Allah’ın Yüce Adıyla..
ateist, deist veya agnoist kişilerin Müslüman gençlerin kafasına soktukları şüphe içerikli soruları derledik ve cevaplarını verdik. Biz bu çalışmayı takribi üç sene önce yaptık. Youtube’da yaptığımız aramada bizim cevaplarımızın kullanıldığını ve ancak siteye atıfta bulunmadıklarını gördük.. 01 Kasım 2021

İşte o vesvese içerikli 21 soru ve İsa Erdoğan hocanın o sorulara verdiği ilmi cevaplar :
1. Soru : Allah bizim Cennete veya Cehenneme gideceğimizi biliyorsa, neden bizi imtihan ediyor?
Cevap: Suç gerçekleşmeden cezasını vermek adalete aykırı olduğu için. Yoksa Allah evet kimin nereye gideceğini biliyor. Ancak kendi bilgisiyle hareket edip suçluluları cehenneme doldursaydı mucrimler itiraz eder “bizlere bir elçi gönderip haber verseydin biz de senin buyruklarına uyup böyle bir zillete düşmemiş olurduk” [Taha:134] derlerdi.
Bunun dünyadaki misali: öğretmen hangi öğrencinin başarılı olacağını, hangisinin tembel başarısız olacağını az çok bilir ancak sınav yapmadan kafadan not vermez “sen kaldın sen geçtin!” demez. Notu böyle vermiş olsa tembel öğrenciler kalkar “neden bizi imtihan etmediniz belki sınavı geçerdik” diyerek itiraz ederlerdi.
Bunun gibi.. Cennet güzel amellerin mükafatı, Cehennem ise küfür ve isyanın cezasıdır. Mükafat ve ceza ancak eylemden sonra olur, önce olmaz.
Taha 134: “Eğer bu (dünya hayatı) ndan önce onları bir azapla helâk etmiş olsaydık mutlaka şöyle diyeceklerdi: “Ey rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de, şu zillet ve rezillik başımıza gelmeden önce ona uymuş olsaydık.”
2. Soru : Öldükten sonra dirilecek isek neden ölüyoruz ?
Cevap: Sormuş olmak için soru üretmektir bu soru. Öldükten sonraki diriliş Ahiret alemine geçiştir. Bu dünyada kaldığın yerden devam etmek değil ki..! Dolayısıyla soru mantıklı değil! Saçma sorunun cevabı anlaşıldı ama yine de anlamayan için diyelim: Ölüm, imtihan hayatının sonu. Dirilmek ise yazılı sonucunu almaya gidiş
3. Soru : Allah her şeyi bildiği halde neden bizi yarattı ?
Cevap: Bizim bilemeyeceğimiz yüksek gayeleri ve sırlı hikmetleri O bildiği için. Hem bizi yaratmakla bize en büyük iyiliği yapmıştır. Var olmayı kim istemez.. Bundan dolayı Ona ancak teşekkür etmeliyiz.
4. Soru : Bizler Müslüman ailede doğduğumuz için Allah’a inanıyoruz.. Ya inanmayan aileden doğanların suçu ne? Allah akıl vermiş tamam da, bizlere de vermiş, ama çoğu zaman biz de tam kullanamıyoruz ?
Cevap : Nuh aleyhisselamın karısı ve oğlu peygamber ailesi olduğu halde iman etmediler. Asiye ise Firavunun karısı iken iman etmiştir..
Demek ki Müslüman olmamız sırf anne babamız Müslüman olduğu için değil. Evet onların da etkisi var, ancak yüzde yüz değil. İman kişinin öz iradesinin sonucudur. Nitekim Müslümanlar ülkesinde Müslüman aileden dünyaya gelip de kafir olan nice insan var. Öyle olmasaydı biz şimdi bu konuyu (deist, ateist olmaya yüz tutan Türk gençler) konusunu konuşuyor olmazdık..
Atadan babadan kafir olarak dünyaya gelen insanların suçu Allahın verdiği aklı, bilgiyi kullanmamak. Aklını kullanıp Yaradanını tanımamak, Onu yok saymak, inkar etmek, ona ortaklar koşmak, Onun nimetlerini inkar edip şükretmemek.
Aslında Allah her doğan çocuğu İslam fıtratı üzere yaratır, yani herkes vicdanen Allah’ı kabul etmeye, Ona kolayca iman etmeye meyilli olarak yaratılmıştır. Hıristiyan Yahudi olmak veya ateist deist ateist budist olmak ise insan fıtratına ters ve yabancıdır. Bu batıl inançları insan, tabiyatıyla reddeder, nefret eder. Bu bakımdan Allah bütün kullarına rahmet etmiş ve adeta bir tüyo, bir kopya vererek işini kolaylaştırmıştır. Kişi vicdanıyla hak dinin İslam olduğunu bilir ve meyleder.
Artık kafir olan, bunu tercih ederek, kendini zorlayarak yapmıştır. Nefret ettiği şeye kendini zoraki alıştırarak kafir olur ve cezayı isteyerek, bile bile lades diyerek o cezaya çarpılır.
Diğer soru:
“Allah akıl vermiş diyorsunuz da bize de vermiş ama çoğu zaman biz de kullanamıyoruz günaha düşüyoruz.?” Yani verilen akıl İman etmeye, Allahı bulmaya, birlemeye yeterli olmayabilir, sadece aklı var diye neden bri insan ceza alıyor !?
Cevap: Allah kuldan yapamayacağı şeyi istemez. Kuldan sorumlu olacağı kadar iman istiyorsa, buna yetecek aklı da vermiş demektir.
Diğer bir cevap: Eş’ari alimlere göre Akıl iman için yeterli değildir. Kafir toplumlarda dünyaya gelmiş insanlara eğer Allahın tebliği gelir de iman etmezse ancak o zaman suçludur ve cehenneme gider. Ama tebligat gelmemişse, ve kişi Allahtan ahiretten habersiz yaşadıysa Cehenneme girmeyecektir, kul haklarıyla ilgili hesaplaşmadan sonra tekrar ölecek ve toprağa karışacaktır.
Delili : “..Ve dahi biz peygamber göndermedikçe azab edecek değiliz” İsra:15’ten
5. Soru : Allah bizi seviyorsa neden günah işlememize izin verip sonra bizi yakıyor?
Cevap: Böyle peşin peşin “Allah bizi seviyor” demek doğru değil. Allah iman ve salih amel işleyen kullarını sever. Sen de iman ve salih ameller et ki Allahın sevgisini kazan. Eğer bu zaman kadar günah işlediysen bundan sonra tövbe et günahını terk et ve Allahın sevgisini kazan. Peygamberimiz Hz Muhammedin izinde yürü ki Allah da seni sevsin
“Allah tevbe edenleri sever ve (günahından) temizlenenleri sever” Bakara:222
“Onlara de: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana ittiba edin ki Allah da sizi sevsin ve günahınızı bağışlasın” Al-i İmran: 31
Allah “Neden günah işlememize izin veriyor ?”
Çünkü sevap işlememize izin verdiği için. Yani Allah sana hürriyet verdi. Sen ister günah işler, ister sevap işlersin. Burası imtihan yurdu. İki tarafa da izin var. Sınavdasın, soruları doğru yapmaya da, yanlış yapmaya da imkanın var ve olmalıdır.
Not: Bu soru aslında Müslüman gençlerin sorusu değil, daha çok hıristiyanlara ait bir sorudur. Çünkü Hıristiyan misyonerler “Tanrı sevgidir, Tanrı sizi çok seviyor” gibi yalanlarla “sevgi” klişesini çok kullanarak insanları kendi tuzaklarına çekmeye çalışırlar ve aslında cehenneme davet ederler.
6. Soru : Sonsuzluk kavramı akıl almaz bir şey Allah’ın sonsuz olmasını algılayamıyorum ?
Cevap: Allah’ın Zatını kavramak konusunda insan aklı yetersizdir. Bu Allahın yüceliğini gösterir. Ona da yüce olmak yakışır. Doğrusu Onun zatı hakkında akıl yürütmekten ona şekiller verip hayal kurmaktan men edildik. Allah’ı sonsuz uzay boşluğu gibi düşünmek yanlıştır. Allah böylesi boş hayal ve şekillerden beridir, O güzeller güzelidir.
Hem insanlar bugün kendi gibi insanların yaptığı îcatlara bile akıl erdiremiyor.. Atmosferde asılı duran uydulara, gece vakti duvarın arkasını gösteren termal kameralara, kimlik kartı kadar akıllı telefon, mikro bilgisayarlara, havada uçuşan tv telefon internet yayınlarına senin aklın eriyor mu ? Daha kul icadına aklın ermiyor da Allahın münezzeh ve mualla Zatına mı aklın erecek.. O akılların hayallerin idrak ve efhamın ötesinde çok ötesindedir. O Sübhandır.
Eğer sonsuzluktan kasıt ezeli ve ebedi olmasıysa.. Allaha yakışan da budur. Eğer bu manada sonsuz olmasa, doğum günü ve ölümü olması gerekir. Doğumu ve ölümü olan ilah olamaz.
Asıl hayret verici olan var olanın sonradan yok olmasıdır. Var etmek de, yok etmek de ancak Onun elinden gelir. O ise değişmez, üzerinden zaman geçmez, bir halden diğer hale geçmez.. Bunlar bize hayret veriyorsa sorun yok. Çünkü Allah akıllara hayret veren yüceliktedir. Hayret makamı iman derecelerinin en üstünüdür.
7. Soru : Allah neden bir kuluna eziyet verirken diğerine rahatlık veriyor. Rabbimiz neden bu konuda eşit davranmıyor?
Cevap: Bu ve benzeri bir çok soru “Hayat dünyadan ibaret !” düşüncesinden kaynaklanmıştır. Mümin, olan biten her şeyi Dünya-Ahiret ortak potasında değerlendirmelidir. O zaman soru ve sorun kalmaz.
Kula eziyet veren aslında diğer kullardır. Evet Allah izin vermiştir. Ancak Allah dünyada yapılan zulüm ve kötülüklere izin vermeseydi insanlara hürriyet vermemiş olurdu. Hürriyetin olmadığı yerde de imtihan olmaz. İmtihan var, dolayısıyla hürriyet var.
Ancak Allah adaletlidir. Onun yüce adaleti bazen burada da tecelli eder, ancak gerçek adalet Ahirette tesis edilecek. İşte bu yüzden ahiret olmak zorunda. Öldükten sonra yeniden dirilmek zorunda insanlar. Dünyada haksız yere zulüm görmüş, eziyet çekmiş olanlar sabretmeleri, Allaha isyan etmemeleri karşılığında bu eziyetin mükafatını Allahtan sonsuza kadar alacaklar. O zaman sevinecek “iyi ki o eziyetleri çekmişiz” diyecekler. Allah kimsenin hakkını kimsede bırakmaz.
8. Soru : Kaderde ne zaman öleceğimiz belli ise neden sadaka ömrü uzatıyor?
Cevap: Allah nezdinde ecel birdir ve sadaka ile değişmez. Allah onun sadaka vereceğini bildiği için ömrünü uzun takdir etmiştir. Sadaka ömrü uzatır bu demektir.
8.2 : Kaderde Cennete ve Cehenneme gideceğimiz belliyse neden ibadet ediyoruz?
Neden ibadet ediyoruz ? Çünkü biz nereye gideceğimizi bilmiyoruz. Cennetlik amelleri işlediğimiz için Cennete gideceğiz. Bu sebeple cennetlik amelleri yapmak zorundayız.
9. Soru : Allah’ın ihtiyacı yokken bizi niçin test etmekte? Yani sonucu bildiği halde neden imtihan ediyor ?
Cevap: Allah muazzam bir tatil ve eğlence yarattı; Cenneti. Ancak bu Cenneti bedava vermeyeceğini belirtti. Bizi yaratıp imtihan ederek bu muazzam ve sınırsız tatil yerine girmemiz için bize fırsat ve imkan vermekte. “Kim milyoner olmak ister” yarışmasına kabul edilip imtihan edilen kişiler o kuruma bu fırsatı verdikleri için nasıl ki teşekkür ediyorsa, bizler de ancak Rabbimize bu fırsatı bize verdiği için teşekkür etmeliyiz. Bu bize yapılan en büyük iyiliktir.
“Allah’ın ihtiyacı yokken bizi niçin test etmekte?” yani Allah sonucu bildiği halde bizi neden imtihan ediyor demek istiyorsa cevabı birinci soruda verildi. “Bizim ne olduğumuzu bize göstermek için, lehimize veya aleyhimize dosyayı tamamlamak için”
10. Soru : Cennette birini istiyorum o da başkasını istiyorsa.. ne olacak ?
Cevap: Allah ondan daha hayırlısını sana ihsan eder sen de onu unutur ve daha da istemezsin. Allah cennete alacağı kullarına memnuniyet garantisi veriyor.
11. Soru : Allah kötülüklere neden engel olmuyor ?
Cevap: Bunun cevabı kısmen yedinci soruda verildi. Dünya imtihan yurdu olduğu için mutlak özgürlük yeri. Kötülüklere engel olması demek kötülerden irade ve hürriyeti alması demektir. Bu ise imtihan sırrına aykırıdır. Allahın adaleti Ahiret yurdundan tam tecelli edecek. Bütün sorunların çözüm yeri dünya değil. Bu tür sorular ahirete inanmayanların sorunlarıdır. Ahirete ve Allahın adaletine inanan müminlerin böyle bir sorunu yoktur.
Diğer bir cevap: Allah iyileri Cennete alacak, kötüleri de cehennemde toplayacak ve böylece kötülerin iyilere kötülük yapmasını ebediyyen engelleyecek. Sen sen ol Allaha itaat ve ibadet ederek Cennete girmeye çalış
12. Soru : Biz putperestleri eleştiriyoruz ama biz de Kabe’nin etrafında dönüyoruz.
Cevap: Put Allahtan başka tapılan şeye denir. Müslümanlar Kabeye tapmaz şu halde put değildir. Kabe hidayetin adresidir, Allaha ibadet etmenin yönüdür, namazın kıblesidir. Allah’a teslimiyet ve bağlılığın sembolüdür. Tavafın manası da budur; Allaha bağlılığımızı ifade eder. Bu anlamda Kabe bir vesiledir araçtır. Amaç değildir.
Heykel şeklindeki putlar ise petperestler için amaçtır. Eğer “bu putlar Allaha tapınmamız için araçtır, biz gerçekte Bir Olan Allaha tapıyoruz” diyorlarsa yalan söylüyorlar. Çünkü Allah kendisine ibadet etmede böyle bir aracı koymamış ve putları şirk sayarak yasaklamıştır.
13. Soru : Ya İslam değil de örneğin Hıristiyanlar veya ateistler haklıysa?
Cevap : Kuran Allahın kitabıdır. Kuran Hakkı batıldan ayırt etmiştir. Allaha teslim olmak ve yalnız Ona ibadet etmek demek olan İslam Dininin hak din olduğunu Kuran ilan etmiştir. Akıl ilim tarih de Kuranı tasdik etmiş doğrulamıştır ve “Allaha oğul iftira etmek” demek olan hıristiyanlığın ve “Allahı inkar etmek” demek olan ateizmin batıl ve çürük olduğunu Kuran ispat etmiştir.
Yani Kuranı Kerim neyin doğru neyin yanlış olduğunu açıklar ve şüphelere yer bırakmaz. Kuran İslam Dininin hak din ve tek doğru olduğunu delilleriyle ispat eder.
14. Soru : Bu dünyaya gelmek benim tercihim değil. Allah bunun benim seçimim olduğunu ve hatırlamadığımı söylüyor ?
Cevap : Kuranda böyle bir ayet yok. Tamam senin seçimin değil, ancak var edilmen Allahın sana bir varlık vermesi, ruh kalp ve beden vermesi ve seni yüce Zatına muhatap kabul etmesi sana yapılmış en büyük iyiliktir. Bak yaşayan kimse ölmek istemiyor demek ki var edilmekten herkes gayet memnun. Bu durum ancak teşekkür ve minnet gerektirir. Şimdi Allaha itaat ve kulluk yap ki yaşama sevincini Cennete taşı ve ebediyyen mutlu ve huzurlu ol.
15. Soru : Allah kalplerini mühürlediği insanları niçin cehennemle cezalandırıyor ?
Cevap : Olay böyle gerçekleşmiyor. Bazı asi kullar Allahın bunca tebliği, ikaz ve uyarısına karşı inat ederek karşı geliyorlar, Allaha küfür ve isyanda ısrar ediyorlar ve kalplerini imana bizzat kendileri kapatıyorlar. Allah ise bu kapatmayı onaylayarak kalplerini mühürlemiş oluyor. Eğer ölmeden pişman olur tövbe ve iman etmeye yeltenecek olsalar Allah yeniden kalplerini açar ve iman nasib eder. Nitekim kalbi mühürlü olmanın her alametini gösteren nice azılı kafirler ölmeden önce iman etmişlerdir.
16. Soru : Kelam (akaid) dersinde mucizelerin var olduğunu görüyoruz ama hiçbirinin somut kanıtı yok ! Sadece anlatılıyor, bana göre delil yok ?
Cevap: Kuran ve Sahih hadisler iman edenler için yeterli delildir. Demekki mucizenin varlığına delil var. Kuranın hak kitap olduğu ispat edildiğine göre mucizelerin de varlığı ispat edilmiş oldu.
Hem Kuran başlı başına bir mucizedir. Bak Kuran yerden gökten karadan denizden geçmiş ve gelecekten hakkaniyetle bahseder.. Bunu 14 asır öncesinde Arabistan gibi kurak fakir, dünyadan izole bir bölgede, okuma yazma dahi bilmeyen kendi halinde bir insanın yazabilmesi mümkün değil.. Demekki Kuran Allahtan inen bir mucizedir. Asla benzeri naziri muadili yazılamamıştır, nice edebiyatçılar denese de başaramamış rezil olmuştur.. Mucize de budur: İnsanın asla başaramayacağı, ancak Allahın elinden gelecek harikulade iş.
17. Soru : Allah niçin önceki kitapların bozulmasına izin vermiştir?
Cevap: Önce şunu unutmamalı kainatın sahibi yaratıcısı ve yegane hakimi Allahtan bahsediyoruz sıradan bir kişiden değil. Allah sorgulanamaz. O dilediğini yapar ve mesul değildir. Şimdi cevaba geçelim. Allah imtihan gereği kullara yeterli özgürlük ve dilediğini yapma iradesi verdiği için indirdiği kitapların bozulup kaybolmasına da izin vermiştir. Aslında işin acaip tarafı bu değil. İnsanın eliyle tuttuğu kitabı bozması doğal bir şey.. Asıl acaip olan insanın Kuranı bozamıyor olması, Kuranın Allahın hıfz ve himayesinde müdahaleye kapalı olmasıdır. Kuranın mucize olduğunun bir yönü de budur.
Allah her kavme bir hidayetçi göndererek mesajını daima korumuştur. Bir Peygamber ardından başka peygamberler göndermiş ve kulların hidayet yolunu her zaman açık tutmuştur. Muhammed aleyhisselamdan sonra başka peygamber göndermeyeceği için de onun tebliği olan “Kuranı” ilelebet muhafaza altına almıştır.
18. Soru : İçki öncekilere yavaş yavaş yasaklanırken bizlere neden direkt haram kılındı?
Cevap : Çünkü onlar içkinin mübah sayıldığı bir ortamda büyüdüler ve içkiye alışmış oldular. Biz ise içkinin kesin haram edildiği çağdan sonra dünyaya geldik. Bütün Müminler Kurandan sorumludur. Biz Kuranın tamamını inmiş bulduk ve içki bizim okuduğumuz Kuranda kesin haram edilmiştir. Onu hiç içmedik ki bırakmak durumuna kalalım..
19. Soru : Allah’ın hep ‘’Ben yaptım, ben yarattım demesi’’ tuhafıma gidiyor.
Cevap: Allahı canından çok sev ki Allahın ben yaptım demesi hoşuna gitsin. Biz Allahın rakibi değiliz kullarıyız. Onun hünerleri marifetleri bizleri ancak onurlandırır gururlandırır. Babası dünya şampiyonu olan çocuk babasının başarı öykülerini dinlerken zoruna gitmez. Hoşuna gider ve arkadaşlarına karşı bununla iftihar eder. Çünkü babasını kendine yakın görür. Sen de Allaha yakın ol, Allahın gücü, sanatı, saltanatından gurur duy.
20. Soru : Allah bizi yaratmasaydı ne ile uğraşırdı?
Cevap: Bilemeyiz ve bilmemiz de gerekmez. Biz haddimizi bilmeli, kul olduğumuzu unutmadan Allaha karşı ancak saygılı olmalıyız.
21. Soru : Kuran’da kadın ve erkek niçin eşit değil ?
Cevap : Demekki Allah eşit yaratmamış. ve aslında eşitlik önemli değil. Önemli olan adalet. Hem kadın bir çok konuda erkeğe eşit bazen de pozitif ayrımcılağa tabi. Bak, Allah’a muhatap olma, İbadetlerden sorumlu olmada, mal mülk sahibi olma, malında tasarruf yetkisine sahip olma, evlilikte kendi tercihini kullanabilme, Yaptığı iyiliklerin mükafatını görecek, kötülüklerin cezasını çekecek olmasında, itaat etmesi durumunda Allah’a yakın olmada kadın erkeğe eşittir. Bunlar asıl meseleler.
Erkeğin biyolojik ve fiziksel özelliği gereği bazı konularda kadından üstün olması kadın için bir nakısa değil. Hem diğer konularda da üstünlük kadındadır. Mesela Kuran-ı Kerim Kıyamete kadar iman etme erdemliğinde bir kadını örnek gösterir: Firavun eşi Asiye valideyi..
Madem ki kadın biyolojik olarak erkekten farklıdır elbette görev ve yetkileri de farklı olacaktır. Eşitsizlik adaletsizlik demek değildir. İyi bakılırsa kadın aslında pozitif bir ayrımcılığa tabi olmuştur: Cenneti kazanması erkekten daha kolaydır. Çünkü görev ve sorumlulukları erkekten çok daha azdır.
Değerlendirme: Kemalizm ve Atatürkçülüğün resmi ideoloji olarak dayatıldığı ve eğitim mantelitesi temelden sekülerizme dayalı olan Türkiye lise ve üniversitelerde öğrencilerin deizme kayması aslında yadsınacak bir durum değil. Çünkü eğitim özünde seküler; yani İlah fikrinden soyut ! Bu durumda aileden iman takviyesi almamış gençlerin deist ateist olarak mezun olması olağan.. Ancak İmam Hatip liselerinde ve Kuran Kurslarında bile deist eğilimlerin olması bu okulların verdiği İslamî eğitimin sorgulanmasına sebep olmuştur.
İsa Erdoğan, 11.11.2018 istanbul GOP
Not: cevabı verilmemiş başka sorular var diyorsanız isaerdoan@hotmail.com e-mail adresinden veya aşağıda yorum yaz kısmından yazara ulaşabilir sorunuzu sorabilirsiniz. İlgi alaka için şimdiden teşekkür ederiz. isa erdoğan, imam ve müderris
10 Yorum
Baştan sona safsata ve yanlışlarla dolu bir yazı. Sorulara verilen yanıtlara birer birer değineceğim.
1) Bir öğretmen, öğrencilerine sınav yaparken nasıl sonuçlar alacaklarını önceden bilmez. Bu yüzden imtihan eder.
Hangi sonuçları alacaklarını önceden bilse bile, sınav yapmadan not vermesi halinde öğrencilerinin adaletsizlikten şikayet edeceklerini düşünerek yine de imtihan edebilir.
Ezeli ve ebedi, yaratılmışlara benzemeyen, her şeye gücü yeten bir varlık söz konusu olduğundaysa imtihan kavramı ortadan kalkar.
Öğrencilerinin nasıl sonuçlar alacaklarını önceden bilen öğretmen metaforunda öğretmen, öğrencileri yaratan zat değildir.
Ezeli ve ebedi, yaratılmışlara benzemeyen, her şeye gücü yeten bir varlık; zamanı, başlangıcı ve geleceği YARATAN ve bilendir. Zamana içkin varlıkları YARATAN ve bilendir. Zamana içkin olarak yarattığı varlıkların nasıl davranacaklarını YARATAN ve bilendir. En önemlisi de, “özgür irade”yi YARATAN ve bilendir.
“Özgür irade”; ezeli ve ebedi, yaratılmışlara benzemeyen, her şeye gücü yeten bir varlıktan bağımsız bir şekilde olsaydı; buna göre imtihan yapılabilirdi fakat “özgür irade” de yaratılmıştır (teizm inancına göre). Bu yüzden, “kader ve kaza” değil esasen sadece “kader” olabilir. Mülk suresinin 2. ayetinde geçtiği üzere kimin davranışça daha iyi olduğunu deneyerek göstermek için imtihan yapan bir zat, özgür iradeyi kendi iradesiyle yaratmışsa bu imtihan olmaktan çıkar.
Zaten, imtihanın 1 numaralı şartı Tanrı’ya İTAAT etmekse bu en başından adil bir sınav değildir çünkü cinsel kimlik DOĞUŞTAN gelir ve kimileri dominant (hükmeden) cinsel kimliğe sahiptir, kimileri “submissive” (boyun eğen) cinsel kimliğe sahiptir. “Submissive” kişi, dominant kişiye göre daha kolay İTAAT eder.
Kalıtsal hastalıkların da (bana kalırsa) imtihan dünyasında olmaması gerekirdi fakat kalıtsal hastalığı, fiziksel ya da zihinsel engeli bulunanların imtihanlarının, bulundukları güç durumla orantılı olarak hafiflediği ve Tanrı’ya İTAAT etmeleri halinde cennetle mükâfatlandırılacakları vaat edilir. Halbuki Tanrı’ya İTAAT etmek herkesin eşit başladığı bir imtihan değildir. Tanrı’ya İTAAT etmemek, özürsüz olarak EBEDİ cehennemle sonuçlanacaksa Tanrı’ya itaat etmek herkesin eşit şartlarda başladığı bir imtihan olmalıydı.
2) Ölüm, canlılık evresinden cansızlık evresine geçiştir. Neden imtihan dünyasında bulunmayışımızı birinci kısımda açıkladım, dolayısıyla ölüm, imtihan hayatının sonu değildir.
3) Var olmayı kim istemez diye sorulmuş, ben bu şekilde çirkinliklerle dolu bir dünyada var olmayı istemezdim, David Benatar da aynı düşüncede. Çirkinlikler, bakış açısına göre değişebilmekle birlikte kişiye göre çirkinliklerin olması, var olmamayı istemesi için yeter sebeptir.
4) İman meselesi özneldir, dolayısıyla başkalarından delil getiremeyeceğim, kendim ise herhangi bir Tanrı’ya inanmamakla birlikte kolayca iman etmeye meyilli değilim, düpedüz yalan söylenmiş. Vicdanen çok rahatım ve ateistim, ateist oluşumdan nefret etmiyorum, yine düpedüz yalan söylenmiş.
5) Koşulsuz sevmeyen bir varlığa koşulsuz teslimiyet göstermek anca korkaklıktan gelir. Koşulsuz sevmeyen bir varlık ahlaken eksiktir, tapılmayı hiç mi hiç hak etmez.
6) Bir kişinin aklı insan icatlarına ermiyorsa üstelik o kişi cinlere, meleklere ve o gibi şeylere inanıyorsa hayal evreninden uzaklaşarak bilim öğrenmelidir.
7) Doğadaki vahşi hayat bana fiziksel değilse de varoluşsal ızdırap veriyor. Öyleyse “Kula eziyet veren aslında diğer kullardır.” söylemi yanlıştır.
Neden imtihan dünyasında bulunmayışımızı birinci kısımda açıkladım, dolayısıyla kötülüklerin varlığı imtihan ile aklanamaz.
“İyi ki o eziyetleri çekmişiz” diyen biri ya mazoşisttir ya hastadır ya da yalancıdır. Sonsuz mükâfat, zulmü haklı kılmaz.
8) Bu cevaplara yönelteceğim bir itirazım yok.
9) “Kim Milyoner Olmak İster” yarışmasında başarısız olursanız zebaniler size sonsuza dek eziyet çektirmiyor, sizi ateşlerde yakmıyor. Cehennem diye bir yer yaratan bir varlığa hürmet edilmez.
10) Bakara suresinden biliyoruz ki Adem ile Havva cennetten kovuldular, demek ki cennette de özgür irade var ve Allah resmen özgür iradeyi manipüle etmiş oluyor, bu manipülasyon iyiye hizmet ediyorsa o zaman imtihan dünyasını yaratmayarak da iyiye hizmet etmesi beklenirdi.
11) Neden imtihan dünyasında bulunmayışımızı birinci kısımda açıkladım, bunu üçüncü defa söylüyorum.
Kötülerin iyilere kötülük yapmasının sonsuza dek engellenmesiyle, kötülerin sonsuza dek işkence görmesi eş anlamlı değildir. Buradaki işkence keyfîdir. Şöyle ki : Kötülük niceliğinin artışı kötüyse merhametli olmak iyidir (cehennemin var olmaması iyidir); kötülük niceliğinin artışı iyiyse ortada cezalandırılacak bir şey yoktur (cehennem yoktur); kötülük niceliğinin artışı yalnızca kötülüğün cezalandırılmasında iyiyse bile merhametli olunabilir, merhametli olmak da iyidir. Mutlak merhametli olmayan bir varlığa (cehennemi yaratan bir varlığa) yapılan bütün ibadetler anlamsızdır.
Ayrıca, itaat etmek bir meziyet değildir. “Değiştirilmiş” İncil’deki vicdanla bağdaşan bir buyruğu yerine getirmek yerine “Değiştirilmemiş” Kuran’daki vicdanla bağdaşmayan bir buyruğu yerine getirmek kör itaati gerektirir (Hıristiyanlığı övmüyorum, misal veriyorum.).
Canlı bir hayvanın boğazını deşerek katletmek gibi bir zulmün mağdur (hayvan) için “imtihan” olduğunu söylemek hatta bunu bir ibadet niyetiyle yapmak (Hac/28), bu “ibadet”in vicdanla ters düştüğü noktada vicdana “şeytanın vesvesesi” atfetmek kör itaati gerektirir.
12) Bu cevaba da yönelteceğim bir itirazım yok.
13) Sözü edilen deliller ortaya konmamış ki itiraz yöneltilsin.
14) Yaşayan kimse ölmek istemiyor demek cüretkâr bir iddia.
15) Allah’ın tebliğ, ikaz ve uyarısına karşı gelmek için önce Allah’ın var olduğunu kabul etmek gerekir! Ateist bir kimse Allah rumuzuyla söylenenlere karşı gelmektedir, bu kimsenin cehennemi boylaması saçmalıktır.
16) Jules Verne ya da Stephen King romanlarını Kuran’a tercih ederim, rezil rüsva olmalık bir durum yok. Ayrıca Kuran’ı okuma yazmayan biri mi yazdı? Hira mağarası denen yerde psikoz atakları geçiren bir tüccarın amcasına ve yakınlarına sayıkladığı şeyler yazıya sonradan dökülmedi mi?
17) Kuran’ı bozmak mümkündür de, sonrasında köktendincilerin erki ellerinde bulundurduklarında nasıl karşılık vereceği barizdir.
18) Bu cevaba da yönelteceğim bir itirazım yok.
19) Bir zorbayı kendimden çok sevmem.
20) Bir zorbaya saygı duymam.
21) Pozitif ayrımcılık var ve aynı anda adalet var demek çelişkilidir.
2021 yılında verdiğimiz bu cevaplar ve kullandığımız misal ve retoriklerin bugünlerde AC Meriç gibi fenomen ve F Kalender gibi ilim adamlarının dilinde görmemiz sevindirici. demekki akıl sahiplerine bir fayda sunuyor. Allah zayi etmesin
bu cevaplarla hiç bir ateistin ikna olacağını zannetmem
Virüs kapmış çok mümin bu cevaplarla kendi marazına şifa buldu elhamdülillah.
Ateistler ise.. onların canı cehenneme. Hz Kuranın ikna etmediği bir ateist ebu cehil gibi inatçı demektir. Bizim kimseyi ikna etmek görevimiz yok tebliğ etme, Kurani hakikatleri tebyin etme görevimiz var. İkna olmayanın hakkından cehennem gelir
Hocam helal edin bunlari alicagim
Öğretmen misali olsun diğer misaller olsun.. misaller yüzde yüz konuyla uyuşmayabilir, bu şart değil. çünkü Allah’ın misali yoktur. Kimse Allah’a benzemez. ancak misallerde bir nokta Allah’ın fiilini anlamamıza vesile olabilir. öğretmen misalinde konuya ışık tutan nokta: öğretmenin sınav yapmadan not vermediği. çünkü zayıf notu hak etmek bir başarısızlığın sonucu olmalıdır. dünyaya geliş gayesi başarısızlığın/suçun gerçekleşmesi. önyargılı olamayan her araştırmacı cevaplardan son derece istifade etmiştir ve bir çok araştırmacı bizim temsil ve açıklamalarımızı kullanarak yeni yayınlar yapmışlardır. helal olsun
ilk cevabınızı okur okumaz ne kadar etkileyici cevaplar verdiğinizi anladım. doğrusu çok yararlandım teşekkür ederim hocam..
Ancak aklıma şu geldi : öğretmen hangi öğrencin ne not alacağını ancak tahmin edebilir. tanrı da mı insanların cennet veya cehenneme gideceğini tahmin ediyor ? eğer böyleyse bunu “tarının gücü her şeye yeter” ile nasıl bağdaştıracağız ?
Ahzab 51 52 53 ayetlerine de bir açıklık getirsen hocam en çok ordan vuruyorlar.
en güzel cevaplar basit olanlardır. Bunlar Kuran ışığında verilmiş cevaplardir. Ve muhataplarımız lise düzeyinde müminler, ateistler değil. ateistin canı cehenneme
teşekkürler güzel cevaplar vermişsiniz.