Türkiyede ilkokul problemi.. Neden ilim Adamı yetişmiyor ?
ANALİZ , Genel / 2 Ağustos 2020

Allahın yüce Adıyla.. “Siz bu kadar zeki çocukları nasıl eğitiyorsunuz da böyle düşüncesiz (ahmak) insanlar yetiştiriyorsunuz” demiş Türkiyede çocukları ve yetişkinleri inceleyen bir yabancı. Bu yazıda Türkiye ile Fransa ilkokul sistemini mukayese edeceğiz. Malumunuz bizdeki okul eğitim modeli 1941 Fullbrigt anlaşmasıyla amerika tarafından dayatılan model.. Anaokulu ve ilkokulu Fransa’da okudum. Türkiye’ye döndüğümüzde iki sene daha, 4. ve 5. sınıfları yeniden okumak durumunda kaldım. Böylece her iki eğitim sistemini yaşayarak gözlemleme ve kıyaslama imkanı elde ettim. En önemli fark Fransa’da ilkokul öğretmenleri sınıf geçmez. Türkiye’de öğretmen öğrencilerini 1. Sınıftan alır 4. Sınıfa kadar okutur. Böylece öğrenci 4 sene boyunca aynı öğretmen elinde kalır. Fransa’da ise öğretmenin sınıfı sabittir. 1.sınıf öğretmeni sadece 1. sınıfları okutur. ikinci sınıf öğretmeni sadece ikinci sınıfları okutur.. Yani öğrenciler sınıf geçtikçe öğretmeni de değiştirmiş olurlar ve ilkokulda bir öğrenci dört farklı öğretmen elinden geçer.. Fransa sistemini daha isabetli ve avantajlı buluyorum ve hükümetimize bunu tavsiye ediyorum. En büyük faydası öğretmen, sınıf derslerine aşina olur o yaş öğrencilerin psikolojilerini yeteneklerini çözmüş tecrübe elde etmiş olarak en iyisini yapma imkanına bulur. Her sene yeni öğrencilere kavuşmakla motivasyonu artar. öğretmen çocuk arasında oluşan istenmeyen duygusal bağların ve diğer çocukların bunu kıskanması önüne geçilmiş olur Türkiye’deki sistemin birçok dezavantajları var. en…

İhtida Eden Kilise Camiler *
ANALİZ , Genel , Türkiye Gündemi / 11 Temmuz 2020

Allahın Yüce Adıyla Ayasofya CamiiKariye Camii Elhamdülillah Ayasofya açıldı bugün. Bir kayıt düşmeliydim. Konuyla alakalı bir şeyler yazmalıydım. Aceleyle bunu yazabildim. Ayasofya’nın müzelikten camiye çevrilmesi Türkiye Cumhuriyet tarihinden İslam ve Şeriat lehine laiklik kalesine atılmış en büyük top. Laiklik şatosundan bugün yıkıldığı kadar hiç yıkılmamıştı. Laik kafirlerin sancısı bu yüzden. Yoksa müzeymiş camiymiş onları pek ilgilendirmiyor. Müze ne işe yarar ? Girip bakarsın. Cami olunca girip bakılmıyor mu ? Bakılıyor hem de bedavaya.. yani derdi müze olanlara bu yeni durum daha iyi giriş ücretinden kurtuldular.. Demekki dert müze değil. Dert iman küfür savaşında konumunu almak, imanın edindiği bu kazanımda duyduğu rahatsızlığı dile getirmek.. bu sayede büyük şeytanlardan yardım dilenmek.. Devam edecek inşallah İsa Erdoğan

Sayılar Rakamlar ve Sırlar
ANALİZ , EDEBİYAT , EĞİTİM , Genel / 22 Haziran 2020

El-Ehad: Sayı, adet ve rakamdan münezzeh olarak Bir ve Tek Olan yalnızca ALLAH’ tır Allah, 2’si olmayan 1 ile birdir. Çifti olmatan tek ile Tek. Allah Bu konuda da bir ve tek; misli misali eşi nazîri benzeri yok. 1) El-Vâhidiyye : Bir olanlar Rabbimiz 1Peygamberimiz 1Kitabımız 1Dinimiz 1Kabemiz, kıblemiz 1Kelime-i Tevhit ezanda 1Namazımız 1Selamımız 1Babamız 1 AdemAnamız 1 HavvaRamazan bayramı 1 günAdalette zayıf erkeğe 1 eşSonumuz 1 toprakKalbimiz 1 taneGüneş 1Ay 1… 2) Esšunâiyye: iki olanlar Allahın isimleri 2 nevi: Lütuf ve KahırAllahın kemalatı 2 çeşit: Cemal ve CelalIslam 2 şehadetNamaz 2 rekatRubai namazlar 2 şef’Rekatta 2 secdeEzan kamet sözleri 2’şerNamaza davet 2 kez Ezan KametNikahta mahkemede 2 şahitBir erkek yerine 2 kadın şahitOruç zıhar Keffareti 2 ayInsan 2 cins erkek dişiKainat 2 taraf yer gökYaşam 2 safha Dünya AhiretAmel 2 çeşit: sevab günahBayram 2 tane: Ramazan KurbanMirasta kızın hakkı erkeğin 2’de biriMirasta koca hakkı 2’de bir (çocuk yoksa)Göz kulak 2’şer taneEl ayak 2’şer taneGün 2 dilim gece gündüzYazıcı melek 2 taneEbeveyn 2 tane anne babaMahlukat 2 çift… 3) Esšülâšiyye: Üç Olanlar Akşam namazı 3 rekatVitir namazı 3 rekatHacda Cemreler 3 taneInsanlar Mahşerde 3 sınıfRuku Secde tesbihi 3’erYemin keffareti 3 gün oruçMübarek 3 aylarIddet süresi 3 ayÇoğun azı 3 defaHacda…

İskender Evrenesoğlu Kimdir Nedir ?

Allah’ın yüce Adıyla.. Özet olarak: İskender Evrenesoğlu iblis’in askerlerinden bir küçük şeytandır. “Allah Allah..” diyerek insanları aldatan, Kuran meali adı altında kendi görüşlerini Allah kelamı diye pazarlayan, tasavvuf terimlerine bozuk anlamlar yükleyen, “Risale-i Nur” isminin çakması  “Risalet Nurları” adıyla bir kitap karalayıp kendi uydurduğu laflara utanmadan korkmadan “Tanrı buyruğu” diyen bir şarlatan. Evrenesoğlu sahte peygamberlik davası güden, asrın küçük bir deccalidir. O yüzden Türkiye Diyanet Şşleri Başkanlığı ve İçişleri bakanlığınca bütün kitapları yasak kitap ve bütün faaliyetleri yasa dışı korsan faaliyet olarak kabul edilmiştir. Görüldükleri yerde ihbar edilmelidir. izahat ve açıklama Allah’ın yeryüzüne gönderdiği son peygamber Hz Muhammed aleyhisselam dır. Ondan sonra kim “ben de rasulüm” diye ortaya çıkmışsa ümmet tarafından “yalancı” diye damgalanmış ve peşine bir asker gönderilerek bulunduğu yerde infaz edilmiş ve ölü köpek leşi gibi bir çukura atılmıştır. Ahirette ise cehennemin en pis en şiddetli bir hücresi onu ebedi işkence mekanıdır. Yalancı peygamberlerin cezası budur. Yalancı Peygamber Tarihte ilk defa Yemen’de ortaya çıkan Museyleme el-Kezzab ın başına gelen işte budur. Ve tarih boyunca böylesi yalancılar türemiş kimi “ben de nebiyım” kimi “resulüm” diyerek etraflarına insan toplamaya çalışmışlardır. İskender Evrenesoğlu yalancısı Türkiye Cumhuriyetinde basit bir memur iken Amerika’ya götürülmüş, bir misyon için yetiştirilmiş ve görevlendirilmiş bir ajan. Görevi…

15 TEMMUZ Demokrasi Zaferi ve Yeni 15 Temmuzlar
ANALİZ , Genel , Siyaset , Türkiye Gündemi / 18 Temmuz 2019

Bismillahirrahmanirrahim  özet: 15 temmuzda demokrasi, yani halkın seçtiği yönetici/idare ile yönetilme hakkı korunmuş oldu. Gerçekte ise Türkiye’de demokrasi yoktur. halk, yani çoğunluk sözgelimi Kur’an yasalarıyla yönetilmek istese, kanunlar buna müsaade eder mi ?etmez. Hani demokrasi halkın kendini yönetmesiydi !? Şu halde böyle bir şey yok. demokrasi bir aldatmacadan ibaret. Kur’an hakimiyeti bu yolla; demokrasi ile oluşması mümkün değil. Artık demokrasi için bu kadar heyecanlamaya gerek yok. Erbakan’ın sözünü hatırlayalım “Adil düzen iktidar olacak (Allah nurunu tamamlayacak) ama kanlı olur ama kansız olur..” Yani ya demokrasi ile ya da demokrasi dışında bir yolla..” Allah rahmet eylesin. Yazının tamamı : Ogün darbe haberini arkadaşlardan aldım. “Askerler yolları kapatmış mahalleye dönemiyoruz darbe oluyor..!” dediler. Sonra Başbakanın “bu bir kalkışmadır, devlet olarak işin başındayız” açıklamasını duyduk. İş ciddiydi. Sonra Reisin çağrısı geldi ve.. zaten abdestliydim, yatsı namazını camide kılmıştık. Iki rekat hacet namazı kıldık ve sokağa fırladık. Avrupada çalışan ve memlekete izine gelmiş olan abim de bizdeydi.. Abim, medreseden bir kaç talebem derhal fırladık sokağa.. 250 kişilik watsapp grubuma sesli sedalı “çıkın sokağa, teslim olmayın hainlere, direnin” çağrısı yapan da ben oldum.. Niceleri cesaret almış çıkmış.. Ama neden ? Demokrasi için miydi !? Asla ! 15 Temmuz hadisesi tarihe “demokrasi zaferi” olarak geçti. “Hakimiyet…

2019 seçimlerinde CHP mi Dindarlık mı?
ANALİZ , Siyaset , Türkiye Gündemi / 28 Haziran 2019

Allah’ın yüce Adıyla  23 Haziran istanbul Büyükşehir Belediye başkanlığı seçimini kim kazandı? Laik Atatürkçü CHP gerçekten kazandı mı ? 2019 yılı itibariyle artık partilerin çizgi ve duruşları öyle net ve belirgin değil. Halis dindarlığı ve katıksız dinsizliği savunan bir parti yok artık. Ne Akepe eski AKP ne de cehape eski CHP. Körle yatan şaşı kalkar misali mecliste meydanda bu kadar uzun süre yan yana oturan koşturan bu iki zihniyet birbirinden etkilendi. Akp biraz laiklik atatürkçülük ithal etti, chp de bir miktar din iman transfer etti. Bu sebeple ilk çıkışta birbirine zıt olan bu iki firka halkın gözünde yakınlaştı ve aralarında artık oy gecişi olabilmektedir. Ak parti’yi doğuran ve bir anda siyasetin zirvesine taşıyan aslında chp olmuştu. Chp nin din iman karşıtlığı, dindar tesettürlü düşmanlığı.. Akp’ye gelen oyların önemli kısmı chp’nin o meşum tutumuna tepki ve arayış oyları idi. Yarım asırdır galibiyet yüzü görmeyen CHP hatasına uyandı ve “kucaklama” sloganıyla çıktığı seçim yarışında yüz yıldır dışladığı ötelediği dindar insanla barıştığını ilan etti. Propaganda afişlerinde dindar figürü kullanarak, “benim de bacım kapalı ninem hacı” edebiyati yaparak, chp adayı halkın iftar sofralarına iştirak edip her firsatta eller duada poz vererek, camide kamera önünde kuran okuyarak zihinlerdeki “din düşmanı chp” imajını kırabilmiş ve Akp…

Atatürkçüler ve Biz
ANALİZ , Genel , Türkiye Gündemi / 14 Nisan 2019

Allah’ın yüce Adıyla  Bu yazıda şu soruların cevabını arayacağız:1) Bir insan neden atatürkçü olur ?2) Atatürkçülüğün kökeni nedir ? Atatürkten önce atatürkçü var mıydı ?3) Atatürkçüler Dindar idarecileri neden istemez ?4) Atatürkçüler İslam Şeriatına karşı iken Hıristiyan batıyla neden barışıktır ? Atatürkçüler kendi tanımlarıyla “çağdaş yaşamcı” “laik” kişilerdir. Laik; yani Din’in insan hayatına müdahalesini istemeyen ve “çağdaş yaşam” dedikleri seküler hayatı arzulayan kişilerdir. Bu arzularının karşılığını “atatürkçülük” fikri içinde bulurlar. Kemal Atatürk’e sarılmalarının sebebi budur. Dinî ve ilahî hiç bir baskı, hiç bir telkin tavsiye altında kalmak istemezler. Dinin norm ve yasalarına uyma gereği hissetmeden dünya hayatını gönüllerince sürdürmek isterler. Hz Kur’an bu arzuya “nefsin hevasına uymak” “Hevasını tanrı edinmek” der. Meselenin kilit noktası budur: Hevaya uymak. Atatürkçünün istediği tek şey de bu: “Benim yaşantıma kimse karışmasın, canım nasıl istiyorsa öyle yaşarım, nelerden zevk alıyorsam onu yaparım” Adına “Din baskısı” dedikleri “İslamın farz ve haramlarından” soyutlanmış bu tür gönlünce yaşamaya “çağdaş yaşam” ve “laiklik” “batılı olmak” “aydınlanmak” demişlerdir. İslam Şeriatını Türkiye topraklarında iptal edip bu çağdaş yaşamı bunlara sunduğu için Kemal Atatürke minnettardırlar. Yeniden dine dayalı idare biçimine imkan tanımadığı için de “atatürkçülük” ve “laikilik” bunların dünya görüşüdür. Allah ise bu Din-i mübin-i İslamı, nefsin hevasını iptal etmek için indirmiştir….

Gölge Sakallı Zavallılar ve Sinek Kaydı Hoca!ar

Şimdi Bazıları için moda: Gölge Sakal ! yani ne “sakallı” desinler ne”sakalsız” ? Allah erkeği sakallı yarattı. Kesilmesine müsaade etmedi. Allah Rasulü bunun ölçüsünü bir tutam olarak belirledi. Bu miktar sünnet sakalın ölçüsü oldu. Ümmet peygamberin izinde gitti. Uzun asırlar Sünnet üzere yaşadılar cihana hakim oldular. Sonra ahir zaman fitneleri.. Avrupa kültür ve modası zayıf müminleri etkiledi. Onlara hayranlık, hayranlık nispetinde avrupaya uyum başladı.. “adım adım, karış karış entegre oluş” Hani onlar muasırdı ya ! Oların seviyesine çıkmak hedefti ya !! Muratlarına erdiler, derekelerine indiler.. Sakallar yüzden kazındı. Sarık fes atıldı, fotör smokin kuşanıldı.. Efendilik verildi uşaklık alındı.. Ne zararlı bir ticaret ne kötü akibet ! Sakalsız parlak olmak resmi tip sayıldı. Sakalını günlük tıraş etmemiş öğrenci memur asker ihtar aldı. Bir de can sıkan bir paradoks yok mu beyinlerinde ! Her batıl paradokstur, her batıl sever içinde çelişiktir.. Bir taraftan “Sakal kıldır tüydür önemsizdir” teranelerini attılar, diğer taraftan o tüye düşmanlık derecesinde bir karşı koyuş geliştirdiler. “Dış görünüş önemsiz” diyerek sarığı sakalı ötelediler, sonra çıkıp kazınmış suratı, kravat ceket, açık giyimi kutsayarak “dış görünüşe” taparcasına önem verdiler !  Tüysüzlük resmi ideolojinin sembolü oldu. Sakalını tıraş eden bu ideolojiye biat etmiş sayıldı. Sakalını uzatan ise düşman addedildi. Devlet onları cezalandırdı:…

Kemalist Mealciler Fırkası 1

Allah’ın yüce Adıyla.. Bu yazıda sizlere İslam toplumun içinde nev-zuhur etmiş bir fırkadan bahsedeceğim: Kemalist mealciler fırkasından. Allah Rasulu salatü selam olsun “Benden sonra Ümmetim 73 fırkaya ayrılacak, kurtulacak tek fırka Ehli Sünnet vel Cemaat” olduğunu bildirmiş geriye kalan 72 fırkanın cehennemlik olduğunu haber vermiştir. Bu sapkın 72 fırkayı islam alimleri tespit etmişlerse de, bazıları tarihin çöplüğünde yok olarak günümüze kadar gelememiştir. Onların yerine bu zamanda yenileri türemiş ve dalalet ehli Allahın El-Mudill sıfatına mazhar olmaya böylece devam etmiştir Her müslüman bu sapkın fırkalardan haberdar olmalı ve kendini, aile akrabalarını bilgilendirip sakındırmalıdır.  Kemalist Mealciler Fırkası (K-Mealizm) Bunları biz şu sıfat üzere bulduk; K-mealciler namaz kılmazlar, oruç tutmaz, fukarayı gözetmez; zekat sadaka vermezler, Hacca umreye gitmezler.. Bunlar hadisleri toptan inkar ederler. Hak Mezhepleri, Allah Dostlarını, müctehit alimleri de inkar ederler, hatta ulema evliyaya iftira eder, söverler. Bütün bunları Kuran Mealinden pasajlar okuyarak yaparlar. müslümanları etkilemek için kendilerini “Kuran ehli, Kurancı, indirilmiş dinci” diye adlandırırlar. Bunlar sahte hesaplarla kimliklerini gizleyen ve bütün ifsatlarını internet üzerinden yapan zavallılardır. İnsan içine çıkmaya, senin benim karşıma geçip seviyeli bir şekilde tartışmaya cesaret edemezler..  Bütün argümanları şüphe uyandırıcı sorular vesveseler, yalan haber ve iftira türünden şeylerdir. “Bu yalanları ne kadar çok yayarsa ne kadar çok müslüman…

Erişilebilir Kadın Bolluğu Sorunsalı
ANALİZ , Diyanet , Genel , Türkiye Gündemi / 14 Mart 2018

Rahman Rahim Olan Allahın ismiyle.. Bugün Diyanet işleri başkanlığına bir kadın yardımcı atanmış. Eğer Türkiyenin sorunlarını çözecek tedbir buysa haydi olsun bakalım. Ama öyle olmayacak ! Şimdi bu hanım başkan ne yapacak? Düşünecek “devlet beni niye atadı buraya? demekki erkeklerden beklenmeyen şeyler benden bekleniyor” diyecek ve başlayacak üretmeye, Olmayan sorunları var gibi göstermeye..  Başlayacak demeye “Ee efendim Diyanet personelinin %87’si erkek yüzde 13’ü kadın. Kadın oran Diyanet içerisinde artırılmalı, kadın müftüler olmalı, kadın müftü yardımcıları olmalı, yok camilerde kadın görevliler olmalı..” Varsa kadın.. yoksa kadın..! Sanki ana sorun “erişilebilir kadın azlığı” Aksine kadınlar iş sahibi oldukça, köşelerin başına geçtikçe sorunlar daha da büyüyor.. Nice gazeteler yazılar “Anadolu’nun filanca ilinde fabrika açıldı kadınlar işi bulunca kocayı attı!” Bugün telefonda bir çağrı aldım, 5 çocuklu bir anne feryat ediyor “kocamın şirketi büyüdükçe mal varlığı arttıkça erkek işçileri çıkardı hep kadın almaya başladı.. sekreterleri kadın çaycısı kadın hizmetliler işçiler kadın her tarafı kadınla doldu..” Çok şeyler anlatacak ama dili varmıyor dudağını ısırıyor.. Bugün Avrupa’nın nüfusu kırılıyor, ahlak çökmüş, aile yuvası dağılmış, sapıkça eğilimler ayyukaya çıkmış sapıklık sayılmasın teziyle kurtarılmaya çalışılıyor. Avrupa geri dönüşü olmayan bir yola, ölümcül bir girdaba kapılmış, helaka doğru gidiyorlar. Sebebi; Kadının erkeğin sosyal hayatına sokulmuş olması. Erkekler için kadına…

Peygamberin Mezhebi Nedir?

Allahın Yüce Adıyla Peygamberimiz zamanında mezhep  yoktu, şimdi neden var ? Mezhebe uymak zorunlu mu ? Islâm birliği için bütün mezhepleri reddeden kişinin tavrı isabetli midir? CEVAP MEZHEP Dini bir konuda Hakkı bulmak için gidilen farklı yollara, Bir meseleyi aydınlatmak için ileri sürülen farklı görüşlere denir. Peygamberimiz ümmettin başında olduğu asr-ı saadete bütün meseleleri Vahyin ışığında O bildirdiğinden ve sorular yalnız Ona sorulduğundan bir konuda farklı görüşler meydana gelmiyordu. Ama Peygamberimizden sonra yeni meseleler türedikçe, o meseleler ile ilgili “İslamın hükmü kararı ne olabilir” şeklinde bir mütala ve çalışma yapma gereği olduğundan ve alimlerin algı ve muhakemeleri, delilleri değerlendirme yöntemleri farklı olduğundan bir konuda farklı görüşler ve mezhepler zorunlu olarak ortaya çıkmıştır. Bugün mezhepleri yok sayan birisi kesinlikle yeni bir mezhep türetmiş olur. Yani bugün mezhepten kaçmak mümkün değil. varolan mezheplerin birisi içerisinde konumlanmak bu konuda yapılacak en doğru harekettir. Mezhepler neden ortaya çıktı •Peygamberimiz vefat edince yeni peygamber gelmedi. •Ümmetin din işleri alimlere tevdi edildi. Her alim kendi mezhebini tesis etti •Kuranı Kerimde dini konular hükümler maddeler halinde tek tek yazılmadı. Ordan çıkarmak alimlere kaldı. Onlar da farklı çıkarımlar yaptılar “Namazlar 5 vakit, 20 rekat farz 20 rekat sünnet 20 rekat müstehap. Namazın farzı 12, abdestin farzı 4, niyet…

Sahabe İctihadları ve Rasule Muhalefet Mezaanı !

Allah’ın yüce Adıyla “Dinde Tefekkuh” Ayeti Allah Rasulü sas “Benim hadislerimi yazmayın” emrine rağmen Sahabeler nasıl ve neden yazmışlar konusu.. Cihada önceden topluca gidilirdi. Kimsenin gayrı yoktu. Sonra bu kaffeten savaşa gitme durumu Tövbe 122 ayetiyle iptal edildi ve “her fırkadan bazı kişilerin savaştan geri kalıp Dinde Tefekkuh etmeleri” emredildi. Çünkü bu geri kalanlar kavimlerin uyarıcıları yani alimleri olacaktır.. (Tövbe 122) Burada dikkati çekmek istediğimiz husus Allah’ın alimlerden istediği şeyin dinde TEFEKKUH olduğu.. Nedir tefekkuh? Tefekkuh tefe’ul kalıbından tekelluf manası içeren bir kelime. Özü anlamak demek olan f-k-h den gelir. Ancak tefekkuh fıkıhtan fazlaca bir iştir. Fıkıh, bir şekilde anlamak” demek iken tefekkuh “anlamaya çabalamak, gayret etmek, kendini zorlamak” demektir. Çünkü Allah’ın dini, Ayetleri ve Hadisleri layıkıyla anlamak öyle sıradan salt, yüzeysel bir yaklaşımla olacak iş değildir. İslamın doktrinleri zeki insanların dahilerin üzerine kafa yormasını gerektirecek kadar yücedir âlîdir. Ve bu yüzden Sahabe-i Kiram ilim ve fıkıhta her biri diğerine musavi olamamış, Abadili Erba’ “dört Abdullah” aralarından ilim idrak ve tefekkuhlarıyla temayüz etmişlerdir.. Nisa: 83 Kendilerine güven veya korku hususunda bir haber geldiğinde onu hemen yayıverirler. Halbuki onu peygambere ve aralarında yetkili kimselere götürselerdi, onlardan sonuç çıkarmaya gücü yetenler, onu anlarlardı. Allah’ın üzerinizdeki lütfu ve rahmeti olmasaydı, pek azınız hariç, şeytana…

Suriye Kökenli Vatandaşlarımız
ANALİZ , Türkiye Gündemi / 8 Temmuz 2016

Allah’ın Adıyla Suriye’de bir iç savaş çıktı. Bir tarafta Esed’in satılmış askerleri ve yanında gözü dönmüş İran şii kuvvetleri ve yanlarında dinsiz Rus birlikleri.. hep birlikte saldırıyorlar. Kime ? karşılarındaki zayıf suriye milis güçlerine yani muhaliflere. Arada ezilen kahrolan ise savunmasız silahsız Suriye Sünni halkı. Esed’e fikir ve ideolojik olarak yakın olan Aleviler Şiiler Suryaniler bir şekilde bu savaşta tutunabiliyor Esedin şeytani ordusundan yardım alabiliyor. Ancak Sünni halk bu savaşta adeta yokluga açlık ve sefalete terkedilmiş durumda Suriye’de ahval Bütün fabrikalar durmuş imalat bitmiş, mahsul yok yetişmemiş. Arz yok, talep had safhada, ihtiyaç maddesine ve hatta ilaca erişmek imkansız.. Açlık o noktaya gelmiş ki kedi köpek yemek zorunluluğuna kadar ulaşmış! Üstelik elektrik yok su yok gaz yok kömür yok..! Bu durum bir ay değil iki ay değil.. Artık sabretmek, tahammül etmek imkansız olmuş.. Tam bir insanlık dramı, toplu ölümler yaşanması an meselesi. Dünya ise seyirci. Avrupası Amerikası, Birleşmiş Milletler oturmuş izliyorlar. Müslüman Sünni halk ya bunlar.. Birer birer kırılıp ölmelerini, toptan yok olmalarını bekliyorlar ! Bu elim insanlık dramı karşısında yine tek duyarlı halk Türkiye Sünni halkı. hatırlayın tırlarla Suriye’ye yaşam malzemesi gönderme seferberliğine soyunmuştuk. Büyük vakıflardan tutun küçücük mahalle derneklerine kadar halkımız tırlara yardım malzemesi yükleyip ulaştırmaya, o masum…

Diyanet İmamının Arkasında Namaz Caiz midir ?

Soru: Diyanete bağlı imamların arkasında namaz kılmayan bir tayfa var, bunlar doğru yolda mıdır? İmamlara atılan suç “tağuta hizmet ediyorlar” isnadı doğru mudur ? Cevap: Tağut şeytan demektir. Bu yakıştırma imamlara iftiradır. “Camiler Allah’a aittir” (Cinn:18) Hangi düzen ve hükümet başta olursa olsun müminler Allah’ın mescitlerine sahip çıkmaldır. Bu itibarla imamın hangi kurum tarafından atandığı önemli değildir. Önemli olan imamın itikad ve amelidir. Arkasında namaz kılınacak imamda aradığımız asgari şart imamın Ehli Sünnet itikadında olması ve namazı doğru kıldırmasıdır. Sonra takva yaşantı sahibi imamlar tercih meselesidir. Ehli Sünnet bir imamın diyanet teşkilatı tarafından görevlendirilmiş olması ve devletten maaş alıyor olması onu tağut’a hizmetçi yapmaz. İzahat: 73 çeşit İslami fırkalar içinde kurtulacak tek fırka Ehli Sünnet vel Cemaat mezhebidir. Bu kurtulucu fırkanın akaid maddeleri İslam alimleri tarafından tespit edilmiştir. Bu akaid maddelerinden biri de “kıble ehlini tekfir etmemek” yani Kabe’ye yüzünü dönüp namaz kılan hiç kimseye “kafir” dememek ve “her imamın arkasında namaz kılmayı hak bilmektir.”  Bu mevzuda, 1) İmam-ı Azam Ebu Hanife demiştir: “müslümanların önüne geçmiş/geçirilmiş her imamın ister Birr (takva) ister facir (günahkar) olsun arkasında namaz kılmak caizdir, sen ecrini alırsın” demiştir. [el fıkh ul ekber] 2) İmam Ahmed bin Hambel şöyle demiştir: “Ben birr ve facir her imamın…