Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla
Rabbani Demirhan Efendi.. Allah rahmet eylesin. Salihlerin anıldığı meclise rahmet nazil olur. Bu yazıyı bir vefa kadirşinaslık icabı kaleme alıyorum. Rabbani efendi hakkında nette hiç bir malumatın olmayışı beni yazmaya daha çok sevk etti..
الا ان اولياء الله لا خوف عليهم ولا هم يحزنون
İzmit’te bulunduğum (2000-2001) yıllar içinde tanıdığım istifade ettiğim sevdiğim salih insanlardan biriydi Rabbanî Efendi. Allah makamını âli eylesin Cemali ba-kemâl’ini seyrettirsin. amin

Şeyh Rabbani Demirhan Efendi
Şeyh Rabbanî Demirhan kimdir?
1928 Kocaeli doğumlu olan Şeyh Rabbanî efendi, Şeyh Şemsettin Efendi (sol alttaki) nin halifesi olan Şeyh Eyüp Sabri Kalyoncuoğlu’nun (sağ alttaki) izmit halifesi bir Nakşibendi şeyhi idi. Rabbani efendi Türkiye’de cihad gayeli siyasî hareketin öncüsü Merhum Necmettin Erbakan’ın ilk partisi Milli Nizam’ın ve akabinde Milli Selamet in kurucuları arasında bulunmuştur.
Şeyh deyince öyle bildiğiniz bütün siretleri unutun. Onun ne etrafında hizmet için dolanan adamları ne de arkasında el bağlayan muridleri vardı. o yalnız bir şeyh idi adeta. Gayet mütevazı işinde gücünde günlük hayatın bir parçası idi.
Rabbanî Efendi Seka kağıt fabrikasında bir ömür çalışmış oradan emekli olmuş Emekli olduktan sonra asıl rağbet ettiği sanata marangozluğa yönelmiş ahşap ustası bir marangoz idi aynı zamanda. Belki bu yüzden çevre halkı onun kıymetini takdir edememiş onu sıradan bir hacı amca olarak görmüşlerdi.
Ancak Rabbanî efendi kendi mahallesinde, o muhitte esaslı bir tarikat şeyhi idi. Prensip ve istikamet sahibi idi. Bir tutam gür sünnet sakalı, sarığı cübbesi şalvarı ile nice kelli felli Şeyh bilinenleri cebinden çıkaracak bir zat idi.
Rabbani efendi İzmit’in Mehmet Ali Paşa Mahallesi’nde ikamet eder Mehmet Ali Paşa camiine devam ederdi.. Ön safta imamın hemen arkasındaki o en faziletli mekânda görürdünüz daima Rabbani efendiyi. Orayı kimseye kaptırmaz beş vakit herkesten önce camiye gelir ön safta yerini alırdı. Bu bile onun istikamet ehli muhterem bir zat olduğunu anlamak için yeter aslında.. Dünyada en büyük iş beş vakit namazı camide imamla birlikte kılmaktır. Buna ancak hâkiki müminler devam ve istikamet edebilir zira..
Rabbani efendi marangoz hanesinde çalışırken bir gözü hep saatte olurdu.. tam yarım saat kalınca ezana işi gücü bırakır hemen namaz için hazırlık yapardı. O anda işin önemi, müşterinin önemi yoktu onun için.. Müsade ister abdeste giderdi, müşteri de yoluna..
Rabbanî Efendi ile tanışmamı sağlayan kişi İzmit’te Boyacı Hüseyin abi olmuştur. Onun hakkında bir çok bilgiyi de bundan aldım. Tanışma şöyle oldu: 2000 yılında Hüseyin abi İsmailağa’dan iki hoca talep eder Mehmet Ali Paşa camiinde yaz Kur’an kursu okutmak için. Hocalarımız Kürt Hasan ile beni uygun gördüler. Biri orada kalıcı olarak vazife yapacakmış. Kürt Hasan’ın askerliği vardı o askere gitti ben kaldım.
Otobüse atladık gittik. Mehmet Ali Paşa camiinin duvarları depremde yıkılmış, ve henüz yapılmamış inşaat öylece her yer toz toprak içinde.. İşte Rabbanî efendi ile orada tanıştık. Caminin daimi cemaati idi. Emekli bir imam namazları kıldırıyor ancak Sabah namazına gelmiyordu sabahı da ben kıldırıyordum. Cuma namazlarını ise ilahiyat mezunu bir vatandaş kıldırıyor hutbeleri irticalen okuyordu. 5 ay dinlediğim hutbe ve vaazlarından gönlümde ne kaldı diye sorsanız sadece bir hiç!
Şunu anlamış bulunuyorum ki bir derdi bir davası olmayan insanlar da konuşabilir kürsü ve minberleri işgal edip vakitleri doldurabilirler.. ancak topluma bir şey veremezler.
Rabbanî efendi ise duruşu huşusu ile hal ehli olduğu her halinden belliydi. Onun anlattığı herşey verdiği her nasihat hala zihnimde taze ve canlı. Aradan geçen 21 seneye rağmen. işte bu tarikat’ın feyzi.. Ehlullah’ın bereketi..
Rabbani Efendi ile hasbihal
Rabbani Efendi’nin marangozluk dükkanı camiye 200 metre yakın idi. İşim oldukça, bazen de hasbihal etmek için yanına giderdim. o hem çalışır hem konuşurdu. Elektrikli cezvesi vardı onunla kuşburnu çayı yapar ikram ederdi. Bekardım evlenmek gündemimdeydi. O bunu fark etmiş bir nasihat vermişti “eğer takva isen güzel arama. değilsen ara” İlginç geldi çünkü biz kürsülerden hep “sen dindar olanı tercih et yoksa sürünürsün tarzında vaazlar dinlemiştik hep.
Kitaplık
Evimi dizmeye durmuştum. Bizim tarzımız duvardan duvara minder ve bir kitaplık. Benim hevesim ahşap bir kitaplıktan yanaydı. sunta istemiyordum. Sordum öğrendim ki meğer mobilyacılar ahşap işi yapmak istemezlermiş. çünkü hem zor, işçiliği fazla, hem parası azmış.. Rabbanî amcaya rica ettim o beni kırmadı. Ölçüleri verdim hangi ağaçtan olacak diye sordu. Hiç bilmem. Kavak olursa ucuz ve hafif olur dedi. Diğer şıkları duymadan eledim tamam kavak ağacı olsun dedim. Hem ucuz hem hafif olacaktı, bütçemi zorlamayacak taşıması kolay olacaktı.. Marangoz haneye bir gittiğimde ağaçları planyadan geçiriyordu, bir gittiğimde birleştirmiş işkenceye almış idi.. Daha bunlara zımpara çekilecek sonra macun sonra boya atılacak.. demişti. Dolap haline getirmeden (birleştirmeden) önceki tüm işler suntaya göre fazladan idi. Rabbani amca dostluğun hatırına bunlara katlanmıştı. Bir ara şunu dedi “isa hoca eğer bu ağaçlar bahar aylarında kesildi ise içinde kurt olur, hgüz aylarında kesildi ise olmaz, artık nasibine..” Dolabımdan ağaç kurtu çıkmadı çok şükür, sadece alt kapağın birinde çıktı onu da aradım buldum. akşamları çıtır çıtır yiyordu dolabı yoksa..
iki gün sonra tekrar gittiğimde dolabım tamamdı ancak küçük bir hayal kırıklığına uğradım. Çünkü dolap beyaza boyanmıştı ben ise ahşap rengi bekliyordum boya beklemiyordum. Bunu içimde tuttum belli etmedim. yalnız bir şey daha dikkatimi çekti, raf araları gözüme dar göründü “Buna kitap sığar mı dedim. Oradan orta boy bir kitap aldı denedi sığmadı. Senin verdiğin ölçüye göre 25 cm yaptım rafın yüksekliğini araya ahşabın kalınlığı 2cm girince daralmış dedi. Rabbani amca Usta ben değilim ki ahşabın kalınlığını ben bilmem ki onu sen hesap edecektin dedim. Kitabı yatık koydu, kitaplarını böyle koysan ? dedi. Düşündüm bir ömür yatık kitaplar üstüste.. Olmaz dedim. Ve çaresiz kitaplık yeniden sökülmek üzere orada kaldı. Yine bir sürü işçilik çünkü raflar teker teker yapıştırılmıştı macun çekilmiş boya atılmış.. sökmek demek belki kırmak olacaktı.. Yaşlı adama çifte zahmet olacaktı.. üzüldüm
Mutfak Dolabı
Rabbanî efendi ilerleyen zamanlarda bana bir de mutfak dolabı yaptı, artık evlenmiştim ancak oturduğum dairede mutfak dolabı yoktu. Paksoyların binada kalıyordum, Kursum da oradaydı üst katta. Benden kira almıyorlardı. Maaşsız hocalık yaptığım için yardımcı oluyorlardı Allah razı olsun. Bu defa Rabbani efendi dolabı MDF’den yaptı en sağlam ve ağır malzeme. Fiyatı gayet düşük tuttu, sadece 400 tl* monte ererken de tekrar tembih etti bak İsa hoca bu dost işi oldu sen kiracısın buradan giderken ne olacak bu dolaplar !? “Ben gidersem dolabı da söker alır götürürüm” demiş oldum. Mutfak dolabını söküp götürmek nerede görülmüş ! Ancak Allah beni yalancı çıkarmadı. Ben taşınırken dolapları da söktüm otobüse verdim memlekete anneciğime gönderdim çünkü onun da mutfak dolabı yoktu, eski usul tereklerle idare ediyordu. O dolap Ona çok iyi gelmişti. Rabbani amcanın halis niyeti ta nerelere kadar ulaştı faydaları annemin dahi gönlü olmuştu
Mehmet Ali Paşa Camii
Rabbanî efendi sözünü esirgemez, gördüğü bir yanlışı mutlaka uyarır, ibadetlerde sünnetlerde gördüğü bir eksiği mutlaka tembih ederdi. Bu noktada kimseden çekinmezdi. Bir namaz akabinde bana yanaştı namazda sağa sola meylettiğimi söyledi. “filan hafız vardı namaza durdu mu çivi gibi sabit olurdu” diyerek de örnek sundu.. Yine bir gün cubbemin arkası damla damla çamur olmuş bunu da cemaat içinde sadece Rabbanî amca söyledi bana. müteşekkirim bir ayıbımı düzeltmeme yardımcı oldu.
Mehmet Ali Paşa camisi İzmit’in en canlı en hareketli camisi. Başındaki dernek başkanı İlyas bey İsmailağa Cemaati’ne yakınlığı ile biliniyor. Dolayısıyla Cübbeli Hoca’dan tut İsmailAğa’nın birçok hocalarını yıllar yılı camiye davet etmiş sohbet vaaz ettirmiş. Ve hatta Mahmud Efendi Hazretleri bile O camiye vaaza gelmiş, damadı muhterem Hızır Efendi ks de gelmiş, Hasbi Hoca Efendi de gelmiş, Mehmet Talu hoca gelmiş.. Cübbeli Hoca 9 sene boyunca düzenli gelmiş gitmiş.
Mehmet Talu Hocayla..
Kendisi anlattı “Mehmet Talu Hoca O camiye geldiği bir defasında Rabbani amca görmüş ki Mehmet Talu Hoca’nın paçaları yere değiyor. Sohbet sonrasında ona yaklaşmış “Hoca Efendi paçalarınız yere değiyor bu caiz değil” gibi bir uyarı yapmış. Mehmet Talu Hoca ise “biz bunu kibir için yapmıyoruz” diyerek durumu açıklamış.
Rabbani Efendi yine Mehmet Talu Hoca ile arasındaki bir diyaloğu şöyle anlatmıştı. “Bizim Eyüp Sabri Efendi, Şemsettin Efendi’nin divanını alır çatır çatır okurdu oradaki manaları vaaz eder, cemaate ders verirdi. Aldım o Şemsettin Efendi divanını Mehmet Talu Hoca’ya götürdüm, bir yeri sordum. Baktı baktı “biz bu kitabı okuyamayız.. Hey gidi hey.” Bu olayı anlatır, kendi meşayıhının ilimdeki tefevvukunu ima ederdi.
Yine bir defasında şeyhi ile ilgili şöyle bir kısa anlatmıştı. Mevzu bahis Şeyh bir hocanın arkasında camide namaza duracak olmuş. tam o anda fark etmiş ki hocanın ayağındaki mestlerin dikişleri yandanmış. “Rasulullah’ın mestlerinin dikişi alttan ortadan idi senin dikişlerin yandan. Ben senin arkanda namaza durmam!” demiş ve namaza durmamış! Yani şeyhi sünnete bu kadar önem veriyormuş. Rabbani Efendi bunu bana birkaç kere anlatmıştı. Ne ima ettiğini ne anlatmak istediğini biliyorum anlıyordum, ancak yazmayacağım
İsa Aleyhisselam
Rabbani efendi camide beni gördükçe, ayak üstü karşılaştıkca bana isa aleyhisselam diye iltifat ederdi. İzmit’e gelmeme sebep olan boyacı Hüseyin abi Adapazarından başka bir hoca daha getirdi Mehmet Ali Paşa camisinin Kur’an kursunda görev yapmak üzere. Allah’ın işine bak ki onun da adı İsa idi. Ben bu arkadaşla ahbap oldum. Bazen ikimiz birlikte iken Rabbani efendi ile karşılaşıyorduk. Bir gün bana hitaben “gerçek isa aleyhisselam!” ona da “sahte isa aleyhisselam!” demesin mi..? Mahcup oldum. Hele o arkadaşın inkisarı ! Ama Allah için hiç bozuntuya vermedi sadece “peki öyle olsun Rabbani amca” demiş oldu. Rabbani efendi onun sakalının cübbesinin kısa oluşuna bakarak demişti herhalde bilmiyorum. Sonra hepten çıkarmış gerçi.
Rüyada Mahmud Efendi
Rabbani efendi şeyh olduğu vakit bir rüya görmüş. Rüyasında İmam Mahmud efendi hazretleri buna bir sarık sarıyormuş, ancak sarık o kadar uzunmuş ki bir ucu hep yerde kalıyormuş..” Boyacı Hüseyin abi bunu “silsilesinin uzun olacağına tevil etmiş ve gidip Mahmud efendiye anlatmalısın.” demiş. Birlikte gitmişler Mahmud Efendi Hazretleri Rabbani Efendi’nin postnişnliğini tebrik etmiş.
Halife Arayışı
Yine boyacı Hüseyin abinin demesine göre kendisinden sonra bırakabileceği bir kişiyi çok aramış ve buna en elverişli olarak yeğeni Talibi görüyormuş. ancak Talip de buna intisap etmemiş. Rabbani Efendi bazen Talib’e sitem ediyor “gitti Büyük kapıya bağlandı.. ne oldun basın göğe mi erdi? hemencecik evliya mı oldun!” diyerek hasretini izhar ederdi.
Rabbani efendi Hz ks. Nisan 2007 yılında vefat etti. Oğlu asasını almış Horzomlu Alaattin Efendi’ye tevdi etmiş “Babamın bu çok değerli mirası Tarikat asası, alın bunu bu size layık” diyerek takdim etmiş. Yine Alaattin efendinin aktardığına göre oğlu “Benim babam şeyh idi evliya idi, cesedi mutlaka korunmuştur çürümemiştir, ben bunu gözlerimle gireceğim” diyerek bir gece babası Rabbanî efendinin mezarını kazmış ve 5 sene önce vefat etmiş bedeninin sapasağlam durduğunu bizzat görmüş ve tekrar kapatmış.
Bu yazıda geçen bir çok malumatı yine Rabbani efendinin o oğlundan telefonla bizzat aldım, öylece yazıya derc ettim, müteşekkirim.
İzmit’in Şeyhi, manevi direği, gönül adamı o güzel insan muhterem Rabbanî Efendi için yüce Allah’tan engin rahmet ve mağfiret dilerim. Mekanı cenneti firdevs, makamı âli, sırrı mukaddes olsun. Allah bizleri onun şefaatine nail eylesin.
Ruhu için El-Fatiha
isa Erdoğan, 07.03.2023
Yorum Yapılmamış