İskat, Namaz Borcu Düşürmek Var mı ?

Soru: Hocam Vefat eden kişinin namaz borcu varsa öldükten sonra yakınları kefaret için para verse bu geçerli olur mu? CEVAP: Bilinen adıyla “iskatı salât” meselesini soruyorsunuz. Bu konuda 4 mesele var : 1) Namaz borcu olan ölü arkasından varislerin sadaka hayır yapmaları ölüye fayda eder mi ? _Evet eder. “yapılan iyilikler kötülükleri giderir” 2) Her namaz için verilecek bir fidye miktarı ölüden o borcu düşürür mü ? _Bilmiyoruz, ancak umut ediyoruz. Kesin “düşürür” diyebilmek için elde delil yok. “Tutulmamış oruçların mali bedeli (fidyesi) vardır, namaz oruçtan daha önemlidir, namazın kazasının artık kılınma imkanı kalmadığına göre kılınmamış namazlar karşılıksız kalmasın, oruç gibi bedeli olsun Allahın kabul edeceğini ve ölüyü affedeceğini umarız” şeklindeki bir kıyas ve ictihadın eseri olarak namaz ıskatı meşru görülmüştür. 3) Varislerin çıkardığı miktar, toplam namaz borcuna yeterli gelmiyorsa vekilin fakirle yapacağı devir işlemi (aldım geri verdim) geçerli midir ? _Bunun da kesin geçerli olacağını diyemiyoruz ancak Allahtan ümid kesilmez. Biz takva ehli hocalarımızı bu devri yaparken gördük ve talebe iken biz de çok defa devir yapmaya gittik 4) Meyyit sağlığında vasiyet etmediyse varisler bu iskatı yapmak zorunda mıdır ? _Alimler buna “hayır yapmak zorunda değiller” demişler. Ancak yaparlarsa o kişiye karşı bir vefa ve merhamet eseri olacaktır, etme…

Yatsı Namazının İlk Sünneti

Soru: Yatsı namazının ilk sünnetine dair Hadis var mı, birileri yok” diyorlar. Eğer yoksa bizler Dinimizi yaşama konusunda nasıl hareket etmeliyiz ? CEVAP: Bizler -müslümanların avamı- dinimizi hadislerden ayetlerden değil İslam Müctehitlerinin hazırladığı fıkıh ve ilmihal kitaplarından öğrenebiliriz. Dini yaşantımızı belirlemede meseleyi Kuran ve Hadise yükseltmek müctehitin işidir. Müctehit alimler işin mutfak kısmını 1000 sene önce tamamladılar ve bizlere hazır sofralar halinde sundular. Bu itibarla Fıkıh ve ilmihal kitaplarına müracaat ettiğimizde yatsı namazı öncesinde 4 rekat gayri müekked bir sünnet namazı olduğunu görmekteyiz. Gayri müekked sünnet demek müstehab demektir. Müstehab ise yapılırsa sevap olan yapılmazsa kınama dahi olmayan güzel ameldir. İslam alimleri Dinin kaynaklarında bu manayı tespit etmişler ki “var” diye kitaba yazmışlar. Rasulullahın asrına en yakın çağlarda, İslam Şeriatının hükümferman olduğu, ilim amel ihlas ve takvanın zirve olduğu bir dönemde yaşamış koskoca müctehit alimlerin bir sünnet için “var” demesi, onlardan bin sene sonra gelen, demokrasi, cehalet, bilgi kirliliği, dünyacılık, bencillik, fikir bulanıklığı, niyet bozukluğu hastalıklarının hüküm sürdüğü laik bir toplumda ortaya çıkan avamların “yok” demesinden çok daha güçlü ve sözleri çok daha itibara şayandır.. O derece ki mukayese dahi edilemez ! Peki bu müctehitler yatsının müekked olmayan ilk sünneti için “var” demeleri neye dayanmaktadır ? İşin bu kısmını doğrusu…

Mehmet Okuyana Reddiye: Ehli Sünnet Rasulullahın İslam Öğretisidir

Soru: Ehli Sünnet vel Cemaat ne zaman ortaya çıktı ? Mehmet Okuyan tayfasının iddia ettiği “bu akım peygamberden sonra ortaya çıktığı!” iddiası doğru mudur ? [*] Cevap: Hayır yalan söylüyorlar. İmam Tirmizi, İmam Hakim, İmam İbni Mace, İmam Ebu Davud’un aktardığı sahih bir hadis-i şerifte [1] Allah rasulü sas buyurmuştur: “Yahudiler 71 fırkaya bölündü, Hıristiyanlar 72 fırkaya bölündü ve bu Ümmet de 73 fırkaya bölünecek, biri hariç hepsi cehenneme girecek.. Kim o kurtulacak fırka ya Rasulallah ? Allah rasulü: “Ben ve Ashabımın üzerinde olduğu itikad üzere olanlar” Diğer bir rivayette: “Onlar ana cemaattir” yani benim cemaatimden ayrılmayanlar.” İşte Ehli Sünnet vel Cemaat bu vb hadisi şeriflerin ifadesidir, yani bu ismi Allah rasulü koymuştur. Ve bu akım (!) Rasulullah ve Ashabının ortaya koyduğu İslami anlayış ve yaşayışın adıdır. Demekki Ehli Sünnet sonradan ortaya çıkmış bir akım değildir, Rasulullahın yaşadığı ve öğrettiği islamın adıdır. Sahabeler bunu Tabiine aktardı onlar da etba-i tabiine.. Onlar da müctehitler aracılığı ile bu islami öğretiyi kitaplara derc ettiler ve ila yevmil kıyame koruyup muhafaza ettiler.. Geri kalan 72 fırka bu cemaatten ayırlıp hak yoldan sapanlardır.. Bunların isimleri çok olsa da Ehli Sünnet ana cemaattir ve büyük çoğunluktur. 1) فقد ثبت في الحديث الصحيح أن النبي صلى الله…

Futbolcular için Yenme Duası

Allah’ın yüce Adıyla.. Dua.. Her oluş, her başarı Allahın izn-i fermanına bağlıdır. Bu itibarla her işimizde her anımızda Allah’ın inayetine, hasılı duaya muhtacız. Bu sebeple Allah Rasulü sas işlerin hatîr olanında da, hakîr olanında da Allaha dua etmiştir. Mesela düşmanla savaş öncesinde dua ettiği gibi, helaya girerken de dua etmiş, ayakkabısının bağını kaybettiği için de dua etmiş “Allahtan bulmayı” istemiştir. O yüzden “Rasulullahın dilinden dualar” bahsi kitaplar dolusudur. Peygamber Efendimiz sas bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Kardeşine mutlaka yardım et, ister zalim olsun ister mazlum olsun, kardeşine yardım et” Sahabeler sordular: Ya Rasulallah mazluma yardım etmeyi anladık da zalime nasıl yardım edelim ? Peygamberimiz: Zulmeden kardeşinin elinden tutarak, zulmüne mani olarak ona yardım etmiş olursun” Bu kabilden kendini, futbolcu olmak, futbola kaptırmak gibi zulmani hedeflere kaptırmış, aziz ömrünü bir abes uğruna harcayan kardeşlerimize de dua edebiliriz. “Ya rabbi bu futbolun varsa hayrını, bunlara ihsan eyle, şerrinden de muhafaza eyle.” diyebiliriz. “Allahım kendini topa kaptırmış bu kullarını Namazlarını kaçırmaktan koru. Eğer top oyunu bunları Kuran okumaktan, oruç tutmaktan, Allah yoluna çalışmaktan, İslam ahlakından, anne babaya iyilik etmekten, camiye cemaate devam etmekten, Şeriat ilimleri tahsil etmekten alıkoyacaksa.. bu kullarını futboldan, futbolu onlardan uzak eyle..” Şeklinde dua edebiliriz Futbol haram mıdır ? Profesyonel ligte…

“Biz İnsanın kaderini kendi çabasına mı bağladık”

Bismillahirrahmanirrahim وَكُلَّ اِنْسَانٍ اَلْزَمْنَاهُ طَٓائِرَهُ فٖي عُنُقِهٖؕ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ كِتَاباً يَلْقٰيهُ مَنْشُوراً Soru: İsra 13. Ayetin manası “Biz insanın kaderini kendi çabasına bağladık ?” şeklinde midir ? Bu mana doğru mudur ? Cevap: Hayır, bu mana Allah’a ait değildir, meal yazarına aittir. Doğrusu “Biz her insanın kuşunu (amelini) boynuna dolayarak ondan ayrılmaz kıldık” şeklindedir. Hiç bir Kuran meali ve hiç bir muteber tefsir bu ayete “kaderini çabasına bağlı kıldık” manası vermiş değildir.. Ta ki M.İslmaoğlu kendi elleriyle meal yazıp felsefesini “ayet meali!” diye Kurana sokuşturana kadar! Mustafa İslamoğlu’nun bu ayete neden böyle mana vermek istediğini onu tanıyanlar bilir; Çünkü bu kişi İslam İnancı içinde olan “kadere iman”ı inkar eden bir tavır içindedir. Eğer düşünerek okursanız “ayet meali” diye kurduğu cümlesi kendi içinde çelişkilidir. “Biz insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık!” diyor. Kader Allahın belirlediği miktar, takdir, ölçü, yazgı demektir. “Kişisel çabaya bağlı kılınması” ise aslında kaderin “ilahi yazgı” değil, kendi tercihlerimiz olduğu iddiasıdır. Yani İslamoğlu kurduğu bu cümleyle “kader’e hem var, hem de yok demiş oluyor. Bu çelişkidir. Kader kelimesini açıkça telaffuz etmiş olarak varlığını, “0 aslında kişisel tercihtir” diyerek te yokluğunu ifade ederek çelişkiye düşmüştür. Her durumda yazgı anlamındaki “Kader’i” inkar ettiği açıktır. Neden İnkar ediyorlar ?…

Hz Muhammed AS Allahın Sevgilisi “En Sevgili” değil
ANALİZ , Dini Hüküm / 17 Ekim 2021

Son zamanlarda Peygamber efendimiz için duyduğumuz bir tabir var “en sevgili” bu yanlış. “en sevgili” değil O “tek sevgili” Yani Habîbullah. Sevgili kelimesinin manasını iyi düşünürseniz ve Hadis-i şeriflere bakarsanız doğrusunun bu olduğunu görürsünüz. “En sevgili” tabiri başka sevgililer var da Hz Muhammed içlerinden en sevgili olanı demek oluyor.. Öyle değil. Hz Muhammed Allahın sevgilisidir.  Sahabeler hayranlıkla geçmiş rasullerin faziletini müzakere ediyorlardı Allah rasulü sas işitti ve onlara sokuldu “..Evet Allah İbrahim’i Halil edindi. Evet Musa’yı Kelîm edindi, Ademi Seçkin kıldı. Beni de kendisine Habîb “sevgili” edindi övünüç yok. Kıyamette ilk şefaat edecek benim, Cennet kapısını ilk çalacak benim ve bana açılacak, gelmiş geçmiş en mükerrem kul benim övünç yok..” buyurdu Tirmizi isa erdoğan ———————  Konuyla ilgili deliller: ٢٤- [عن عبدالله بن عباس:] أنا حَبيبُ اللهِ ولا فَخرَ، وأنا حامِلُ لِواءِ الحمدِ يومَ القِيامةِ ولا فَخرَ، وأنا أوَّلُ شافِعٍ وأوَّلُ مُشفَّعٍ يومَ القِيامةِ ولا فَخرَ، وأنا أوَّلُ مَن يُحرِّكُ حِلَقَ الجَنَّةِ؛ فيَفتَحُ اللهُ لي فيُدخِلْنيها، ومعي فُقراءُ المُؤمِنينَ ولا فَخرَ. شعيب الأرنؤوط (ت ١٤٣٨) ٢٥- [عن عمرو بن قيس:] نحن الآخرونَ ونحن السابقون يومَ القيامةِ وإني قائلٌ قولًا – غيرَ فخرٍ – إبراهيمُ خليلُ اللهِ وموسى صفيُّ اللهِ وأنا حبيبُ اللهِ ومعِيَ لواءُ الحمدِ يومَ القيامةِ وإن اللهَ وعَدني في…

Tanrılar (âliheh)

Bazen bir kitabın başlığında, bazen bir videoda hatta çocukların izlediği bir çizgi filmde duyarız “Tanrılar” lafını. Sizi bilmem ama ben nerede ne zaman duysam kızarım hatta diyenlere söverim.. Nedenini anlarsınız. Allahtan başka tanrı olmadığı için. İlah=tanrı. Çocukların bilinçaltına şirk’i empoze etmeye çalıştıkları için.. Sonra şöyle bir inkişaf oldu: Tanrılar lafı içinde Allah yokmuş meğer. Bu bende ciddi bir rahatlama sağladı. Yokmuş derken yani hem Kuran’ın hem Hadisin dilinde “tanrılar, arapçası: âliheh” ifadesi Allah’ı kapsamıyor. Allah (Azze ve Celle) o çoğul ifadenin içinde girmeyecek kadar yüce ve münezzehtir.. Hatta bu konuda alimlerimiz o kadar hassas hareket etmişler ki, Lafzatullah değil çoğul bir ifadenin parçası olmak, Allah 2’si olan “1” rakamıyla “bir olmaktan” da münezzehtir, çifti olan “tek” ile tek olmaktan da münezzehtir. O yüzden Allah ehaddir. Ehad’in ne 2’si var ne de çifti.. Elhamdülillah “Kul HuwAllahu Ehad..” “TANRILAR” SADECE “PUTLAR” DEMEKTİR Kuranda “tanrılar” lafının Allahı kapsamaksızın sadece “putlar” demek olduğuna örnekler: “Siz yoksa Allahtan başka “tanrılar” olduğuna mı tanıklık ediyorsunuz..” En’am 19 “İsrailoğullarını denizden geçirdik, derken kendilerine ait putlara tapınan bir kavme rastladılar ve İsrailoğulları “Ey Musa bak bunların tanrıları (putları) var, sen de bize bir tanrı (heykel, put) yapsana” dediler. Musa dedi ki siz zır cahil bir topluluksunuz” Araf 138…

Safer Ayı Uğursuluğu Konusunu Tecrübeyle İspat

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla “Safer ayı uğursuzluğu” veya “safer ayı bela ayı” veya “safer ayı Allaha sığınma, dua etme ayı” her ne denirse.. hepsi aynı şeydir. Bütün bu ifadeler Safer ayının diğer aylardan farklı olduğunu düşünmektir.. Gerçekten farklı mıdır ? Safer ayı gelince Allahın muamelesi değiştir mi, sırf o ay girmiş diye bela inmiş mi ? Vakia, realite bu işe ne der ? Bu çalışmada sorunun cevabını bulmak için istikra (tümden gelim) yolundan gideceğiz. Yani “Safer Ayı uğursuzluğu “var mı yok mu” öğrenmek için rivayet edilen sözlere değil, inmiş ve yaşanmış belaların, musibetlerin gerçek hayatta hangi mevsimde, hangi ayda indiğine bakacağız. Bu herkes için yeterli bir delil olur.  Mesela Cübbeli Hoca.. Bu hocamızı herkes tanır ve Türkiye Müslümanları için önemli bir şahsiyettir. Bir söz söylese anında Türkiye’de gündem olabiliyor nitekim.. Safer ayının uğursuz bir ay olduğunu savunanların da öncüsüdür bu zamanda. Malumdur ki insanlar inançlarıyla imtihan olurlar. Yani bu ay “uğursuzluk ve bela ayı olduğuna” inanan kişi bu inancı istikametinde imtihana maruz kalacaktır. Çünkü Kutsî bir hadiste “Ben kulumun zannı üzereyim” buyurur Mevla.. Şu halde bu ayda en çok imtihan olacak kişiler bu ayın uğursuz, bela ayı olduğuna inananlar olacaktır.. Sadece bu hakikat bile bizlerin bu görüşü tercih…

Saygı İçin Başındaki Takkeyi Çıkarmak Caiz mi ?

Soru: Devlet dairelerinde bir yetkilinin makamına girince başımızdaki sarık veya takkeyi çıkarmamız şeklinde bir beklenti oluyor. İslama göre nasıl davranmalıyız? Cevap: 70 li yıllarda Mahmud Efendi Hazretlerinin müftü odasına girerken sarığını çıkardığı bilinmektedir. Dirayetten hali mücerret taklid vasfı ağır basan bazı hocaları bugün hala bu hal üzere görüyoruz.. Ancak devran dönmüş ve artık sarık takkenin makama saygısızlık olacağı anlayışı kırılmıştır. Bu sebeple hem Şeyh efendi hem de talebeleri bu zamanda ekseriyetle takke çıkarmadan dairelere gidiyor ve hatta resmi toplantılara katılıyorlar ve sorun da ol muyor. Allahın huzuruna çıkarken dahi açılmayan başları kendi basit huzuruna çıkışta açılmasını bekleyen ve sarık takke ile girdiği için müslümana tavır yapan bürokrat cehennemlik kibir putudur, bilsin. Rütbesi makamı ne olursa olsun bir devlet adamının huzuruna girişte veya istiklal marşı okunduğunda başı açmak şeklinde bir saygı islamda olan bir şey değildir. Bu baş açma işi cumhuriyetle birlikte bize batıdan ithal edilmiş muharref İncil tandanslı bir uygulamadır. Vaziyete göre hareket etmeli. Memur olanlar hürriyet kapısını aralamaya çalışsınlar, gücü yetmiyorsa bir süre daha onların istediğini yapabilir dinen bu kadarına ruhsat bulunur. Memur olmayanlar ise dik dursunlar ve o tür putların kibrini kırmaya, gözleri alıştırmaya, elden gelirse hakkı anlatmaya çalışsınlar “Allahın huzuruna girişte çıkmayan sarık kulun huzurunda çıksa bu doğru…

İmam Intikal Tekbirlerini Geciktirebilir mi ?
Dini Hüküm , Diyanet , Fıkıh / 30 Ağustos 2021

Soru: Bazı imamlar cemaatten acele edenleri düşünerek intikal tekbirlerini hareketin sonunda getiriyorlar. Maksat “cemaatin imamdan önce ruku ve secdeye gitmemesi” Diğer hocalar ise hareket başlar başlamaz “Allahu Ekber” diyorlar. Doğrusu nedir? Cevab: Fıkıh kitaplarımızda yazar: “ومن سنن الانتقال أن يكبر مع الانحطاط ولا يرفع يديه؛ لما تقدم.. (البدائع الصنائي ل إمام ابو بكر الكاساني) “Intikalin sünnetlerinden biri de düşüş (eğilme) ile birlikte tekbir almasıdır..” [Bedâiğu Ssanâî] Sünnet olan, tekbiri intikalle birlikte almak olunca, bunu intikalin sonuna veya ortasına geciktirmek de elbette sünnete muğayir olacaktır. “Cemaat imamdan önce gitmiş olmasın” gerekçesi bir sünneti tebdil etme izni vermez bize. çünkü ibadetler teabbüdîdir ictihada mesağ yoktur. Bunun çaresi cemaati terbiye etmektir. “Ey cemaat ne kadar ecele etseniz imamdan önce gidip imamdan önce kalksanız yine namazı erken bitiremezsiniz ancak namazınızı ifsad etmiş olursunuz” demelidir. Şunu tecrübe ettik: eğer imam namazı tadili erkânda mübalağa ederek ağır ağır kıldırsa cemaat buna alışıyor ve tekbir sesini duymadan hareket etmiyor. Ayrıca cemaatin erken hareketi genelde ruku ve secdeye giderken oluyor, kalkarken değil. Hadislerdeki tehditler ise erken gidene değil, erken kalkana.. Dolayısıyla ruku secdeye erken giden cemaatin namazında aslında sıkıntı yok. “و عجلت إليك رب لترضي” Son olarak (Birinci safta ve imamın hizasında olan dışında) Cemaat, imamın hareketini ancak…

Allah Ev Alana Yardım Eder Mi ?

Mülkün Sahibi Allah’ın Adıyla “Ev alana Allah yardım eder” der Anadolu halkı, bu doğru mu, sahiden yardım eder mi ? Eder sevgili okuyucu yardım ediyor Mevla, siz yeter ki harama bulaşmadan girin borcun altına. Bu söz aslında ayet değil hadis değil, Müslümanlar Allah’a böyle hüsnü zan etmişiz. Allah da “kulumun zannı üzereyim” buyurmuş.. Demekki yardım edecek. Hem Allah Resulü bizlere Allahtan teminat veriyor “Kim ödemek kastıyla bir borcun altına girerse Allah onun borcunu mutlaka öder, ödemeyi nasib eder” Kalpte ödeme niyeti olduktan sonra artık sen de korkma ev almak için gir borcun altına. Hem bir çok arkadaşlarımız bu yardımı hayatlarıyla tecrübe ettiler. Durumu müsait olmayan, düşük gelirli nice insanlar ev sahibi oldular da onlardan daha üst konumda görünenler bu işe hayret ettiler. “..Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever” 3:159 Arkadaşlar ev alırken borcun altına girin Allah yardım eder dedim ancak bu yardımı almak için bazı şartlar var elbette, riayet gerekir 1) faize asla bulaşma. gönülde faize bir meyil dahi olmamalı. Komşun faizle kredi çekmiş evini arabasını almışsa eğer asla özenme. ateşten bir gömlek giydiğini bil ve onun için istiğfar et. 2) Borç altına girerken ayağını yorganına göre…

Avamın Mezhebi Olmaz Ne Demek ?
Dini Hüküm , Diyanet , Fetva / 28 Ağustos 2021

Mezheb dinde tutulan yol, dinî konularda muctehit alimin görüşü demektir. Imamı Şatibînin ra ifade ettiği ve Ibni Abidîn ra gibi bir çok alimin dillendirip adeta kaideleştirdiği söz budur: “Avama gelince, avamın mezhebi yoktur onun mezhebi müftînin mezhebidir” Açıklama: Dini hükümleri tespit edip amel etme konusunda insanlar genel anlamda 3 sınıfta mutalaa edilir: _Alim Müctehid _Cahil Mukallit _(ikisinin arasında) Ehli ilim Birinci tabaka: Müctehid, Kitap Sünnet icma ve kıyastan dini hükümleri bir usül çerçevesinde çıkarmaya yeterli ilim ve kudreti olan alimdir. Ve muctehid ancak kendi reyine/mezhebine tabi olmak zorundadır. Mezhebini bırakıp başkasının görüşüne uyması caiz değildir. Ikinci tabaka: Ilmî kudreti ictihat derecesinde olmasa da muctehit alimin fıkhını öğrenen ve usulünü bilen ve delillerini kavrayan ilim ehli de intibah ettiği müctehidin mezhebî sınırları içinde hareket etmek zorundadır. Vereceği fetvayı ancak mezheb alimlerinin fetvalarından vermelidir Cahil mukallide gelince.. Ictihada gücü yetmediği gibi müctehidin ictihadını hangi yolla yaptığını, delillerini menhecini de idrak edemez. Mutenakiz fetvalar içinden hangisini seçeceğini de bilemez.. Fıkıh kitaplarını asıllarından okuyamaz.. Bu durumda son çare güvendiği bir hocanın fetvasını alıp uygulayacaktır. Hocası (müfti) bunu nereden nasıl söylemiş isabetli mi hatalı mi değerlendirmesi yapamayacaktır. Demek ki avamın mezhebi; ilmî görüşü yoktur, onun dinde tutacağı yolu ancak müftünün, fetva aldığı hocanın yoludur. isa…

Düşmanı Dost Edinme Stratejisi
ANALİZ , Dini Hüküm , İslami hayat / 28 Ağustos 2021

Birbiriyle kanlı bıçaklı iki Müslüman cemaat, ikisi de “davam İslam” diyor ikisi de gayem îlâ-i Kelimetullah diyor.. Ancak her taraf diğerini bitirme, yok etme peşinde.. O bunun açığını araştırıyor bu onun kusurunu tecessüs ediyor. Her alanda birbirini levm etmeler.. Kürsüyü harp yerine çevirmeler, dili hançer gibi kullanmalar. Kendinden olmayana ‘şirk dalalet cehalet !’ isnat etmeler.. Düşmanlık, buğuz, kin, garaz kalplere yerleşmiş. Bu konuda nasihat edeni dahi mimleyip fişleyip ötekileştirmeler.. Ve bunların hepsi Müslüman.. Hepsi Kuran okuyor.. Kuran okuyarak nasıl bu hale geldik ? Neden böylesi acımasız düşmanlar olduk !? Nerede hata yaptık? Bu nefret bu adavet bu noktaya gelmeden bir şeyler yapılamaz mıydı? Evet yapılabilirdi  Eğer okuduğumuz Kuran ile amel etseydik ve savunduğumuz Sünnet’e ittiba etseydik şimdi sonuç çok farklı olurdu.. Ancak hala imkan var. Işi düzeltmenin çaresi var: Çare “Tövbe edip sil baştan Kurana uymak” Işte uyulacak Ayetler: (Ey Resulüm!) Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır! Ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete kavuşanları da en iyi bilendir.” Nah:125 Hem iyilikle kötülük bir değildir. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. O zaman seninle arasında bir düşmanlık olan kişinin, sanki samimi bir dost gibi olduğunu görürsün. Fussilet:34 Bu…

Allah’ın Adını Ayrı Yazmak Tevhid midir?

Soru: Allah’ın adını ayrı yazmak, Allah ismi yanına başka isim yazmaktan kaçınmak tevhid mıdır ? Şöyleki bir eve şu levha asılmış, üzerinde Allah’ın ismi var yanında da Rasulullahın ve dört büyük halifenin isimleri.. Evin ergen oğlu Allah’ın ismini kesmiş, ayrıca asmış. Babası da “aferin oğluma levhayı tevhid işleminden geçirmiş” diyerek pışpışlamış.. Bu işin tevhidle alakası var mıdır ? CEVAP: Bu işlemin tevhid’le alakası yoktur. Allah Kelime-i Tevhidde Rasûlü’nün ismini kendi ismi yanına bizzat kendisi yazmıştır. لا اله الا الله محمد رسول الله Dikkat ediniz Allah ismi Muhammed ismi ile yanyana. Eğer Allah’ın ismini Rasûlü’nün isminden ayırmak tevhid olsaydı Kuran’da tevhid yok! demektir !! Çünkü Kur’an bunu yapmamıştır. Alın size bir örnek: Tahrim Sûresi 5. Ayet “Eğer ikiniz de Allah’a tevbe ederseniz ne iyi, çünkü kalpleriniz eğildi. Ve eğer Peygamber’e karşı birbirinize arka olursanız (bilin ki) onun dostu ve yardımcısı Allah, Cibrîl ve müminlerin salihleridir. Bunun ardından melekler de ona arkadır” Bakınız bu Ayet-i kerimede Allah kendi ismi yanına Cebrail’in adını koymuş ve peşinden Salih müminler ve peşinden tüm melekler.. O levhada da aynısı. Allah Muhammed ve Salih müminler.. isimler yanyana, tevhidin ta kendisi. Biri Rabb diğerleri kul. Bunu her mümin bilir Allah bu tevhid istismarcısı zihniyete Hidayet etsin Tevhid Allah’tan…

Hatm-i Hacegan Yapmanın İslam’da Yeri ?
Dini Hüküm , Hadis , İslami hayat , Tahkikat , Tarikat / 27 Temmuz 2021

Soru: tarikatlarda yapılan Hatm-i Hacegan nın dinde yeri nedir ?  Hatim: bir kitabı, bir zikri başından sonuna kadar okuyup bitirmek demektir.  Her biri alim hocalar olan Nakşibendi şeyhleri bazı sure, zikir ve duaları günlük okumuşlar, buna o yüzden “hocaların hatmi” manasında Hatm-i Hâcegân denmiştir. ‘Hatme’ de bunun kısaltmasıdır.  Hatm-i Hâcegân nedir o esnada neler yapılır, bir bir teşhis edip Kitab Sünnete arz edelim ki Hatmi Haceganın dindeki hükmünü tespit edebilelim. • Hatm-i Hâcegân besmele salevat ihlas suresi elemneşrahleke suresi, lahavle ve Baki Hayy Kayyum gibi bazı Allahın isimlerini okumaktan ibarettir. Okunan şeylere bakınca hepsi zikrullah hepsi nur ve şifa, zerre beis yok. • Hatm-i Hacegan bu zikir ve sureleri ya tek başına veya cemaat halinde topluca okumaktır.  Allah’ı tek başına zikretmek de cemaat halinde zikretmek.. her ikisi de dinimizde vardır ve her ikisi de hadisi şeriflerde övülmüştür. Camide cemaat halinde Allah’ı zikreden insanları görünce büyük Sahabeden Ebu Musa el eş’ari hazretleri vaziyeti beğenmiş ve onaylamıştır. • Hatmi Haceganda okunan zikir ve sureleri bir sayı dahilinde okumak vardır ki sayıya riayet etmek bizzat hadisi şeriflerde mevcuttur. “Her namaz akabinde kim 33 er kere SübhanAllah Elhamdülillah Allahu Ekber derse..” “Kim 1000 ihlas okursa..” gibi. • Hatmi Hacegan sayıları muhafaza etmek için eline…

Kurban : Allah’a Yakınlaşma Arayışı
Dini Hüküm , İslami hayat , Tahkikat / 20 Temmuz 2021

Allah’ın yüce Adıyla  “Yevm-u Nahr” Zilhicce Ayının 10. günü Allah için kesilen hayvana Arapçada “Kurban” denilmese de o gerçekten de bir kurbandır. Ecdadımız Osmanlı beyefendileri burada da çok ince bir yaklaşımla turnayı gözünden vurmuşlar olaya “Kurban” demişlerdir. İslam dilinde Kurban Bayramına “iydul edha” (عيد الاضحى) denir. “Edha” feda etmek fedakarlıkla harcamak manasında. Kurban günlerinin adı ise “Eyyam En-Nahr” yani “Kurbanlık boğazlama günleri.. Esasında bu her iki isim de meseleye zahirî planda yaklaşmaktır. Kalpteki niyeti ve kesmede gözetilen gayeyi en iyi ifade eden kelime ise tartışmasız “kurban” dır.  Çünkü Kurban kurbiyetten gelir ve Allah’a yakınlaşma vesilesi demektir. Kurban kelimesi tıpkı “Kur’an gibi, Furkan gibi Arapçadır ve bir Kur’an kelimesidir. Adem Aleyhisselam’ın çocuklarının anlatıldığı kıssada (اذ قربا قربانا) “Hani o ikisi Allah’a birer kurban sunmuşlardı da birinden kabul edilmişti de diğerinden kabul edilmemişti..” buyurulmuş ve kurban kelimesi aynen kullanılmıştır. İnsanlar fıtrat gereği her daim üstün güce, otoriteye yakın olmak istemişler, bunun için bazı simgeleri taşımışlar, bazı davranış ve ritüelleri yapa gelmişlerdir. Allah’ı bilen sayan bahtiyar Kullar ise güç hüküm ve mülk Allah’ın elinde olduğu bilinciyle başkasına değil, Ancak Allah’a yakınlaşmak istemişler, bunun için yakınlaştırıcı “vesile” arayışına girmişlerdir Allah’a gerçekten yakınlaştırıcı, Allah’la aramızı yapıcı sunakları Allah Kitap ve Rasul aracılığıyla ile bildirmiştir. bize…

Düşmanın Değirmenine Su Taşıyan Müslüman

Legebete gavurluğu Şimdi hoca arkadaşlar bu pazartesiden itibaren camide çocuklara Kuran okutacaklar ya. Aklı evvel biri bulmuş “elif be te.. benziyor le ge be te..! Ve hemen servis etmiş “öğretmezsen çocuğuna elif be te öğretirler ona le ge be te !”   El-insaaf ! Bir de yazının altında yapmış mı o şeytanların 8 renkli bayrak resmini..! Dedim ki “eğer bizim çocuklar bilmiyorsa lgbt nedir ne değildir İlk senin sayende öğrenecekler, Bu tür düşüncesiz paylaşımlardan sebep! Hadi o lafı güzel uydurdun da o bayrak neyin nesi !? Farkında olmadan düşman değirmenine su taşımak bu olsa gerek ! Doğrusu şudur: Rüştüne ermemiş körpe zihniyetlere, safi dimağlara doğru öğretilmeden, hak ve hakikat kalplerine yerleşmeden onlara batıl fikirler, bozuk akımlar, sapık eğilimlerden bahsetmek “yapmak isterken yıkmak” olacaktır. Çünkü insan nefsi emmare taşır ve başında şeytan daima onu yoldan çıkarmak için çabalamaktadır. Sen ona ‘sakınsın diye’ batılı tasvir ederken belki de o zayıf gönül batıla meyledecek, onların dünyasını merak edecektir !?  O yüzden İmam Malik Hazretlerine sorarlar: Ya İmam çürütme amaçlı hasmın sapık görüşünü kitaba yazmak caiz mi ? Hz İmam Malik radıyllalahu anh cevap verir: Eğer o sapkın görüş yayılmış herkesçe duyulmuşsa evet, böyle değilse halkın sadece belli bir kesmi tarafından işitilmiş diğer kesimler o…

Tanrı İnsanı Neden Yarattı ve Neden Yakıyor

Şimdilerde sorgulama virüsü yayıldı aldı başını gidiyor.. “sorgula sorgula” diyerek birileri inkar itiraz ve isyanı gençlere boyunda pompalıyor.. sorgulanmadık ne peygamber kaldı ne Kur’an.. hatta Allah’ı bile sorgulamaya başladılar “neden yaratmış mış neden yakacak mış mış..!” Basit bir misal üzerinden bu virüse bir anti virüs bu küfre bir iman aşısı imal ettik..