Sahte Mehdiyi Yıkmak İsterken, Dîni Temelden Yıkmak!

22 Eylül 2018

Özet :
– Diyanet ve İlahiyat şöyle demekte : insanımızı bozuk akımlardan, sahte mehdilerden korumak görevimiz. Bunun için “İslamda mehdi inancı yok! demeliyiz”
+ Ama Sahih hadislerde Mehdi var ?
– O zaman o hadisleri de inkar ederiz. Akla ve bilime uymuyorlar çünkü !
+ Bu durumda “akıl ve bilim” sizin Din tespit ölçünüz ! Bu ölçü ile hareket edecek nesiller Dini her türlü şekle sokarlar, kırparlar yontarlar ve akibet ortada ne Din kalır ne Diyanet ! Böylece kendi bindiğiniz dalı kesmiş olursunuz !


Tafsilatlı Yazı: Sahte mehdileri yıkmak isterken Dini temelden yıkmak !

“Gençleri bozuk akımlara kapılmaktan nasıl koruyabiliriz” konusunda Diyanet İşleri Başkanlığı bu günlerde bir çalışma yapmış ve rapor yayınlanmış.

Raporda dikkatimi çeken husus, gençlerin Adnan Oktar gibi “ben mehdiyim” diyen kişilere ilgi duyduğunu tespit etmeleri, çözüm olarak da gençlere “İslam dininde kişilerin bir mehdi arama ve tabi olma gerekliliği olmadığını öğretmek” olacağını ifade etmeleridir. Yani kısaca “Halkın Mehdi inancını yıkmalıyız!” demişler.

Mehdî inancını yıkmak gerçekten çözüm müdür ? Yoksa Din hayatında daha büyük yeni sorunlar üretmek midir ?

Bizce asla çözüm değil. Çözüm olmadığı bir kere şuradan belli; Bakınız Türkiye ilahiyatçıları otuz kırk yıldır “Mehdi beklemeyin gelmeyecek” derler ve ancak “gelecek” inancı canlı bir şeklide varlığını korur ve işte “mehti benim” diye ortaya çıkan herhangi bir şarlatan yığınla insanımızı alır arkasından sürükler gider..

İslamın ana kaynaklarında açıkça Mehdi gelecek yazılı iken bunu inkar etmek “yok öyle şey” demek nasıl çözümden yana tavır olabilir !?

“İnkar tavrı daha büyük sorunlara kapı açar” dedik çünkü Mehdi inancını inkar etmek doğrudan Sahih hadisleri inkar etmektir. Hadisleri inkar ise Dini temelinden sarsmak, din binasının temeline dinamit koymaktır. insanları Din çatısı altına almaya çalışırken çatıyı insanların üstüne yıkmaktır.

Bilimsel Yöntem Tutarsızlığı

Modernist ilahiyatçılar bilim üretme, yeni şeyler katma adına bir tartışma başlattılar “Hadis ilminde yöntem tartışması:
“Senet ve rical tenkidi odaklı kadim Usul-ü Hadis metodu mu ?
Yoksa “Hadisi akıl ve bilim eksenli Kuran anlayışına arz etme türünden Metin tenkidi odaklı yeni yöntem mi ?

Sahih islam anlayışı tesis etmek için hangi yöntem üzerinden hareket etmeliyiz ?” Tartışma bu. 

Modern ilahiyatçılar ile Diyanette güçlü bir kesim yeni yönteme yöneldiler. Nedir bu yeni yöntemin ana fikri ? “Hadislerin tespit ve tenkidinde akla ve bilime uygunluk şartı aramak. “Bu hadis bence akla aykırı o yüzden kabulüm değil, Şu hadis isviçre bilimsel verilerine aykırı o yüzden sahih değil!” şeklinde aklı temel referans alan bu yeni yöntem tabiyatıyla yeni tip bir dindarlık; adına “Kuran Müslümanlığı” denilen ve aslında “protestan müslümanlık” olan bir mezhebi doğurdu.

Çünkü bu anlayışa göre kişisel akıl ve anlayış temel ölçü, dini metinler, hadisler tefsirler ise ölçülen tartılan ikincil materyal! Buna göre aklı fikri olan herkes din hakkında konuşabilir, bir mezhebe, bir doktrine bağlı kalmadan “bana göre din şöyle” diyebilir, dinde görüş (mezhep) sahibi olabillir ! Dilediğini kabul eder, dilemediğini inkar eder! Dur sen bunu nereden çıkardın” denildiğinde de “ben böyle anlıyorum kimse karışamaz” diyebilir !

..Ve korkulan oldu. Her kesimin şikayetçi olduğu bir nesil türedi : Medrese-mektep görmemiş, imam hatip-İlahiyatın kapısından bile geçmemiş nice gençler “dinî tahsil” yapmadan tez üretiyorlar, Kuran İslam hakkında fikir sahibi oluyorlar ve bunu yayma derdine düşüyorlar.. 

Modernist ilahiyatçıların kadim usulleri yıkması, Üsul-u fıkıh Üsul-u hadis Üsul-u tefsir ilimlerini yok saymaları bu neticeyi doğurmuştur. Cahil müştehitler sürüsü ortaya çıkmıştır maalesef

Çünkü Artık içtihat çok kolay ! “Rasulullahın Kuran tefsirlerini, yüz binlerce Hadisi Nebeviyi, senet ve ricali, Sahabe kavil ve tatbiklerini, esbab-ı nüzulü, sebebi vurûdu, Tabiin uygulamalarını, öncü imamlar fıkhını, Arabî lisanının lügat sarf nahv beyan meani ilimlerini” bilmeye gerek olmadan dinde görüş sahibi olabilecekler! Din ile istedikleri gibi oynayabilecekler !!

Diyanet Ve İlahiyat Hadis Tefsir ilmine getirdiği bu rasyonel yöntemle aslında kendi bindiği dalı kesmektedir. Beslendiği kaynağı kurutmakta, kendi binasının zeminini oymaktadır.

“Dini bilmek bu kadar basit, din konularda görüş sahibi olmak bu kadar kolay ise ne gerek var ilahiyatçı akademisyene, ne gerek var Diyanet teşkilatına!?” Demezler mi ?

Ve diyorlar. Hocalara imamlara “dinden beslenen gereksiz kesim, Allah ile insanların arasından çekilin! Biz dinimizi öğreniriz namazımızı kendimiz kılarız!” türünden laflar şimdiden duyulmaya başlandı.

Ey Diyanet camiası ve ilâhiyatçı hocalar, ya Ehli Sünnete, Akaid Tefsir Hadis Fıkıh ilimlerine sahip çıkarsınız, ya da “yeni nesiller başıboş hoca dinlemiyor, ilahiyatçı akademisyen umursamıyor, diğerleri de sahte mehtilerin sözde liderlerin peşine düşüyor..” diye şikayet etmeye hakkınız olmaz.

“İlahiyatçılar, yeni dindar/deist/agnoist nesil sizin eseriniz..”

#isa_erdoğan  22.09.2018

Bir yorum

  • meryem 25 Ekim 2021, 15:35

    Teşekkürler. istifade ettik

Bir Yorum Yazın