Düzce Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden Doç. Dr. F. Günaydın İmam Hatip Okullarında bazı öğrencileri “deizm küfrüne” sürükleyen konular hakkında araştırmalar yapmış ve bunun sonucunda İmam Hatiplilerin yönelttiği çeşitli soruları derlemiş.
İşte o vesvese içerikli 21 soru ve İsa Erdoğan hocanın o sorulara verdiği ilmi cevaplar :
1. Soru : Allah bizim Cennete ve Cehenneme gideceğimizi biliyorsa, neden bizi imtihan ediyor?
Cevap: Suç gerçekleşmeden cezasını vermek adalete aykırı olduğu için. Örneğin, öğretmen hangi öğrencinin başarılı olacağını, hangisinin tembel ve başarısız olacağını bilir ancak sınav yapmadan kafadan not vermez. Vermiş olsa tembel öğrenciler itiraz eder, neden bizi imtihan etmedin belki sınavı geçerdik” diyerek itiraz ederlerdi..
Aynı böyle. Cennet güzel amellerin mükafatı, cehennem ise küfür ve isyanın cezasıdır. Mükafat ve ceza ancak eylemden sonra olur önce olmaz.
2. Soru : Öldükten sonra dirileceksek neden ölüyoruz?
Cevap: Allah her cana belirli bir ömür biçmiştir. Buna ecel denir. Eceli gelen ölür. Neden ecel tayin etti ? Çünkü dünya hayatı meşekkatlidir ve zaman geçtikçe kişi yaşlanır, sağlığını kaybeder ve dünya hayatı çekilmez olur. Kulların ölümü Ölmeyen Diri Olanın büyüklüğünü gösterir hem.. Aynı olamazlar
3. Soru : Allah her şeyi bildiği halde neden bizi yarattı?
Cevap: Bizim bilemeyeceğimiz yüksek gayeleri ve sırlı hikmetleri O bildiği için. Hem bizi yaratmakla bize en büyük iyiliği yapmıştır. Var olmayı kim istemez.. Bundan dolayı Ona ancak teşekkür etmeliyiz.
4. Soru : Bizler Müslüman ailede doğduğumuz için Allah’a inanıyoruz.. Ya inanmayan aileden doğanların suçu ne? Allah akıl vermiş tamam da, bizlere de vermiş, ama çoğu zaman biz de tam kullanamıyoruz ?
Cevap : Nuh aleyhisselamın karısı ve oğlu peygamber ailesi olduğu halde iman etmediler. Asiye ise Firavunun karısı iken iman etmiştir..
Demek ki Müslüman olmamız sırf anne babamız Müslüman olduğu için değil. Anne babamızın da evet etkisi var ancak yüzde yüz değil. İman kişinin öz iradesinin sonucudur. Nitekim Müslümanlar ülkesinde Müslüman aileden dünyaya gelip de kafir olan çok insan var. Öyle olmasaydı biz şimdi bu konuyu (deist olmuş imam hatip öğrencileri) konusunu konuşuyor olmazdık..
Atadan babadan kafir oğlu kafir olarak dünyaya gelen insanların suçu Allahın verdiği aklı, bilgiyi kullanmamak. Aklını kullanıp Yaradanını tanımamak, Onu yok saymak, inkar etmek, ona ortaklar koşmak, Onun nimetlerini inkar edip şükretmemek.
Aslında Allah her doğan çocuğu islam fıtratı üzere yaratır, yani herkes vicdanen Allahı kabul etmeye, Ona kolayca iman etmeye meyilli olarak yaratılmıştır. Hıristiyan Yahudi olmak, budist ateist deist olmak ise insan fıtratına yabancıdır. Bu batıl inançları insan, tabiyatıyla reddeder, nefret eder. Bu bakımdan Allah kullarına yine rahmet etmiş ve adeta bir tüyo bir kopya vererek işini kolaylaştırmıştır. Kişi vicdanıyla hak dinin islam olduğunu bilir ve meyleder.
Artık kafir olan, bunu tercih ederek, kendini zorlayarak yapar. Nefret ettiği şeye kendini zoraki alıştırarak kafir olur ve cezayı hak eder..
“Allah akıl vermiş tamam da bize de vermiş ama çoğu zaman biz de kullanamıyoruz?” Yani akıl vermiş olması İman etmeye Allahı bulmaya, birlemeye yeterli olmaz” itirazının cevabı: Allah kuldan yapamayacağı şeyi istemez. Kuldan sorumlu olacağı kadar iman istiyorsa, buna yetecek aklı da vermiş demektir.
Diğer bir görüşe (Eş’arilere) göre akıl iman için yeterli değildir. Kafir toplumlarda dünyaya gelmiş insanlara eğer Allahın tebliği gelir ve iman etmezse o zaman suçludur. Ama tebligat hiç gelmez ise, ve kişi Allahtan ahiretten habersiz hayvan gibi yaşadıysa zaten Cehenneme girmeyecektir, kul haklarıyla ilgili hesaplaşmadan sonra tekrar ölecek ve toprağa karışacaktır. Delilleri : “..ve dahi biz peygamber göndermedikçe azab edecek değiliz” İsra:15’ten
5. Soru : Allah bizi seviyorsa neden günah işlememize izin verip sonra bizi yakıyor?
Cevap: Allah bizi seviyor demek doğru değil. Allah iman ve salih amel işleyen kullarını seviyor. Sen de iman ve salih ameller et ki Allahın sevgisini kazan.
“Neden günah işlememize izin veriyor ?” Çünkü sevap işlememize izin verdiği için. Yani Allah sana hürriyet verdi. Sen ister günah işler, ister sevap işlersin. Burası imtihan yurdu. İki tarafa da izin var. Sınavdasın, soruları doğru yapmaya da yanlış yapmaya da imkanın var.
6. Soru : Sonsuzluk kavramı akıl almaz bir şey Allah’ın sonsuz olmasını algılayamıyorum ?
Cevap: Allahın Zatını kavramak konusunda insan aklı yetersizdir. Bu Allahın yüceliğini gösterir. Ona da yüce olmak yakışır.
Hem insanların çoğu bugün kendi gibi insanların yaptığı îcatlara bile akıl erdiremiyor.. Atmosferde asılı duran uydulara, gece vakti duvarın arkasını gösteren termal kameralara, kimlik kartı kadar akıllı telefon, mikro bilgisayarlara, havada uçuşan tv telefon internet yayınlarına senin aklın eriyor mu ? Daha kul icadına aklın ermiyor da Allahın münezzeh ve mualla Zatına mı aklın erecek.. O akılların hayallerin idrak ve efhamın ötesinde çok ötesindedir. O Sübhandır.
Sonra sonsuzluk kavramı sonu olmanın zıddıdır. Allahın sonu olsa ilah olamaz. Asıl hayret verici olan varlığın sonradan yok olmasıdır. Var etmek de, yok etmek de ancak Onun elinden gelir. O ise değişmez, üzerinden zaman geçmez, bir halden diğer hale geçmez.. Bunlar bize hayret veriyorsa sorun yok. Çünkü Allah akıllara hayret veren yüceliktedir. Hayret makamı iman derecelerinin en üstünüdür.
7. Soru : Allah neden bir kuluna eziyet verirken diğerine rahatlık veriyor. Rabbimiz neden bu konuda eşit davranmıyor?
Cevap: Bu ve benzeri bir çok soru “varsa yoksa dünya!” düşüncesinden kaynaklanmıştır. Mümin, olan biten her şeyi Dünya-Ahiret ortak potasında değerlendirmelidir. O zaman soru ve sorun kalmaz.
Kula eziyet veren aslında diğer kullardır. Evet Allah izin vermiştir. Ancak Allah dünyada yapılan zulüm ve kötülüklere izin vermeseydi insanlara hürriyet vermemiş olurdu. Hürriyetin olmadığı yerde de imtihan olmaz. İmtihan var, dolayısıyla hürriyet var.
Ancak Allah adaletlidir. Onun yüce adaleti bazen burada da tecelli eder, ancak gerçek adalet Ahirette tesis edilecek. İşte bu yüzden ahiret olmak zorunda. Öldükten sonra yeniden dirilmek zorunda insanlar. Dünyada haksız yere zulüm görmüş, eziyet çekmiş olanlar sabretmeleri, Allaha isyan etmemeleri karşılığında bu eziyetin mükafatını Allahtan sonsuza kadar alacaklar. O zaman sevinecek “iyi ki o eziyetleri çekmişiz” diyecekler. Allah kimsenin hakkını kimsede komaz.
8. Soru : Kaderde ne zaman öleceğimiz belli ise neden sadaka ömrü uzatıyor? Kaderde Cennete ve Cehenneme gideceğimiz belliyse neden ibadet ediyoruz?
Cevap: Allah nezdinde ecel birdir ve sadaka ile değişmez. Allah onun sadaka vereceğini bildiği için ömrünü uzun takdir etmiştir. Sadaka ömrü uzatır bu demektir.
Neden ibadet ediyoruz ? Çünkü biz nereye gideceğimizi bilmiyoruz. Cennetlik amelleri işlediğimiz için Cennete gideceğiz. Bu sebeple cennetlik amelleri yapmak zorundayız.
9. Soru : Allah’ın ihtiyacı yokken bizi niçin test etmekte?
Cevap: Allah muazzam bir tatil ve eğlence yarattı; Cenneti. Ancak bu Cenneti bedava vermeyeceğini belirtti. Bizi yaratıp imtihan ederek bu muazzam ve sınırsız tatil yerine girmemiz için bize fırsat ve imkan verdi. Kim milyoner olmak ister yarışmasına kabul edilip imtihan edilen kişiler o kuruma nasıl ki bu fırsatı verdikleri için teşekkür ediyorsa bizler de ancak Rabbimize bu fırsatı bize verdiği için teşekkür etmeliyiz. Bu bize yapılan en büyük iyiliktir.
“Allah’ın ihtiyacı yokken bizi niçin test etmekte?” yani Allah sonucu bildiği halde bizi neden imtihan ediyor demek istiyorsa cevabı birinci soruda verildi. “Bize bizim ne olduğumuzu göstermek için”
10. Soru : Cennette birini istiyorum o da başka birini istiyorsa ne olacak?
Cevap: Allah ondan daha hayırlısını sana ihsan eder sen de onu unutur ve daha da istemezsin. Allah cennete alacağı kullarına memnuniyet garantisi veriyor.
11. Soru : Allah kötülüklere neden engel olmaz?
Cevap: Bunun cevabı kısmen yedinci soruda verildi. Dünya imtihan yurdu olduğu için mutlak özgürlük yeri. Kötülüklere engel olması demek kötülerden irade ve hürriyeti alması demektir. Bu ise imtihan sırrına aykırıdır. Allahın adaleti Ahiret yurdundan tam tecelli edecek. Bütün sorunların çözüm yeri dünya değil. Bu tür sorular ahirete inanmayanların sorunlarıdır. Ahirete ve Allahın adaletine inanan müminlerin böyle bir sorunu yoktur.
Diğer bir cevap: Allah iyileri Cennete alacak, kötüleri de cehennemde toplayacak ve böylece kötülerin iyilere kötülük yapmasını ebediyyen engelleyecek. Sen sen ol Allaha itaat ve ibadet ederek Cennete girmeye çalış
12. Soru : Biz putperestleri eleştiriyoruz ama biz de Kabe’nin etrafında dönüyoruz.
Cevap: Put Allahtan başka tapılan şeye denir. Müslümanlar Kabeye tapmaz şu halde put değildir. Kabe hidayetin adresidir, Allaha ibadet etmenin yönüdür, namazın kıblesidir. Allaha teslimiyet ve bağlılığın sembolüdür. Tavafın manası da budur; Allaha bağlılığımızı ifade eder. Bu anlamda Kabe bir vesiledir araçtır. Amaç değildir.
Heykel şeklindeki putlar ise petperestler için amaçtır. Eğer “bu putlar Allaha tapınmamız için araçtır, biz gerçekte Bir Olan Allaha tapıyoruz” diyorlarsa yalan söylüyorlar. Çünkü Allah kendisine ibadet etmede böyle bir aracı koymamış ve putları şirk sayarak yasaklamıştır.
13. Soru : Ya İslam değil de örneğin Hıristiyanlar veya ateistler haklıysa?
Cevap : Kuran Allahın kitabıdır. Kuran Hakkı batıldan ayırt etmiştir. Allaha teslim olmak ve yalnız Ona ibadet etmek demek olan İslam Dininin hak din olduğunu Kuran ilan etmiştir. Akıl ilim tarih de Kuranı tasdik etmiş doğrulamıştır ve “Allaha oğul iftira etmek” demek olan hıristiyanlığın ve “Allahı inkar etmek” demek olan ateizmin batıl ve çürük olduğunu Kuran ispat etmiştir.
Yani Kuranı Kerim neyin doğru neyin yanlış olduğunu açıklar ve şüphelere yer bırakmaz. Kuran İslam Dininin hak din ve tek doğru olduğunu delilleriyle ispat eder.
14. Soru : Bu dünyaya gelmek benim tercihim değil. Allah bunun benim seçimim olduğunu ve hatırlamadığımı söylüyor ?
Cevap : Kuranda böyle bir ayet yok. Tamam senin seçimin değil, ancak var edilmen Allahın sana bir varlık vermesi, ruh kalp ve beden vermesi ve seni yüce Zatına muhatap kabul etmesi sana yapılmış en büyük iyiliktir. Bak yaşayan kimse ölmek istemiyor demekki var edilmekten herkes gayet memnun. Bu durum ancak teşekkür ve minnet gerektirir. Şimdi Allaha itaat ve kulluk yap ki yaşama sevincini Cennete taşı ve ebediyyen mutlu ve huzurlu ol.
15. Soru : Allah kalplerini mühürlediği insanları niçin cehennemle cezalandırıyor ?
Cevap : Olay böyle gerçekleşmiyor. Bazı asi kullar Allahın bunca tebliği, ikaz ve uyarısına karşı inat ederek karşı geliyorlar, Allaha küfür ve isyanda ısrar ediyorlar ve kalplerini imana bizzat kendileri kapatıyorlar. Allah ise bu kapatmayı onaylayarak kalplerini mühürlemiş oluyor. Eğer ölmeden pişman olur tövbe ve iman etmeye yeltenecek olsalar Allah yeniden kalplerini açar ve iman nasib eder. Nitekim kalbi mühürlü olmanın her alametini gösteren nice azılı kafirler ölmeden önce iman etmişlerdir.
16. Soru : Kelam (akaid) dersinde mucizelerin var olduğunu görüyoruz ama hiçbirinin somut kanıtı yok ! Sadece anlatılıyor, bana göre delil yok ?
Cevap: Kuran ve Sahih hadisler iman edenler için yeterli delildir. Demekki mucizenin varlığına delil var. Kuranın hak kitap olduğu ispat edildiğine göre mucizelerin de varlığı ispat edilmiş oldu.
Hem Kuran başlı başına bir mucizedir. Bak Kuran yerden gökten karadan denizden geçmiş ve gelecekten hakkaniyetle bahseder.. Bunu 14 asır öncesinde Arabistan gibi kurak fakir, dünyadan izole bir bölgede, okuma yazma dahi bilmeyen kendi halinde bir insanın yazabilmesi mümkün değil.. Demekki Kuran Allahtan inen bir mucizedir. Asla benzeri naziri muadili yazılamamıştır, nice edebiyatçılar denese de başaramamış rezil olmuştur.. Mucize de budur: İnsanın asla başaramayacağı, ancak Allahın elinden gelecek harikulade iş.
17. Soru : Allah niçin önceki kitapların bozulmasına izin vermiştir?
Cevap: Önce şunu unutmamalı kainatın sahibi yaratıcısı ve yegane hakimi Allahtan bahsediyoruz sıradan bir kişiden değil. Allah sorgulanamaz. O dilediğini yapar ve mesul değildir. Şimdi cevaba geçelim. Allah imtihan gereği kullara yeterli özgürlük ve dilediğini yapma iradesi verdiği için indirdiği kitapların bozulup kaybolmasına da izin vermiştir. Aslında işin acaip tarafı bu değil. İnsanın eliyle tuttuğu kitabı bozması doğal bir şey.. Asıl acaip olan insanın Kuranı bozamıyor olması, Kuranın Allahın hıfz ve himayesinde müdahaleye kapalı olmasıdır. Kuranın mucize olduğunun bir yönü de budur.
Allah her kavme bir hidayetçi göndererek mesajını daima korumuştur. Bir Peygamber ardından başka peygamberler göndermiş ve kulların hidayet yolunu her zaman açık tutmuştur. Muhammed aleyhisselamdan sonra başka peygamber göndermeyeceği için de onun tebliği olan “Kuranı” ilelebet muhafaza altına almıştır.
18. Soru : İçki öncekilere yavaş yavaş yasaklanırken bizlere neden direkt haram kılındı?
Cevap : Çünkü onlar içkinin mübah sayıldığı bir ortamda büyüdüler ve içkiye alışmış oldular. Biz ise içkinin kesin haram edildiği çağdan sonra dünyaya geldik. Bütün Müminler Kurandan sorumludur. Biz Kuranın tamamını inmiş bulduk ve içki bizim okuduğumuz Kuranda kesin haram edilmiştir. Onu hiç içmedik ki bırakmak durumuna kalalım..
19. Soru : Allah’ın hep ‘’Ben yaptım, ben yarattım demesi’’ tuhafıma gidiyor.
Cevap: Allahı canından çok sev ki Allahın ben yaptım demesi hoşuna gitsin. Biz Allahın rakibi değiliz kullarıyız. Onun hünerleri marifetleri bizleri ancak onurlandırır gururlandırır. Babası dünya şampiyonu olan çocuk babasının başarı öykülerini dinlerken zoruna gitmez. Hoşuna gider ve arkadaşlarına karşı bununla iftihar eder. Çünkü babasını kendine yakın görür. Sen de Allaha yakın ol, Allahın gücü, sanatı, saltanatından gurur duy.
20. Soru : Allah bizi yaratmasaydı ne ile uğraşırdı?
Cevap: Bilemeyiz ve bilmemiz de gerekmez. Biz haddimizi bilmeli, kul olduğumuzu unutmadan Allaha karşı ancak saygılı olmalıyız.
21. Soru : Kuran’da kadın ve erkek niçin eşit değil ?
Cevap : Eşitlik önemli değil. Önemli olan adalettir. Hem kadın bir çok konuda erkeğe eşit. Bak, Allaha muhatap olma, mal mülk sahibi olma, malında tasarruf yetkisini elinde tutma, kendi isteği ile evlenme, Yaptığı iyiliklerin mükafatını görecek, kötülüklerin cezasını çekecek olmada, İbadetlerden sorumlu olmada, itaat etmesi durumunda Allaha yakın olmada kadın erkeklerle eşittir. Bunlar asıl meseleler. Erkeğin biyolojik yapısı gereği bazı konularda evet erkek üstünlük sahibi ancak diğer konularda ise üstünlük kadındadır. Mesela Kuran-ı Kerim yine bir kadın olan Meryem valideyi bütün alemlere faziletli kıldığını bildirir. Kıyamete kadar iman etme erdemliğinde yine bir kadını örnek olarak gösterir: Firavun eşi Asiye valideyi..
Madem ki kadın biyolojik olarak erkekten farklıdır elbette görev ve yetkileri de farklı olacaktır. Eşitsizlik adaletsizlik demek değildir. İyi bakılırsa kadın aslında pozitif bir ayrımcılığa tabi olmuştur: Cenneti kazanması erkekten daha kolaydır. Çünkü görev ve sorumlulukları erkekten çok daha azdır.
Değerlendirme: Kemalizm ve Atatürkçülüğün resmi ideoloji olarak dayatıldığı ve eğitim felsefesi temelden sekülerizme dayalı olan okullarda, düz lise ve üniversitelerde öğrencilerin deizme sapması aslında yadsınacak bir şey değil. Ancak İmam Hatip okulu ve hatta Kuran Kursu öğrencilerinde bile deist eğilimlerin olması bu okulların (veya öğretmenlerinin) verdiği İslami eğitimin sorgulanmasına sebep olmuştur.
Üniversiteden bazı akademisyenlerin bizzat yaptığı bu araştırma göstermiştir ki İmam Hatip okulları bu milletin evladına yeterli bir islami şuur ve Allah, Peygamber Kuran inancı verememektedir. Bu bakımdan her fırsatta tenkit edilen, itilen ötelenen Medreseler hala alternatifsiz kurtuluş adresidir. Ya medrese mezunu hocalar bu okullara bu öğrencilere öğretmen olur, ya da Medreseler doğrudan resmi statüye kavuşarak haksız tenkitlerden arındırılır.. Başka çare görünmüyor
İsa Erdoğan, 11.11.2018 ist.
İmam ve Müderris
Yorum Yapılmamış