Cumhuriyeti Konuşalım
ANALİZ / 29 Ekim 2026

Allahın Yüce Adıyla 1) İsim açısından Cumhuriyet, Arapça asıllıdır, cumhur (Halk topluluğu) köküne -iyyet aidiyet eki getirilerek oluşmuştur. Bunun gavurcası Republic/k. Hakimiyete egemenlik, istiklale bağımsızlık dedikleri gibi bunu da Agopca denilen uyduruk Türkçe!ye “Çoğunlukçuluk” veya “Kamusalyönetim” olarak çevirmişlerse de havalı görülmediği için herhalde, tutmamış ve Cumhuriyet olarak kalmıştır 2) Yönetim biçimi (rejim) açısından Cumhuriyet, halkın kendi temsilcileri ile kendini yönetmesi” olarak tanımlanmış ve miras yoluyla geçen saltanata/ monarşiye alternatif olarak kabul edilmiştir. Eğer böyle ise buna herkes “eyvallah” etmiş, dindarı seküleri, alimi avamı ile kitlesel bir kabul görmüştür. Osmanlı bakiyesi Müslüman millet “bizim temsilcilerimiz bizden iyi müslüman olacaktır ve elbette bizim inanç ve değerlerimizle (Kur’an ahkâmıyla) bizi yöneteceklerdir..” gözüyle bakmışlar ve Cumhuriyet yönetimi böylece ekseriyet tarafından kabul edilmiştir. Bu düşünce, halkın yanılgısı, ürettiği bir kuruntu değildi. Cumhuriyeti kuran komitenin kasıtlı ve ustaca yönettiği bir proje, bir algı atmosferiydi. Bu minvalde ilk meclis Şeyh efendiler Müftüler alimler vb fazıl zatlarla teşekkül etti. Baksana, Halkı bizim mebuslarımız temsil edeceti ! Bizi, bize ait olan kitle önderlerimiz hükümet edecekti ! Böyle bir meclise kim hayır diyebilir..! ilk anayasaya “Türkiye Cumhuriyetinin dinî İSLÂM dindir” yazıldı böyle bir anayasaya kim itiraz edebilir..! Hangi şeyh, hangi Said buna isyan edebilir ki !? Sonra “sinsi, dayatmacı” inkılaplar…

Fon Vurgunu ve Yurtdışına Para Kaçırma
ANALİZ , Bilgi , Türkiye Gündemi / 1 Ekim 2026

Allah’ın Yüz Adıyla Şimdilerde Türkiye fon vurgunu adındaki bir dolandırıcılık ve üçkağıtçılık hadisesi ile çalkalanmaktadır 500 binden fazla insanın etkilendiği pusula portföy ve katılımevim bağlantılı Bu olayda vurgun en basit şekliyle şöyle olmuş: insanlar adı geçen yatırım portföyü denen para yönetim şirketlerine para yatırmışlar.. Bunlar da bir takım hisselere aşırı yüklenme gibi yöntemlerle hisse fiyatlarını manipüle ederek kağıt üzerinde değer yükseltmişler. Bu hisselerin yükseldiğini gören nice vatandaşlar da bu hisselerden alarak kervana katılmışlar.. ve bunlar 1 milyona 20 milyon alacak şekilde zirveye çıktığında bazı yandaş mudilere (fatma sayın gibi..) haber vererek yatırımlarını karıyla (faiziyle) birlikte çekmelerini sağlamışlar.. EE bir hisseden böylesi ani para çıkışı olunca hisse batacak algısıyla bir anda zarar eder ve heres parasını parasını çekmeye çalışır bu da onu tavandan dibe çeker.. Hisse fiyatı tavanda iken parayı çekenler (fatma sayın gibileri) güya kazanmış diğer vatandaşlar da zarar etmiş hatta an paralarını da batırmış olurlar. ve işte olan bu:: Parayı çekenler köşeyi dönmüş parası içeride kalanlar batmış bitmiş oldular şimdi ağlıyorlar isyan ediyorlar.. Huzur İslam’da : Borsa Oynamak Helal değil Hani klişe bir sözümüz var huzur İslam’da.. yani İslam’ı yaşayan dünyada da ahirette de huzurlu olur, saadeti bozulmaz. İslam bu gibi konularda bizi nasıl güvende ve emniyette tutuyordu? Borsa’ya…

Yine mi Okul Katliamı !

Allahın Yüce Adıyla.. Okulda katliam..! Bugün tekrar oldu Manisa Turgutlu’da, 15 yaşındaki öğrenci evinden pompalı tüfek alıyor sabah saat sekizde okul yolunda pusuya geçiyor ve gelen öğrencilere ateş ediyor 11 kişiye isabet eden kurşunlar 3ü ağır 11 öğrencileri yaralıyor.. biri hayatını kaybetti. sebep neymiş bir gün evvel diğer öğrencilerle kız meselesi yüzünden kavga etmiş belki dyak yemiş.. altı ay içinde bu üçüncü katliam.. Halbuki ilk ikisi büyük ders olmuştu nice tedbirler alınmıştı, okulların girişine polis, turnike sistemi kartla kontrollü giriş, kamerayla denetim.. Hiç biri işe yaramadı. Bu defa cani, öğrencileri okul dışında, okul yolunda avladı. Pusuya yatmış ve 13-17 yaşlarda 11 kişiyi pompalı tüfekle vurmuş, çocukların biri hayatını kaybetti ikisi yoğun bakımda.. Millî Eğitim bakanlığı okullarda okutulan kitapları, verilen eğitimi tespit eden düzenleyen tek yetkili kurum. Benzer katliamların olmaması için alınan tedbirlerin tamamı işin dış kısmına ve pratik sonuca bakıyor. Gerçek faktöre değil. Tedbirler “Bir kişi eline silah alırsa, okula giremesin girerse öğrencileri vuramasın..” şeklinde Asıl ihtiyacınız olan ise, o çocuğu/genci böyle bir niyet ve teşebbüse sevk eden içteki duygu ve düşünceyi düzenlemekti. Başına gelecek kötü akıbetin farkında olmasını sağlamak.. Bu kötü akıbet sadece hapis cezası olmadığını, asıl muhakeme ve cezanın ahirette olacağını öğretmek, cehennemin varlığı ve korkunç olduğu gerçeğini…

Siyasette Hocalar: Erbakan ve Davutoğlu
ANALİZ , Siyaset , Türkiye Gündemi / 3 Ağustos 2026

Allah’ın yüce adıyla Bugünlerde Türkiyede Yeni Rakı partisi kurulurken bir parti de siyasi hayattan çekildi: Ahmet Davutoğlu hocanın Gelecek Partisi. Bülent Arınç Bu çekilmeye dair bir yorum yapmış “Davutoğlu’nun AK Parti’ye muhalif bir parti kurmasını ben en başından doğru bulmamıştım, bu ayrılışı ve partiyi kapatmasını son derece yerinde buluyorum. Ak parti bizim evimizdi, Parti içinde kalıp eleştiri ve öneri hakkını içeriden kullanmalıydı. Erbakan’dan sonra bizim 2. hocamız Davutoğlu idi bu şeref ona yeter idi” demiş ve güzel konuşmuş. Bu konuda bir yorumum da benim olacak Bizim de gerçekten Ahmet Davutoğlu’na hüsnü zannımız vardı. İlk başbakan olduğunda çok sevinmiş, böylesi helal-haram hassasiyeti olan bir devlet adamının Türkiye’ye büyük hayır ve bereket getireceğine inanmıştık. Hatta molla’nın biri rüya görmüştü ve fütursuzca internetten paylaşmıştı.. epey eleştiri de almıştı. işin bu kısmında biz yokuz. Davutoğlu girdiği ilk seçimde %40 alarak hükümeti kuracak oya ulaşamamıştı. Bu noktada kendisi koalisyon kurma taraftarı olmuş ve Cumhurbaşkanı ile ilk siyasi fikir ayrılığı (bizim güzümüzde) bu noktada olmuştu. Çünkü Reis ortaklığı reddediyor seçimin yenilenmesini istiyor o ise koalisyona gitmek istiyordu. Reisin dediği oldu sonuçta ve ne kadar isabet etttiği bir daha görülmüş oldu O iki seçim arası 3 ay sürdü. Bu süreç içerisinde AK parti muhalifleri büyük bir umuda…

Reddetmek İçin Bize Kanıt Üret
ANALİZ / 7 Temmuz 2026

Allahın yüce adıyla Deccal asrına yaklaştığımız günümüz dünyasında artık İlahi hakikatlere karşı akıl bilim ve mantık içerikli kanıtların delillerin bir önemi kalmadı . Deccalin en bariz özelliği hakkı batıl batılı da hak gibi gösterip insanları ikna edebilmesi Haktan uzaklaşmış her sapkın tayfanın kendince gayet mantıklı(!) tutarlı akli gerekçeleri vardı nitekim Örneğin: Allahın birliğini vahdaniyetini inkar edip buna kalbini zihnini yatıştırmak için Mekke müşrikleri : “Biz o (put) lara sadece bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz.” (39:03) demişler ve puta tapmanın mantıklı ve pragmatik gerekçesini icat etmişlerdir Peygamberlik kurumunu kökünden reddedenler; “Hiç Allah bir beşeri kendine elçi olarak gönderir mi! (17:94) derken beşerin en yüce aşkın varlığa Allaha elçi olamayacağını bunun mantıksız olacağını söyleyerek halkı ikna ediyorlardır Bir diğerleri : “Bu ne biçim peygamber ki, yemek yer, sokaklarda gezer? Ona, beraberinde bulunup insanları uyaran bir melek indirilseydi ya!” (25:07) diyerek kendilerince inkar etmek için hayet akılcıl tutarlı bir itiraz sunmuşlardır ! Bu mantaliteye göre peygamber yemek yiyen içen evlenen sıradan bir insan olamazdı bundan üstün bir varlık, bir melek olmalıydı ! Beni-İsrail ise  “Ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiç bir peygambere iman etmeyeceğimize dair Allah bize ahidde bulundu.(03:183) ” Diyerek Muhammed aleyhisselamı mantıklı ve Törah’a dayalı bir gerekçeyle inkar…

Atatürk Dönemi Dini Hayata Yapılan Müdahale

İntikam Sahibi Allahın Adıyla Atatürk döneminde dini yaşantı ve kurumlara yönelik yapılan müdahaleler, Türkiye’nin teokratik bir yapıdan, laik, modern ve ulus-devlet yapısına geçiş süreci çerçevesinde şekillenmiştir. Bu düzenlemeler, dini bireysel vicdan alanına çekmeyi, hurafelerden arındırmayı ve devlet işlerinden ayırmayı amaçlamıştır.  Atatürk Dönemi Dini Yaşantıya Yönelik Temel Düzenlemeler: Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924): Devletin teokratik yapısına son verilmiş ve dini otorite dünyevi otoriteden ayrılmıştır. Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924): Eğitim birleştirilmiş, medreseler kapatılarak modern eğitim sistemine geçilmiştir. Şer’iye ve Evkaf  Vekâleti’nin Kaldırılması (3 Mart 1924): Diyanet İşleri Başkanlığı kurularak din işleri devlet bürokrasisinden ayrılmıştır. Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması (30 Kasım 1925): Tarikat faaliyetleri ve batıl inançların merkezi olarak görülen yerler yasaklanmıştır. Kılık-Kıyafet Düzenlemeleri (Şapka Kanunu – 1925): Dini kıyafetlerin ibadethaneler dışında giyilmesi yasaklanmış, modern giyim teşvik edilmiştir. tc dini islam ibaresi anayasadan kaldırıldı (1925) Mecelle (şeriat ahkamı) yürürlükten kaldırılır isviçre kanuınları türk medeni kanunu adıyla yürürlüğe konur (1926) Takvim, Saat ve Ölçülerde Değişiklik (1925-1935): Hicri/Rumi takvim yerine miladi takvim, alaturka saat yerine uluslararası saat sistemi getirilmiştir. Ezanın Türkçeleştirilmesi (1932): Ezanın Türkçe okunması uygulamasına başlanmıştır. Dini Eğitimin Sınırlandırılması: İmam Hatip okulları ve ilahiyat fakülteleri talebin azlığı ve eğitim politikaları gereği kapatılmış, Kur’an kursları sıkı denetim altına alınmıştır.  Halkevlerinin açılması:  Atatürk’ün din anlayışı, aklın ve bilimin rehberliğinde, dinin istismar…

YILDIRIMHAN FÜZESİ ve 3 Gönderme

Allah’ın Yüce Adıyla Siz de gücünüzün yettiği kadar onlara karşı her çeşitten kuvvet biriktirin ve cihad için atlar hazırlayın ki, onlarla hem Allah’ın düşmanlarını, hem de kendi düşmanlarınızı, ayrıca Allah’ın bilip de sizin bilmediğiniz daha başkalarını korkutasınız. Allah yolunda her ne harcarsanız onun sevabı size eksiksiz ödenir ve asla haksızlığa uğratılmazsınız. Enfal: 60 Allah’ın bu emrini tatbik etmek için gece gündüz çalışan bir idareyi bu mazlum millete nasip eden Allah’a sonsuz hamd ve senalar olsun YILDIRIMHAN FÜZESİ Silah ve savaş bilimci emekli komutan METE YARAR da ağzı açık izledi. Bre çocuklar bunu ne zaman yaptınız benim dahi haberim olmadı dedi. Bu füzeyi özel teşebbüs Albayrak takımı değil, Türkiye Savunma Bakanlığı bizzat imal etmiştir. Bütün aşamaları son derece gizlilik içinde yapılmış öyle ki ne İsrail mossad ne Yunanistan ne de Ugandanın haberi bile olmamıştır. Türkiye’nin imal ettiği her bir silahı Mete Yarar ekranlarda açıkladıkça ben eziliyor niye açık veriyorsunuz neden sırları taş ediyorsunuz diyordum.. -Belki meşrebimiz Nakşibendi olduğundan- gizlilik içinde olması gerekmez mi diyordum. Al işte bu tam gizlilik içinde yürütülmüş  Sonra düşündüm Yüce Allah’ın Erdal 60. Ayeti “düşmanlarınızı korkutacak silahlı kuvvetler hazırlayın” buyuruyor ya,  Demek ki düşmanın haberi olması lazım ki görsün ve korksun, bize yan gözle bakmaya cesaret etmesin….

Hekim Ebubekir Er-Razi Deist Miydi ?

Bismillahirrahmanirrahim Kısa cevap: Hayır Ebubekir Er-Razi desit değildi, bilakis Müslümandı Ümmetin yetiştirdiği büyük tabip, kitapları yüzyıllar boyu batıda ders kitabı olarak okutulan EBUBEKİR EL RAZİ Türkiye’de -akademik camia dahil- DEİST olarak tanıtılıyor.. Kulaktan kulağa bu yalan tekrar ediyor. Avrupa da bu çirkin iftiraya sarılmış olarak “o zaten Müslüman değildi, o yüzden bu kadar büyük hekim olabildi !” türünden bir sahiplenmeye gidiyor. Hakikat ise bunun tersidir. Ebubekir El-Razi ra Allah’a, islam’a, peygambere ve ahiret gününe iman etmiş bir mümin olduğu kendi yazdığı kitaplarından belli ve ispatlıdır.    Razi burada islam inancına muvafık olarak sıfatları olan, dünyaya müdahale eden, dualara icabet eden bir Allaha iman ettiği açıktır. Halbuki teist felsefede bunların hiç biri yok ! Demekki teist değil   Ayrıca Ebubekir Er-Razi’ye atfedilen, ve bu sebeple güya islam alimleri onun hakkında “o bir mülhid!” dediği iddia edilen “5 kadim” teorisi ona ait değildir. Bu teoriyi hiç bir kitabında dillendirmemiş savunmamış, aksine bu teoriyi reddedecek mahiyette sözleri mevcuttur. Örneğin bu beş kadimden(!) biri sayılan ZAMAN’IN yaratılmış olduğu ve bir başlangıcının bulunduğu Razi kendi kitabında bizzat ifade etmiştir. Razi’ye “deist/mülhid iftirasını konduran ilk kişi bir şii ! şöyle ki.. Ebu Hatim Errazî adındaki bir şii güya adını açıklamadığı (x) şahısla münazara yapmış, X, 5…

Afetlerin Kıskacında Türkiye

Allah’ın yüce Adıyla Allah’ın Musibetleri birbiri ardına geliyor.. Var mı öğüt alan? 2026 Nisan ortasında kar yağdı. Bu meyveleri ve ekini don vurması demek, mahsulün azalması fiyatların tekrar yükselmesi demektir.. Allah’ın musibetleri peş peşe geliyor : Batı destekli PKK belası 15 temmuz darbe girişimi ABD destekli Gezi kalkışması Asrın vebası, Korona virüsü Pandemisi Asrın Depremi, 10 ilin yıkımı, bunlara devlet eliyle ücretsiz konut yapımı Suriye savaşı Libya savaşı Mısır’da darbe Irak savaşı, parçalanması Sudanda darbe, iç savaş ABD nin Afganistan işgali Ab ve ABD’nin ekonomik ablukası  Ukrayna Rusya savaşı Kuraklık, yağmursuz yıllar İsrail Gazze katliamı İsrail Lübnan saldırısı İsrail-ABD iran saldırısı Çin ekonomik istila EYT emekli sarmalı Altın üzerinde oynanan oyunlar Petrol fiyatlarının yükselişi.. Türkiye’de asgari ücretin dolar bazında yüksek sayılıp tekstil sektörünün Mısır’a kayması.. Bütün bunlar doğrudan veya dolaylı olarak Türkiye ekonomisini etkileyen, iş imkanı azaltan, ticareti baltalayan, ve nihayette fiyatları yükselten unsurlar. Her yerden kuşatılmışız etrafımız ateş çemberi.. Fabrika yaptın ürün imal ettin, kime satacaksın ? İhracatın tüm yolları neredeyse tıkanmış.. Bütün bu musibetlere rağmen her mahallede açılan Kuran Medreseleri bereketiyle, Tayyip hükümetinin başarılı politikaları sayesinde ne bir iç savaş, ne yağmalama, ne stoklama, ne marketlere hücum gibi kaoslar yaşanmamış, ülkemiz kendi yağında kavrulmasını bilmiştir elhamdülillah Yüce Allah…

Kurandaki Din ve Uydurulmuş Din! Kitabını İnceleme

Bismillahirrahmanirrahim “Uydurulan din ve Kurandaki din” adlı kitap hakkında değerlendirme Adından da anlaşılacağı üzere yazar/lar bugün bilindiği şekliyle İslam Dini’nin uydurmalarla dolu olduğunu yani geçersiz olduğunu, doğru ve geçerli olanın ise Kuranda belirtilen din olacağını, kendileri de bunu ortaya koyduklarını iddia etmektedir. Bu iddia ilmi akli ve tarihi olarak çürük olmak yanında bunca islam alimlerine de islam ümmetine apaçık bir hakaret ve küstahlıktır.  İlmi sahada çürük, içi boş ve bir o kadar tutarsız bir iddia olduğu içindir ki alimler basit bir iki oturum ve kısa bir iki makale yazmak dışında konuyla ilgilenmemişler, ilgilenmeye değer bulmamışlardır. Muhatap bazen saçmalama derecesinde lafı gü-zaaf edince ona vereceğin cevap anlamlı bir sukut ve arkanı dönüp gitmek olur 1. BÖLÜM Kitabı inceleyen ilim ehlinin değerlendirmesi 1) “Bu iddia bir retorikten ibarettir, kitap ‘Kurandaki dini’ değil, Kuran (meallerinden) yazarın anladığı şeyleri ortaya koymaktadır. Birileri çıkar, farklı bir anlayış içinde “kurandaki asıl din” bir başkası “kurandaki hakiki din” diye yeni iddialar ileri sürebilir. ve sonuçta Kurandaki bir çok din” problemi ortaya çıkmış olur.  2) “Kurandaki din” iddiası özünde hadisleri, dolayısıyla mezhepleri ve müçtehit imamları inkar etmeye yöneliktir. Burada iki büyük hata/ihanet önümüze çıkmaktadır 3) a- Hadisleri devre dışı bırakarak Peygamberi yetkisizleştirmek ve Kuranı açıklama yetkisini Ondan alıp…

Ali Bi-Şeriati Dine karşı din kitabı

Allah’ın yüce Adıyla  İsrail-iran savaşı çıktığından beri irana ait herşey birileri tarafından konu ediliyor irancılık adeta propaganda ediliyor. Sosyal medya bu propaganda ile dolu.. Bunlardan biri de sözde İran’ın yetiştirdiği yüksek ufuklu derin fikirlerin sahibi İslamcı yazar Ali Şeriati.. statükoya rejime karşı kalemle mücadele etmiş ve güya kimden gelirse gelsin zulüme karşı durmuş, hatta İslami rejim diye sunulan yönetimlere bile karşı çıkmış ve Hz Ebubekir (ra) de dahil beri bütün İslami idareleri ‘şirk dini!’ diye yaftalmış biri..!!  Subhanallahi amma yuşrikun Bunun üzerine yazar ve sosyal medya fenomeni Altay Cem Meriç “Ali Şeriatî, derin su değil, topuğumu bile ıslatmıyor” başlıklı Ali şeriatînin çelişki saçmalık ve iftiralarını gösteren video analizini yaparak yayınlamıştır. Öncelikle Altay’ı Tebrik ederim Bizden görünen bazıları bu tespit ve analizi hazmedemeyerek “ama Mevdudi Seyyit kutup gibi o da zamanında iyi şeyler yaptı faydalı yazılar yazdı zulme karşı mücadele etti istifade ettik. evet şimdi eskidiler. onun yaşadığı dönem şimdi yok o yüzden sığ kaldı..!” gibi sözlerle Altay’a yorum yapmışlar.. Bu tür yorum sahipleri belli oldu ki Altay’ı hiç de anlamamışlar, kapasite düşük Altay o videoda İranlı islamcı(?) yazar Ali Şeriati’yi tarihin gerisinde kalmakla, fikirleri eskimiş olmakla itham etmiyor ki! Bilakis onu “çelişkili saçma sapan yazıları peş peşe sıralamakla, safsata yapmakla…

Şiîlik, dinsizliğin yolu !

Allah’ın yüce Adıyla Adına ister İran Müslümanlığı (!) yani “şiilik” veya “Caferilik” veya “12 imamcılık” deyin, hepsi aynı şey, bu inanç  insanları İslamdan soğutan, belki dinsiz mulhid olmaya sürükleyen çirkin bir inançtır.. Hıristiyanlık gibi. O yüzden dünya sonradan Müslüman olup ta Şiî olanı göremezsin..! Şiiler ancak müslüman halklar içinde adam devşirebilmişlerdir. O yüzden bütün çabaları sünni müslümanlar üzerindedir Şiilik akıl sahiplerini kendinden soğutur, bu noktada Hıristiyanlığa benzer, Çünkü ; Hıristiyanlık nasıl ki İsevi Müslümanlığın bozularak tanrı(!) isa inancıyla “beşeri” din formunu almış, şiilik de inancın merkezine “12 imamı” yerleştirerek vahiyden uzaklaşmış ve beşerileşmiştir. Beşere tapmaktan nefret etmiş mühtedileri ilk adımda kendinden soğutmuştur Hıristiyanlık, aslı itibariyle semavi ve ilahi olan İsevi Müslümanlığın Yahudi eliyle tahrif olmuş şeklidir, Şii-Caferilik de İslam’ın yine Yahudi eliyle bozulmuş, içine put şirk ve küfür karışmış halidir Ortak noktalar: Hıristiyanlık: isa kul değil, ilah! Şiilik: Ali kul değil ilah!, Bilakis resul, Hayır resulden ileri (şiilik içinde her 3 görüş de var) Hıristiyanlık: Papa masumdur, günah hata işlemez Şiilik: 12 imam masumdur günah hata etmezler Hıristiyanlık: 12 kardinal vardır 12. si gizlidir! Şiî-Caferilik: 12 imam vardır 12. si gizlidir! (gaybubet inancı) Hristiyanlık: Snt. Jesus (isa) göktedir, çam ağacına inmesi bekleniyor Şiilik: 12. imam ölmedi göktedir (1200 senedir) inmesi…

Şüpheli Gün ve Cübbeli Hoca

Bismillahirrahmanirrahim Türkiye müslümanları 2026 yılında Ramazan orucuna perşembe günü başlayacağız, Diayanet teşklatının Ramzan başlangıcını perşembe olarak tespit etmesi üzerine.. İsmailağa cemaatinden ayrılıp kendi oluşumunu kuran cüppeli hoca ise takipçilerine mesaj atmış “çarşamba günü oruc tutun” demiş.  Cübbeli hoca bu tavrıyla Mahmud efendi hazretlerine açıkça muhalefet etmiştir.  çünkü şeyhimiz mahmud efendi hz bir asırlık ömründe hiç bir zaman böyle bir şey yapmamıştır, kendi ülkesinin dini otoritesini es geçip suudilere veya bangladeşlilere kulak kabartmamış ve dolayısıyla şek gününde asla oruç tutmamıştır, özellikle Rasulullah efendimiz “şek gününde oruç tutmayınız” diye ümmetine emir buyurmuşken  Nitekim benzer durumlar Mahmud efendi hz sağlığında da defalarca yaşanmış, Suudi arabistanın “hilali gördük” haberi efendi hzretlerine sorulmuş o hazret “Biz türkiye ile hareket edeceğiz” diyerek diyaneti işaret etmiştir. “Yarın oruç tutalım mı” diye soran herkese “hayır” demştir ve asla cüppelinin yaptığı gibi “ihtiyaten nafile tutun” da dememiştir.. Mahmud efendi hz “Nafile tutabilir miyiz efendim” diyene “adeti tutmak olan varsa evet” buyurmuştur.. Tıpkı Rasulullahın dediği gibi. bu konuda onun etrafında olan hocaların videoları nette mevcuttur  İşte Fatih Kalender Hc’nin “Mahmud Efendi hazretleri yurtdışından gelen “Hilal görüldü yarın Ramazan!” Haberlerine itibar etmezdi. Türkiye ile birlikte hareket ederdi dediği videosu  https://youtube.com/shorts/WgEKcltnwd8?si=WpBf0QXf8eLhsgF2 Çarşamba (şüpheli) gününde, yani Şaban Ayın’ın son günü kimler NAFİLE oruç…

Cüce Ruh ve Yüce Ruh
ANALİZ , Dini Hüküm / 26 Ocak 2026

Rahman Rahîm olan Allah’ın adıyla  Konuya girerken.. İnsan beden ve ruhtan müteşekkil. Ruhsuz beden bir ceset, kadavra. Bedensiz ruh da işlevsiz adeta bir ölü.. Ruh latif bir varlık, letafetinden mutlaka bir berende durmak zorunda. Cismani bedenden soyulunca manevi başka bir bedene girer.  “Ruh hakkında sana soruyorlar De ki ruh Rabbimin emrindendir. Doğrusu size ilimden çok az şey verildi” Bu yazının mevzuu bedenden soyutlanmış mücerret ruh değil. Belki bedeniyle ruhuyla insanın kendisi Cüce Ruh  Cüce ruh, yani gelişmemiş, ruhu inkişaf etmemiş.. nereden belli olur ? İki şeyden: Gelişmisiz çocuk nasıl iki lokma yeyince doygunluk hisseder,midesi küçüktür, bu da öyle : manevi gıdaya çabuk doyar. Haftada iki rekat (cuma) kıldıysa doygunluk duyar yetinir. Bundan beteri senede iki rekât (bayram) kılanlar, kadınsa iki mevlüt okutur ve dinden ibadetten hazzımı aldım zanneder.. bunlar en cüce en gelişmiz ruhlar. Bunlar dünyada ancak nefislerini (egoyu) büyütmüşler.. Ruh gıdasını almamış ruh cüce kalmış Ortalama Ruh İkinci seviye ruh tipi cüce değil, ortalama bir gelişim sağlamış ama yüce de değil.. Bunun alameti farzları yerine getirir ve doyar. Bu kadar. Bu öne gidemez orta gerilerde kalmaya razıdır, on üzerinden 5, 6 alan öğrenci gibi tek hedefi sınıfta kalmamak.. Türkiye şartlarında ekseriyet bu kadarını da yapmayınca kendini önlerde zanneder. Bu…

Adım Adım Yok Oluş
ANALİZ , Dini Hüküm / 20 Aralık 2025

Allahın Yüce Adıyla.. Allah Rasulü Muhammed aleyhisselam efendimiz buyurdular “sizden öncekilerin yolundan adım adım karış karış gideceksiniz..” ve ayrıca “Kim bir topluluğa benzemeye özenirse onlardandır” Düşün bir kere, Manto ve pardösünün kökeni nedir? Kelime olarak her ikisi de Fransızca Latince. İthal eşyalar karşılığı bizde yoksa kendi adıyla birlikte gelir telefon televizyon gibi.. Üstümüze başımıza bir bakalım, giyindiğimiz her bir kıyafetin adı Fransızca. Cihan devleti Osmanlı bakıyyesi bu necip millet için zül değil midir ar değil midir ? Canına namusuna kast eden bir düşmanın var, sokağa onun sana gönderdiği kıyafetlerle çıkıyorsun.. ne derler? Vah teslim olmuş! bunu kendine köle etmiş” derler. Şu giydiklerinizin hepsi Fransız İngiliz : Pantolon ceket manto palto pardösü tişört atlet külot fanila pijama buluz badi tayt şort tişört pardesü manto palto.. Yuh! Bunları bu milleten alsak anadan üryan çıplak kalacaklar !! Nerede bize özgü esvabımız! nerede bizim heybetli nurlu kıyafetlerimiz ! devamı var yazılmadı..

Sahte Gelin | imam nikahı

Allah’ın yüce Adıyla Yalancı gelin gerçek soygun ve imam nikahı! Haber resimde, Adanalı gidiyor Bodrum’da bir avratla önce flört ediyor sonra yavuklu hamile kalmış evlenmek istiyor, kadın yeni boşanan 10 ay doldurmadan evlenemez kanununa takılıyor bunlar da soluğu imamın odasında alıyorlar. İmam nikahı oluyor ve pırr kadın düğün için kendisine takılan bütün altınları alıp kaçıyor..   Tahlil Analiz Yorum ve Tavsiye Benzer bir dolandırılma hadisesi çevremde bir arkadaşın başından geçince haber ilgimi çekti. Demekki bu işler çoğaldı. Çare Hükümet nikahı olmadan kesinlikle imam nikahı kıymamak. 2. Çare: asla flört yoluyla evlenmeye kalkışmamak, düğün öncesi karı koca ilişkisi asla yaşamamak.. Allah’ın belası ve cezası boşuna değil Bakın herifler flört ediyor kırıtıyor nikahsız ilişki yaşıyor.. işi toparlamak imama düşüyor! Kadın düğün yalanıyla altınları koluna takıp toz oluyor.. Bak imam efendi bu kabak senin başına patlar. devlet nikah kıymıyor sana mı düştü nikahı kıymak!! Tamam laik devletin bir çok kanunu Şeriata aykırı. Ancak bazı kararları çok yerinde, bin yıllık devlet tecrübesinin sonuçları Allah’ın şeriatında kocasından boşanan bir kadın 3 dönem (ay) iddet bekler, Eğer hamile olmadığı belli olursa bundan (3ay) sonra evlenebilir. Bu 3 ay içerisinde hamile olduğu anlaşılırsa o çocuk önceki kocasına aittir ve onu doğurmadan evlenemez. Tc kanunu bu bekleme (iddet)…

TUĞYAN | Çocuk İsimleri

Allah’ın Yüce Adıyla  TUĞYAN isimli kızı, annesini şarkıcı Güllü’yü camdan aşağı atarak katletti..” haberi üzerine ibret ve mülahaza  Bir anne çocuğuna neden TUĞYAN adını koyar ki? Bu ismi koyarken herhalde manasına bakmıştır. Biraz yorum ve akıl yürütme yapalım: Kızına kim Tuğyan ismi koyar ki !? Eğer bu kadın gizli bir satanist gerçek bir Yahudi kabbalist değilse ? Yoldaşları gibi şeytanı güzellemek istemiyorsa !? Malum, bu tür Siyonistler şeytana ‘nuru ziya’ derler.  Veya ana Ermeni.. kızına sonu manukyan gibi -yan’lı biten bir isim koymak istiyordu, ancak bu ismi Kurandan seçmeliydi ki müslümanlar kıza ayrımcılık yapmasın.. “Tuğyan’ın adını Kurandan bulduk koyduk” demeye kılıf olsun !? Veya 3. ihtimal, iman küfür, Müslüman ismi, gavur adı konularını hiç önemsemeyen zır cahil bir aile ile karşı karşıyayız belki de..! Her neyse..  Kız, adına uygun(!) hareket etmiş ve ismini koyan anadan intikam alır gibi Tuğyan içre -azgınlıkla- onu katletmiş camdan aşağı atarak parçalamış.. Allah muhafaza  Şurası kesin.. bir Müslüman için çocuğuna tuğyan ismi koymak büyük bir yanlıştı. Bu yönüyle bu hadisenin âleme ibrettir, Müslümanlar çocuğuna isim koyarken daha seçici olmalarını tavsiye ederim Bu arada Güllü kod adlı şantöz, Ankara’da lgbt trans paçavrasını sallamasıyla akıllarda kalmış biri. İsmin Etkisi  Taşıdığı isim, kişi üzerindeki -zannımca- ilahi kahıra sebep…

İlim, Alim ve Malum
ANALİZ , EĞİTİM / 26 Eylül 2025

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM “Eğer bu icatlar çok faydalı olsaydı Allah bunları Rasulullah’ın zamanında çıkarır Onun eline verirdi. savs” İlim sahibi olmak Allah katında ne kadar büyük bir fazilet ki Hz Ademi bu sayede Melaike-i kirâma üstün kılmış ve kendisine secde etmişlerdir. İlim amel içindir, Allah’ı tanımak tanıtmak ve onun Rıza yollarını bilip öğretmek içindir. Bu amel yerine gelirse kişi ilminin gerçek faydasını görecektir ancak ilim başlı başına Allah’tan bir nur olduğu için mücerret kalpte muhafazası bile kişiye şeref ve izzettir. Kalbinde 6 bin küsur ayatı beyyinatı taşıyanla taşımayan, 70 bin ehadis-i nebeviyi hâvi olanla olmayan bir olabilir mi..!? Kalpte öylece duran ilimle kişi rabbisini fiilleriyle eserleriyle görür bilir ve o denli Onu tenzih ve takdir eder.. Semayı temaşa eden bir fenni, semavatın derinliğini ihtişamını görür tebarakallu rabbu l-âlemin der İlim sahibi şehir halkı için birikmiş devasa tatlı su havzası gibidir.. ilmi olmayan ise bir bidon su. Bu iki şahıs zahirde ameli eşit görünse de hakikatte eşit olmadıkları malumdur. O yüzden yüce Allah ondan başka ilah olmayıp kendisi yegane ilah olduğuna evvela Zâtını şahit tutuyor ve peşinden melekleri ve peşlerinden ilim sahiplerini şahit tutmaktadır. İmam Gazali “bu ayet ilim ehlinin kıymet ve şerefini izhar eden en büyük delil” demektedir. Görüldüğü üzere bu ayet…

Çocuk (18-) Terörüne İslamın Çözümü
ANALİZ , Türkiye Gündemi / 12 Eylül 2025

El- Hakim olan Allah’ın yüce Adıyla  15 yaşındaki Ahmet Minguzzi güpe gündüz katledildi, tüh katil çocukmuş yapacak bir şey yok! Uyuşturucu tacirleri yakalandı, tüh satıcılar çocukmuş..! Terör estiren mafya deşifre edildi, tüh çoğunluğu çocukmuş! Karakol basıp polisleri şehit eden eşkıya yakalandı.. tüh O da 16 yaşında çocukmuş! yapacak bir şey yok!! Fatih’te tarihi binanın duvarlarına korkunç şekiller çizilmiş, neyse ki yapanlar çocukmuş.. gene sıyırdılar..!! Adaletin bu mu kokuşmuş batı !? Bir de taciz şantaj çetesi çıktı, çocukların üryan görüntülerini çekip internete koyan ve bu yolla taciz ve şantajda bulunan bir çete. Bu çetenin yakalanan 36 üyesinden 33 tanesi çocuk(!)muş.. güya çocuk işte ! Fazla bi ceza almazlar!! Sen bize sabır ver ya Rabbi ! Yeter artık köhne batının dayattığı saçmalıkları kanun, adalet diye tepenizde taşıdığınız ! İşin Hakikati Zihinsel özürlü değilse ve bülüğa erdi ise; yani anne-baba olabiliyorsa o kişi Allah katında erişkindir, mükelleftir. o kişi çocuk değil büyüktür. Bitirin artık şu çocuk(!) terörünü..!  Çocuk kim ? ergen kim ? erişkin kim ? artık Allah’ın dinine göre tanımlansın. Âkil-bâliğ ise tam ceza alsın, batının dayattığı saçmalıklar artık çöpe atılsın. İlahî Adalet  Allah Rasulünün “Şu oğlanı ateşten kurtaran Allah’a hamdolsun” dediği kişi sadece 12 yaşındaydı.. İman etmeseydi cehenneme gidiyordu  Fıkhî Boyut …

İslami ilimlerde akıl (Bilimsellik)

Rahman Rahîm olan Allah’ın adıyla  Akıl Allah’ın insana lutfettiği en büyük nimet. Bu sayede alemi okur alemin sahibini, Rabbimizi tanırız. Yüce Allah Kuran’da Rabbi tanımayanları akılsız/akletmeyenler olarak niteler Bu bakımdan müminlerin akılla arası her zaman iyi olmuştur. Akıl dışı dogmalar, asılsız hurafelerin peşinden asla gitmemişlerdir. Allah’ın indirdiği kitabı ve içindekileri gayet makul bulmuşlar Kur’an’ı ve Hadisi akılla izah etmişler Kur’an ve Sünnetten istinbat ettikleri dini hükümleri akıl ve mantık ölçüsünde tespit etmişlerdir  Usul-ü Fıkıh’ta Akıl “Kur’anı doğru anlama ve ondan hüküm çıkarma metodolojisi” demek olan Usulü fıkıh kaideleri bütünüyle makul ve mantıklılık üzerine tespit edilmişlerdir. Mesela usulü fıkıh Kur’an kelimelerini Has Âam Müşterek Muevvel olarak tasnif eder. Bu tasnif akıl ve mantık dahilinde yapılır ve asla itiraza mahal bırakmaz. Mantık şöyle işler: kelime bir anlama konulmuş harf kümesi. Bu anlam ya tekil ya da çoğuldur. Tekil anlam ya ortak kabul eder veya etmez.. Has, özel isim, âam genel isim, müşterek ortak isim, muevvel tevile muhtaç isim… Dvm Usulu Hadiste Akıl   … Kelam Akaid’te Akıl … devam ediyor İsa Erdoğan