22 Mart İstanbul Depremi ve Kanal İstanbul

31 Ocak 2022

Allah’ın yüce Adıyla..

İnternette şöyle bir laf dolaşıyor “Mart ayında veya 22 Martta İstanbul’da deprem olacakmış..” ne dersiniz ? Depremler Allah’ın emriyle mi olmakta ? Deprem ihtimaline karşı ne yapmalıyız ?

.

Kısa cevap: Aslı yoktur. İlmi bir değeri yoktur. İtibara alınmaz. Allah’ın mekrinden (imtihan ve azabından) emin olmak ise her halde caiz değildir. Ancak azap ve bela belirli gün ve aylara göre değil kulların günah ve isyanına bağlı olarak gelir. Tövbe ve istiğfar etmek her durumda fayda eder.

“Sen içlerinde olduğun sürece Allah onlara azab edecek değildi ve Allah yine o (mümin ola)nlara azab edici değildir, tövbe istiğfar ettikleri sürece” Enfal:33

 .
Bu resimdeki yazı hakkında.. Türkiye’ye yapılan her bir iyiliğe karşı çıkan nankör bir kesim var. Özellikle bu iyilik “namaz kılan, tesettür ve şeriat ehli” idarecilerden olursa bu nankörlük gavurluk derecesine kadar çıkabiliyor.. “Türkiye’yi cennete bile çevirseler istemeyuk karşıyız!” türünden küfr-ü inadi içinde debelenen bu kesim “22 martta İstanbul’da deprem olacak” kehanetini “kanal istanbul karşıtlığı” içinde siyasete alet ederek katmerli bir küfür savurmuşlardır.
.
Gelecekten haber vermeye neden ısrarlı bir şekilde “küfür” diyoruz ?
.
Çünkü gelecek hakkında kesin bir ifade ile “şöyle olacak” demek Kuran’ı inkar etmektir. Çünkü Allah gelecek bilgisine “gayb” adı vererek “gayb ilmini” tekeline almıştır ve bu ilimden sadece seçtiği bazı Rasullerine -bir nebze- bildirebileceğini haber vermiştir. 
.
Son Rasul ise vefat edeli 1400 sene oldu.. Dolayısıyla gayb haberleri alma yolu kapanmıştır. Sadece ilham,keşif,sahih rüya yoluyla bazı bilgi kırıntıları verilebilir ancak bunlar da son derece kapalı, karışık ve tevile açık olduğundan asla “kesin bir bilgiye” dönüşecek formda değillerdir. Yani en büyük bir evliyanın keşfi bile olsa hatalı çıkma ihtimali vardır. O yüzden gelecek hakkında verilecek bütün haberler bir ihtimalden ibarettir. Her ihtimal gibi ya olur ya olmaz.(*)
.
Ancak yukarıdaki zırvada görüldüğü üzere sanki o tarihte deprem olmuş, da sonrasında haberler de şöyle olacak..” gibi bir üslup takınılmış..! Bunları açıp okumak, konu edip soru sormak bile müslüman için abestir. “Hadi lan orada şeytan!” deyip üstünü kapatmalı, zerre kadar kaale almamalı.
.
Hakeza “Kamerî aylar içinde Safer ayı, şemsî aylar içinde de Mart ayı bela ayı” şeklindeki yaklaşımın da İslam’da delili yeri yoktur. Bilakis İmamı Rabbani nin dediği gibi deriz “Günler Allah’ın günleri..” Hayır da şer de kulların fiiliyatında.
.
Allah’ın bu asırda göndermiş olduğu büyük âlim ve evliyasından bizler hiçbir zaman “zaman endeksli” bela ve azap uyarısı duymadık. Ancak “kötü amel, isyan endeksli” bela ve azap uyarıları çok aldık. Yani “aman dikkat edin önümüzde şu ay var bela ayı! Yaman ! Önümüzde şu gün var helak günü..!” gibi şeyler duymadık.
Ancak “Aman Allah’ımızın Şeriatına Tarikatına dikkat edelim yoksa Bosna-Hersek gibi oluruz.. “Eğer Allah’a kulluk etmezsek belalar iner.. “Eğer biz Allah’ı saymazsak Allah da bizi saymaz..” gibi uyarılar aldık. Doğrusu uyarıyı böyle yapmaktır. Bütün peygamberler kavimlerini böyle uyardılar.. Ha, bazısı o güne denk gelir, o aya çatar hiç ehemmiyeti yok..
isa erdoğan, 31 ocak 2022
_______ 
(*) Muteber zatlardan bu minvalde bir zuhurat, vakıa, salih rüya sadır oldu mu ? Hayır olmadı. Olsaydı duyardık.
.

Yorum Yapılmamış

Bir Yorum Yazın