Ismailağa Cemaatini Bitirecek 4 Zafiyet

31 Temmuz 2018

Bismillah elhamdülillah

Mahmud Efendinin Hazretlerinin sohbet ve vaazları zahiren kesildikten sonra cemaatte hem amel, hem de fikir ve söylem bakımından bir takım zafiyetler oluştu. Bu zafiyetlere karşı mütenebbeh olup telafi yoluna gidilmezse bir kaç on yıl içinde tükeniş yok oluş kaçınılmaz olacaktır HafizanaAllah 

1. Zafiyet: Medrese fikrinden uzaklaşma;

Efendi Hazretlerinin her fırsatta ve her ortamda, hatta Başbakanlık konutunda verilen davette bile söylediği : “Her mahalleye bir erkek bir kız medresesi açınız, bunu yapın ve bütün millet bu medreselerden geçsin, eğitim alsın. Allah’ın izniyle 3 senede İslamiyet galip gelir”. “Besmelesiz mekteplere (okula) değil, çocuklarınızı medreseye gönderin” diyebilme cesareti. Şu an cemaat olarak gösterilemiyor. Özellikle geniş kitlelere hitap eden vaiz ve hocalarımız sohbetlerinde “gençler medreseye gidin mutlaka medresede okuyun” şeklinde telkinlerde bulunmuyorlar. Bu da Medrese’nin bir anlamda zayıflamasına, revacının azalmasına ve kaliteli öğrenci akışının durmasına sebep olacaktır.
Bu elbette en önemli bir zaafiyettir, derhal telafi edilmedir.

2. Zafiyet: Manaya olan inanç zaafiyeti

Şeyhimiz Mahmud Efendi hazretleri olaylara bakış açısı daima şu minvalde olmuştur “Allah’ın bizlere ihsan ettiği bütün muzafferiyetler, din hürriyeti, emniyet.. bütün bunlar ihlâslı gençlerin Kur’an’a ve sünnete sarılmaları sebebiyledir” “Gençlerin sakal bırakması, genç hanım efendilerin çarşafa bürünmeleri vesilesiyle azap def-ü ref oluyor” “Medreselerde okuyan talebelerin kendilerini Kur’an’a adamaları, teheccütlere kalkıp ümmete dua etmeleri, Kur’an ilimleri tahsil etmeleri sebebiyle Allah ümmete rahmet ediyor ve niğmetlerini ihsan ediyor..”
Efendi Hz’nin hadisata bakışı daima bu minvalde olmuştur..

Bunun dışında herkesin konuştuğu ve söylediği şeyler maddi sebeplerdir.. Cemaatin zafiyeti burada ki; perdenin arkasını bir çoklarımız göremez olmuş ve popüler söylemlerin tesirinde kalarak Din hürriyeti adına elde edilen başarıları herkes gibi bir takım siyasetçilere partilere yani maddi sebeplere bağlar olmuşuz. Bu da cemaatin yaşadığı önemli fikri bir erozyondur ki derhal telafi edilmelidir.

Sohbetler Kitabı, Risale-i Kutsiyye, Ruhul Furkan Tefsiri, Mektubat devamlı okunmak suretiyle fikir düşünce ve söylemlerimizi Asrın Müceddidine muvafık ve mutabık hale getirmeliyiz. İmamı Rabbani’nin her mektupta “ilk vazife derhal kişi itikadını (ideolojisini) tashih etmeli” demesi herhalde bu olsa gerek..

3. Zafiyet: Kıyafetten taviz

Şeyimiz Mahmud Efendi Hazretleri aşağı yukarı her sohbetinde mutlaka İslami kıyafet üzerinde durur ve “Yahudi Hıristiyanlara şekil olarak da asla benzememiz gerektiğini” ısrarla vurgulardı. Önüne gelen her sakalsıza mutlaka sakal, sarık telkini yapardı.. Şimdi ise ne meşhur vaizlerimizden ne de mahalle hocalarından bu kolunda bir telkin, topluma bir vaaz duymuyoruz. “Sarık sarın sakal bırakın şalvar cübbe giyin” diyenler az artık.. Derhal bu eksiğimizi telafi etmeli ve kınayıcıların kınamasından çekinmeden millete hakkı telkin etmeliyiz.

4. Zafiyet: Mahmut Efendi Hazretleri’nden Şeriata ulaşmak için mutlaka Tarikat yolundan gitmek gerektiğini duyduk öğrendik. “Şeriat kenz-i Hak miftah tarikat” vecizesini duymayan yoktur. Bir Müslümanın ihlaslı olabilmesi, manevi güce sahip olabilmesi için mutlaka tarikatta çalışması gerektiğini de ondan duyduk öğrendik. Ancak bu konuda da bir zafiyet oluştu ki artık tarikatın ehemmiyeti, vücubu artık yeterince dillendirilmiyor, insanlar tarikata teşvik edilmiyor.

Bunun telafisi tarikata elverişli insanlar Allaha giden yola teşvik edilmeli ve vaazlarda Risale-i Kutsiyyeden bir beyt derslerden önce sohbet ve vaazlarda mutlaka okuyarak tasavvufun bahsi yapılmalıdır.

Bu yukarıda bahsettiğim 4 konu Bu cemaatin kırmızı çizgileri, cemaatin söylemi idi. Cemaati cemaat yapan söylem fikir ve dava ortadan kalktığında orada artık cemaatin varlığından söz edilmez.

Çare, her bir zaafiyetin sonunda da değindiğimiz gibi özümüze dönmeliyiz Ve bu 4 söyleme yeniden sıkı sıkıya sarılmalıyız. Her fırsatta her kürsüde bunları dile getirmeli ve bugün içine düştüğümüz savunma ve infial çukurundan çıkıp ifade ve tesir etme noktasına yeniden yükselmeliyiz.

Evet bakın sohbet edenleri, eline mikrofon alanları irdeleyin, hep birilerinin laflarına cevap ve reddiye yapmakla meşgulüz. Kendi söylemlerimizi bir kanara koyduk, başkalarının söylediklerine, fikirlerine cevap yetiştirmekle uğraşır olduk.. “savunma ve infial tavrı” dediğim budur. 

“En iyi müdafaa hasma taarruz etmektir” kaidesini hatırlayıp artık “dinleyen, cevap veren” derekesinden kurtulmalı ve “söyleyen ifade eden, tesir eden” konumuna yeniden çıkmalıyız. Tıpkı İmam Mahmud efendi hazretleri gibi..

Ey hoca efendi, söyleyen, öğreten, dava eden, ortaya tezini süren sen ol, onlar sana cevap yetiştirmeye çalışsın.
Ve illa tükeniş kaçınılmaz. Unutma “söyleyecek lafı olmayan, başkalarının lafını dinlemeye mahkumdur”

isa erdoğan, GOP İstanbul
01.08.2018

Yorum Yapılmamış

Bir Yorum Yazın