Allah’ın yüce Adıyla Filenin sırtlanları üzerinden yorum ve değerlendirmeler devam etmekte. Bir vaiz kürsüden bunları “açık” oldukları için eleştirmiş ve güya cemaatten bu vaaza tepki gösteren bir iki kişi camiyi terk etmiş..” Konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz? 1) Vaiz hocayı tebrik ediyorum. cemaatin böyle tepki vereceğini hesap etmemiştir. bundan sonra benzer tepkilerin olacağını bile bile Hakkı ve doğruyu yine söyleyebiliyorsa işte o zaman bu vaiz eli öpülecek bir vaizdir.. Hakkı ve hakikati işittiğinde hocaya tepki gösteren bu kişilerin camiyi terk edecek kadar rahatsız edilmeleri, hocanın buna vesile olması yerinde bir harekettir, Kur’an ahlakına uygundur. Çünkü yüce Allah Tebuk seferine münafıkların katılmasını istememiş, onları geri bırakarak müminler içinde bozgunculuk fitne çıkarmalarına mani olmuştur. [Tevbe:46,47] Keza yüce Allah gecenin iki karanlığında iki zor namazı emrederek münafıkların sabah yatsı camisine gelmelerini zorlaştırmıştır. Yine hazreti Kur’an münafıklarla mücadelede “onlara asla taviz verilmemesini onlara karşı sert ve katı olunmasını” emretmektedir [Tevbe:73, Tahrim:9] { یَـٰۤأَیُّهَا ٱلنَّبِیُّ جَـٰهِدِ ٱلۡكُفَّارَ وَٱلۡمُنَـٰفِقِینَ وَٱغۡلُظۡ عَلَیۡهِمۡۚ وَمَأۡوَىٰهُمۡ جَهَنَّمُۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِیرُ } Ey Peygamber, kâfirlerle ve münafıklarla savaş. Onlara karşı katı ol. Onların varacakları yer cehennemdir ve orası ne kötü bir yerdir. [Tevbe suresi: 73] Şüphesiz insanlar kendisine karşı sert ve katı olanı dinlemek istemez ve orayı terk eder. Şu halde bazı münafıkların Camiyi-cemaati…
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla Hayatımda yeri etkisi olan güzel insanlarda bahsettiğimde mühtedi Yusuf Marshall abiyi es geçmek olmazdı. Ben Yusuf abiyi İsmailağa’da tanıdım Terzi Ramazan abinin dükkanında. Sene 1995. Yusuf abiyi tanıdığımda 40’lı yaşlarda idi ve Çarşamba İsmailağa’ya yakın oturuyordu. Fransa’da vaktiyle Müslüman olmuş sonra Tunuslu müslüman bir kadınla evlenmiş üç tane çocuğu olmuş gayretli samimi bir Müslümandır Yusuf abi. Fransız Yusuf marşal nasıl müslüman oldu? Henüz 20’li yaşlarında iken atadan anadan devraldığı Hıristiyanlık dinini sorgulamaya başlar. Çünkü üç parçalı ilah inancı aklına yatmaz, içini rahatsız eder. Şöyle anlattı: “Paris kütüphanesine girdim dinleri araştırdığımı söyledim bütün dinler hakkında ne varsa önüme koy dedim. Duyduğunuz bildiğiniz her dinle alakalı bir sürü kitap koydu önüme. Sadece içlerinde bir din yoktu: Gerçek İslam ! Maalesef İslam adına bulduğum okuduğum kitaplar şimdi anlıyorum da ya panteizm (Vahdet-i Vücud’un bozuk şekli) ya da Şiilik üzerine kitaplarmış. Bana “İslam” diye sundukları kitaplar bundan ibaret! O yüzden diyorum Fransa’da acilen Fransızca yazılı gerçek İslamı anlatan kitaplar basmak dağıtmak lazım. İsa bunu yapabilirsiniz” Sonra arap kardeşlerin vesilesiyle Hamdolsun İslam’ın hak din olduğunu anladım ve müslüman oldum. Sonra Müslüman bir hanımla evlenmek istedim. Türklerden de istedim bana kız vermediler sonra Tunuslu eşimi buldum ve evlendik Elhamdülillah bu…
Allah’ın yüce Adıyla.. Nakşibendiye silsilesinin altın halkası İmam Muhammed Masum hazretlerine bir zamanlar bir hâl vaki olmuş kimseyle görüşmek istemez, yalnız İmam Rabbani Hz’ni görmüş, tanımış sohbet etmiş olanlarla görüşmek ister “Bana Hz İmamı görmüş gözleri getirin” dermiş.. İşte o hesap Ramazan abi bizim için o İmam Rabbani Mahmud Efendi Hazretlerini görmüş, onunla teşriki mesai etmiş ona hizmet etmiş ona cübbe şalvar dikmiş bahtiyar ihvanlardan. Bu ihvanlar benim gözümde her biri bir hazine. O hazinelerden neler devşirebilirim neler öğrenirim niyeti üzere onlarla oturup hasbihal etmek isterim.. Bu kabilden Kadim dostumuz Terzi Ramazan Coşar abimizi aradık İstanbul Başakşehirde bir cami gölgesinde bulduk. Terziliği bıraktıktan sonra Medine-i münevvere’ye yerleşti. Rahatsızlamasıyla birlikte Arabistan oturumunu iptal ederek ülkesine döndü. Şimdi zikir tefekkür dua ve tilaveti Kuran ile meşgul.. Altı sene önce sağ tarafına felç inmiş bulunan Ramazan abi İsmailağa’nın en eski şalvar cübbe terzilerinden. Bu bakımdan Hz imamın tecdid hareketinde emeği büyük. Binlerce insanın işgalci düşmanın frenk kıyafetini atıp islam kıyafetini kuşanmasına bizzat sebep oldu “Mahmud efendi hazretlerine de çook şalvar cübbe diktim, hatta iç kıyafet diktim.” diyerek tahdisi nimet eden Ramazan abi bu uğurda ondan çok iltifat ve takdirlerini almış.. Konu Mahmud efendi olunca canlanıyor heyecanlanıyor konuşası geliyor bazen uzaklara dalıyor.. Terzi Ramazan…
Mahmud Efendi Hz Seçim öncesinde neler yaptı? Nakşibendi meşayıhı Şeriatı revaçladırmak gibi en büyük bir derdin sahibi olduklarından her devirde yöneticilerle temas halinde olmuşlar ve Allah’ı seven sayan kişilerin idareci olması için himmet etmişlerdir Bu hususu Nakşibendi silsilesinin 36. Altın halkası Mahmud Efendi Hazretlerinin hayatında da açıkça görülmüştür. 95 seçimlerinde Efendi Hazretleri müslüman kadroların iktidar olması için büyük himmet buyurmuşlar dua ordusuyla yardıma koşmuşlardır Ne tür dua ve zikirler yapıldı Yıl boyu her gece Teheccüd vaktinde 2 rekat “istiane” “Allah’tan yardım taleb” namazı kılıyor tüm ihvana da kılmamızı emir buyurdular. teheccüd namazları tarikat derslerimiz zikirler virdiler yapılır imsak vaktine son 5 dakika kala ilan edilirdi “istiane namazı” denilirdi ve hep beraber ayağa kalkar istiane namazını kılardık Seçime iki ay kala her gece Teheccüd vakti ihvanı ile birlikte 14 secdeler yapılmış ve akabinde Efendi hazretleri sesli dua eder biz amin derdik. Seçime iki hafta kala Mahmud efendi hazretleri bu 14 secdeyi iki katına çıkardı. Birincisi tamam olunca “bir daha yapalım” buyurarak tekrar yapmışızdır. 14 secdeleri yapmanın şekli: Bir Hafız Efendi secde ayetini Okur sonra hep birlikte secdeye gidilir, sonra ikinci ayet okunur hep birlikte secdeye gidilir.. ve böyle devam eder Mahmud Efendi hazretlerinin yaptığı dua içinde aklımda kalanlar “Allah’ım bunların arkasında…
Ölmeyen Diri olan Allah’ın adıyla Bugün itibarıyla Mesut Demir Hocaefendi Adapazarı karasu’da bulunduğu bir esnada kalp krizi geçirerek vefat etmiştir. Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun, geride kalanlarına Allah sabır afiyet ihsan eylesin Mesut Demir hoca kimdir Aslen Manisalı olan Mesut Demir Hocaefendi 1973 doğumlu olup İsmailağa cemaati içinde, Mahmud Efendi Hazretlerinin bir muntesibidir. 1990’lı yıllarda İslami ilimler temel eğitimini cemaatin önde giden hocalarından Muhammed Yelkenci hocanın medresesinde almış ve orada icazetname almıştır. Ayrıca Şehit Bayram Ali hocanın da hususi ilim halkasına iştirak ederek kendini geliştirmiştir. Mesut Demir Hoca Allah’ın dinini yüceltmek için gayret eden mücahit ruhlu bir hoca efendi idi. Sohbetten sohbete koşar il ilçe dolaşarak insanları Allah yoluna çağırırdı. Son zamanlarda bu irşad tebliğ hizmetini sosyal mecralara taşıyarak o alanda da etkili olmuştur. Mesut hoca o tebliğ ve emr-i bil maruf seferlerinde nice insanların hidayetine vesile olmuş nicesinin de medreseye başlayıp ilim yoluna girmesine sebep olmuştur. Zengin ibretlik kıssa yüklü sohbetleri, tatlı ve sakin uslubu ile on binlerin gönlünü fethetmiş olan Mesut Demir hocaefendi medrese faaliyetinden geri durmamıştır. Ben Edirne’de vazife ederken yolu uğramış beni ziyaret etmiştir. O ziyarette kendisinden kapıyla efendi hazretleri ile alakalı önemli nakiller dinlemişimdir. Mesut Demir hoca genç denilecek yaşta ani bir kalp krizi…
Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla BAYRAMIN BAZI EDEPLERİ 1- Gusledip yıkanmak, tertemiz olmak 2- Misvak kullanmak, ağzı temiz tutmak 3- Erkekler güzel koku sürünmek 4- Sabah erken uyanmak 5- İslam’a uygun olan en güzel elbisesini giymek 6- Camiye erkenden gitmek 7- Çocuğunu da namaza ve kurban keseceği yere götürüp, bu ibadetleri görmesini ve öğrenmesini sağlamak 8- Sabah namazını mahalle mescidinde kılmak 9-Ramazan Bayram günü oruça benzetmetmek için namaza çıkmadan evvel tatlı hurma veya şeker yemek 10- Kurban Bayramında yemeği namazdan sonraya bırakmak ve mümkün oldukça yemeğine kurban eti ile başlamak 11- Namaza yürüyerek gitmek 12- Namaza giderken teşrık tekbiri getirmek (Tekbirler, Ramazan bayramında sessiz, Kurban Bayramında ise sesli bir şekilde getirilir) 13- Bayram namazına giderken yolu uzatmak, dönüşte en kısa yoldan eve dönmek. 14- Bayram namazına vakarla gitmek, acele telaş gürültü etmemek 15- Yol boyunca karşılaştığı müminlere tebessümle musâfaha edip bayramlaşmak. 16- Bayram günü evde bulunup ziyaretçi kabul etmek, ziyaretlere gitmek.. tatili eğlenceyi tercih etmemek 17- Kurban kestiyse etinden fakirlere komşulara pay vermek 18- Teşrık tekbirlerini unutmamak. (Tekbirler, arefe günü sabah namazıyla başlayıp, bayramın son günü ikindi namazı dahil olmak üzere 23 vakitte farz namazların hemen peşinden getirilir) 19- Allahımızın bayram nimetine şükrü izhar için sevinçli ve ferahlı olmak. Ev…
Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla Ramadzan Ayı yenilenme ayı. Sanki Hz Allah mümin kullarını yıllık bakım muayeneye alıyor ve herşeylerini yeniliyor. Neler mi yenileniyor? Allah’a İman, Allah’a teslimiyet, takva, ibadet namaz oruç irade sabır infak dayanışma merhamet gece ibadeti Kuran tilaveti zikir dua nefsle mücadele tefekkür.. Allah’a İman ve teslimiyet Ramazan ayında müminler Allah için oruç tutarlar. Yemek içmek cinsellik gibi en temel ihtiyaçlarını gün boyu öteler, kendileri tutarlar. Bu ancak Allah’a olan iman ile yapılabilir. kimsenin görmediği yerde beni Allah görüyor gözetiyor inancıyla yapılabilir. Bu da elbette gün boyu Allah’a olan iman ve teslimiyet duygularını artırır Takva Allah korkusuyla Allah’a itaat etmek ve Allah’ın yasaklarından kaçınmak, böylece Allah’ın azabından sakınmak demek olan takva duygusu ramazanda zirve yapar. Çünkü başka zamanlarda helal olan birliktelik, su ekmek gibi gıdalardan bile el çekmesini bilen, öğrenen kul haramdan el çekmeyi hayli hayli öğrenir ve takva duygusunu geliştirir İbadet, namaz oruç Ramazan’da gün boyu tutulan oruç gece kılınan 20 rekat Teravih namazı sahurda kılınan Teheccüd namazı kulun ibadet azmini amele olan gayretini geliştirir, ibadeti kalıcı hale getirir Ramadan yenilenme ayı, sıfırdan başlama, kötü alışkanlıklardan kurtulup güzel hasletler edinme ayı. “Ramadan nasıl geçerse sene öyle geçer” hadis-i şerif’i gösteriyor ki sene Ramadan’a bağlıdır, Ramadan…
Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla Rabbani Demirhan Efendi.. Allah rahmet eylesin. Salihlerin anıldığı meclise rahmet nazil olur. Bu yazıyı bir vefa kadirşinaslık icabı kaleme alıyorum. Rabbani efendi hakkında nette hiç bir malumatın olmayışı beni yazmaya daha çok sevk etti.. الا ان اولياء الله لا خوف عليهم ولا هم يحزنون İzmit’te bulunduğum (2000-2001) yıllar içinde tanıdığım istifade ettiğim sevdiğim salih insanlardan biriydi Rabbanî Efendi. Allah makamını âli eylesin Cemali ba-kemâl’ini seyrettirsin. amin Şeyh Rabbanî Demirhan kimdir? 1928 Kocaeli doğumlu olan Şeyh Rabbanî efendi, Şeyh Şemsettin Efendi (sol alttaki) nin halifesi olan Şeyh Eyüp Sabri Kalyoncuoğlu’nun (sağ alttaki) izmit halifesi bir Nakşibendi şeyhi idi. Rabbani efendi Türkiye’de cihad gayeli siyasî hareketin öncüsü Merhum Necmettin Erbakan’ın ilk partisi Milli Nizam’ın ve akabinde Milli Selamet in kurucuları arasında bulunmuştur. Şeyh deyince öyle bildiğiniz bütün siretleri unutun. Onun ne etrafında hizmet için dolanan adamları ne de arkasında el bağlayan muridleri vardı. o yalnız bir şeyh idi adeta. Gayet mütevazı işinde gücünde günlük hayatın bir parçası idi. Rabbanî Efendi Seka kağıt fabrikasında bir ömür çalışmış oradan emekli olmuş Emekli olduktan sonra asıl rağbet ettiği sanata marangozluğa yönelmiş ahşap ustası bir marangoz idi aynı zamanda. Belki bu yüzden çevre halkı onun kıymetini takdir edememiş onu sıradan…
Sual: Namaz kılmayan ve ancak bir endişe de duymayı kendini Allah’ın affı mağfireti ile kandıran kişiye ne söylersiniz? Cevap Allah’ın yüce Adıyla.. Bu gibi arkadaşlarımız umut patlaması yaşıyorlar. Bu duygu şeytandandır. Şeytanın sağdan yanaşmasıdır. Yüce Allah bunlar için “Şeytan sizi Allah ile aldatmasın” buyurur. Fâtır: 6 Bu açıdan şeytandan gelen aşırı güven ve emniyet hissi kişiye fayda vermez. çünkü “Bir kulun kalbinde korku ve umut birlikte bulunursa Allah bu kişiyi korktuğundan emin kılar, umduğuna nail eder. [Tirmizi] Ancak bunlardan birisi kalpte bulunmazsa diğeri tek başına fayda etmiyor.. tek kanatlı kuş gibi. Yalnızca korkan, hiç umut beslemeyenler korktuğu şey başına gelecek. Çünkü “İbrahim dedi ki: “Rabbimin rahmetinden, sapıklardan başka kim ümit keser?” 16:56 Yalnız umut bağlayıp hiç korkmayanlar ise hayal kırıklığına uğrayacak. Çünkü “Allah’ın tuzağından (kurtulacaklarına) emin mi oldular? Ziyana uğrayan topluluktan başkası, Allah’ın tuzağından emin olmaz.” Araf 99 Bu ayette hiç korkmayıp tam bir emniyet duygusu içinde hareket edenlerin ziyana uğrayacağı haber verilmiştir. Şu halde bu gibi arkadaşları dengelemek için bunların rahatını kaçıracak azap ve uyarı dolu ayetleri bunlara vaaz etmek lazım “Müminler Cennetten cehennemliklerle görüşecekler ve onlara soracaklar “sizi cehennemin sakar çukuruna düşüren Ne oldu ?” onlar diyecekler: Çünkü biz namaz kılanlardan değildik..” Muddessir: 40-43 “Onlardan sonra, namazı zayi…
Allah’ın yüce Adıyla.. 6 ocak 2023 Depremin meydana geldiği içtimai ahval itibariyle; Çalkantılı ekonomi içinde bir tür fırsatçılık baş göstermiş, fiyatlar tavan yapmış, ev sahibi kiracıyı faha fazla sağma, zengin daha çok mal biriktirme derdine düşmüş, mültecilere karşı nefret tırmanmış, merhamet yardımlaşma hissiyatı adeta kalpleri terk etmiş idi.. ve gaddarlık gadri getirdi Ve Deprem.. Topyekûn milletimizi bizleri yakamızdan tutup silkeledi. öyle bir sarstı ki bizi kendimize getirdi. Bencillik uykusundan uyanıp herkes bir başkasına el uzatmaya durdu. merhamet yardımlaşma duygularımız yeniden canlandı. Otelini evini işyerini depremzedelere meccanen açanlar, sıfır yaptığı binalarına depremzede yerleştirenler. geleceğe yaptığı yatırımları hiç düşünmeden afet bölgesine gönderenler, elindeki üç kuruşunu bütün varını veren fakirler, komşu İslam ülkelerinden gelen külliyetli yardımlar.. Hep bu tazelenen merhametin tecellileri “Siz yerdekilere acıyın ki semadaki (melek)ler de size acısın” hakikatince bu millet büyük bir merhameti inşaallah haketti O devasa sarsıntılar sadece merhamet ve yardımlaşma duygularımızı canlandırmadı. Ansızın ölüm gerçeğini; ahireti gözümüzün önüne getirdi. Allah’a iman ve teslimiyeti, acziyetimizi; kul olduğmuzu, Allah’a tevekkülü, sabrı, metaneti, birlik olmayı yeniden öğretti. Deprem bizlerle tedbir almayı, duyarlı ve sorumlu hareket etmeyi yeniden hatırlattı. Hasılı deprem “Artık ey müminler Allah’a toptan tevbe edin ki kurtulabilesiniz” Nur:31 ayeti ile zorunlu amel ettirerek “bir musibet yaşattı ama bin…
Allah’ın yüce Adıyla.. Soru: Allahın isimleri kullara isim olur mu? Verildi ise bizim o isimle hitap etmemizde vebal var mıdır? Cevap: Adamın adı eğer Aziz, Kerim gibi Allahın 99 isiminden bir isim ise, o isimle ona hitap etmekte bir beis yok. Ancak bunun adı Abdulaziz Abdulkerim gibi öncesinde Abd.. olması daha evla, Allaha daha sevimli olurdu. Çünkü “Allah’a en sevimli isimler Abdullah Abdurrahman gibi kendisine kulluk bildiren isimlerdir” hadisi şerif Ancak başında Abd.. (…Kulu) olmadan da bu isimleri vermek caiz. Çünkü Allah Rasulü sas, konmasını yasak ettiği isimler içinde Allah’ın 99 ismi yoktur. Evet adı aziz olan bir çocuğun babasına “çocuğun adını aziz koyma Abdurrahman koy” demiştir. Ancak bu hayrı tavsiye niteliğinde bir emir. Kesin yasak değil Nitekim Sahabe ve Tabiin’den nice zatların isimleri 99 isim içinde mevcut ve başında “Abd..” olmadan Mesela : Ali, Selam, Nafi, Rafi, Hakem.. aklıma ilk gelenler Meselenin tahkiki şudur: Her biri Allah’ın yüksek hüner ve kemalatina delalet bu isimler Allah’a itlak edildiğinde manası genişler ve zirve noktadan bir anlam ifade eder. Mesela Kâdir adını Allah’a söylediğimizde manası “her şeye gücü yeten” olur. Aynı isimleri kullara itlak ettiğimizde ise isim anlam daralması geçirir ve örneğin Kadir, komşunun oğluna söylendiğinde “sen bu işi yapabilirsin, elinden gelir”…
Allah’ın yüce Adıyla. Çoban Vaktiyle bir alim şehrin gürültüsünden sıyrılıp bir süre başını dinlemek, inzivaya çekilip tefekkür etmek istemiş. Bunun için dağda bir kulübeye girmiş. Tam rahata erdim tefekkür için fırsatı buldum derken.. bakmış ki bir çoban sabah erkenden geliyor oralarda sürü otlatıyor elinde bir kaval akşama kadar kaval çalıyormuş. Alimin canı sıkılmış. Şehrin gürültüsünden kurtulduk derken bunun kavalına tutulduk demiş ve çıkmış kulübeden çobanla konuşmak istemiş “çoban kardeş Ne kadar güzel çalıyorsun ne kadar içli çalıyorsun Ben senin bu kavalından çok etkilendim O yüzden sana her sabah bir hediye vermek istiyorum sabah olunca şu taşın üzerinden Şu 1 lirayı alırsın olur mu” demiş. Çoban fakir memnuniyetle kabul etmiş ve daha bir şevkle çalmaya başlamış. Çalıyor çalıyor sabah olunca taşın üzerinde o 1 lirayı alıyormuş. Bir sabah bakmış para yok ! Belki unuttu diye düşünmüş yine çalmış. Ertesi gün bakmış yine para yok! Çoban alime kızmış “para yoksa ben de yokum” demiş ve kaval çalmayı bırakmış. Kıssa bu. Hal-i pür meali bu kıssadaki çoban gibi olan nice hizmet erleri var. O yüzden hocalarımız bu kıssayı anlatır, talebelere nasihat ederlerdi “Siz de buradaki çoban gibi olmayın. Buraya Allah için geldiniz sonra dünyacı olmayın. Bulamayınca küsüp gitmeyin” derlerdi. Ancak bu iş bu…
Tarihin her devrinde olduğundan çok daha fazla şimdilerde sahte tarikat şeyhleri türemiştir. bunlardan biri de masum Bayraktar adlı şahıstır. Fatih medreseleri adlı yapılanma da buna aittir
Allahın yüce Adıyla Peki bu işin evveliyatı ne? Kadir İstekli (damat), Hatice Kübra Gümüşel’in babası Yusuf Ziya Hoca’nın talebesi olup, ailenin de zaman zaman işleri ile meşgul olan bir kişidir. Ailenin 4 çocuğundan en büyüğü olan Muhammed Sıddık da hafızlık hocasıdır. Bununla beraber diğer çocuklara Kuran-ı Kerim eğitimlerini vermiştir. Çocukların aralarında ortalama 3 yaş farkı vardır. Abi hafızlığında has yaparken evden kaçan büyük kız Kuran-ı Kerim okumakta ve abisi ile beraber evlerinin karşısında bulunan İstekli’nin başka talebeleri ile beraber kaldıkları dairede eğitim görmektedir. Kaçan kızımız daha sonra Sakarya’da bulunan bir kız kursuna gider ve hafızlığını orda yapar. Yaşı 14 bitirip 15 girmek üzere iken İstekli, çocukluğundan tanıdığı hocasının kızını (kızın da isteği ve ailelerin rızası ile) ister ve topluma açık daviyetiyeleri bastırılarak önce nişan sonra düğün merasimleri yapılır. Burada göz ardı edilmemesi gereken önemli bir detay, 28 Şubat dönemine denk gelen o yıllarda müslüman aileler, çocukları doğduğunda bir yolunu bulup küçük yazdırmaya gayret derlerdi. Zira o günlerde okul meselesi başlamadan çocuklarının hafızlıklarını bitirmesinin başka bir yolu da yoktur. Bundan dolayı kızlarını nüfusta bir yolunu bulup küçük yazdırırlar. Aynı durum diğer kardeşlerde de vardır. Dolayısıyla okul başlamadan hafızlığını bitirsin diye küçük yazdırılan kızımız aslında 14 bitirip 15’e giren değil, 16’yı bitirip…
Allah’ın yüce Adıyla • “İbadeti” namazı orucu cihadı yalnız Allah için yaparlar. Ve icabında polisi itfaiyeyi veya dostlarını yardıma çağırsalar da yardımı yalnız Allah’tan bilirler. Fatiha: 4 • Bir haksızlığa uğrayınca yardımlaşırlar, birbirlerinden yardım isterler. Şura: 39 • Onlar Allah’a yakınlaşmak için vesile edinirler sebeplerle sarılırlar. Maide 35 • Onlar Allah yolunda katledilmiş, ila-i kelimetullah uğruna can-feda etmiş uluların ölü olmadığına, bilmediğimiz bir hayatta diri olduklarına iman ederler. Bakara 154, Ali İmran 169 • Onlar Kafirler gibi olmazlar, diri kafirin ölüden umut kestiği gibi ölmüşlerden umut kesmezler. Dua bereket ve şefaatlerini umarlar. Saff: 13 • Bilgilerinin olmadığı bazı hususlarda zikir (ilim) ehline müracaat etmekten ar etmezler. Nahl 44 • İslam dininden ayrılmazlar başka dinler izimler felsefeler peşinde koşmazlar. Rum 32 • İslam’ın ana esasları üzerinde birleştikten sonra Allah’a giden sayısız yolların, mezhep ve meşreplerin olduğunu bilir müminleri “kâfir müşrik!” diye suçlamazlar. Ankebut 69 • Müşrikler gibi yapmazlar; müminler hakkında “bunlar kâfirlerden de sapık!” demezler. Nisa 51 • Allah’ın, kullarından dilediğini kendine “hkalil” dost seçeceğini bilir Allah dostlarını inkar etmezler. Nisa:125 • Allah’ı dost/veli edinmek müminleri dost veli edinmeye mani olmadığını bilirler. Bakara 257, Tevbe 71 • Allah’a yönelmiş bir mürşidin tarikatınan (yolundan) gitmeyi Allah’ın emri ve rızası bilirler. Lokman 15…
Ölmeyen Diri Allah’ın Adıyla.. Hafz-ı Kurra Ali Şahin hoca efendi bugün 59 yaşında, geçirdiği kalp krizi sonucu vefat etmiştir. Allah rahmet eylesin, makamını Cennet, derecesini âlî eylesin. Ali Şahin Hoca kimdir? Ali Şahin hoca 1963 yılında Trabzon Çaykara Baltacılı Köyünde 7 kardeşin en küçüğü olarak dünyaya geldi. Babası reçber idi. Devrin hükümeti tarafından Kuran eğitimi yapmanın yasak edildiği yıllarda büyüdü. Dindar bir aileden gelen Ali Hocanın dedesi Süleyman efendi Hafız nesil yetiştirmeye çok istekliydi, Onun bu Kur’an aşkı bereketine Ali Şahin diğer kardeşleri gibi hafız oldu. Sonra Çaykara Müftüsü Yusuf Efendi’den Arapça, Fıkıh ve Tefsir gibi İslâmî ilimleri tahsil etti. O yıllarda devrin büyük Kuran Muallimi Mehmet Rüştü Aşıkkutlu hoca efendi ile mülakat etti, onun sohbetinden feyz aldı ve onun gibi Kıraat ilimine yönelmeye dair istikamet aldı. Ali Şahin hoca büyük Kur’an üstadı Abdurrahman Gürses hoca efendinin ders halkasına oturdu. Kıraat ilmini ondan ahz ederek İlmi kıraatten icazetname aldı. Diyarbakırin bir köyünde ilk resmi göreve başlayan Ali Şahin bir süre Kur’an kursu hocalığı yaptıktan sonra İstanbul Haseki eğitim merkezine gelerek Abdurrahman Gürses hocadan kıraat ilmi aldı Beyoğlu Konak Camii, Mihrimah Sultan camii ve Hırka-i Şerif camii gibi Muhtelif camilerde imam hatiplik yapan Ali Şahin hoca bu camilerde Kıraat ilmine…
Allah’ın yüce Adıyla Kötünün içindeki iyi, veya zarardaki kâr. Yüce Allah’ın adaleti, lütfu keremi bizleri zarar içinde kâr ettirmesidir. o yüzden mümin asla zarar etmez. Mesela bir zarar söyle: Ahir zamanda dünyaya gelmiş olmak. İyi ya ! “Bu zaman âbidinin âli şânı” Bu zamanda biraz salah Allah nezdinde çok makbul. “Bu zamanda ilim bize kolay edildi. Eskiden 20 yılda alınan 2 senede veriliyor” Hasta mı oldun ? sağlığında yaptığın amelin aynen yapmış gibi yazılıyor, yattığın yerden. hasta halinle amel etsen, yüz katı yazılıyor. Rasulullahı görmedin mi ? “Görmediği halde bana iman etmiş olan kat kat müjde olsun” Ortalığı fesat mı kapladı fitne bidat her yere mi yayıldı ? Sünnete sarıl 100 şehit sevabı kazan devam edecek inşaAllah
Günlük (Sabah akşam) okuduğumuz korunma duaları şöyledir: • Her namaz akabinde okunan Ayet-el Kürsi oku. Altmış faydası var. • Sabah akşam 3 ihlas, Felak ve Nas sureleri oku. • Sabah Akşam 3’er kere oku بسمِ اللهِ الذي لا يضرُّ مع اسمِه شيءٌ في الأرضِ ولا في السماءِ وهو السميعُ العليم Bismillahi llezi la yedurru me’asmihî şeyün fil ardı ve la fissemâ. ve huve essemî el alîm “ Fazileti: Kim bunu sabah 3 kere okursa akşama değin ani bir musibet ona isabet etmez. akşam okursa sabaha kadar aynısı (Nesai, Ebu Davud, Ahmed) • Sabah akşam 7’şer defa oku حسبيَ اللهُ لا إلهَ إلّا هو، عليه توكَّلْتُ وهو ربُّ العرشِ العظيمِ، سَبْعَ مرّاتٍ. Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ hu. aleyhi tevekkeltü vehuve rabbul arşil azim Fazileti: Bunu sabah 7 kere okuyana Allah her muhim işine kâfi gelir. akşam okursa sabaha kadar aynısı. (Ebu Davud) Derleyen isa Erdoğan
Allah’ın yüce Adıyla.. Mahmud efendi hazretleri bir vaazında Allah’ın emrini okur “Hırsızlık yapan erkeğin kadının kesin ellerini.. [5:38]” Bütün cemaat huşu içinde vaazı dinler ancak arada başka niyette olanlar da vardır. Onlardan biri o gün içindeki inkarı daha fazla gizleyemez “bu zamanda el kesme olmaz böyle barbarlık olmaz!” diye bağırır. Efendi Hazretleri bu cahilden i’raz eder, cevap vermez konuya devam eder.. Ancak bunun cevabını ilahî takdir verecektir. O gece bunun arabası kapı önünden çalınır. Araba sahibi olmanın lüks ve zenginlik sayıldığı yıllar.. Bu deliye döner sağa sola saldırmak ister, ancak çaresiz. Vaazda yaptığı terbiyesizliğe şahit olan komşusu buna sorar “hırsızı bulsan ne yaparsın ? “kafasını koparırım onun.” Müslüman o anda lafı gediğine koyar: Şeriat adamın kafasını değil bak sadece elini kesiyor.. Kesiyor ki bir daha başkasının canını yakmasın. Diğer hırsızlar da korksun, hiç yeltenmesinler.” Sonra gelip durumu Efendi Hazretlerine anlatır da Şeyh efendi bunu da vaazlarında ibret olması için söylerdi. Bu vesileyle bizzat benim çevremde yaşanmış birkaç araba hırsızlığı hikayelerini aktaracağım.. Ta ki Allah’ın hükmü ne kadar yerinde herkes anlasın 1. Vaka, Gariban hocanın Kliyo’su Allah yoluna gönüllü hizmet eden bir hoca kardeşim dişinden tırnağından artırdığı, yetmemiş büyük bir borcun altına girip aldığı aldığı Clio marka bir arabası vardır, onunla…
Allah’ın yüce Adıyla.. 2011 yılında yine Mahmud Efendi Hazretlerinin umreye gideceği haberi etrafı sardı. Bütün İhvanı tatlı bir heyecan bir telaş sardı. özellikle 2005 umresine gelemeyenler.. o vakit Beyoğlu çıksalın Mahallesi’nde Hz Ali camisi’nde fahri olarak müezzin, ve bir dernekte de yine Hoca olarak görevliyim ve ayrıca medrese açmışım 15 tane talebem var Arapça İslami ilimler okutuyorum. Maaşımı dernekten alıyorum aylık 1000 lira bunun 400 lirası oturduğum cami lojmanında kiraya kesiliyor, elime giren 600 lira. 3 tane çocuğum var.. Yani bu parayla umre’ye gitmem imkansız. Dolayısıyla en uygun en ucuz umre’ye gitme çarelerini arıyorum. Duyduk ki bazı hocalar karayoluyla umreye götüreceklermiş. Bunlardan birisi Ali Kara Hoca (Allah rahmet eylesin) kendisini çok severim hukukumuz vardır. o vakit kaç liraya götürdüklerini şimdi nedense hatırlamıyorum belki kayıtlarıma bakmam lazım. ancak uçakla gitmekten çok daha uygun olduğu kesin. ve karayoluyla, ayağın yere basa basa o kutsal yolculuğa gitmek evet sıkıntılı olmakla birlikte ayrı bir feyz. Bunu tatmak istiyordum ve belki o yolu öğrenip ileride kendi imkanlarımla gitmeyi/götürmeyi hedefliyordum. Bu sebeple mutlaka kara yoluyla gitmeliyim dedim. Ali Kara hocaya yani onun Zeytinburnundaki derneğine müracaat ettik. 15 kişilik sayı verdim bilirsiniz 15 kişi toplayanlara bir kişilik ücretsiz gidiş hakkı oluyor. Benim ekibim içerisinde 18 yaşını tutmayan…