Hocanın Siyaseti Erbakan ve Davutoğlu

3 Ağustos 2026

Allah’ın yüce adıyla

Yeni rakı partisi kurulurken bir parti de siyasi hayattan çekildi: Ahmet Davutoğlu hocanın Gelecek Partisi. Bülent Arınç Bu çekilmeye dair bir yorum yapmış “Davutoğlu’nun AK Parti’ye muhalif bir parti kurmasını ben en başından doğru bulmamıştım, bu ayrılışı ve partiyi kapatmasını son derece yerinde buluyorum. Ak parti bizim evimizdi, Parti içinde kalıp eleştiri ve öneri hakkını içeriden kullanmalıydı. Erbakan’dan sonra bizim 2. hocamız Davutoğlu idi bu şeref ona yeter idi” demiş ve güzel konuşmuş. Bu konuda bir yorumum da benim olacak

Bizim de gerçekten Ahmet Davutoğluna hüsn-ü zannımız tamdı. İlk başbakan olduğunda çok sevinmiş böylesi helal-haram hassasiyeti olan bir devlet adamının Türkiye’ye büyük hayır ve bereket getireceğine inanmıştık. Hatta molla’nın biri rüya görmüş ve fütursuzca internetten paylaşmıştı.. epey eleştiri de almıştı. işin bu kısmında biz yokuz. Davutoğlu girdiği ilk seçimde %40 alarak hükümeti kuracak Oya ulaşamamıştı. Bu noktada kendisi koalisyon kurma taraftarı olmuş ve Reise ilk burada karşı gelmişti. çünkü Reis ortaklığı reddediyor seçimin yenilenmesini istiyordu.

O iki seçim arası 3 ay sürdü. Bu süreç içerisinde AK parti muhalifleri büyük bir umuda kapıldılar “şimdi AK parti bitti bitecek, haydin son darbeyi de vuralım! şehvetiyle kapı kapı gezmeye başladılar, AK parti seçmeni akraba ve dostlarına “bu defa refaha oy verin” şekline telkinler yapıyorlar ve şimdi %30 oy alarak AK parti dönemi ebediyen kapanacak laflarıyla algı yürütüyorlardı. Bu tarafta ise AK parti tarihinde benim en takdir ettiğim bir olay gerçekleşti: iç muhasebe. Bu Reisin fikri miydi yoksa Davutoğlu’nun muydu bilmiyorum ama son derece yerindeydi. “Biz nerede hata yaptık seçmenimiz bize neden oy vermedi” özeleştirisi yapıldı, bakanlar vekiller halkın içine inerek tespitler yapıldı ve birçok konuda düzenlenleme ve yenilikle seçime gidildi

O gün anlamış olduk ki hoca da olsan profesör de olsan siyasi zeka ve kabiliyet başka şey. Her iki hocanın teorik bazda değilse de siyaseti icra yönünde karnesi zayıf. Doğru yerde risk alıp doğru hamleyi cesurca oynayabilmek, adım adım milletini ileri taşıyabilmek her siyasetçinin harcı değil. Bu bakımdan Davutoğlu asla Tayyip Erdoğan’ın rakibi ve alternatifi değildi. Demekki bir zatın şahsî faziletleri siyasette doğru kişi olduğu anlamına gelmiyor. 1996 yılında seçim öncesinde aylar boyunca İsmailağa dergahında Mahmut Efendi hazretleri ihvanlarıyla beraber gece teheccüdde dualar namazlar.. Erbakan hoca iktidara gelsin için niyazlar ettik ve geldi de . Ancak sonuç 28 şubat hayal kırıklığı

Selanik kökenli kimi sabataist komutanların Dinle dindarla açtıkları içtimai siyasi iktisadi savaş demek olan 28 Şubat sürecinde Siyasi lider yasaklanmış, partisi kapatılmış, medreseler asker baskınlarıyla ilga ve tazyif edilmiş, hocalar talebeler tevkif edilmiş, Halk sindirilmiş ve gözü korkutulmuş, başında sarık sırtında cübbe olduğu için müminler sokakta tutuklanıp nezarethanelere tıkılmış.. Dinde bir serbetlik ve dinî hizmetlerde bir yayılma beklerken bunun için “Hocayı mutlaka iktidar kıl” diye Allah’a yalvarırken işler tam tersine dönmüş büyük bir gerileme ve inkiraz yaşanmıştı. Bunu gören Asrın Müceddidi bir nefis muhasebesi yaparak demişti:

Biz galiba şurada hata yaptık, Allah’a tefviz etmedik, hayırlı olanı istemedik, bir isimde ısrar ettik..”

Gelişen süreçte Hz İmam muayyen bir tek isim (hoca) üzerinde ısrar etmekten (biattan) vaaz geçmiş ve duygu ile değil akıl ve siyasi fayda eksenli hareket ederek ihvanını bir nevi muhayyer bırakmıştır. ihvan da ak-lını kullanmıştır.

Partisel saplantı içinde debelenen ve bu saplantı ile ilim ve irfan büyüklerine haşa “ampül” lakabı takarak kendince hakaret eden nadanın hesabı sorulmak üzre cürümleri bakidir

Yorum Yapılmamış

Bir Yorum Yazın