Allah’ın yüce adıyla..
Mescid-i Selam Tebliğ Cemaati Ehli Sünnet midir ?
Tebliğ cemaati tasavvufa karşı mıdır ?
Tebliğ cemaati vahabi-selefi akımı tesirinde midir ?
Bu yazıda bu konulara açıklık getirmeye çalışacağız. Bu soruların cevabını iki yoldan arayacağız: 1) onların kitaplarındaki tarikat tasavvuf yanlısı ifadeleri görerek. 2) Tebliğ cemaatine katılan tebliğ faaliyeti yapan kişileri inceleyerek, onları gözlemleyerek. 3) Bizden daha sağlam daha hassas alimlerin ilgili cemaat hakkındaki kanaat ve hükümlerini aktararak
1) Kitaplarla Tebliğ cemaati
Cemaat’in kurucu liderlerinden Muhammed Zekeriyya Kandehlevi kendi eserinde bizzat müminlere şeyh edinmeyi tavsiye etmektedir. Bu sebeple Tebliğ cemaatinin tarikat ve tasavvufa karşı olması mümkün değil.
Fezail-i Âmal isimli eserin “Salih müminlerle beraber olmak” bölümünde Sandıklarla beraber olun” ayeti tefsiri sadedinde “Tefsir alimleri ‘doğru olanlardan’ sünnete uyan samimi mürşidiler’in kastedildiğini yazmışlardır. Bir kimse onların kapısındaki hizmetkarların arasına girdiği zaman onların terbiye ve velayet kuvvetleri sayesinde çok yüce makamlara erişirler” demiştir.
Başucu kitabında bu bilgiler yazılı olan bir cemaat, tarikat ve tasavvufa, şeyhe mürşide karşı olabilir mi !

ikinci husus:
İhvanından nice kişiler Mahmud Efendiden Tebliğ Cemaati ile sefere çıkmak için izin istemişler ve hiç birinden “hayır çıkamazsın şeklinde cevap vermemiştir. Hatta Edirne’de şuna rast geldim; onlardan bir cemaat Edirne’de tebliğ hizmeti için gelmişti içlerinde İsmailağa mensubu biri vardı o anlattı “Mahmud efendiye çıktım “tebliğ cemaati ile emri bil marufa çıkabilir miyim? diye sordum bana sertçe “bana bunu mu soruyorsun!” cevabını aldım. Yani bu sorulacak şey mi ! tabi ki emri bil maruf yapmalısın” şeklinde anlamış.
Şöyle demek en doğrusu: Tebliğ cemaati hakkında umumi bir değerlendirme yapmak doğru değildir çünkü tebliğ cemaati taban itibariyle toplama bir cemaattir. Sokaktan kimi aldılarsa, diğer cemaat ve tarikatlardan kimi saflara kattılarsa.. Ancak bunların liderleri Kandehlevi ailesidir..
ve merhum Bayram hoca İsmailağa kürsüsünden merhum İlyas Kandehlevi’yi methetmişti, cihadını anlatmıştı:
“Hindistan ingiliz işgali altında iken Müslümanların elleri kolları bağlı ne yapacaklarını bilmez şaşkın bir vaziyette iken İlyas Kandehlevi bir çıkış yolu bulmak dua etmek kastıyla hacca gider. Ravza-ı Mutahharada iken manevi bir lutfa mazhar olur Peygamber efendimiz zuhur etmiştir, Rasulullah efendimize rica eder “bir çare bir çıkış kapısı göster ya Rasulallah” diye.. Efendimiz sitayişte bulunur: Ben size gerekli her şeyi tebliğ etmedim mi ilyas !?” diyor ve Bayram hocanın tabiriyle İlyas Kandehlevi vınnn doğru hindistana döner ve başlatıyor tebliğ faaliyetini.. “Bir kişiyle başlayan bu hareket bugün 3 milyona ulaştı cemaat” (2012)
..diye kükremişti merhum şehid Mektubatçı Bayram hoca.
Bunun üzerine bir hoca, şöyle yazar:
“Dünya’da aynı anda en fazla katılımla gerçekleştirilen 2. büyük organizasyon Davet ve Tebliğ Cemaati Toplantıları. Birincisi Hacc”
Bir başkası :
Mesele kemmiyet mi ? Sayı fazlalığı mı ?
İsa Erdoğan:
Mesele bir yerde evet kemmiyet. Mahmud Efendi Hz İsmailağaya gelen tüm hocalara sormuştur “kaç taleben var kaç cemaatin var..” Bana da sordu nitekim. O Yüzden bu soru İsmailağanın klişelerindendir, bir hoca başka hocaya 3. dakikada “kaç taleben var, sohbete kaç kişi geliyor” diye sorar 🙂
Hem her hatm-i hacegan akabinde dua etmiyor muyuz “Allahım din kardeşlerimizin sayısını çoğalt” Rasulullah efendimiz demiyor mu “Çoğalın zira ahirette çokluğunuzla iftihar edeceğim”
Bir başka hoca konuya müdahil oldu. Asıl konu “Tebliğ Cemaati nasıldır ?”
İtikaftayken, tebliğ cemaatinden adamlar geldiler. Önce vaazımın bitmesini bekleyip, sonra emri bil maruf yaptılar bana !
Medresede kendi sınıf arkadaşımın babası tebliğ cemaatinden idi. Sürekli rabıta, tevessül konusunda tartışırdık. Babasından sebep tebliğ cemaatini savunup dururdu. Zehirlenmişti o da. Müzakere başkanıydım, Risale okurken yine itiraz edince, kovdum bunu. “Eğer Efendi hz lerine bağlıysan adam gibi teslim ol, değilsen defol git” dedim. Sonra toparladı bu ama babası hepten tarikat münkiri oldu.
Bunlardaki asıl problem cahil olmaları. Bu gün hidayet bulmuş adamı emri bil marufa çıkarıyorlar. Böyle saçma şey olur mu, cahil adam ne anlatacak millete diye itiraz ettiğimde, namaz kıl diyemiyor mu? Bildiğini anlatsın deyip, hadisler naklettiler. Ben de; öyleyse gidin bildiğiniz kadar anlatın, hocalara emri bil maruf yapmaya kalkmayın dedim. Ağır kelamî mevzulara daldırıp durmak neyin nesi !?
Risaleyi Kutsiye bu tiplerin krokisini çıkarmış;Velakin kibri hicab olmuş nihanda
O varmaz mürşide kalır yabanda…Hülasa karışık bir cemaat. Yetmiş üç fırkayı da içinde barındırıyor. Rahle-i tedrisat görmeden emri bil maruf olmaz. Efendi hz leri “Sizden iyiliği emreden, kötülükten men eden bir cemaat olsun” ayeti celilesini, içinizden bir hoca cemaati yetiştirin şeklinde tefsir eder. Zira ayetteki (min) teb’îz (cüz) ifade eder. Herkes emri bil maruf yapsın denmiyor, içinizden ehliyetli kimseler yetiştirin buyruluyor. Aksi taktirde Buhari hadisinde belirtildiği gibi ;
اتخذ اللناس رؤوسا جهالا فسئلوا فأفتوا فضلوا و أضالوا
“İnsanlar cahil reisler edinir, sual sorarlar, onlar da bilgisizce cevap verirler, hem sapar, hem saptırırlar” (Buhari) neticesine düşmekten kaçış yoktur. Ehliyet şart !
Bir başkası:
Mescidi selamda bı müddet okumuş talebeler geldi,
Ne yazik ki Çoğunluğu rabıtaya, tevessüle, tasavvufa karşı
Diğeri buna cevap verdi:
Mescidi selamı savunanlara yönlendirin hocam 😃
Aman hocam sizde kalsınlar. Allah hayırla yola alsın. Bizi de bu yoldan ayırmasın
Bir diğer değerlendirme:
Teblig cemaatinde Farklı görüşte insanlar çok bir kısmı tasavvufa sıcak bakıyor bir kısmı neo-selefice bakıyor. Tam bir istikamet yok.
Derleyen: isa erdoğan
Daha fazla değerlendirme için yorumları okuyunuz ve aşağıda tavsiye edilen benzer konulara göz atınız
4 Yorum
cemaat’in özünde ders kitabında tarikat tasavvuf var. ancak cemaate katılan sefeli zihniyet cemaati özünden koparıp tarikat munkiri noktasına çekmek istemektedir. Bu da sen bir yeri boş bırakırsan batıl orayı işgal eder” kaidesini haklı çıkarmaktadır. Belki bu yüzden İhsan Efendi onların içinden çıkmıyordu..
Bir arkadaşımın bunlar hakkında anlattıkları dikkate şayan :
“Mescidi Selam “tebliğ” cemaati var bilenler bilir Bunlarla Yaşadığım Bir Kaç Olayı anlatacağım Maksadım Kimseyi Karalamak Taassup vs Değil Sadece Eleştirdiğim Bir Zihniyeti Tutumu Göstermek Adına Naklediyorum,
Cuma Namazına Mescidi Selama Gitmiştim Ortalama 3 Bin Kişi filan vardı Kendileri ve Bölge Halkının da katılımıyla,
Hutbe okundu İmam Cuma Namazına Duracak Döndü ve Dediki Aranızda Tasavvuf Ehli Kimseler vardır Mihrapta Şeyhiniz Yok he Ben Varım Ona Göre Niyetlenin Bana Uyun Şeyhinize deyil dedi Ve Tekbir Getirip Başladı Namaza,
Şimdi bu ne dir Allah aşkına Burada Olan herkeste şu düşünce olmazmı hee demekki Sufiler Namzda İmama Değil Şeyhe Uyuyor Böyle bir telkini ne bir Tasavvuf kitabinda Gördüm Ne Bir Şeyhin Böyle Bir Talimat verdiğini duydum velevki bir kaç sofi böyle itikat etsin Cuma Namazına durmadan Önce mi Bunun Uyarısı yapılır umumi bir sohbet yap o kişiler hakkında İnsanları neden Töhmete düşürüyorsun tüm söfileri yani ilk bu olayı garipsemiştim bir algı oluşturma olarak görmüştüm iyi niyetli bulmadım ama Hocanın şahsi tasarrufudur dedim,
Bir sonraki olay Tranvaya bindim Bir vagon komple bunlar Yurt dışından gelenler vs Oranın Önde Gelenlerinden biri vardı tanıyorum karşı karşıya oturduk yanında Bir Alim O konuşuyor Tanıdığım Türk Bana tercüme ediyor Alim Kurandan Nemrud Firavun vs Anlattı 20 dakika filan dinledim saygıyla Sonra Nereli Hocamız Diye sordum Türke Dediki Hindistan Benimde O anda Aklıma Hindistan Fatihi Hidistan Arslan’ı Ekmel Şah gibi Bir sapığı Bertaraf eden Faruku Serhendi İmamı Rabbani hazretleri geldi O dedim İmamı Rabbani hazretlerinin Hemşerisi Ortalık buz Kesti Birden Hoca Yüzünü Buruşturdu Mevt Mevt dedi birşeyler daha dedi ne diyor dedim Türke Dedi Ölü Ölü Bir Fayda Yok ondan Bize Ölmüş gitmiş dedi,
Dedim Söylermisin Sabahtan beri Nemrud Firavun gibi kafirleri anlatıyor neden, Dediki İbrat alalım diye Dedim Peki Allahın Düşmanlarında ibret varda onlara Ölü demeyip anlatıyorsunuz da Dostun damı İbret yok sustular konuşmadılar sonra o arada durak geldi indim bu da böyle,
Bir gün mahalede bir Tasavvuf Ehli Arkadaş ile Camide ikindi namazını kıldık çıkıyoruz bunlarda genelde Camide tebliğ eder metotları o birşey diyemem bizi halklarına davet ettiler ben genel tavırlarını biliyorum ancak arkadaşım oturunca mecbur oturdum inşallah şimdi saçma bir polemik çıkmaz beş dakika tanışır dağılırız diye düşündüm,
Önce birşeyler anlattılar bizim arkadaş dedi Allah dostlarına Tasavvufa bir intisap varmı sizde dedim geliyor gelmekte olan Adam Dedi Kardeşim Sebeplerden Sıyrılın Allaha bakın siz fazla takılmayın sebeplere,
Ben O an direk kalktım gidiyorum adam dedi ne oluyor hayırdır inşallah ben de dedim siz bir sebepsiniz sohpetinizde bir sebep bende sizi dinlemeyerek sebepleri terk ediyorum hadi selametle kalın dedim gittim buda böyle sonlandı,
Bunlar ile ilk defa konuşanlara eğer sofiyse direk şöyle diyorlar “Mahmud Efendi hz’nden Menzilden Konyadan çok sofiler var aramızda. sen gel muhakkak katıl” ikna etmek için böyle diyorlar, anacak içlerinde baskın tavır yukarıdaki anlattığım şekilde. Başka kişilerden de bu tavırlarını duyup bilmekteyiz. Sapık vs demiyorum, sadece bakışlarını bilmek isteyenlere ya da iyi niyetli gidenlere bu noktaya bir dikkat çekme amaçlı yazdım.
Müceddidi Elfi Sani İmamı Rabbani’ye yüzünü buruşturana biz de yüzmüzü buruşturduk Onun yolu ona bizim yolumuz bize.. Mubarek olsun.
Muhammed Tarık Erdeoğmuş
Bu gün hidayet bulmuş adamı emri bil marufa çıkarıyorlar. Böyle saçma şey olur mu, cahil adam ne anlatacak millete diye itiraz ettiğimde, namaz kıl diyemiyor mu? Bildiğini anlatsın deyip, hadisler naklettiler. Ben de; öyleyse gidin bildiğiniz kadar anlatın, hocalara emri bil maruf yapmaya kalkmayın dedim. Ağır kelamî mevzulara daldırıp durmak neyin nesi !?
Buna Cevaben ;
Bugün hidayet bulmuş kişi tebliğe çıkıyor evet ,ama o konuşmacı olmuyor, mütekellim meşvere ile tayin ediliyor.Peygamberimiz ve sahabei kiram nasıl meşvere ile yaptılarsa herşey o usüllere göre yapılıyor.
Bizler Asr suresinde birbirine hakkı tavsiye edenler kurtuldu ayetinden şunu anlıyoruz.Birbirine salih amelleri ve hakkı tavsiye ederken Bunu Allah emrettiği için yapıyor ve yalnız Allah rızası için kendimiz amel etmek niyetiyle herkesin kurtuluşunu ve cennetini tavsiye ediyoruz .Allah yoluna insanlara birşey öğretmek için değil kendimiz öğrenmek için çıkıyoruz.Ayet hadis sahabei kiramdan kıssalar dışında hiçbirşey konuşmuyoruz usül bu şekilde.Hayırlı günler.
Ufak tefek hata yanlış her yerde olur