Allah’ın Yüce Adıyla.. Deist ateist ikiz kafirler toplaşmışlar ellerine Kur’an tercümesi alıp güya içinde açık gedik aramışlar.. ve işte aşağıdaki itiraz, küfür ve iftiraları üretmişler.. Aslında bir cevap bekledikleri de yok. Ateist zaten kararını kesin vermiş, küfürde inat eden demektir. Kimseye sormaz ve cevap da beklemez. Bu aşağıdaki 99 maddeyi “neden müslüman değilim” başlığı ile yayıyorlar.. Onlara cevap değil ama iki çift lafım var : Birincisi: “Kuran’a ancak tertemiz olanlar dokunabilir” Çekin Kuran’dan o pis ellerinizi İkinci lafım : “Kulumuz Muhammed’e indirdiğimiz Kur’an hakkında şüphe duyuyorsanız benzerinden bir sure getirin ve Allah’tan başka tüm yardımcılarınızı da çağırın eğer iddianızda dürüst iseniz. Eğer yapamıyorsanız ki asla yapamayacaksınız, şu halde kafirler için hazırlanmış olan ateşe karşı gardınızı alın” Yani aklınız varsa Allah’a iman edin. Şimdi biz Allah’a, Resulüne ve Kitabına iman etmiş bir müminin bu soruları sorduğunu var sayarak cevaplıyacağız. Deist ateist kâfirlerin cevabını yukarıda verdik. 1. Kuran köleliği yasaklamıyor mu ? Cevap: Kuran-ı Kerimi bizlere gönderen Allah evet köleliği yasaklamaz. Ancak teşvik de etmez. Köleliğin şartlarını zorlaştırarak, bazı cürüm ve günahların keffaretini “köle azat etmek” olarak belirleyerek adeta hürriyeti teşvik eder, köleliğin sınırlarını daraltır. Köleliğin hepten kaldırılmaması insanlık için en uygun olandır. Çünkü Allah insanı kendisine kul olmak üzere (ibadet için yaratmıştır….
Mustafa İ.oğlu: “Ayasofyanın camiye çevrilmesi Kur’an’a aykırı bir eylemdir Kuran’ın kabul etmediği bir eylemdir!” Diyor. Güya bu dönüşüm Hacc:40. Ayete aykırıymış ! Bütün mabedler ilahi koruma altındaymış. “Deccalden önce küçük deccaller çıkacak” diye haber veriyordu Allah Rasulü sas. Nedir deccal ? Hakkı batıl, batılı hak diye yutturabilen, ifsat ve aldatmada bu denli maharetli şeytan askeri. İşte bu Mustafa i.oğlu geçirdiği evrim sonucu bu noktaya gelmiş durumda! Gerideki videoda Ayasofya müzesinin yeniden camiye çevrilmesi gibi 2 milyar müslümanın yürekten takdir ettiği büyük bir faailyeti güya “Kur’an’a aykırı!” gibi takdim edebiliyor. Bunu yaparken 2 ayet kullanıyor Deccalin tahrif ettiği iki ayetten ilki : Fetih Suresi fetih ayeti. Güya Allah’ın dininde öyle ülke şehir fethetmek yokmuş gönül fethetmek varmış ! Fetih suresi sanıldığı gibi Mekke fethi üzerine inmemiş Hudeybiye barışı üzerine inmiş ! Bu iftiralar cevap vermeye değer mi bilmiyorum ama cahil maalesef çok. Buna da kanacak belki birileri çıkar diyerek bir cevap verelim : Enfal 39: Ortalıkta fitne (küfür) kalmayıp, din tamamıyla Allah’ın dini oluncaya kadar onlarla savaşın..” Nasr Suresi: Allah’ın zaferi ve fetih geldiğinde..” Hadid 10 : Sizden, fetihten (Mekke fethinden) önce harcayanlar ve savaşanlar, (diğerleri ile) bir değildir..” Hani kılıçla silahla savaşla fetih yoktu İslam’da !? Deccalin suistimal ettiği ikinci…
Sual: Hak Tarikatı gözden düşürmek, insanları Allah Dostlarından koparmak için içimize salınan şeyh kılığındaki yılanların başından geçen taciz tecavüz vakalarını nasıl yorumluyorsunuz ? Bu tacizler oyunun bir parçası mı yoksa program dışı mı olmakta ? Cevap: Allahın Adıyla.. Çok mühim bir hususa temas ettiniz. Evet şeytanın partisi insanların Allah dostlarına olan teveccühünü kanun zoruyla, tekke ve tarikatları kapatarak kıramayınca yeni arayışlara girdiler. Sahte şyehler ortaya sürüp bunları parlatmak meşhur etmek, ve aksine hakiki meşayıhı ise iftira ve kara propagandayla levm etmek yolu.! Ancak gerçek Şeyh Efendiler ve müridleri dünyada Allah’ın ordusudur Allah ordusu galip gelir mağlub olmaz. [Saffat:173] Allah kendisine (dinine) yardım eden bu hak Tarikatlara mutlaka yardım edecektir ve nitekim sahte olanların foyasını ortaya çıkarmak suretiyle yardımını göndermektedir. Bu zokayı yutmuş ilk etapta en az 4 şey-h tan aklıma geliyor.. daha nicesi vardır Bunlardan biri Ali Kalkancı, Müslüm Gündüz diğeri Fatih bi-Nurullah ve İskenderos evrenos keferos.. İlk ikisinin adının çıktığı karı ilgili mihrakların bizzat eğitip olta ucunda gönderdiği bir yem. Demekki miatları dolmuş. Son ikisi ise program dışı vuku bulmuş, mahza mekr-i ilahi. Dünyada taklidini yapmak en zor kişi Allah Dostlarıdır. Bu fasık herifler kim.. Allah Dostu gibi görünmek kim..! Filmini bile çekerken sırıtıyorlar, rol üzerlerine oturmuyor. Suratları bir…
SORU: Şirk Allah’ın asla affetmeyeceği tek günah. “..Gerisini dilediğimden affederim..” (Nisa:48 ve 116) Şirk: Allah’a başkasını ortak etmek. Yani birden fazla ilahlar tanımaktır. ateist ise -sözde- hiç ilah tanımıyor ki birden fazla ilah tanımış olsun! Buna göre ateist-deist-agnoist kişiler teknik olarak müşrik sayılmazlar..!? Bu durumda aff ihtimali kapsamına girmiş oluyorlar mı !? Yani, Ateist müşrik midir ? Cevap: Allahın yüce Adıyla.. Evet, ateist müşriktir. Hem de en katmerlisinden. Bu itibarla ateist en şiddetli azaba çarpılacak ve asla cehennem ateşinden çıkmayacak.. ateist müşriktir çünkü.. ateiste sorsan “Yeri göğü kim var etti ? insanı var eden, yaşatan, öldüren kimdir ? Alacağın cevap her ne ise, işte ateistin tanrısı odur. Bunların cevabı “Allah” olmayacağına göre ateist müşriktir. Burada onları müşrik yapan şey Allaha ait sıfat ve fiilleri başkasına izafe etmeleridir. Yani “İyha, Hkalq, İmate, İbda, Terzîq’ gibi ilahlık sıfatlarını Allahtan başkasına yakıştırmaları onları müşrik yapmaktadır. Bu başka şeye ister bilim dsinler ister tabiat ister evren desinler.. fark etmez, bunlar Allah önünde müşriktirler. Soru “deist” müşrik midir ? Cevap: Evet deist de müşriktir. Deist bir Tanrıya inandığını itiraf edip, Tanrının aleme karışmadığını iddia eden ve Dini, Peygamberi ve Allah’ın kitaplarını inkar eden kafir kişidir. Deist de müşriktir çünkü aklını, nefsani hevasını kendine tanrı edinerek…
Allah’ın yüce Adıyla.. “..Bana malla mı imdad edeceksiniz (…) Bu hediyelerinizle ancak siz sevinir (avunur) sunuz” Neml:36 Avuntu hastalığı nedir ? “Suriye’de donmak üzere olan fakir insanlara 10 lira yardım göndermek için 70*2 ye sms gönder..” Avuntu bu sms’i gönderip gönül rahatlığıyla sıcacık evinde yatmaktır. “10 lirayla ben görevimi yaptım” duygusuna kapılmaktır avuntu. “Herkes on lira gönderse 10×80 milyon, 800 milyon eder! Bir ailenin kömür ihtiyacı 2000 lira olsa bu parayla 40 bin fakir ailenin ihtiyacı görülür” felsefesi de avuntuyu besleyen, muhtemel bir vicdan sızlamasında sızıyı gideren pansumandır. Bunun gibi nice avuntularımız vardır Allah bilir.. Allah bilir, kula da hissettirir. İşte görüp hissettiğimiz bazı avuntu örnekleri : • Camiden çıkarken dilenciye attığımız 1 lirayla ben sadakamı verdim” deyişimiz • Kur’an Kursundan gelen görevliye bir çay parası, 5 lira verip “ben hayrımı yaptım” deyişimiz • Seneden seneye tertip ettikleri bir mevlüt merasimi ile dağıttıkları bir lokma ile biz bu sene kulluk görevimizi de yaptık hayır hasenatımızı da yaptık demeleri • Yazdan yaza çocuğunu camiye gönderip ben çocuğuma dini eğitimini verdim” demektir. okul dersleri bahanesiyle bir sene boyunca ne eline bir Kur’an tutturur, ne de bir defa daha camiye gönderir. Çünkü kırık dökük Yaz kursu onu avutmuştur. • Üç beş vakit camiye…
Elde Patladı Allah’ın Yüce İsmiyle.. Ortalık yıkılıyor. 2022 yılı imam alımı mülakatı oldu bu hafta. Ortalıkta bazı evraklar dolaşıyor. “Sn Müftüm, aşağıda isimleri yazılı hemşerilerime sınavda yardımcı olmanızı rica ederim” imza Filan milletvekili.” Vatandaş da ne yapmış ? El altından vermiş internete. Biz kağıdı görünce “bu kadar da olamaz, kimse kendini böyle ifşa etmez bu akıllı adam işi değil” dedik. Ama meğer gerçekmiş. Milletvekili efendi itiraf etmiş “torpil değil efendim bir rica” diyerekten de kendini savunmuş.. Şimdi herkesin dilinde bir yorum, hocalar arasında bir tartışma.. Biz de biraz bunu konuşalım. Diyanet teşkilatı; Halka Din iman ahlak öğreten kurum. Kurumlar içinde en nezih en itibarlı olanı, olması gerekeni.. “Eğer haksızlık, adam kayırma olmayacaksa, Diyanette olmaz” dediğimiz müessese.. Evet son atraksiyonla olumlu bir not aldı, torpil (?) evrakını ifşa etti, milletvekillerini, siyaset baskısını reddettiler.. “Rica” listesinde adı olanlara yazık oldu, belki imtihanı geçecek seviyede idiler, artık imkanı yok. Belki böylesi hayırlı, onlar için ve hepimiz için. Çünkü imamlık müezzinlik gelir kapısı değil. Din hizmeti ekmek kapısı olamaz. Namaz kıldırmanın ücreti yoktur. Bu işi ücret için, maaş için yapan ahirette mahrum olabilir. Haberler bu yönde. Çünkü “ameller niyete göredir. Kişiye ahirette niyetin karşılığı var” Şehit bile olsa.. O yüzden imamlık ateşten gömlek. Müftü…
Sahte Doktor mu Sahte Hoca mı, hangisi daha zararlı ? Haberler yazdı: “Bütün Kuran Mealleri Diyanet kontrolünden geçecek. Onay almayan meal basılmayacak” Ne âlâ ! On yıllık doktorun diploması sahte olduğu anlaşılınca bütün mahalle nasıl da o doktorun suratına tükürüyor değil mi! “Adam on yıldır doktorluk yapmış, bizleri muayene etmiş, ilaç reçete yazmış hiç açık vermemiş.. “aman canım o da öğrenmiş doktorluğu yapıyor işte.. bırakın yapsın..” demiyor kimse. Bilakis herkes derhal tutuklanıp ceza almasını istiyor değil mi..! Neden ? Çünkü ehil ellerden geçerli ve yeterli bir eğitim almadığı için. Izinsiz doktorluk yapmaya kalkışıp hastaların sağlığını tehlikeye attığı için. Düşünün. Bir doktor bile yeterli eğitimi diplomayı almadan reçete yazamıyorsa, insan hayatını tehlikeye atmak suç sayılıyorsa.. Hiç bir dinî eğitim almadan, Kuran’ı daha okumayı bile bilmeden.. Tefsir nedir tevil nedir ? Delalet iktiza işaret ne demek oluyor “Nâsih mensuh ayetler hangileri?” bütün bunlardan haberdar olmadan, Allah’ın Kelamı hakkında kitap yazan, cahil cesaretiyle fetva basan ve böylece milletin ahiret hayatını tehlikeye atan bu sözde Kuran’cı mealci tayfaya elbette bu kadar göz yummak fazla idi. Önüne gelen meal yazmış, aklına esen Kur’anı açıklamaya kalkışmış..! Bir tek olan Kur’an sadece Türkiyede 70 den fazla meali çıkmış, biri diğerini tutmuyor! Bu serbesti içinde gizli din düşmanları…
Mart ayı hakkında çıkan bela musibet ayı olduğuna dair lafların geçersiz olduğunu dini deliller ile ispat eder
Allah’ın Yüce İsmiyle.. “..Meryem oğlu (İsa) nın aranıza inmesi yakındır. Haç’ı kıracak, domuzu katledecek..” ☪️ Hilal ile haçın ✝️ savaşı devam ediyor her alanda.. ve semboller cephesinde. Hilal Allah’ın hak dinini temsil ettiğinden beri galibiyet üstüne galibiyet elde ediyor. İnsanlar Allah’ın dinine koşuyor. Buna karşılık Haçlılar gizli ve sinsi yöntemlerle karşı ataktan geri durmuyorlar. Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmeye çalışıyorlar. Apaçık mücadele yanında subliminal mesajlarla sinsi yöntemlerle de mücadele ederler. Bazen bir filim karesinde, bazen bir çizgi film arasında, bazen de elektronik oyun içinde İslam’a müslümana hakaret ettiklerini görürsünüz Semboller Savaşı İtikadî, fikri, ideolojik davalar soyut ve kimi zaman karmaşık kavramlar olması hasebiyle bazen bir resim, bir işaretle ifade edilirler. Böylesi anlam yüklü resim ve işaretlere sembol veya şiar denilir. Bu anlamda Hilal 🌙 Allah’a imanı, tevhidi, islam dinini temsil ederken, Haç (istavroz) ✝️ ise Hıristiyanlık inancını teslisi (üçleme şirkini) temsil etmektedir. Ve pek bilinmese de haçın çok türlü çeşitleri farklı şekilleri vardır. Alt kısmı uzun olabildiği gibi her yanı eşit + gibi de olabilmektedir. Cami ve mescitlere gizlice haç ✝️ motifleri yerleştirme hilesi de Haçlıların İslam’la mücadele yöntemlerden biridir. Elbette bu hilenin ne Müslümanlara, ne namaza bir zararı yok. Sadece zavallı misyonerler gizli bir tatmin yaşamış oluyorlar. Halı deseni, pencere…
Asıl ismi Suzin Yıldırım. Sonra Fatma Sezen Yıldırım ve meşhur olunca Sezen Aksu ! Birilerinin minik faresi, dokunulmaz sanatçı putu ! Son şakırdısında “selam söyleyin o cahil Havva ile Ademe..” gibi bir laf ediyor. Hedef nedir ? Neye hizmet ediyorlar ? Hz Meryeme iftira eden Cihat Kısa’nın bindiği merkep ne ise Suzin Akusyan’ın bindiği merkep te o ! Gaye Kuran’ı geçersiz kılmak ! Kuran’ın muhtevasını tahrip etmek. Kuran’ın öğretsini hafife almak ve nihayet Kuran’ı nazaran düşürmek ! Vatikan merkezli küresel İslam düşmanlığı komitesi güya sırasıyla tarikatları mezhepleri hadisleri bitirdi ! sıra Kuran’a geldi. Bundan sonraki hedef Rasulullah’a iman ve sonuç Allah’a imanı iptal ve imha etmek.. Asla ! Müminler Allahın ordusudur asla mağlub olmaz. 2. Yazı Dikkat ettiniz mi ? Hep biz saldırı altındayız. Onlar saldırıyor biz müdafaa yapıyoruz. Neden ? Çünkü biz onların kumarına zinasına içkisine sı.kısına karışmadığımız için. Hak ile batıl yerinde durmaz mücadele devam eder. Sen taarruz etmezsen, sana taarruz ederler. Top gibi.. yerinde durmaz. sen vurmazsan rakip takım vurur. Olay budur. Gerçi biz de vurduk topa bir iki.. Lgbt’ye çaktı bi ara Diyanet Reisi Ali Erbaş.. nasıl köpürmüşlerdi ama. Avrat pantuluna çalmıştı İhsan hoca.. yer yerinden oynadı. Eee, başka !? Aklıma gelmiyor hepsi bu. Gerisi onların…
Soru: C. Taslaman için tasmalı, M. İslamoğlu için “isyanoğlu” “ifsatoğlu” dediklerini duyuyoruz. Hatta siz bir defasında”maymunoğlu” demiştiniz.. Bu türlü ifadeler babaya da hakaret değil midir ? En azından Allah Kuran’da “birbirinize kötü lakap takmayın” diyor..? Cevap Allah’ın yüce Adıyla.. M. İ.oğlunun babasını tanıyorum evet salih bir zat idi. Lise yıllarında Kayseri Develiye gitmiştik Şevki Yılmaz’ın konferansını dinlemek için. Akabinde babamlar ve diğer Milli Görüşçü arkadaşlarıyla vardık Ahmet İslamoğlu hocayı ziyaret ettik, elini öptük duasını aldık. Yaşı kemale ermişti.. halim selim muhterem bir zat idi Allah için. Önce şunu bilmek lazım. Fasık (hak yoldan çıkmış) kişilere sahip oldukları yaldızlı güzel isimleri vermeyip değiştirmek caizdir ve avam insanlar onlara kanmasın için bu gereklidir de. İmam Rabbani Mektubatta “fasıklar sıfat-ı zemimeleri ile yad edilmelidir ta ki cahiller onlara meyletmesin” demektedir. O yüzden Eflatun’dan bahsederken kendileri “Eflatun el ahmak” der.. Sonra ona “isyanoğlu, maymunoğlu” derken buradaki “..oğlu” tabiri hakikat değil, mecazdır. “Aidiyet, mensubiyet” manasında. Demek ki o söz babaya dokunmaz. Hem ona “maymunoğlu, isyanoğlu” denmesi İslamoğlu adını hak etmediği için. Benim evet onun hakkında bazı kere “maymunoğlu” dediğim vaki. Sebebi kendisi; “çamurdan yaratılmaktansa maymundan gelmiş olmayı tercih ederdim” dediği için. Şimdi bu lafı geveleyen kişi maymunoğlu olmayı hak etmiyor mu !? “Onlar hayvanlar gibidir…..
Caner Taslaman ve mızıka ekibi (m i.oğlu) ne diyorlar ? “Evrim Kuran’a uygunmuş, Kur’an evrimi reddetmez miş!”diyorlar. Ve kimse bunların yüzüne tükürmüyor.. biz hariç ! Nasıl reddetmez ? Allah “topraktan yarattım Ademi diyor topraktan çamurdan..” dediğimizde cevap olarak şöyle diyorlar: “ee efendim bak biz hayatta kalmak için ne yiyoruz ? Hıyar patates havuç değil mi ? Hee nolmuş ? “Olmuşu şu efendim bütün bunlar nereden çıkıyor ? topraktan değil mi. demekki biz topraktan hayat alıyoruz..” Ee yani ? “işte “Ademi topraktan yarattım demek bu demek efendim.. biz böyle şeyttik..” Cevap: Tuh senin suratına şeytanın tilmizi! Kuran bükülür de bu kadar mı bükülür !? Evrim masalı Kurân’a uymaz . Bir çok delilden biri: Çünkü Allah Hucurat 13’te “Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık..” buyurmakta. Taslaman ve M.Maymunoğlu gibilerin iddia ettiği gibi insanlık eğer maymundan evrilerek nihayet Adem’e dönüşmüş olsaydı, evrim tek tük bir iki maymun için geçerli olmuş olurdu ki evrim masalını anlatanların dediği bu değil. Onlara göre bir tür maymun koloni halinde insana dönüşmüş! Ayet ne diyor? “Bir erkek ve bir dişiden” yani sadece iki kişiden yaratıldı tüm insanlık. Demekki Kur’an evrimi reddeder yerin dibine çalar. isa erdoğan
Allah’ın Yüce Adıyla.. Deist ve ateist Teist Teu’yi (Dieu) yani Tanrıyı -sözde- kabul eden, Tanrı tanıyan.. A-teist ise tanrı tanımayan, teist’in zıttı hesapta.. Yalan ! Birbirine zıt değiller. Aslında ikiz, müttefikler. Çünkü her ikisinin ortak düşmanı Müslüman ! Teist de ateist de İslam’la, Kuranla, Müslümanlarla savaşır. Buradan anlaşılıyor ki her iki akımın da atası, komutanı aynı: şeytan. Allah lanet etsin Agnoist Ateist kafiri müslüman önünde mağlup oldu. “Neden Allah’a iman etmiyorsun” sorusuna “çünkü kanıt yok” dedi. Şu halde neden “tanrı yı inkar davası güdüyorsun. Yok olduğuna hiç kanıtın yok !? Sorusu önünde ateist kâfiri zelil oldu. Şeytan düşündü kaşındı ve agnostizm’i icad etti : “tanrının ne varlığını ne yokluğunu iddia etmeyen..” güya bu konuya ilgisiz ve tarafsız..! Tarafsız olan bertaraf olur Yani “yeter ki Allah’a iman etmesin, Allah’a teslim olmasın da bir şeytanlık daha bulur gavurlukta tutarız” ! Demekki agnostizm atesizmin piçi. Şeytanın üçüncü ahırı. İmana karşı savaşan üçüncü iblis askeri Hümanizm Ateist kafiri Müslümanın şu sorusu önünde cevapsız kaldı “ateist olmak neye yarar? Bir amacı yok. Hayvan olmak bile bundan üstün” Şeytan tekrar kafa yordu düşündü kaşındı ve ateist kullarına bir amaç icad etti: hümanizm Ey deist ateist agnoist humanist kafirler.. Cehennem hakkınızdan gelir İsa Erdoğan
Ölmeyen Diri Allahın Adıyla.. Enes Kara kimdir? Enes Kara nereli? Enes Kara babası kim? Enes Kara’nın hayatını kaybetmesinden sonra bir hayli sorgulanır oldu. Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Enes Kara, Elazığ’da bir binanın 7. katından atlayarak canına kıydı. Peki Enes Kara niye, neden intihar etti? Enes Kara’nın babası Mehmet Kara ne dedi? Mehmet Kara kimdir? Enes Kara kaç yaşındaydı? Enes Kara’nın babası Mehmet Kara ne dedi? TELE 1’den Fırat Yeşilçınar’a konuşan Enes Kara’nın babası Mehmet Kara, yaşananları anlattı. “Sürekli telefonla oynuyordu. İçine kapanık birisiydi. Fazla konuşmazdı. Çevresiyle falan da konuşmazdı. Videosunu izledim. Kaldığı yer güzel insanların kaldığı yer. Talebelerin kaldığı yer. Orada kalmasını tavsiye ettim. Devlet yurdunda başvuru yapmadık. Durumumuz iyi. Manevi olarak ahiretine faydası olsun istedim. Kaldığı yerde hiçbir sorun yoktu. Sürekli arkadaşlarıyla iletişim halindeydik. Birkaç ay kalır sonra alışır dedim. Biz kimseden şikayetçi değiliz. Olaydan sonra durumunu daha iyi anladık.” ANALİZ Enes Kara adında bir Tıp Fakültesi öğrencisi intihar ediyor ve intihar etmeden kısa süre önce bir video çekiyor. Video 11 dakikalık. İslam karşıtı medya bu videonun sadece 3 dakikalık kısmını yayınlıyor, cemaat yurdunun sözde zor şartlarını anlattığı kısmı.. Videoda Enes Kara başındaki durumları, ailesinin durumunu ve üzerindeki baskıları dile getiriyor. Yurttaki dini hayatı aktarıyor.. Öyle…
Ehad olan Allahın Adıyla.. Putlar tarih boyunca Allah’ın dini önündeki en büyük engeller olagelmiştir. Bu yazıda ölmüş insanlardan nasıl camit putlar ve pagan dinler ürettiklerini.. Türkiye’de bu pagan dini nasıl kanun içine sokuşturup hile ile koruduklarını. Ve biz bunlara karşı mücadele ederken Mustafa Kemal in şahsına ilişmeden ve o kanuna takılmadan putçulukla nasıl mücadele edebilceğinizi ifade etmeye çalışıyoruz. Kısaca “bu heykeller put olmuş” “ona tapmayın” demenin ölmüş kişiye hakaret değil, tapan dirilere uyarı niteliği taşıdığını öğretiyoruz ومن الله التوفيق ayrıca bu nokta “pagan Kemalizmle” mücadelede mevcut hükümetin aldığı “yeni tavır” olduğunu bildirmek isterim: Mustafa Kemal’e sahip çıkmakla birlikte ölüsü üzerinden inşa edilen “seküler ideolojiyi reddetmek” tavrı. Çünkü bu ideoloji muhalefetin beslendiği kirli damar, Mill! eğitim eliyle okullarda genç beyinlere enjekte edilen küfür, şirk ! Bu hususu iyi mütalaa ederseniz Cübbeli hocanın son zamanlarda yaptığı o ezber bozan “Atatürk” açıklamalarını da anlamış olursunuz. Bu yeni mücadele tavrını yüzde yüz benimsiyor değilim. Sadece durum tespiti yapıyorum. Pandora’nın kutusu mahiyetindeki gizli arşivler anı defterleri açılıncaya kadar belki de en uygun mücadele taktiği bu olacaktır. A..A Savunmadaki hile Türkiye’de putçuluğu eleştirdikçe, “bir takım ölmüşleri put yapmayın” dedikçe, o puta perestiş olanlar ve o şahsa sevgisi olanlar hep birlikte karşı çıkarlar, savunma refleksiyle “Siz ona…
NELER OLDU? Diyanet işleri başkanlığına bağlı ilçe müftülüklerinin her cami gölgesinde bir 4-6 yaş okul öncesi kreş açma faaliyeti vardır. Bu kreşlerde çocuklar okul öncesi hayata hazırlanırken Kuran da öğrenmekte ve Allah Peygamber sevgisi Ahiret inancı da verilmekte. Özünde müslüman olan Türkiye Milleti de bu kreşlere yoğun ilgi göstermekte çocuğunu kayıt ettirebilmek için adeta yarışmaktadır. Dindar ahlaklı vatansever nesillerin yetişmesinde ilk adım olan bu kreşlerin varlığından bütün toplum memnun iken rahatsız olan bir azınlık kesim de yok değildir. İşte o rahatsızlık uzun süre içeride saklanmış yutulmuş ancak gaz yaptığı için artık saklama imkanı kalmayarak dışa vurmuştur. CHP’Lİ ÖZGÜR ÖZEL 4-6 YAŞ KUR’AN KURSU EĞİTİMİ İÇİN “ORTAÇAĞ ZİHNİYETİ” DEDİ Özel şu ifadeleri kullanmıştı: “Diyanet okul öncesi eğitim birimleri kuruyor. Okul öncesi eğitim Diyanet’in işi mi Milli Eğitim’in işi mi? Sübyan mekteplerini kurmuşlar, kurumsallaştırmaya zorunlu yapmaya çalışıyorlar. Bu kafayla, orada işte bilimin B’si, fiziğin F’si, matematiğin M’si de olmuyor üniversiteye gidince. Çocukları bütün dünya nasıl yetiştiriyorsa öyle yetiştirmek varken bir ortaçağ zihniyetine yönelmenin, bunu kurumsallaştırmaya çalışmanın ne bu Cumhuriyet’e ne bu millete faydası var; ne de Anayasa’ya uygunluğu var.” TEPKİLER ÇIĞ GİBİ Diyanet İşleri Başkanlığı Basın Müşaviri Burak Orhan, CHP’li Özgür Özel’in ifadeleri sonrası sosyal medyadan açıklama yaparak Özel’e tepki gösterdi. Orhan…
İmam Mahmud efendi sabah namazının sünnetinden sonra eğer vakıf tarafında herkesin içinde ise yatmaz sadece sağ elini yanağına koyup dirseği yere bir değdirir yatma vazıyeti alır gibi.. Şimdi burada akla gelen soru şu: Allah rasulü sas o vakitte yere uzanıyor ve bir miktar uyuyarak dinleniyordu.. o yatışın bir gerekçesi ve faydası vardı. Eli yere bir değdirip kaldırmanın ne faydası var ? gereksiz abes bir iş olmuyor mu ? Bu yazıda bu soru/n üzerinden “islamda maya, nümune ve ana nokta” konusunu kaleme alacağız.. ما لا يدرك كله لا يترك كله Bir Şeyin tamamı elde edilemiyorsa hepten de terk edilmez Allah herşeyi tastamam istiyor, Kulluğun en güzeli onu eksiksiz yapmaktır. Değilse bari bir numune, bir noktacığın kişide kalması kurtarıcı olabilir. O nümune de yok olursa, her şey yok olacak, dünya sema yıkılacak. Bir cemaat azami takvaya riayet etmezse herkes günahkar olur. Bir cemaat içinizden hayra davetçi olsun, marufu emretsin münkeratı nehyetsin Vefat etmiş bir müslümanın cenazesini kaldırıp namazını kılmak tekfin ve tedfin işlerini yapmaya toplum mecburdur, bir kaç kişi yaparsa diğer herkesten günah ve sorumluluk kalkar Bir kaç müslüman bir mahallede ramazan itikafına girip o mahalle için ümmet için Allaha dua ve niyaza kendini kapatmaya mecburdur Kalbinde zerre kadar iman olanı çıkarın…
Allah’ın Yüce Adıyla.. Allah’ın Adına saygısızlık Allah’a saygısızlıktır çünkü Ehli Şünnete göre isim müsemmadan başka değildir. Dün camide bir vatandaş ölmüşleri hayrına okutma yaptı ve mevlit şekeri dağıttı. Şeker dolu kağıt huni elime ulaştığında ben şok oldum. Ölünün adı yazan etikette bir de Allahın ismi yazılmıştı. Apaçık vaziyette “بسم الله الرحمن الرحيم” yazılıydı. Bu kadar ihmal, bu kadar gaflet olamaz ! Yuh olsun” dedim.. Tabii bir çokları o ihmal ve gafletin ne olduğunu anlamadı. Arkadaşlar buradaki sıkıntı, bu şekeri yiyecek olan çocuklar, adamlar ne yapacaklar ? Elbette boş ambalajı kaldırıp atacaklar! değil mi ? Yani Allah’ın ismini yerlere çöplere atacaklar ! Fetva Büyük Makamdan 1940’lı yıllarda ilk defa İslami(!) bir gazete basılıp gazeteye Allah’ın ayetleri yazılınca Mevlana Ali Haydar Efendi “Allah’ın Ayetlerini gazeteye yazmak küfürdür” demiştir. Çünkü gazetelerin yere atılacağı kesin. Her türlü işte, paketleme, yere serme ve hatta tuvaletlerde kullanılan gazete kağıdına Ayet yazmak Ayete hakarettir. Ve Allah’ın Ayetlerine kasıtlı olarak hakaret etmek tabi ki imanı iptal eder Ancak esefle müşahede ediyoruz ki bu konuda dindarlar, olmayanlar kadar gafil ve laubali. Görünüşte mütedeyyin sanılan bir ustanın terzihanesine girdim.. doğrusu giremedim kapıda kalakaldım çünkü yerlere paspas çekmiş kuruması için de gazete sermiş. Yazılara basamazdım, onu kapıdan uyardım “mübarek bunları yere nasıl…
Allahın Yüce Adıyla.. Bir annenin feryadı ve öğrencilerimizin hâl-i pür meali “Pazartesi sohbeti’nden çıkıyorduk, “bir hanımefendi kapıda bekliyor Hocam” dediler. Gittim “buyurun” dedim. “Hocam geçen hafta Müftülüğe gittim, oğlumun dini eğitimi ile ilgili bazı sıkıntılarım olduğunu söyledim, beni sizin sohbetinize yönlendirdiler. Allah razı olsun sizden, sohbetten istifade ettik fakat benim bir maruzatım var oğlumu sizinle tanıştırmak istiyorum” dedi. Ben de “Her Pazartesi mesai saatleri içerisinde Üsküdar Müftülüğü’nde olduğumu, oraya gelebileceklerini” söyledim. Pazartesi günü öğleden sonra Anne, minik kızı ve oğlu ile müftülüğe geldiler. Tanıştıktan sonra Anne hemen konuya girdi “Hocam ben oğluma dini konuda birşey söylediğim zaman “ben bu konuyu araştıracağım, diğer dinlere göre de konuyu inceleyeceğim” diyor ve namaz kılmıyor. Hocam oğlumu nereye hangi kursa göndereyim? Nasıl bir Din eğitimi aldırayım lütfen bize yardımcı olun!” Ben de hanımefendiden müsaade isteyerek genç kardeşimizle başbaşa görüşmek istediğimi söyledim. Genç kardeşlerimizle tanıştık. İmam Hatip Ortaokulu’nu bitirmiş, şuanda İmam-Hatip Lisesi 3. Sınıf öğrencisiymiş. Sohbet etmeye başladık. İmam-Hatip orta okulunu bitirdikten sonra kendi isteği olmadan İmam hatip lisesine gönderildiğini ifade etti. “Keşke İmam-Hatip lisesine gitmeseydim” dedi. Hedefini sordum “Mimar olmak istiyorum” dedi. Ben de tebessüm ettim “Pazartesi Sohbeti’mize gelen iki tane mimar genç kardeşim var” dedim. Sonra konuya girdik 5-10 dakika konuştuktan sonra farkettim…
Allah’ın yüce adıyla.. Mescid-i Selam Tebliğ Cemaati Ehli Sünnet midir ? Tebliğ cemaati tasavvufa karşı mıdır ? Tebliğ cemaati vahabi-selefi akımı tesirinde midir ? Bu yazıda bu konulara açıklık getirmeye çalışacağız. Bu soruların cevabını iki yoldan arayacağız: 1) onların kitaplarındaki tarikat tasavvuf yanlısı ifadeleri görerek. 2) Tebliğ cemaatine katılan tebliğ faaliyeti yapan kişileri inceleyerek, onları gözlemleyerek. 3) Bizden daha sağlam daha hassas alimlerin ilgili cemaat hakkındaki kanaat ve hükümlerini aktararak 1) Kitaplarla Tebliğ cemaati Cemaat’in kurucu liderlerinden Muhammed Zekeriyya Kandehlevi kendi eserinde bizzat müminlere şeyh edinmeyi tavsiye etmektedir. Bu sebeple Tebliğ cemaatinin tarikat ve tasavvufa karşı olması mümkün değil. Fezail-i Âmal isimli eserin “Salih müminlerle beraber olmak” bölümünde Sandıklarla beraber olun” ayeti tefsiri sadedinde “Tefsir alimleri ‘doğru olanlardan’ sünnete uyan samimi mürşidiler’in kastedildiğini yazmışlardır. Bir kimse onların kapısındaki hizmetkarların arasına girdiği zaman onların terbiye ve velayet kuvvetleri sayesinde çok yüce makamlara erişirler” demiştir. Başucu kitabında bu bilgiler yazılı olan bir cemaat, tarikat ve tasavvufa, şeyhe mürşide karşı olabilir mi ! ikinci husus: İhvanından nice kişiler Mahmud Efendiden Tebliğ Cemaati ile sefere çıkmak için izin istemişler ve hiç birinden “hayır çıkamazsın şeklinde cevap vermemiştir. Hatta Edirne’de şuna rast geldim; onlardan bir cemaat Edirne’de tebliğ hizmeti için gelmişti içlerinde İsmailağa mensubu biri…