Allah’ın yüce Adıyla..
Nakşibendiye silsilesinin altın halkası İmam Muhammed Masum hazretlerine bir zamanlar bir hâl vaki olmuş kimseyle görüşmek istemez, yalnız İmam Rabbani Hz’ni görmüş, tanımış sohbet etmiş olanlarla görüşmek ister “Bana Hz İmamı görmüş gözleri getirin” dermiş..
İşte o hesap Ramazan abi bizim için o İmam Rabbani Mahmud Efendi Hazretlerini görmüş, onunla teşriki mesai etmiş ona hizmet etmiş ona cübbe şalvar dikmiş bahtiyar ihvanlardan. Bu ihvanlar benim gözümde her biri bir hazine. O hazinelerden neler devşirebilirim neler öğrenirim niyeti üzere onlarla oturup hasbihal etmek isterim.. Bu kabilden

Kadim dostumuz Terzi Ramazan Coşar abimizi aradık İstanbul Başakşehirde bir cami gölgesinde bulduk.
Terziliği bıraktıktan sonra Medine-i münevvere’ye yerleşti. Rahatsızlamasıyla birlikte Arabistan oturumunu iptal ederek ülkesine döndü. Şimdi zikir tefekkür dua ve tilaveti Kuran ile meşgul..
Altı sene önce sağ tarafına felç inmiş bulunan Ramazan abi İsmailağa’nın en eski şalvar cübbe terzilerinden. Bu bakımdan Hz imamın tecdid hareketinde emeği büyük. Binlerce insanın işgalci düşmanın frenk kıyafetini atıp islam kıyafetini kuşanmasına bizzat sebep oldu
“Mahmud efendi hazretlerine de çook şalvar cübbe diktim, hatta iç kıyafet diktim.” diyerek tahdisi nimet eden Ramazan abi bu uğurda ondan çok iltifat ve takdirlerini almış.. Konu Mahmud efendi olunca canlanıyor heyecanlanıyor konuşası geliyor bazen uzaklara dalıyor..
Terzi Ramazan abi bu haliyle günde beş cüz Kur’an okuyor. ilk uğradığında hastalık yarım cüzü zor okuyordum.. okudukça açıldım ağzım iyileşti adeta.. şimdi beş cüz okuyorum da hiç okumamış gibiyim..”
Ağır hareket ettiği için ikindi namazında geldiği camiden yatsı namazında evine dönüyor.
Hiçbir talebeyi hatta hiç bir insanı terzihaneden boş çevirmemiş, herkese bir kolaylık yapmış, işini görmüş bulunan Ramazan abiden feyz aldık, çok şeyler öğrendik

Bir çok şeyi hatırlamakta zorlanan Terzi Ramazan abi Konu Mahmud Efendi Hz ne gelince hasretinden önce bir hıçkırarak ağlıyor sonra kendine gelince santimine kadar ona diktiği şalvar cübbelerin ölçüsünü tekmil veren asker gibi sıralıyor
“Cübbesini boyu şu kadardı kolu bu kadar şalvarın uzunluğu bu kadar pilesi böyle, ağın ölçüsü şöyle idi. iç kıyafetlerini de ben dikerdim. Öyle hazır alma giymezdi besmele ile dikilmiş olmasına dikkat ederdi”
Şalvar Cübbe terziliği kolay iş değil. Ne ceket dikmeye benzer ne pantul dikmeye benzer. Terziliği dışarıda öğrenmiş gelmiş kişiler ihvanlara cübbe şalvar dikemez. Hele Mahmud Efendiye hiç dikemez. Bana özenip efendi’ye şalvar cübbe dikenler oluyordu Efendi onların diktiğini giymezdi “Senin diktiğinden çok rahat ediyorum” derdi bana.
Efendi Hazretleri senin dükkana mı geliyordu?
Hayır ben onun ölçülerini almak için camiye giderdim. Sonra para verirdi ben almak istemezdim hediyemiz olsun desem de illaki verirdi “olmaz bu parayı alacaksın benim param var. senin dükkanın çarkı dönmesi lazım” derdi.
Bugün İsmailağa sokağında terzilik yapan bir çok esnafın ustası olan Ramazan abi Başakşehirde güzel bir caminin cemaati.. O mahallenin adeta manevi direği.
Eski yıllar..
1994 yılında ilk şalvar cübbemi Arkadaş Giyim’den hazır aldık. Ubeydullah abi Allah razı olsun o aldı giydirdi kuşattı beni. İsmailağa’ya ilk gelen acemilerin uğrak yeriydi Arkadaş Giyim. Ucuzdu talebe dostuydu.. Sipariş üzere dikmezdi herşey hazır kalıptı. Dikişler kalıplar sıradan, düşük kaliteydi aslında. Acemiler bunu bilmezdi. Şimdiki bir nevi Fettahoğlu giyim gibi..
Yavuz Selim modeli
Sonra gözü açılır ve etrafındaki mollaların o estetik, enfes kıyafetlerini fark eder kendi üstündekinin sıradanlığını görür ve ilk fırsatta tam üzerine uygun bir takım cübbe şalvar diktirmek ister. Bu kabilden ben de ilk takımımı diktirmeye karar verdim Terzi Ramazan abinin dükkanına girdim. Altınyıldız marka en iyisinden bir lacivert kumaş beğendim. O zamanlar üç marka vardı Altınyıldız (üst) Bahriye (vasat) Bossa (düşük marka). Ramazan abi ölçülerimi aldı ne tarz olacak diye sordu “Yavuz Selim” dedim. Bu şalvar cübbenin model adıydı. Cübbe nasıl olacak? Buhara yaka. Bir diğer yaka modeli Semerkand vardı o tarz önünü kapatıyordu. Yavuz Selim” dediğin vakit başka bir şey demene gerek yoktu. Topkapı sarayında sergilenen Sultan Selim Han’ın şalvarından esinlenme bir modeldi. En geniş en heybetli tarz oydu. O vakitler mollalar heybetli görünmek isterlerdi. Yavuz Selim dışında kırpılmış daraltılmış isimsiz modeller de yapılıyor. Fiyatı 800.000 lira tuttu. Pazarlık yapmadım çünkü Ramazan abi talebe için en uygun fiyatı söylüyordu zaten. 100 mark param vardı onunla yarısını ödedim diğer yarısı kaldı.
Bir gün İsmailağa’ya baba dostum Kayserili Ziya abi geldi. Fransa’da oturur. Meğer İstanbul’da ismailağa ya komşu evi varmış. Ayaküstü hoş beş ettik ayrılırken bir isteğin var mı dedi. sıkılarak “terziye borcum var” dedim. Hadi ödeyelim dedi. Ramazan abiyi bulduk kalan 400 bin lirayı da o ödedi. Ziya amca uzun boylu ak sakallı gösterişli biriydi. Ramazan abi sordu baban mı ? Yok Fransa’dan baba dostum. Fransa mı sen Fransa’ya gittin mi ? evet oradan geliyorum. Fransızca biliyor musun? Evet. Hey mübarek biz de Fransızca bilen birini arıyorduk. Fransalardan gelmiş Müslüman olmuş bir kardeşimiz var dilini anlamıyoruz sen gel de tercümanlık yap.”
Ve Fransız Yusuf Marchall abiyle tanışmam böyle oldu. Ramazan abiyle dostluğumuz da böyle başladı.
Bu dostluğun neticesinde Ramazan abi bana dükkanın anahtarını verdi. Üst katta küçük bir oda vardı. hafta sonları kimi tatil zamanları icabında eve gitmez İsmailağa’ya Şeyhim Mahmud Efendiye yakın olmak için o dükkanda kalırdım
Yardım Ekibi
İsmailağa’ya Medrese okumaya ilk geldiğim günlerde İstanbul’da paramı kaybetmiştim. beş parasız kalmıştım. Ubeydullah abi elimden tuttu. Beni giydirdi kuşattı cebime harçlık koydu. Ben sana yardım ettiğim gibi sen de yeni gelenlere yardım edersin diyerek nasihat etti. Bu bana çok tesir etti. Yine yaz tatiliydi Medreseler dersleri tatil etmiş ancak bizim Medresemiz kalmak isteyen gurbetçi talebeler için açıktı o günler.. Konya’dan bir öğrenci gelmişti. Mahmud Eren Hoca’nın medresesinde okumak istiyordu. Durumu bana benziyordu Bazı şeyleri terk edip gelmişti mücadele ediyordu. Ubeydullah abinin nasihatını tutmanın tam yeriydi. Bunun elinden tutmalıydım.
Aldım terzi Ramazan abiye görürdüm. Ramazan abi bu arkadaş Hicret ederek okumaya gelmiş aile desteği yok buna bir şalvar cübbe hediye edebilir misin ? Ramazan abi bundan daha iyi bir teklif sundu Sen bu arkadaşını al bir talebe daha al bu pazar sohbetten sonra dükkana getir. Bir grup arkadaş var bunlara yardım edecekler.. Çok sevindim medreseye döndüm ikinci kişi kim olabilir diye düşündüm
dvm ecek
isa Erdoğan
Bir yorum
Ramazan abi şunu anlattı: Efendi Hazretleri şalvarını beş pile diktirirdi. öyle aşırı bol yaptırmazdı.