Rüya Nedir Bilmez Tabire Kalkışır !
ANALİZ , Dünya Gündemi , Genel , Tahkikat / 20 Kasım 2021

İnternette arama yaparsanız rüya “tabiri” yapan onlarca site bulursunuz. Peki bunlardan bu işi hakkıyla yapan bir kişi var mıdır ? Ben bulamadım yok ! Hemen hepsi nefsin o anda fısıldadığı, kimi şeytanın vızırdadığı şeyleri “rüya tabiri” diye muhatabına tükürmektedir. “Ehadisin te’vili” ilme sahip olmadan rüya tabiri yapanlar, özellikle de Dini ilimlerden, Allahtan Peygamberden habersiz olanların “senin rüyanın manası bu” demesi Allaha resmen iftiradır. Çünkü rüya Allahın elindedir ve tabiri gerçekleştirecek olan Odur. İşte Allaha iftira edenlerden birine misal. Bakın heriflerin gözünde rüya neymiş : ” Rüya Nedir? Rüyalar, uyku esnasında zihnin yarattığı hikayeler ve imgeler bütünüdür. Eğlenceli, romantik, rahatsız edici, korkutucu ve bazen de tuhaf şeyler barındırabilir. Bilim insanları ve psikoloji doktorları için halen daha çözüme kavuşturulamayan gizemli bir oluşumdur. Ve akla rüyalarla ilgili birçok soru gelmektedir. Bunlardan bazıları; “Rüya neden görülür?, Rüyalar nasıl oluşur?, Rüya görmeye neden olan şey nedir?, Rüyalar kontrol edilebilir mi?” olmaktadır. Rüyalar, bilişsel dünyanın bir önceki günden ayrılan geçmişin, bugünün ve geleceğin bölümlerini bünyesinde barındırır. Ünlü psikanalistler Carl Jung ve Sigmund Freud hayallerin önemini ele almışlardır. Bilinçli ve bilinçsiz tasvirler arasındaki bağlantıyı gösteren unutulmuş dili yeniden canlandırmak adına araştırmalar yapmışlardır. Rüyalar kişileri bilinçdışına doğru yönlendirir; ruhun en derin ve en samimi sığınağını keşfetme şansı sunar. Ruhun gerçekte ne…

Hatice Kübra Bakın Kimmiş | Helenizm

Rahman ve Kahhar Allah’ın ismiyle “Mesleğim gereği İngilizce dersleri veriyorum. Telefonla biri müracaat etti, boşanmış dul bir kadın, turizmciymiş İngilizce öğrenmek istiyor.. Kadının TC resmi adı Hatice Kübra Dönmez..” diyordu bir öğretmen arkadaşım. Konu ilgimi çekti çünkü isim çok güzel, Hatice Kübra; Peygamber efendimizin muhterem eşi Hz Hatice validemizin ismi ve sıfatı. Muhtemelen mütedeyyin bir aile evladı diye akla geliyor, çünkü bu zamanda mütedeyyinler bile uyduruk/modern isim peşinde. Çocuğuna “Hatice Ayşe Fatıma Zeynep..” koyan az artık.. Ancak öyle değilmiş. Kadın söylemek zorunda kalmış “Ben müslüman değilim hıristiyanım ve çok içki tüketiyorum. Tamam ders günü alkol almam ama alkolün kokusu 24 saat gitmiyor, rahatsız olursanız siz de ben de maske takarız..” demiş. Durun hemen zanda bulunmayın. Müslüman dindar bir ailenin evladı sonradan hıristiyan olmamış.. Haticos Kubros’u dinleyelim kendisi anlatıyor “Biz aileden kökten hıristiyanız ve aslında Türk de değiliz hiç olmadık. Biz aslen Yunan Rumuz.” Evet bildiğiniz o denize döktüğümüz yunan ! Çifte vatandaşlığı varmış bunların. Ailenin diğer üyeleri de bunun gibiymiş. Amcaoğlu Kaan Dönmez diye biri varmış o da Türkiye’de tanınmış bir iş adamıymış. Bizim(!) Kaanın Yunanistan’daki adı Yorgo’ymuş. Hatice Kübranın gerçek adı ise Estella imiş..!  Öğretmen arkadaş bana fetva soruyor “buna evde ders verebilir miyiz ?” Bana anlatma sebebi aslında…

Yine CHP ve Kıyafete Müdahele

“CHP nin kronik Takke Tesettür hazımsızlığı” Kütahya belediyesinde sel felaketinde görev almış işçilere teşekkür belgesi verilirken Kütahya Belediye meclisinin chp’li üyesi bir kadın eline mikrofonu almış işçilerden birine “resim çekilecek aramızda Takkeli bir arkadaş başındaki o şeyi çıkarabilir mi..” diyor. Arkadaşımız da “o zaman ben çıkıyorum. Takkemi çıkaramam Takkem şerefim” diyor ve ortalık karışıyor.. Yani arkadaşlar aradan geçen bunca zamana rağmen, verdikleri sözler, insan haklarına, dini tercihlere saygı vaatleri vs.. hepsi yalan.. CHP, bildik o bağnaz, milletiyle kavgalı CHP. Ellerine fırsat geçmesin, yine bu milletin diniyle örfüyle örtüsüyle kıyafetiyle uğraşır dururlar, hayatı bu millete zindan ederler.. Bu cesareti nereden alıyorlar ?? Müminlerin pısırık korkak oluşundan ! Eğer müminler onlara emri bil maruf yapmış olsaydı, onlar kötülüğü emredemezdi “Burada açık bayanlar var.. Allah’ın mülkünde meleklerin gözetiminde Allah’a isyan yakışmaz, başımıza büyük felaket gelir.. hepimizin iyiliği için tesettür ediniz” “Başı açık erkekler de.. Avrupa modası yerine Rasulullah’ın sünnetine uyarsa, takke sarık kuşanırsa Allah’ın yardım ve bereketi mutlaka bize erişir düşmana galip geliriz” diyemediğimiz için onlar bize münkeri emrediyorlar. Aslandan boş kalırsa vadi, tilki olurmuş orada vali ! Ayrıca.. CHP’li meclis üyesi Takkeli Müslüman’a güya kibarlıkla “Takkeyi çıkar” derken bile hakaret ediyor “takkesiz daha yakışıklı olacaksın” diyor. Bre gafil! Adam sana mı sordu…

Ateist Soruları ve Kesin Cevaplar

Allah’ın Yüce Adıyla.. ateist, deist veya agnoist kişilerin Müslüman gençlerin kafasına soktukları şüphe içerikli soruları derledik ve cevaplarını verdik. Biz bu çalışmayı takribi üç sene önce yaptık. Youtube’da yaptığımız aramada bizim cevaplarımızın kullanıldığını ve ancak siteye atıfta bulunmadıklarını gördük.. 01 Kasım 2021 İşte o vesvese içerikli 21 soru ve İsa Erdoğan hocanın o sorulara verdiği ilmi cevaplar : 1. Soru : Allah bizim Cennete veya Cehenneme gideceğimizi biliyorsa, neden bizi imtihan ediyor? Cevap: Suç gerçekleşmeden cezasını vermek adalete aykırı olduğu için. Yoksa Allah evet kimin nereye gideceğini biliyor. Ancak kendi bilgisiyle hareket edip suçluluları cehenneme doldursaydı mucrimler itiraz eder “bizlere bir elçi gönderip haber verseydin biz de senin buyruklarına uyup böyle bir zillete düşmemiş olurduk” [Taha:134] derlerdi. Bunun dünyadaki misali: öğretmen hangi öğrencinin başarılı olacağını, hangisinin tembel başarısız olacağını az çok bilir ancak sınav yapmadan kafadan not vermez “sen kaldın sen geçtin!” demez. Notu böyle vermiş olsa tembel öğrenciler kalkar “neden bizi imtihan etmediniz belki sınavı geçerdik” diyerek itiraz ederlerdi. Bunun gibi.. Cennet güzel amellerin mükafatı, Cehennem ise küfür ve isyanın cezasıdır. Mükafat ve ceza ancak eylemden sonra olur, önce olmaz. Taha 134: “Eğer bu (dünya hayatı) ndan önce onları bir azapla helâk etmiş olsaydık mutlaka şöyle diyeceklerdi: “Ey rabbimiz! Bize bir…

Bilimin Aldatıcı Yüzü
ANALİZ , Dünya Gündemi , REDDİYELER / 28 Ekim 2021

Bu kaçıncı bilimsel sahtelik? Kaçıncı aldanış ? Önce haberi okuyalım : “..Güneş Sistemi’nin ötesinden geldiği düşünülen ve uzayda akıllı yaşam arayan gökbilimcileri heyecanlandıran radyo sinyallerinin “yanlış alarm olduğu” ortaya çıktı. İncelemeler, sinyallerin aslında insan kaynaklı olduğunu gösterdi. Avustralya’daki Parkes Gözlemevi’nde bulunan Murriyang radyo teleskobu, 2019’da merak uyandıran bu radyo sinyallerini tespit etmişti. Sinyallerin Güneş’in en yakın komşusu Proxima Centauri yıldız sisteminden geldiği düşünülmüştü..” Meğer aslı yokmuş ! “Bu radyo sesi uzaydan geliyor dediler, uzaylılar var dediler, güya geldiği yıldızın resmini çektiler..! Ancak hepsi sahte ve yalan çıktı ! “Aya gittik bu taş aydan geldi” demişlerdi.. sahte çıktığı gibi ! “Mars çok büyük” dediler yalan çıktı ! Yani değerli okuyucular, anladık ki bunlar bir doğrunun yanında bir yalan eklemeyi marifet sayıyorlar. İstedikleri bir yalanı uydurup altına da sözde “bilimsel deliller! veriler döşemekten de hiç arlanmazlar. Yüce Allahın buyruğunu hatırdan çıkarmayalım: “Bir fasık size bir bilgi verirse inanmayın, onu araştırın” O yüzden biz, Allah’a ve Kuran’a inananlar Dini metinlerde okuduğumuz hakikatleri asla bunların bilimiyle değişmeyeceyiz. Kur’an neyi nasıl diyorsa o ! Bilime filime ters düşmüş diye tereddüt etmeyeceğiz isa erdoğan Oku: >> Bilimsel sahtekarlık 3″ okumak için tıkla <<

Mehmet Okuyana Reddiye: Ehli Sünnet Rasulullahın İslam Öğretisidir

Soru: Ehli Sünnet vel Cemaat ne zaman ortaya çıktı ? Mehmet Okuyan tayfasının iddia ettiği “bu akım peygamberden sonra ortaya çıktığı!” iddiası doğru mudur ? [*] Cevap: Hayır yalan söylüyorlar. İmam Tirmizi, İmam Hakim, İmam İbni Mace, İmam Ebu Davud’un aktardığı sahih bir hadis-i şerifte [1] Allah rasulü sas buyurmuştur: “Yahudiler 71 fırkaya bölündü, Hıristiyanlar 72 fırkaya bölündü ve bu Ümmet de 73 fırkaya bölünecek, biri hariç hepsi cehenneme girecek.. Kim o kurtulacak fırka ya Rasulallah ? Allah rasulü: “Ben ve Ashabımın üzerinde olduğu itikad üzere olanlar” Diğer bir rivayette: “Onlar ana cemaattir” yani benim cemaatimden ayrılmayanlar.” İşte Ehli Sünnet vel Cemaat bu vb hadisi şeriflerin ifadesidir, yani bu ismi Allah rasulü koymuştur. Ve bu akım (!) Rasulullah ve Ashabının ortaya koyduğu İslami anlayış ve yaşayışın adıdır. Demekki Ehli Sünnet sonradan ortaya çıkmış bir akım değildir, Rasulullahın yaşadığı ve öğrettiği islamın adıdır. Sahabeler bunu Tabiine aktardı onlar da etba-i tabiine.. Onlar da müctehitler aracılığı ile bu islami öğretiyi kitaplara derc ettiler ve ila yevmil kıyame koruyup muhafaza ettiler.. Geri kalan 72 fırka bu cemaatten ayırlıp hak yoldan sapanlardır.. Bunların isimleri çok olsa da Ehli Sünnet ana cemaattir ve büyük çoğunluktur. 1) فقد ثبت في الحديث الصحيح أن النبي صلى الله…

Futbolcular için Yenme Duası

Allah’ın yüce Adıyla.. Dua.. Her oluş, her başarı Allahın izn-i fermanına bağlıdır. Bu itibarla her işimizde her anımızda Allah’ın inayetine, hasılı duaya muhtacız. Bu sebeple Allah Rasulü sas işlerin hatîr olanında da, hakîr olanında da Allaha dua etmiştir. Mesela düşmanla savaş öncesinde dua ettiği gibi, helaya girerken de dua etmiş, ayakkabısının bağını kaybettiği için de dua etmiş “Allahtan bulmayı” istemiştir. O yüzden “Rasulullahın dilinden dualar” bahsi kitaplar dolusudur. Peygamber Efendimiz sas bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Kardeşine mutlaka yardım et, ister zalim olsun ister mazlum olsun, kardeşine yardım et” Sahabeler sordular: Ya Rasulallah mazluma yardım etmeyi anladık da zalime nasıl yardım edelim ? Peygamberimiz: Zulmeden kardeşinin elinden tutarak, zulmüne mani olarak ona yardım etmiş olursun” Bu kabilden kendini, futbolcu olmak, futbola kaptırmak gibi zulmani hedeflere kaptırmış, aziz ömrünü bir abes uğruna harcayan kardeşlerimize de dua edebiliriz. “Ya rabbi bu futbolun varsa hayrını, bunlara ihsan eyle, şerrinden de muhafaza eyle.” diyebiliriz. “Allahım kendini topa kaptırmış bu kullarını Namazlarını kaçırmaktan koru. Eğer top oyunu bunları Kuran okumaktan, oruç tutmaktan, Allah yoluna çalışmaktan, İslam ahlakından, anne babaya iyilik etmekten, camiye cemaate devam etmekten, Şeriat ilimleri tahsil etmekten alıkoyacaksa.. bu kullarını futboldan, futbolu onlardan uzak eyle..” Şeklinde dua edebiliriz Futbol haram mıdır ? Profesyonel ligte…

“Biz İnsanın kaderini kendi çabasına mı bağladık”

Bismillahirrahmanirrahim وَكُلَّ اِنْسَانٍ اَلْزَمْنَاهُ طَٓائِرَهُ فٖي عُنُقِهٖؕ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ كِتَاباً يَلْقٰيهُ مَنْشُوراً Soru: İsra 13. Ayetin manası “Biz insanın kaderini kendi çabasına bağladık ?” şeklinde midir ? Bu mana doğru mudur ? Cevap: Hayır, bu mana Allah’a ait değildir, meal yazarına aittir. Doğrusu “Biz her insanın kuşunu (amelini) boynuna dolayarak ondan ayrılmaz kıldık” şeklindedir. Hiç bir Kuran meali ve hiç bir muteber tefsir bu ayete “kaderini çabasına bağlı kıldık” manası vermiş değildir.. Ta ki M.İslmaoğlu kendi elleriyle meal yazıp felsefesini “ayet meali!” diye Kurana sokuşturana kadar! Mustafa İslamoğlu’nun bu ayete neden böyle mana vermek istediğini onu tanıyanlar bilir; Çünkü bu kişi İslam İnancı içinde olan “kadere iman”ı inkar eden bir tavır içindedir. Eğer düşünerek okursanız “ayet meali” diye kurduğu cümlesi kendi içinde çelişkilidir. “Biz insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık!” diyor. Kader Allahın belirlediği miktar, takdir, ölçü, yazgı demektir. “Kişisel çabaya bağlı kılınması” ise aslında kaderin “ilahi yazgı” değil, kendi tercihlerimiz olduğu iddiasıdır. Yani İslamoğlu kurduğu bu cümleyle “kader’e hem var, hem de yok demiş oluyor. Bu çelişkidir. Kader kelimesini açıkça telaffuz etmiş olarak varlığını, “0 aslında kişisel tercihtir” diyerek te yokluğunu ifade ederek çelişkiye düşmüştür. Her durumda yazgı anlamındaki “Kader’i” inkar ettiği açıktır. Neden İnkar ediyorlar ?…

Hz Muhammed AS Allahın Sevgilisi “En Sevgili” değil
ANALİZ , Dini Hüküm / 17 Ekim 2021

Son zamanlarda Peygamber efendimiz için duyduğumuz bir tabir var “en sevgili” bu yanlış. “en sevgili” değil O “tek sevgili” Yani Habîbullah. Sevgili kelimesinin manasını iyi düşünürseniz ve Hadis-i şeriflere bakarsanız doğrusunun bu olduğunu görürsünüz. “En sevgili” tabiri başka sevgililer var da Hz Muhammed içlerinden en sevgili olanı demek oluyor.. Öyle değil. Hz Muhammed Allahın sevgilisidir.  Sahabeler hayranlıkla geçmiş rasullerin faziletini müzakere ediyorlardı Allah rasulü sas işitti ve onlara sokuldu “..Evet Allah İbrahim’i Halil edindi. Evet Musa’yı Kelîm edindi, Ademi Seçkin kıldı. Beni de kendisine Habîb “sevgili” edindi övünüç yok. Kıyamette ilk şefaat edecek benim, Cennet kapısını ilk çalacak benim ve bana açılacak, gelmiş geçmiş en mükerrem kul benim övünç yok..” buyurdu Tirmizi isa erdoğan ———————  Konuyla ilgili deliller: ٢٤- [عن عبدالله بن عباس:] أنا حَبيبُ اللهِ ولا فَخرَ، وأنا حامِلُ لِواءِ الحمدِ يومَ القِيامةِ ولا فَخرَ، وأنا أوَّلُ شافِعٍ وأوَّلُ مُشفَّعٍ يومَ القِيامةِ ولا فَخرَ، وأنا أوَّلُ مَن يُحرِّكُ حِلَقَ الجَنَّةِ؛ فيَفتَحُ اللهُ لي فيُدخِلْنيها، ومعي فُقراءُ المُؤمِنينَ ولا فَخرَ. شعيب الأرنؤوط (ت ١٤٣٨) ٢٥- [عن عمرو بن قيس:] نحن الآخرونَ ونحن السابقون يومَ القيامةِ وإني قائلٌ قولًا – غيرَ فخرٍ – إبراهيمُ خليلُ اللهِ وموسى صفيُّ اللهِ وأنا حبيبُ اللهِ ومعِيَ لواءُ الحمدِ يومَ القيامةِ وإن اللهَ وعَدني في…

Talha Hakan Alp’e Açık Mektup…

Not: Bu mektup Talha Hakan Alp video twitter’da inkar açıklaması ve akabinde çektiği ilk videodan hemen sonra eski bir arkadaşı Ömer Faruk Tokat tarafından yazlmştır. Hakan’ı tanımlama ve yaşadığı krizin ne olduğunu anlama konusunda faydalı bir yazıdır. İlim ehli okusun Sevgili dostum Hakan, Ben Ömer Faruk Tokat. Herkes soruyor, nedir bu !? Bir tefekkür krizi mi, derin bir sorgulama mı hayatımızın farklı dönemlerinde yaşadığımız travmaların dışa vurumu mu… ya da bir  “1 nisan şakası” mı, bir gonga vurma mevzusu mu ..? Yaklaşık 10 yaşından itibaren birlikteliğimizi ve derin irtibatımızı bilen ortak dostlarımızın bu minvaldeki sorularına muhatap olduğumu tahmin ediyorsundur. Son attığın twitler ve youtube’da yayınladığın video akabinde artık onları geçiştirmek doğru olmazdı. Kaldı ki kendim de inan çok şaşırdım, anlam veremedim ve sana bu açık mektubu yazmaya karar verdim. Yeni konuşlandığın mevzide eleştirilere daha açık olman beklenir. “Özgür” olmanın, bir bedeli olsa gerektir. Seni yakından tanımayanların bir kısmı, niyetleri nedir bilmem ama meseleye Freudyen bir yerden bakmışlar. Freud bazı saptamalarında elbette haksız değil. Ama bu, konumuzu tek başına anlatmaya yetmez kuşkusuz. Nevrozun kaynağı olan bilinçaltı çatışmaları, cinsel dürtülerin yani libidonun insanın entelektüel üretimine etkisini, bu dürtünün travmalarını, bunların insanın başına ne işler açtığını vs uzun uzun anlatmış Sigmund Freud… Elbette…

Diplomayı İnkar Yolunda Kullananlar 4

Takipçilerim bilir, Bizler işini doğru yapan, ilmi tespitlere yalan dolan katmayan bilim adamlarını destekliyor ve fakat sahtekar bilimcilerin de ensesinde, bilimse! yalanların karşısında onlarla mücadelemizi daima yapıyoruz. Kendilerine “bilim insanı” denen ve ancak bilimi ideolojik emellerine, milleti deist, ateist yapmaya alet eden bir komite var dünyada. Bunlar Allah’ın sanatını, yani bilimi, kasıtlı bir şekilde Allaha iman etmekten insanları engellemek için kullanmaktalar. Halkın cehaletinden istifadeyle, Allah’ın birliğine, kudret ve azametine delalet eden her bir hadise üzerine bilimsel bir kılıf, bir örtü atarak hadiselerin ayet ve işaret olma yönünü gizlerler ve böylece akılları Allah’tan saptırmaktadırlar. Okudukça, lise üniversite devirdikçe Allah’tan Dinden daha fazla uzaklaştıklarının sebebi budur. Cübbeli hoca da o sözde bilimsel yalanlardan nicesini ifşa etmiştir. Dün dinlediğim bir sohbetinde de bir Psikologdan bahsediyor.. “mikrofon uzattılar herif başladı demeye, neymiş “18 yaşına kadar çocuklara din anlatmak doğru değil miş!” Yahu zaten 18den sonra anlatsan ne fayda! Sonra ne diyor “ancaaak, tek bir din değil de diğer dinler de anlatılırsa o zaman zarar etmez miş..!” Bak şunun dediğine hele.. Ben de merak etmeye başladım bu psikolog diplomayı kiliseden mi almış aceba nereden almış!? Son dediği ile kendini ele verdi, Kendi kendiyle çelişti. Yaw tek din anlatılınca zarar ediyorsa diğer dinler de anlatılınca hepten…

Safer Ayı Uğursuluğu Konusunu Tecrübeyle İspat

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla “Safer ayı uğursuzluğu” veya “safer ayı bela ayı” veya “safer ayı Allaha sığınma, dua etme ayı” her ne denirse.. hepsi aynı şeydir. Bütün bu ifadeler Safer ayının diğer aylardan farklı olduğunu düşünmektir.. Gerçekten farklı mıdır ? Safer ayı gelince Allahın muamelesi değiştir mi, sırf o ay girmiş diye bela inmiş mi ? Vakia, realite bu işe ne der ? Bu çalışmada sorunun cevabını bulmak için istikra (tümden gelim) yolundan gideceğiz. Yani “Safer Ayı uğursuzluğu “var mı yok mu” öğrenmek için rivayet edilen sözlere değil, inmiş ve yaşanmış belaların, musibetlerin gerçek hayatta hangi mevsimde, hangi ayda indiğine bakacağız. Bu herkes için yeterli bir delil olur.  Mesela Cübbeli Hoca.. Bu hocamızı herkes tanır ve Türkiye Müslümanları için önemli bir şahsiyettir. Bir söz söylese anında Türkiye’de gündem olabiliyor nitekim.. Safer ayının uğursuz bir ay olduğunu savunanların da öncüsüdür bu zamanda. Malumdur ki insanlar inançlarıyla imtihan olurlar. Yani bu ay “uğursuzluk ve bela ayı olduğuna” inanan kişi bu inancı istikametinde imtihana maruz kalacaktır. Çünkü Kutsî bir hadiste “Ben kulumun zannı üzereyim” buyurur Mevla.. Şu halde bu ayda en çok imtihan olacak kişiler bu ayın uğursuz, bela ayı olduğuna inananlar olacaktır.. Sadece bu hakikat bile bizlerin bu görüşü tercih…

Kelimeler Harfler ve Gizli Anlamlar

Beyanı öğreten Allah’ın yüce Adıyla.. “KK” Bu iki harfi yanyana görünce nasıl okursunuz ve aklınıza ne gelir ? KaKa ? KeKe ? Ben bazen plakalarda görürüm aklıma PKK gelir. Başında P olsa oldu PKK” diye yorum yaparım. Harfler kelimelerin rumuzudur. Bir çok kelime baş harfiyle remzedilir. TC Türkiye Cumhuriyeti demektir. KK ise alfabedeki telaffuz kuralına göre ka-ka diye okunsa gerekir ve iyi bir şey anlatmaz. O yüzden PKK sempatizanları pekeke diye okumaya özen gösterirlermiş.. Bense bunda ilahi bir uyarı olduğunu düşünürüm. Sanki ezeli takdir bizi peşin peşin uyarmaktadır “Dikkat edin o habis bir oluşum” demektedir !  Siz isterseniz “bu tür plakalar tesadüfen oluştu” deyiniz. Ben kasıtlı yapıldığını düşünüyorum. Hele bir zamanlar plakalarda neydi o FG furyası ! İstanbul trafiğine çıktığımda mutlaka bir kaç tane FG görüyordum. Birileri belki de para verip özellikle çıkarıyordu! Dönelim biz KK’ ya.. söyleyin, bu hangi siyasi ismin baş harfleri ? Ne dersiniz, bunda da ilahi bir ikaz bir tüyo var mıdır ! Evet kelimeler harfler önemlidir. Çünkü mana onlarla ifade edilir. Simge, sembol gibi. Kendi dilimizde söylersek kelimeler mananın “şiar ve alameti” dir. O yüzden Sahabenin Rasulullaha “Râinâ” demesi Allah’ça yasaklanmıştı. Salâtü selâm olsun. “Râinâ” Yahudi dilinde fena bir anlam ifade ettiği için. Onu yerine…

Cübbeli Hoca İmam Hatip Düşmanı mı ?

Değil.. Asla. Allah’ın yüce Adıyla.. Cübbe Hoca şöyle dedi ve gürültü buradan koptu: “Çocuğunu İmam Hatip lisesine vermektense düz liseye ver, daha az tahribat alır..!” Doğrusu ben şahsen bu görüşte değilim. İmam hatip okullarında Kuran okuyan, Hadis okuyan o çocukların ömür boyu Allah’ı seven Peygamberini önderi olarak gören nesiller olacaklarını hüsn-ü zan ediyor ve zannın da ötesinde böyle olduğunu müşahede ediyoruz. Vatanı için can verecek, ülkesini milletini üç beş menfaate satmayacak olan nesiller yine İmam Hatip okullarından geçen nesiller olacağını görüyor duyuyorum. İşte o okulların yetiştirdiği bir Allah eri bugün bu vatanı bu milleti yerlerde sürünmekten kaldırmış, zirvelere doğru yükseltmiştir. İmam Hatip okullarından geçen ekser çocukların o yiğidin izinde yürüyeceklerini, onun gibi vatanperver, dindar olacaklarını umuyorum. Bugün bazıları yere düşüp üstü başı günah kirine bulanıysa gam değil, mutlaka ayağa kalkıp işi düzeltecekler ve doğru adrese döneceklerdir. Cübbeli hocanın sözüne gelince.. Yaptığı irticali bir konuşmada İmam Hatip neslinin okuldan bidat/sapkın fikirler alma konusunda düz liseden beter durumda oldukları fikrinde ısrarcı olacağını sanmıyorum. Vermek istediği mesajın çarpıcı olması için kullanmış olduğu bir retorikti o ve hedefini de buldu. Söz dağları aştı ve sağır sultan bile işitti herkes bunu tartıştı Nitekim konuşmanın ilerleyen dakikalarında bunu kendisi açıkça ifade ediyor.. “İmam hatiplerin çoğunluğunun istikamet üzere olduğunu”…

Elde Kına Lekesiyle Uyanmak
ANALİZ , Genel / 19 Eylül 2021

Uykuda kınalanmak, uyurken kınalanmak, Uyanınca elde kına lekesi görmek, elde kına lekesi ile uyanmak… Kısaca: Elde veya ayakta kınaya benzer bir lekeyle uyanmak zararsızdır. Nedeni kesin belli olmamakla beraber asla korkacak, panik yapacak şey değil. Hiç bir müdahele yapmaksızın bir iki gün içinde geçer. Hayır ve şer elinde olan Allah’a yönelmeli, ona ibadette kusur etmemeli.. Korku varsa, yatarken dualarla yatmalı ve Ayet el- Kürsi’yi okumalıdır. Ayetel-Kürsi’nin bir çok derde deva olduğu kaynaklarımızda yazılıdır ve tecrübe ile sabittir. Açıklama: Elde kına lekesiyle uyanmak.. Son zamanlarda bir çok kimsenin başına gelen esrarengiz bir hadisedir. Bu kına rengini cinlerin yaptığı yönünde genel bir inanış varsa da bu doğru değildir. Gözle görünmeyen bu varlıklara karşı duyulan korku ve merak, haliyle insanları hocalara ve cincilere müracaata sevk ediyor. Kına benzeri bu lekeler sabahleyin bazen bir kişinin elinde görülürken bazen de aynı odada, aynı evde bir kaç kişinin elinde/ayağında da görülebiliyor. İşi esrarengiz yapan işte bu toplu kınalanmalar. Ben de çevremde bunu bizzat müşahede ettim. Soluk renk kına lekesi gibi ancak kına kokusu yok. Yaş fark etmiyor, küçük bir sabîde de olabiliyor yetişkin birinde de.. Hasta hamile kişilerde de olabiliyor, sağlıklı insanlarda da.. Ve işin ilginç tarafı, daima gece uyurken olması, sabah uyanınca fark edilmesi !…

Çarşaf ve Kadına Özgürlük ?

Rahman ve Kahhar olan Allahın adıyla Vukuat : Dün Balıkesir Edremit ilçesinde bir okulun bahçesinde resmi bir tören yapıldı. ÇYDD Çağdaş yaşamı saçma derneği adında bir küfür ve isyan komitesi törene sızıntı yapıyor ve izinsiz bir şekilde Milli kıyafetimiz Çarşaf aleyhinde bir oyun çeviriyor. Oyunda bir kadın var çarşaf giydirilmiş ve çarşafın üstünden zincirlenmiş.. Bu güya sokaklarda çarşaf giyen Türk kadınlarının esaret altında olduğunu simgeliyormuş.. sonra çağdaş aşufteler geliyorlar ve bu kadının zincirlerini çözüyorlar, zincirinden kurtulan piyon kadın da bir el hamlesiyle çarşafı üstünden atarak çağdaş bir giysiyle ortalığa çıkıyor ve başlıyor özgürce(!) dans etmeye..! Çağdışı tiyatro burada bitiyor ama filim burada bitmiyor. asıl film bundan sonra başlıyor Yankılar.. Bu korsan gösteri esnasında bir vatandaşımız anadolu kadının böyle aşağılanmasına tahammül edemeyerek tepki gösteriyor ve nice vatandaşlar da saniye saniye vukuatı kayda alarak dünyaya duyuruyorlar.. Ve olay bir anda bütün türkiyenin gündemi haline geliyor tepkiler çığ gibi büyüyor. Bütün sosyal medya platformlarında yazılı ve görsel medyada haberlrede birinci gündem çarşafa yapılan bu hakaret konusu oluyor ve devlet erkanı olaya müdahil olarak kaymakamı derhal görevden alıyor. İlçenin CHP li belediye başkanı da göstermelik te olsa kültür ve sanat müdürünü görevden alıyor ve Edremit ÇYD derneği ele başları suç duyurusuyla mahkemeye veriliyorlar.. Kadına…

Çarşafa bu Laik Kin Neden ?

Kahhar ve Mudill Olan Allahın Adıyla Laikler neden ÇARŞAF’a bu kadar kinliler ? Çünkü çarşaf Şeriatın yıkılmamış son kalesi, Çarşaf halis dindarlık Çarşaf katışıksız müslümanlık Çarşaf Allah’ın dinine nefsin hevasını karıştırmamaktır. Çarşaf Allah’a itaate şeytanı bulaştırmamaktır. Çarşaf Kur’an’a tam uymaktır. Çarşaf Rasulullah’a kamil ittiba etmektir. Çarşaf laikliği reddetmektir. Çarşaf küfür çağdaşlığını refüze etmektir. Çarşaf dini deforme etmemektir. Çarşaf Atatürk inkılaplarını iptal etmektir. O yüzden ilk işleri kadınlarımızın çarşafını çıkarma girişimi olmuştur. 1930-40 lı yıllarda “çarşaf çıkarıp atana bedava manto pardesü” kampanyası düzenlediler. Yeter ki çarşafı çıkarsın da ne giyerse giysin.. Ya da hele bir çarşafı çıkarsın nasıl olsa gerisi gelir” düşüncesi ! Dün Esenlerde idim yarım saat içinde sokaktan geçen en az 30 kadar çarşaflı gördüm.. Gururlandım. Çarşaflı annelerimiz vaktiyle fransız kâfirinin asabını bozmuş çarşafa el uzatmıştı frenk askeri de dedem Sütçü İmam o Fransızı alnının şakağından vurup leşini cehenneme yollamıştı.. Baktılar bu böyle olmuyor maşalarla işi halledelim dediler ve maşa bulmak zor olmadı çünkü Fransızdan daha fransız olanlar vardı bizden görünen.. Ve mücadelemiz bunlara karşı sürüyor ve Kıyamete dek sürecek.. Biz galip olacağız çünkü güçlüyüz, çünkü Hakkın safında haklının yanındayız. Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl. “Kim Allah’ı, O’nun Rasulünü ve müminleri dost edinirse, (iyi bilsin ki) Allah’ın taraftarları kesin…

Allah Ev Alana Yardım Eder Mi ?

Mülkün Sahibi Allah’ın Adıyla “Ev alana Allah yardım eder” der Anadolu halkı, bu doğru mu, sahiden yardım eder mi ? Eder sevgili okuyucu yardım ediyor Mevla, siz yeter ki harama bulaşmadan girin borcun altına. Bu söz aslında ayet değil hadis değil, Müslümanlar Allah’a böyle hüsnü zan etmişiz. Allah da “kulumun zannı üzereyim” buyurmuş.. Demekki yardım edecek. Hem Allah Resulü bizlere Allahtan teminat veriyor “Kim ödemek kastıyla bir borcun altına girerse Allah onun borcunu mutlaka öder, ödemeyi nasib eder” Kalpte ödeme niyeti olduktan sonra artık sen de korkma ev almak için gir borcun altına. Hem bir çok arkadaşlarımız bu yardımı hayatlarıyla tecrübe ettiler. Durumu müsait olmayan, düşük gelirli nice insanlar ev sahibi oldular da onlardan daha üst konumda görünenler bu işe hayret ettiler. “..Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever” 3:159 Arkadaşlar ev alırken borcun altına girin Allah yardım eder dedim ancak bu yardımı almak için bazı şartlar var elbette, riayet gerekir 1) faize asla bulaşma. gönülde faize bir meyil dahi olmamalı. Komşun faizle kredi çekmiş evini arabasını almışsa eğer asla özenme. ateşten bir gömlek giydiğini bil ve onun için istiğfar et. 2) Borç altına girerken ayağını yorganına göre…

Düşmanı Dost Edinme Stratejisi
ANALİZ , Dini Hüküm , İslami hayat / 28 Ağustos 2021

Birbiriyle kanlı bıçaklı iki Müslüman cemaat, ikisi de “davam İslam” diyor ikisi de gayem îlâ-i Kelimetullah diyor.. Ancak her taraf diğerini bitirme, yok etme peşinde.. O bunun açığını araştırıyor bu onun kusurunu tecessüs ediyor. Her alanda birbirini levm etmeler.. Kürsüyü harp yerine çevirmeler, dili hançer gibi kullanmalar. Kendinden olmayana ‘şirk dalalet cehalet !’ isnat etmeler.. Düşmanlık, buğuz, kin, garaz kalplere yerleşmiş. Bu konuda nasihat edeni dahi mimleyip fişleyip ötekileştirmeler.. Ve bunların hepsi Müslüman.. Hepsi Kuran okuyor.. Kuran okuyarak nasıl bu hale geldik ? Neden böylesi acımasız düşmanlar olduk !? Nerede hata yaptık? Bu nefret bu adavet bu noktaya gelmeden bir şeyler yapılamaz mıydı? Evet yapılabilirdi  Eğer okuduğumuz Kuran ile amel etseydik ve savunduğumuz Sünnet’e ittiba etseydik şimdi sonuç çok farklı olurdu.. Ancak hala imkan var. Işi düzeltmenin çaresi var: Çare “Tövbe edip sil baştan Kurana uymak” Işte uyulacak Ayetler: (Ey Resulüm!) Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır! Ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete kavuşanları da en iyi bilendir.” Nah:125 Hem iyilikle kötülük bir değildir. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. O zaman seninle arasında bir düşmanlık olan kişinin, sanki samimi bir dost gibi olduğunu görürsün. Fussilet:34 Bu…