“Araplaşmak” Mı ? Müslümanlaşmak mı ?
Bidat ehlini redd , Misafir Yazar / 24 Nisan 2026

Allah’ın Yüce Adıyla İsminin önünde “prof.” ünvanı da olan şahsın bir yıl önceki mülakatında sarf ettiği sözler geçtiğimiz günlerde yeniden gündeme geldi. Şahıs, özbeöz Çorumlu olan Şeyhülislam Ebûssuûd Efendi’nin Mısır’dan getirildiğini, onun eliyle Osmanlı’nın Türkleri Araplaştırdığını iddia ediyordu. Zırva tevil götürmez. Nitekim sözleri tekrar gündeme gelip de alay konusu olunca şahıs bilmediği bir dönem hakkında konuşup hata yaptığını itiraf etmek zorunda kaldı. Ancak şahsın sözlerini zırva yapan bilgi hataları değil, “Araplaşmak” kavramı. Türkiye’de Siyonizm’in doğrudan hizmetindeki “Türk ırkçılığı” bu “Araplaşmak” kavramını son zamanlarda sıkça kullanır oldu. Esasen “Araplaşmak” kavramı yeni değil; Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren “Araplaşmak”, “Müslümanlık” kavramı yerine kullanıldı. Türklerin Müslüman olmasını içine sindiremeyenler ya da Türkleri Müslümanlıktan uzaklaştırmak isteyenler, “Müslüman” kavramını kullanmaya cesaret edemedikleri için korkakça “Araplaşmak” kavramına sarılıyorlar. CHP’de üç dönem milletvekilliği de yapmış Kemalettin Kamu’nun şu zırvaları o zihniyetin ibretlik vesikasıdır: “Ne mucize ne efsun / Ne örümcek ne yosun / Ka’be Arap’ın olsun / Çankaya bize yeter”. Şimdilerde ise “Araplaşmak”, Türklük ile Müslümanlığı birbirinden ayırmak suretiyle Türklüğü yok etmek maksadıyla cahil ve de ahmak ırkçıların dilinden düşmüyor. Türklerin Müslüman olmakla Araplaştığı iddiası gerçekten zırvadır. Bir kere Türkler 8. yüzyılda İslam ile şereflenmiştir. Aradan 13 yüzyıl geçmiş olmasına rağmen bugün asimile olmadan Türk kimliği ile varlıklarını…

Almanya’yı ben gördüm
Hatıralarım , Misafir Yazar / 14 Haziran 2025

Mahmut Yahya’nın Almanya izlenimleri Ben Mahmut Yahya, arkadaşlarım bana kısaca Yahya derler. Bursa Teknik üniversitesi makine mühendisliği 1 sınıf öğrencisiyim. Bu yaz tatilinde bir değişiklik olmak üzere Almanya’ya gitmeye karar verdim amcam Abdullah sağ olsun bana yardımcı oldu, onun davetiyle vizeyi kolaylıkla aldım. Öncelikle uçak bileti gayet uygundu 1500 liraya bilet aldım Yozgat’tan İstanbula otobüsle gitseydim o kadar tutardı. Sabiha Gökçen havaalanından hareket eden uçağımız Almanya Düsseldorf’ta iniş yaptı. Düsseldorf o eyaletin başkenti sayılıyor. Amcam bana buradan tembih etti bütün evrakların tamam bile olsa Alman polisinin seni kabul etmeme report etme hakkı var sana sorar niye geldi amcamı ziyaret etmeyi gezmeye geldim diyecektim ben yine de sana bir mektup yazayım Almanca o mektubu polise verirsin. Dedi. gerçekten de o mektup Çok işe yaradı polis onu okuduktan sonra beni içeri aldı. Bavulların gelmesi hızlıydı benim kontrollerim biter bitmez bavulum zaten gelmişti. Uçakta yanımda oturan yolcu bana wi-fi’sini açtı onun sayesinde amcama ulaşma imkanı buldum. Gerçi Düsseldorf havaalanında ücretsiz wi-fi varmış. Beni havaalanından almaya yengem geldi. Çünkü amcam o vakit işteydi çalışıyordu. Eve giderken bozuk mu bozuk bir yoldan gittik ben çok şaşırdım yenge buralarda böyle yollar var mıydı dedim. Almanya’nın en bozuk yolu burasıdır orada sana denk geldi dedi. Demek ki…

İslam’da kılık kıyafet
Makaleler , Misafir Yazar / 30 Mayıs 2025

Allah’ın yüce Adıyla  İslâm’da Kılık Kıyafet: Örfî mi, Şer‘î mi? Sarık, Sakal, Cübbe ve Çarşaf Üzerine Bir Değerlendirme   Kılık kıyafet, bir toplumun hem kültürel yapısını hem de dinî duruşunu yansıtan temel unsurlardandır. İslâm tarihinde de sarık, takke, cübbe ve çarşaf gibi bazı giysiler zamanla yalnızca geleneksel değil, aynı zamanda dinî kimliğin sembolleri hâline gelmiştir. Bu durum doğal olarak şu soruyu gündeme getirmiştir: “İslâm’da giyim tarzı örfe mi dayanır, yoksa doğrudan dinî bir bağlayıcılığı var mıdır?”   Bu yazıda, meselenin hem klasik fıkıh kaynaklarındaki temellerini hem de günümüzdeki tartışmalar çerçevesini ele alarak bir çerçeve çizmeye çalışacağız. Amacımız, bu giysilerin sadece bir örf mü yoksa dinî bir yükümlülük mü olduğunu tartışmaktan öte, bu konuda sahih ve dengeli ölçülere nasıl ulaşılabileceğini ortaya koymaktır.   Şüphesiz ki giyim-kuşam, Allah Teâlâ’nın insanoğluna bahşettiği büyük nimetlerden biridir. Tarih boyunca insan, avret yerlerinin açık olmasından haya etmiş ve bu sebeple örtünme ihtiyacı duymuştur. Bu, insan fıtratına yerleştirilmiş doğal bir duygudur. Bununla birlikte dinimiz de bu örtünme ihtiyacını desteklemiş; kişiyi harama sürükleyebilecek, karşı cinsi tahrik eden ve şehevî duyguları harekete geçiren giysileri ise açıkça yasaklamıştır. Nitekim Yüce Rabbimiz bu gerçeği şu ayet-i kerimede açıkça beyan buyurur: Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik….

Altın Günü Caiz Caiz
Dini Hüküm , Misafir Yazar / 11 Mayıs 2025

‏Bismillahirrahmanirrahim ALTIN GÜNÜ YAPMAK CAİZ MİDİR? Halk arasında yaygındır, kadınlar günü olarak da bilinir. Daha çok altınla yapıldığı için “altın günü” denilir.  Uygulamada bir grup insan ayda bir kez toplanırlar sırası gelene bir küçük altın verirler ve bunu, gruptaki herkes hakkını alınca gün tamamlanmış olur. Örneğin, 12 kişilik bir grupta 12 ay boyunca bir küçük altın veren kimse, sırası geldiği ayda da kendisi 12 altın alıp ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Aylık devriyede altın alacakların sıralaması kura ile yapılabileceği gibi, anlaşma yoluyla da yapılabilmekte. Uygulamanın İslami açıdan bir mahsur içerip içermemesi hususunda farklı mütalaalar mevcuttur. Farlılığın bir sebebi, altın günü uygulamasının ne tür bir akit olduğu yönündeki farklı yaklaşımlardır; yani uygulama, bir satım akdi midir, borç verme akdi midir? Diğer bir sebebi de, uygulamanın bazı fıkhî esaslara ters düştüğü yönündeki getirilen itirazlara yapılan tahlillerin farklılığıdır. Yazımızda, altın günü uygulamasının bu iki açıdan, itiraz ve cevaplar halinde kısa bir değerlendirmesini yapacağız. Muvaffakiyet Allah’tandır. 1. İtiraz: Uygulama, faiz çeşitlerinden gecikme faizini (ribe’n-nesîe) içeren bir satım (bey’) akdidir. Zira güne katılan kişi, verdiği altının/paranın karşılığını aylar sonra almakta veya tam tersi erken aldığı altının karşılığı geç ödemekte, böylece gecikme faizi gerçekleşmektedir. Bu ise haramdır. Cevap: Para, altın, gümüş gibi nakitlerin mübadelesinde (değiş-tokuş), vadeden dolayı gerçekleşen gecikme…

Şeyh Said Kıyamı ve Şeyh Kıyımı

Bismillahirrahmanirrahim  “Sevgili Dostlarım, aşağıdaki yazıyı ibretle okumanızı tavsiye ediyorum ———————————————— Yavuz Bülent BAKİLER ve Hasip YILANLIOĞLU : HATIRALAR 1925-1930 yıllarında Kastamonulu Hasib Efendinin dilinden o günleri bir dinleyelim: “…O, 1925’li, 1930’lu yıllar korkunç yıllardı. Allah bize bir daha öyle yıllar, öyle günler göstermesin! 1925 yılında ben, 15-16 yaşlarımdaydım. Kur’an’ı çoktan hıfzetmiştim. O yıllardı Kastamonu’da Benli Sultan Şeyhi Nurettin Karasu Efendi vardı. Şeyh Efendi, beni ve hafız-ı kelam olan Ömer Aköz’ü alarak İstanbul’a götürdü. O zamanlar, Kelâmî Dergâhı, Topkapı’da, Çapa Kız Muallim Mektebi karşısındaki sokaklardan birindeydi. Beni Kelâmi Dergâhı Şeyhi Erbilli Mehmed Esat Efendi Hz’ne teslim ettiler. M. Esat Efendi, Irak Türklerindendi. Seksen yaşının üzerinde bir âlim adamdı. Arapçası, Farsçası mükemmeldi. Nakşibendi tarikatına mensuptu. Onun, imâ yoluyla olsun siyasî meselelere girdiğini, şu veya bu siyasî kişi hakkında şöyle veya böyle konuştuğunu hiç duymadım. Siyasetle kıl kadar ilgisi yoktu. Said-i Nursî Hz’ni de ben o Kelâmî Dergâhında tanıdım. Esad Efendiye gelir-gider, Onu can kulağıyla dinlerdi. Kelâmî Dergâhında benim gibi yirmi kişi daha vardı. Hoca Efendiden Arapça-Farsça yanında, fıkıh, kelâm, sarf, nahiv, tecvid gibi dersler de görüyorduk. Dergâha gireli daha bir yıl bile olmadan Şeyh Said ayaklanması başlamasın mı? Esad Efendi üzüntüden ne yapacağını şaşırdı. Bir gün beni yanına çağırdı: “Oğlum, dedi İslamın sancılı…

HASAN EFE ŞEYHTİR

ALLAHIN YÜCE ADIYLA KONU : Efendi Hz’nin Hilafeti Hasan Efendiye bırakma sürecinde yaşanan zorluklar, Silsilenin devam edeceği müjdesi ve Metin hoca merhumun şahitliği “Selamun aleyküm kıymetli kardeşlerim tarihte saklı bir olaya sizleri şahit tutmak için bu mesajı yazıyorum. Hasan Efendi Hz’nin halifeliğine (şeyh olacağına) dair Efendi Hazretlerinin kararını tebliğ ettiği heyet işi evrak ve imzaya dökmeye hazırlık yaparken Metin hoca rahmetliye bir telefon geliyor. Telefon Mahmud Efendi Hazretlerinden : “Ben hayattayım onlara söyle vazifemin başındayım daha ölmedim!” Telefonu alan Metin Hoca efendinin tansiyonu yükselir telaşlanır abdest alıp iki rekat namaz kılar hemen toplantının olduğu yere gidip Efendi Hz’nin sözünü tebliğ eder. Bir müddet sonra da Metin hoca ailesiyle Suriye’ye ilimini geliştirmeye giderler. Efendi hazretlerimiz tekrar telefon açtırarak bu defa Metin hocayı haneye davet eder “onu burada misafir edelim” der. Efendi hazretleri hanede bir ara Metin hocayla yanlız kalınca “Ne yaptın o telefonda söylediğimi ? diye sorar. Metin hoca “Onlara gittim söyledim” diye cevap verince Efendi Hazretleri buyurur ki “Heyetle ne karar aldıysak odur, beni sana zorla söylettiler. Ama bunu şimdi söylemeyelim. Beni zorluyorlar ‘Mehdiye bırak bu vazifeyi’ diye. Mehdiye kavuşursak tamam. Ama oldu kavuşamadık.. Silsile-i Aliyye yoluyla devam edecek tarikatımız” Metin hoca Haneden ayrılırken Şefik Hc ve Muhammed Keskin Hocaya…

Ümmetle Arasına Duvar Örenler

Allah’ın yüce Adıyla  Sabah çocukları medreseye götürürken radyoyu açtım, baktım Abdulmetin Hocam merhum konuşuyor… Ama ne konuşuyor mübarek ağzından bal akıyor.. Aklımda kaldığı kadar: “Çocuklarınızla ilgilenin. ailenizle ilgilenin. Bunun için tatile mi gideceksiniz bunu ibadet sayın. umreye mi gideceksiniz grupla gitmeyi birakin ailecek gidin. 24 saatinizi birlikte geçirin onları tanıyın. arkadaşları çocuklarınızı sizden iyi tanıyor ben de dahil. çocuklarınızı holivut patentli kilise tandasli çizgifilmlerin eline terk etmeyin. çocuklar sizin ama birileri onları sizin elinizden öyle bir alır ki.. onlarla gönül bağları kurun. vazgeçilmez olun. “annem ne der sonra.. babam üzülür ama” diyecekleri bir konuma gelin üzüntünüzü dahi hesap edecekleri bir mevkiniz olsun onların dünyasında Eşinizle iyi geçin hanımınızı kazanın kocanızı kazanın. Mübarek hoca efendi sözüdür şöyle derdi “bu insanın kendine ettiğini gavur yapamaz” siz kendinize ettiğiniz zararı düşman size edemez. Adem as o yasak ağaçtan yeyince hatasını anladı ağlamaktan cennet sel oldu ancak bu onu oradan çıkmaktan kurtaramadı. işlenen hatanın sonucunu hep birlikte çektiler çekmekteyiz.. Bir anlık öfkene mağlub olursan o yuvan dağılır Allah eşini senden alır başkasının eline verir onun da hevesi geçer her iş olur sonra onu boşarsa sen de defolu olarak geri almak durumunda kalırsın.. ne gerek vardı alttan alsaydın tamam sen haklısın canım deseydin.. Arkadaşlar bana…

Beni Razı Etmek Mi İstiyorsun ?
Mahmud Efendi Hz , Misafir Yazar / 29 Kasım 2022

Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla  “Emekli bir imam efendi, Mahmud Efendi Hazretleri ile bir hatırasını şöyle anlattı: Erzincan İmam Hatip’te öğrenci iken yazları İstanbul’a (ismailağa’ya) okumaya giderdim. Bir gün İsmailağa Camii’nin avlusunda Mahmud Efendi Hazretlerinin abdest almaya hazırlandığını gördüm. O zaman talebeler abdest önlüğünü ve havlusunu tutmak için heves ederlerdi. Ben de koştum abdest önlüğünü götürdüm havlu elimde başında bekliyorum.. Bana döndü ve dedi ki: Beni razı etmek mi istiyorsun? Evet Hocam” dedim. – O halde havluyu çiviye as ve git beş dakika daha fazla ders çalış” dedi. Kaddesallahu esrarahu Mesut Özbilir Hoca’dan (İmam-Hatip)

Müslümanların Temel Sorunu Nedir ?

Bu soru hocaların cami imamların olduğu bir gruba soruldu “Müslümanların en temel sorunu nedir?” Yani o çözülürse herşey yoluna girer” diyebileceğimiz husus nedir ? Aldığımız cevapları derledik. Sonuç bu:  isa erdogan : Kuran’dan uzaklaşmış olmaları. Meal okuyarak bunu telafi ederler demiyorum. Kur’an Medreselerinde Kur’an ilimleri tahsil ederek ancak bu telafi edilebilir. Mevcut yapıda ümmet seküler eğitim sisteminden geçiyor, paganist düşünceye saparak Allah ve Rasulünden uzaklaşıyor. Ve her fert müstakil bir tavır sergileyerek ümmet olmaktan uzaklaşıyor. Kısaca derdimiz imam Mahmud Efendi Hz’nin formülleştirdiği gibi: “ilim amel ihlas” yetersizliği Ahmet B hoca : Dünya sevgisi. Ahiretlik işlerde avuntu.  Yusuf Ç. Hoca : 1- birlik olmalı. Velevki bazı hususlarda ihtilaf olsun.. Kamil T. Hoca : Temel sorun sohbetlerden vaazlardan uzak kalmaları sanki. Böyle olunca dini bilgiden de mahrum kalıyorlar. Bi şekilde sohbet ortamı olanlar dini hassasiyet kazanıyor Muharrem A Hoca : Künuu meassadikiin” “sadıklarla birlikte olun” emrine sarılarak devamlı salih insanları takip etmek Dursun K. Hoca : Başsızlik ve ahlâksızlık ve amelsizlik olarak görüyorum kısaca… Abdülmecid C. Hoca: Önce Halife i müslimin eksik sonra haramların terki Ahmet U. Hoca : Din nasihattır (samimiyyet) eksikliği Yusuf Ç. Hoca: 2- kardeş olma Şuuru bilinci Rasul O. Hoca: Samimiyet ve minnetsizlik. Dünya rahatına teslim olduğundan zahmetli olan…

Ortaçağ Avrupasının Sefaleti
Misafir Yazar / 9 Ocak 2022

Bizleri İslama Hidayet Eden Allahın Adıyla.. . 1500’lerde İngiltere’de insanların çoğu Haziran’da evleniyordu senelik banyolarını da Mayıs’da yapıyorlar, Haziran’da hala çok kötü kokmuyorlardı.. Ama yine de kokmaya başladıkları için gelinler vücutlarından çıkan kokuyu bastırmak amacıyla ellerinde bir buket çiçek taşıyordu.. . Banyolar içi sıcak suyla doldurulmuş büyük bir fıçıdan meydana geliyordu.. Evin erkeği temiz suyla yıkanma imtiyazına sahipti.. Ondan sonra oğulları ve diğer erkekler, daha sonra kadınlar, sonra çocuklar ve en son olarak ta bebekler aynı suda yıkanıyordu.. Bu esnada su o kadar kirli hale geliyordu ki içinde gerçekten bir şeyleri kaybetmek mümkündü.. İngilizce’deki ‘banyo suyuyla birlikte bebeği de atmayın’ (Don’t throw the Baby out with the Bathwater) deyimi buradan gelmektedir.. . Evlerin çatıları üst üste yığılmış kamıştan yapılıyor, kamışların altında tahta bulunmuyordu.. Burası hayvanların ısınabilecekleri tek yer olduğu için bütün kediler, köpekler ve diğer küçük hayvanlar (fareler, böcekler) çatıda yaşıyordu.. Yağmur yağdığı zaman çatı kayganlaşıyor ve bazen hayvanlar kayarak çatıdan aşağı düşüyordu.. İngilizce’deki ‘kedi-köpek yağıyor’ (It’s raining Cats and Dogs) deyimi de buradan gelmektedir.. Yukarıdan evin içine düşen şeyleri engelleyecek hiçbir şey yoktu.. Böceklerin ve buna benzer nesnelerin yatakların içine düşmesi büyük bir sıkıntı oluşturuyordu.. Etrafında yüksek direkler ve üstünde örtü bulunan İngiliz usulü yataklar bu nedenle oluştu.. ….

Salih Topçu Hocadan Altın Alıntılar
Dünya Gündemi , Misafir Yazar / 11 Aralık 2021

İsmailağa Camii’nin şimdiki İmamı Salih Topçu Hocaefendi’nin sohbetinden bazı iktibaslar: ▪️ “Peygamber Efendimiz Aleyhisselâm’ın Kâbe’den putları temizlemesi yıllar sonra oldu. Şimdi de değişiklikler oluyor. Bunlar kolay değil. Herşey hemen olmuyor…” ▪️ “Bu sakallı Müslümanlara laf edenler geçenlerde ölen kominist Fidel Castro’nun sakalına ve buradaki papazın (Bartelemos) sakalına hiç laf etmezler ! Çünkü bunlar sakal düşmanı değil, Sünnet düşmanıdır.” ▪️ “Evvelce İstanbul’un meşhur kokanaları vardı, hep aynı yerde otururlardı. Bir gün bunlar çarşafı, peçe’yi reddetmek için toplanmışlar ve ortaya bir çöp kovası koymuşlar, peçe’yi yüzlerine takıyorlar sonrada çekip çöpe atıyorlar..! Bunların yanında olsaydım şöyle derdim: “doğru yapıyorsunuz. Şu suratınıza değen şey o kadar pislenmiştir ki onu çöpe atmak lazım” ▪️ “Ey genç! Senin Peygamberin sakal bıraktı diye sakal bırakmadın da, moda diye bıraktın öyle mi? Yazıktır kardeşim sen hiç peygamberine benzemeyecek misin?” ▪️”ABD seçimlerinde iki aday vardı, bir gavur diğer gavura ne dedi: “Bu İŞİD’i sen kurdun sen!” dedi. Bakın bunu orada söylerler ama bize karşı yine “islâmî terör” diyerek pisliklerini bize atarlar. Gavurun kabul edip ifşa ettiğini bizim buradaki bazı Müslümanlar anlamıyor.” ▪️ “Neymiş efendim “Araplar bize ihanet etmiş miş! Yahu biz ihanet etmedik mi !? Osmanlı böyle mi bıraktı bu vatanı!” Hani Allahın Şeriati ! Hani Kuran Medreseleri !…

İmam Okulunda İnançsızlık Paradoksu
ANALİZ , Diyanet , Genel , Misafir Yazar / 6 Aralık 2021

Allahın Yüce Adıyla.. Bir annenin feryadı ve öğrencilerimizin hâl-i pür meali “Pazartesi sohbeti’nden çıkıyorduk, “bir hanımefendi kapıda bekliyor Hocam” dediler. Gittim “buyurun” dedim. “Hocam geçen hafta Müftülüğe gittim, oğlumun dini eğitimi ile ilgili bazı sıkıntılarım olduğunu söyledim, beni sizin sohbetinize yönlendirdiler. Allah razı olsun sizden, sohbetten istifade ettik fakat benim bir maruzatım var oğlumu sizinle tanıştırmak istiyorum” dedi. Ben de “Her Pazartesi mesai saatleri içerisinde Üsküdar Müftülüğü’nde olduğumu, oraya gelebileceklerini” söyledim. Pazartesi günü öğleden sonra Anne, minik kızı ve oğlu ile müftülüğe geldiler. Tanıştıktan sonra Anne hemen konuya girdi “Hocam ben oğluma dini konuda birşey söylediğim zaman “ben bu konuyu araştıracağım, diğer dinlere göre de konuyu inceleyeceğim” diyor ve namaz kılmıyor. Hocam oğlumu nereye hangi kursa göndereyim? Nasıl bir Din eğitimi aldırayım lütfen bize yardımcı olun!” Ben de hanımefendiden müsaade isteyerek genç kardeşimizle başbaşa görüşmek istediğimi söyledim. Genç kardeşlerimizle tanıştık. İmam Hatip Ortaokulu’nu bitirmiş, şuanda İmam-Hatip Lisesi 3. Sınıf öğrencisiymiş. Sohbet etmeye başladık. İmam-Hatip orta okulunu bitirdikten sonra kendi isteği olmadan İmam hatip lisesine gönderildiğini ifade etti. “Keşke İmam-Hatip lisesine gitmeseydim” dedi. Hedefini sordum “Mimar olmak istiyorum” dedi. Ben de tebessüm ettim “Pazartesi Sohbeti’mize gelen iki tane mimar genç kardeşim var” dedim. Sonra konuya girdik 5-10 dakika konuştuktan sonra farkettim…

Dünyanın En Pis, En Günahkar Ülkeleri Top 10
Dünya Gündemi , Genel , Misafir Yazar / 23 Kasım 2021

Dünyadaki fuhuş oranı en yüksek 10 ülke: 1. Tayland (Budizm) 2. Danimarka (Hristiyan) 3. İtalya (Hıristiyan) 4. Almanya (Hristiyan) 5. Fransa (Hristiyan) 6. Norveç (Hıristiyan) 7. Belçika (Hıristiyanlık) 8. İspanya (Hıristiyanlık) 9. İngiltere (U.K) (Hıristiyan) 10. Finlandiya (Hıristiyanlık) Dünyadaki hırsızlık oranı en yüksek 10 ülke: 10. Danimarka ve Finlandiya (Hıristiyanlık) 9. Zimbabve (Hristiyan) 8. Avustralya (Hıristiyan) 7. Kanada (Hıristiyan) 6. Yeni Zelanda (Hıristiyan) 5. Hindistan (Hinduizm) 4. İngiltere ve Galler (Hristiyan) 3. Amerika Birleşik Devletleri (Hristiyan) 2. İsveç (Hıristiyanlık) 1. Güney Afrika (Hristiyan) Dünyada alkol bağımlılığı oranı en yüksek 10 ülke: 1. Moldova (Hristiyan) 2. Belarus (Hristiyan) 3. Litvanya (Hristiyanlık) 4. Rusya (Hıristiyanlık) 5. Çek Cumhuriyeti (Hıristiyanlık) 6. Ukrayna (Hristiyan) 7. Andorra (Hristiyan) 8. Roma (Hristiyan) 9. Sırbistan (Hristiyan) 10. Avustralya (Hıristiyan) Dünyada cinayet oranı en yüksek 10 ülke: 1. Honduras (Hıristiyanlık) 2. Venezuela (Hristiyan) 3. Belize (Hristiyan) 4. El Salvador (Hristiyan) 5. Guatemala (Hristiyan) 6. Güney Afrika (Hıristiyan) 7. Saint Kitts ve Nevis (Hıristiyan) 8. Bahamalar (Hıristiyanlık) 9. Lesoto (Hristiyan) 10. Jamaika (Hristiyan) Dünyadaki en tehlikeli çeteler ve dinleri : 1. Yakuza (ateist) 2. Agbyros (Hristiyan) 3. Wah Singh (Hristiyan) 4. Jamaika Bossu (Hristiyan) 5. Primero (Hristiyan) 6. Aryan Kardeşliği (Hıristiyan) 7. Kan (Hıristiyanlık) 8. 18. Sokak Çetesi (Hıristiyan)…

İmamlık İmtihan ve Mülakatına Girmeden Okuyun

Allah’ın yüce Adıyla Bu yazı kıymetli arkadaşım, Allah evinin hizmetkarı A.Harputoğluna aittir. Önemli tecrübe ve tavsiyeler ihtiva etmektedir. Diyanet alımı sınavına girecek herkesin okuması elzemdir İmamlık Mülakat Notlarım ve Tavsiyelerim A.Harputoğlu Acizane üç kere mülâkata girdikten sonra imamlık nasip olmuş bir kardeşiniz olarak, şimdiye kadar tecrübe ettiğim ve her mülakata girecek imam adayı kardeşimin mutlaka bilmesi gerektiği hususları sizlerle paylaşmak istiyorum. Rahman Rahîm olan Allahın ismiyle.. Ben mülakata 3 kere girdim ve ilk ikisinde başarısız oldum. ilk mülâkatımı Fatih Abdurrahman Gürses Eğitim Merkezinde girdim. Oradaki hocalarda gözlemlediğim, gayet titizlikle üzerinde duran hocalardı. Kolay kolay yüksek not vermiyorlar ve ufak tefek hatalara dikkat ediyorlardı. Yani çok puan kırıyorlardı. Diğer iki mülakatımı da Pendik Eğitim Merkezinde girdim. Buradaki hocalar biraz daha mülayimdi. Yani daha toleranslı idiler. Ben ikinci mülakatımda 70 almıştım ve puanım yetmedi kazanamadım. Ve nihayet üçüncü mülakatta yeterli puan aldım ve Yüce Mevlam İmamlık nasip etti. Şimdi bütün bunlardan sonra ben Tekirdağ’da Mülakata giren ve daha yüksek alan kişiler duydum. Ancak son zamanlarda Tekirdağ dışındaki bir ilde mesela İstanbul’da ikamet ettikleri halde Tekirdağ’da mülakata girenlere “siz burada oturmuyorsunuz niçin burada giriyorsunuz” diye biraz sorgulandıklarını ve o gibi kişiler üzerinde daha fazla durduklarını ve daha zor sorular sorduklarını duydum. Yani artık…

Türk Hava Kurumu ve Orman Yangınları

Türk Hava Kurumu denilen şebeke 1925 den beri 800 ton altın değerinde yardım parası toplamış. Nereye gittiği meçhul. Bugün Türkiye Cumhuriyeti nin mevcut altın rezervi ise sadece 650 ton. Buna rağmen THK orman yangını söndürme faaliyetlerini Türkiye için asla ücretsiz yapmaz bilakis milletten devletten söndürme paralarını çatır çatır almaktadır. Şu Durumda bu örgüt neyin yardımını topluyor ?? “Bugün Airbus’ın değeri 92 milyar dolar. THK bugüne kadar topladığı para 50 milyar Dolar. Yani en azından Airbus ın yarısı kadar bir şirket olabilirdi. Ancak hiç bir imalat üretim yok. Ve bilindiğinin aksine Türkiye’nin havacılık yatırımlarının öncüsü değildir ve m.kemal de kurmuş değildir. Sadece m.kemal parayla sattığı Nutuk kitabının gelirinden 10bin lira yardım etmiştir. Hepsi bu..” THK örgütünün uçakları eski/demode olduğu için 45 derece ısı üzerinde çalışmıyorlar o yüzden bu defa yangın söndürme ihalesini alamamıştır. Yoksa m.kemalin hatırasına ihanet filan alakası yok. Kaldı ki o örgütü kuran o değil Türk Hava Kurumu kimlerden oluşur ve geliri neler ? Ekseriyeti CHP zihniyeti ve emekli askerlerden oluşur ve 800 kadar müdürü vardır.. THK’nin kurulduğu yıllardaki gelir kaynaklarını şöyle sıralamak mümkündür: 1. Halkın bağışları 2. Tayyare Piyangosu (27) 3. Fitre-zekât ve Kurban derileri 4. Tayyare Pulu (tutkallı makbuz) 5. El ve duvar ilanları imtiyazı 6. Her…

Vahdet-i Vücut | Muhyiddin İbnArabi KS
Misafir Yazar , Tarikat / 3 Ocak 2021

Allahın Yüce Adıyla Tenezzülât-ı hamse Muhyiddin ibn-i Arabî ve takipçileri demişlerdir ki, Allah’ın isim ve sıfatları onun zatının aynısıdır. Bunun gibi sıfatları da birbirlerinin aynısıdır.1Mesela ilim ve kudret sıfatı Allah’ın zatının aynısı olduğu gibi bunlar birbirlerinin de aynısıdır 2 Bu makamda başkalık ve fazlalık söz konusu değildir. Kısacası Allah’ın isim, sıfat, şe’n ve itibarlarına başkalık icmal ve tafsil itibariyle ancak ilim hazretinde ortaya çıkmıştır. VÜCUB MERTEBESİ İlim haziresinde bulunan iki taayyünü vücûp mertebesine dahil görür ve bu ayânın henüz haricî varlık kokusunu koklamadığını ileri sürerler31-taayyün-i evvel- vahdet makamı- hakikat-ı MuhammediyyeAllah’ın isim, sıfat, şen ve itibarlarına başkalık farklılık icmalî ise buna taayyün-i evvel denir2- taayyün-i sânî- vahidiyet makamı- mümkinâtın hakikatleri4Allah’ın isim, sıfat, şen ve itibarlarına başkalık farklılık Eğer tafsilî ise buna da taayyün-i sânî denir 1 Ehl-i sünnete göre iseHariçte var olan Allah’ın sekiz sıfatı, hariçte keyfiyet ve benzetme olmadan zorunlu olarak Allah’ınzatından ayrıdır. Bu sıfatlar aynı zamanda birbirlerinden de ayrıdır. 2 Ehl-i sünnete göre iseBu sıfatlar birbirlerinden ayrıdır Bu keyfiyetsiz temeyyüz Allah’ın yüce zatında da vardır. Çünkü Allahkeyfiyeti meçhul bir genişlikte geniştir. Bu emsalsiz temeyyüz ve keyfiyetsiz vüs’atla birlikte Allah’ın isim ve sıfatlarına ilim makamında da bir tafsil ve temeyyüz arız olmuş ve onlar (varlık alemine) bu haliyle aksetmişlerdir.3 hazreti…

Nusretullah Hocanın Mahmud Ef Hz ile Tanışması

Bismillahirrahmanirrahim Hocam Mahmud Efendi ile tanışmanız nasıl oldu ? Nusretullah Hocaefendi: Benim sakal bırakmam, bizim hısımlarla aramı açmıştı. O sıralar Mahmud Efendi Hazretlerinin vekili İhsan Efendi ile tanıştım. İhsan Efendi’nin hal ve hareketleri beni çok etkiledi. İhsan Efendi ile tanıştıktan sonra bana yaptığı ilk iyilik, bizim hısımlarla aramızı düzeltmek oldu. 1969 yılının yaz aylarıydı. Bir gece bir rüya gördüm. Rüyamda heybetli bir zat bana “senin bir mürşid-i kâmile ihtiyacın var” dedi. Ben de “nerede bulacağım onu” dedim. Bana “yeryüzünün en büyük mürşidi kâmili şu karşıdaki dağa gelmiş, insanları irşad ediyor, var sen de onun yanına git” dedi. O zatın bana gösterdiği yer Akyazı’ya beş kilometre uzaklıkta “Aksarpete” mevkii idi. Koşarak Aksartepe’ye gittim. Oraya vardığımda sohbet bitmiş, cemaat dağılıyordu. Mescidin içine girdim, siyah sakallı, heybetli, nurani yüzlü, sarığı, cübbesi ve şalvarı yemyeşil bir kişi namaz kılıyordu. Bu zattan çok etkilendim. Oturdum namazını bitirmesini bekledim. Sağa selam verdiğinde onunla göz göze geldiğimde, beni o kadar etkilemişti ki, nefes alamaz oldum… Uyandığımda tepeden tırnağa ter içinde kalmıştım. . Rüyamın ertesi, günü daireye, sakallı, şalvarlı, cüppeli bir adam geldi. Hocaya benziyordu. Ona da kanım kaynamıştı. “Siz hoca mısınız?” dedim. “Evet” dedi. “Nerede görevlisiniz?” “Nuru Osmaniye camii imamıyım.” “Bir mürşide bağlılığınız var mı?” “Evet, var”…