İMAM

Allah’ın yüce adıyla. “İmam” lider, önder demektir. Bu kelimeyi ilk defa Kuran’la duyduk Hz Allah, dostu İbrahim’e “seni insanlığa imam yapacağım” dediğinde1. Ve Allah’ımız “ahiret günü her insanı imamıyla çağıracağız”2 buyurmuş olunca.. Yani dünyada hangi liderin (imamın) izinden gittin ise, ahirette onunla birlikte olacaksın..” Bir de Müslümanların duası var “Allahım bizleri mütteki kullara imam eyle“3 O yüzden.. Rasulullah efendimiz imamdı sas Hz Ebubekir RA efendimiz imamdıHz Ömer Ra Efendimiz imamdıHz Osman Ra efendimiz imamdıHz Ali Ra efendimiz de imamdı.. imamlığın kıymetini anlamak için bu kadarı kafi.. Hayır, Türkiyede cami imamı bundan farklı değil. Bizzat budur, Kuranda sözü edilen imamdır. Belki imamlarımız amel cihetinden makamın yerini tam dolduramıyor. Ancak bu şan, bu fazilet o makamın içeriğinde münderictir. Dünyada en büyük rütbe Cuma Namazına liderlik yapmaktır.4 Sahabe geldi “Ya Rasulallah bana bir amel öğret ki onu yaparsam Cennete gideyim” deyince Peygamber Efendimiz ona “imam ol” buyurdular. “Eğer olamazsan imama en yakın ol, namazını imamın gölgesinde kıl.”5 Diğer bir hadisinde “Allah namaza liderlik yapan İmamın başını sıvazlar”6 ve “Allah namazda imamın kalbine nazar eder, onda hayır arar, görürse daha cemaate bakmaz, bütün cemaati ona bağışlar namazlarını toptan kabul eder”7 İmam olmak mı üstün, müezzin olmak mı ? Konusunda müçtehit alimler ihtilaf edince “Müezzinlik…

Hadisler Vahiy Olduğuna Aklî Delil

Internetin yayılmasıyla eski bir felsefe “hadisleri inkara dayalı Kurancılık” felsefesi yeniden baş göstermiştir. Bunların en önemli fikirlerinden biri Hadislerin Allahtan bir çeşit vahiy olduğunu inkar etmektir. Bunu inkar etmenin tutarsız çürük bir düşünce olduğunu ispat edeceğiz. Buyurun Hadisi şerifler Vahy-i Gayr-i Metluv’ dür. Bunu inkar etmek aşağıdaki 2 neticeden birini mutlaka gerkli kılar : 1) ya Allah Rasulü islam dini hakkında Kur’an dışında hiçbir şey söylememiştir! Yani bütün hadisler uydurmadır !? 2) ya da Allah rasûlü Islamda helaller haramlar, ibadetlerin şekilleri, ayetlerin tefsiri, eski ümmetler, gelecek olaylar hakkında yaptığı tüm açıklamaları kendi aklı ve zekası ile söylemiştir !? Birinci şıkkın olması mümkün değil. Kaldı ikinci şık. Ikinci şıkka gelince: Bu durumda Allah peygamberinin açıklamalarını ya onaylamıştır, ya da onaylamamıştır. a) Eğer onaylamadı derseniz, bu “peygamber dini bozmuştur!” demek olur ki mümkün değil. kaldı geriye diğer ihtimal. b) onaylamıştır. Din, geçmiş ve gelecek ile ilgili hadislerini Rasulullah kendi aklı ve zekasıyla söylemiş ama Allah hepsini onaylamıştır” demiş olursunuz. Neticece Allah’ın onaylaması da bir nevi vahiydir öyle ise her durumda *Hadisler vahy-i gayr-i metluv* dur. Ispat edildi. isaerdogan.com

Kader ve İsra 13

Allah’ın yüce Adıyla İsra 13. Ayetin Doğru Tefsiri ve Sapığın İftirasına Cevap  وَكُلَّ إِنْسَانٍ أَلْزَمْنَاهُ طَائِرَهُ فِي عُنُقِهِ﴾ إسراء ١٣ ﴿ Diyanet İşleri meali: Her insanın boynuna işlediklerini dolarız ve kıyamet günü açılmış bulacağı Kitap’ı önüne çıkarırız. Elmalı’lı Hamdi Yazır meali: Her insanın amel defterini boynuna doladık, kıyamet günü açılmış bulacağı kitabı önüne çıkarırız. Ehli Sünnet vel Cemaatin ayeti tercümeleri bu minvalde. Gördüğünüz gibi hiç bir alim “biz insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık“(!) şeklinde tercüme etmemiştir Ana tefsirler ise bu ayeti iki türlü tefsir ettiler : 1) Her insana, yaptığı amellerini boynuna bağladık. Kıyamet günü açılmış (okunaklı) bir kitap olarak onun için çıkaracağız.” Bu tefsire göre (طائر) ifadesi ameller manasına gelir. Aslında “tair” kuş demek. Ve kuşun uçup gittiği gibi kişinin amelleri maziye uçup gider. Allah bunların boşlukta kaybolmadığını, zabt ve kayıt altına alınıp kişinin boyununa dolandığını haber vermiştir. 2) Diğer Ehli Sünnet tefsire göre ayetin manası: “Her insanı boynundan kaderine bağladık..” Bu tefsire göre (طائر) kelimesi kader demektir ve kişi kaderine boynundan bağlıdır onun ne gerisine ne de ilerisine geçemez. Bu manayı verenler Allah Rasulü sallallahu aleyhi vesellem’ın şu hadisine dayanır: “Her doğanın boynunda asılı bir kağıt vardır, şaki midir said midir yazılıdır” İmam ibni Kesir’in İmam Mücahit’ten yaptığı…

Tövbe Sütunu ve Ebu Lübabe Ra
Hadis , İslami hayat , Tahkikat / 4 Aralık 2018

Ebu Lübabe direği veya Tövbe Direği veya أسطوانة التوبة Hendek gazvesinden hemen sonra Allah rasulu sallallahu aleyhi ve sellem 3000 sahabesiyle birlikte yürüdü, anlaşmayı bozmuş ve islam düsmanlarıyla birlikte hareket etmiş olan Beni Kurayza yahudilerini (kalelerini) kuşattı. Ya Müslüman olmak, ya savaşmak ya da teslim olmaktan başka çareleri yoktu. Ancak teslim olmaları durumunda başlarına ne gelir öğrenmek için Müslümanlardan biriyle istişare yapmak istediler. Ve eski komşuları tanıdıkları Lübabe bin Abdilmunzir hazreterini istediler. Allah rasulu Ebu Lubabeyi onlara gönderdi. Kaleye gelişinde onu ayakta karşıladılar, kadınlar çocuklar yüzüne karşı ağladılar. Ebu Lubabenin kalbi rikkate geldi onlara acıdı. Sordular Muhammedin bize teslim ol teklifini kabul edelim mi ? o da ağız ile “evet teslim olun” dedi ancak eliyle boynunu işaret ederek “bu sizin sonunuz olur” demeyi ima etti. o anda yerimden kıpırdamadan Allaha ve Rasulüne ihanet ettiğimi anladım dedi ve pişmanlıkla çıkıp onu bekleyen Rasulullaha da uğramadan doğruca Mescidi Nebeviye vardı ve kendini bir direğe bağlattı ve “ya burada yemeden içmeden öleceğim ya da Allah tövbemi kabul edecek” dedi. Peygamberimize bu iletildiğinde “Eğer bana gelseydi onun için istiğfar ederdim ancak o yapacağını yapmış, Allah tövbesini kabul etmedikçe onu direkten çözecek değilim” buyurmuştur. Namaz ve hacet vakti hanımı veya kızı onu çözüyor gündüzleri oruç tutuyor…

Gölge Sakallı Zavallılar ve Sinek Kaydı Hoca!ar

Şimdi Bazıları için moda: Gölge Sakal ! yani ne “sakallı” desinler ne”sakalsız” ? Allah erkeği sakallı yarattı. Kesilmesine müsaade etmedi. Allah Rasulü bunun ölçüsünü bir tutam olarak belirledi. Bu miktar sünnet sakalın ölçüsü oldu. Ümmet peygamberin izinde gitti. Uzun asırlar Sünnet üzere yaşadılar cihana hakim oldular. Sonra ahir zaman fitneleri.. Avrupa kültür ve modası zayıf müminleri etkiledi. Onlara hayranlık, hayranlık nispetinde avrupaya uyum başladı.. “adım adım, karış karış entegre oluş” Hani onlar muasırdı ya ! Oların seviyesine çıkmak hedefti ya !! Muratlarına erdiler, derekelerine indiler.. Sakallar yüzden kazındı. Sarık fes atıldı, fotör smokin kuşanıldı.. Efendilik verildi uşaklık alındı.. Ne zararlı bir ticaret ne kötü akibet ! Sakalsız parlak olmak resmi tip sayıldı. Sakalını günlük tıraş etmemiş öğrenci memur asker ihtar aldı. Bir de can sıkan bir paradoks yok mu beyinlerinde ! Her batıl paradokstur, her batıl sever içinde çelişiktir.. Bir taraftan “Sakal kıldır tüydür önemsizdir” teranelerini attılar, diğer taraftan o tüye düşmanlık derecesinde bir karşı koyuş geliştirdiler. “Dış görünüş önemsiz” diyerek sarığı sakalı ötelediler, sonra çıkıp kazınmış suratı, kravat ceket, açık giyimi kutsayarak “dış görünüşe” taparcasına önem verdiler !  Tüysüzlük resmi ideolojinin sembolü oldu. Sakalını tıraş eden bu ideolojiye biat etmiş sayıldı. Sakalını uzatan ise düşman addedildi. Devlet onları cezalandırdı:…

Kız Erkek Ayırımı Bebekken Başlar

Soru: Allah Rasulü sas yeni doğmuş bebeğe sarı renk giydirmeyi yasaklamış mıdır, bu işin aslı nedir ? Cevap: Allah Rasulü sas cinsiyet ayırımına çok önem vermiş ve erkeğin kadınsı tavırlar, kadının erkeksi tavırlar göstermesini yasaklamış bu yasağı ihlal edenlerin lanet olacağını haber vermiştir. (1) Bu itibarla konuşma şekli, davranışlar ve giysiler çocuk erkekse erkeğe, kız ise kıza özgün olmalıdır. Hatta bebek kundağı ve beşiğin rengi bile.. O gün Asr-ı Sadette doğan çocuk erkek idi ve hazırlanan kundak kızlara özgün renkte sarı idi. Allah Rasulü sas bunu görünce razı olmamış kızmış ve derhal değiştirilmesini emretmiştir. Şimdilerde unisekiz denilen güya her iki cinsiyete uygun kıyafetler türemiştir. Bunlar dinen caiz değildir. Ileride başgösteren eşcinsellik gibi sapıklıklar anne babanın bu husustaki hataları ve cahillikleri yüzünden olmaktadır. Erkek çocuk küçük yaşta erkek gibi, kız çocuğu da kız gibi yetişmelidir. Baba oğluna rol-model olmalı, anne de kızına. Bunun için erkek çocuklar babayla daha çok vakit geçirmeli annenin dünyasına mahkum olmamalıdır. Keza Medresede okulda da kızların öğretmeni kadın, erkek çocukların öğretmeni erkek olmalıdır. Isa Erdoğan 27.11.2018 gop __________ ١- [عن عبدالله بن عباس:] لعن رسولُ اللهِ ﷺالمُترجِّلاتِ من النساءِ والمُخنَّثين من الرجالِ وقال: أخرجوهم من بيوتكم قال: فأخرج رسولُ اللهِ ﷺ فلانًا وأخرج عمرُ فلانًا. [مسند أحمد ٣/٣١٤ • إسناده…

Karateci Yılmaz Aydın ve Mahmud Efendi Hz

Allah’ın yüce Adıyla Yılmaz Aydın zamanın dünyaca ünlü Avrupa Karate Şampiyonu. Bu kıssayı onun bir akrabası olan hoca arkadaşımdan dinledim. Yılmaz Aydın öğrencilerine devamlı olarak Mahmud efendiden söz eder “Benim tanıdığım görüştüğüm bir şeyh efendi var Fatihte Mahmud Efendi. Büyük Allah dostudur duası makbul zattır. Ne zaman turnuvaya çıkacak olsam mutlaka ziyaret eder duasını alırım Ve Allah’ın izniyle galibiyetle dönerim..” der ve öğrencilerinin de merakını o velinin üzerine çekerdi Şimdi Yılmaz Hoca emekli olmuş, dövüşü ringi bırakmış talebe yetiştirmektedir. Karatecilerden oluşan bir takımı vardır. Önlerinde bu takımın katılacağı bir dünya Karate Turnuvası var. Birlikte Efendi Hazretlerine ziyarete gelirler. Öğrenciler heyecanlıdır o “efsane şeyh efendinin” huzuruna çıkacaklar.. Ve gelirler sırayla el öperler dua talep ederler. Efendi Hazretleri “Peki, dua edeceğim” der ve bunlar gönülleri ferahlamış, moralleri yüksek bir halde huzurdan ayrılırlar. Turnuvalar 15 gün sürecektir eğer finale kalırlarsa.. Ancak bizim karateciler daha başında dökülmeye başlamışlar. Birinci günkü müsabakalarda yarısı yenilmiş ve elenmiştir. Mehmet hoca diyor ki “babamı aradım nasıl gidiyor” diye sordum. Babam çok üzgün “iyi gitmiyor” dedi. İkinci gün aradım, küplere binmiş haldeydi.. Dedi ki “oğlum Şeyh efendiye söyle nolur duayı bıraksın, böyle giderse hepsi yenilecekler” Üçüncü gün geri kalanları da elenmiş ve bütün takım dayak yemiş yara bere içinde…

Mevlid ve Diğer Kandilleri Kutlamak ?

Allah’ın yüce Adıyla  Soru: Kandil denilen Mübarek Geceleri Kutlamak İslam’da var mıdır?  Kadir Regaib Beraat Miraç Kadir ve Mevlid gecelerini kutlamaya karşı olan kesimin itirazları 3 maddede toplandı, ve cevapları verildi: 1. Itiraz: “Dinde özel gece yok, diğerlerinden faziletli gün ve gece olmaz çünkü bütün geceler Allahındır ve eşittir” derler.. 2. Itiraz : faziletli gün ve geceler olsa bile bunlarda özel ibadet ve merasim düzenlemek yoktur. Olmayan ibadeti icad etmek dine bidat sokmaktır” derler.. 3. İtiraz : ibadet her gün ve gece olmalıdır. Bir kaç geceye özel ibadet merasimi düzenlemek diğer geceleri boş vermeye sebep olmaktadır. Kandil geceleri kutlamak bu açıdan fayda yerine zarar verir” derler Cevab 1) Allah bazı insanları diğerleri üzerine üstün kıldığı ve Mekke Medine gibi bazı mekanları başkaları üzerine faziletli kıldığı gibi bazı gün ve geceleri de diğerleri üzerine faziletli kılmıştır, Deliller: “Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır” “Cuma gününde bir saat var; dua isabet etse müstecab olur, namaz isabet etse kabul olur” “Her gecenin son üçte birinde Allah dünya semasına nüzul eder ve “var mı dua eden icabet edeceğim var mı şifa isteyen vereceğim..’ şeklinde nida eder.” Kandil geceleri hakkında da sahih veya zayıf hadisler var olduğu için hususi bir fazilete sahip oldukları sabit olmuştur. Çünkü…

Deizme Götüren Öğrenci Soruları, Şüpheler ve Cevaplar

Düzce Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden Doç. Dr. F. Günaydın İmam Hatip Okullarında bazı öğrencileri “deizm küfrüne” sürükleyen konular hakkında araştırmalar yapmış ve bunun sonucunda İmam Hatiplilerin yönelttiği çeşitli soruları derlemiş. İşte o vesvese içerikli 21 soru ve İsa Erdoğan hocanın o sorulara verdiği ilmi cevaplar : 1. Soru : Allah bizim Cennete ve Cehenneme gideceğimizi biliyorsa, neden bizi imtihan ediyor? Cevap: Suç gerçekleşmeden cezasını vermek adalete aykırı olduğu için. Örneğin, öğretmen hangi öğrencinin başarılı olacağını, hangisinin tembel ve başarısız olacağını bilir ancak sınav yapmadan kafadan not vermez. Vermiş olsa tembel öğrenciler itiraz eder, neden bizi imtihan etmedin belki sınavı geçerdik” diyerek itiraz ederlerdi.. Aynı böyle. Cennet güzel amellerin mükafatı, cehennem ise küfür ve isyanın cezasıdır. Mükafat ve ceza ancak eylemden sonra olur önce olmaz. 2. Soru : Öldükten sonra dirileceksek neden ölüyoruz? Cevap: Allah her cana belirli bir ömür biçmiştir. Buna ecel denir. Eceli gelen ölür. Neden ecel tayin etti ? Çünkü dünya hayatı meşekkatlidir ve zaman geçtikçe kişi yaşlanır, sağlığını kaybeder ve dünya hayatı çekilmez olur. Kulların ölümü Ölmeyen Diri Olanın büyüklüğünü gösterir hem.. Aynı olamazlar 3. Soru : Allah her şeyi bildiği halde neden bizi yarattı? Cevap: Bizim bilemeyeceğimiz yüksek gayeleri ve sırlı hikmetleri O bildiği için. Hem bizi…

Arapça Öğrenmek Bu Kadar Zor Değildi

Rahman Rahim Olan Allahın ismiyle.. Türkiye’de benim tespit ettiğim üç dört çeşit Arapça öğretim metodu var. Medrese usulü, İmam Hatip Lisesi metodu, özel kursların metodu ve hafıza teknikleri yöntemi.. Medrese usulü, en köklü ve en sağlam usuldür. Bunun Doğu usulü ve İstanbul usulü gibi farklı çeşitleri de mevcut. Yazının son kısmında bu usule geleceğiz. İmam Hatip okullarında takip edilen metod adeta öğrenciyi oyalama, yıllarca Arapçayla meşgul olsun ama asla tam  olarak öğrenmesin! türünden bir taktik. En zeki ve başarılı imam hatip öğrencilerinin mezun olduklarında Arapça konuşamadığı gibi Arapça bir eseri de okuyamadıkları bunun göstergesidir. Mustafa hoca bir imam ve 90 lı yıllarda tam altı yıl imam hatip lisesi okudu. Sarıkayada ve Kayseride.. Çok da istekli şuurlu çalışkan ve zekiydi. Son sınıfa geldiğinde sonuçtan pek memnun olmamıştı. Arapçayı öğrenmiş sayılmazdı Kuran’ı Hadisi anlayamıyordu. Meslek dersi öğretmenine bunun sebebini sordu. Öğretmeni şöyle diyebilmişti “Arkadaşlar bu okul kitaplarıyla Arapça öğrenmeniz mümkün değil. Bakın bunu ilk defa size açıklıyorum “İzhar” isminde bir kitap var Osmanlı medreselerinde en temel Arapça ders kitabıydı. Arapçayı öğrenmek için Mutlaka onu okumanız gerekir..” Evet gerçekten de İmam Birgivi Hz‘nin kaleme aldığı İzhar kitabı medrese hayatım boyunca okumaktan en çok zevk aldığım öğretici doyurucu feyizli bir kitap olmuştur. Akşamları bazen…

İslamî Kıyafetin Mânâ ve Gücü

“Sokaklarda Sarık cübbe ile dolaşmanız bile görenlere emri bil maruftur” Hakikati üzerine.. Bir Müslüman her ortamda söz tavır ve kıyafetiyle “Ben Müslümanlardanım” [Fussilet:33] demelidir. insanların Allah tarafından iki sınıfta değerlendirildiği bu dünyada [Mücadele:19,22] kişi her haliyle “Allah’ın tarafında” olduğunu dost düşmana göstermelidir. Bu itibarla Sakal Sarık Cübbe bir bütün olarak -ve çarşaf- o kişinin ancak Müslümanlardan olduğunu gösterir ve onu gören müminlere iman telkin eder, manevi kuvvet hasıl eder. Kafir münafıklara ise korku keder salar, onları kızdırır [Fetih:29] morallerini bozar umutlarını tahrip eder. 1. Raşha Hocam Şehit Hızır Efendi ks bir sohbetinde şöyle anlattı. Osmanlının yetim evladı bu zavallı Millet laiklik kasırgasının etkisi altında kendi değerlerine yabancılaştırılmış.. Şeriat Sünnet karşıtlığının kuvvetli olduğu yıllarda.. Çarşaflı bir hanımefendi “İstanbulda vapura bindim tek çarşaflı tesettürlü benim” diyor.. İnsanların yadırgayan, kınayan bakışları altında öz vatanımda kendimi garip ve yalnız hissettim. Gönlüm daraldı. Mahzun oldum.. Derken içeriye bir Müslüman girdi. Başında bembeyaz sarığı, sünnet sakalı, uzun cübbesi, yüzünde namazın eseri [Fetih:29] nurlu simasıyla bir Müslüman.. ve boş bir yere oturdu. Onu öylece görmek yetti bana.. Öyle bir feyz aldım öyle genişledim ki.. Bütün ızdırabım gitti sekinet ve huzur buldum. Allaha hamd ettim ona dua ettim.” 2. Raşha Mahmud Efendi Hz’nin Emr-i Bil Marufla vazifelendirdiği talebeler başkanı…

Yüz Kişiden bir Kişiyi Arayan Medrese Hocası

Allahın Adıyla.. Mevzu: Dini ilimler Tahsilinde Talebe Kıyımı Gerisindeki Hasta Zihniyet ve Mahmud Efendi Hazretlerinin Yüksek Öğretisi Dinimi öğrenmek için medreseye geldim. O vakit sadece kendimi düşünüyordum. Şeyh Efendinin irşadıyla medrese dışındaki adreslerin kurtuluşa kapalı olduğunu öğrendik. Buna gönülden inandım. Ve dostlarımızı akrabalarımızı da teşvik ettik. kiminin elinden tuttuk, medreselere getirdik, onlar da kurtulsunlar istedik.. Anadolu yakasında bir medrese var dediler. Programı daha uzun ama sağlam okutuyor dediler. Hatta bazı arkadaşlarımız gittiler oraya kaydoldular. Sonra gözden kayboldular.. Onları nadir görmeye başladık. Sebebini sorduğumuzda “Bizim kursta izinler böyle. Bazen Ayda bir bazen iki ayda bir izin oluyor, ancak fırsat bulup gelebiliyoruz.. Bütünüyle ilime odaklanıyoruz” dediler. Gözümüzde büyüdü. Memleket iznine gittiğimde iki akrabamı hâl ve dil lisanıyla ikna ettim. 2 ayrı ailenin çocuklarını aldım İstanbul’a getirdim. Medresede okusunlar kurtulsunlar istedim. Doğruca oraya götürdüm.. Biraz sıkı ama alışırlar dedim.. Sağlam okusunlar ilimde derinleşsinler istedim.. Aslında onların iyiliğini istedim. Medresede bir çok sınıf ve bir çok hoca vardı. ve hocaların da hocası vardı ona hocaefendi diyorlardı. Hocaefendiye gösterilen tazim saygı edep görmeye değerdi.. Doğru adresteyiz dedim. Adam böyle yerde yetişir dedim.. Ve huzura alındık.. Daha önceki hiç bir ziyaretimde hocaefendiyle görüşememiştim. Ben kimim ki böyle büyük alimler benimle meşgul olsunlar der haddimi bilirdim. Hiç…

Hakikî Müminlerin Sıfatı
Dini Hüküm , Tahkikat / 15 Ekim 2018

Hakiki Müslümaların Kuran ve Sünnette belirtilen Sıfatları  Allahın adıyla.. Sureta müslüman olmaktan ve nifak şaibesinden, münafıklık alametlerinden kurtulmuş ve îkan, ihsan sahibi hakikî müslüman olma dercesine yükselmiş gerçek müslümanların Kuran ve Sünnette vasıfları şöyle belirtilmiştir. Hakiki Müminin KURANDAKİ vasıfları • Yakinen iman etmek, iman hususlarında şek şüphe tereddüt etmemek. • Tağutu inkar etmek, Allah’tan başkasına kulluğu reddetmek • Riya gösterişten uzak ihlaslı olmak, Allaha ibadetine başkasını ortak etmemek • Allah’a ve Rasulüne itaat etmek, peygambere ittiba etmek. • iman ve islamda istikamet sahibi olmak • Müminlerin yolunu tutmak, başka yol fikir felsefe icad etmemek • Allah ve Rasulü bir konuda hüküm verdi ise asla başka görüş fikir düşünce içinde olmamak • Allah’ın dinine hizmette kendi başına hareket etmemek, cemaattan izinsiz ayrılmamak • Malıyla canıyla Allah yolunda mücahede etmek • Allah’ı çok zikretmek, Allah’ın adını duyduğunda kalbi titremek • Allahın ayetleri okunduğunda imanı (iman kuvveti) artmak • Ancak Allah’a güvenmek Allaha dayanmak, Ona tevekkül etmek • Allah için hicret etmek, hicret edene kucak açıp ensar olmak • Müminlere karşı alçakgönüllü tevazulu ve yumuşak olup kâfir münafıklara karşı sert ciddi ve tavizsiz olmak. • Allah’tan başkasından korkmamak, insanların kınamasından çekinerek dinini yaşamaktan ve yaymaktan geri kalmamak • Allah’ı şiddetli bir sevgi ile…

Allah Cehennemlik Kulları Neden Yarattı?

Allahın yüce Adıyla.. Okulda öğrenciler sormuşlar “Allah kulların cehenneme gideceğini bildiği halde onları neden yarattı? Yani “bile bile onları yakacak acı verecek!” demek istiyorlar.. Kısa Cevap: Allah bütün kullarını aslında Cennete gitmeleri için yarattı. Bak hepsine Cennette yerler yurtlar yaratmış, eşleri köşkleri sofraları her şeyleri şimdiden hazır.. Ama bazı kullar Cenneti değil Cehennemi tercih ediyorlar.. Bu Allahın suçu değil. “Allah kullarına zerre haksızlık yapmaz” Nisa:40 Tıpkı zayıf alacağını, sınıfta kalacağını bildiği halde öğretmenin bütün öğrencilerini imtihana sokması gibi.. “İmtihan olmasın, herkese karnesi, diploması pekiyi ile verilsin, herkes tıp fakültesine girebilsin, herkese dolgun maaşlar ödensin” demek nasıl çocukça, hakikatlerden uzak bir hayal ise “herkes cennete gitseydi, cehennem olmasaydı..” demek de böyle bilgiden yoksun, çocukça bir hayaldir. Çocukça ama masum bir hayal değildir. Çünkü bu düşüncede şeytanın parmağı var; şeytan böyle masum düşünce gibi kulun kalbine Allah’a itiraz ve isyan düşüncesi sokmaktadır, bunun bir sonraki durağı ise inkar ve küfür olacaktır Allah muhafaza. Açıklama 8 madde içinde : Soruyu soran Allah’ı, Cennet ve Cehennemi bildiğine göre inançlı, müslüman evladı. Şu halde biz Kuran Ayetleri ekseninde konuşalım ki cevap kesin ve net olsun. 1) Mülk Allahındır. O mülkünde dilediği gibi tasarruf eder. Kimse Onu sorgulayamaz, Herkesi sorgulayacak olan Odur [Enbiya:23] Allah’ı sorgular gibi…

Medresenin Akibeti 2

Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla başlarım.. Medrese Allah ve Rasulünden gelen ilim irfan ve hikmeti muhafaza eden, islâmî ilmleri ders verip neşreden ilim merkezi.. Ilk Medrese Mescidi Nebeviye bitişik sofada Rasulullahın Medresesi ve Ashab-ı Suffa. Salat ve selam Ona ve Ashabına.. Medrese, İmam Gazali’yi yetiştiren Nizamiye Medreseleri ile gelişti, Molla Husrev, Molla Gurânileri yetiştiren Fatih Medreseleri ile zirvelere tırmandı ve Cumhuriyetle birlikte yerine açılan batı menşeli mektepler eliyle medresenin içi boşaltıldı nihayet Tevhid-i tedrisat kanunuyla yok edildi. “Tamam islamın kaynağını kuruttuk. Sultanla birlikte Allahı da iktidar koltuğundan indirdik. Din adamlarını astık kestik öldürdük” dedikleri o anda Medrese küllerinden yeniden doğdu. “Muhammed ümmetinin İncilde verilen misali ‘Kafirleri kızdıran ziraatçileri sevindiren Ekin gibidirler.. ölü topraktan başlarını çıkarır yeniden ayağa dikilir serpilir kuvvetlenirler ” “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah yakında öyle bir toplum getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler; müminlere karşı yumuşak, kâfirlere karşı da onurlu ve şiddetidirler; Allah yolunda mücahede eder, hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar..” Maide:54 Bu ayetlerin vaadi gereği Allah bu Ümmete 15. Asrın başında yeniden bir müceddid gönderdi ve Onun eliyle Medreseyi, Kuran ilimlerini, Rasulullahın Sünnetini ihya etti ve Dîn-i Mübin-i Islamı tecdid eyledi. Medreselerin kapatılması, alimlerin asılması türünden esen kahpe…

Medrese ve İcazet Sistematiği

Allahın yüce adıyla.. Medrese ders yapılan yer demektir. Literatürde Medrese icazetli hocalar eliyle Kuran ilimlerinin okutulup tahsil edildiği ilim merkezidir. Kuran ilimleri iki sınıftır, alet ilimleri ve âlî ilimler (علوم آلية و علوم عالية) Alet ilimleri araçtır. Lisan-ı Arab ve muteallikatı ile mantık münazara vb. Âlî ilimler ise maksattır. Tefsir Hadis Akaid Fıkıh Tasavvuf (ahlak) ile bunların usülleri gibi. İcazetnâme Icazet, cevazdan gelir izin demektir. Yetkin bir İslam alimi yetiştirip mezun ettiği talebesine, o ilmi öğretme ve yayma izni vermesine icazet denir. Ancak kendisi de bu izni üstadından almış olmalıdır. Öyle ki o üstadlar kesintisiz bir şekilde Resulullah’a kadar ekli olmalı. Talebe-hoca ilişkisiyle birbirine bu şekilde ekli olmaya silsile denir. Medreseyi ilahiyattan ayıran temel özellik bu silsile ve icazet kavramıdır. Ilmin kaynağı Allahtır ve Allah’tan ilk ilim ve icazet alan sevgili Peygamberidir. Peygamber aleyhisselam Allahın ilmini bu icazetle Sahabeye aktarmış, Sahabeler de Tabiine aktararak ilimde silsile ve icazet kültürü meydana gelmiştir. Allah Teala, Rasulüne “Ey Peygamber, Rabbinden sana indirilen Kuranı insanlara tebliğ et” emrini vermekle ilk icazeti de vermiş oldu. Çünkü emir elbette izni kapsar. Allah Rasulü ise bu ilmî sorumluluğu Sahabeye yüklemekle onlara bir nevi icazet vermiş, Sahabe ise bu sorumluluğu Tabiine yükleyerek onlara hükmen icazet vermiş oldular. “Velev…

Sahte Mehdiyi Yıkmak İsterken, Dîni Temelden Yıkmak!

Özet : – Diyanet ve İlahiyat şöyle demekte : insanımızı bozuk akımlardan, sahte mehdilerden korumak görevimiz. Bunun için “İslamda mehdi inancı yok! demeliyiz” + Ama Sahih hadislerde Mehdi var ? – O zaman o hadisleri de inkar ederiz. Akla ve bilime uymuyorlar çünkü ! + Bu durumda “akıl ve bilim” sizin Din tespit ölçünüz ! Bu ölçü ile hareket edecek nesiller Dini her türlü şekle sokarlar, kırparlar yontarlar ve akibet ortada ne Din kalır ne Diyanet ! Böylece kendi bindiğiniz dalı kesmiş olursunuz ! Tafsilatlı Yazı: Sahte mehdileri yıkmak isterken Dini temelden yıkmak ! “Gençleri bozuk akımlara kapılmaktan nasıl koruyabiliriz” konusunda Diyanet İşleri Başkanlığı bu günlerde bir çalışma yapmış ve rapor yayınlanmış. Raporda dikkatimi çeken husus, gençlerin Adnan Oktar gibi “ben mehdiyim” diyen kişilere ilgi duyduğunu tespit etmeleri, çözüm olarak da gençlere “İslam dininde kişilerin bir mehdi arama ve tabi olma gerekliliği olmadığını öğretmek” olacağını ifade etmeleridir. Yani kısaca “Halkın Mehdi inancını yıkmalıyız!” demişler. Mehdî inancını yıkmak gerçekten çözüm müdür ? Yoksa Din hayatında daha büyük yeni sorunlar üretmek midir ? Bizce asla çözüm değil. Çözüm olmadığı bir kere şuradan belli; Bakınız Türkiye ilahiyatçıları otuz kırk yıldır “Mehdi beklemeyin gelmeyecek” derler ve ancak “gelecek” inancı canlı bir şeklide varlığını korur…

Çarşaf Her Mü’mine Hanıma Gereklidir

Çarşafın Kuran kıyafeti olduğu gerçeğini mantıkî delillerle ispat Özet: Allah kadınlara tesettürü emretmiştir. Bunda şüphe yok. Tesettür örtünme demektir. Şu halde bir kıyafet ne kadar çok örtücü olursa Allahın emrine o denli sarılmak olacaktır ki bu çarşaftır. Çünkü en çok örten kıyafet budur. Açıklama: Ahzab:59 ..ve müminlerin kadınlarına da söyle üzerlerine cilbab çeksinler.. Ahzab:53 ..ve Nebi eşlerinden bir şey soracağınız zaman perde arkasından sorun. Bu kalplerin temiz kalması için daha uygun.. Nur:60 evlenme ümidi kalmamış kocakarı da olsalar kadınlar iffetli davranıp dışarı kıyafetini kuşanmaları daha iyi olur.. Ahzap:33 Peygamber eşleri eğer takva olmak istiyorsanız.. dahi evlerinizde oturun önceki cahillik döneminde ki gibi süslenip sokağa çıkmayın Bu ayetler ekseninde Tesettürün varlığını herkes kabul ettiğine göre, şimdi mantık ve akıl konuşacak: Tesettür s-t-r kökünden gelir ve örtmek gizlemek demektir. Insanı başkalarının gözünden gizlemenin aracı 3 şeydir: ev, perde ve kıyafet. Burada konumuz 3.sü yani dışarı kıyafeti. Malumdur ki “örtme, örtücü olma” vasfında kıyafetler içinde en düşük olanları var ve en yüksek olanları var. En düşük olanlar üç çeşittir. 1) Tülden imal edilmiş transperan gibi şeffaf kıyafetler. Bunlar boydan olsalar da cesedi örtmez gösterir. 2) sterç gibi dar olanlar. Bunlar da cesede yapışır ve kadın fizikini belli eder örtmemiş olur. 3) Dekolte kıyafetler….

Ismailağa Cemaatini Bitirecek 4 Zafiyet

Bismillah elhamdülillah Mahmud Efendinin Hazretlerinin sohbet ve vaazları zahiren kesildikten sonra cemaatte hem amel, hem de fikir ve söylem bakımından bir takım zafiyetler oluştu. Bu zafiyetlere karşı mütenebbeh olup telafi yoluna gidilmezse bir kaç on yıl içinde tükeniş yok oluş kaçınılmaz olacaktır HafizanaAllah  1. Zafiyet: Medrese fikrinden uzaklaşma; Efendi Hazretlerinin her fırsatta ve her ortamda, hatta Başbakanlık konutunda verilen davette bile söylediği : “Her mahalleye bir erkek bir kız medresesi açınız, bunu yapın ve bütün millet bu medreselerden geçsin, eğitim alsın. Allah’ın izniyle 3 senede İslamiyet galip gelir”. “Besmelesiz mekteplere (okula) değil, çocuklarınızı medreseye gönderin” diyebilme cesareti. Şu an cemaat olarak gösterilemiyor. Özellikle geniş kitlelere hitap eden vaiz ve hocalarımız sohbetlerinde “gençler medreseye gidin mutlaka medresede okuyun” şeklinde telkinlerde bulunmuyorlar. Bu da Medrese’nin bir anlamda zayıflamasına, revacının azalmasına ve kaliteli öğrenci akışının durmasına sebep olacaktır. Bu elbette en önemli bir zaafiyettir, derhal telafi edilmedir. 2. Zafiyet: Manaya olan inanç zaafiyeti Şeyhimiz Mahmud Efendi hazretleri olaylara bakış açısı daima şu minvalde olmuştur “Allah’ın bizlere ihsan ettiği bütün muzafferiyetler, din hürriyeti, emniyet.. bütün bunlar ihlâslı gençlerin Kur’an’a ve sünnete sarılmaları sebebiyledir” “Gençlerin sakal bırakması, genç hanım efendilerin çarşafa bürünmeleri vesilesiyle azap def-ü ref oluyor” “Medreselerde okuyan talebelerin kendilerini Kur’an’a adamaları, teheccütlere kalkıp…

Kemalist Mealciler Fırkası 1

Allah’ın yüce Adıyla.. Bu yazıda sizlere İslam toplumun içinde nev-zuhur etmiş bir fırkadan bahsedeceğim: Kemalist mealciler fırkasından. Allah Rasulu salatü selam olsun “Benden sonra Ümmetim 73 fırkaya ayrılacak, kurtulacak tek fırka Ehli Sünnet vel Cemaat” olduğunu bildirmiş geriye kalan 72 fırkanın cehennemlik olduğunu haber vermiştir. Bu sapkın 72 fırkayı islam alimleri tespit etmişlerse de, bazıları tarihin çöplüğünde yok olarak günümüze kadar gelememiştir. Onların yerine bu zamanda yenileri türemiş ve dalalet ehli Allahın El-Mudill sıfatına mazhar olmaya böylece devam etmiştir Her müslüman bu sapkın fırkalardan haberdar olmalı ve kendini, aile akrabalarını bilgilendirip sakındırmalıdır.  Kemalist Mealciler Fırkası (K-Mealizm) Bunları biz şu sıfat üzere bulduk; K-mealciler namaz kılmazlar, oruç tutmaz, fukarayı gözetmez; zekat sadaka vermezler, Hacca umreye gitmezler.. Bunlar hadisleri toptan inkar ederler. Hak Mezhepleri, Allah Dostlarını, müctehit alimleri de inkar ederler, hatta ulema evliyaya iftira eder, söverler. Bütün bunları Kuran Mealinden pasajlar okuyarak yaparlar. müslümanları etkilemek için kendilerini “Kuran ehli, Kurancı, indirilmiş dinci” diye adlandırırlar. Bunlar sahte hesaplarla kimliklerini gizleyen ve bütün ifsatlarını internet üzerinden yapan zavallılardır. İnsan içine çıkmaya, senin benim karşıma geçip seviyeli bir şekilde tartışmaya cesaret edemezler..  Bütün argümanları şüphe uyandırıcı sorular vesveseler, yalan haber ve iftira türünden şeylerdir. “Bu yalanları ne kadar çok yayarsa ne kadar çok müslüman…