi sevap almak değil. Kuran’ın vaazını ibretini ilim ve marifetini; hasılı Kuran’ın Hidayetini almaktır asıl gaye. Bu ise tamamını okumakla mümkündür. isaerdogan.com

Peygamberler Günah İşler mi ?

Allahın Yüce Adıyla Soru: Ehli Sünnet “Peygamberlerin ismet sıfatına sahip günahsız, masum kişiler olduklarını beyan eder. Ama Peygamberimiz sas Abese Suresinin inmesine sebep olan o Ama ile alakalı hadise Onun da günah işlemiş olacağına delil getiriliyor! Cevabınız nedir ? CEVAP: Hayır günah işlememiştir. O hadise, Peygamberimiz Sallallahu aleyhi ve sellem, müşriklerin ileri gelenlerine, Müslüman olmaları halinde islamın kuvvet bulacağı umuduyla tebliğ ile meşgulken, âma sahabilerden, Abdullah b. Ümmü Mektum, dinini öğrenmek maksadıyla, Peygamberimizin kapısına gelmiş onu meşgul etmiş, bu sebeple Peygamberimiz “şimdi mi” der gibi yüzünü çevirerek hoşnutsuzluk ifade eden bir tavır takınmıştır. Bunun üzerine Abese ilk ayetleri nazil olmuş “o gavurlar iman etmye yanaşmadıkları halde neden onlarla meşgul oluyorsun, onun iman etmemesinden sana ne..” buyurarak “vaazını seve seve dinleyerek temizlenmek için gelenden yüz çevirmeye değmeyeceği..” yönünde, strateji hatası yaptığını, dini terviç etmek niyetiyle de olsa, kendine sadık olanları kayırmanın, düşmanı kendi tarafına çekmekten, ya da uzlaşmaktan evla olduğunu vurgulamıştır. İşlenen bir günah söz konusu değildir. Peygamberlik makamına yakışan, daha üstün olan yol bu şekilde beyan edilmiştir. Özellikle İslam idarecilerinin çokça pay çıkarması gereken bir ayettir. Hangi sahih niyet üzerine bina edilirse edilsin, müminleri incitecek, kafirleri sevindirecek siyasi hamleler doğru bir strateji değildir. Her makamın kendine göre adabı vardır. Bu…

Doğrudan Allaha Bağlı Olmak ?

Ben doğrudan Allah’a bağlıyım” sözü doğru mudur ? Hayır bu söz İslama göre doğru değildir. Çünkü Kuran ve Sünnette bu sözün karşılığı yoktur. Bağlanmak arapça ifadeyle “biat” etmek veya intisab etmek.. “Ben doğrudan Allah’a bağlıyım” diyen kişi “bir şeyhe bağlı değilim, kimseye biat etmem ben doğrudan Allah’a biat ederim” demek istiyor ki bu mümkün değil. Çünkü Rasule biat eder gibi doğrudan Allah’a biat etmek yoktur. Bakınız Kuran-ı Hakim ne diyor: “Sana biat edenler ancak Allah’a biat etmiş oldular. Allahın Yed’i (eli) onların elleri üzerindedir” Fetih 10 Ayette açıkça anlatılığı üzere sahabeler RA doğrudan Allah’a bağlanamadılar. Ancak Rasulullah’a sas bağlanarak, onun aracılığı ile Allah’a bağlanmış oldular. Keza, Rasulullahı görememiş kişiler de Sahabeye biat ederek, sahabe aracılığı ile ancak Rasule ve ondan Allah’a bağlanabilmişlerdir. ve bu bağlılık silsile ile devam etti Allah dostları eliyle günümüze kadar ulaştı. Demekki biat noktasında Allaha doğrudan bağlanmak iddiası boştur ve gerçeğe aykırıdır. Eğer mümkün olsaydı Allah kullarını buna çağırırdı “gelin doğrudan bana biat edin!” derdi. Ama öyle demiyor “Peygamberime biat eden bana biat etmiş olur” diyor ve bağlanma konusunda bir insanı adres gösteriyor. Bu zamanda Allaha bağlanmak isteyen kişi, el ele ekli bir silsilenin son halkası kamil bir Şeyh’e baglanmak durumundadır. Şeyhe bağlanmak istemeyenler kendi nefslerine…

Salatı Tefriciye ve Yaşanmış İki Tecrübem

Allahın yüce Adıyla.. İmam Rabbani KS “Bir mürşidden alınmış tarikat virdi müstesna, kişiyi Allah’a yakınlaştıracak en önemli bir vird salevat okumaya devam etmektir” der. Salevatı şerifeler arasında Salat-ı Tefriciyye’nin müstesna bir yeri vardır. Evet Peygamber Efendimiz sas tarafından öğretilmiş duaları okumak sünnettir ve ancak bunun dışında insan her türlü duayı da canı gönülden yapabilir. Bu salevat da bu kabildendir. belki de Allah dostlarının kalbine ilham edilmiştir. Salat-ı Tefriciye islam dünyasında meşhur olup müminler tarafından kabule şayan olmuştur. İhlas ve samimiyetle devam edildiğinde hastalık, zorluk ve sıkıntılarının kalkması ve isteklerin hasıl olmasında çok etkili olduğu tecrübe edilmiştir. İmam Kurtubi “Her gün 41 veya 100 defa okumaya devam eden kimsenin, zaman içerisinde sıkıntısı gider, işi kolaylaşır, içi nurlanır, itibarı artar, hali güzelleşir, rızkı bollaşır, ona hayır kapıları açılır..” demiştir. Muratların bu salât sebebiyle çabuk gerçekleşmesi dolayısı ile Salat-ı Tefriciye veya Salât-ı Nâriye denmiştir. Yine İmam Kurtubî belanın def’i gibi önemli ve hayırlı işlerin hasıl olması için 4444 kez okunmasını tavsiye etmiştir.(*) Biz İslam ulemasına itimat ederek bu salevatı o sayı ile defaaten okumuş, okutmuş ve her seferinde Allah’tan faidesini görmüşüz. Salevatın makbul bir siğa olduğunu böylece tecrübe de etmişiz ElhamdüLillah Salat-ı Tefriciyye okumanın meşruiyyeti Bizler günlük dualarımızda elimizi açıp türkî lisanla Allah’a dua, peygamberine…

Şeyhe Bakmak İbadet mi ?

Bismillahirrahmanirrahim Soru: Bir videoda yaşlıca bir zat konuşma yapıyor “Bir Allah dostunun sohbetine katılmak kabule şayan yüz yıllık nafile ibadetten üstündür” diyor.. Bu olabilir mi ? Böyle sözler caiz mi ? Az bir amel yılların ibadetinden üstün olabilir mi ? Bunun Kitap ve Sünnette delil var mı ? Cevap: Evet olabilir. Kuran Sünnet ve Makul delillere göre bu mümkündür ve vakidir. KURANDAN DELİLLER 1) Bakara: 212. ayet “Allah dilediği kulunu hesapsız nasiplendirir” . Dikkat edin Allah hesabınız rakamlarınız onu hesap etmeye yetmeyecek oranda yani sonsuz olarak nasiplendirir rızıklandırır” buyuryor.. (ve Al-i İmran:37 ve Nur:38)  2) Bakara 261. ayet “Allah dilediği kuluna katman katman fazla verir..” Yudâifü” yani katlar katmanlandırır..  3) Bakara 269. Ayet: “Allah dilediği kuluna hikmet verir, kime de hikmet vermiş olursa ona çook hayırlar vermiş olur” 4) Al-i İmran 73, Hadid 22, Cuma 4, : Deki; Fazıl Allahın elindedir, onu dilediğine verir. Allah Vâsi ve Alîm’dir.”  5) Al-i İmran 74: Allah dilediği kullarını rahmeti için seçer. Allah çok büyük fazıl sahibidir” 6) Rad 26 ve İsra 30 ve Kasas 82 ve Ankebut 62 ve Rum 37 ve sebe 36,39, Zümer 52, Şura 12 : Allah dilediği kulları için rızkı geniş genişletir dilediği için daraltır..” 7) İbrahim 11 :…

Sizden Gelen Sorulara İlmi Cevaplar (Fetvalar)

21.04.2019 – Salih Koçak: Hocam, Şeriatta Müslümanı öldüren kafirin cezası nedir ? “hidayete erebilir” diye öldürülmez diyorlar bu doğru mudur ? – Isa Hoca Cevaplıyor: Şeriatta bunun cezası idamdır. Yakalandığı an ile idam edileceği an arasında dine girip canını cehennemden kurtarmaya fırsatı vardır. Ancak bu ihtidası canını Şeriatın kılıcından kurtarmaz. Meğer ki maktulün velisi onu affetmiş ola.. Veli affederse canı bağışlanmıştır 22.04.2019 – Yalçın Özkan: hocam, baba anne “torunum ilim sahibi oldu” sevinci ile cemaat olmuş, buluğa ermemiş çocuk imamlık yaparak namaz kılmışlardır. Kıldıkları namazların hükmü nedir? – Isa Hoca Cevaplıyor: Buluğa ermemiş çocuk Hanefide yetişkinlere imam olması caiz değil. Iade gerekir. 22.04.2019 – Allahın Kulu: Gün içerısinde evde temizlık veya başka şeylerle meşgul olurken Tv den Bakara suresi yada Cüz açıyorum başında oturup dinlemiyorum ama kulağım hep orada..Başında oturup dinlemediğim için sormak istedim bu günah olur mu? – Isa Hoca Cevaplıyor: Caiz. Çünkü kasıtlı bir saygısızlık söz konusu değil. Bilâkis Kuranı sevmek var.. 22.04.2019 – Bir mümin: hocam 80 bin lira borcu olan biri fitre vermesi gerekiyor mu ? – Isa Hoca Cevaplıyor: Hayır. Fitreyi zekat verecek kişiler verir. Zekat alabilecek olanlar da alır. 22.04.2019 – Abdullah Akbudak: hocam saç ektirmek caiz mi hükmü nedir ? – Isa Hoca…

Dindar Nesil Yetiştirmede Yaşadığımız Sorunlar ve Çözümler

Allahın yüce Adıyla Bir öğretmen arkadaşın sorusu “Ak Parti Döneminde 15 yeni üniversite açıldı, onlarca Proje İmam Hatip Lisesi, Hafızlık Kuran Kursları, Kuranı Anlama programları Yaz Kuran Kursları.. TÜGVA vakıfları, Diyanetin bir biri ardınca yürüttüğü gençlik faaliyetleri.. Bakıldığında dindar, vatansever bir nesil yetiştirmek için sayısal açıdan külliyetli bir çalışma olduğu görülmekte ancak.. Kendim de aslında İmam Hatipte öğretmenim, bu sorunun cevabını inanın bulamıyorum. Verilen eğitim neden öğrencilere nüfuz etmiyor ? Bunun altında yatan temel sebepler nelerdir ? Kendi aramızda hep tartıştığımız şeyler bunlar..  Bu konuda sizin fikriniz nedir ?” Cevap En basit bir ifadeyle yıkmak kolay yapmak zor. Ahlaklı bir gencin ahlakını bozmak çabuk ve kolay ahlaksız bir genci ahlak sahibi yapmak uzun iş ve zor.. imanı izale etmek kolay iman sahibi yapmak zor.. Yani kısaca tamir ve terbiye erbabı bu yarışa en baştan 1-0 mağlup olarak başlıyor. Meşhur bir gavurun dediğini unutmayalım Muhammed’in dinine Bir Kadeh Şarap bir namussuz kadının yapabileceği tahribatı binlerce top tüfekle yapamazsınız..  Konumuz adam yetiştirmek ve tam olarak tasavvuf tarikatın konusu. Mürşid-i kamilin yaptığı is şeyhlerin mesleği. Tarikatta binlerce insan vardır Bunların hepsi mürit sadece bir tanesi mürşittir. müritler 10-20 yıl 30 yıl belki ömür boyu mürit olarak kalır da Mürşit olamaz. Mürşid olamadığı için…

Taklîdî İman ve Taklîd-i Küfür

Allahın Yüce Adıyla “Taklîdî iman geçerli midir ?” Diye soruyor.. ve “evet geçerli” cevabını alınca asıl soru geliyor: “Taklidi iman geçerli, bu taklit üzere ölen bir Müslüman cennete gidiyorsa taklidî inanç üzere ölen bir Hristiyan öldükten sonra neden cehenneme gidiyor ! ikisi de sadece toplumunu taklid etti !? Cevap: iman haktır, şirk küfür batıldır. Hakka tabi olanla batıla uyan bir olmaz. Cevap2: her kişi imana meyilli doğar. Yani iman tevhid fitratın tabii meylidir. Küfür şirk ise bir zorlama sonucudur. Kişi atasını taklid ederek şirke girince içindeki zorluğu, darlığı hisseder ve hidayeti aramaya koyulur. Aramıyorsa küfrü içine bastırmıştır ve bu bastırma basit bir “taklitle” ifade edilemez. Yani kafirde taklidin ötesi var.. ısrar ve inat var.. Cevap3: taklidi iman esasında geçersiz olmak icab eder. Geçerli olması Allahın sırf lütuf ve fazlıdir. Artık atasını taklid ederek küfür şirk içinde kalan yahudi hıristiyan mazur olamaz. Özellikle bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olduğu zamanda..  İsa Erdoğan

Ahireti Feda Etmek Hakkında 5 sual ve cevapları

Allah’ın Yüce Adıyla.. 1. Sual: Bugün bazı insanlar bazı haramları irtikab ederek bazı farzları terk-i tehir ederek hizmet davası gütmektedir. Bu haramlar onlara hatırlatıldığında ise “biz hizmet yolunda ahiretimizi dahi feda etmişiz” gibi bilinmedik sözler ediyorlar. Bu yaptıkları doğru mudur ? Dini dayanağı var mıdır ? 2. sual: Ebubekrin El-Sıddîk radıyallahüanh’e nisbet edilen “Allahım vücudumu Cehennemde o kadar büyüt ki başka kimseye yer kalmasın” ve Şeyhulislam Mustafa Sabri efendiye nisbet edilen: “İslam bugün öyle mücahitler ister ki dünyasını değil ahiretini dahi feda etmeye hazır olacak,” ve Said Nursi’ye nisbet edilen: “Davam için hem dünyamı hem ahiretimi feda etmişim” sözleri sabit midir ? Eğer sabitse bu ifadelerden anlaşılan “ahireti feda etmek” ne demek olabilir? 4. sual: Dünyalık menfaatlerden fedakarlık pek faziletli bir ahlaktır ve Kuranda îsâr tabiriyle medhü sena edilir, ancak Rıza-i İlahiye muvafık her salih amelin karşılığı Allah tarafından ahirette ödeneceği biliniyor ve bu fedakarlık sahiplerince pek büyük bir fazilet sayılıyorken ahiretten fedakarlık gerçekten mümkün müdür ? 4. sual: Hz Peygamber aleyhisselam ve yüce Ashabından böyle bir fedakarlık sadır olmuş mudur ? Olmuşsa bu fedakarlık ne tür amellerle açığa çıkmış, neler yapmışlar ? 5. sual: Bu tabiri daha ziyade kullanan Said Nursi merhum bundan ne kastetmiş ve bu fedakarlık ona…

Yılbaşı Kutlamarını İzlemek

Allah’ın yüce Adıyla.. Soru: Yılbaşı Kutlamıyorum ancak tv’den yılbaşı programlarını izliyorum dinen sakıncası var mı ? Evet var. Yılbaşı kutlamak haram. Hıristiyanların Noeli (Batıl tanrısının doğumunu) kutlamak ise küfürdür. Bu kutlamaların yapıldığı programları açıp izlemek ise o günaha aynen ortak olmaktır. Çünkü izlemede rıza var. Harama razı olmak ise haramdır. Halbuki mümin, haram irtikabına razı olamaz, aksine gayz ve buğuz eder.. Buğuz, istemeden görse bile anında tv yi kapatmayı gerektirir, nerde kaldı ağzını ayırarak oturup izlesin ! Eğer izliyorsa demekki küfür içine siniyor, gönlü günaha açık. Şu halde onlarla beraberdir “Sizden kim bir münker görürse onu eliyle değiştirsin düzeltsin. Buna gücü yetmezse diliyle.. buna da gücü yetmezse kalbiyle buğuz etsin. Bu imanın en zayıfıdır” Hadisi şerifi münkere karşı bir mümin duruşunu açıkça belirtir. [Sahihi Müslim] En zayıf en pasif tepki kalben buğuz etmektir. “Bu, imanın en zayıf mertebesi..” buyurmakla Allahın Rasulü sas “..dahi buğuz etmeyen mümin olamaz” buyurmuş oldu. Işte bu nokta Imam Mahmud Efendi hz nin “Kim yılbaşı kutlama niyetiyle bir yumurta hediye verse kafir olur” dediği husustur. Kâle Rasulullah sas “Kıyamet öncesi öyle büyük fitneler olacak ki zifiri karanlık gece gibi ortaklığı kaplayacak o vakit kişi mümin olarak sabahlayacak kafir olarak akşamlayacak, mümin olarak akşamlayacak kafir olarak sabahlayacak.”…