Hekim Ebubekir Er-Razi Deist Miydi ?

Bismillahirrahmanirrahim Kısa cevap: Hayır Ebubekir Er-Razi desit değildi, bilakis Müslümandı Ümmetin yetiştirdiği büyük tabip, kitapları yüzyıllar boyu batıda ders kitabı olarak okutulan EBUBEKİR EL RAZİ Türkiye’de akademik camia dahil DEİST olarak tanıtılıyor.. Kulaktan kulağa bu yalan tekrar ediyor. Avrupa da bu çirkin iftiraya sarılmış olarak “o zaten Müslüman değildi, o yüzden bu kadar büyük hekim olabildi !” türünden bir sahiplenmeye gidiyor. Hakikat ise bunun tersidir. Ebubekir El-Razi ra Allah’a, islam’a, peygambere ve ahiret gününe iman etmiş bir mümin olduğu kendi yazdığı kitaplarından belli ve ispatlıdır.    Razi burada islam inancına muvafık olarak sıfatları olan, dünyaya müdahale eden, dualara icabet eden bir Allaha iman ettiği açıktır. Halbuki teist felsefede bunların hiç biri yok ! Demekki teist değil   Ayrıca Ebubekir Er-Razi’ye atfedilen, ve bu sebeple güya islam alimleri onun hakkında “o bir mülhid!” dediği iddia edilen “5 kadim” teorisi ona ait değildir. Bu teoriyi hiç bir kitabında dillendirmemiş savunmamış, aksine bu teoriyi reddedecek mahiyette sözleri mevcuttur. Örneğin bu beş kadimden(!) biri sayılan ZAMAN’IN yaratılmış olduğu ve bir başlangıcının bulunduğu Razi kendi kitabında bizzat ifade etmiştir. Razi’ye “deist/mülhid iftirasını konduran ilk kişi bir şii ! şöyle ki.. Ebu Hatim Errazî adındaki bir şii güya adını açıklamadığı (x) şahısla münazara yapmış, X, 5…

Bayrampaşa’dan Bir Müftü Geçti: İzzet Şener Hocaefendi

Bismillahi.. Resimdeki zat, İzzet Şener hoca efendi. Emektar Bayrampaşa müftüsü. Benim ilk müftüm. Medrese hocalarının imtihanla camilere yerleştirildiği o yıl ilçesine en fazla medrese hocası alabilmek için büyük camilerin kapalı olan ikinci kadrolarını açtı. Bu kontenjan üzerine Bayrampaşa Bilali Habeşi camiine yerleştim. 9 molla olmuştuk. İzzet hoca bizi topladı benim bir hayalim vardı dedi şimdi siz onu gerçekleştireceksiniz dedi. Burada sizinle Beyzavi Tefsiri okuyacağız” dedi. Ve müftülükte Müftü İzzet hocanın kütüphaneye çevirdiği odasında Beyzavi okumaya başladık. Dersi sırayla okuyorduk. Tani Beyzavi demir leblebi.. mütalaa etmeden mümkün değil. Mütalaa için şerh lazım o da bende yok.. .şöyle bir ikram oldu; Kağıthanede imam olan bir arkadaşım elinde devasa boyutta kalın 4 cilt kitapla bana geldi.. İsa Hoca bu kitapları sana hediye ediyorum ben bunları ne okuyabilirim ne anlayabilirim dedi. Baktım.. tam da bana lazım olan Beydavi şerhi “Şeyhzade” Subhanallah! Dile bende ne dilersen demek isterdim lakin gücüm yetmez. Hasılı İzzet Hoca sanki hasbelkader müftü olmuş bir ilim ve gönül adamıydı. Onun babası, Mahmud Efendi Hz’nin ilk halka has müridanından Hilmi efendi idi. Oğlunu önce hafız yapmış sonra medresede okutmuş Şeriat ilimleri ve tarikat sırlarıyla mücehhez etmişti zzet Hoca dışarıdan derslerini vererek önce imam, sonra müftü olmuştu. Müftülük vazifesi boyunca İslami hizmetlere dini…

Üstad Kadir Mısıroğlu’nu Mudafaa
Biyografi - Tezkire , Genel / 23 Eylül 2025

Ölmeyen Hayy ve Kayyum olan Allah’ın yüce Adıyla  Sual: Hocam Üstad Kadir Mısıroğlu’nun vefatından sonra onun alieyhinde konuşan sözde dindar kesimler türedi. Bunlardan kimi yok o İngiltere’ye kaçmış biri derken kimi de kitapları gıybet dolu diyerek tenkit ve iftira tukrüğüne tutmuşlar.. Konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz Allah’ın yüce Adıyla  Asıl gıybet ve iftira senin bu yaptığın” derim Üstad Türkiye tarihinde gelmiş geçmiş en büyük araştırmacı tarihçi. Türkiye’deki putçuluk fikriyatı ile mücadele etmiş en tesirli mücahitti derim Üstadı sevmeyen kişiler ya puta heykele prestiş olmuşlar ya muhipleri, veya bazı gafil nurcular, veya birtakım iran seviciler veya Erbakancılar, ya da cahil ve gafil Kürtler olarak 5 kısım içinde değerlendirilir  Bunların hepsinin üstad Kadir Mısıroğlu ile kuyruk acısı vardır 1) Puta prestiş olanlara gelince Bunların üstadı neden sevmediğini söylemek gereksiz. Çünkü üstad hayatı boyunca put ile mücadele etmiştir kalbinde m.kamale karşı zerre kadar sevgisi olan benim kabrime cenazeme gelmesin demiştir 2) Bediüzaman Sait Nursi nun takipçileri üstadı neden sevmediğine gelince.. Bunlara göre Bediüzaman Said Efendi, hiç kimseden bir hediye almadan, maaşsız, gelirsiz mahza Allahın fazlı ile kerametvarâne yaşamıştır.. Kadir Mısıroğlu ise Said Efendi’nin yakın bir arkadaşından nakille “..Aslında o Sultan Abdülhamit’ten Van’da medrese yapmak üzere yüklü bir miktar altın aldığını bu altınlarla hayatını idame ettirdiğini..”…

Kamil Şenocak Hakka Yürüdü
Biyografi - Tezkire / 7 Temmuz 2025

Ölmeyen Diri Allah’ın yüce Adıyla.. Kamil Şenocak hoca efendi, kendileri Mahmud Efendi Hz’nin Samsun vekili ve İhsan Şenocak hocanın babası.. Bugün 7 tem 2025 te vefat etmiş, ebedi istirahatgâhına irtihal etmişlerdir. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet, makamı âli olsun, ihsan hocam başınız sağolsun  Kamil hoca İsmailağa’ya karşı ihtilafta, oğlu İhsan Şenocak gibi tekke ve silsile tarafında durmuş ve daima Şeyh Fikrî Efendiye muhabbet ve sadakatini izhar etmiştir. Kamil Şenocak hoca kimdir?  1940 yılı Of’ta dünyaya gelir, ilk eğitimini köyünde alır, sonra Çuvaruksa (Uğurlu) beldesinde bulunan Reis-ul Kurra Mehmet Rüştü Aşık Kutlu efendiye gider ve onun maiyetinde 9 yıl kalır. Bu 9 yılın belli bir kısmı talebelik, geri kalanı hocalık yapmak şeklindedir. Aşık Kutlu Hocaefendi bir yere gideceği zaman Kamil Şenocak hocayı yerine bırakır, bu derece hocasına yakınlaşır ve onu vekili olur. Kamil Şenocak ve Mahmud Efendi Hz Kamil Şenocak hoca efendi Mehmet Rüştü Aşık Kutlu Efendinin maiyyetinde olduğu yıllarda her yıl ziyarete gelen müstakbel şeyhi Mahmud Efendi Hazretlerini görür, hocasının ona ne denli hürmet ve tazim ettiğine tanık olunca Mahmud Efendi’nin yüceliğini idrak eder ve “ben de mutlaka bu zata gideceğim ve ona intisap edeceğim” der ve 1961 yılında 21 yaşındayken İstanbul’a gelir ve Şeyh Mahmud efendi hazretlerine biat eder. Mahmud efendi Hz…

Canib Yavuz Efendi Hakka Yürüdü

Ölmeyen Diri Allah’ın yüce Adıyla Hacı Canib Yavuz abi 1952 yılında Erzurum İspir Aşağı Özbağ köyünde dünyaya gelir. 1979 yılında vatanından çıkar İstanbul’a hicret eder. Nasibinde Bağcılar’a bağlı Mahmutbey mahallesi vardır Hicret Camiinin canibine yerleşir. Burada ev elektrik tesisatı dükkanı açar, geçimini elinin emeği ile böyle kazanır. Mahalleye 4 katlı bir bina yapar. Canib abi 1995 yılında Fatih Çarşambada mukim asrın büyük kutbu Şeyh Mahmud Efendi ile tanışır. Bir anda ruhu onunla kaynaşır, ona mürid olur. Hayatı bundan sonra değişmeye başlar. Sünnet üzere sakal uzatır ki mahallede bir ikincisi yok. Kıyafet inkılabı yapar; batı-l avrupaî esvabını atar, nurlu cübbe şalvar ve sarığı kuşanır.. Yetmez, Şeyh Efendi’nin talimatıyla Canip abi mahallede bir medrese açması gerekmektedir. Kendi binasından daha iyi yer mi bulacak ! Derhal bir katını kız medresesi yapar.. Yetmez, Şeyh Efendi’nin talimatı “sen de çocuklarını medresede okutacaksın” şeklindedir. Hanımı da elhamdülillah bu yoldadır o yüzden Şeyh Efendi’nin buyruklarını tatbik etmek Canib abiye zor gelmez. Birini ikisini değil her üç oğlunu birden.. Alır, yine Mahmud Efendi hazretlerinin irşadıyla Hazretin küçük damadı Mahmut Eren hoca efendinin medresesine teslim eder. Çocuklarını böylece medresede okutur, onları ilim amel İhlas üzere yetiştirir hoca eder Yetmez, mahallede erkeklere yönelik din faaliyeti eksikliğini görerek binasının en alt…

Yusuf Çınar Hoca Hakka Yürüdü
Biyografi - Tezkire / 25 Şubat 2025

Ölmeyen Diri Allah’ın Adıyla  Yusuf Çınar hoca; İlim insanı, İmam, Dava Adamı Aslen Adıyamanlı olan Yusuf Çınar 1969 yılında dünyaya gelir. Gençlik yıllarında ismailağa sokağında terzilik yaparak geçimini sağlar. Bu vesileyle üstadı Şeyh Mahmud Efendi Hz ile tanışır ona gönül bağlar el alır. Şeyh efendinin talimatıyla ilim okumaya başlar. İlim onu çeker bütünüyle kendini Allah’ın ilmine derslerine verir. Bu gayeyle Siirt Tilloya hicret eder. 8 sene orada ilim tahsil eder. İstanbul’da hocaların hocası Mehmet Savaş hocanın derslerine iştirak eder. Yıllardır devam ettiği bu derslerin en bilindik iştirakçisi olur, ilme verdiği önem ve alaka gereği bir kelimeye kaçırmak istemez bir cümleyi tam fehmetmeden es geçmez ve sualleriyle o meseleyi çözmeden bırakmaz O yıllarda Diyanet teşkilatına girer, muhtelif camilerde imamlık yapar önce Adıyaman derken Sakarya ve nihayet İstanbul’a gelir Abdurrahim Çağırıcı camiine imam olur. İstanbul’a gelişinden gayesi bir medrese kurmak ve aldığı ilmi yeni nesillere aktarmaktır. O bir ilim dertlisi, bu işin sevdalısıdır. Bu sevda ile o cennet asa görev yerini bırakarak İstanbul’a gürültü trafik ve beton binaların arasına girer. O medreseyi kurmak ve sıfırdan inşa etmek için var gücüyle çalışır belediye devlet daireleri ile hayırseverler arasında mekik dokur -dünyada- muradına ermeden ruhunu Rahman’a teslim eder Yusuf Çınar hoca ilimdeki başarısı, fıkhtaki…

Şaban Sadoğlu Hocaefendi Kimdir

Allahın yüce Adıyla Şaban Sadoğlu hocaefendi İsmailağa Tarikatı Mahmud Efendi Hz ihvanından Türkiye çapında büyük bir alim. 1990-2000 yılları arasında İsmailağa Camii içinde Mahmud efendi hz isteği ile yine Hz şeyhin nezaretinde Usul-u Fıkıh ve Tefsir dersleri vermiştir. icazetli medrese hocalarının katıldığı bu dersleri üstadı olması haysiyetiyle Şaban hoca efendi İsmailğada hocaların hocası konumundadır. Şaban Hocaefendi Sarf ve Nahivi doğu medreselerinde Tilloda almıştır. Bu bakımdan Doğu Üsulüne de İstanbul üsulüne de vakıftır, eksilerini artılarını bilir. Bu iki üsulü meczederek orta bir üsul ihdas etmiş ve buna “Hoca Üsulü” adını vermiştir. Bu üsul üzere yetiştirdiği kıymetli alimlerden Fesih hoca ve özellikle Yusuf Ziya Gümüşel hoca ilimdeki başarılarıyla temayüz etmişlerdir. İsmailağa tasavvufu, amel ve ihlası dairesinde ilim tahsil etmek isteyen talebeyi doğuya güneye gitmekten müstağni kılmış bu anlamda ismailağa medrese sistematiğine büyük katkıda bulunmuştur. Buna bir misal olarak 99 yılında Talha Alp talebeleriyle birlikte ilmini geliştirmek gayesiyle Pakistana gitmek için Mahmud Efendi Hz’den izin istediğinde Hz Şeyhin ilk tepkisi “ne gerek var burada Şaban hoca var” şeklinde olmuştur İlim Yolculuğu  Şaban hoca efendi Tillo ‘da Molla Burhan’da icazet aldıktan sonra şeriat ilimleri okumak için Molla Burhanın sevk ve işaretiyle Ohin’e gider Ohin ulemasından fıkıh ve Üsul-ü fıkhı ilmi tahsil ederek icazet alır….

Yozgat Şeyhi Ahmed Efendi Hz

Allah’ın yüce Adıyla Şeyh Hacı Ahmet Ergin Efendi Hazretlerini ben fakir dünya gözüyle tanıyamadım. Yozgat’ta 4 sene kalmış olmama rağmen onu ne gördüm ne duydum.. Bu konuda kaldığım cemaat yurdu (Yekdav) yetkililerine dargınım. Biz çocuktuk, bilmiyorduk ama siz de ağzınızı açıp burada Ahmed Efendi gibi bir zat-ı muhterem var demediniz. O yüzden meşayıhı bilen tanıyanlar mutlaka çevresine özellikle gençlere çocuklara tanıtmalı.. Bu yazıların bir gayesi de bu inşallah Esasen küçüklüğümden beri âlimleri evliyayı severim sayarım. Babam sağolsun, zahir ki onun sevgisi saygısı bize de sirayet etti, Fransa’da âlimler meclisine sohbetlere bizi de götürürdü. Oradan bir damar kaptık elhamdülillah.. Yozgat Şeyhi Ahmed Efendi hakkında aktarabileceğim birkaç kıssam var yine de. Yozgat’ta yatılı okuduğum yıllarda Yekdav öğrenci yurdunda kalıyorduk. İbrâhim hoca dediğimiz emekli bir amca bizi hafta sonu sabah namazına Çapanoğlu Ulu Camiine götürürdü. Namaz biter ışıklar söner herkes dağılırdı lakin bazı insanlar köşelere sinmişler camiden çıkmazlardı.. çocuk halimle bunları merak eder neden çıkmıyorlar ne yapıyorlar diye düşünürdüm. Sonra öğrendim ki meğer bunlar Ahmet Efendi Hz’nin müritleriymiş camide kalır zikir fikire dalar, işrak namazını bekliyorlarmış.. Çok sonradan duydum ki babam da meğer Ahmed Efendiyi bilirmiş hatta Fransa’ya döndüğü bir izin zamanı Yozgat’ta onu ziyaret etmiş ve ayak üstü ondan tarikat istemiş el…

Büyük Bayram Hoca Kimdir

Rahman ve Rahîm olan Allah’ın adıyla  Bayram Karamustafaoğlu veya Büyük Bayram Hoca 28 ekim 2024 günü ilerlemiş yaşına rağmen ismailağa’ya Fikrî Efendi Hz’ni ziyarete gelmesi ve hatm-i Hacegan’a iştirak etmiş olması üzerine.. 1938 doğumlu olan Büyük Bayram hoca Mahmud Efendi hazretlerimizin gençliğinde Of’ta açtığı medresenin ilk talebelerinden ve en kıdemli ihvanındandır.  Mahmud Efendi hz okutmuş yetiştirmiş ve icazetname alma işini hocası Allâme Dursun Efendiye tevdi etmiş ve böylece Bayram Karamustafaoğlu hoca efendi o hazretten icazet almaya şerefyab olmuştur  O Büyük Bayram hoca ki 2010’larda gördüğü zuhurat üzerine Efendi Hazretleri Hasan Efendi’yi halife tayin etmiştir. Zuhuratta “Mahmud efendiye söyle bir halife tayin etsin” buyurulmuş ve Mahmud Efendi Hazretleri birçoklarının rüyasına zuhuratına itibar etmezken Büyük Bayram Hocanın zuhuratını önemsemiş ve bu iş için kolları sıvamıştı. Şimdi o sayede silsilemiz muselsel olarak devam ediyor Elhamdülillah. Hasan Efendi Hz’nin döneminde kendisine rabıta hakkında sual edildiğinde “Ben Hasan Efendi’ye rabıta ediyorum” demekten çekinmemiş ve tarikatta olması gereken asıl şeyin yaşayan şeyhe rabıta etmek olduğunu acemi kıdemli cümle ihvana talim etmiştir  Neden Büyük Bayram Hoca? Cemaatte iki tane bayram Hoca olunca büyük Bayram hoca yaşça (şehid) Mektubatçı Bayram Ali Hoca’dan ileri olduğu için aralarını ayırmak için bu lakabı almış ve kendisine ‘büyük’ Bayram hoca denmiştir. Yaşça büyüklüğün…

Abdullah Ustaosmanoğlu Hakka yürüdü

Ölmeyen Hayy olan Allah’ın yüce Adıyla Abdullah Ustaosmanoğlu hocamız 17 ekim 24 Perşembe günü vefat etmiştir. Mekanı Cennet olsun derecesi ali olsun ailesinin başı sağ olsun sevenlerinin sabır mükafatı bol olsun Aile Fotoğrafı    Abdullah Ustaosmanoğlu hoca kimdir? Mahmud efendi hazretlerinin üç güzide evladından en küçüğüdür. Silsilenin 37. Şeyhi Hasan Efendi Hz nin de damadıdır. Mahmud efendi hazretlerinin torunları Muhammed Fatih ile Abdülhalıq hocaların da babasıdır. Abdullah hoca hayatı boyunca hastalıklar sıkıntılarla mücadele etmiş Allah’ın sabırlı mübarek bir kuludur. Onu devamlı düşünceli derinlere bakarken görürdük. Kırmızı kilise papazları tarafından Mahmud Efendi hazretlerine ve ailesine yapılan sayısız büyü sihir tılsımlar Efendi Hazretlerine belki Allah’ın himayesiyle zarar verememiş ancak bu saldırıların eserleri aile yakınlarında görülmüştür. ‘Abdullah hocanın bazı halleri bu muzır büyüklerin etkisi sonucu olabilir’ denilmiştir.  Bununla beraber Abdullah hoca asla evine kabuğuna çekilmemiş İslam’a hizmet ümmet-i Muhammed’e himmet yolunda daima ön saflarda bulunmuştur. İsmailağa’dan kalkan emr-i bil-maruf arabasının orta koltuğu daima Abdullah hoca için ayrılır, o bu seferlerden geri kalmayarak devamlı tebliğe, Anadolu’ya emr-i bil maruf’a çıkmıştır. Baştan sona meşakkat stres ve zahmet doldu bu seferlerin vazgeçilmezi olan Abdullah hoca babası gibi gitmediği, Anadolu’da karışlamadığı bölge kalmamıştır. Abdullah Ustaosmanoğlu hoca efendi tevazunum zirvesinde, kimsenin bir şeyine karışmaz, gönlünü Allah’a yöneltmiş ve…

Mahmut Eren Hoca Kimdir?

Bismillahirrahmanirrahim  Mahmut Eren Hoca; Müderris, Fakih, Hatip, Yazar ve Dava Adamı..  1970 Çanakkale Biga doğumlu olan Mahmut Eren Hoca İsmailağa Lideri Şeyh Mahmud Efendinin (oğlunun) damadı ve İsmailağa vakfı heyeti üyesidir. İsmailağa’nın ilmi faaliyetlerinde önemli bir isim olan Mahmut hoca İstanbul’da Erenler Vakfının kurucusu ve onursal başkanıdır da. Vakfın merkezi Fatih Çarşamba’da İsmailağa camiine 200 m mesafededir. Kariyeri ve Hayatından Kesitler  Mahmut Eren İstanbul’da üniversite okuduğu yıllarda Nakşibendi şeyhi Ustaosmanoğlu Mahmud Efendi Hz ile tanışır ve onun teklifi ile okulu bırakarak 1989’da ismailağa’ya Medrese okumaya gelir. Yüksek zekası ve üstün gayretleri ile kısa sürede kendini yetiştiren Mahmut Eren Medrese müfredatını tamamlar ve Mahmud Efendi Hz’nin icazeti ve tensıbi ile İsmailağa Taş (kubbeli) medresenin baş müdderisi ve müdürü olur (1992). Mahmud Efendinin merkez medresesi olarak bilinen bu Medresede bir çok ilim ehli hocalar, hafızlar yetiştirerek İstanbul içine ve Anadolu’ya gönderir ve Erenler Medrese teşkilatı kurulmuş olur. Mahmud Efendiye Damat Oluşu  Genç ve başarılı bu mollaya bir çok ihvan kızını vermek/evlendirmek istese de Mahmud efendi hz onları “siz Molla Mahmud’u bırakın onun sahibi var” diyerek durdurur ve nihayet kendi torunu ile onu evlendirerek onu damat edinir. Oğlu Ahmet Ustaosmanoğlu hocanın kızına münasip görerek nikahı bizzat kendisi kıyar. Hızır Efendi’nin şehadetiyle bir çok…

Şoför Eyüp Ağbeyin Rüyası

Allah’ın yüce Adıyla Bu kapının ehemmiyeti şahsiyetlerinden muhterem Eyyub ağabeyi hatırlayın. Rahmetli Eyüp ağabey az değil 12 yıl Mahmud Efendi Hazretlerine hizmet etmiş onu ülkenin bir çok vilayetine vaaz ve sohbet mahallerine arabasıyla taşımış onun seve seve gönüllü şoförlüğünü yapmış bir fedakar.  Mahmud efendi hazretlerine gelişi Eyüp ağabey çok acaip bir rüya görür. Rüya can sıkıcı bir o kadar da gariptir unutulacak gibi değil. rüyasını tabir edecek bir zat aramaya durur. Danıştığı  insanlar buna “etse etse rüyanı Fatih Çarşamba’da Mahmud hoca var ismailağa camiinin imamı, o eder” derler. Kalkar İsmailağa’ya gelir. Bir namaz akabinde Mahmud hocanın önüne çıkar elini tutacak sonra rüyasını anlatacaktır. Efendi Hazretleri bunu görünce elini omuzuna atar 20 yıllık ahbabını görmüş gibi “sen geldin mi” der. Eyüp abi şaşırır kalır. Rüyasını da anlatamadan oracıkta öylece ayakta kala kalır.. …. yazılıyor isa Erdoğan 

Ziya Amca

Allah’ın yüce Adıyla Tanıdığım güzel adamlar içinde Ziya Amcayı sevgi ve minnettarlıkla zikretmek isterim. Ziya Özün o uzun boyu, bir tutam bembeyaz sakalı güzel siması içinde görenlere bir heybet ve bir sempati ilka eden samimi bir Müslümandı. Ziya amca bizim Fransa’dan baba dostumuz, aslen Kayserili. Babam gibi vaktiyle Fransa’ya çalışmaya gitmiş bir gurbetçi. Ancak Ziya amca Kayserili zekasını kullanmış, layık görüldüğü işçi/hizmetçi zincirini kırarak Fransa’da -oranın tabiriyle- bir Export mağazası açmış bir girişimcidir. Eksport mağazası Türkiye’den ithal ürünleri satan bir nevi ithalat mağazası demektir. Böyle mağazalar Allah’tan korkan helal haram hassasiyeti olan Müslüman gurbetçiler için çok önemli. Babam sucuk et peynir gibi haram karışma tehlikesi olan olan ürünleri eksporttan alırdı. Sırf bunun için arabaya biner başka bir ilde olan o mağazaya gider orada üç beş aylık ihtiyacımızı alır gelirdik. Ben Ziya amcayı Fransa yıllarımdan etraflıca hatırlamam zor çünkü geldiğimde 11 yaşındaydım. Onu daha çok Türkiye’deki günlerinden bilirim. Lise yıllarımda Kayseri Nuh Mehmet Küçükçalık Anadolu L. bırakıp İstanbul’a Medreseye okumaya gelince Ziya amca beni burada ismailağada buldu. Çünkü onun evi de meğer İsmailağa sokağındaymış. Her izine gelişinde beni camide veya çevresinde bulur ayaküstü hoş beş ederdik. Ayrılamadan önce ihtiyacın var mı diye sorar icabında harçlık verirdi. Bazen evine davet eder ikram ederdi…

Menzil Şeyhi Abdulbaki El-Huseyni Hakka yürüdü

Ölmeyen Diri Allah’ın yüce Adıyla Menzil Tarikatı lideri Nakşibendi şeyhi Abdulbaki El Hüseyni Gavsi Sani hazretleri bugün saat 14 sularında fani dünyaya gözlerini yummuş ve Rabbi rahimine kavuşmuştur. Cenazesi yarın Adıyaman menzil köyünde kılınacaktır. Seyda Hazretleri arkasından 3 oğul dolayısıyla 3 halife bırakmakla menzil tarikatı için zorlu bir sürecin başlangıcı olmuştur. Allah bu süreçte hak ve hakikate muvaffak eyleye

Fransız Müslüman Yusuf Marchall

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla Hayatımda yeri etkisi olan güzel insanlarda bahsettiğimde mühtedi Yusuf Marshall abiyi es geçmek olmazdı. Ben Yusuf abiyi İsmailağa’da tanıdım Terzi Ramazan abinin dükkanında. Sene 1995. Yusuf abiyi tanıdığımda 40’lı yaşlarda idi ve Çarşamba İsmailağa’ya yakın oturuyordu. Fransa’da vaktiyle Müslüman olmuş sonra Tunuslu müslüman bir kadınla evlenmiş üç tane çocuğu olmuş gayretli samimi bir Müslümandır Yusuf abi. Fransız Yusuf marşal nasıl müslüman oldu?  Henüz 20’li yaşlarında iken atadan anadan devraldığı Hıristiyanlık dinini sorgulamaya başlar. Çünkü üç parçalı ilah inancı aklına yatmaz, içini rahatsız eder. Şöyle anlattı: “Paris kütüphanesine girdim dinleri araştırdığımı söyledim bütün dinler hakkında ne varsa önüme koy dedim. Duyduğunuz bildiğiniz her dinle alakalı bir sürü kitap koydu önüme. Sadece içlerinde bir din yoktu: Gerçek İslam !  Maalesef İslam adına bulduğum okuduğum kitaplar şimdi anlıyorum da ya panteizm (Vahdet-i Vücud’un bozuk şekli) ya da Şiilik üzerine kitaplarmış. Bana “İslam” diye sundukları kitaplar bundan ibaret! O yüzden diyorum Fransa’da acilen Fransızca yazılı gerçek İslamı anlatan kitaplar basmak dağıtmak lazım. İsa bunu yapabilirsiniz” Sonra arap kardeşlerin vesilesiyle Hamdolsun İslam’ın hak din olduğunu anladım ve müslüman oldum. Sonra Müslüman bir hanımla evlenmek istedim. Türklerden de istedim bana kız vermediler sonra Tunuslu eşimi buldum ve evlendik Elhamdülillah bu…

Şalvar Cübbe Terzisi Ramazan Abi

Allah’ın yüce Adıyla.. Nakşibendiye silsilesinin altın halkası İmam Muhammed Masum hazretlerine bir zamanlar bir hâl vaki olmuş kimseyle görüşmek istemez, yalnız İmam Rabbani Hz’ni görmüş, tanımış sohbet etmiş olanlarla görüşmek ister “Bana Hz İmamı görmüş gözleri getirin” dermiş.. İşte o hesap Ramazan abi bizim için o İmam Rabbani Mahmud Efendi Hazretlerini görmüş, onunla teşriki mesai etmiş ona hizmet etmiş ona cübbe şalvar dikmiş bahtiyar ihvanlardan. Bu ihvanlar benim gözümde her biri bir hazine. O hazinelerden neler devşirebilirim neler öğrenirim niyeti üzere onlarla oturup hasbihal etmek isterim.. Bu kabilden Kadim dostumuz Terzi Ramazan Coşar abimizi aradık İstanbul Başakşehirde bir cami gölgesinde bulduk. Terziliği bıraktıktan sonra Medine-i münevvere’ye yerleşti. Rahatsızlamasıyla birlikte Arabistan oturumunu iptal ederek ülkesine döndü. Şimdi zikir tefekkür dua ve tilaveti Kuran ile meşgul.. Altı sene önce sağ tarafına felç inmiş bulunan Ramazan abi İsmailağa’nın en eski şalvar cübbe terzilerinden. Bu bakımdan Hz imamın tecdid hareketinde emeği büyük. Binlerce insanın işgalci düşmanın frenk kıyafetini atıp islam kıyafetini kuşanmasına bizzat sebep oldu “Mahmud efendi hazretlerine de çook şalvar cübbe diktim, hatta iç kıyafet diktim.” diyerek tahdisi nimet eden Ramazan abi bu uğurda ondan çok iltifat ve takdirlerini almış.. Konu Mahmud efendi olunca canlanıyor heyecanlanıyor konuşası geliyor bazen uzaklara dalıyor.. Terzi Ramazan…

Abdullah Hiçdönmez Hakka yürüdü

Ölmeyen Diri Allah’ın yüce Adıyla Abdullah Hiçdönmez Hoca Efendi kimdir? 1968 Erzincan Kemah’lı olan Abdullah Hiçdönmez Hoca Efendi Din ilimleri tahsili yolculuğuna 16 yaşında başladı. O yaşından vefatına kadar ilimle meşgul olmuş okumuş okutmuş icazet vermiş bir medrese alimidir. Kelam ve Fıkıh alanlarında ihtisas sahibi, İsmailağa Fıkıh ve Fetva Heyeti üyesi büyük bir İslam alimidir. Abdullah Hoca Hoşsohbet nüktedan kişiliği ile talebelerin kalbinde taht kurmuş bulunan Abdullah hoca efendi ilimde derin vukufiyeti ile İsmailağa Tekamül medresesinde dersiam olup, onlarca talebe yetiştirmiş İcazet vermiş, yüzlercesine dokunmuş İslam ümmetine nice âlimler kazandırmış hocalar hocası idi  “Bana istediğiniz kitabı koyun önüme okurum Mektubat hariç. Onu ben anlamıyorum.. ince ilimler. Onu Ömer hoca (Mahmutoğlu) okur. Tarikat maneviyat başka işler Ben anlamam..” diyecek kadar sınırlarını bilen mütevazı bir kişiydi Hocaefendi  Kalp tıkanıklığı, yüksek tansiyon, kanser gibi bir çok sağlık sorunu olan Abdullah Hiçdönmez Hocaefendi bugün (hicri) 63 yaşında ruhunu Rahmâna teslim etmiştir.  Eserleri : 33 kadar irili ufaklı ilmi eserde emeği olan Hocaefendi daha ziyade Kelam Akaid konusunda eserler vermiş. Bunların en yaygın Ömer Nesefi Akaidi Tercümesi.  Bazı Sözleri, Fikirleri : • Fıkıhta ilerlemek için vasat bir zeka yeterli ancak Kelamda ilerlemek için çok daha zeki olmak gerekir • Fıkıh ilminde derinleşmek isteyen şu dört…

Mesut Demir Hoca vefat etti

Ölmeyen Diri olan Allah’ın adıyla   Bugün itibarıyla Mesut Demir Hocaefendi Adapazarı karasu’da bulunduğu bir esnada kalp krizi geçirerek vefat etmiştir. Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun, geride kalanlarına Allah sabır afiyet ihsan eylesin Mesut Demir hoca kimdir Aslen Manisalı olan Mesut Demir Hocaefendi 1973 doğumlu olup İsmailağa cemaati içinde, Mahmud Efendi Hazretlerinin bir muntesibidir. 1990’lı yıllarda İslami ilimler temel eğitimini cemaatin önde giden hocalarından Muhammed Yelkenci hocanın medresesinde almış ve orada icazetname almıştır. Ayrıca Şehit Bayram Ali hocanın da hususi ilim halkasına iştirak ederek kendini geliştirmiştir. Mesut Demir Hoca Allah’ın dinini yüceltmek için gayret eden mücahit ruhlu bir hoca efendi idi. Sohbetten sohbete koşar il ilçe dolaşarak insanları Allah yoluna çağırırdı. Son zamanlarda bu irşad tebliğ hizmetini sosyal mecralara taşıyarak o alanda da etkili olmuştur. Mesut hoca o tebliğ ve emr-i bil maruf seferlerinde nice insanların hidayetine vesile olmuş nicesinin de medreseye başlayıp ilim yoluna girmesine sebep olmuştur. Zengin ibretlik kıssa yüklü sohbetleri, tatlı ve sakin uslubu ile on binlerin gönlünü fethetmiş olan Mesut Demir hocaefendi medrese faaliyetinden geri durmamıştır. Ben Edirne’de vazife ederken yolu uğramış beni ziyaret etmiştir. O ziyarette kendisinden kapıyla efendi hazretleri ile alakalı önemli nakiller dinlemişimdir. Mesut Demir hoca genç denilecek yaşta ani bir kalp krizi…

İzmitli Rabbanî Efendi RA

Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla Rabbani Demirhan Efendi.. Allah rahmet eylesin. Salihlerin anıldığı meclise rahmet nazil olur. Bu yazıyı bir vefa kadirşinaslık icabı kaleme alıyorum. Rabbani efendi hakkında nette hiç bir malumatın olmayışı beni yazmaya daha çok sevk etti.. الا ان اولياء الله لا خوف عليهم ولا هم يحزنون İzmit’te bulunduğum (2000-2001) yıllar içinde tanıdığım istifade ettiğim sevdiğim salih insanlardan biriydi Rabbanî Efendi. Allah makamını âli eylesin Cemali ba-kemâl’ini seyrettirsin. amin Şeyh Rabbanî Demirhan kimdir? 1928 Kocaeli doğumlu olan Şeyh Rabbanî efendi, Şeyh Şemsettin Efendi (sol alttaki) nin halifesi olan Şeyh Eyüp Sabri Kalyoncuoğlu’nun (sağ alttaki) izmit halifesi bir Nakşibendi şeyhi idi. Rabbani efendi Türkiye’de cihad gayeli siyasî hareketin öncüsü Merhum Necmettin Erbakan’ın ilk partisi Milli Nizam’ın ve akabinde Milli Selamet in kurucuları arasında bulunmuştur.  Şeyh deyince öyle bildiğiniz bütün siretleri unutun. Onun ne etrafında hizmet için dolanan adamları ne de arkasında el bağlayan muridleri vardı. o yalnız bir şeyh idi adeta. Gayet mütevazı işinde gücünde günlük hayatın bir parçası idi. Rabbanî Efendi Seka kağıt fabrikasında bir ömür çalışmış oradan emekli olmuş  Emekli olduktan sonra asıl rağbet ettiği sanata marangozluğa yönelmiş ahşap ustası bir marangoz idi aynı zamanda. Belki bu yüzden çevre halkı onun kıymetini takdir edememiş onu sıradan…