Bismillahirrahmanirrahim “Nefs-i emmare (insan) hiç bir kayıt altına girmeyi, kimseden buyruk almayı istemez. Hatta ister ki “herkes benim buyruğum altına girsin..” der İmam Rabbani. Bütün kavga nefsin bu isteği üzerine. Biraz imkan ve iktidar elde eden, nefsin bu isteğine koşuyor. Peki, Allah ne istiyor? İnsana böyle bir özgürlük tanıyor mu ? Özgürlüğün zıddı zorlama; zorla yaptırma. Allah mümin veya kâfir kullarını zorluyor mu? Modern ifadeyle “Dinde zorlama var mı? Bu soruların cevabı üzerine konuşacağız. Evet var. Allah’ın dininde, yani ilahi buyruğa göre müslüman olan da olmayan da zorlamaya maruzdur. Dinde zorlama yok” şeklinde tercüme edilen ayet yanlış anlaşılmıştır. Müslümanın zorunlu olmasına gelince: Çünkü Allah ile bir anlaşma yapmış, nefsinin arzu ve isteklerini cennet karşılığında Allah’a satmıştır. Yani teslim bayrağını çekmiş Allah’a v Rasulüne v yetkililerle itaat edeceğine dair imzayı atmıştır. Sözleşmeyi bozan elbette bir takım cezai yaptırımlara maruz kalır. O yüzden namaz kılmayan hapse girer, günlük 10 sopa yer. içki içen sırtına 100 değnek yer. zina eden bekar aynı, evliyse recm (idam) edilir. Çalanın eli kesilir, iftira eden 80 sopa yer, cinayet işleyene kısas edilir; cana can, göze göz.. Bütün bu ukûbât Müslümanın özgürlüğü elinden alındığı ve İslam’ın gereklerini yapmak zorunda olduğunun ifadesidir Kafir’in zorunlu olmasına gelince: Allah kendi mülkünde…
Allah’ın Yüce Adıyla.. Yaygın bir laf. Anadolu kültüründen. irfanla yoğrulmuş Anadolu. Özür dilerim demektir. Ancak özür dilemekten daha derin. Özür dilerim sözü de yarımdır. Diğer yarısı: “özrümü kabul edip bağışlayın”. Kusura bakma’nın anlamı bundan öte.. Kusura bakma’ nın Arapçası “adem-ul mu’âheze” (sorgulama yok) Bu da kusura bakma’yı karşılamıyor. Bunca haşmet ve belagatine rağmen Arapça burada bizim “kusura bakma’ya yetişemedi. Kusura bakmak yani bakmamak çok önemli. Hiç kimse kusuruna bakılmasını istemez bakanı sevmez. Kusurun değil bakılması görülmesini bile istemeyiz. Birçok kırgınlıklar ayrılıklar kusurlu görülmkten kaynaklanır. Bir de kusura dik dik bakıyor başkasına da gösteriyorsa.. o kişiden nefretle uzaklaşırsın. o yüzden engelli kardeşlerimizin bizden isteği “nolur bize acımayın, bize insan gibi, herkes gibi davranın yeter” derler. Ne demek bu ? Bizim kusurumuza bakmayın, bizi kusurlu gördüğünüzü bize belli etmeyin” o yüzden toplumsal görgü düzeyi terakki etmiş eskiden ‘sakat’ denirken sonra ‘özürlü’ şimdilerde ise “engelli” denir olmuştur. Neler oluyor? Onları kusurlu özürlü gibi görmekten uzaklaşıyor, böylece onlar bize, biz de onlara yakınlaşmış oluyoruz Kusura bakılmanın gönül kırıcı olması bir de şundan: “Sevgi gözü kusura kördür” İnsan şöyle düşünüyor “madem ki sen benim kusurumu görüyorsun, demekki beni sevmiyorsun” O yüzden anneler çocuklarını tam terbiye edemezler. Onda kusur görmüyor ki o yönünü düzeltme cihetine gitsin….
Allah’ın yüce Adıyla.. “Müminin niyeti amelinden hayırlıdır” bu sözü şifahi olarak naklettiğimde çok bilmiş hoca arkadaşın biri “olmaz öyle şey! bu amel-i salihi küçük göstermektir” gibi bir itiraz yaptı. Sonra kitapta yerini “sahih” olarak görünce hatasını anladı. Aslında çok bilmediğini de anlamış oldu. Demekki bir şey ilk duyduğunda insan, yadırgamış da olsa, hemen itiraz etmemeli, araştırmalı. ilmî duruş bunu gerektirir. Şimdi gelelim bu hakikatin bize öğrettiği şeylere: 1) Müminin niyeti amelinden hayırlıdır” Yani mümin güzel bir niyetle yola çıkar ama işini o kadar da beceremez. Mesela müminlerden zekat toplayarak açılan tv ler oldu. Zekat paralarıyla açılan o tv’lerde şimdi köçek oynatılıyor. “Kapitalist sistem içerisinde eziliyoruz. küçük sermayelerimizi bir araya getirelim büyüyelim dev holdinglerle rekabet edelim, Anadolu kazansın” gibi güzel bir niyet ve düşünce ile yola çıkan Kombassan ve Yimpaş bugün içler acısı durumda.. Bunun gibi nice dernekler vakıflar iyi niyetlerle yola çıkmış ama sonradan istikametlerini bozmuşlardır. “Okul okuyacağım yüksek makamlara geleceğim devletime milletime hizmet edeceğim” diyen nice gençler kızlar o makamlarda erimiş, yolunu kaybetmiş, değil millete hizmet etmek bugün kendilerine bile faydaları yok! Bütün bu yaşananlar “Mümin’in niyeti amelinden hayırlıdır” hakikatinin tezahürleridir. 2) Bu hadisin/hakikatin bir başka yüzü de var: çoğu zaman yanlış gördüğümüz işler hatalı bulduğumuz sözler aslında bir…
El-Muhsin Olan Allah’ın yüce Adıyla özet: Sana Arapça öğreten bir hoca sana çok büyük iyilik etmiştir. Çünkü Arapça bilmek 1) Kuran’ı Hadisi ve ilmi kitapları anlamak, dini kaynağından okuyup öğrenebilmektir. 2) Allah’a muhatap olmaktır 3) Namazı huşu ile kılmak, okuduğunu idrak etmektir 4) Dünya müslümanları ile ortak dili konuşmak, onlarla iletişime geçebilmektir. 5) Dini tebliğ vaaz ederken özgüven sahibi, sağlam olmaktır Üzerinde en çok durduğu husus şüphesiz Medrese okuyun, nasara yensuru öğrenin demesidir. Genç yaşlı, işli işsiz demeden elinden tuttuğu herkesi medreseye soktu. Medreseleri böyle böyle doldurdu. “Son bir nefesim kalsa size diyeceğim şey “okuyun okuyun (medresede) okuyun” sözleri kulaklarımızda tazedir. Okuduk elhamdülillah. “nasara yensuru” da çektik, Fakru zaruret içinde, polis jandarma korkusu eşliğinde okumanın tüm mihnetini de seve seve çektik. O şimdi aramızda değil Rabbisine yürüyeli fazla olmadı. Meğer bize ne büyük iyilik etmiş de gitmiş.. Arapça öğretmekle, Kuran’ı Hadisi, namazı anlamayı sağlamış olmakla.. Hele ki namaz !Ağzımızdan çıkan Kuran’ı, tesbih ve duaları anlıyoruz ya.. Elhamdülillah. Bu ne büyük niğmet, ne büyük fazilet eğer bilene.. Bu yazıda bir nebze bu işin büyüklüğünü göstermeye çalışacağız. Evvela laftan sözden anlamayan kişinin Kuran’da nasıl kötülendiğine bakalım “Allah nezdinde en şerli/değersiz canlı anlamayan ve düşünmeyen sağır dilsizlerdir” Enfal: 22. Diğer bir ayette “sarhoş…
imam hatip Halil Konakçı kürsüde neler söyledi? Laik kesim neden tepkili ? Söyledikleri şeyler özet olarak şöyle: 1) erkek kadından üstündür dedi ve bunu Kuran ayetiyle delillendirdi. Ayet “erkekler kadınlar üzerine kayyumdur” yani idarecidir. 2) “Kadın çalışmayacak. Kadının rızık temin etme görevi yok. o senin görevin ey adam. ancak heryerde kadın istihdamı var neden? daha cazip çünkü. Araba reklamında kadın teker reklamında bile mini etekli kadın! Bu zamanda özgürlük verme adına kadının istismar edildiği gibi hiç bir cahiliye devrinde edilmedi” diyerek modern yaşamın en çok değer verdiği bir olguyu daha yerle bir etti.. Ee laikler de kızdı tabi. 3) “Erkek kadına dini inancı gereği baskı yapmalı. örtünmesini namaz kılmasını sağlamalı. çünkü Allah kendinizi ve ailenizi ateşten koruyunuz (Tahrim 5) buyuruyor” dedi. Haklı. Burada yine modern yaşamın kazanımları yerle yeksan.. 4) Laik kadının “dekolte” modernite” çağdaş yaşam” diyerek soyunup açılmasını “kasaptaki ete” benzeterek küçümsedi. “ortalık kasap dükkanı gibi et görmekten içimiz dışımıza çıktı” dedi ve yine laikler çağdaşlar öfke küpü 5) Kızını karısını soyundurup sokağa salanları “teşhirci, kıskanmayan, ar damarı çatlamış vicdansız adan” diye betimleyerek onların övündüğü modern yaşamı yerin dibine soktu. …vb Halil Konakçı hoca üslubu sert ve moral bozucu olsa da aslında haklı. ve…
Allah’ın Yüce Adıyla.. Arapça lisanı özü ve hakikati itibarıyla iman dilidir. Yani Arapça ile Allah’a iman iç içe. Nasıl mı? Mesela evren, Arapça nasıl denir? âlem, âlemîn. âlem kelimesi kelime olarak Allah’tan haber verir. çünkü âlem, alamet demek, bir şeyi (Yaradanı) bildiren haber veren belirti demek. dünya, yakın peşin düşük olan demek. ahiret son durak son menzil demek. Aynı böyle.. Anadolu’nun dilinde de imanın kodları mevcuttur yerleşiktir. Mesela kolayca isteyebilen utanmayana Anadolu’da yüzsüz denir. Aslında bu, “dilencilerin ahirete kuru iskelet kafası gibi yüzlerinde deri olmadan çıkacakları” Hadis’ine atıfla bulunmaktır.. hakeza. Atasözlerimiz bir harikadır bizim. Çoğu atasözümüz ya bir Ayet’e ya bir Hadis’e istinad eder. Gerisi de toplumsal hafızanın öğretisidir. Bu durum bir Çin bir Fransız atasözünde asla bulunmaz. Onların çoğu lafLARI tutarsızdır. Mesela bizde “sakla samanı gelir zamanı” sözü “iktisad eden fakir (muhtaç) olmaz” Hadisinin ifadesidir. Bir elin nesi var iki elin sesi var” atasözü “Birlik olun yoksa heybetiniz gider” Ayeti ile “Allah’ın desteği cemaat’in üzerindedir” hadisinin ifadesidir.. Hakeza Türk Tabipler Odası “it iti ısırmaz” Atasözümüz “gavurlar tek millettir” Hadis-i şerifinin bir lem’asıdır. Bakın doktorlar cemiyetine, haksızlığa uğrayan bir doktor olunca nasıl birlik olup hep bir ağızdan bağırıyorlar, ortak protesto yapıyorlar değil mi ? Yalan. “Bir doktor haksızlığa uğrayınca” değil….
Tek olan Allahın Adıyla.. Aşağıdaki yazı (anket) e-mail adresime gönderildi. Bunların ücretsiz dağıttığı kitaplardan “dinin ötesinde” adlı bir müsveddeyi talep etmiştim, okuyup okumadığımı ve etkilenip etkilenmediğimi güya test ediyorlar..! Müslümanların Hak Dini yayma konusunda ne kadar gayretli olmamız gerektiğini gösterme açısından manidar. Ayrıca bu hıristiyuanların sahip olduğu şirk itikadını gözler önüne göstermesi bakımından incelemeye değer. Paylaşım gayemiz budur. Sayın Isa, istediğiniz “Dinin Ötesinde” adlı kitabın anketini size gönderiyoruz. E-posta olarak aşağıda bu kitabın anketi bulabilirsiniz. Kitabı okuduktan sonra anketi doldurup bize e-posta olarak veya WhatsApp hatına fotoğraf çekerek geri gönderebilirsiniz. ANKET (cevabınızı listede X harfi ile işaretleyiniz ya da ayrı bir cevap yazınız) Bu kitabımızda karşılaştığınız İsa ile daha önceden size öğretilen İsa aynı mı? Yoksa, bu kitapçıkta İsa hakkında farklı bilgilerle mi karşılaştınız? A. Önceden İsa’nın sadece bir peygamber olduğunu öğrenmiştim. B. Önceden de İsa’nın Tanrı’nın Oğlu olduğunu biliyordum. C. Önceleri pek fazla bilgim yoktu. Şimdi bu konuları daha fazla araştırmak ve öğrenmek istiyorum. Eklemek istedikleriniz varsa yazınız… Bizlerden farklı olarak İsa Mesih annesinin adıyla ve “Meryem Oğlu” diye anılır, Çünkü O’nun bizim gibi bu dünyadan bir babası olmamıştı. İsa’nın böyle olağan dışı bir şekilde doğmasının nedeni sizce ne olabilir? A. İsa dünyada hiç günah işlemeden yaşayabilmiş tek kişidir….
TAVSİYE (TERCÜME) KİTAP LİSTESİ – GENEL Selamun aleykum. Bu kitap listesi, Ehli Sünnet Hassasiyeti ile, yaklaşık 4-5 ay süren özel bir araştırma, inceleme sonrası ve yaklaşık 5-6 yıllık tecrübe, birikim ışığında hazırlanmıştır. Listedeki isimlerin büyük çoğunluğu tanınan, bilinen isimlerdir. Nisyânla mâlul olduğumuz için hatırlayamadığımız isimler eserler, Ehli Sünnete muhalif olanlar olabilir. Bu durumda lütfen bize geri dönüş yapınız. Bizim araştırma ve incelemelerimiz de devam etmekte olduğu için liste ileride güncellenecektir. Dikkat: Her listenin alt kısmına tavsiye etmediğimiz, sakıncalı kitapları da ekledik, dikkat ediniz. Sizden dileğimiz bir hayır duâ. Fi emanillah Şükrü Yaşar ——————————————————— AKÂİD – KELÂM – MEZHEPLER TARİHİ * Muhtasar Tahavî Şerhi – Ebubekir Sifil * Muvazzah İlm-i Kelâm – Ömer Nasuhi Bilmen * Mâturidîyye Akâidi – Nureddin es-Sabûnî (Terc: Bekir Topaloğlu) * Kelâm’a Giriş – Cağfer Karadaş * Ehli Sünnet Akâidi – İmam Pezdevî (Terc:Şerafettin Gölcük) * Tahavî Akîdesi Babertî Şerhi (Terc:İzzet Karasakal , Seydâ Yayınevi) * el-Fıkhu’l-Ekber- İmam Ebû Hanîfe (Şerh: Molla Aliyyü’l-Kârî, Terc:Hüseyin Erdoğan) * el-Usûli-l Münîfe (İmam-ı Âzam’ın İtikadî Görüşleri) – Beyâzîzade Ahmed Efendi (Terc:İlyas Çelebi) * İlcâmu’l-Âvâm an İlmi’l-Kelâm – İmam Gazzâlî (Terc: Sabit Ünal) * El-Munkîzu Min ed-Dalâl – İmam Gazzâlî (Kayıhan Yayınları) * Mâturîdî Akaid Metinleri – Ali Kara * Ehli Sünnet…
Meşayıhtan bazı zatların vefatı üzerine ortalıkta bir yazı dolaştırılıyor “bir veli güya Ümmet üzerine inecek büyük bir belayı kendi üzerine çekmiş veya zuhuratta Hz Peygamberimiz bunu ona haber vermiş, o belayı bu veli tek başına göğüslemiş de bu sayede ümmet kurtulmuş! Kurban Bayramı arefesinde Allah bu ümmetten iki büyük Kurban almış, biri Mahmud Efendi Hz nin vefatı diğeri de o velinin fedakarlığı.. bu sayede ümmet selamete ermiş!” Cevap, Allah’ın yüce Adıyla Kıymetli okuyucu, Bir Allah dostu sebebiyle Allah’ın azabı ref ve def etmesi evet vardır. Rasulullah Efendimiz sas ile bu durum başlamış, nice evliya ve asfiya bulundukları zamanın güvencesi olmuşlar, onlar sayesinde azab-ı ilâhi ref-ü def olmuştur.. “Sen onların arasında bulunduğun sürece Allah onlara da azap edecek değildir” “Biz seni alemlere ancak rahmet olarak gönderdik” Ancak.. azap ve belanın ümmetten kalkması azabın iptali veya te’cili yoluyla olmuştur “tüm belanın bir kişiye inmesi” şeklinde değil. Zira böyle bir def’ şekli Allah’ın sünnetinde yoktur. ümmetin hak ettiği belayı bir veliye tahmil şeklindeki iddia hem hikmete, hem vakıaya, hem de naslara aykırıdır Hikmete aykırı.. Çünkü azabın dünyada inmesinden gaye insanların Allah’a rucu etmesi, tövbe etmeleri.. (Secde:21) Halbuki toplumunun hak ettiği bir belanın evliya’ya inmesinde bu fayda yok ! Vakıaya aykırı.. Peygamberlerin hayatında sahabelerin…
Zengin Olan Allah’ın Adıyla.. Fakirdir mağdurdur, mutad yardım edersin maaş gibi her ay ödeme yaparsın. mecbur değilsin vermeye veya onu tercih etmeye.. Sonra bir gün verdiğin 300 liraya burun kıvırır. Bu az der. Daha fazlasını ister, kapıdan ayrılmaz insanı çileden çıkarır. Hayır verdiğine vereceğine pişman olmak değil. Nerede yanlış yapıyorum diye düşünmeye başlıyorsun. Teşekkür yerine neden surat asıkılığı oluyor..!? Konuyu tahlil ediyoruz. “iyiliği kendine hak bilme” problemi ile karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. hakkını aldığını düşünen kişi teşekkür etmez. kesildiği zaman da bunu kendine yapılan haksızlık bilir isyan eder beddua eder.. Şükür ve Küfür 2 Bir diğeri kocası ölmüş 4 kız çocuğu ile bir başına kalmış. Büyük kızı evlendi yetim sayılmaz. Dernek olarak buna da yardım ediyorsun bir kira parası kadar aylık ödeme yapıyorsun. aylar boyu. sonra bu taşınıyor memleketine dönüyor.. oradan feveran ediyor neden benim paramı kestiniz devam etmelisiniz! “biz kendi mahallemizden sorumluyuz dediğimizde bulduğumuz karşılık isyan ve kahır. En zor zamanımda elimden tuttunuz” yok neden paramı kestiniz vermiyorsunuz” var. kaldı ki devlet 2500 dul aylığı bağlamış yoktan iyidir. Problem aynı “sadakayı kendine hak bilme” tabi ki verecekler. babalarının parasını vermiyorlar ya” nankörlüğü Çözüm: Kimseye yardım sözü vermemek. Her ay vereceğiz dememek. Böylece iyiliği bir hak olarak görmeyecektir. Benzer Bir…
Allah’ın yüce Adıyla.. Büyük İmam M.M.El-Maturîdî Kuran ve Sunnetten istihrac ettiği ilâhî hakikat “Aklı başında yetişkin her insan Allah’ı birlemekle mes’uldür. Şirk ve küfür üzere ölen cehennemliktir. Nebi görmese bile” Bu hakikati işiten her mümin boyun eğip amenna demeli, itiraz cihetine gitmemelidir. Çünkü delilsiz itiraz küfürdür. Delil muctehidin haddidir. Ancak şimdilerde ümmetin gençlerine okullarda küfür mikrobu sinsice verilmekte. “sorgulayan araştıran aydınlanan nesiller yetiştirme” adı altında gençliğimiz birer inkar makinelerine dönüşmektedir. Her hakikate itiraz edecek, her haberi/bilgiyi kurcalayıp igdiş edecek bu gençler maruz kaldıkları zehrin etkisini gösteriyorlar.. ve kaynağı Allah’ın kitabı olmuş, Allah’ın Nebisi olmuş hiç umursamadan bir çok şeyleri red ve inkar ediyorlar. İnkara muheyya ellerindeki tek malzeme “akıl !” laf bu: benim aklıma yatmıyor o yüzden yok hayır” Bence bu yanlış” bence bu saçma” işte eylem ve kapasite bu kadar ! Madem ki senin aklın bir şeyi inkar etmeye basıyor.. demekki ispat ve ikrar etmeye de basardı. ikrar etmiyorsa bunda sui kasıt var. işte küfür de budur: Kasten ve bile bile reddetmek..! Şu halde: 1) İmam Maturîdî RA içtihadında musîbdir biizniAllah; Akıl yeterli huccettir. Aklı başında olan kâfir bu küfürle ölür geberirse ebedîyyen ateşte yanacak. HafizanaAllah Lâilâhe illaAllah Hikmet: Kuran’ı inkar eden deist ateist kesim, ellerinde tutup bayraklaştırdıkları en…
Allah’ın yüce Adıyla.. Başıörtülülerin vali hakim olması.. işin Din ve Mahremiyet boyutu var, o bakımdan zaten tasvip etmiyoruz. Bir de, Bunların müslüman haklarını daha çok koruyacağını beklersiniz ya.. Allah’ın emri ile açılmış bir Medrese mesela, laiklik önünde suçlu sayılsa bu örtülü kesimin koruyup kollayacağını umarsın ama seni hayal kırıklığına uğratırlar. Olumlu bir karar veremezler “eğer verirsem beni örtülü olduğum için taraflı yandaş bir tavır takınmakla suçlarlar” diye korkarlar. Aczimendiler kıyafetten ötürü mahkemelik olunca dindar avukat tuttular. Tecrübeli biri akıl verdi. Yanlış yaptınız gidin en dinsiz solcu bir avukat tutun.. öyle ettiler. o aşufte kitapsız avukat hepsini ipten aldı.. Sakın heryeri dinsizler doldursun köşeleri onlar kapsın diyorum sanmayın. Diyorum ki Ey müslümanlar bir köşeyi kapınca hakkını verin. maaşı kaybetmek işi kaybetmekten daha çok Allah’tan korkun. Medeni kanuna değil Allah’ın kitabına bağlı olun. Elimizdeki imkân ve fırsatı İslam’ın yükselişine Müslümanların din hizmetine sonuna kadar kullanın. Arkasında şeytan olan bir dinsizin cesareti kadar bari cesaretiniz olsun. Kaldı ki arkanızda Allah var. Melekler var Salihler var. Eğer arkanızı böyle güçlü hissetmiyorsanız demekki amelde ve niyette sıkıntı var. Başta niyet çürük. Allah’ın adını yüceltme davası yok. şu halde Allah yolunda değilsiniz. ilk işiniz niyeti tashih edin. Niyetiniz yeniden sağlamlaştırın. Allah için olun Allaha ait olun…
Allah’ın yüce Adıyla.. Az önce noldu? Mahallede bir genç önümü kesti. Hocam vaktin var mı bir iki soru soracağım? Buyur sor. Hocam tağut nedir ? Tağut’un ne olduğunu biliyor musunuz ? Sorunun ikinci şıkkı hoşuma gitmedi. İmtihan oluyordum ! Gencin cehaletine bağışladım. + Eğer ben tağutun ne olduğunu bilmeyeceksem bu görevi bırakmam lazım. – Ya hocam biri var da.. konuşuyoruz bana öyle diyor “git bu imamlara sor bir tanesi tağutun ne olduğunu bilmez..” diyor + Biliyorum o zümreyi hatta imamları tağuta hizmet etmekle suçlarlar. – Evet hocam evet.. siz diyanete başlarken bir yemin yapıyor muşunuz “a.türk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma..” + Hayır yalan! Böyle bir yemin mevcut değil. Vallahi böyle bir yemin yapmadık – Bak işte.. _Şimdi sana tağut’un ne olduğunu söyleyeceğim. TAĞUT Kuran’da iki manada geçer Biri : Şeytanın kendisi. Diğeri de : Allah’tan başka tapılan herşey, her sahte ilah. Kuran’da tağuta küfretmekle, inkar ve reddetmekle emrolunduk. Esasında her Müslüman tağutu red ve inkar eder “la ilahe illallah” derken “la ilahe” kısmı tağutu inkar kısmıdır. Dolayısıyla adını belki tağut diye bilmez ama her müslüman tağutu inkar etmiştir. Yani kendine selefi diyen bizim vahabi dediğimiz kişilerin elinde değil bu iş. Onlar Kuran’ın hak olan tabir ve kavramlarını batıl manalarda…
bu yazı Ramazan ayı müslümanın hayatında neden önemli olduğunu ve hangi açılardan müslümana taze kan ve güç kattığını açıklamayı hedefler
Allah’ın yüce Adıyla Oruç tutan müminlerin bir sorunu bazen geç uyanmak veya tam ezan okunurken uyanmış olmak. bu durumda ister istemez en azından bir bardak su içmek durumunda kalıyorlar ve genelde hocalar “ezanla beraber yemeği bırakacaksınız. ezanla beraber yer içerseniz orucunuz olmaz kefaret gerekir!” gibi fetvalar veriyorlar. Bu fetva doğru mu ? ezanla beraber yiyip içilebilir mi Bir bardak su içmeye müsaade yok mudur ? Diyanet işleri başkanlığı namaz vakitlerini hazırlama komisyonu 80’li yıllara kadar imsakta 20 dakika ihtiyat payı olacak şekilde hazırlıyordu. yani ezan okunduktan 20 dakika sonra vakit doluyordu. Ancak bu durum suistimallere ve karışıklıklara sebep oluyordu “daha vakit var daha vakit var” denilerek süre aşımı yapılıyordu. o yüzden 80’lı yılların sonunda Diyanet işleri başkanlığı bu ihtiyat payını kaldırdı. Daha doğrusu kaldırdığını ilan etti. Ancak gizli bir şekilde halka duyurmadan 4 dakikalık ihtiyat payı yine de bıraktılar. Bu itibarla ezan başladığı andan (takvimde imsak saati) itibariyle 4 dakika boyunca su içilebilir yarım kalan lokmalar yutulabilir. imsak saatinden sonra 5 dakika başında ise kesin olarak oruca başlamış olmak gerekir. Bu husus hocaların ders yaptığı bir ortamda bu cumartesi yeniden dile getirildi ve yetkililerden bu meseleyi dinlemiş bir hocamız “4 dakikalık ihtiyat payının olduğunu” orada açıkça söyledi ve kimse de…
Zekeriyya Beyaz öldü evet bir zamanlar seküler televizyonların ekran yüzü, ramazan maskarası, verdiği fetvalarla laiklerleri sevindirip güldüren, müminleri sinirlendirip üzen Zekeriya Beyaz.. Bu yazıda 80 yıllık bedbaht bir ömrün gerisinde neler bırakıp gittiğini ibretle okuyacaksınız. Beyaz, “Sancak” adında bir gazete çıkarıyordu. Onunla çok operasyon yapmıştı. Refah Partisi Millî Görüş hareketinin kapatılması işinde aktif rol oynamıştı. Böyle bir konuşma olmadığı halde, Erbakan’ın, 13 Mayıs 1991 günü Sivas Çermik’te partili arkadaşlarına, “RP cihad ordusudur. Cihada para vermeyen cennete gidemez’’ dediğini yazmış bu yolla partiyi gerekli mihraklara jurnallemişti. Savcı Vural Savaş da Erbakan’ın ağzından çıkmadığı halde, Sancak gazetesinde kullanılan o ifadeleri RP’nin “laiklik aleyhtarı faaliyetlerin odağı” iddiasına delil olarak kullanmış ve Parti’nin kapatılmasını sağlamıştı. Yapılanlar tam bir tiyatro, danışıklı dövüştü. Siyasette tutunamayınca, akademik kimliği üzerinden kariyer planlaması yaptı. Milletlere has Müslümanlık olmayacağı halde, “Türk Müslümanlığı” kavramını savundu. “Biz İslam’la mükellefiz, Arapların örf ve adetleri ile sorumlu değiliz” dedi. ‘‘İslam ve Giyim Kuşam (Başörtüsü Sorununa Dini Çözüm)’’ başlıklı bir kitap yazarak tesettüre savaş açtı. “Ne türban ne pantolon, en kutsalı don…” sözleri, laikçi azınlığın diline pelesenk oldu. Zekeriya Beyaz Kadınların mini etek ve göğüsleri tamamen açık bir şekilde namaz kılabileceği fetvasını verdi ! Erkeklerin de şortla namaz kılabileceğini söyledi. “Orucu, beyinsiz iş yapan tutsun”…
Allah’ın yüce Adıyla Bazen ilim; “ben biliyorum düşüncesi” sapıtma sebebidir. Bakın puta tapan Mekkeliler cahil idiler, ellerinde bir kitap bir bilgi yoktu ama Kuran’a Rasulullah’a iman ettiler. Aksine ellerinde kitap olan ve kitaplarında son peygamberin geleceği müjde edilen Medine Yahudileri, Rum Hıristiyanları ise iman etmediler. O yüzden besmelesiz okullardan, lise üniversitelerden geçtikçe, diplomalar mastırlar alındıkça sapmalar sapıtmalar çoğalmaktadır. “İnsan kendini ihtiyaçsız gördüğü için muhakkak surette azgınlık eder” Alaq:6,7 “Ve o zaman meleklere: “Âdem’e secde edin!” dedik, hemen secde ettiler. Yalnız İblis dayattı, kibrine yediremedi, inkârcılardan oldu.” Bakara:34 Buna karşılık okul mektep görmemiş bir Anadolu evladı ihlas ve samimiyetle Rabbisine Peygamberine bağlıdır ve hiç bir felsefe doktrin ideoloji bu bağlılığa zarar veremez Çünkü küfürün ve imansızlığın en büyük sebebi kibirdir. Kibir 3 şeyden tevellüt eder: Mal, makam, diploma. Bu üç unsur insanın egosunu öyle şişirir ki bu şişkinlikle kişi kulluk edemez. Kulluk (ubudiyet) Allaha karşı tevazu ve zillet demekti. Kibir ile tevazu bir kişide birleşmez. Mal ile sapıtana örnek Kârun. Makam ile sapıtana örnek Firavun, Hâmân. Diplomayla sapıtana örnek Ebu Cehil. Ebu Cehilin adı aslında Amr b Hişam lakabı ise Ebu-l Hikem idi. yani Kureyşliler ona profesör adı vermişlerdi. her şeyi o bilirdi..! Herkes iman etti, o etmedi. Profesörlük imana müsade…
Allah’ın yüce Adıyla.. Bugün konumuz Yeşilçam’ın emeklileri, bi artist, bi soytarı ve bi şantör. Bu üçü arasındaki ağız dalaşı. Bunlardan biri gıybet etmiş “ben arabesk şarkıcıdan hiç haz almıyorum, Arap’tan arakladığı müziklerle bir anda meşhur oldu” demiş. Diğeri bu gıybeti kitabına yazarak laf taşıyıcılığı yapmış.. Ötekisi alınganlık göstererek ortalığa çıkmış bunları topa tutmuş. Bunun nikahsız dostu daha da ileri giderek köpürmüş “ben bu kitabı toplatacağım demiş! Kitapta açık bir isim yok. zıplamasa hiç olay olmayacak. Sakin iyi huylu sandıkları arabeskçinin bu hırçın tavrından takipçileri şaşkınlık yaşıyormuş.. Peki neden bunları dilime doladım, kıymetli okurlarımı meşgul ettim ? Eğer bunlar bir süre önce “Türkiye’nin âkil insanları, cumhurun temsilcileri gençlerin ardından gideceği örnek şahsiyetler!” diye tanıtılmış olmasalardı umrumda olmazdı. Dikkat çekmek istediğim husus bu ümmete örnek şahsiyet, âkil insanlar diye takdim edilen kişilerin içinde bulunduğu vahim çukur. Az bir damarlarına basmayı verin, bir eleştirin.. bakın içlerindeki nasıl da dışa vuruyor !? Televizyona çıktıklarında görülen o incelikten, filim sahnesinde izlenen o kibarlıklardan eser yok. Olanca hamlığı ile hepsi birer nefs-i emmare. Çünkü Allah’a ibadetle terbiye olmamış bir nefsi ne sahne terbiye edebilir, ne tv, ne de şöhret. Aksine bu unsurlar nefsi emmareyi daha da azdırır.. işte vaziyet ortada. Nefisleri haksız iltifatlar, ölçüsüz sempatiler sonucu…
Allahın El-Mümin” İsmi bereketiyle.. Kendine “selefi” diyen tekfirci hariciler malumunuz hepimize şirk kâfir tükrüğü tükürürler, ve bu tükürük gerisin geri suratlarına şlap diye yapışır. Ne diyor bunlar ? “TC içinde görev mi aldın imam müftü mü oldun oy mu verdin? Kâfir oldun ! “Haşa! Allah Teala bizzat bu tekfircileri yalanlıyor. Şöyleki ; Kuran’da “mümin” nişanı verilen tek bahtiyar, Firavun hükümetinde görev almış bir kişidir. [Mü’min:28]. “Ben tanrıyım” diyecek kadar azgın bir gavurun sarayında ve devletinde (danışman olarak) görev yapan ve imanını gizleyen adama Allah “mümin adam” diyorken.. Bu vahabi sefeli tayfa ne yapıyorlar, tam tersini ! Apaçık mümin olanlara ‘kâfir’ diyorlar ve o küfürle aslında kendilerini damgalıyorlar. selefi mi, vahabi mi ? Sakın bu haricilere selefi demeyiniz. Selefi demek selef’in yolundan giden demek. Selef Sahabelerdir, İmam Azam, imam Şafidir. Bu anlamda selefi olan, selef’in yolunda giden biziz. Çünkü sahabeler ve imamlar Kıble Ehlini asla tekfir etmediler, müminin canını malını ırzını helal saymadılar. Ama selefi etiketini çalıp üstüne takanlara bakın, kâfirin davrandığı gibi müminlere davranırlar; Müslümanın canını malını ırzını helal sayar fırsat bulsa talan ederler.. Yakın tarihte İbni Abdülvehhab’ın yaptığı gibi. Osmanlı’nın zayıflamasını fırsat bilip Hicazda büyük bir soygun, talan ve yağma yapmıştı. O yüzden bunlara vahabi denir (bir h ile) ve…
Bu soru hocaların cami imamların olduğu bir gruba soruldu “Müslümanların en temel sorunu nedir?” Yani o çözülürse herşey yoluna girer” diyebileceğimiz husus nedir ? Aldığımız cevapları derledik. Sonuç bu: isa erdogan : Kuran’dan uzaklaşmış olmaları. Meal okuyarak bunu telafi ederler demiyorum. Kur’an Medreselerinde Kur’an ilimleri tahsil ederek ancak bu telafi edilebilir. Mevcut yapıda ümmet seküler eğitim sisteminden geçiyor, paganist düşünceye saparak Allah ve Rasulünden uzaklaşıyor. Ve her fert müstakil bir tavır sergileyerek ümmet olmaktan uzaklaşıyor. Kısaca derdimiz imam Mahmud Efendi Hz’nin formülleştirdiği gibi: “ilim amel ihlas” yetersizliği Ahmet B hoca : Dünya sevgisi. Ahiretlik işlerde avuntu. Yusuf Ç. Hoca : 1- birlik olmalı. Velevki bazı hususlarda ihtilaf olsun.. Kamil T. Hoca : Temel sorun sohbetlerden vaazlardan uzak kalmaları sanki. Böyle olunca dini bilgiden de mahrum kalıyorlar. Bi şekilde sohbet ortamı olanlar dini hassasiyet kazanıyor Muharrem A Hoca : Künuu meassadikiin” “sadıklarla birlikte olun” emrine sarılarak devamlı salih insanları takip etmek Dursun K. Hoca : Başsızlik ve ahlâksızlık ve amelsizlik olarak görüyorum kısaca… Abdülmecid C. Hoca: Önce Halife i müslimin eksik sonra haramların terki Ahmet U. Hoca : Din nasihattır (samimiyyet) eksikliği Yusuf Ç. Hoca: 2- kardeş olma Şuuru bilinci Rasul O. Hoca: Samimiyet ve minnetsizlik. Dünya rahatına teslim olduğundan zahmetli olan…