Fransız Müslüman Yusuf Marchall

17 Haziran 2023

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

Hayatımda yeri etkisi olan güzel insanlarda bahsettiğimde mühtedi Yusuf Marshall abiyi es geçmek olmazdı. Ben Yusuf abiyi İsmailağa’da tanıdım Terzi Ramazan abinin dükkanında. Sene 1995. Yusuf abiyi tanıdığımda 40’lı yaşlarda idi ve Çarşamba İsmailağa’ya yakın oturuyordu. Fransa’da vaktiyle Müslüman olmuş sonra Tunuslu müslüman bir kadınla evlenmiş üç tane çocuğu olmuş gayretli samimi bir Müslümandır Yusuf abi.

Fransız Yusuf marşal nasıl müslüman oldu? 

Henüz 20’li yaşlarında iken atadan anadan devraldığı Hıristiyanlık dinini sorgulamaya başlar. Çünkü üç parçalı ilah inancı aklına yatmaz, içini rahatsız eder. Şöyle anlattı:

Paris kütüphanesine girdim dinleri araştırdığımı söyledim bütün dinler hakkında ne varsa önüme koy dedim. Duyduğunuz bildiğiniz her dinle alakalı bir sürü kitap koydu önüme. Sadece içlerinde bir din yoktu: Gerçek İslam ! 

Maalesef İslam adına bulduğum okuduğum kitaplar şimdi anlıyorum da ya panteizm (Vahdet-i Vücud’un bozuk şekli) ya da Şiilik üzerine kitaplarmış. Bana “İslam” diye sundukları kitaplar bundan ibaret! O yüzden diyorum Fransa’da acilen Fransızca yazılı gerçek İslamı anlatan kitaplar basmak dağıtmak lazım. İsa bunu yapabilirsiniz”

Sonra arap kardeşlerin vesilesiyle Hamdolsun İslam’ın hak din olduğunu anladım ve müslüman oldum. Sonra Müslüman bir hanımla evlenmek istedim. Türklerden de istedim bana kız vermediler sonra Tunuslu eşimi buldum ve evlendik Elhamdülillah bu günlere geldik Allah bana 3 tane evlat nasip etti.

Sonra bu çocuklarımı islami terbiye üzere müslüman çevre içinde yetiştirme derdi beni bürüdü.. Paris’te büyürlerse oranın çevre etkisiyle bozulmalarından çok korkuyordum.. Düşünürken aklıma İstanbul’a gitmek geldi. Tanıdığım bir Türk arkadaşa söyledim o da bu yaz memlekete gideceğini söyledi istersen sen de gel dedi.. Uçak biletlerini aldık cumartesi gecesi uçağa bindik pazar sabahı hava henüz aydınlanmadan İstanbul’a inmiş olduk. Sonra arkadaş seni bir camiye götüreceğim dedi ve Yavuz Selim camiine gelmişiz ben şöyle etrafıma bir baktım gözlerime inanamadım herkes sarıklı sakallı cübbeli herkes çok nurlu huşulu.. Meğer Mahmud efendi hocamızın pazar sohbeti varmış onun için toplanmışlar.. O manzarayı görünce ben kararımı verdim “bir an evvel evimi ailemi toplayıp buraya taşınacağım..”

Fransa’ya döndüğümde özellikle de Türkler yapma gitme işyerini kapatma değmez pişman olursun gibi laflar ettiler ama ben kararımı vermiştim. Onlar nasıl bir kaynak (maneviyat) bulduğumu bilmiyorlardı gideceğim yeri kendi memleketleri gibi zannediyorlardı. Bu arada İstanbul’dan ayrılamadan ben de bu kıyafetten istiyorum dedim ve arkadaş beni terziye götürdü. İşte Terzi Ramazan ustayla da öyle tanışmış oldum..”

Yusuf Marşal abinin bahsettiği o arkadaşını da gördüm bir izine geldiğinde Yusuf Abiyi ziyarete gelmişti o anlattı “bunun gözü kara dedi. Pariste bunun bir mobilya imalat atölyesi vardı ki o biçim. çok güzel para kazanıyordu” Sonra Yusuf abi bir defasında evinde bana kataloğunu gösterdi ultra lüks sekment mobilya koltuk takımları.. bir takım bir araba değerinde.. “şu takımı Ankaraya yaptım başbakanlık dairesinden sipariş ettiler” diye gösteriyordu.

Hasılı kıymetli okuyucu, insanların Allah için yaptığı fedakarlığa bakar mısınız ! İslam’ı daha iyi yaşamak için yapılan hicret, terk edilen mal mülkler.. mali imkanlar.. Herkese ibret olması vesilesiyle.

Yusuf Marşal abi her hakiki mümin gibi gayet cömert eli açık biridir. Medreseden bir arkadaşım beş parasız olduğu için tatil zamanı memleketine gidemiyor medrese köşelerinde idame-i hayat ediyordu. Ne kadar lazım diye sordum 300 bin dedi. Hemen Yusuf abiye gittim kapısını çaldım o mollanın durumunu haber verdim eve girdi bir zarf uzattı içinde 300 bin lira vardı.. Kendi durumu nasıldı yeterli parası var mıydı bilmiyorum. O zaman bunları düşünememiştim. Ama mollanın işini tek başına çözmüştü. Allah razı olsun 

Yusuf marşal abi Fransan’dan Mitsubişi minibusle gelmişti. Medresede yatılı okuyoruz garibiz.. bize ne zaman lazım olsa istiyordum o da ikiletmiyordu hemen veriyordu. Bir kere bütün sınıf o minibüsle şileye denize gittik Hakan hoca sürmüştü. Bazen de alırdım öyle keyfine çukurbostanda talebe arkadaşlar araç kullanmayı öğreniyorduk. ilk defa bir direksiyon başına geçip adam akıllı sürdüğüm araba o minibüs oldu. Ehliyeti olan arkadaşımız (A.Benli) tarif ediyor biz sürüyorduk. Çukurbostan o zamanlar boştu acemilerin şoförlük eğitim sahasıydı bir nevi. Bir defasında bir metrelik zemin farkından aşağı düşüyordum acemilik işte. ani bir dönüş yaptım arka teker boşluktan aşağı düşmüştü. Ss kalsın minibüs devriliyordu. Ben çok korktum. Bir daha da almadım ’emanetin canı tez çıkar’ derler bizde.

Yusuf Abinin çocukları

Yusuf marşal abinin üç tane erkek çocuğu vardı birinin adı Selahattin. Diğerlerini hatırlamıyorum. En büyük oğlu 6 yaşındaydı. Ona Kur’an öğretmeye çalıştım R harfini söyletemedim. Gayn gibi çıkarıyordu. Sonra çocuklarını Mahmud Efendi Hazretlerinin isteği ve nasihatı üzere okula değil medreseye gönderdi. Hafız yetiştirdi.. Bir ara sordum okula mı verdin diye A.türkün okullarına verir miyim.. sonra paganist mi olsunlar. Ben mumin olsunlar diye Fransa’dan kaçırdım” demişti.. helal olsun mübarek adam

Yusuf abinin geçim problemi

Arapça öğretim cd si, azim dağıtım

Yusuf abiden öğrendiğim garip şeyler

Sarıklı İngiliz askerleri

…dvm eder inşallah 

İsa Erdoğan

Bir yorum

  • Yusuf Faruk Tunç 19 Ocak 2024, 17:30

    Selamun aleyküm hocam. Web sitenize bugün rastladım. Maşallah çok güzel bir çalışmada bulunmuşsunuz. İsmailağa’yı, oradaki hocalarımızı, amcalarımızı tanıtan metinleriniz pek güzel. Yazıdan yazıya atlıyorum. Allah razı olsun. Cumanız mübarek olsun. Dua ederseniz çok mutlu edersiniz.

Bir Yorum Yazın