Arapça Öğrenmek Bu Kadar Zor Değildi

6 Kasım 2018

Rahman Rahim Olan Allahın ismiyle..

Türkiye’de benim tespit ettiğim üç dört çeşit Arapça öğretim metodu var. Medrese usulü, İmam Hatip Lisesi metodu, özel kursların metodu ve hafıza teknikleri yöntemi..

Medrese usulü, en köklü ve en sağlam usuldür. Bunun Doğu usulü ve İstanbul usulü gibi farklı çeşitleri de mevcut. Yazının son kısmında bu usule geleceğiz.

İmam Hatip okullarında takip edilen metod adeta öğrenciyi oyalama, yıllarca Arapçayla meşgul olsun ama asla tam  olarak öğrenmesin! türünden bir taktik. En zeki ve başarılı imam hatip öğrencilerinin mezun olduklarında Arapça konuşamadığı gibi Arapça bir eseri de okuyamadıkları bunun göstergesidir.

Mustafa hoca bir imam ve 90 lı yıllarda tam altı yıl imam hatip lisesi okudu. Sarıkayada ve Kayseride.. Çok da istekli şuurlu çalışkan ve zekiydi. Son sınıfa geldiğinde sonuçtan pek memnun olmamıştı. Arapçayı öğrenmiş sayılmazdı Kuran’ı Hadisi anlayamıyordu. Meslek dersi öğretmenine bunun sebebini sordu. Öğretmeni şöyle diyebilmişti “Arkadaşlar bu okul kitaplarıyla Arapça öğrenmeniz mümkün değil. Bakın bunu ilk defa size açıklıyorum “İzhar” isminde bir kitap var Osmanlı medreselerinde en temel Arapça ders kitabıydı. Arapçayı öğrenmek için Mutlaka onu okumanız gerekir..”

Evet gerçekten de İmam Birgivi Hz‘nin kaleme aldığı İzhar kitabı medrese hayatım boyunca okumaktan en çok zevk aldığım öğretici doyurucu feyizli bir kitap olmuştur. Akşamları bazen çay faslı düzenler bakkaldan aldığımız şeylerle talebeler arasında sohbet ederdik ve bundan çok hoşlanırdık. Ancak sabahları hocayla okuduğumuz İzhar dersini bu çay sohbetinden daha çok sever ve iple çekerdim. Diyebilirm ki ibarem bu kitapta açılmıştır. Kardeşim sırf bu kitabı okumak için üç ayını ayırmış, Mahmud efendi Hz’nin açtığı özel bir medreseye gitmiş ve bu kitabı ders olarak almıştı.

Subliminal Metod

İmam Hatip Lisesi (okul) Metodu nedir ? Modern çağın en yaygın bilgi işleme yöntemi olan bu yöntem aslında “Subliminal bilgi aktarımı” yöntemidir. Yani hedef bilgiyi öğrenciye fark ettirmeden öğretme iddiasıdır. Şöyle işler: Önce bir okuma metni vardır. Sonra o metin üzerinden bazı sorular sorulur, sonra metinde işlenen konu vurgulanır. Mesela ilk dersin konusu “zamirler” . Metin içinde bolca zamir kullanılarak konu işlenir. Öğrenci metni okuyup anlayacak ve ve hiç farkında olmadan zamirleri öğrenmiş olacaktır. Dersin sonunda da “işte bakın eril zamirler bunlar, dişil zamirler bunlar, tekil çoğul ve ikil zamirler şunlardı” denilerek metin içeriğinde zaten öğrenmiş olduğu zamirlere ayrıca vurgu yapılacak ve öğrencinin hafızasına iyice kazınacaktır.

Bütün dersler bu düzende işlenir; Konu içerikli okuma metni, idrak ve anlama soruları ve pasajdan çıkan dil bilgisi kuralları.. Teorikte gayet faydalı mantıklı bir usul gibi görünür. Ancak pratikte öğrenci bu yöntemde bir türlü Arapçayı öğrenemez.

Çünkü..

Öncelikle bu yöntem batıya aittir. İlk makalede belirttiğimiz gibi batı tarzı “tüme varım” yöntemi arızalıdır ve islami öğretinin ruhuna ters düşmektedir. Tüme varım yöntemi; rast gele alınan yapbozun parçalarını yerleştirip resmi en sonunda görmeye benzer. İslam alimleri ise tümden gelim yöntemini benimsemiş ve başarıyla uygulamışlardır.

Örneğin eğer muhataba iman’ı öğreteceksek önce ona Allaha inanmayı öğretiriz. Bu aslında imanın tümüdür. Allaha iman eden kişi Allahın meleklerine kitaplarına rasullerine kaderine ve ahiret gününe de inanır. Bu altı şaratı öğrenip ezberleyen kişi sonra bunlarla ilgili tefsilatı öğrenir. Allahın sıfatlarını isimlerini meleklerin isimlerini görevlerini türlerini ve sair.. Bu tarz öğrenmeye tümden gelim (istikra) denir.

devam edecek, takipte kalın.
isa erdoğan

Medresede başarıyla uygulanan öğretim metodunun bugünlerde keşfedilen “Hafıza Teknikleri” ile etkili öğrenmeye ne kadar uygun olduğunu ispat eden makalemizi oku : >> tıkla <<

Yorum Yapılmamış

Bir Yorum Yazın