Kuran Eğitimine “Ortaçağ” Hakareti

NELER OLDU? Diyanet işleri başkanlığına bağlı ilçe müftülüklerinin her cami gölgesinde bir 4-6 yaş okul öncesi kreş açma faaliyeti vardır. Bu kreşlerde çocuklar okul öncesi hayata hazırlanırken Kuran da öğrenmekte ve Allah Peygamber sevgisi Ahiret inancı da verilmekte. Özünde müslüman olan Türkiye Milleti de bu kreşlere yoğun ilgi göstermekte çocuğunu kayıt ettirebilmek için adeta yarışmaktadır.  Dindar ahlaklı vatansever nesillerin yetişmesinde ilk adım olan bu kreşlerin varlığından bütün toplum memnun iken rahatsız olan bir azınlık kesim de yok değildir. İşte o rahatsızlık uzun süre içeride saklanmış yutulmuş ancak gaz yaptığı için artık saklama imkanı kalmayarak dışa vurmuştur.  CHP’Lİ ÖZGÜR ÖZEL 4-6 YAŞ KUR’AN KURSU EĞİTİMİ İÇİN “ORTAÇAĞ ZİHNİYETİ” DEDİ Özel şu ifadeleri kullanmıştı: “Diyanet okul öncesi eğitim birimleri kuruyor. Okul öncesi eğitim Diyanet’in işi mi Milli Eğitim’in işi mi? Sübyan mekteplerini kurmuşlar, kurumsallaştırmaya zorunlu yapmaya çalışıyorlar. Bu kafayla, orada işte bilimin B’si, fiziğin F’si, matematiğin M’si de olmuyor üniversiteye gidince. Çocukları bütün dünya nasıl yetiştiriyorsa öyle yetiştirmek varken bir ortaçağ zihniyetine yönelmenin, bunu kurumsallaştırmaya çalışmanın ne bu Cumhuriyet’e ne bu millete faydası var; ne de Anayasa’ya uygunluğu var.” TEPKİLER ÇIĞ GİBİ Diyanet İşleri Başkanlığı Basın Müşaviri Burak Orhan, CHP’li Özgür Özel’in ifadeleri sonrası sosyal medyadan açıklama yaparak Özel’e tepki gösterdi. Orhan…

Maya Nümune veya Ana Nokta
ANALİZ , İslami hayat / 26 Aralık 2021

İmam Mahmud efendi sabah namazının sünnetinden sonra eğer vakıf tarafında herkesin içinde ise yatmaz sadece sağ elini yanağına koyup dirseği yere bir değdirir yatma vazıyeti alır gibi.. Şimdi burada akla gelen soru şu: Allah rasulü sas o vakitte yere uzanıyor ve bir miktar uyuyarak dinleniyordu.. o yatışın bir gerekçesi ve faydası vardı. Eli yere bir değdirip kaldırmanın ne faydası var ? gereksiz abes bir iş olmuyor mu ? Bu yazıda bu soru/n üzerinden “islamda maya, nümune ve ana nokta” konusunu kaleme alacağız.. ما لا يدرك كله لا يترك كله Bir Şeyin tamamı elde edilemiyorsa hepten de terk edilmez Allah herşeyi tastamam istiyor, Kulluğun en güzeli onu eksiksiz yapmaktır. Değilse bari bir numune, bir noktacığın kişide kalması kurtarıcı olabilir. O nümune de yok olursa, her şey yok olacak, dünya sema yıkılacak. Bir cemaat azami takvaya riayet etmezse herkes günahkar olur. Bir cemaat içinizden hayra davetçi olsun, marufu emretsin münkeratı nehyetsin Vefat etmiş bir müslümanın cenazesini kaldırıp namazını kılmak tekfin ve tedfin işlerini yapmaya toplum mecburdur, bir kaç kişi yaparsa diğer herkesten günah ve sorumluluk kalkar Bir kaç müslüman bir mahallede ramazan itikafına girip o mahalle için ümmet için Allaha dua ve niyaza kendini kapatmaya mecburdur Kalbinde zerre kadar iman olanı çıkarın…

Allah’ın Adına Saygısızlık Allah’a Saygısızlıktır

Allah’ın Yüce Adıyla.. Allah’ın Adına saygısızlık Allah’a saygısızlıktır çünkü Ehli Şünnete göre isim müsemmadan başka değildir.  Dün camide bir vatandaş ölmüşleri hayrına okutma yaptı ve mevlit şekeri dağıttı. Şeker dolu kağıt huni elime ulaştığında ben şok oldum. Ölünün adı yazan etikette bir de Allahın ismi yazılmıştı.  Apaçık vaziyette  “بسم الله الرحمن الرحيم” yazılıydı. Bu kadar ihmal, bu kadar gaflet olamaz ! Yuh olsun” dedim.. Tabii bir çokları o ihmal ve gafletin ne olduğunu anlamadı. Arkadaşlar buradaki sıkıntı, bu şekeri yiyecek olan çocuklar, adamlar ne yapacaklar ? Elbette boş ambalajı kaldırıp atacaklar! değil mi ? Yani Allah’ın ismini yerlere çöplere atacaklar ! Fetva Büyük Makamdan 1940’lı yıllarda ilk defa İslami(!) bir gazete basılıp gazeteye Allah’ın ayetleri yazılınca Mevlana Ali Haydar Efendi “Allah’ın Ayetlerini gazeteye yazmak küfürdür” demiştir. Çünkü gazetelerin yere atılacağı kesin. Her türlü işte, paketleme, yere serme ve hatta tuvaletlerde kullanılan gazete kağıdına Ayet yazmak Ayete hakarettir. Ve Allah’ın Ayetlerine kasıtlı olarak hakaret etmek tabi ki imanı iptal eder  Ancak esefle müşahede ediyoruz ki bu konuda dindarlar, olmayanlar kadar gafil ve laubali. Görünüşte mütedeyyin sanılan bir ustanın terzihanesine girdim.. doğrusu giremedim kapıda kalakaldım çünkü yerlere paspas çekmiş kuruması için de gazete sermiş. Yazılara basamazdım, onu kapıdan uyardım “mübarek bunları yere nasıl…

İmam Okulunda İnançsızlık Paradoksu
ANALİZ , Diyanet , Genel , Misafir Yazar / 6 Aralık 2021

Allahın Yüce Adıyla.. Bir annenin feryadı ve öğrencilerimizin hâl-i pür meali “Pazartesi sohbeti’nden çıkıyorduk, “bir hanımefendi kapıda bekliyor Hocam” dediler. Gittim “buyurun” dedim. “Hocam geçen hafta Müftülüğe gittim, oğlumun dini eğitimi ile ilgili bazı sıkıntılarım olduğunu söyledim, beni sizin sohbetinize yönlendirdiler. Allah razı olsun sizden, sohbetten istifade ettik fakat benim bir maruzatım var oğlumu sizinle tanıştırmak istiyorum” dedi. Ben de “Her Pazartesi mesai saatleri içerisinde Üsküdar Müftülüğü’nde olduğumu, oraya gelebileceklerini” söyledim. Pazartesi günü öğleden sonra Anne, minik kızı ve oğlu ile müftülüğe geldiler. Tanıştıktan sonra Anne hemen konuya girdi “Hocam ben oğluma dini konuda birşey söylediğim zaman “ben bu konuyu araştıracağım, diğer dinlere göre de konuyu inceleyeceğim” diyor ve namaz kılmıyor. Hocam oğlumu nereye hangi kursa göndereyim? Nasıl bir Din eğitimi aldırayım lütfen bize yardımcı olun!” Ben de hanımefendiden müsaade isteyerek genç kardeşimizle başbaşa görüşmek istediğimi söyledim. Genç kardeşlerimizle tanıştık. İmam Hatip Ortaokulu’nu bitirmiş, şuanda İmam-Hatip Lisesi 3. Sınıf öğrencisiymiş. Sohbet etmeye başladık. İmam-Hatip orta okulunu bitirdikten sonra kendi isteği olmadan İmam hatip lisesine gönderildiğini ifade etti. “Keşke İmam-Hatip lisesine gitmeseydim” dedi. Hedefini sordum “Mimar olmak istiyorum” dedi. Ben de tebessüm ettim “Pazartesi Sohbeti’mize gelen iki tane mimar genç kardeşim var” dedim. Sonra konuya girdik 5-10 dakika konuştuktan sonra farkettim…

Tebliğ Cemaati Hakkında Değerlendirme

Allah’ın yüce adıyla.. Mescid-i Selam Tebliğ Cemaati Ehli Sünnet midir  ? Tebliğ cemaati tasavvufa karşı mıdır ? Tebliğ cemaati vahabi-selefi akımı tesirinde midir ? Bu yazıda bu konulara açıklık getirmeye çalışacağız. Bu soruların cevabını iki yoldan arayacağız: 1)  onların kitaplarındaki tarikat tasavvuf yanlısı ifadeleri görerek. 2) Tebliğ cemaatine katılan tebliğ faaliyeti yapan kişileri inceleyerek, onları gözlemleyerek. 3) Bizden daha sağlam daha hassas alimlerin ilgili cemaat hakkındaki kanaat ve hükümlerini aktararak 1) Kitaplarla Tebliğ cemaati Cemaat’in kurucu liderlerinden Muhammed Zekeriyya Kandehlevi kendi eserinde bizzat müminlere şeyh edinmeyi tavsiye etmektedir. Bu sebeple Tebliğ cemaatinin tarikat ve tasavvufa karşı olması mümkün değil. Fezail-i Âmal isimli eserin “Salih müminlerle beraber olmak” bölümünde Sandıklarla beraber olun” ayeti tefsiri sadedinde “Tefsir alimleri ‘doğru olanlardan’ sünnete uyan samimi mürşidiler’in kastedildiğini yazmışlardır. Bir kimse onların kapısındaki hizmetkarların arasına girdiği zaman onların terbiye ve velayet kuvvetleri sayesinde çok yüce makamlara erişirler” demiştir. Başucu kitabında bu bilgiler yazılı olan bir cemaat, tarikat ve tasavvufa, şeyhe mürşide karşı olabilir mi ! ikinci husus: İhvanından nice kişiler Mahmud Efendiden Tebliğ Cemaati ile sefere çıkmak için izin istemişler ve hiç birinden “hayır çıkamazsın şeklinde cevap vermemiştir. Hatta Edirne’de şuna rast geldim; onlardan bir cemaat Edirne’de tebliğ hizmeti için gelmişti içlerinde İsmailağa mensubu biri…

Rüya Nedir Bilmez Tabire Kalkışır !
ANALİZ , Dünya Gündemi , Genel , Tahkikat / 20 Kasım 2021

İnternette arama yaparsanız rüya “tabiri” yapan onlarca site bulursunuz. Peki bunlardan bu işi hakkıyla yapan bir kişi var mıdır ? Ben bulamadım yok ! Hemen hepsi nefsin o anda fısıldadığı, kimi şeytanın vızırdadığı şeyleri “rüya tabiri” diye muhatabına tükürmektedir. “Ehadisin te’vili” ilme sahip olmadan rüya tabiri yapanlar, özellikle de Dini ilimlerden, Allahtan Peygamberden habersiz olanların “senin rüyanın manası bu” demesi Allaha resmen iftiradır. Çünkü rüya Allahın elindedir ve tabiri gerçekleştirecek olan Odur. İşte Allaha iftira edenlerden birine misal. Bakın heriflerin gözünde rüya neymiş : ” Rüya Nedir? Rüyalar, uyku esnasında zihnin yarattığı hikayeler ve imgeler bütünüdür. Eğlenceli, romantik, rahatsız edici, korkutucu ve bazen de tuhaf şeyler barındırabilir. Bilim insanları ve psikoloji doktorları için halen daha çözüme kavuşturulamayan gizemli bir oluşumdur. Ve akla rüyalarla ilgili birçok soru gelmektedir. Bunlardan bazıları; “Rüya neden görülür?, Rüyalar nasıl oluşur?, Rüya görmeye neden olan şey nedir?, Rüyalar kontrol edilebilir mi?” olmaktadır. Rüyalar, bilişsel dünyanın bir önceki günden ayrılan geçmişin, bugünün ve geleceğin bölümlerini bünyesinde barındırır. Ünlü psikanalistler Carl Jung ve Sigmund Freud hayallerin önemini ele almışlardır. Bilinçli ve bilinçsiz tasvirler arasındaki bağlantıyı gösteren unutulmuş dili yeniden canlandırmak adına araştırmalar yapmışlardır. Rüyalar kişileri bilinçdışına doğru yönlendirir; ruhun en derin ve en samimi sığınağını keşfetme şansı sunar. Ruhun gerçekte ne…

Hatice Kübra Bakın Kimmiş | Helenizm

Rahman ve Kahhar Allah’ın ismiyle “Mesleğim gereği İngilizce dersleri veriyorum. Telefonla biri müracaat etti, boşanmış dul bir kadın, turizmciymiş İngilizce öğrenmek istiyor.. Kadının TC resmi adı Hatice Kübra Dönmez..” diyordu bir öğretmen arkadaşım. Konu ilgimi çekti çünkü isim çok güzel, Hatice Kübra; Peygamber efendimizin muhterem eşi Hz Hatice validemizin ismi ve sıfatı. Muhtemelen mütedeyyin bir aile evladı diye akla geliyor, çünkü bu zamanda mütedeyyinler bile uyduruk/modern isim peşinde. Çocuğuna “Hatice Ayşe Fatıma Zeynep..” koyan az artık.. Ancak öyle değilmiş. Kadın söylemek zorunda kalmış “Ben müslüman değilim hıristiyanım ve çok içki tüketiyorum. Tamam ders günü alkol almam ama alkolün kokusu 24 saat gitmiyor, rahatsız olursanız siz de ben de maske takarız..” demiş. Durun hemen zanda bulunmayın. Müslüman dindar bir ailenin evladı sonradan hıristiyan olmamış.. Haticos Kubros’u dinleyelim kendisi anlatıyor “Biz aileden kökten hıristiyanız ve aslında Türk de değiliz hiç olmadık. Biz aslen Yunan Rumuz.” Evet bildiğiniz o denize döktüğümüz yunan ! Çifte vatandaşlığı varmış bunların. Ailenin diğer üyeleri de bunun gibiymiş. Amcaoğlu Kaan Dönmez diye biri varmış o da Türkiye’de tanınmış bir iş adamıymış. Bizim(!) Kaanın Yunanistan’daki adı Yorgo’ymuş. Hatice Kübranın gerçek adı ise Estella imiş..!  Öğretmen arkadaş bana fetva soruyor “buna evde ders verebilir miyiz ?” Bana anlatma sebebi aslında…

Yine CHP ve Kıyafete Müdahele

“CHP nin kronik Takke Tesettür hazımsızlığı” Kütahya belediyesinde sel felaketinde görev almış işçilere teşekkür belgesi verilirken Kütahya Belediye meclisinin chp’li üyesi bir kadın eline mikrofonu almış işçilerden birine “resim çekilecek aramızda Takkeli bir arkadaş başındaki o şeyi çıkarabilir mi..” diyor. Arkadaşımız da “o zaman ben çıkıyorum. Takkemi çıkaramam Takkem şerefim” diyor ve ortalık karışıyor.. Yani arkadaşlar aradan geçen bunca zamana rağmen, verdikleri sözler, insan haklarına, dini tercihlere saygı vaatleri vs.. hepsi yalan.. CHP, bildik o bağnaz, milletiyle kavgalı CHP. Ellerine fırsat geçmesin, yine bu milletin diniyle örfüyle örtüsüyle kıyafetiyle uğraşır dururlar, hayatı bu millete zindan ederler.. Bu cesareti nereden alıyorlar ?? Müminlerin pısırık korkak oluşundan ! Eğer müminler onlara emri bil maruf yapmış olsaydı, onlar kötülüğü emredemezdi “Burada açık bayanlar var.. Allah’ın mülkünde meleklerin gözetiminde Allah’a isyan yakışmaz, başımıza büyük felaket gelir.. hepimizin iyiliği için tesettür ediniz” “Başı açık erkekler de.. Avrupa modası yerine Rasulullah’ın sünnetine uyarsa, takke sarık kuşanırsa Allah’ın yardım ve bereketi mutlaka bize erişir düşmana galip geliriz” diyemediğimiz için onlar bize münkeri emrediyorlar. Aslandan boş kalırsa vadi, tilki olurmuş orada vali ! Ayrıca.. CHP’li meclis üyesi Takkeli Müslüman’a güya kibarlıkla “Takkeyi çıkar” derken bile hakaret ediyor “takkesiz daha yakışıklı olacaksın” diyor. Bre gafil! Adam sana mı sordu…

Ateist Soruları ve Kesin Cevaplar

Allah’ın Yüce Adıyla.. ateist, deist veya agnoist kişilerin Müslüman gençlerin kafasına soktukları şüphe içerikli soruları derledik ve cevaplarını verdik. Biz bu çalışmayı takribi üç sene önce yaptık. Youtube’da yaptığımız aramada bizim cevaplarımızın kullanıldığını ve ancak siteye atıfta bulunmadıklarını gördük.. 01 Kasım 2021 İşte o vesvese içerikli 21 soru ve İsa Erdoğan hocanın o sorulara verdiği ilmi cevaplar : 1. Soru : Allah bizim Cennete veya Cehenneme gideceğimizi biliyorsa, neden bizi imtihan ediyor? Cevap: Suç gerçekleşmeden cezasını vermek adalete aykırı olduğu için. Yoksa Allah evet kimin nereye gideceğini biliyor. Ancak kendi bilgisiyle hareket edip suçluluları cehenneme doldursaydı mucrimler itiraz eder “bizlere bir elçi gönderip haber verseydin biz de senin buyruklarına uyup böyle bir zillete düşmemiş olurduk” [Taha:134] derlerdi. Bunun dünyadaki misali: öğretmen hangi öğrencinin başarılı olacağını, hangisinin tembel başarısız olacağını az çok bilir ancak sınav yapmadan kafadan not vermez “sen kaldın sen geçtin!” demez. Notu böyle vermiş olsa tembel öğrenciler kalkar “neden bizi imtihan etmediniz belki sınavı geçerdik” diyerek itiraz ederlerdi. Bunun gibi.. Cennet güzel amellerin mükafatı, Cehennem ise küfür ve isyanın cezasıdır. Mükafat ve ceza ancak eylemden sonra olur, önce olmaz. Taha 134: “Eğer bu (dünya hayatı) ndan önce onları bir azapla helâk etmiş olsaydık mutlaka şöyle diyeceklerdi: “Ey rabbimiz! Bize bir…

Bilimin Aldatıcı Yüzü
ANALİZ , Dünya Gündemi , REDDİYELER / 28 Ekim 2021

Bu kaçıncı bilimsel sahtelik? Kaçıncı aldanış ? Önce haberi okuyalım : “..Güneş Sistemi’nin ötesinden geldiği düşünülen ve uzayda akıllı yaşam arayan gökbilimcileri heyecanlandıran radyo sinyallerinin “yanlış alarm olduğu” ortaya çıktı. İncelemeler, sinyallerin aslında insan kaynaklı olduğunu gösterdi. Avustralya’daki Parkes Gözlemevi’nde bulunan Murriyang radyo teleskobu, 2019’da merak uyandıran bu radyo sinyallerini tespit etmişti. Sinyallerin Güneş’in en yakın komşusu Proxima Centauri yıldız sisteminden geldiği düşünülmüştü..” Meğer aslı yokmuş ! “Bu radyo sesi uzaydan geliyor dediler, uzaylılar var dediler, güya geldiği yıldızın resmini çektiler..! Ancak hepsi sahte ve yalan çıktı ! “Aya gittik bu taş aydan geldi” demişlerdi.. sahte çıktığı gibi ! “Mars çok büyük” dediler yalan çıktı ! Yani değerli okuyucular, anladık ki bunlar bir doğrunun yanında bir yalan eklemeyi marifet sayıyorlar. İstedikleri bir yalanı uydurup altına da sözde “bilimsel deliller! veriler döşemekten de hiç arlanmazlar. Yüce Allahın buyruğunu hatırdan çıkarmayalım: “Bir fasık size bir bilgi verirse inanmayın, onu araştırın” O yüzden biz, Allah’a ve Kuran’a inananlar Dini metinlerde okuduğumuz hakikatleri asla bunların bilimiyle değişmeyeceyiz. Kur’an neyi nasıl diyorsa o ! Bilime filime ters düşmüş diye tereddüt etmeyeceğiz isa erdoğan Oku: >> Bilimsel sahtekarlık 3″ okumak için tıkla <<

Mehmet Okuyana Reddiye: Ehli Sünnet Rasulullahın İslam Öğretisidir

Soru: Ehli Sünnet vel Cemaat ne zaman ortaya çıktı ? Mehmet Okuyan tayfasının iddia ettiği “bu akım peygamberden sonra ortaya çıktığı!” iddiası doğru mudur ? [*] Cevap: Hayır yalan söylüyorlar. İmam Tirmizi, İmam Hakim, İmam İbni Mace, İmam Ebu Davud’un aktardığı sahih bir hadis-i şerifte [1] Allah rasulü sas buyurmuştur: “Yahudiler 71 fırkaya bölündü, Hıristiyanlar 72 fırkaya bölündü ve bu Ümmet de 73 fırkaya bölünecek, biri hariç hepsi cehenneme girecek.. Kim o kurtulacak fırka ya Rasulallah ? Allah rasulü: “Ben ve Ashabımın üzerinde olduğu itikad üzere olanlar” Diğer bir rivayette: “Onlar ana cemaattir” yani benim cemaatimden ayrılmayanlar.” İşte Ehli Sünnet vel Cemaat bu vb hadisi şeriflerin ifadesidir, yani bu ismi Allah rasulü koymuştur. Ve bu akım (!) Rasulullah ve Ashabının ortaya koyduğu İslami anlayış ve yaşayışın adıdır. Demekki Ehli Sünnet sonradan ortaya çıkmış bir akım değildir, Rasulullahın yaşadığı ve öğrettiği islamın adıdır. Sahabeler bunu Tabiine aktardı onlar da etba-i tabiine.. Onlar da müctehitler aracılığı ile bu islami öğretiyi kitaplara derc ettiler ve ila yevmil kıyame koruyup muhafaza ettiler.. Geri kalan 72 fırka bu cemaatten ayırlıp hak yoldan sapanlardır.. Bunların isimleri çok olsa da Ehli Sünnet ana cemaattir ve büyük çoğunluktur. 1) فقد ثبت في الحديث الصحيح أن النبي صلى الله…

Futbolcular için Yenme Duası

Allah’ın yüce Adıyla.. Dua.. Her oluş, her başarı Allahın izn-i fermanına bağlıdır. Bu itibarla her işimizde her anımızda Allah’ın inayetine, hasılı duaya muhtacız. Bu sebeple Allah Rasulü sas işlerin hatîr olanında da, hakîr olanında da Allaha dua etmiştir. Mesela düşmanla savaş öncesinde dua ettiği gibi, helaya girerken de dua etmiş, ayakkabısının bağını kaybettiği için de dua etmiş “Allahtan bulmayı” istemiştir. O yüzden “Rasulullahın dilinden dualar” bahsi kitaplar dolusudur. Peygamber Efendimiz sas bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Kardeşine mutlaka yardım et, ister zalim olsun ister mazlum olsun, kardeşine yardım et” Sahabeler sordular: Ya Rasulallah mazluma yardım etmeyi anladık da zalime nasıl yardım edelim ? Peygamberimiz: Zulmeden kardeşinin elinden tutarak, zulmüne mani olarak ona yardım etmiş olursun” Bu kabilden kendini, futbolcu olmak, futbola kaptırmak gibi zulmani hedeflere kaptırmış, aziz ömrünü bir abes uğruna harcayan kardeşlerimize de dua edebiliriz. “Ya rabbi bu futbolun varsa hayrını, bunlara ihsan eyle, şerrinden de muhafaza eyle.” diyebiliriz. “Allahım kendini topa kaptırmış bu kullarını Namazlarını kaçırmaktan koru. Eğer top oyunu bunları Kuran okumaktan, oruç tutmaktan, Allah yoluna çalışmaktan, İslam ahlakından, anne babaya iyilik etmekten, camiye cemaate devam etmekten, Şeriat ilimleri tahsil etmekten alıkoyacaksa.. bu kullarını futboldan, futbolu onlardan uzak eyle..” Şeklinde dua edebiliriz Futbol haram mıdır ? Profesyonel ligte…

“Biz İnsanın kaderini kendi çabasına mı bağladık”

Bismillahirrahmanirrahim وَكُلَّ اِنْسَانٍ اَلْزَمْنَاهُ طَٓائِرَهُ فٖي عُنُقِهٖؕ وَنُخْرِجُ لَهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ كِتَاباً يَلْقٰيهُ مَنْشُوراً Soru: İsra 13. Ayetin manası “Biz insanın kaderini kendi çabasına bağladık ?” şeklinde midir ? Bu mana doğru mudur ? Cevap: Hayır, bu mana Allah’a ait değildir, meal yazarına aittir. Doğrusu “Biz her insanın kuşunu (amelini) boynuna dolayarak ondan ayrılmaz kıldık” şeklindedir. Hiç bir Kuran meali ve hiç bir muteber tefsir bu ayete “kaderini çabasına bağlı kıldık” manası vermiş değildir.. Ta ki M.İslmaoğlu kendi elleriyle meal yazıp felsefesini “ayet meali!” diye Kurana sokuşturana kadar! Mustafa İslamoğlu’nun bu ayete neden böyle mana vermek istediğini onu tanıyanlar bilir; Çünkü bu kişi İslam İnancı içinde olan “kadere iman”ı inkar eden bir tavır içindedir. Eğer düşünerek okursanız “ayet meali” diye kurduğu cümlesi kendi içinde çelişkilidir. “Biz insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık!” diyor. Kader Allahın belirlediği miktar, takdir, ölçü, yazgı demektir. “Kişisel çabaya bağlı kılınması” ise aslında kaderin “ilahi yazgı” değil, kendi tercihlerimiz olduğu iddiasıdır. Yani İslamoğlu kurduğu bu cümleyle “kader’e hem var, hem de yok demiş oluyor. Bu çelişkidir. Kader kelimesini açıkça telaffuz etmiş olarak varlığını, “0 aslında kişisel tercihtir” diyerek te yokluğunu ifade ederek çelişkiye düşmüştür. Her durumda yazgı anlamındaki “Kader’i” inkar ettiği açıktır. Neden İnkar ediyorlar ?…

Hz Muhammed AS Allahın Sevgilisi “En Sevgili” değil
ANALİZ , Dini Hüküm / 17 Ekim 2021

Son zamanlarda Peygamber efendimiz için duyduğumuz bir tabir var “en sevgili” bu yanlış. “en sevgili” değil O “tek sevgili” Yani Habîbullah. Sevgili kelimesinin manasını iyi düşünürseniz ve Hadis-i şeriflere bakarsanız doğrusunun bu olduğunu görürsünüz. “En sevgili” tabiri başka sevgililer var da Hz Muhammed içlerinden en sevgili olanı demek oluyor.. Öyle değil. Hz Muhammed Allahın sevgilisidir.  Sahabeler hayranlıkla geçmiş rasullerin faziletini müzakere ediyorlardı Allah rasulü sas işitti ve onlara sokuldu “..Evet Allah İbrahim’i Halil edindi. Evet Musa’yı Kelîm edindi, Ademi Seçkin kıldı. Beni de kendisine Habîb “sevgili” edindi övünüç yok. Kıyamette ilk şefaat edecek benim, Cennet kapısını ilk çalacak benim ve bana açılacak, gelmiş geçmiş en mükerrem kul benim övünç yok..” buyurdu Tirmizi isa erdoğan ———————  Konuyla ilgili deliller: ٢٤- [عن عبدالله بن عباس:] أنا حَبيبُ اللهِ ولا فَخرَ، وأنا حامِلُ لِواءِ الحمدِ يومَ القِيامةِ ولا فَخرَ، وأنا أوَّلُ شافِعٍ وأوَّلُ مُشفَّعٍ يومَ القِيامةِ ولا فَخرَ، وأنا أوَّلُ مَن يُحرِّكُ حِلَقَ الجَنَّةِ؛ فيَفتَحُ اللهُ لي فيُدخِلْنيها، ومعي فُقراءُ المُؤمِنينَ ولا فَخرَ. شعيب الأرنؤوط (ت ١٤٣٨) ٢٥- [عن عمرو بن قيس:] نحن الآخرونَ ونحن السابقون يومَ القيامةِ وإني قائلٌ قولًا – غيرَ فخرٍ – إبراهيمُ خليلُ اللهِ وموسى صفيُّ اللهِ وأنا حبيبُ اللهِ ومعِيَ لواءُ الحمدِ يومَ القيامةِ وإن اللهَ وعَدني في…

Talha Hakan Alp’e Açık Mektup…

Not: Bu mektup Talha Hakan Alp video twitter’da inkar açıklaması ve akabinde çektiği ilk videodan hemen sonra eski bir arkadaşı Ömer Faruk Tokat tarafından yazlmştır. Hakan’ı tanımlama ve yaşadığı krizin ne olduğunu anlama konusunda faydalı bir yazıdır. İlim ehli okusun Sevgili dostum Hakan, Ben Ömer Faruk Tokat. Herkes soruyor, nedir bu !? Bir tefekkür krizi mi, derin bir sorgulama mı hayatımızın farklı dönemlerinde yaşadığımız travmaların dışa vurumu mu… ya da bir  “1 nisan şakası” mı, bir gonga vurma mevzusu mu ..? Yaklaşık 10 yaşından itibaren birlikteliğimizi ve derin irtibatımızı bilen ortak dostlarımızın bu minvaldeki sorularına muhatap olduğumu tahmin ediyorsundur. Son attığın twitler ve youtube’da yayınladığın video akabinde artık onları geçiştirmek doğru olmazdı. Kaldı ki kendim de inan çok şaşırdım, anlam veremedim ve sana bu açık mektubu yazmaya karar verdim. Yeni konuşlandığın mevzide eleştirilere daha açık olman beklenir. “Özgür” olmanın, bir bedeli olsa gerektir. Seni yakından tanımayanların bir kısmı, niyetleri nedir bilmem ama meseleye Freudyen bir yerden bakmışlar. Freud bazı saptamalarında elbette haksız değil. Ama bu, konumuzu tek başına anlatmaya yetmez kuşkusuz. Nevrozun kaynağı olan bilinçaltı çatışmaları, cinsel dürtülerin yani libidonun insanın entelektüel üretimine etkisini, bu dürtünün travmalarını, bunların insanın başına ne işler açtığını vs uzun uzun anlatmış Sigmund Freud… Elbette…

Diplomayı İnkar Yolunda Kullananlar 4

Takipçilerim bilir, Bizler işini doğru yapan, ilmi tespitlere yalan dolan katmayan bilim adamlarını destekliyor ve fakat sahtekar bilimcilerin de ensesinde, bilimse! yalanların karşısında onlarla mücadelemizi daima yapıyoruz. Kendilerine “bilim insanı” denen ve ancak bilimi ideolojik emellerine, milleti deist, ateist yapmaya alet eden bir komite var dünyada. Bunlar Allah’ın sanatını, yani bilimi, kasıtlı bir şekilde Allaha iman etmekten insanları engellemek için kullanmaktalar. Halkın cehaletinden istifadeyle, Allah’ın birliğine, kudret ve azametine delalet eden her bir hadise üzerine bilimsel bir kılıf, bir örtü atarak hadiselerin ayet ve işaret olma yönünü gizlerler ve böylece akılları Allah’tan saptırmaktadırlar. Okudukça, lise üniversite devirdikçe Allah’tan Dinden daha fazla uzaklaştıklarının sebebi budur. Cübbeli hoca da o sözde bilimsel yalanlardan nicesini ifşa etmiştir. Dün dinlediğim bir sohbetinde de bir Psikologdan bahsediyor.. “mikrofon uzattılar herif başladı demeye, neymiş “18 yaşına kadar çocuklara din anlatmak doğru değil miş!” Yahu zaten 18den sonra anlatsan ne fayda! Sonra ne diyor “ancaaak, tek bir din değil de diğer dinler de anlatılırsa o zaman zarar etmez miş..!” Bak şunun dediğine hele.. Ben de merak etmeye başladım bu psikolog diplomayı kiliseden mi almış aceba nereden almış!? Son dediği ile kendini ele verdi, Kendi kendiyle çelişti. Yaw tek din anlatılınca zarar ediyorsa diğer dinler de anlatılınca hepten…

Safer Ayı Uğursuluğu Konusunu Tecrübeyle İspat

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla “Safer ayı uğursuzluğu” veya “safer ayı bela ayı” veya “safer ayı Allaha sığınma, dua etme ayı” her ne denirse.. hepsi aynı şeydir. Bütün bu ifadeler Safer ayının diğer aylardan farklı olduğunu düşünmektir.. Gerçekten farklı mıdır ? Safer ayı gelince Allahın muamelesi değiştir mi, sırf o ay girmiş diye bela inmiş mi ? Vakia, realite bu işe ne der ? Bu çalışmada sorunun cevabını bulmak için istikra (tümden gelim) yolundan gideceğiz. Yani “Safer Ayı uğursuzluğu “var mı yok mu” öğrenmek için rivayet edilen sözlere değil, inmiş ve yaşanmış belaların, musibetlerin gerçek hayatta hangi mevsimde, hangi ayda indiğine bakacağız. Bu herkes için yeterli bir delil olur.  Mesela Cübbeli Hoca.. Bu hocamızı herkes tanır ve Türkiye Müslümanları için önemli bir şahsiyettir. Bir söz söylese anında Türkiye’de gündem olabiliyor nitekim.. Safer ayının uğursuz bir ay olduğunu savunanların da öncüsüdür bu zamanda. Malumdur ki insanlar inançlarıyla imtihan olurlar. Yani bu ay “uğursuzluk ve bela ayı olduğuna” inanan kişi bu inancı istikametinde imtihana maruz kalacaktır. Çünkü Kutsî bir hadiste “Ben kulumun zannı üzereyim” buyurur Mevla.. Şu halde bu ayda en çok imtihan olacak kişiler bu ayın uğursuz, bela ayı olduğuna inananlar olacaktır.. Sadece bu hakikat bile bizlerin bu görüşü tercih…

Kelimeler Harfler ve Gizli Anlamlar

Beyanı öğreten Allah’ın yüce Adıyla.. “KK” Bu iki harfi yanyana görünce nasıl okursunuz ve aklınıza ne gelir ? KaKa ? KeKe ? Ben bazen plakalarda görürüm aklıma PKK gelir. Başında P olsa oldu PKK” diye yorum yaparım. Harfler kelimelerin rumuzudur. Bir çok kelime baş harfiyle remzedilir. TC Türkiye Cumhuriyeti demektir. KK ise alfabedeki telaffuz kuralına göre ka-ka diye okunsa gerekir ve iyi bir şey anlatmaz. O yüzden PKK sempatizanları pekeke diye okumaya özen gösterirlermiş.. Bense bunda ilahi bir uyarı olduğunu düşünürüm. Sanki ezeli takdir bizi peşin peşin uyarmaktadır “Dikkat edin o habis bir oluşum” demektedir !  Siz isterseniz “bu tür plakalar tesadüfen oluştu” deyiniz. Ben kasıtlı yapıldığını düşünüyorum. Hele bir zamanlar plakalarda neydi o FG furyası ! İstanbul trafiğine çıktığımda mutlaka bir kaç tane FG görüyordum. Birileri belki de para verip özellikle çıkarıyordu! Dönelim biz KK’ ya.. söyleyin, bu hangi siyasi ismin baş harfleri ? Ne dersiniz, bunda da ilahi bir ikaz bir tüyo var mıdır ! Evet kelimeler harfler önemlidir. Çünkü mana onlarla ifade edilir. Simge, sembol gibi. Kendi dilimizde söylersek kelimeler mananın “şiar ve alameti” dir. O yüzden Sahabenin Rasulullaha “Râinâ” demesi Allah’ça yasaklanmıştı. Salâtü selâm olsun. “Râinâ” Yahudi dilinde fena bir anlam ifade ettiği için. Onu yerine…

Cübbeli Hoca İmam Hatip Düşmanı mı ?

Değil.. Asla. Allah’ın yüce Adıyla.. Cübbe Hoca şöyle dedi ve gürültü buradan koptu: “Çocuğunu İmam Hatip lisesine vermektense düz liseye ver, daha az tahribat alır..!” Doğrusu ben şahsen bu görüşte değilim. İmam hatip okullarında Kuran okuyan, Hadis okuyan o çocukların ömür boyu Allah’ı seven Peygamberini önderi olarak gören nesiller olacaklarını hüsn-ü zan ediyor ve zannın da ötesinde böyle olduğunu müşahede ediyoruz. Vatanı için can verecek, ülkesini milletini üç beş menfaate satmayacak olan nesiller yine İmam Hatip okullarından geçen nesiller olacağını görüyor duyuyorum. İşte o okulların yetiştirdiği bir Allah eri bugün bu vatanı bu milleti yerlerde sürünmekten kaldırmış, zirvelere doğru yükseltmiştir. İmam Hatip okullarından geçen ekser çocukların o yiğidin izinde yürüyeceklerini, onun gibi vatanperver, dindar olacaklarını umuyorum. Bugün bazıları yere düşüp üstü başı günah kirine bulanıysa gam değil, mutlaka ayağa kalkıp işi düzeltecekler ve doğru adrese döneceklerdir. Cübbeli hocanın sözüne gelince.. Yaptığı irticali bir konuşmada İmam Hatip neslinin okuldan bidat/sapkın fikirler alma konusunda düz liseden beter durumda oldukları fikrinde ısrarcı olacağını sanmıyorum. Vermek istediği mesajın çarpıcı olması için kullanmış olduğu bir retorikti o ve hedefini de buldu. Söz dağları aştı ve sağır sultan bile işitti herkes bunu tartıştı Nitekim konuşmanın ilerleyen dakikalarında bunu kendisi açıkça ifade ediyor.. “İmam hatiplerin çoğunluğunun istikamet üzere olduğunu”…