Hanefi Fıkhında Teravih Namazında 1 Selam ile Kaç Rekat Kılınabilir? Meselesi Kaynak Eser: Mebsut, Şemsul Eimme Imam Serahsi r.a Terc: isa bin Yahya Er. ğufiralehuma 1] Teravih namazının 1 selamla 6 rekat veya 8 rekat kılınması.. Bu konuda mutekaddim ulema ile muteahhir ulema arasında ihtilaf oldu. 2] Mütekaddim ulema aralarında ihtilaf.. Imam Muhammed ile Imam Ebu Yusuf arasında olan ihtilaftır.. Ve mustehap rekat sayısı hakkındadır ki o (en fazla) 4 rekattır. Zira nafilelerde 4’den fazla kılmak mustahsen değildir. 3] imam Ebu Hanife rahimehullah nezdinde ise ihtilaf bir selamla caiz olabilecek rekat sayısı hakkında vakidir. Bu sayı Imama göre (camiussağir rivayetinde) en fazla 6 rekattır. (kitabussalat rivayetinde ise) 8 rekattır. 4] Eğer adam beş oturuşta 10 rekatı 1 tek selam ile kılarsa Imam Azamdan şaz bir rivayete göre mekruh olmakla beraber caizdir. Mekruh çünkü bu açık/galip fetvalara aykırıdır. 5] Bir selam ve tek oturuş ile 4 rekat toplu kılma konusu.. Kaideye göre bu caiz olmasa gerekir… 6] (Teravih namazının müstehap şekilde kılınışı hakkında Hanefi uleması) 2 rekatta 1 selam dediler. Çünkü bu bedene daha çok rahatlık (revh) verir (Revh; teravih kökünden) Yoplumun katıldığı ibadetlerde kolay olan tercih edilir zira. Ancak daha zor olanı daha efdaldir.” Mebsut, Imam Serahsi (Şamile) SONUÇ: Bu açıklamalara…
Peygamberi Takit Etmek Her Zaman İttiba Olamıyor: Bazı kimseler demişler: “Peygamber Efendimiz bir sünnete sürekli devam etmediyse, bazen terk ettiyse bizim de bazen terk etmemiz sünnet olur(!)” Bu mantık hatalıdır ve bu istidlal batıldır. Çünkü bu mantık bu anlayış Rasulullahın sallallahü aleyhi ve sellem’in sünnetini bozar ve uyulası ve üzerinde yürünesi bir yol olmaktan çıkarır. Diyelim yemeğe oturmadan eller yıkanacak, biri der ki ben şimdi bazen yıkamama sünnetini(!) işleyeceğim ve yıkamadan yemek yer, ve siz ona o sünneti işle ellerini yıka diye tavsiyede bulunamazsınız.. Diğeri yatmadan önce abdest alma sünneti için aynısını der ve bazen abdestsiz yatmak da bu görüşe göre güya sünnet olur! halbuki bidattır.. Ve böylece işler hercü merc olur, Rasulullahın yolu müminler eliyle ibtal olur maazallah. Demek ki Rasulullahın sünnetleri bazen terk etmiş olması o yönüne de uyulsun, bazen terk edilsin için değil, belki çok sebep ve hikmetlerden birisi; Allahın farzı ile Onun sünneti birbirine karışmasın ve Allahın dini muhafaza olsun.. Mesela Efendimiz sas Mescidi Nebevide teravih kılarken Ashabdan bir cemaat hazır bulundular ve ona uydular. Ertesi gün daha kalabalık bir cemaatla teravih yine cemaat halinde kılındı. Ertesi gün daha fazla kişiler işitmiş olmakla çok kalabalık bir cemaat namazı Rasulullahın ardında kılmak için geldiler…
İslamda evlilik üç aşamada gerçekleşir: 1)Taharri 2)H’ıtbe (nişan,söz) 3)Nikah 1) Taharri: daha ziyade erkeğin eş arama ve araştırma sürecidir. Buldum dediğinde ona nikah teklifi götürür. 2) Nişan: Tarafların birbirine evlenme sözü vermesine h’ıtbe (söz,nişan) denir. 3) Nikah: Şahitler huzurunda Evlilik aktinin yapılıp karşılıklı karı koca olmayı kabul merasimine de nikah denir 1) Eş arama sürecinde ‘kadına bakmak’ haramı damat adayına helal olur. Şafi mezhebinde aileye ve kıza belli etmeden gizlice kıza bakar. Hanefi mezhebinde meşru bir ortamda ailenin izniyle görüşürler. 2) Nişan dönemi adayların birbirini tam tanıma dönemidir. Ancak hala iki yabancıdır. Elini tutamaz, halvet edemez, birlikte yalnız gezemez. Hacet anında meşru ortamda anlaşmak tanışmak için konuşabilir. Sevmek sevdirmek eğlenmek için değil. Nişan süresi içinde nikah kıyamaz. Kıyarsa nişan bitmiştir, Evlilik olmuştur. Nişan gizli, daha özel ortamda, nikah (düğün) ise alenen, açık ortamda olmalıdır. O yüzden düğün davetiyeleri üzerine gelinin adını yazmalıdır. 3) Nikah için Hanefide kızın velisinin izni şart değil. Reşit kız kendini evlendirebilir. Şafi maliki hambeli mezheplerinde kızın velisi ancak kızı evlendirebilir. Velinin izni dışında yapılan nikah geçersizdir. isa erdoğan
Tek Olan ALLAH’ın Adıyla Bir gün biter, bir gün başlar..Bir ay biter diğeri başlar.. Bunlar ne kadar sıradan ise, Bir yılın bitip bir yılın başlaması da öyle sıradandır. Avrupalı kafirler de bilir ki takvim defterinin değişmesinden ibaret bir yıl sonunun veya başlangıcının kutlamaya değer bir şey olmadığını.. Bilakis geçen her yıl insanı eceline yaklaştırır. Ecelden ölümden en çok korkan avrupalılar o son’a ulaştıracak yolda, ölüme atılan her adımda neden kutlama yapsınlar ki !? Demekki kutlanan şey bir yılın bitmesi, takvimin değişmesi değil. Peki onlar neyi kutluyor öyle ise!? Onlar “Batı-L Tanrının(!) Doğum Gününü” kutluyorlar Tam anlamıyla ettikleri şey, yedikleri halt budur ! Elleriyle yontup diktikleri, sonra taptıkları putlarına düzenledikleri bir ayindir yılbaşı. “Hoşgeldin Ayini” Yemek yiyen, def-i hacet eden, kandan etten yaratılmış bir beşeri önce ilahlaştırdılar! sonra da ona bir doğum günü uydurdular..! Uydurdular diyorum çünkü Hz İsa peygamberin doğumu 1 ocak olduğu da kesin değildir. Sadece bir yakıştırmadır.. Ve işte avrupalı hırıstiyanlar aslında bizim gibi bir insanı ilah edindikleri için içlerindeki dinsiz kafirlerin dahi eleştirdiği bir duruma düştüler Avrupada “TANRININ DOĞUM GÜNÜ” adında kitaplar yazıldı.. Avrupalı dinsizlerin “TANRI SİZİ DEĞİL SİZ TANRIYI YARATTINIZ” derken kastettikleri tanrı işte her yılbaşında doğum günü kutlanan sahte tanrıdır..! Ey iman ehli ! Ne…
Allah’ın yüce Adıyla Kabe imamları arkasında kılınan Namazlar ve Mahmud Efendi Hz Kıdemli bir ihvan (ismi bende saklı) bu konuda şöyle bir rivayet getirdi: 70’li veya da 80’li yıllardı (buradaki şüphe bana ait) Efendi Hazretleri ile beraber hacca gitmiştik bazı hocalar dediler ki “buradaki imamlar vehabi bunların arkasında namaz olmuyor iade etmek gerekiyor!” Biz çok şaşırdık afalladık Mahmud Efendi Hazretlerine çıktık “efendim buradaki namazlar kabul olmuyormuş iade etmek gerekiyormuş siz ne dersiniz” diye sorduk Mahmud Efendim Hazretleri buyurdular ki “Burada namaz kabul olmayacak da nerede kabul olacak!” ilmin emanetine binaen aktarmayı vecibe saydım. Mahmud Efendiden kendileri de iade ettiğine dair rivayet getiren olduğunu da biliyorum. Bu iki rivayet aslında birbiriyle çelişmez. vech-i telfiki izah için çabalamayacağım çünkü konum bu değil. isa Erdoğan