Bismillahirrahmanirrahim
Bir ilme / fenne giriş için zihinde hazırlanması gereken öncü bilgiler
İlim (العلم): Bir şeyi olduğu gibi bilmek; gerçeğe uygun ve sabit bilgi.
Yakîn (اليقين): İçinde hiçbir şüphe bulunmayan kesin bilgi ve kanaat.
İlmin zıttı: Cehalet (bilgisizlik) veya bilgiye aykırı durumlar (şek, zan, vehim gibi).
Zan (الظن): Bir görüşün doğru olma ihtimalinin yanlış olma ihtimalinden daha güçlü olması; kesin olmayan kanaat.
Vehim (الوهم): Bir görüşün yanlış olma ihtimalinin doğru olma ihtimalinden daha güçlü olması; zayıf kanaat.
Şek (الشك): İki ihtimal arasında eşit derecede kararsız kalmak.
Cehl (الجهل): Bir şeyi bilmemek veya hakikate uygun bilgiye sahip olmamak.
Cehl-i Mürekkep (الجهل المركب): Bilmemekle birlikte bildiğini sanmak; yanlış bilgiyi doğru kabul etmek.
İddia (الدعوى): Bir hükmü veya görüşü ileri sürmek, doğruluğunu savunmak.
Rivayet (الرواية): Bir haberi, sözü veya olayı nakletmek ve aktarmak.
Delil (الدليل): Bir hükmün veya görüşün doğruluğunu gösteren kanıt.
Aklî Delil (الدليل العقلي): Akıl yürütme ve mantık yoluyla elde edilen delil.
Naklî Delil (الدليل النقلي): Vahiy, Kur’an, sünnet ve güvenilir nakil kaynaklarına dayanan delil.
Burhan (البرهان): Kesin öncüllerden oluşan ve kesin sonuca ulaştıran güçlü delil.
İlzam (الإلزام): Bir kimseyi kendi kabul ettiği esaslar üzerinden susturacak veya görüşünün yanlışlığını gösterecek şekilde delillendirme.
Muğalata (المغالطة): Yanlış akıl yürütme veya mantık hatasıyla insanı yanıltma.
Safsata (السفسطة): Gerçeği aramaktan çok karşı tarafı yanıltmayı amaçlayan, görünüşte güçlü ama gerçekte geçersiz söz ve akıl yürütme.
Retorik (الخطابة): Dinleyiciyi etkilemek ve ikna etmek amacıyla sözün etkili kullanılması sanatı.
Bilim: Gözlem, deney, akıl yürütme ve araştırma yöntemleriyle elde edilen sistemli ve doğrulanabilir bilgi bütünü. Klasik İslam terminolojisindeki “ilim”den daha dar kapsamlı olup özellikle deneysel ve gözlenebilir alanlarla ilgilenir.
Devam ediyor
İsa Erdoğan
Bir yorum
İlim (العلم): Gerçeğe uygun bilgi.
Misal: “Ankara Türkiye’nin başkentidir.” bilgisini doğru olarak bilmek.
Yakîn (اليقين): Kesin bilgi.
Misal: Güneşli bir günde güneşi gözünle görüp gündüz olduğundan emin olman.
İlmin zıttı (Cehalet):
Misal: Avustralya’nın hangi kıtada olduğunu hiç bilmemek.
Zan (الظن): Doğru olma ihtimali daha kuvvetli kanaat.
Misal: Her gün vaktinde gelen bir arkadaşın gecikince “Bir işi çıkmış olmalı.” diye düşünmek.
Vehim (الوهم): Yanlış olma ihtimali daha kuvvetli kanaat.
Misal: Uzakta gördüğün bir kişinin tanıdığın biri olduğunu sanman, fakat bunun zayıf bir ihtimal olması.
Şek (الشك): İki ihtimal arasında eşit derecede kalmak.
Misal: Bir namazı üç rekât mı dört rekât mı kıldığını hatırlayamamak.
Cehl (الجهل): Bilmemek.
Misal: Japonca bilmeyen birinin Japonca bir metnin anlamını bilmemesi.
Cehl-i Mürekkep (الجهل المركب): Yanlış bildiğini doğru sanmak.
Misal: “Dünya Güneş’in etrafında dönmez.” deyip bunun doğru olduğuna inanmak.
İddia (الدعوى): Delilsiz veya delilli olarak bir görüş ileri sürmek.
Misal: “Bu bina depreme dayanıklıdır.” demek.
Rivayet (الرواية): Bir haberi nakletmek.
Misal: “Falanca kişi bana, toplantının yarın olduğunu söyledi.” demek.
Delil (الدليل): İddiayı destekleyen kanıt.
Misal: Bir kişinin olay yerinde olduğunu gösteren kamera kaydı.
Aklî Delil (الدليل العقلي):
Misal: “Her sonradan meydana gelen şeyin bir sebebi vardır; evren sonradan meydana gelmiştir; öyleyse bir sebebi vardır.”
Naklî Delil (الدليل النقلي):
Misal: Bir fıkhî hükmü desteklemek için Kur’an ayeti veya hadis zikretmek.
Burhan (البرهان): Kesin sonuca ulaştıran delil.
Misal: “Bütün insanlar ölümlüdür. Ahmet insandır. O halde Ahmet ölümlüdür.”
İlzam (الإلزام):
Misal: Bir kimsenin “Güvenilir tarih kitaplarına inanırım.” dedikten sonra kendi görüşüne aykırı güvenilir tarih kaynaklarını reddetmesinin çelişki olduğunu göstermek.
Muğalata (المغالطة):
Misal: “Bu profesör sigara içiyor, demek ki sağlık hakkındaki görüşleri yanlıştır.” demek. (Konu dışı saldırı)
Safsata (السفسطة):
Misal: “Hakikat diye bir şey yoktur.” deyip bu sözü kesin bir hakikat gibi savunmak.
Retorik (الخطابة):
Misal: Bir hatibin güçlü ifadeler ve etkileyici üslupla dinleyicileri bir fikre yönlendirmesi.
Bilim:
Misal: Suyun deniz seviyesinde 100°C’de kaynadığının deneylerle tespit edilmesi.
Klasik mantık kitaplarında (özellikle medrese geleneğinde) yakîn, zan, şek ve vehim şöyle sıralanır:
Durum Doğru olma ihtimali
Yakîn %100
Zan %50’den fazla
Şek %50
Vehim %50’den az
Bu oranlar matematiksel değil, kavramları kolaylaştırmak için verilen temsili açıklamalardır.