Allah’ın yüce Adıyla • “Şeyh Efendiler neden her isteyeni tarikata alıyorlar? • “Tarikat aslında havas işidir, avam işi değildir” 70 li Yıllarda Mahmud Efendi hz Üstad Kadir mısıroğluna ziyarette bulunmuş.. Kendisi anlatıyor : Ben eskiden çok mürid toplayan şeyhlere kızardım ancak Mahmud Efendi’nin ikazıyla bundan vazgeçtim. Başımdan geçen bir hadise ile bunu size açıklayayım. Talebelik yıllarında Mahmud Efendi’yi ziyarete giderdim. Yine bir sabah ismailağada bulunurken oğlu Ahmet Hoca özel bir saik ile bana ilgi duyardı ve beni kahvaltıya davet etmiş idi. Kahvaltı sofrasında bir mürit kafayı bana takmış güya bana emri bil maruf yapıyor.. “Bazı dindar insanlar neden bu peygamberin sünnetini ifa etmezler neden sakal bırakmazlar” diyor. Bir demiyor iki demiyor, devamlı tekrar ediyor.. Sözün bana geldiğin anlıyorum. Ancak sabrediyorum. sonunda dayanamadım “sus mübarek buraya seni değil Efendi hz’ni dinlemeye geldik” dedim. Neyse oradan çıktım, otobüs durağına doğru gidiyorum bineceğim karşıya geçeceğim. Bir de baktım, o da yanımda! benim arkamdan gelmiş. Dedim ki Kadir bu sana imtihandır buna sabret. Geldi selam verdi Salamünaleyküm.. böyle kaba bir eda.. tam bizim yörenin adamı karadenizli. Aleykümselam. Ne iş yaparsın. Boş gezen’in boş kalfasıyım. Yok yok sen yazarlık yaparmışın. Onu okuyanlara sor. Sen ne iş yaparsın? Ben marangozum.. Derken Şeyhim Galip Efendi’nin bir sözü…
Mahmut Yahya’nın Almanya izlenimleri Ben Mahmut Yahya, arkadaşlarım bana kısaca Yahya derler. Bursa Teknik üniversitesi makine mühendisliği 1 sınıf öğrencisiyim. Bu yaz tatilinde bir değişiklik olmak üzere Almanya’ya gitmeye karar verdim amcam Abdullah sağ olsun bana yardımcı oldu, onun davetiyle vizeyi kolaylıkla aldım. Öncelikle uçak bileti gayet uygundu 1500 liraya bilet aldım Yozgat’tan İstanbula otobüsle gitseydim o kadar tutardı. Sabiha Gökçen havaalanından hareket eden uçağımız Almanya Düsseldorf’ta iniş yaptı. Düsseldorf o eyaletin başkenti sayılıyor. Amcam bana buradan tembih etti bütün evrakların tamam bile olsa Alman polisinin seni kabul etmeme report etme hakkı var sana sorar niye geldi amcamı ziyaret etmeyi gezmeye geldim diyecektim ben yine de sana bir mektup yazayım Almanca o mektubu polise verirsin. Dedi. gerçekten de o mektup Çok işe yaradı polis onu okuduktan sonra beni içeri aldı. Bavulların gelmesi hızlıydı benim kontrollerim biter bitmez bavulum zaten gelmişti. Uçakta yanımda oturan yolcu bana wi-fi’sini açtı onun sayesinde amcama ulaşma imkanı buldum. Gerçi Düsseldorf havaalanında ücretsiz wi-fi varmış. Beni havaalanından almaya yengem geldi. Çünkü amcam o vakit işteydi çalışıyordu. Eve giderken bozuk mu bozuk bir yoldan gittik ben çok şaşırdım yenge buralarda böyle yollar var mıydı dedim. Almanya’nın en bozuk yolu burasıdır orada sana denk geldi dedi. Demek ki…
Ölmeyen Diri Allah’ın yüce Adıyla Hacı Canib Yavuz abi 1952 yılında Erzurum İspir Aşağı Özbağ köyünde dünyaya gelir. 1979 yılında vatanından çıkar İstanbul’a hicret eder. Nasibinde Bağcılar’a bağlı Mahmutbey mahallesi vardır Hicret Camiinin canibine yerleşir. Burada ev elektrik tesisatı dükkanı açar, geçimini elinin emeği ile böyle kazanır. Mahalleye 4 katlı bir bina yapar. Canib abi 1995 yılında Fatih Çarşambada mukim asrın büyük kutbu Şeyh Mahmud Efendi ile tanışır. Bir anda ruhu onunla kaynaşır, ona mürid olur. Hayatı bundan sonra değişmeye başlar. Sünnet üzere sakal uzatır ki mahallede bir ikincisi yok. Kıyafet inkılabı yapar; batı-l avrupaî esvabını atar, nurlu cübbe şalvar ve sarığı kuşanır.. Yetmez, Şeyh Efendi’nin talimatıyla Canip abi mahallede bir medrese açması gerekmektedir. Kendi binasından daha iyi yer mi bulacak ! Derhal bir katını kız medresesi yapar.. Yetmez, Şeyh Efendi’nin talimatı “sen de çocuklarını medresede okutacaksın” şeklindedir. Hanımı da elhamdülillah bu yoldadır o yüzden Şeyh Efendi’nin buyruklarını tatbik etmek Canib abiye zor gelmez. Birini ikisini değil her üç oğlunu birden.. Alır, yine Mahmud Efendi hazretlerinin irşadıyla Hazretin küçük damadı Mahmut Eren hoca efendinin medresesine teslim eder. Çocuklarını böylece medresede okutur, onları ilim amel İhlas üzere yetiştirir hoca eder Yetmez, mahallede erkeklere yönelik din faaliyeti eksikliğini görerek binasının en alt…
Allah’ın yüce adıyla Şevki Yılmaz 90’lı yılların efsane siyasetçisi.. “Beni bir saat TRT’de konuştursunlar Vallahi idama razıyım billahi idama razıyım” sözü bir replik haline dönüşmüş Milli Görüş davasının en parlak en önemlisi simalarından. Milli Görüş fikrinin yayılmasına vesile en önemli hatiplerden O zamanlar yegane televizyon TRT olduğu için böyle söylüyor. Ve o bir saat içerisinde bu Ümmet bu millet üzerinde oynanan büyük oyunları deşifre edeceğini, insanları 1 saat içinde uyandıracağını düşünüyor ve bunun da idama değeceğini ima ediyor. “Doğuda bir nöbet yerinde nöbet tutan askerlerin devamlı şehit edilmesi, bunun üzerine bir asker bu işin sırrını açığa çıkarmak için üniformasının içini samanla doldurup uzakta beklemesi ve orada nöbet tutan askeri öldürenin aslında PKK yanlısı bir komutan(!) olduğunu fark etmesi..” “Doğudaki PKK kamplarına erzak taşıyan helikopterlerin Amerika silahlı kuvvetlerine ait olduğunu..” “Türk silahlı kuvvetlerin PKK’yı sıkıştırıp tam imha edeceği anlarda “ateş etmeyin geri dönün” emirlerinin gelmesi..” Bu gibi ihanet ve hıyanet dolu haberleri bizler hep Şevki Yılmaz’dan dinlemiştik Biz Şevki Yılmaz’ı defalarca İsmailağa’da gördük. Bir gelişinde sabah namazıydı Mahmud Efendi Hazretleri kürsüdeydi birden vaazını kesti elini yukarı kaldırarak kapıya doğru baktı hiç yapmadığı bu hareket karşısında biz şaşırdık gördük ki Şevki Yılmaz gelmiş onu karşılıyordu. O da hemen merdivenlerden çıktı kürsüde sarıldılar….
Bismillahirrahmanirrahim Mahmud Efendi Hz ile Bir Hatıram: Mektubatı sen oku 18 yaşlarındayım İsmailağa Kubbealtı medresesinde talebeydim. Yaz tatiliydi herkes evine gitmiş ben biraz daha medresede kalıp derslerime çalışmayı istiyordum. Öğle namazı akabinde Mahmut Eren hocam bana “sen de gel” dedi ve Efendi Hazretlerinin odasına çıktık. Anadolu’dan gelmiş vekil hocaların tekamül içtiması varmış Efendi Hazretleri huzurunda Mektubat okuyacaklar efendi hazretleri manayı verecek tasavvuf sohbeti edecek.. Efendi Hazretleri “herkes kalemini versin” dedi. Onlar kalemlerini çıkardılar uzattılar ben de kalemimi uzattım verdim. Efendi hazretleri içlerinden bir kalem ✏️ çekti kimin bu kalem ? benim kalemim dedim efendim. Efendi hazretleri sordu sen hangisisin ? Talebe o efendi hazretleri” dediler. Okuyabilecek mi? Mahmud hocam “bizim talebimiz okur efendim” dedi. Gelsin okusun buyurdu. En arkadan hocaların arasından yararak geldim Efendi hazretleri önüne oturdum. Hiç unutmuyorum 52. Mektuptu, başladım okumaya. Ben arapça ibareyi okuyorum Efendi hazretleri mana veriyor böyle bir saat kadar okudum derken ikindi namazı oldu. Efendi hazretleri “namazdan sonra tekrar toplanın” buyurdu ve ikindiden sonra yeniden odasında toplaştık. Bu defa Efendi Hazretleri Anadolu’dan bir hocanın kalemini çekti O başladı okumaya.. ama okuyamıyor mübarek. her kelimede takılıyor, her kelimeyi hatalı okuyor.. Efendi Hazretleri çok darıldı “Talebe okuyor siz niye okuyamıyorsunuz!” demekten kendini alamadı.. Yani neden çalışmıyorsunuz…
Allahın yüce Adıyla Şaban Sadoğlu hocaefendi İsmailağa Tarikatı Mahmud Efendi Hz ihvanından Türkiye çapında büyük bir alim. 1990-2000 yılları arasında İsmailağa Camii içinde Mahmud efendi hz isteği ile yine Hz şeyhin nezaretinde Usul-u Fıkıh ve Tefsir dersleri vermiştir. icazetli medrese hocalarının katıldığı bu dersleri üstadı olması haysiyetiyle Şaban hoca efendi İsmailğada hocaların hocası konumundadır. Şaban Hocaefendi Sarf ve Nahivi doğu medreselerinde Tilloda almıştır. Bu bakımdan Doğu Üsulüne de İstanbul üsulüne de vakıftır, eksilerini artılarını bilir. Bu iki üsulü meczederek orta bir üsul ihdas etmiş ve buna “Hoca Üsulü” adını vermiştir. Bu üsul üzere yetiştirdiği kıymetli alimlerden Fesih hoca ve özellikle Yusuf Ziya Gümüşel hoca ilimdeki başarılarıyla temayüz etmişlerdir. İsmailağa tasavvufu, amel ve ihlası dairesinde ilim tahsil etmek isteyen talebeyi doğuya güneye gitmekten müstağni kılmış bu anlamda ismailağa medrese sistematiğine büyük katkıda bulunmuştur. Buna bir misal olarak 99 yılında Talha Alp talebeleriyle birlikte ilmini geliştirmek gayesiyle Pakistana gitmek için Mahmud Efendi Hz’den izin istediğinde Hz Şeyhin ilk tepkisi “ne gerek var burada Şaban hoca var” şeklinde olmuştur İlim Yolculuğu Şaban hoca efendi Tillo ‘da Molla Burhan’da icazet aldıktan sonra şeriat ilimleri okumak için Molla Burhanın sevk ve işaretiyle Ohin’e gider Ohin ulemasından fıkıh ve Üsul-ü fıkhı ilmi tahsil ederek icazet alır….
Bismillahirrahmanirrahim Bu sabah cami sohbetinin mevzuu Kıyamet alametlerinden “ilim kaldırılacak cehalet yerleşecek, içki şarap içilecek, zina açıkça görülecek” hadisi üzerine idi Hadis-i şerif Buhari: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : إنَّ مِن أشْراطِ السّاعَةِ: أنْ يُرْفَعَ العِلْمُ ويَثْبُتَ الجَهْلُ، ويُشْرَبَ الخَمْرُ، ويَظْهَرَ الزِّنا. الراوي: أنس بن مالك، صحيح البخاري Bu hadisi ibretamiz kılan husus ilim hakkındaki o nebevî ihbar; 1. Kıyamet alameti “Bir zaman gelecek ilim/bilgi yok olacak, cehalet dünyayı kaplayacak.. Burada Rasulullah Efendimizin haber verdiği ilim ne tür ilimdir ? Onların bilim dediği mi ? Hâlbuki dünya gözüyle bilim-teknik yok olacak gibi görünmüyor, bilakis git gide ilerliyor. Makro teknoloji mikro teknoloji.. tır kadar bilgisayar kol saatine girdi, kuantum çağına geçiş yapıldı, süpersonik füzeler, güneşi taklit eden güneş füzyonları ve robotizm yapay zeka teknolojileri teknik ilimler günden güne ilerliyor.. Demekki “yok olacak kalkacak, herkes cahil kalacak” denilen ilim, dünyalık bilim ve teknoloji değil. Anlaşıldı ki yeryüzünden kalkacak ilim: ŞERİAT ilimleridir yani MEDRESE EĞİTİMİ. O yüzden “Her mahalleye Medrese mutlaka açmalıyız. Her mümin şeriat ilimleri tahsili mutlaka yapmalı..” demektedir Mahmud Ef. Hz 2. Alamet ve mefsedet “zina gözle görülecek, bu denli yaygın ve insanlar hayvanlar gibi azgın ve ahlaksız olacak” Son zamanlarda bazı fasıkların alenen zina öncüsü fiilleri toplum…
Allah’ın yüce Adıyla Recep Gerçek hocam anlatıyor: 2005 yılında Efendi hazretlerimizin umresi esnasında bize bir haber geldi -tabii o haberin sıhhatini tam olarak bilmiyoruz ama- bütün herkes umreye gelsin gerekirse borç alınsın ve herkes umreye gelsin denildi muhtemelen size de gelmiştir. Biz de o zaman talebelerimizle beraber kendimiz de dahil olmak üzere hep beraber işte borç olarak gittik. Mekkede 12 gün kadar kaldık para suyunu çekti üstelik orada Abbas b Baz diye bir kitapçı Blbulduk ki Türkiye’nin üçte bir fiyatına veriyordu kitapları. Hem umreye borç ile gelmiştik hem de elimizdeki bütün harçlığımızı kitaplara verdik ve bununla beraber Medine’ye geldik. dolayısıyla talebelerimizin tamamı harçlıksız kaldı Ben de öyle.. arkadaşlardan borç almak zorunda kaldım eldeki parayı da kitaplara verince böyle beş parasız kaldık Bu arada Medine’de Mescidi Nebevî içinde böyle Peygamberimiz yeşil kubbesine bakarken bizim Osmanlı saatinin arkasında ben oturmuş düşünüyordum.. Yani Allah biliyor hani normalde tespih çekiyor olmam lazım ancak bu mali sıkıntılar içerisinde talebelerin durumu ne olacak benim durumum ne olacak bu şekilde düşünüp duruyordum. O ara karşıdan Ali Polat hocam geldi şöyle elini omuzuma vurarak bana kucağıma bir tomar para attı paralar Euro idi bunu al kendinin talebelerine ne ihtiyacı varsa al dedi . O anda ben o kadar…
Allah’ın yüce Adıyla Şeyh Hacı Ahmet Ergin Efendi Hazretlerini ben fakir dünya gözüyle tanıyamadım. Yozgat’ta 4 sene kalmış olmama rağmen onu ne gördüm ne duydum.. Bu konuda kaldığım cemaat yurdu (Yekdav) yetkililerine dargınım. Biz çocuktuk, bilmiyorduk ama siz de ağzınızı açıp burada Ahmed Efendi gibi bir zat-ı muhterem var demediniz. O yüzden meşayıhı bilen tanıyanlar mutlaka çevresine özellikle gençlere çocuklara tanıtmalı.. Bu yazıların bir gayesi de bu inşallah Esasen küçüklüğümden beri âlimleri evliyayı severim sayarım. Babam sağolsun, zahir ki onun sevgisi saygısı bize de sirayet etti, Fransa’da âlimler meclisine sohbetlere bizi de götürürdü. Oradan bir damar kaptık elhamdülillah.. Yozgat Şeyhi Ahmed Efendi hakkında aktarabileceğim birkaç kıssam var yine de. Yozgat’ta yatılı okuduğum yıllarda Yekdav öğrenci yurdunda kalıyorduk. İbrâhim hoca dediğimiz emekli bir amca bizi hafta sonu sabah namazına Çapanoğlu Ulu Camiine götürürdü. Namaz biter ışıklar söner herkes dağılırdı lakin bazı insanlar köşelere sinmişler camiden çıkmazlardı.. çocuk halimle bunları merak eder neden çıkmıyorlar ne yapıyorlar diye düşünürdüm. Sonra öğrendim ki meğer bunlar Ahmet Efendi Hz’nin müritleriymiş camide kalır zikir fikire dalar, işrak namazını bekliyorlarmış.. Çok sonradan duydum ki babam da meğer Ahmed Efendiyi bilirmiş hatta Fransa’ya döndüğü bir izin zamanı Yozgat’ta onu ziyaret etmiş ve ayak üstü ondan tarikat istemiş el…
Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla Kanser “kötü hastalık demeyin bir hastalık ki seni şehit ediyor O kötü olmaz” İmam Mahmud Efendi Hz ismailağa’dan dramana inen yokuşta bir nalburcu ile sohbet ettik “Bir yakınımı bazı şikayetleri üzerine hastaneye götürdük bağırsak üzerine tahliller analizler derken çok stresli günler geçirdik ve nihayet üzücü haberi verdiler bağırsak kanseri. Tamam kadere ilahi takdire inancımız teslimiyetimiz tam lakin insan işte üzülüyor.. adeta yıkıldık. üzerinden bir gün geçti bizde ne moral var ne uyku var ne iştah.. 24 saatimiz böyle geçti derken bir telefon geldi hastaneden çağırıyorsunuz derhal doktorunuzu görürüz” Buyurun doktor bey bizi çağırdınız. Evet çok özür diliyoruz sizden kusura bakmayın yanlışlık olmuş sizin tahlilleriniz tertemiz” Biz öyle bir sevindik ki o gün ilan ettim Fatih’te ne kadar Kur’an Medresesi varsa gelsinler bütün ihtiyaçlarını ücretsiz vereceğim..” Buradan ne anladık kıymetli okuyucular? demek ki tıp da yanılır bilim de yanılır. Yanılmayan sadece Allah’tır Allah’ın kitabıdır. Hem bilimin yanılması bu şekil hata ile değildir sadece. bilim kasıtlı hatalar da yapar, yani sizi aldatır. mesela kanser vb bazı hastalıklar için tedavisi yoktur der diyabet romatizma migren gibi hastalıklarda sizi ömür boyu ilaca mahkum etmesi bir hatadır ve yalandır. Çünkü Peygamber Efendimiz “Allah bir dert indirmedi ki onun devasının…
Yüce Allah’ın Adıyla.. CENAZE NOTLARI Hasan Efendi Hazretlerinin cenazesinde Recep Tayyip Erdoğan dan başka siyasi idari şahsiyet yoktu. Nerede oğul Erbakan? nerede Davutoğlu nerede babacan nerede i.oğlu !? Önümüzde seçim olsaydı bunlar mutlaka görünür oralarda boy gösterirlerdi. Ama böylesi daha iyi Bir Allah dostunun cenazesi riyakarların cesetleriyle kirlenmemiş oldu. Ama Tayyipe gelince.. her daim mazlumların yanında müminlerin arkasında dik ve sağlam duran oydu. O yüzden o gün de oradaydı. hesapsız garazsız.. Boşuna “Sen başımızda ol yeter” demedi hazret . Bu da bizden olsun “Allah’ım onu manevi ordularınla müeyyet eyle” Cenazede musalla taşında biri daha vardı Seyh Zeydani efendi Yemenden hicret etmiş Türkiye’ye gelmiş Allah’ın alim abid bir garip kulu. Ne bahtiyar ne nasipli bir zat imiş ki cenaze namazı Hasan Efendi ile aynı güne aynı vakte denk geliyor. Aslında cenazeler genellikle öğle namazında kılınırdı Hasan Efendi’ninki yetişmediği için ikindiye alındı Şeyh Zeydani Efendi’nin cenazesi de aynı, ikindi namazında kalktı ve o mahşeri kalabalık onun cenazesini de kıldı. Çift taraflı kazanç.. hem kılana hem de cenazesi kılınana.. bunca ağız bunca dua bunca şefaatçi İkindi namazı suhuletle eda edildi Fatih Camiinde ezan iki müezzinin müsenna tarzda okuyuşu ile sevaplar ikiye katlandı sanki iki cenazenin her biri için bir çağrı.. o esnada gözüm…
Allah’ın yüce Adıyla Tanıdığım güzel adamlar içinde Ziya Amcayı sevgi ve minnettarlıkla zikretmek isterim. Ziya Özün o uzun boyu, bir tutam bembeyaz sakalı güzel siması içinde görenlere bir heybet ve bir sempati ilka eden samimi bir Müslümandı. Ziya amca bizim Fransa’dan baba dostumuz, aslen Kayserili. Babam gibi vaktiyle Fransa’ya çalışmaya gitmiş bir gurbetçi. Ancak Ziya amca Kayserili zekasını kullanmış, layık görüldüğü işçi/hizmetçi zincirini kırarak Fransa’da -oranın tabiriyle- bir Export mağazası açmış bir girişimcidir. Eksport mağazası Türkiye’den ithal ürünleri satan bir nevi ithalat mağazası demektir. Böyle mağazalar Allah’tan korkan helal haram hassasiyeti olan Müslüman gurbetçiler için çok önemli. Babam sucuk et peynir gibi haram karışma tehlikesi olan olan ürünleri eksporttan alırdı. Sırf bunun için arabaya biner başka bir ilde olan o mağazaya gider orada üç beş aylık ihtiyacımızı alır gelirdik. Ben Ziya amcayı Fransa yıllarımdan etraflıca hatırlamam zor çünkü geldiğimde 11 yaşındaydım. Onu daha çok Türkiye’deki günlerinden bilirim. Lise yıllarımda Kayseri Nuh Mehmet Küçükçalık Anadolu L. bırakıp İstanbul’a Medreseye okumaya gelince Ziya amca beni burada ismailağada buldu. Çünkü onun evi de meğer İsmailağa sokağındaymış. Her izine gelişinde beni camide veya çevresinde bulur ayaküstü hoş beş ederdik. Ayrılamadan önce ihtiyacın var mı diye sorar icabında harçlık verirdi. Bazen evine davet eder ikram ederdi…
Allahın Yüce Adıyla.. 77 . Hikaye: Alın size Kola Turka 2005 yılı gibiydi.. Bizler Allah’a şükür Mahmud Efendi Hz nden aldığımız terbiye gereği asla kokakola pepsikola gibi yabacı gıda ürünleri tüketmiyoruz çünkü kâfirlere güven olmaz ve bir kuruş paramız Filistin’e kurşun olsun istemeyiz. Derken Ülker markası cola turka adında yerli bir kola üretti. Bundan da elini çekip ihtiyat ve takva yolunu tutanlarımız oldu, içimizde “yerli üretimdir güvenilir markadır” diyerek ruhsat bulup tüketenler de. Biz ikinci tayfa içindeydik. Bir zaman sonra piyasada yeterli pazarı elde edip müşteriyi tutunca başladılar fiyatı yükselmeye.. (ben böyle düşünüyordum en azından) su gibi içiliyor.. düşük gelirliler için el yakmaya başladı. Derken farklı yerli üretimler de pazara girdi. ihlas grubunun ürettiği cristal kola adında yerli bir üretim, kola turka nın yarı fiyatına raflarda yerini aldı. ben de başladım bundan almaya.. Sanki zaruri ihtiyaçmış gibi tükendikçe alıyorsun.. hesap et. (belki bu yüzden diyabet oldum ya!) Evdekiler lakin durumdan pek hoşnut değiller.. Cristal kolayı kalitesiz buluyor kola turka da kola turka diyorlardı. Ben “tadı aynı hiç farkı yok” desem de, yok dinletemiyorum. Bir gün sofrada önlerine Cola Turka şişesini koydum sevindiler, bardaklara doldurup içtiler “işte kola bu” dediler.. Hiç sesimi çıkarmadım. ne zaman ki bardaklar boşaldı keyifler yerine geldi…..
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla Hayatımda yeri etkisi olan güzel insanlarda bahsettiğimde mühtedi Yusuf Marshall abiyi es geçmek olmazdı. Ben Yusuf abiyi İsmailağa’da tanıdım Terzi Ramazan abinin dükkanında. Sene 1995. Yusuf abiyi tanıdığımda 40’lı yaşlarda idi ve Çarşamba İsmailağa’ya yakın oturuyordu. Fransa’da vaktiyle Müslüman olmuş sonra Tunuslu müslüman bir kadınla evlenmiş üç tane çocuğu olmuş gayretli samimi bir Müslümandır Yusuf abi. Fransız Yusuf marşal nasıl müslüman oldu? Henüz 20’li yaşlarında iken atadan anadan devraldığı Hıristiyanlık dinini sorgulamaya başlar. Çünkü üç parçalı ilah inancı aklına yatmaz, içini rahatsız eder. Şöyle anlattı: “Paris kütüphanesine girdim dinleri araştırdığımı söyledim bütün dinler hakkında ne varsa önüme koy dedim. Duyduğunuz bildiğiniz her dinle alakalı bir sürü kitap koydu önüme. Sadece içlerinde bir din yoktu: Gerçek İslam ! Maalesef İslam adına bulduğum okuduğum kitaplar şimdi anlıyorum da ya panteizm (Vahdet-i Vücud’un bozuk şekli) ya da Şiilik üzerine kitaplarmış. Bana “İslam” diye sundukları kitaplar bundan ibaret! O yüzden diyorum Fransa’da acilen Fransızca yazılı gerçek İslamı anlatan kitaplar basmak dağıtmak lazım. İsa bunu yapabilirsiniz” Sonra arap kardeşlerin vesilesiyle Hamdolsun İslam’ın hak din olduğunu anladım ve müslüman oldum. Sonra Müslüman bir hanımla evlenmek istedim. Türklerden de istedim bana kız vermediler sonra Tunuslu eşimi buldum ve evlendik Elhamdülillah bu…
Allah’ın yüce Adıyla.. Nakşibendiye silsilesinin altın halkası İmam Muhammed Masum hazretlerine bir zamanlar bir hâl vaki olmuş kimseyle görüşmek istemez, yalnız İmam Rabbani Hz’ni görmüş, tanımış sohbet etmiş olanlarla görüşmek ister “Bana Hz İmamı görmüş gözleri getirin” dermiş.. İşte o hesap Ramazan abi bizim için o İmam Rabbani Mahmud Efendi Hazretlerini görmüş, onunla teşriki mesai etmiş ona hizmet etmiş ona cübbe şalvar dikmiş bahtiyar ihvanlardan. Bu ihvanlar benim gözümde her biri bir hazine. O hazinelerden neler devşirebilirim neler öğrenirim niyeti üzere onlarla oturup hasbihal etmek isterim.. Bu kabilden Kadim dostumuz Terzi Ramazan Coşar abimizi aradık İstanbul Başakşehirde bir cami gölgesinde bulduk. Terziliği bıraktıktan sonra Medine-i münevvere’ye yerleşti. Rahatsızlamasıyla birlikte Arabistan oturumunu iptal ederek ülkesine döndü. Şimdi zikir tefekkür dua ve tilaveti Kuran ile meşgul.. Altı sene önce sağ tarafına felç inmiş bulunan Ramazan abi İsmailağa’nın en eski şalvar cübbe terzilerinden. Bu bakımdan Hz imamın tecdid hareketinde emeği büyük. Binlerce insanın işgalci düşmanın frenk kıyafetini atıp islam kıyafetini kuşanmasına bizzat sebep oldu “Mahmud efendi hazretlerine de çook şalvar cübbe diktim, hatta iç kıyafet diktim.” diyerek tahdisi nimet eden Ramazan abi bu uğurda ondan çok iltifat ve takdirlerini almış.. Konu Mahmud efendi olunca canlanıyor heyecanlanıyor konuşası geliyor bazen uzaklara dalıyor.. Terzi Ramazan…
Mahmud Efendi Hz Seçim öncesinde neler yaptı? Nakşibendi meşayıhı Şeriatı revaçladırmak gibi en büyük bir derdin sahibi olduklarından her devirde yöneticilerle temas halinde olmuşlar ve Allah’ı seven sayan kişilerin idareci olması için himmet etmişlerdir Bu hususu Nakşibendi silsilesinin 36. Altın halkası Mahmud Efendi Hazretlerinin hayatında da açıkça görülmüştür. 95 seçimlerinde Efendi Hazretleri müslüman kadroların iktidar olması için büyük himmet buyurmuşlar dua ordusuyla yardıma koşmuşlardır Ne tür dua ve zikirler yapıldı Yıl boyu her gece Teheccüd vaktinde 2 rekat “istiane” “Allah’tan yardım taleb” namazı kılıyor tüm ihvana da kılmamızı emir buyurdular. teheccüd namazları tarikat derslerimiz zikirler virdiler yapılır imsak vaktine son 5 dakika kala ilan edilirdi “istiane namazı” denilirdi ve hep beraber ayağa kalkar istiane namazını kılardık Seçime iki ay kala her gece Teheccüd vakti ihvanı ile birlikte 14 secdeler yapılmış ve akabinde Efendi hazretleri sesli dua eder biz amin derdik. Seçime iki hafta kala Mahmud efendi hazretleri bu 14 secdeyi iki katına çıkardı. Birincisi tamam olunca “bir daha yapalım” buyurarak tekrar yapmışızdır. 14 secdeleri yapmanın şekli: Bir Hafız Efendi secde ayetini Okur sonra hep birlikte secdeye gidilir, sonra ikinci ayet okunur hep birlikte secdeye gidilir.. ve böyle devam eder Mahmud Efendi hazretlerinin yaptığı dua içinde aklımda kalanlar “Allah’ım bunların arkasında…
Allah’ın yüce Adıyla İmam Mahmud efendi hazretleri (1929 -2022) cumhuriyet Türkiyesinde yetişmiş büyük mücahid dava adamı, kitle lideri, Alim, Müfessir, Ârif, İmam, Hak Eri, Sufi ve müceddit. Mevlânâ Halid, Mevlana İsmet Yanyevi, Mevlana Ali Haydar Efendi ile gelen Nakşibendi tarikatının 36. altın halkası.. Turgut Özal (1927-1993) ise.. Türkiye siyasi tarihin önemli isimlerinden. Üstad Kadir Mısıroğlu nun tespitlerine göre Özal Türkiye’de yükselen İslami ivmenin duayenlerinden. Kızıl dinsizlik yıllarından sonra Menderes ile başlayan yeniden İslamlaşma sürecinde ikinci köşe taşı sayılır. İlk düzenli Cuma namazı kılan başbakan Cumhurbaşkanı unvanına sahiptir. Özal zamanında müslümanlar çok rahat etmiştir. Nakşibendi meşayıhı her devirde Sultanla alakadar olmuşlar onlara nasihati eksik etmemişler. Bu kabilden imam Mahmud efendi Hz de olabildiğince başbakan Cumhurbaşkanlarıyla görüşmüş İslamı revaçladırma konusunda talep ve tavsiyeleri olmuştur. Bu itibarla İmam Mahmud efendi hz Merhum Turgut Özal’la da defaaten görüşmüş konuşmuştur. Bunlardan ilki başbakan iken Fatih Camiinde bir cenaze vesilesiyle buluşmuş olmaları akabinde yan yana pek samimi sohbet etmiş olmalarıdır. Gazetelere konu olan bu görüşmede haber bir resimle verilmiş Mahmud efendi Hz ile Özal yan yana gözükmekte ve altında şöyle ifaldeler var : Başbakanın yanındaki kim ? Korumalara sorduğumuzda Ahmet Hoca dediler. Halbuki Onun Mahmut hoca olduğunu öğrendik. Eğer adı açıklanmayacak derecede zararlı biriyse başbakanın yanında…
Allah’ın yüce Adıyla 2013 yer: Bayrampaşa. isa erdoğan kucağında Meryem. soldaki Muhammed Emin Adatepe (sütten oğlum) 2022 Yer İsmailağa. İmamlar toplantısı isa er, solumdaki Yusuf Çınar 2022 isa erdoğan Hurmacı dükkanında, Fatih 2021, Yer Sultanbeyli İbrahim Aydın hocanın medresesi Kubbealtı medresesi mezunları toplantısı. Solumda Muhittin Ödemiş 2020, yer Musab Hocanın evi. Fatih önümde: Musab Meral, solumda: Abdulaziz Akyüz 2021, Kucağımdaki Muhammed Yahya 2022, Yer Seyran tepe Hasenat medresesi soldan: Mehmet Coşkun, Eminali Yüksel, İsa er, A.Aziz Ak 2022, seyrantepe sağdan: Mehmet, Murat, Aziz, Osman, Metin, Eminali, isa er, Muhittin hocalar 2020 isa erdoğan 2020, Veli Efendi Fatih İrşad medresesinde.. sağdan: Ebubekir çınar, isa er, veli efendi 2022, Hicret Camii. Pakistan Bangladeşten tebliğciler camide beyan veriyorlar (vaaz). isa er tercüme ediyor 2013, Fatih Haliç. sağdan: isa erdoğan, müca. bin asım Harun ş, Anıl Atik, Talha Güzel 2013, yer: Horozum köyü İzmit sağdan: Allaattin efendi, isa er 15 temmuz 2015 günleri.. yer: Vatan caddesi isa Erdoğan
Allah’ın yüce Adıyla.. Yusuf Kaplan beyefendi, gazeteci-yazar dava ve cihat insanı. İftarda beraberdik. Ümraniye’de bir Medresede. 3 saate yakın sohbet ettik. Mevcut sosyolojik yapıyı analiz etti. Osmanlı imparatorluğunun sükuta uğraması sonrasında Türkiye insanının maruz kaldığı eğitimin halini özetledi. İman İslam edep ahlak örf adetin yangın yerine dönüştüğü bu hengamede yangından ne kurtarabiliriz ne kadar kurtarabiliriz? sorularının cevabını aradık. ideal İslami eğitimde Medresenin görevini konuştuk. devam edecek.. isa Erdoğan
Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla Rabbani Demirhan Efendi.. Allah rahmet eylesin. Salihlerin anıldığı meclise rahmet nazil olur. Bu yazıyı bir vefa kadirşinaslık icabı kaleme alıyorum. Rabbani efendi hakkında nette hiç bir malumatın olmayışı beni yazmaya daha çok sevk etti.. الا ان اولياء الله لا خوف عليهم ولا هم يحزنون İzmit’te bulunduğum (2000-2001) yıllar içinde tanıdığım istifade ettiğim sevdiğim salih insanlardan biriydi Rabbanî Efendi. Allah makamını âli eylesin Cemali ba-kemâl’ini seyrettirsin. amin Şeyh Rabbanî Demirhan kimdir? 1928 Kocaeli doğumlu olan Şeyh Rabbanî efendi, Şeyh Şemsettin Efendi (sol alttaki) nin halifesi olan Şeyh Eyüp Sabri Kalyoncuoğlu’nun (sağ alttaki) izmit halifesi bir Nakşibendi şeyhi idi. Rabbani efendi Türkiye’de cihad gayeli siyasî hareketin öncüsü Merhum Necmettin Erbakan’ın ilk partisi Milli Nizam’ın ve akabinde Milli Selamet in kurucuları arasında bulunmuştur. Şeyh deyince öyle bildiğiniz bütün siretleri unutun. Onun ne etrafında hizmet için dolanan adamları ne de arkasında el bağlayan muridleri vardı. o yalnız bir şeyh idi adeta. Gayet mütevazı işinde gücünde günlük hayatın bir parçası idi. Rabbanî Efendi Seka kağıt fabrikasında bir ömür çalışmış oradan emekli olmuş Emekli olduktan sonra asıl rağbet ettiği sanata marangozluğa yönelmiş ahşap ustası bir marangoz idi aynı zamanda. Belki bu yüzden çevre halkı onun kıymetini takdir edememiş onu sıradan…