“Sokaklarda Sarık cübbe ile dolaşmanız bile görenlere emri bil maruftur” Hakikati üzerine.. Bir Müslüman her ortamda söz tavır ve kıyafetiyle “Ben Müslümanlardanım” [Fussilet:33] demelidir. insanların Allah tarafından iki sınıfta değerlendirildiği bu dünyada [Mücadele:19,22] kişi her haliyle “Allah’ın tarafında” olduğunu dost düşmana göstermelidir. Bu itibarla Sakal Sarık Cübbe bir bütün olarak -ve çarşaf- o kişinin ancak Müslümanlardan olduğunu gösterir ve onu gören müminlere iman telkin eder, manevi kuvvet hasıl eder. Kafir münafıklara ise korku keder salar, onları kızdırır [Fetih:29] morallerini bozar umutlarını tahrip eder. 1. Raşha Hocam Şehit Hızır Efendi ks bir sohbetinde şöyle anlattı. Osmanlının yetim evladı bu zavallı Millet laiklik kasırgasının etkisi altında kendi değerlerine yabancılaştırılmış.. Şeriat Sünnet karşıtlığının kuvvetli olduğu yıllarda.. Çarşaflı bir hanımefendi “İstanbulda vapura bindim tek çarşaflı tesettürlü benim” diyor.. İnsanların yadırgayan, kınayan bakışları altında öz vatanımda kendimi garip ve yalnız hissettim. Gönlüm daraldı. Mahzun oldum.. Derken içeriye bir Müslüman girdi. Başında bembeyaz sarığı, sünnet sakalı, uzun cübbesi, yüzünde namazın eseri [Fetih:29] nurlu simasıyla bir Müslüman.. ve boş bir yere oturdu. Onu öylece görmek yetti bana.. Öyle bir feyz aldım öyle genişledim ki.. Bütün ızdırabım gitti sekinet ve huzur buldum. Allaha hamd ettim ona dua ettim.” 2. Raşha Mahmud Efendi Hz’nin Emr-i Bil Marufla vazifelendirdiği talebeler başkanı…
Allahın yüce adıyla.. Medrese ders yapılan yer demektir. Literatürde Medrese icazetli hocalar eliyle Kuran ilimlerinin okutulup tahsil edildiği ilim merkezidir. Kuran ilimleri iki sınıftır, alet ilimleri ve âlî ilimler (علوم آلية و علوم عالية) Alet ilimleri araçtır. Lisan-ı Arab ve muteallikatı ile mantık münazara vb. Âlî ilimler ise maksattır. Tefsir Hadis Akaid Fıkıh Tasavvuf (ahlak) ile bunların usülleri gibi. İcazetnâme Icazet, cevazdan gelir izin demektir. Yetkin bir İslam alimi yetiştirip mezun ettiği talebesine, o ilmi öğretme ve yayma izni vermesine icazet denir. Ancak kendisi de bu izni üstadından almış olmalıdır. Öyle ki o üstadlar kesintisiz bir şekilde Resulullah’a kadar ekli olmalı. Talebe-hoca ilişkisiyle birbirine bu şekilde ekli olmaya silsile denir. Medreseyi ilahiyattan ayıran temel özellik bu silsile ve icazet kavramıdır. Ilmin kaynağı Allahtır ve Allah’tan ilk ilim ve icazet alan sevgili Peygamberidir. Peygamber aleyhisselam Allahın ilmini bu icazetle Sahabeye aktarmış, Sahabeler de Tabiine aktararak ilimde silsile ve icazet kültürü meydana gelmiştir. Allah Teala, Rasulüne “Ey Peygamber, Rabbinden sana indirilen Kuranı insanlara tebliğ et” emrini vermekle ilk icazeti de vermiş oldu. Çünkü emir elbette izni kapsar. Allah Rasulü ise bu ilmî sorumluluğu Sahabeye yüklemekle onlara bir nevi icazet vermiş, Sahabe ise bu sorumluluğu Tabiine yükleyerek onlara hükmen icazet vermiş oldular. “Velev…
Ey müslüman Türkiye halkı! Üzerinize giydiğiniz kıyafet ve çamaşırların menşeini, hangi kültüre ait olduğunu biliyor muydunuz ? Giysi : menşei > orijinal adı Atlet : fransız > athlète Külot: fransız > culotte Pijama: fransız > pyjama Pantolon : fransız > pantalon Ceket: fransız > jaquette Kravat : fransız > cravate Bluz: fransız > blouse Tunik: fransız > tonique Tişört : ingiliz > T-shirt Palto : fransız > Paletot Manto : fransız > manteau Pardösü: fransız > pardessus Fötr: fransız > feutre Kasket : fransız > casquette Vestiyer : fransız > vestiare Portmanto : fransız > portemanteau 🇹🇷 Ya şimdi ? Hâlâ millî bir inkılap yapıp asıl kültürümüze, millî kıyafetlerimize dönmeyi düşünmüyor musunuz!? #i_er veya #isa_erdoğan 12.09.2018
Çarşafın Kuran kıyafeti olduğu gerçeğini mantıkî delillerle ispat Özet: Allah kadınlara tesettürü emretmiştir. Bunda şüphe yok. Tesettür örtünme demektir. Şu halde bir kıyafet ne kadar çok örtücü olursa Allahın emrine o denli sarılmak olacaktır ki bu çarşaftır. Çünkü en çok örten kıyafet budur. Açıklama: Ahzab:59 ..ve müminlerin kadınlarına da söyle üzerlerine cilbab çeksinler.. Ahzab:53 ..ve Nebi eşlerinden bir şey soracağınız zaman perde arkasından sorun. Bu kalplerin temiz kalması için daha uygun.. Nur:60 evlenme ümidi kalmamış kocakarı da olsalar kadınlar iffetli davranıp dışarı kıyafetini kuşanmaları daha iyi olur.. Ahzap:33 Peygamber eşleri eğer takva olmak istiyorsanız.. dahi evlerinizde oturun önceki cahillik döneminde ki gibi süslenip sokağa çıkmayın Bu ayetler ekseninde Tesettürün varlığını herkes kabul ettiğine göre, şimdi mantık ve akıl konuşacak: Tesettür s-t-r kökünden gelir ve örtmek gizlemek demektir. Insanı başkalarının gözünden gizlemenin aracı 3 şeydir: ev, perde ve kıyafet. Burada konumuz 3.sü yani dışarı kıyafeti. Malumdur ki “örtme, örtücü olma” vasfında kıyafetler içinde en düşük olanları var ve en yüksek olanları var. En düşük olanlar üç çeşittir. 1) Tülden imal edilmiş transperan gibi şeffaf kıyafetler. Bunlar boydan olsalar da cesedi örtmez gösterir. 2) sterç gibi dar olanlar. Bunlar da cesede yapışır ve kadın fizikini belli eder örtmemiş olur. 3) Dekolte kıyafetler….
Konular: 1) Takva nedir ? 2) Takvanın fayda ve faziletleri neler ? 3) Takvanın mertebeleri nelerdir ? Takva Nedir ? Takva veka, vikaye kökünden, Sakınmak korkmak çekinmek manasında isimdir. Kul Allahın azab ve gazabından sakındığı için takva olmuştur. Sakınmanın amelî ciheti Allaha itaat etmek demek şeklindedir. Takva sahibi kişiye “Mütteki” sakınan denir. Kuran-ı Kerimde takva şu kelimelerle geçer: (المتقين المتقون تقي التقوي يتقي يتقون ) Takvanın faydaları ve faziletleri : Kuran-ı Hakîm Takva kullara bir müjde ve hidayet kaynağıdır. (Meryem:97, Bakara:2) Takva Kulları Allah sever (Ali İmran:76, Tövbe:4,7) Takva kullardan Allah amellerini kabul eder, başka etmez (Maide:27) Takva kullar Allahın engin rahmetine nail olur. (Araf:156) Takva ehli cennet ehlidir, cennet onlar içindir (Ali imran:133, Kaf:31) Hayırlı sonuçlar, akibet Takva ehlinindir. (Hud:49, Kasas:83) Takvada en ileri olan, Allaha en yakın ve en sevimli olur (Hucurat:13) Takva olan kişiye Allah ‘furkan’ (hakkı batıldan ayırt etme nuru, yetisi) verir (enfal:29) Takva olana Allah sıkıntılarından bir çıkış kapısı açar, derdine derman verir. (Talak:2) Takva olanı Allah ummadığı yerden rızıklandırır, hiç hesap etmediği nasipler verir (Talak:3) Takva olanın Allah işlerini kolaylaştırır. (Talak:4) Takva olan kulu Allah günahlarını örter üstünü kapatır affeder (Talak:4) Takva olanın Allah ecrini muazzam verir mükafatını büyütür (Talak:5) Takva olanın Allah çabasını…
El-Şehid Olan Allahın adıyla.. “Demokrasi şehidi” dini bir tabir değildir. Ahiret makamı hiç değildir. Türkiye’de yaygınlaşan resmi bir ifade, dünyalık bir rütbedir. Türkiye literatüründe ‘şehit’ görevi başında öldürülen kişiye denmekteymiş. Haber peşinde ölen muhabire “Basın şehidi” dedikleri gibi. Bu açıdan “demokrasi şehidi” demokrasiyi koruma uğrunda vurularak ölmüş kişi olmuş oluyor. Çünkü darbeler, demokrasiye, yani seçilmiş hükümete yapılır, halkın irade ve idaresine yapılan saldırı kabul edilir. Darbeye karşı koyan halk da kendi seçtiği idarecileri, dolayısıyla demokrasiyi korumuş oluyor. Bu uğurda ölenler de bu zaviyeden bakınca resmen demokrasi şehidi olmuş oluyor. Allah nezdinde bu kişilerin durumu Doğrusu insanların ölen bir kişi hakkında ne dedikleri, ona ne tür bir isim, bir rütbe taktıkları pek de önemli değil. Çünkü kişilerin gerçek niyetlerini Allah bilir ve gerçek rütbe ve makamları Allah tayin eder. Nice “boşuna öldü, pisi pisine gitti” denilenler şehit olmuştur ve nice ‘şehit’ oldu zannedilenler de boşu boşuna ölmüştür Allah bilir. İslamda Şehit “Allah yolunda ölen, Allahın adını yüceltmek için katledilen” kişidir. Evinden çıkan kişilerin hangisi Allah için çıkıyor, hangisi nefis şöhret için çıkıyor biz bilemeyiz. Ancak şunu biliyoruz ki: Niyeti, hayatı, sireti daima Allah yolunda yürümek olan takva müslümanlar nerede ne şekilde ölürse ölsünler şehit olurlar. Bunlar vatanı müdafaa için, milletin dinini…
1. Damla Fatiha Suresi : Allah’a Bağlanma veya Huzur-u İlahi Suresi 》Allah bütün kainatın Rabbidir. Emri sözü gücü herkese geçer. Her konudaki dilek ve şikayetleri dinleyecek ve çözecek tek mercidir. 》Unutma ki O Rahmandır. düşmanlarına kötülere de merhamet eder ihtiyaçlarını verir ve dönmeleri için onlara mühlet tanır. Dolayısıyla kötülerin hemen kahrolmasını yok olmasını bekleme 》ve O Rahimdir. Dostlarına özel bir merhameti ihsanı vardır 》Yapılan iyilik ve kötülüklerin mutlaka karşılığını göreceği ahiret günü onundur. O gün bütün tercihler iptal edilmiş yalnızca Onun hükmü fermanı geçerli olmuştur. sana haksızlık yapanlar o günde bunun hesabını ödeyeceklerdir sabret 》Kulluk ve ibadeti Allaha has kılanlar Allahtan hususi bir yardım elde etmeye hak kazanmışlardır. 》Allahtan yardım istemeden önce salih amellerini Allaha arz et o amellerini aracı ve şefaatçı et. 》İyyake nesteğin” duası her işe kafi gelir. Bunu söylerken o günki şikayetin, Allaha arzuhalin ne ise kalbinden onu niyet et. Çünkü bu ifade her şeyi içine alan geniş bir ifadedir. Mesela: Evlenmek isteyen genç “iyyake nesteğin” derken Allahım evlenmem için bana yardım et” demeyi kastetmelidir. Sabah işine giden bir esnaf “Allahım nafakamı helalinden kazanmam için bana yardım et” manasını kastetmelidir. 》ihdina ssırat al-müstekîm” derken Allaha giden en doğru ve kestirme yola (itikat ve amele) Allahın bizi ulaştırmasını…
Allah’ın yüce Adıyla Türkiye müminlerinin emiri “Sen başımızda ol yeter” tebcilinin muhatabı o zat irticalen yaptığı bir konuşmada “İslamiyet’in güncellenmesi gerektiğinden” bahs etmiş, ve anlayışı kıt bazıları bu sözünden onu vurmak, gözden düşürmek hevesine kapılmışlardır. Doğrusu, bir müminin ettiği lafı müminler mümkün mertebe hüsnü zanla tevil ederek onu istikamet dairesi içinde tutmaya çalışmalıdır. Doğru yol budur. Bu yazı bu maksada mebnidir Güncelleme.. yani bugüne uyarlama. Kadim İslam literatüründe karşılığı olmayan bu yeni kelime bazı dînî ahkâmın zaman ve zemine göre yenilenmesi “ictihad” “Tecdid” veya “Teysir” şeklinde anlaşılabilir. Osmanlı imparatorluğu’nun son devrinde Osmanlı alimlerinin çıkardığı “mecelle-i ahkam-ı adliye” isimli şaheser’de “Ezmanın tegayyuru ile ahkamın tegayyuru inkar olunamaz” denilerek zamana göre dini hükümlerin değişebileceğine vurgu yapılmıştır. Sayın cumhurbaşkanı güncelleme derken bunu kastetmiştir diyerek meseleyi burada noktalayabiliriz. Konuya ilgi duyanlar için şöyle devam edelim Dinde tecdid/teysir tarihi Vahyin İnişine kadar uzanır. Kuran aslında Tevrat Zebur ve İncilin güncellenmesidir. Kuran içinde de Allah bazı ayetleri ‘nesh’ edip yerine başkasını indirerek ilk güncelleme işini bizzat kendisi yapmıştır. Mesela namazlar 2 rekat farz iken 4 rekat olmaya güncellenmiştir. İçki domuz eti serbest olmaktan haram olmaya güncellenmiştir. Zekat 1/4 den 1/40 olmuştur Her asırda yeniden yazılan Kuran Tefsirleri İslamı günün anlayış ve idrakine sunmak için olup bir…
Allah’ın Yüce Adıyla.. Sol medya organları Cübbeli Ahmet hocaya linç kampanyası düzenlediği 2013 yıllarında Sn Cumhurbaşkanı: “Neden bizim İlahiyatçlarımız konuşmuyorlar susuyorlar da meydan o gibi marjinal(?) hocalara kalıyor! Halk onların ardından gidiyor!?” demişti, ve darbe kalkışması olayı patlak verdiğinde sözünü yineledi. Bunu söyledikten kısa süre sonra Caner Taslaman, Mehmet Okuyan, Mustafa Karataş, Mustafa İslamoğlu, Abdulaziz Bayındır, Recep Eliaçık ve benzeri ilahiyatçılar meydana çıktılar ve “bizim ilahiyatçılarımız (!)” olarak konuşmaya başladılar. Bunlar da kendilerini dinletmek, halkı etkilemek adına duyulmadık bilinmedik yeni şeyler, fikirler, söylemler ürettiler, Sünneti tartıştılar, Mezhepleri tartıştılar, İcma’yı tartıştılar, mucizeyi, kerameti, şefaati tartıştılar, Tasavvufu; Mevlanayı, Yunus’u ibn-i Arabiyi taşladılar.. “Halk islamı hep yanlış öğrenmişti! Uydurulmuş bir dinin peşinden gidiyorlardı! Bunlar en doğrusunu biliyor öğretiyorlardı! İndirilmiş dini bulmuşlar, kaynağa öze inmişlerdi !” Evet “indirilmiş din” slogan buydu. Parlak bir söylemdi.. Bu tutardı! halkı toplardı..! Ve her konuda başladılar konuşmaya.. Halkı aydınlattılar..! Uyduruk dinden arındırma ayinleri düzenlediler..! Adem as’a baba buldular, Isa as’ın babasını keşfettiler! Meryem valideye koca tespit ettiler! Halkın bildiği öyle görünmez “cinlerin” olmadığı buluşunu buldular ! Mucizelerin basit doğa olayı olduğunu deklare ettiler..! Uydurulmuş(!) dinin tüm kodlarını -guya- tahrip ettiler !! Ve üzerinden beş sene geçti.. Ne necip Türkiye cumhuru, ne de Sayın cumhurbaşkanı neticeden pek memnun olmadı…..
Allahın Yüce Adıyla 1) Kur’an’a göre mezheplerin meşru oluşu : “Ama bizim uğrumuzda mücadele edenleri, elbette kendi yollarımıza eriştireceğiz..” [Ankebut 69] • Bu Ayette Allah kendine varan YOLLARIN birden fazla olduğunu ifade etmektedir. Demek ki İslam birliğini sağlamak yolu teke indirmekle değildir, bilakis hedefi teke indirmek iledir. Müminlerin ortak hedefi Allah’ın Adını yüceltmek olduğu sürece ittifak içinde olacaklardır. Mezhep: Gidilen yol demektir. 2) Kurana göre mezhebe bağlı olma gereği : “Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygamber’e karşı çıkar, müminlerin yolundan başkasına uyup giderse onu saptığı yolda bırakırız ve cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir gidiş yeridir.” [Nisa 115] • Bu Ayette Allah Müminlerin yolunu bırakıp başka yollara gidenleri cehennemle tehdit eder. Müminler 14 asırdır İslamı mezhepler dahilinde yaşamış, mezhepleri kabul etmişlerdir. Mezhebi inkar etmek Kuranın tefsirini teke indirmek olacak ve bu tutum elbette Müslümanların yolundan çıkmak olacaktır. Çünkü Müminler Kuranın sayısız tefsiri olduğu yönünde görüş birliği içindedir. 3) Kurana göre “Müctehid bir alime uymak” gerektiği : “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Peygambere de itaat edin ve sizden olan emir sahibine de..” [Nisa 59] • Bu Ayette Allah emir (iş) sahibine de itaatı emreder. İdareciler emir sahibi olduğu gibi alimler de emir sahibidir. Arapçada ’emir’ iş durum vaziyet…
Allah’ın Adıyla Hamile olan müslüman haenımefendiler evvela yediğine içtiğine dikkat etmeliler, haram ve şüpheli şeylerden uzak durmalılar. Hamilelikte yenen içilen, yapılan işler ameller ve yaşanan duygular çocuğa tesir edeceği tecrübe edilmiştir. Bu esnada çocuğun hayırlı ve güzel ahlaklı olması Kurandan bazı Sureler okunur. Yusuf Suresi güzel yüzlü olması için mesela.. Hamilelik esnasında kadın bol bol hurma yer. Doğum esnasında Fetih Suresi okunur. Doğumun kolay olması için.. ve Abese Suresi 11-20 arası ayetler okunur 20.ayet tekrar edilir. Manası: “Sonra Allah insanın yolunu (doğumunu) kolay eyledi..” Doğum sonrasında sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okunur. Ağzına bir miktar çiğnenmiş hurma sürülür ilk emdiği şey hurma olması sağlanır. Bunlar mümkün ise toplum önderi muhterem bir zata yaptırılır ve duası alınır ve isim koyar. Değilse bunları babası yapar. İsim koyarken islam’ca güzel bir isim; Peygamberlerin, başında Abd.. olan Allah’ın isimleri veya sahabe evliya ulema gibi islami çağrışım yapan isimlerden koymaya dikkat etmelidir. Sonra çocuk anasını emer mümkün mertebe abdestli emdirmeye ihtimam eder. Ve ilk 40 gün içinde çocuğun duyacağı bir sesle yanında Kuran hatmi okunur. Ve hatim duasında çocuğun hayırlı sıhhatli uzun ömürlü ve salih biri olması için dua edilir. Ilk birinci hafta sonunda saçı kesilir ağırlığınca altın infak edilir. Ve ilk yedi sene…
Allah’ın Yüce Adıyla Allah bütün inananları kardeş yaptı, Pâk Eşleri annelerimiz, Muhammed aleyhisselam da babamızdır. Müslüman bu büyük ailenin bir ferdidir. Bu aileye mensubiyet en büyük mensubiyettir. Bu mensubiyet ve bu aidiyetin ötesinde başka bir mensubiyet gerekli değil aslında.. Tarikat ve Cemaatler Tarikata (veya cemaate) giren bir müslüman yeni ve küçük bir aileye daha girmiş olur. Burada yeni ihvanlar/kardeşler edinir ve o tarikatın şeyhini baba bilir. Allah’ın tesis ettiği büyük aileye ilaveten gerek var mıydı bu küçük ailecikler ? Tarikat ve cemaatlerin çıkışı bir ve diri o büyük Aileyi parçalamak değil midir? Cevab: Hayır parçalamak değil, bilakis gaye birleştirmektir. Çünkü Tarikat bir okuldur. Kişiyi hakikî Müslüman yapma okulu. Zaman uzamış, Allah Rasulü sas ile aramıza uzun asırlar girmiş olduğundan Peygamber ile Ümmet arasında olması gereken baba-evlad ilişkisi kopmuş, rehber-tabii bağlılığı kaybolduğundan Tarikat bu kusurları telâfi etmek için kurulmuş bir okul bir eğitim kurumudur. Şöyle ki Mürid, baba gibi sevdiği ve bağlandığı şeyhine duyduğu bu muhabbeti sayesinde ‘büyüğe muhabbet ve ittiba’yı öğrenmiş olacak ve bir gün Şeyh kendini aradan çekmekle mürid bu muhabbet ve itaatini asıl sahibine; Peygamberine yöneltecek idi. Tarikatın tabiriyle; Mürid fenafişşeyh olduktan sonra Fenafirrasûl olacaktı.. Ayni şekilde.. İslam ailesinin ekser mensupları amel-i salihi terk etmiş, bidat ve fesada…
Allah’ın Adıyla.. Müceddid kimdir nedir ve Mahmud Efendi Müceddid midir ? Onu müceddit yapacak hizmetleri nelerdir? عن أبي هريرة: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: إنَّ اللهَ يبعثُ لهذه الأمةِ على رأسِ كلِّ مائةِ سنةٍ من يُجدِّدُ لها دينَها • سنن أبي داود • Allah Rasulü sas buyurmuştur: “Elbette Allah her 100 yılın başında bu Ümmet için, onların Din işlerini yineleyecek Mücedditler gönderir..” [Ebu Davud: Sahih] Müceddid, bu Hadisi şerifte bildirilen, her asırda gelmesi müjdelenen Dini yineleyen zatlardır. Allah rasulü bu hadisinde peygamberler için kullanılan “ba’s” tabirini müceddit için de kullanmış ve bunun “ümmet için, ümmet yararına” olduğuna vurgu yapmıştır. Allah o ki yeni bir peygamber göndermeyecek, Ümmeti garip sahipsiz bırakmamak için mücedditler göndermektedir. Müceddid; unutulmuş, terk edilmiş İslâm dininin icaplarını, itikad farz vacip ve sünnetleri yeniden yaşamak ve yaşatmak suretiyle ihya eden ve küfrü, isyanı, kafire teşebbühü, haram ve mekruhları iptal ve imate eden yüksek alimler. Ve müceddid Mahmud Efendi Hz’nin de sarahaten bildirmesiyle “bir asırda birden fazla olabilir.”
Allahın yüce Adıyla.. . Ahmet Vanlıoğlu hocanın ayarlaması ile Abdulaziz Bayındır bidatçısı İsmailağa alimleriyle “istiğase ve rabıta” konularında tartışmak için gelir. Elinde bir Mushaf getirmiştir. Delilleri çok güçlü, Allahın ayetleridir..! Mahmud Efendi Hazretleri talebelerini çağırır.. Şuna ve şahsında tüm münkirlere vafi bir cevap vermelerini ister. İçlerinde benim bildiğim Ahmet Vanlıoğlu hocanın yanı sıra Mehmet Talu hoca, Şehit Bayram Ali Öztürk hoca ve Cübbeli Ahmet Ünlü hocalar var. Ancak Cübbeli hoca geç gelir münazaraya yetişemez.. Ve Münazara başlar. Ilk atan Bayındır olur, onun isteği ile olduğu için.. Bayındır sorar: İstiğase hakkında ne diyorsunuz. Bu sizin tarikatınızda var mı ? İslamiğa: Allahın izniyle vardır ve haktır Bayındır: Allahtan başkasından yardım istemek şirktir! Mahmud Efendi Hz müdahil olur: Sen Abdülkadir Geylaniyi kabul ediyor musun? Bayındır: Hayır kabul etmem Mahmud Efendi Hz : Şu halde biz de seni kabul etmiyoruz. . 1. Raşha Hazreti şeyh efendimiz tevcih ettiği bu latif suali ile münazarada aranan en mühim bir hususa tembih etmiştir: ortak müştereklerin tespiti. Evet münazarcılar eğer ortak kabuller noktasında bir anlaşma sağlayamazsa münazara olmaz, münakaşa olacaktır. Münazara: Tarafların hakkı ortaya koyabilmek için ortak delillerden hareketle sözlerini ilka etmeleri Münakaşa: Tarafların kendini üstün kılmak için laf oyunlarıyla, cerbeze ile söz sarfetmeleri. . 2. Raşha Hazreti…
Allahın Adıyla Sual: “Ademoğlunun bütün amelleri kendisi için, oruç ise Benim içindir, artık onun mükafatını ben vereceğim.” [Buhari-Muslim] Hadisi Kutsisinde diğer ameli salihlerin değil de yalnız orucun ‘Allah için’ olmasını nasıl anlamalıyız ? Cevap: Allah bütün amellerin mükafatını bildirmiş olarak kul o mükafatı umarak amel eder. Mesela Farz Namaz Cennetin anahtarıdır Cennete girmeyi sağlar. Nafile namazlar Cennetin konakları köşk çadırlarıdır, tesbihler zikirler Cennetin ağaçları meyveleri sofraları. Zekat ahiret mülkünün çoğalması garantisidir. Kuran okumak ve Cihat etmek Cennet derecelerinin yükselmesidir. Hacc Umre günahların affı kefareti olarak Cehenneme düşmemeyi sağlar..vs Dolayısıyla kul tarafından yapılan her amel ve ibadet karşılığını elde etmek içindir. Bu açıdan o amel, ibadet aslında kulun kendisi için olmuş oluyor. Ancak oruç böyle değil. Çünkü Orucun mükafatı belirtilmemiştir. Dolayısıyla kul oruç tutarken somut bir ücret ve mükafat beklemez. Bu bir nevi karşılık beklemeden yalnız Allah istediği için, Allah’ı razı etmek için oruç tutmak oluyor. Şu halde oruç Allah için oluyor. Aslında bu durum, yani mükafatı olmasa bile Allah razı olacağı için ibadet etmek, ihlasın zirvesidir ve Allaha en yakın, mukarrebun kulların nasibidir. Mukarrebun kulların hayatını kuşatan bu hal, Ebrar kullar için yalnızca oruç’ta ele geçer. Öz Cevap: Bütün ameller karşılığında belirtilen somut mükafatı elde etme amaçlı yapıldığı için kula dönüktür….
Peygamberi Takit Etmek Her Zaman İttiba Olamıyor: Bazı kimseler demişler: “Peygamber Efendimiz bir sünnete sürekli devam etmediyse, bazen terk ettiyse bizim de bazen terk etmemiz sünnet olur(!)” Bu mantık hatalıdır ve bu istidlal batıldır. Çünkü bu mantık bu anlayış Rasulullahın sallallahü aleyhi ve sellem’in sünnetini bozar ve uyulası ve üzerinde yürünesi bir yol olmaktan çıkarır. Diyelim yemeğe oturmadan eller yıkanacak, biri der ki ben şimdi bazen yıkamama sünnetini(!) işleyeceğim ve yıkamadan yemek yer, ve siz ona o sünneti işle ellerini yıka diye tavsiyede bulunamazsınız.. Diğeri yatmadan önce abdest alma sünneti için aynısını der ve bazen abdestsiz yatmak da bu görüşe göre güya sünnet olur! halbuki bidattır.. Ve böylece işler hercü merc olur, Rasulullahın yolu müminler eliyle ibtal olur maazallah. Demek ki Rasulullahın sünnetleri bazen terk etmiş olması o yönüne de uyulsun, bazen terk edilsin için değil, belki çok sebep ve hikmetlerden birisi; Allahın farzı ile Onun sünneti birbirine karışmasın ve Allahın dini muhafaza olsun.. Mesela Efendimiz sas Mescidi Nebevide teravih kılarken Ashabdan bir cemaat hazır bulundular ve ona uydular. Ertesi gün daha kalabalık bir cemaatla teravih yine cemaat halinde kılındı. Ertesi gün daha fazla kişiler işitmiş olmakla çok kalabalık bir cemaat namazı Rasulullahın ardında kılmak için geldiler…
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla LEYLE-İ BERAAT Şaban Ayının orta (dolunay) gecesi beraat gecesidir, 14’ü 15’e bağlayan gece Beraat berî olmak, mahkemede atılan suçtan temize çıkmak, isnad edilen kabahatten uzak ve ilgisiz olduğu ispatlanmak.. Bazen de beraat, suçlu olduğu bilinse de hâkimin merhametiyle affedimektir. Buradaki beraat bu sonuncusu. Çünkü Allah önünde suçlu olmayan kul yoktur. “Doğuştan gelen ezeli günah”ı kastetmiyorum, bu İslam inancı değil zira. Yaşarken günaha bulaşmayan kul yoktur demek istiyorum “Kul günahsız olmaz, Allah afsız olmaz” der Üstadımız şeyh Mahmud Efendi Hz ks “Kesin huccet Allah’a aittir” Bütün kulları aleyhinde Allah’ın yeterli delili vardır. Eğer dilerse hepimizi adil bir yargılama ile cehenneme koyar, çünkü günah dosyalarımız elinde. Ancak Hz Allah kullarından Ona iman edenleri ona yönelenenleri affediyor, ateşten kurtarıyor. işte BERAAT budur. Bu gece Allah’ın beraatine talibiz. Bunun için çaba sarf edeceğiz. Çünkü biz Allah’a ve ahiret gününe iman ettik. Ateşi önemsiyor ve korkuyoruz. en küçük ihtimali bile bizim için endişe verici. O ateşe girmeye hiç cesaretimiz yok. “Dünya sevgisi adamı öyle bir sarhoş eder ki ateşe girmeye cesaret verir” demiştir şeyh efendi RAh Şaban Ayının yarı gecesi (ayın 14. gecesi)ne Leyle-i Beraat veya Leyle-i Mübarake” denir. Bazı rivayetlerde Hamim Dukhan suresinin “Biz o Kuran’ı mübarek bir…
“Islam garip başladı ve yeniden yeniden garipliğe dönecek” Hz Muhammed Rasulullah sas “Sünnete sarılanlar her zamanda gariptir” Şirat ul-İslam Kitabı Şalvar cübbe sarık sakal ve çarşaf Mahmud Efendi Hz’nin irşada resmen başladığı 1960 lar Türkiyesinde her alanda; Camide, sokakta, çarşıda, okulda ve dairede garip idi. ▪1980’lerde cami gurbeti sona erdi biiznillah. Raşha 1: Efendi hazretleri Zehra Annemizi de yanına alıp chp nin o zaman kalesi durumunda olan Çarşamba sokaklarında kindar bakışlar arasında Emru bil Maruf için ısrarla gezinip gözleri alıştırır Raşha 2: Ve onun izinde yürüyen ilk ihvanlar kem gözlere, homurtulara rağmen orada burada ve namazlarda sarık sarmışlar, sünnetten taviz vermeyip sabır ve tahammül etmişlerdir. ▪1990 yıllarının sonunda şalvar cübbe sarık ve çarşafın sokak gurbeti nispeten sona erdi. Sokakta rahat gezinebilir oldular. Yine çilesini çekmiş olarak buna nail oldular. ▪2010 lu yılların sonunda sünnet ehlinin çarşı gurbeti sona erdi; iş bulabilir iş tutabilir oldular.. İşsiz kalıp sabretmeleri, para için, rahat için sünneti terk etmemeleri hürmetine.. Sahabeler gibi Raşha 3: Bir hoca kardeşim (A.Yılmaz) şöyle anlattı: Babam Haliç Tersanesinde işçi idi. ~1980 li yıllar. Bir gün talimat geldi ya sakalları keser cübbe sarıkları çıkarırsınız ya da işten çıkarsınız. Babam bir kaç ihvanla Efendi hazretlerine geldi ne yapalım diye sordular. Mahmud efendi…
Allahın Yüce Adıyla Islamda cihad yalnız Allahın adını yüceltmek* içindir ve belki bu uğurda engelleri kaldırmak içindir. Cihad 3 aşamada ifa edilir: 1) Gayri müslim halkların kapısı çalınır yüce islam dini tebliğ edilir, hakka davet edilir. Kabul ederlerse ne ala.. Dinde kardeşimiz olurlar. Can mal ve ırzları müslümana haram olmuştur. Cihad hedefine ulaşmıştır; Allahın adı yücelmiştir. 2) İslamı kabul etmezlerse cizye (yıllık ağır vergi) ödemeleri talep edilir. Kabul ederlerse hayat hakkını satın almış olurlar. Ülke olarak islam Şeriatı’nın tebası olmuş olurlar. Bu sayede Cihad yine gayesine ulaşmış olur; ehli küfür hakir olmuş, İslam güçlenmiş, Allahın adı yücelmiştir. 3) Cizye vermeyi de kabul etmezlerse savaş ilan edilir. Savaş başlamadan önce munferiden islam olup bu tarafa geçen olursa, geçen kurtulur. Küfrün safında inat edenlerle savaş başlar.. Islam ordusu Allahın izniyle galip gelirse, mağlup halkın malı mülkü toprağı ganimet, esirleri de köledir. Gazilere pay edilir. Bu sayede cihad yine gayesine ulaşmış olur; ehli küfür hakir olmuş, İslam ve müslümanlar güçlenmiş, Allahın adı yücelmiştir. Allahu Ekber.. i.er ___________ * من قاتل لتكون كلمة الله هي العليا فهو في سبيل الله عز و جل. رواه البخاري
Allah’ın Adıyla.. “Bebek kırk’ı uçurmak” veya “bebek kırkı çıkarmak”la ilgili olarak halk arasında yaygın davranış ve inanışlar şöyledir: “40 gün boyunca dışarı çıkarılmadan evde tutulan bebeğin ilk kırk gününü tamamlaması sonucu 40 banyosu yaptırılır ve suyun içine okunmuş 40 fasulye vs konur, suyu dökerken “su aşağı bebek yukarı” gibi sözler söylenir..” “Sonra Aile büyüklerine ve akraba dostlara ziyarete gidilir. Uzak yere gidilirse çocuğun ömrü uzun olur! Gidilen yerlerde yumurta un pirinç fasulye buğday mercimek gibi hediyeler verilir. Eve gelecek misafirler için 40 sepeti hazırlanır” “Bunların her birisinin özel bir anlamı vardır ! yaşantısına tesir edeceğine, bereket getireceğine inanılır !” Soru: Bu vb. türden adet ve inanışların Allah’ın Dininde yeri var mı ? Cevap: Yukarıda sayılan işler ve yüklenen anlamların hiç biri İslam’da karşılığı yoktur. Ne Kuran’da ne de Hz Peygamberin Sözlerinde bu tür uygulamalardan söz edilmiş değil. Bütünüyle yöresel kültürle alakalı bölgesel ritüellerdir. Doğrusu çocuğun 40. günü ile 39. günü arasında dinen bir fark yoktur. Yeni bebeği olan ailenin İslam’a göre ne yapması gerektiğini yazının son kısmında (aşağıda) yazdık. 40. Günün İslam Dini ile tek alakası; doğum yapmış annenin lohusalık (nifas) müddetinin bitmiş olmasıdır. Çünkü nifas’ın en uzun müddeti Allah’ın Dininde 40 gündür. Lohusalık müddetini tamamlayan kadın cima, namaz oruç,…