Medreselerin Sorunları ve Çözüm Yolları
İslami hayat , Medrese / 6 Eylül 2025

Allahın Yüce Adıyla MEDRESE ALİMLERİ VAKFI’NIN “MEDRESELERİN BAZI SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ   Allah’a hamd; Resûlü’ne, alına, ashabına ve onların yolunda yürüyenlere salat ve selam olsun. 2000’li yıllardan bu güne küresel çapta ve hasseten ülkemizde toplum hayatında her zamankinden daha hızlı bir dönüşüm ve değişim yaşanmakta, bu durum 2010’lu yıllardan itibaren de daha bariz şekilde kendini göstermektedir. Maddi imkânların artması, refah düzeyinin yükselmesi, ulaşım ve iletişim alanındaki gelişmeler, okullaşma oranının yükselmesi, özgürlük anlayışının dinen gayr-ı meşru fiilleri kapsayacak biçimde değişmesi ve genişlemesi, Avrupa Birliğine adaylık süreci nedeniyle İslâm toplumu sabitelerine aykırı bazı uygulamaların ithal edilmesi, küreselleşme, modernleşme gibi değişmeler bu durumun sebeplerinden bir kaçıdır. Bu toplumsal değişimin bazı olumlu yönleri olsa da götürüsünün getirisine nispetle daha fazla olduğu bir vakıadır. Zira toplum hayatında maddi/dünyevi imkânların çoğalmasıyla ters orantılı olarak manevi açıdan bir gerilemenin/azalmanın yaşandığı da gözle görülür bir gerçekliktir. Nitekim; inanç, ibadet ve ahlaki alanda büyük bir bozulmanın ve çöküntünün artarak yaşanageldiğini inkâr etmek mümkün değildir. Zihnen ve kalben Batı’nın maddeci ve seküler hayat tarzına yönelen toplum, artık davranışlarını ve kararlarını maddi ve dünyevi menfaat üzerine kurgulamaya başlamış ve farkında olmadan kapitalizmin girdabına kendini kaptırmıştır. Buna paralel olarak toplum dinî, manevî ve ahlakî değerlerinden; milli ve tarihî geleneklerinden, örf ve…

Değerler Eğitimi
EĞİTİM , İslami hayat , Medrese / 11 Eylül 2024

Bismillahirrahmanirrahim Değerler Eğitimi çocukluktan çıkıp gençliğe adım atan her mümin evladının alacağı en önemli eğitimdir. Değerlerimiz 4 sınıfta toplanmıştır: İman, Amel-i Salih, Güzel Ahlak/adab ile Örf ve Ananelerimiz İMAN Allah’a iman ettik Allah Kâinatı yoktan var eden, yaratan yaşatan koruyan yegane ilah’tır. İman ise bunu kalben bilip ruhen hissedip gönülden kabullenmek ve ağzıyla ikrar etmektir. Sadece bilmek veya düşünmek iman değildir. “Kainatı yaratan bir ilahın olduğunu biliyorum, veya düşünüyorum” diyen kişi iman etmiş değildir. “La ilahe illallah” demelidir. Kişi iman etmek için Allahın varlığına ve birliğine dair kesin kanıtlar bulmak zorunda değildir. İman eğer kanıtlara yani inkarı mümkün olmayan delillere bağlı olsaydı dünyada kafir kalmazdı. Esasında her insan Allahın varlığını ve birliğini ruhunda bilir vicdanında hisseder. Bu iman etmesi için yeterlidir. Bundan sonraki okumaları tefekkürleri o imanın nurunu yani gücünü artırır sadece. İman konusundaki tefekkürüm ve ikrarım şöyledir: Allahım ben senin yeri göğü ve beni yaratan yaşatan Allah olduğuna ve Senden başka ilah olmadığına adaletle şahitlik ederim. Bunu kalbimle tasdik eder dilimle ikrar ve ifade ederim. Sen benim Rabbimsin. Bu imanla yaşar bu imanla can veririm. İman kainatın en büyük hakikati en kıymetli cevheri olduğunu bilir ve bunu bana bahşeden Allaha hamd ederim Bu kulaktan kulağa aktarılan bir sanı değildir….

Medrese ihtisas Konuları ve Neo-Selefiler

Yüce Allah’ın ismiyle.. Salât ve selam nebiyyi zi şan Hz Muhammed’e ve âl ve Ashabına ya Rabb ilmi Terakki içinde ihtisas alanlarının seçimi adil ve stratejik olmalı. zamanın icapları ihtiyaçları çok iyi analiz edilip ona göre seçim yapmalı.. Elhamdülillah Medrese ilimlerimiz ilmi seviyemiz çok yükseldi. Bu iş ilk başladığında İzhar’ı Nur-ul İzah’ı okuyan hoca oluyordu.. Sonra Multeka, Kuduri okuyan hoca oldu Sonra Damat (Mecmaul Enhur) Lubab okuyanlar hoca sayıldı Sonra Üsul-ü fıkıh; Mir’at el-Usul okuyan, Hidaye okuyan mezunlar ancak hoca olabildi Şimdilerde ise o muazzam eserleri: Mir’at’ı, Hidaye’yi okutabilenler hoca/alim kabul ediliyor.. Elhamdülillah.. Bu arada medreselerde mollalar/ alimler farklı ilim sahalarına yöneldiler; ilimlerde ihtisas yaptılar ve nice ihtisas medreseleri açıldı. Ancak cemaatin liberal yapısı gereği her hoca hizmet/ilmi ilerleme alanını kendisi belirlemesi hasebiyle ekseriyetle Fıkıh alanına yönelme olmuş ve daha ziyade Fıkıh İhtisas Medreseleri açılmıştır Bu itibarla belki bu zamanda Fıkıh kadar önemli Siyasi Kelâm alanında da ihtisas Medreseleri açılmalı ve nice mutehassıs siyaset kelamcılarımız yetişerek bu tür Ebu Cahiller sürüsünün ifsad ve tahribatlarına karşı cevaplar, tiryaklar sunmalıdır. Hatta Siyasî Kelâm Medresesinin özel bir fakültesi sırf bu neo-selefi\vahabi grub üzerine yoğunlaşmalı ve özelde bu Ebu Hanzalanın lafları konuşmaları iddiaları tek tek incelenerek yediği bütün herzeleri, idlal ve iğvaları Ehli Sünnet ölçeğinde…

İmamlık mı Medrese Hocası mı ?
ANALİZ , DİN HİZMETİ - CAMİ , Medrese / 22 Aralık 2022

Rahman Rahim olan Allahın ismiyle başlar, Rasulü ve Habibi Ahmed-i Mahmud-u Muhammed’e salât ve selâm ederim.. ve âline ve ashâbına ya Rabb Bu medrese hocalığı-imamlık mevzusu üzerinde kelam edip bazı bildiklerimi kayda almayı uzun zamandır istiyordum. Bugüne nasipmiş, mollaların ve imamların bulunduğu bir cemiyette “imamlık mı -medrese hocalığı mı” fikirlerinin kıyasıyla müzakere edildiği güne. Medrese Nedir ? Medrese ders yapılan mekanın adıdır. “Allah’ın kitabını DERS edersiniz” ayetinden mülhem olarak Kuran ilimlerinin okutulduğu eğitim merkezine MEDRESE denmiştir. İlk medrese Rasulullah efendimizin mescididir. Dersler mescidde yapılır; inen Kuran-ı Kerim orada okunur, orada dinlenir, orada ezberlenir, orada müzakere edilir, muhtevası ahkamı talim edilirdi. Camide devamlı ders alan sahabeye Ashab-ı Suffe denirdi, Caminin sofasında kaldıkları için.. Sonra medreseler için -yine camiyle iltisaklı- ancak müstakil binalar inşa edildi. Sonra medreseler kollara branşlara ayrıldı.. Kuran’ı merkeze alarak farklı ilim dallarında eğitim veren ihtisas merkezleri oluştu ve Kuran ilimleri bütün dünyaya yayıldı. İslam yayıldıkça medreseler de çoğaldı ve gelişti elhamdülillah >> Medrese ve icazet sistematiği” konulu makaleyi okumak için tıkla << Medrese üzerinden giden tartışmalar İslam tarihi Medrese, tekke, molla, derviş üzerinden “medrese-tekke” “medreseli-mektepli” gibi bir çok tartışmaya şahit oldu.. ancak herhalde “imamlık mı- medresede hocalığı mı”  şeklinde bir tartışmaya İslam tarihi ilk defa bu asırda, 15….

Medreseyi Geliştirme Üzerine İstişare
Arapça , Medrese / 29 Kasım 2022

Allah’ın yüce Adıyla.. Konumuz mevcut İstanbul medreselerinin dil öğretim sorunları.. Bu soruyu medrese erbabına sorduk:  “Medresenin verdiği Arapça dil eğitiminde sorun var mı? Bu sorun/lar sence nedir? Tavsiye ettiğin bir çözüm var mı?” Malumdur ki medrese her asırda olduğu gibi bu asırda da şiddetli tenkit ediliyor. Onların tenkitlerini haklı çıkarmamak için biz evvela nefis muhasebesi yapıp kendi eksiklerimizi görmeli ve telafi cihetine gitmeliyiz. Çalışmanın sonucu cevap veren hocalarımla paylaşılacak. Şimdiden Allah razı olsun. Tembih : Bu arada şunu belirtmek lazımdır ki aşağıda verilen cevaplarda hoca arkadaşlarımız tespit ettikleri sorun ve aksaklıklar kendi yaşadıkları hususi bir medreseyle alakalı olup genel değildir. Yani aslında herkes kendi yaşadığı sorunları dile getirmiştir. Bu bakımdan bazı sorunları okurken “yoo bizim medresede böyle bir sorun yok” diyebilirsiniz. Sizde yoksa başkasında vardır. herkes kendi eksiğini görüp telafi etmeyi yoluna gitmelidir. Çalışma bizden tevfik Allahtan Soru: Muhterem hocalarım sizce tespit edilen bu eksiklikler nelerdir ? 1) Abdülaziz Akyüz : ve aleyküm selam hocam. Hedefimiz açısından bakarsak medresenin (Erenler vakfı özelinde) Arapça eğitiminde ciddi bir sorun yok. Hedef İslami ilimleri elde edebilme ise medrese bunu güzel yapıyor. Konuşma becerisi vermiyor çok fazla ama zaten bunu hedeflemiyoruz zannımca. Cümlemizden Allah razı olsun İsa Erdoğan: peki üstat bir medrese mezunu örneğin…

Medrese’den Müslümanlara Açık Mektup
Medrese / 11 Kasım 2022

BismiAllahi El-Hamdülillah ve-Ssalatü ala Rasulillah Kıymetli din kardeşim, Bu okuduğunuz yazı Medrese’den sizlere açık mektuptur. Medrese Allah’ın Kitabının ezberlendiği sonra da Arabi lisan üzerinden İslami İlimlerin; Tefsir, Kıraat, Hadis ve usul-ü hadis, Akaid, Kelam, fıkıh ve Usulü Fıkıh ve tasavvuf ilimlerinin ihtisas düzeyinde öğretildiği ilim merkezidir. Medrese Cihan padişahları Sultan Fatih, Sultan Selim’leri yetiştiren en köklü ilim irfan müessesesidir. İlk Medreseyi kuran Rasulullah efendimizdir (salat ve selam olsun), yatılı ilk medrese talebeleri ise Ashab-ı Suffe denilen sahabeler olmuştur (Allah cümlesinden eazı olsun). Bu itibarla Medreseyi muhafaza etmek Rasulullah efendimizin bizlere talim ve tebliğ ettiği ilahîi nebevî ilimleri muhafaza etmektir. İlahiyat ve İmam hatip okullarından farkı, Medresede salt bilgi yerine, ilimle beraber amel, ibadet ve ihlas’a vurgu da vardır. Medrese, silsile ve icazetname sistemi sayesinde yabancı etkilere kapalı safiane İslami öğretinin korunduğu en önemli İslami Eğitim kurumudur. İnternetin yaygınlaşması, okullarda talim ve terbiyenin zayıflaması, eğitimde yabancı fikirlerin istilası gibi unsurlar kimi gençlerimizi hak İslam inancından uzaklaştırmış, deist atesit agnoist humanist gibi menfi akımların rüzgarına maruz bırakmış kimini de Ehl-i Sünnetten Kopararak bidat akımların ağına düşürmüştür. Hak İslam dairesi içinde sebat edenlerin de ilim amel ve ihlas cihetinden yetersiz olduğu meydandadır. Bu vaziyet ve şerait altında Rasulullah’ın eğitim sistemi olan Medreseyi yeniden…

En büyük iyilik: Arapça bilmek

El-Muhsin Olan Allah’ın yüce Adıyla  özet: Sana Arapça öğreten bir hoca sana çok büyük iyilik etmiştir. Çünkü Arapça bilmek 1) Kuran’ı Hadisi ve ilmi kitapları anlamak, dini kaynağından okuyup öğrenebilmektir. 2) Allah’a muhatap olmaktır 3) Namazı huşu ile kılmak, okuduğunu idrak etmektir 4) Dünya müslümanları ile ortak dili konuşmak, onlarla iletişime geçebilmektir. 5) Dini tebliğ vaaz ederken özgüven sahibi, sağlam olmaktır  Üzerinde en çok durduğu husus şüphesiz Medrese okuyun, nasara yensuru öğrenin demesidir. Genç yaşlı, işli işsiz demeden elinden tuttuğu herkesi medreseye soktu. Medreseleri böyle böyle doldurdu. “Son bir nefesim kalsa size diyeceğim şey “okuyun okuyun (medresede) okuyun” sözleri kulaklarımızda tazedir. Okuduk elhamdülillah. “nasara yensuru” da çektik, Fakru zaruret içinde, polis jandarma korkusu eşliğinde okumanın tüm mihnetini de seve seve çektik. O şimdi aramızda değil Rabbisine yürüyeli fazla olmadı. Meğer bize ne büyük iyilik etmiş de gitmiş.. Arapça öğretmekle, Kuran’ı Hadisi, namazı anlamayı sağlamış olmakla.. Hele ki namaz !Ağzımızdan çıkan Kuran’ı, tesbih ve duaları anlıyoruz ya.. Elhamdülillah. Bu ne büyük niğmet, ne büyük fazilet eğer bilene.. Bu yazıda bir nebze bu işin büyüklüğünü göstermeye çalışacağız. Evvela laftan sözden anlamayan kişinin Kuran’da nasıl kötülendiğine bakalım “Allah nezdinde en şerli/değersiz canlı anlamayan ve düşünmeyen sağır dilsizlerdir” Enfal: 22. Diğer bir ayette “sarhoş…

İzmit Yıllarım 5
Hatıralarım , Medrese , Özel / 6 Haziran 2022

Allahın yüce Adıyla İcazetname alıyoruz Medreseden ayrılırken hemen icazetimizi almadık. Eski hocaların usulü imiş mezun olan talebeye bakarlar imiş bu ne yapacak Allah yoluna Kur’an ilimlerine hizmet mi edecek dünyaya mı dalacak..? Böyle birkaç sene gözlemler sonra çağırır istikamet üzere olursa icazetlerini verirlermiş. hocalarımız da bize böyle muamele ettiler mezun olduktan yaklaşık 2 sene sonra icazetimizi aldık. o zamanlar şartlar fazla müsait olmadığı için ulu camilerde herkesin gözü önünde icazet merasimleri yapılmıyordu hocalarımız tarihi bir mekanda restoran gibi bir yerde orayı tutmuşlar sayılı sınırlı misafirlerin gözetiminde icazetname rasimimiz icra edildi. Ancak bereket versin Hasan Efendi hocamız şeyhimiz nezaretinde gerçekleşti Onun dua ve teveccühleriyle 30 kadar arkadaş cazetimizi almış olduk sene 2002. Hilal Hanımla Tanışma Maraşlı bir hoca arkadaşımı bir izmit arabasında görmüş karşılaşmıştım. Hemşerisi Mustafa Adatepe ile birlikte. İşte o Mustafa bana bacanak olacaktı. Hoca arkadaşım askerlik öncesi memleketinde hizmet etmek için bir sohbet halkası kurar. Bu halkanın önemli bir müdavimi Teaş Termik Elektirk santarlinde memur olarak çalışan Ahmet beydir. Ahmet beyin üç kızı da İstanbulda Mahmud efendi hz nin medreselerinde okumuşlardır.. en büyükleri Hilal hoca hanım tahsilini tamamlamış diğerleri bir sebeple yarıda bırakmış ve dünya evine girmişlerdir. Ahmet bey bir gün bu hocaya hoca kızından bahseder. Fikri fikrinde zikri…

Vecizeler | Kibar-ı Kelâm (Türkçe)
EDEBİYAT , EĞİTİM , Genel , Medrese / 2 Mayıs 2022

Yek nazar eylese ol Ârif-i billah Asl-ı kemherâyı mücevher eyler *** Alem cemî eczâsı ile Hak ile kâim Mirât-ı Muhammed’den Allah görünür dâim *** Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl  Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl  *** Basmasa idi kadem-i şerifin ruy-i zemîne  Pâk etmezdi kimseyi hkâk ile teyemmüm ***  Muhammed bir beşer ama benzemez ona bir beşer Bilakis o yâkut gibi ise, insanlar olur hacer *** Semavat daim oldukça Salât ve selâm Ona ve Aline ya Rabb.. Derleyen: İsa Erdoğan

Medreseyi Polis ve Jandarma Bastı

Allahın Yüce İsmiyle.. Medreselerin içinden geçtiği badireler.. 98-99 yıllarında ismailağa Medreselerinin polis ve jandarma tarafından basıldığı, talebe ve hocaların terörist muamelesi gördüğü 28 Şubat sürecini biz yaşadık. Bundan önceki askeri darbelerde din hizmetlerine, dindarlara yapılan baskı ve eziyetin bir benzeri bu süreçte yapıldı. Bu baskı ve zulümlerden en büyük nasibi şüphesiz sarık sakal cübbe ve çarşaflı Kuran talebeleri aldı. Çünkü onların kaçacak gizlenecek yerleri yoktu. O dönem bil-fiil hizmet eden hemen hemen her hocamızın mutlaka bir baskın hikayesi vardır. Ancak bugünlerde rüzgarın sanki o baskınlar hiç yaşanmamış, o tazyikler hiç olmamış gibi esmesinin temel sebebi hocalarımızın ihlas ve tevekkülle hareket etmeleridir. Tellallık yaparak o amel-i salihi zayi etme korkusudur. O yüzden bu acı hikayeler anlatılmaz  Ancak İla-i Kelimetullah davasının nasıl başlayıp geliştiği, hangi badirelerden geçerek bugünlere ulaştığını artık bilmek ve yeni nesillere bildirmek zamanı. O yüzden biz bu tarihi hadisatın peşindeyiz. Buldukça kaybedeceğiz Bu akşam mahallemizin gün görmüş ömür geçirmiş muhterem bir abimizin Canib Yavuz Efendi’nin iftar sofrasındaydık. O şöyle anlattı: “Burada (Bağcılar, Mahmutbey Mahallesinde) sarığı çarşafı sevmeyen biri vardı. Uzaktan akrabamız da olur. Bizim evin üst katını komple kız medresesi yaptık orada talebeler okuyordu.. Bu gitti bizi şikayet etti o zor dönemlerde.. Mahalleye polis geldi. Karşısına ben çıktım “burada…

Bilmeyenlere Ehli Sünnet Öğretisi 1

Rahman Rahim Olan Allahın İsmiyle.. Neden Ehli sünnet olmak zorundayız ? Çünkü Peygamber efendimiz haber verdi Ümmet 73 parçaya bölünecek. Bir cemaat kurtulacak, gerisi cehennem yolunu tutacak. O kurtulacak tek fırka, Ehli Sünnet vel Cemaat’tir.  Ehl-i Sünnet olmak ne demek ? “Ehli Sünnet” olmak gerçek Müslüman olmak demektir, Peygamber efendimiz ve sahabeleri gibi inanmaktır. Ehli Sünnet olmak Peygamberimiz ve sahabe efendilerimizin yolundan gitmektir. Onlar nasıl inandılarsa onlar gibi inanmak, Onlar nasıl müslüman oldularsa onlar gibi müslüman olmaktır Ehli Sünnet olmak sahabelerin yolunda 4 büyük halifenin izine 4 büyük muctehid imamın öğretisinde 4 milyar Müslümanla gönül ve fikir birliği içinde olmaktır Ehli Sünnet olanlar Peygamberimizin ana cemaatidir, onlar sırat-ı müstekim üzere olanlardır ve ümmetin çoğunluğunu oluştururlar. Diğerleri ise ana yoldan ayrılmışlardır. 72 ufak tefek fırkalardır. Ehl-i Sünnet olmak için neye inanmak gerekir ? Ehli Sünnet olmak Allaha iman etmektir ve Allahın meleklerine, Allahın kitaplarına Allahın Peygamberlerine, ahiret gününe (Cennet ve Cehenneme) ve kadere inanmaktır.  Ehli Sünnet (gerçek müslüman) olmak bu altı esasın hepsine inanmaktır. Bunlardan birine inanmasa, diğerlerine inansa, müslüman olamaz, cennete gidemez. Ehli Sünnet olmak Kuran’a inanmaktır. Kuranda 114 sure, 6236 ayet vardır, tamamı Allah’tan peygamberimize gelmiştir. Kuran-ı Kerimi peygamberimize Melek Cebrail as getirmiştir. Kuran peygamberimizin kalbine arapça, sözlü olarak…

Fatih Kalender Hocayla Hasbihal

Allahın yüce Adıyla.. Mekan: İsmailağa Tekamül ve İhtisas Medresesi (yeni bina) 29 Aralık 2021 İsa Erdoğan: Hocam kaç doğumlusunuz Fatih Kalender: 1978 İstanbul İsa Er: Medreseye kaç yılında başladınız? Fatih Kalender: 13 yaşında başladım hayrola İsa Er: Hocam sizi tanımak istiyoruz Fatih Kalender: Biz sizi tanıyalım önce İsa Er: Hocam ben isa, Eminali Hoca ile beraber okudum Fatih Kalender: Nerede okudunuz Eminali Yüksel: İsa Erdoğan bu, o dairede (tuttuğumuz talebe evinde) beraber idik İsa Er: Biz kubbealtı medresesinde okuduk Mahmut Eren Hoca, Hüsamettin Hoca, Seyit Ahmet hocalarda Fatih Kalender: Taş medreseden bahsediyorsun.. Kaç yılı ? Bayram Hoca da orada mıydı o zaman? İsa Er: Yoktu. 1995–2000 yılları arası benim ki.. Bayram hocamız bir dönem önceydi bizden Fatih Kalender: O çıktıktan sonra o zaman.. Sizin zamanınızda Mahmut Eren Hoca orada müdürdü İsa Er: Evet.. Eminali Yüksel:  Ben de oradaydım Fatih Kalender:  Sen o kursa girmiş miydin ? Eminali Yüksel:  Evet girdim Fatih Kalender: Benim haberim yok senin oraya girdiğinden  Eminali Yüksel: Ali Kara hocamdan sonra taş medreseye geçtim ben de.. İsa Erd: Hocam sizi bazen İsmailağa kürsüsünde görüyorduk ? Fatih Kalender: Evet o işi bizim medresede ben başlattım Ali kara hoca’dan önce ben kürsüye çıktım İsa Erd: Belirli bir gününüz mü vardı, yoksa.. ? Fatih Kalender: Cuma günleri Mehmet Talu Hoca çıkıyordu, hocanın gelmediği günlerde beni…

Medrese El Sanatlarından: Mücellitlik (Kitap ciltleme)
İslami Sanatlar , Medrese / 30 Kasım 2021

Allah’ın güzel Adıyla.. Biz medreselerde okuduk, ilim talibiyiz, haliyle işimiz uğraşımız ilim, yani kitap. Kitap okundukça dağılır, cildi bozulur. Bunları tamir etmek gerekir o yüzden mücellit sanatı ilim ehli için olmazsa olmaz. Zamanında tamir ettin ettin, yoksa kitap sayfaları yırtılmaya başlar hepten perişan olur.  Nasıl Başladı ? İsmailağa camiinin haziresindeki kubbeli medresede okurken 1990’lı yıllar.. Medreseden bir arkadaşımız (A Hamdi Ş) gitti bir mücellitten bu sanatı ücret karşılığında öğrendi ve mücellit (kitap ciltleme) sanatı böylece medreseye gelmiş oldu. Ondan da rica minnet iki arkadaşımız Recep ile Yusuf yine ücret mukabilinde öğrenmişler kişi başı o zamanın parası 500 bin’er lira almış zalım.. Ben de bu iki arkadaşımdan öğrendim, meccanen, bizim arkadaşlarımız bizden ücret almadı. Benim gibi dört beş kişi daha öğrenmiştir, fazla değil. Davut Köksal, Yusuf Gebzeli ve Recep Gerçek.. Hüseyin İpek de yapıyordu o zamanlar ama o artık iş adamı, bu işleri bıraktı.. O gün bugün hem benim, hem çevremdekilerin kitaplarımı tamir ederim.  Cilt sanatına olan merakım Orta okul yıllarında başlar. Hoca dedem Mustafa Nuri Erdoğan’ın kitapları vs özel eşyaları babama kaldığı için bizim eve gelmişti. Kitapları içinde bazıları tamir görmüştü. Dikkatimi çekti inceledim, arkadan dikilmişleri. Babama sordum “bu ipleri bu kadar kalın kitaptan nasıl geçirmiş olabilir ? Babam dedi…

Kitap Tanıtımı: Mektubat Tercümesi | İsmailağa İlmi Heyet

Mektubat Tercümesi 1-46. Mektuplar (İsmailağa) Yazarlar: Hüsamettin Vanlıoğlu, Fatih Kalender, Abdullah Hiçdönmez, Eminali Yüksel ve İsa Osman Şangar Bu kitap mart 2020 de ilk baskısını yaptı. 680 sahife orta boy sarı şamua 1. hamur kağıt. Ve 1. ciltte ilk 45 mektubun tercümesi yapılmış durumda. İmam Rabbani hazretlerinin muazzam eseri Mektubatın bir çok tercümesi önceden yapılmış olsa da bu eserin ehemmiyeti başkadır. Birkaç açıdan:  Evvela, Tercümeyi yapanlar alim ve sufi kişiler. Bundan öncekiler ya ilim sahibi ancak tasavvufun özünden uzak idiler, ya da tasavvuf erbabı lakin ilimden nasipleri az kişilerdi.  İkinci husus, Mektubat’ın piri imam Mahmud efendi hazretleridir. Bu tercümenin yazarları da o hazretin görev ve icazet verdiği en yetkili zatlardır, yani Hz İmamın ilmen varisleridir. Onlar da bu ilimlerini mektuplara izahat ekleyerek okuyucuya sunmuşlardır  Üçüncüsü, Bu tercüme Mektubat’ın aslı farsça ile mukayese edilerek yapıldı ve tespit edilen bazı sehivlere işaret edildi.  Mektubatta geçen bir mevzu diğer mektuplarda konuyla ilgili verilmiş malumat ile desteklendi.  Mektubatın mevzularıyla alakalı eğer Risale-i Kutsiyye şerhinde varsa izahat yeri geldikçe ilave edildi. Mektupların gönderildiği zatlar hakkında kısaca bilgi verildi. Bu Mektubatı daha iyi anlamaya yarayacaktır. 

Ahmet Meral Hoca Hakka Yürüdü

Ölmeyen Diri Allah’ın yüce Adıyla  İsmailağa camiasının emektar cefakar alimlerinden Ahmet Meral Hoca 56 yaşlarında kovid-19 dan vefat ederek bugün Hakka yürümüştür. Allah rahmet eylesin mekanı Cennet olsun makamı âlî olsun. Ahmet Meral hoca kimdir ? 1965 Bursa doğumlu olan Ahmet Meral hoca camianın bilinen takdir edilen kıdemli hocalarındandır. Mahmud Efendi hazretlerini 80’li yıllarda tanımış intisap etmiş ve henüz 17 yaşında iken baba mesleği olan iplik imalat işini bırakarak ismailağa Çınaraltı medresesine girmiş ve İslami ilimler tahsilini yaparak Mahmud Efendi hazretlerinden icazetini almıştır. Ahmet Meral hoca 1992 yılında ilk medresesini açmış ve o tarihten bu yana okutma ve ilmi faaliyetlerine devam etmiştir. Ahmet Meral hoca talebelik yıllarında aldığı eğitimle yetinmeyerek hocalık yaptığı esnada Ali Kara hocayla da dersler okumuş ve bilhassa Mahmud Efendi hazretleri nezaretinde ismailağa camii içinde Şaban Sadoğlu Hocaefendi sunumuyla verilen Tefsir ve Usulü Fıkıh derslerine de uzun yıllar iştirak ederek yüksek tahsilini tamamlamıştır. Bu niğmet o zaman hocalarının hepsine nasip olmuş büyük bir devletti.  Ahmet Meral hoca Babacan, talebe dostu, yardımsever, sevecen bir kişiliğe sahipti. Mütevazı idi. Asla kimseyle polemiğe girmez, haksızlığa uğrasa sabreder, hakkını almak uğruna bile olsa sert kırıcı olmaz, ısrarcı tutumlara girmez, Allah’a tevekkül eden sessiz sakin bir zat idi. Bu yönüyle hem hocalar…

Arapça: Ben geldim inşallah fıkrası :)
Arapça , EDEBİYAT , Medrese / 3 Temmuz 2021

كان رجل سفيه العقل يريد أن يشتري حمارا فقال لزوجته يا حبيبتي أنا أروح إلى البازار و ساشتري حمارا ثم أعود. فقالت له زوجته يا سيدي قل إن شاء الله. قال الرجل لا حاجة الى إن شاء الله هذه الفلوس في جيبي وهناك الحمار في السوق. أين الحاجه إلى إن شاء الله ! وذهب إلي السوق فلما أراد أن يدفع سعر الحمار ألقي يده إلى جيبه فإذا قطعات من حديد مكان الدينار و الدرهم فدهش الرجل من ما رأى و  عاد إلى بيته ناكسا رأسه و طرق الباب. سألت الزوجه من الداخل : من هوَ؟ قال الرجل هذا أنا إن شاء الله  Türkçeden Arapçaya tercüme eden: İsa Erdoğan Ben geldim inşallah Aklı zayıf bir adam bir eşek satın almak istiyordu. Eşine dedi hanım ben pazara gidiyorum bir eşek satın alıp döneceğim. Karısı inşallah de efendi” adam “inşallaha ne gerek var işte para cebimde işte eşek orada pazarda bunun inşallahı neresinde.. ve pazara gitti tam eşeğin ücretini ödeyecekti ki elini cebine attığında altın gümüş yerine bir de ne görsün demir parçacıkları.. boynu bükük bir şekilde eve döndü. Kapıyı çaldı karısı içeriden sordu kim o? Adam: inşallah ben geldim hanım :)) isa erdoğan

Doğu Usulü Medreseye Gidiş Maceramız 2
ANALİZ , Hatıralarım , İslami hayat , Medrese , Özel / 25 Haziran 2021

Allah’ın yüce Adıyla  Gerinin özeti : İstanbulda okurken bazı propagandalar üzerine bir arkadaşımla eğitimimize Tillo’da devam etmeye karar verdik. Bunun için Tillo’yu bilen hocalarımızla istişare ettik, pek tavsiye etmediler. Şaban Hocanın “Bari tatilde gidin bir bakın hoşunuza giderse temelli gidersiniz ecele etmeyin” demesi üzerine İstanbul Çengelköyde doğu usulü okutan bir medreseye seviyeyi görmek ve kendimizle kıyaslamak için gittik.. Doğu usulü okutan medresede neler gördük ? Eğitimi medreseyi görmeye geldiğimizi söyledik, medreseye bizi kabul ettiler. Molla Cami (Nahiv’de son kitap) sınıfına çıktık 3 talebe vardı.. Biri Adem, hoca oldu. O esnada ertesi günün dersini hazırlamakla meşgüldüler. Bir köşeye oturduk müfettiş gibi izledik (o arkadaşların yerinde olmak istemezdim 🙂 Molla Cami’yi mütalaa yapmışlar, sırayla bir birlerine okuyorlardı. Biri El-Akdunnami’ye çalışmış, biri Abdulhakim’e diğeri de Abdulğafur’a.. Biz de öyle yapıyoruz bunların her üçüne bakıyor mütalaa ediyoruz.. yani bildik kitaplar. Galiba Abdulğafur okuyandı geldi geldi bir yerde takıldı, mana veremiyor ne ileri gidebiliyor ne geri.. öylece kilitlendi. Onların başkanı gibi duran Adem (hoca) ağzının içinden ona “düm düm” (دم) diyor kısık bir sesle bize güya duyurmadan.. Devam et çaktırma demek istiyor.. ama duyduk işte. Arkadaşlara muvaffakiyet dileyerek çıktık ve değerlendirmemizi yaptık: “Onlar da M.Camiyi mütalaa ediyordu biz de.. onlar da şerh ve haşiyelerin bir…

Doğu Usulü Okumaya Gidiş Maceramız 1
Hatıralarım , Medrese , Özel , Tarikat / 23 Haziran 2021

Allahın Yüce Adıyla.. Özet: 1999 yılında İstanbul’da İsmailağa medresesinde okurken daha sağlam olacağı propagandasına kapılarak Tillo’ya gidip tedrise orada devam etmek fikrine kapıldık. Bunun için doğu kökenli, doğu medreselerini bilen ders hocamız Seyyid Ahmet Hoca ve Şaban Sadoğlu hocalarımızla istişare ettik. Pek tavsiye etmediler. Şaban hocamız “Belki umduğunuz gibi çıkmayacak, o yüzden tatilde gidin önce bir bakın.. ona göre okumaya gidersiniz” şeklinde bir tavsiyede bulundular. Bunun üzerine İstanbul’da doğu usulü okutmakla maruf Çengelköy’de (şimdi Samandra) bir medreseye eğitim durumunu incelemek üzere gittik ve gördüklerimiz üzerine doğu usulünde vaz geçtik” …..  Doğu Usulü ve İstanbul Usülü (Karadeniz usulü) Bugünün Türkiye Medreselerinde takip edilen iki tür tedrisatın, adı.. Okutulan kitaplar ve okutulma biçimi üzerine doğan çeşitlilikten kaynaklı iki farklı programdır. İslam’da her alanda farklı yollar mezhepler ekoller oluştuğu gibi ilmin öğrenciye aktarılma metodlarında da medreseler arasında farklı usüller oluşmuştur. Biri, doğulu hocaların tarzı olması hasebiyle “Doğu usulü” adını alırken diğeri de daha ziyade Karadenizli (Oflu) hocaların tarzı olması itibariyle “Karadeniz usulü” ve İstanbulda temerküz etmeleri yönüyle de “İstanbul usulü” adını almıştır. Siirt Tillo’da Seyda Molla Burhan, Konya’da Molla Salih Ekinci ve İstanbul’da Şaban Sadoğlu Hocaefendi ile Molla Seyyid Ahmed gibi hocalar Doğu Usulünün duayenleri olurken Mevlana Mahmud Efendi ve talebeleri ile şeyh…

Ey Medrese Talebeleri Sahabeler Gibisiniz

Yavuz Selim camiinde yapılan Pazar sohbetlerinde artık cami cemaati almaz olmuştu. Defalarca ayağa kalkıyoruz dışarıda kalan insanlar içeri giriyorlar ve yeniden oturuyoruz.. Bu şekilde artık balık istif diyebileceğiniz üst üste sıkışık bir vaziyette sohbeti dinleme durumları oluyordu. Dışarıda kalanlar o zamanlar Mahmud Efendi hazretleri henüz mikrofon kullanmadığı için sohbeti duymuyorlardı o yüzden herkes içeri girmek istiyordu ancak caminin de bir istiabı vardı.. Bir çare düşündüler ve “talebeler gelmesin” denildi. Biz o zaman talebeydik söz dinledik. Efendi hazretleri de bizlere söz verdi “talebeler siz buna gelmeyin sizler için ismailAğada ayrı sohbet edeceğim” dedi ve böylece cuma geceleri talebelere mahsus sohbet başladı. İşte o sohbetlerin birinde idi Mahmud Efendi hazretleri önğnde duran o sarıklı sakallı cübbeli nurlu talebelerine baktılar ve buyurdular “Sahabeler gibisiniz, Sahabeden farkınız bir Rasullahı görmediniz” 1996 isa erdogan

Hocanın Tamir Dosyası
Genel , Medrese , Özel / 18 Haziran 2021

Bismillah.. Tamiratı nasıl yapıyorum ? Küçüklüğümden beri eşyalarımı söküp içine bakmaya, bozuk olanlarını tamir etmeye meraklıydım. ancak bunun dışında herhangi bir kimseden tamirat eğitimi almış değilim. İlk söktüğüm şey babamın teybi oldu. Eski nostaljik diyebileceğimiz bir teybi vardı. 10 yaşlarında ben içindeki mıknatısları almak için sökmüş kablolarını koparmıştım. Babam akşam eve geldiğinde teybi o vaziyette görünce epeyce üzülmüş bizlere kızmıştı.. Ancak Allah için.. kızmak söylenmek dışında bir fiske dahi vurmadı. Babam dünyalık şeylerden dolayı bize asla vurmazdı. Babamın nostaljik yatay teybi.. O gün bugün bozulan eşyalarımı dolma kalemlerimi kapaklı kalemliğimi şifreli çantamı volkmenimi söküp içine bakmış tamir edebileceğim bir vaziyet görülüyorsa tamir etmişimdir, en azında denemiş yapmaya çalışmışımdır. Bundan sonra da evlilik hayatımda bir çok eşya bozulmuş veya sökülmüş veya kırılmıştır. Yerinden çıkmış dolap kapakları bozulan raf rayları, duşakabin kapağı, damlatan musluklar.. gibi kadınların başına gelen bir çok ev tamiratı benim işim olmuştur. Böylesi hiç bir basit şeye tamirci veya usta çağırmam. bir mobilyayı kendi başıma söker kendi başıma takarım. Kırılan yerlerini vidayla tutkalla ilave parçalarla tamir ederim. Doğrusu ev eşyası tamiratı konusunda ilk örneğim aile dostumuz Bursalı Rifat amca olmuştur. Rifat amcayı Fransa’dan hatırlarım bozulan arabasının altına yatar üstüne çıkar kendi tamir ederdi.. Hani bir keresinde elleri yağdan simsiyah…