İmam Okulunda İnançsızlık Paradoksu

6 Aralık 2021

Allahın Yüce Adıyla..

Bir annenin feryadı ve öğrencilerimizin hâl-i pür meali

“Pazartesi sohbeti’nden çıkıyorduk, “bir hanımefendi kapıda bekliyor Hocam” dediler. Gittim “buyurun” dedim. “Hocam geçen hafta Müftülüğe gittim, oğlumun dini eğitimi ile ilgili bazı sıkıntılarım olduğunu söyledim, beni sizin sohbetinize yönlendirdiler. Allah razı olsun sizden, sohbetten istifade ettik fakat benim bir maruzatım var oğlumu sizinle tanıştırmak istiyorum” dedi. Ben de “Her Pazartesi mesai saatleri içerisinde Üsküdar Müftülüğü’nde olduğumu, oraya gelebileceklerini” söyledim.

Pazartesi günü öğleden sonra Anne, minik kızı ve oğlu ile müftülüğe geldiler. Tanıştıktan sonra Anne hemen konuya girdi “Hocam ben oğluma dini konuda birşey söylediğim zaman “ben bu konuyu araştıracağım, diğer dinlere göre de konuyu inceleyeceğim” diyor ve namaz kılmıyor. Hocam oğlumu nereye hangi kursa göndereyim? Nasıl bir Din eğitimi aldırayım lütfen bize yardımcı olun!”

Ben de hanımefendiden müsaade isteyerek genç kardeşimizle başbaşa görüşmek istediğimi söyledim.

Genç kardeşlerimizle tanıştık. İmam Hatip Ortaokulu’nu bitirmiş, şuanda İmam-Hatip Lisesi 3. Sınıf öğrencisiymiş. Sohbet etmeye başladık. İmam-Hatip orta okulunu bitirdikten sonra kendi isteği olmadan İmam hatip lisesine gönderildiğini ifade etti. “Keşke İmam-Hatip lisesine gitmeseydim” dedi. Hedefini sordum “Mimar olmak istiyorum” dedi. Ben de tebessüm ettim “Pazartesi Sohbeti’mize gelen iki tane mimar genç kardeşim var” dedim.

Sonra konuya girdik 5-10 dakika konuştuktan sonra farkettim ki İmanla ilgili meselelerde problem var. Okulda yeterince dini eğitim almamış/alamamış. Bazen din dersleri boş geçmiş, bazen başka konular konuşmuşlar, bazen hoca geç gelmiş vs. Kısacası İman kalbe yerleşmemiş. Hal böyle iken bu çocuk hangi Allah’a kulluk edecek? Kalbinin mutmain olmadığı bir inancın hangi ibadetini yapacak?

Bazı ayetler okudum ve ona sakin sakin imanı anlattım, Rabbimizden bahsettim, sonra bir soru sordu, dedi ki “Allah var ama ispatlayamıyoruz!, göremiyoruz!, dokunamıyoruz” dedi. Ben de şöyle cevap verdim; Sevgi var mı? Acı var mı? Nefret var mı? “Evet var” dedi. “Peki bunları ispat edebilir misin? Gösterebilir misin? dedim, “hayır gösteremem” dedi. “Allah (cc) da vardır ama göremeyiz” dedim. Sonra da şu ayeti Rabbim aklıma getirdi:

“Mûsâ, tayin ettiğimiz vakitte (Tûr’a) gelip de rabbi onunla konuştuğunda o, “Rabbim! Bana görün; sana bakayım” dedi. Rabbi, “Sen beni asla göremezsin. Fakat şu dağa bak; eğer o yerinde durabilirse sen de beni görebilirsin” buyurdu. Rabbi o dağa tecelli edince onu paramparça etti; Mûsâ da bayılıp düştü. Kendine gelince dedi ki: “Seni noksan sıfatlardan tenzih ederim, sana tövbe ettim; ben inananların ilkiyim.”(Araf Sûresi, 143)

Aslında Rabbimiz kainattaki herşey ile bize kudretini, varlığını gösterdiğini söyledim. Kuşların uçuşunda, gökyüzünün direksiz ayakta duruşunda, insanoğlunun yaratılışında, gecenin gündüzün peş peşe oluşunda, insanların dillerinin ve ırklarının çeşit çeşit oluşunda.. Kısacası tüm kainatın Allah’ın varlığına ve birliğine delil ve kanıt olduğunu ifade ettim. Bacakta adeta yedek parça vazifesi gören bir damarın var olduğunu, Koroner by pass ameliyatı yapılırken kalpteki tıkalı damarların yerine bunun takıldığını anlattım. “Bir mimari eserin bile ustası, mimarı var ise, bir tabloyu yapan ressam, bir yazıyı yazan hattat var ise koskoca kainatı yaratan Allah (teala) olmaz mı?” diyerek devam ettim söze…

“Hocam az önce okuduğunuz hangi ayetti?” dedi. Hemen baktım “Araf, 143” dedim. Teşekkür etti. Kendisine Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları arasında yer alan Niçin İnanıyorum isimli eseri tavsiye ettim. Her zaman burada olduğumu, istediği zaman görüşebileceğimizi ve Valide-i Atik Camii’ndeki Pazartesi sohbetimize beklediğimi söyledim.

Sonra müsaade istedi, kapıda bekleyen annesi içeri geldi, “Hocam oğlum belki de konuştuklarınızın tamamını bana anlatmaz, ne yapalım? Hangi kursa gönderelim?” diyerek oğlu için bir şeyler yapabilmek çabasındaydı. “Oğlunuz mimar olmak istiyor, bunun için dershaneye gidiyor, zamanında İmam Hatib’e göndermişsiniz ve şuanda bu durumdan pişman, bence daha fazla bu konuda sıkıştırmayın, biraz kendi istemesi için fırsatlar tanıyın. Biz kendisiyle sohbet ettik, imandan konuştuk ve ben ona bir kitap tavsiye ettim” deyince “Hocam bana da söyler misiniz kitabın ismini” diye cevap verdi “hayır!” dedim, şaşırdı, “kitabı o isterse almalı, isterse okumalı, o istemeden dini konuda kendisine hiç bir şey yaptıramazsınız. Benimle konuştukları aramızda kalacak, kendisi ne zamana isterse o zaman gelecek, ona biraz zaman tanıyın, bakalım kendisi merak edip okuyacak mı? bir daha görüşmeye gelecek mi? Siz de evladınız için bol bol dua edin.” Hanımefendi dualar ederek ayrıldı.

Yüce Rabbim gençlerimizi ve bizi imandan, Kuran’dan, Ehli sünnet akidesinden ayırmasın. Bizlere de vazifemizi hakkıyla yapmayı nasip eylesin.

Üsküdar’da Bir Vaiz M.Ç
29.11.2021 – Pazartesi

——————-

Hadise hakkında yorum ve değerlendirmeler : 

1) Hocamız eğer İmam, müezzin olsaydı “beş vakit şu camideyim her zaman gelin” diyebilirdi. Ancak vaiz efendi hafta bir gün adres verebildi: Müftülük dairesi

2) Böylesi kritik bir esnada müftülükte o gençle ilgilenecek kimse olmayıp haftada bir olan vaaza yönlendirme yapılması da bir garip..!

3) şimdiden şüphe terddüy içinde olan bir gencin üniversite ortamına gönderilmesini tahayyül edemiyorum. Allah korusun

Diğer değerlendirmeler aşağıda yorumlarda

 

3 Yorum

  • İsa Erdoğan 7 Aralık 2021, 00:07

    Rifat Oral, Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi:

    “Maalesef dini okullar ve kurslarda çocuklara ve gençlere dini konular güzelce anlatılmıyor, dinin sevdirilmesi ve hayatımız için ne kadar önemli olduğu anlatılmalı, Allah Rasulü ve sahabenin hayatından nakillerle açıklanmalı. Çünkü İslam bizim kimliğimizdir.” Demiş

  • İsa Erdoğan 7 Aralık 2021, 00:07

    Yusuf Çınar hoca:
    Acaba İmam hatip okullarımızın yüzde kaçı bu çocuk gibidir ? Belki de bir çoğu böyledir.. Demek ki doyurucu bir şeyler veremiyoruz İmam Hatiplerde.. Çok yazık !

  • İsa Erdoğan 7 Aralık 2021, 00:06

    Benzer tenkitleri herkes yapmış ama onları kimse topa tutmuyor “İmam Hatip düşmanlığı!” İle yaftalamıyor.. Lakin bir hocamız böyle konuşunca birileri hop ayağa kalkıp hop oturuyor.. Tutarsızlık ve samimiyetsizlik

Bir Yorum Yazın