Allah’ın Adıyla..
Müceddid kimdir nedir ve Mahmud Efendi Müceddid midir ? Onu müceddit yapacak hizmetleri nelerdir?
عن أبي هريرة: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: إنَّ اللهَ يبعثُ لهذه الأمةِ على رأسِ كلِّ مائةِ سنةٍ من يُجدِّدُ لها دينَها • سنن أبي داود •
Allah Rasulü sas buyurmuştur: “Elbette Allah her 100 yılın başında bu Ümmet için, onların Din işlerini yineleyecek Mücedditler gönderir..” [Ebu Davud: Sahih]
Müceddid, bu Hadisi şerifte bildirilen, her asırda gelmesi müjdelenen Dini yineleyen zatlardır. Allah rasulü bu hadisinde peygamberler için kullanılan “ba’s” tabirini müceddit için de kullanmış ve bunun “ümmet için, ümmet yararına” olduğuna vurgu yapmıştır. Allah o ki yeni bir peygamber göndermeyecek, Ümmeti garip sahipsiz bırakmamak için mücedditler göndermektedir.
Müceddid; unutulmuş, terk edilmiş İslâm dininin icaplarını, itikad farz vacip ve sünnetleri yeniden yaşamak ve yaşatmak suretiyle ihya eden ve küfrü, isyanı, kafire teşebbühü, haram ve mekruhları iptal ve imate eden yüksek alimler.
Ve müceddid Mahmud Efendi Hz’nin de sarahaten bildirmesiyle “bir asırda birden fazla olabilir.”

Müşahede yoluyla bizler gördük ve bildik ki zamanımızın büyük müceddidi Ustaosmanoğlu Mahmud Efendi Hz’dir. Evvela onu müceddit olmaya şayan kılacak yüksek ahlak, takva, amel-i salih, ilim, marifet, cesaret nevinden bil cümle faziletlerden ziyadesiyle nasiptardır. Bunlar olmadan bir kişiye müceddit demek kolay değil.
Mahmud efendi’nin yaptıgı mühim tecdidler:
1) Allah’ın kullarını yeniden Allah’a ve Kuran’a yöneltmesi.
2) Beş vakit farz namazlara azami ihtimam göstermesi ve erkekler mutlaka camide cemaatle kılmaları gerektiğini öğretip yayması.
Nitekim kendisi de bir cami imamı olarak camiden başka bir karargâh edinmemiş ve cami merkezli bir irşad faaliyeti yürütmüştür.
3) Yaratılış gayemiz Allah’a ibadet. Dolayısıyla beş vakit farz ve sünnet namazlara beş vakit de müstehab ekleyerek insanlara teheccüt işrak kuşluk evvabin ve kabir-nur namazlarını öğretip yayması.
4) Kuranın bir dua ve sevap kitabı olarak görüldüğü, bir çoklarınca büsbütün terk edildiği 1960 lar Türkiyesinde basiret ve cesaretle Kuran Medreseleri açması ve küçük büyük Allah’ın kullarına bu medreselerde ücretsiz arapça din tahsili verip Kuranın okunan, anlaşılan ve gereğince amel edilen bir hayat Kitabı olmasını sağlamıştır.
Talebelerine gösterdiği hedef ve istikamet “Her mahalleye bir kız bir erkek medresesi açacaksınız..” Elhamdülillah talebeleri bu istikamette ilerleyerek medreselerin çığ gibi büyümesini sağlamaktadırlar.
5) Bu kapsamda Kuran ilimleri olan Tefsir Hadis Akaid Fıkıh ve tasavvufu (ahlakı) ve bunların yolu olan Arapça ve usul-ü fıkıh, usul-ü hadis tecvid talim ilimlerini yayarak ihya etmesi.
Ve tabi ki hafızlık; Nazm-ı celil-i Kuran’ın kalplere nakşedilmesi; yani kendi gibi hafızaların yetişmesini sağlaması.
6) Özellikle kadınlar cephesinde gelişip yayılan medrese faaliyeti tarihin bir evresinde görülmüş şey değil. Ismailaga merkezinde yetişen hoca efendileri yine medresede tahsil görmüş hocanımlarla evlendirip Türkiye sathında görevlendirmesi ve bu sayede Tecdid-i Islâmı bütün topluma yayması.
7) Kadının Kuran kıyafeti olan çarşaf ve robadan elbise ile cübbe şalvar takke sarığı* ihya etmesi. Küfrün üzerimizdeki en büyük tesir ve fitnesi olan bizi kendilerine benzetip çevirmekten müminleri kurtarması.
Bugün şikayetçi olduğumuz dar tesettür biçimleri bazı hocaların verdiği hatalı fetvaların ürünüdür. “Çarşaftan başkası da olur” “manto pardesü de olur” “altına pantolon giyerse kadın iyi olur!” şekilde verilmiş bozuk fetvaların neticesi bugün “kâsiyatun âriyâtun (giyinik çıplak) denilen başörtülü modern tipler türemiştir. Ancak bakın çarşafa: Elli sene önceki çarşaf yine çarşaf” i.er
8) Kuran ahkamından haremlik-selamlığı öğretip yayması ve kadınlara “şoför olmayı, satıcı olmayı. denize havuza girmelerini” yasaklaması.

9) Mahremsiz sefer mesafesine (90 km) kadınların seyahat edemeyeceği hükmünü ihya etmesi.
10) İstihareye çok ehemmiyet vererek istihare ile hareket şuurunu aşılayıp yayması.
11) Daima Allahı zikretmeye ısrarlı tembihleri sonucu zikrullah ile kalplerin Allah’a yönelişini sağlaması, bu kabilden muridlerine farklı zikir virdleri ve murakabeleri ders olarak vermesi.
12) Kuran yolu olan Ehli Sünnet itikadına ve amel-i salih’e azami derecede tembih ve riayetle yeniden Ehli Sünnet hassasiyetinin geliştirmesi.
13) Oyun lehviyat ve fuzuliyata asla prim vermeyip halkı başta filim dizi maç müptelası olmaktan, tavla dama satranç okey iskambil gibi mekrulardan ve malayaniden kurtarması. Bugün telefon ve bilgisayar oyunları gereksiz videolar buna dahildir.
14) Televizyonu en şerli alet ilan ederek şiddetle yasaklaması ve hatta evlerden çıkarılmasını emretmesi.. Bu cümleden filim ve dizileri yerip yasaklaması..
Bu sayede azîz ömrü ilim fikir ve zikir sohbetle değerlendirmeyi sağlaması.
“Televizyonumuz radyomuz gazetemiz yok bizim. Zikrullahımız var bizim” imam Mahmud Efendi Hz” i.mh.ef
15) Gazete ve mecmualara da asla prim vermeyip bunlarla meşguliyeti fuzuli sayması ve bunlar yerine vakitleri ibadet, Kuranla ilimle zikirle ihya etmeyi sağlaması.
16) Yalan yanlış haberlerin de herkes tarafından devamlı olarak takip edilmesini de tasvip etmeyip günlük havadis ile asker istihbarat, yönetici, vaiz gibi ilgili ve tetkililerin uğraşması gerektiğini, gerçek ve asıl haberlerin Kuran’da olduğu gerçeği ile halkın Kuran’a ve ibadete yoğunlaşmasını sağlaması.
17) Farz namazlarda ve Ezanda mikrofon hoparlör kullanmayıp namazı ve ezanı asr-ı saadette Rasulullah ve Ashabının kıldığı okuduğu vechile kılması okuması.
“Bu aletler dinde lüzumlu ve faydalı olsaydı Allah bu aletleri Rasulullah’ın zamanında icad ederdi” i.mh.ef
18) Müzik beste musikinin her türlüsünden ve hatta müziksiz okunan ilahi ve mevlütten de uzak durup talebelerine yasaklaması ve bu sayede Kuran dinleme önündeki engelleri iptal Kur’an’a yöneliş sünnetini ihya etmesi.
Bu kabilden arabi şive, güzel ses ve sedalı Kuran kariilerine (okuyucularına) çok iltifat edip değer vermesi ve ilahî, musiki, mevlüt yerine Kuran tilavetinin revaclanmasını sağlaması.
“Hıristiyanlar da bu işlere önce ilahi okuyarak başladılar. Geldikleri noktada şu anda kiliselerinde müzikten başka bir şey yok” İ.Ma.Ef
19) Sakal Sünnetini yeniden ihya etmesi. 1960 lar Türkiyesinde tek tük görülen sakal onun büyük gayret ve himmetiyle genç yaşlı her müminin yüzünde görülür olmuş.. öyle ki artık sakal tabii (fitrî) bir kisve olarak herkes tarafından kabul esilmiştir.
“Duysam Türkiyenin diğer ucunda bir genç benim gitmemle sakal bırakacak kalkar giderim” imam Mahmud Ef.
20) Emr-i bil maruf ve Nehy-i anil münker farizasını ihya etmesi. Bu kabilden bizzat kendisi bir ömür daima yollara düşüp vaaz etmedik bir il ilçe kasaba bırakmaması haftalık yıllık izinlerini Bu uğurda kullanması. Bu vazifeye çok kuvvetli tembihler ederek ve hatta devamlı faaliyet içinde olan hususi bir teşekkül oluşturarak yeniden canlandırması.
21) Sohbetlerinde dualarında daima Şeriattan bahsetmek ve talebelerine günlük düzenli virdler çektirmek ve firsat buldukça karşılaştığı komutan ve idarecilerden Şeriatı Muhammediyi telkin etmek suretiyle yeniden Şeriat arzusunu uyandırması.
22) Pazartesi Perşembe oruçlarını yolculukta bile aksatmayıp Eyyam-ı Biiz (13,14,15) oruçlarını ve Zilhiccenin ilk 9 gün orucunu ve Şevval Muharrem 9,10 oruçlarını bizzat tutarak ve talebelerine tutturarak nafile oruç sünnetini ihya etmesi.
23) Kendisi küçük yaşlardan itibaren bir mürşide teslim olarak yaşaması ve halka bunu talim ve tavsiye ederek Islâm dininin en mühim prensibi hakikî bir mürşide Biat sünnetini ihya etmesi.
24) Allah Rasulün sas’in mana yoluyla verdiği bir talimat üzerine Ruhul Furkan Tefsirini kaleme alarak Kuranın bu zaman şartlarında yeniden anlaşılıp ahkamının icra ve tatbik edilmesini sağlaması
25) Azimet ve Takvaya sarılarak yaşamak, eğer bir tek sünnetin ifâsına mani olacaksa dünyalık mensıb ve makamları maaşları kadroları elin tersiyle itmek. Yani Şeriatı tarikatı yaşamayı dünyanın tamamına tercih etmek ve bu konuda kıl kadar taviz vermemek.
* * *
Şimdilerde bütün bu tecdid, irşad ve ihyalar Mahmud Efendi hazretlerinin talebeleri ve sevenleri eliyle çığ gibi büyümekte ve bu hizmetler cihanın en ücra köşelerine, uzak memleketlere yayılmaktadır Elhamdülillah.
Müceddidi tanımak ve tecdidlerden haberdar olmak bizim için ne ifade eder ?
Anlaşıldığı üzere müceddit öyle bir zattır ki Peygamberimiz Eğer bu zamanda olsaydı islamı ve sünneti ne şekilde uygulayacak idiyse muceddid Allah’ın izniyle o tarzı tatbik eden ve bizlere öğreten bir zat olması hasebiyle bütün müminlerin o zatın tecdid ve irşartlarını kabul etmesi gerekmektedir.
İmam Mahmud Efendi Hazretlerinin tecdide başladığı yıllardan itibaren eğer Türkiye Müslümanlarının sadece yüzde onu onun izinden gitseydi şimdiye çoktan Hilafet-i Muhammediye yi yeniden tesis etmiş ve eskiden olduğu gibi yeniden dünyanın süper gücü olarak ayağa dikilmiş adaleti yeryüzünde ikame etmiştik..
Bu verilen oranlardan çok daha az insanların sadece o müceddidin izinden gitmesi ile bakın ki İslam namına ne büyük kazanımlar meydana gelmiştir: Medreseler yeniden açılmış çarşaf sakal cübbe sarık yeniden serbestleşmiş ve İslami yönetim arzusu insanların kalbinde az çok uyanmıştır.
isa erdoğan
09.07.2017 İstanbul
Bir yorum
tecdid ile reform ve müceddid ile reformist arasındaki farklar nelerdir ?” konulu yazımızı bekleyiniz