Muhammed Emin Er hoca | İslam Akaidi

Allah’ın Yüce Adıyla Muhammed Emin Er hocanın Kaleminden Ehli sünnet Akaidi Muhammed Emin Er hoca efendi benim bu dünyada Mahmud Efendi hazretlerinden sonra idol kabul ettiğim 3 kişiden biridir, diğeri Mehmet Savaş hoca ve Japonya’dan Nimetullah hoca. Sebebi Muhammed Emin Er hoca yetmiş yaşlarında iken evini rahatını terk etmiş ve henüz başgöstermiş olan Afganistan cihadına gitmiş etmiş dağ bayır cephelerde koşarak rus kafirine karşı müminler safında cihad etmiştir. Muhammed Emin hoca Efendi ile benim görüşmem İsmailağa camii’nde itikaf odasında oldu. Hoca Efendi ara ara gelir Mahmud Efendi hazretlerini ziyaret ederdi, Efendi hazretleri beykoz’a gitmiş olsa da o yine ismailağa’ya gelir ziyaretlerini gerçekleştirirdi Allah razı olsun. O gün onu Hasan Efendi ve Mustafa efendiler konuk ettiler. O efendilerin hoca efendi’ye hürmet ve tazimi görülmeye değerdi önünde talebe gibi duruyorlardı. Hasan Efendi hazretleri hiç bilmiyor gibi ona fıkhî sorular soruyor verdiği cevapları can kulağı ile dinliyordu Ehli sünnet itikadı Son dönemin en önemli âlimlerinden Muhammed Emin Er Hoca, ilmi donanımı, eserleri, insan yetiştirmesi, talebelerine ilmî emaneti devretmesi, siyasal istikameti, yaşadığı zühd hayatı ve çok yönlü cihadıyla tam bir Rabbanî âlimdir Alet ilimlerinde ve İslâmî ilimlerin her alanında eserler vermiş seçkin bir kişidir. Şahsında usul ilimlerini, şer’î ilimleri cem etmiştir. İslâm’ın deruni boyutunu…

Efendi Hz Huzurunda Mektubat Okudum
Hatıralarım , İktibas / 22 Aralık 2024

Bismillahirrahmanirrahim Mahmud Efendi Hz ile Bir Hatıram: Mektubatı sen oku  18 yaşlarındayım İsmailağa Kubbealtı medresesinde talebeydim. Yaz tatiliydi herkes evine gitmiş ben biraz daha medresede kalıp derslerime çalışmayı istiyordum. Öğle namazı akabinde Mahmut Eren hocam bana “sen de gel” dedi ve Efendi Hazretlerinin odasına çıktık. Anadolu’dan gelmiş vekil hocaların tekamül içtiması varmış Efendi Hazretleri huzurunda Mektubat okuyacaklar efendi hazretleri manayı verecek tasavvuf sohbeti edecek.. Efendi Hazretleri “herkes kalemini versin” dedi. Onlar kalemlerini çıkardılar uzattılar ben de kalemimi uzattım verdim. Efendi hazretleri içlerinden bir kalem ✏️ çekti kimin bu kalem ? benim kalemim dedim efendim. Efendi hazretleri sordu sen hangisisin ? Talebe o efendi hazretleri” dediler. Okuyabilecek mi? Mahmud hocam “bizim talebimiz okur efendim” dedi. Gelsin okusun buyurdu. En arkadan hocaların arasından yararak geldim Efendi hazretleri önüne oturdum. Hiç unutmuyorum 52. Mektuptu, başladım okumaya. Ben arapça ibareyi okuyorum Efendi hazretleri mana veriyor böyle bir saat kadar okudum derken ikindi namazı oldu. Efendi hazretleri “namazdan sonra tekrar toplanın” buyurdu ve ikindiden sonra yeniden odasında toplaştık.  Bu defa Efendi Hazretleri Anadolu’dan bir hocanın kalemini çekti O başladı okumaya.. ama okuyamıyor mübarek. her kelimede takılıyor, her kelimeyi hatalı okuyor.. Efendi Hazretleri çok darıldı “Talebe okuyor siz niye okuyamıyorsunuz!” demekten kendini alamadı.. Yani neden çalışmıyorsunuz…

Medrese Talebelerine Allah’ın yardımı
ANALİZ , Hatıralarım , İktibas / 12 Aralık 2024

Allah’ın yüce Adıyla  Recep Gerçek hocam anlatıyor: 2005 yılında Efendi hazretlerimizin umresi esnasında bize bir haber geldi -tabii o haberin sıhhatini tam olarak bilmiyoruz ama- bütün herkes umreye gelsin gerekirse borç alınsın ve herkes umreye gelsin denildi muhtemelen size de gelmiştir. Biz de o zaman talebelerimizle beraber kendimiz de dahil olmak üzere hep beraber işte borç olarak gittik. Mekke’de 12 gün kadar kaldık para suyunu çekti üstelik orada İbnil Baz diye bir kitapçı bulduk ki Türkiye’nin üçte bir fiyatına veriyordu kitapları. Hem umreye borç ile gelmiştik hem de elimizdeki bütün harçlığımızı kitaplara verdik ve bununla beraber Medine’ye geldik. dolayısıyla talebelerimizin tamamı harçlıksız kaldı, Ben de öyle.. arkadaşlardan borç almak zorunda kaldım eldeki parayı da kitaplara verince böyle beş parasız kaldık Bu arada Medine’de Mescid-i Nebevî içinde bizim Osmanlı saatinin arkasında oturmuş böyle Peygamberimiz yeşil kubbesine bakarken  ben kara kara düşünüyordum.. Yani Allah biliyor hani normalde tespih çekiyor olmam lazım ancak bu mali sıkıntılar içerisinde talebelerin durumu ne olacak benim durumum ne olacak bu şekilde düşünüp duruyordum. O ara karşıdan Ali Polat hocam geldi şöyle elini omuzuma vurarak bana kucağıma bir tomar para attı paralar Euro.. bunu al kendinin ve talebelerinin ne ihtiyacı varsa al dedi . O anda ben o…

Prof Bedri Gencer Hocanın Gözüyle İsmailağa

Allah’ın yüce Adıyla  ‘Samimî cemaatlerin birincil misyonu, âlim yetiştirmek için yatırım yapmak olmalıdır 29 Nisan 2024 Yıldız Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bedri Gencer İsmailağa hareketinin çağdaş İslâm dünyasında oynadığı benzersiz rol anlaşılamamıştır dedi. Röportaj: F. KOÇAK Mahmud Efendi ve Hasan Efendinin vefatları sonrasında yoğun bir şekilde gündeme gelen İsmailağa Cemaati üzerine camiayı yakından tanıyan Prof Dr Bedri Gencer ile konuştuk. İsmailağa cemaati, hangi geleneğe yaslanıyor? İsmailağa cemaati, Nakşibendî geleneğe dayanır. Türkiye gibi ideolojik akıl tutulmasının hâkim olduğu bir ülkede birbirine karıştırılan tarikat ile cemaat kavramları, ancak aralarındaki aynılık ve ayrılık ile tam anlaşılabilir. 1) Cemaat: Dünyanın bütün dillerinde “cemaat”, aslen “Allah’ın huzurunda toplanan insanlar, mabet (havra, kilise, câmi) topluluğu” demektir. Müminler topluluğu, câmide Peygamberin (s.a.v.) “arkasında” namaz kılarak kardeş ve cemaat olurlar. 2) Tarikat: Müminler topluluğu, câmi dışında da “tarikat-ı Muhammediye” denen Peygamberin (s.a.v.) “yolundan” (tarikat, sünnet) giderek kardeş ve cemaat olurlar. Bu yüzden “brotherhood=uhuvvet” kelimesinde cemaat ile tarikat mânâları birleşir. İki kavram arasındaki aynılık ve ayrılığı şöyle gösterebiliriz: Aynılık: cemaat: tarikat Ayrılık: tarikat >kol >cemaat Nakşibendîlik, tarikat, Gümüşhânevîlik, onun kolu, İskenderpaşa, onun cemaatidir. Bu fark, altın silsile denen şeyhler listesinde görülür. Nakşibendiye’nin altın silsilesi, 30. halkayı teşkil eden Mevlânâ Hâlid Bağdâdî’den (Kuddise Sirruhû) sonra ayrılır, Gümüşhânevî İskenderpaşa…

Bilimsel Sahtekarlık 3
Genel , Haberler , İktibas , SAĞLIK / 1 Ekim 2023

Bir ülke vardı; Hemşireler kapı kapı gezip mamanın faydalarını,çocukları daha zeki yaptığını anlattılar,anne sütünün ise zararlarını..! Ve anneler durumu olmasa dahi o pahalı mamaları alıp çocuklarına yedirdiler ne de olsa devletin kapısına gönderdiği “okumuş” insandan daha iyi bilecek degillerdi ya “cahil” halleriyle. Bir ülke vardı; Köylerinde mis gibi yonca yiyip yağlı yağlı süt veren ineklerin sütünü bıraktırıp, okul sıralarındaki köylü çocuklara hayırsever ABD süt tozunu suyla karıştırıp dağıttılar lıkır lıkır içirdiler. Ne de olsa öğretmeni veriyordu ondan daha iyi bilecek değillerdi ya….. Bir ülke vardı; tereyağ, yumurta, sakatat kolestrolü fırlatıyor aman yemeyin ölürsünüz! diye korkuttular. İnsanlar ağızlarına sürmedi korkularından. Sonra ne mi oldu “Ayyy pardon o bilgi yanlışmış yiyin gari” dediler. Zavallı halk kooosskocaa profesörlerden daha iyi bilecek değillerdi ya. Bir ülke vardı; günlerden birgün kuş gribi geldi bu ülkeye medya nasıl panik! Beyaz astronot gibi giyimli bilgili adamlar tavukların ayaklarından çuvala tıkıp tıkıp imha ettiler. Halk nasıl panik! Köylü bacım canım yerli ırk tavukları imha ettirdi, gitti reklamı yapılan virüssüz banvit tavuk, yumurta aldı afiyetle yedi. Ne de olsa koskoca gazeteci reklamında onu tavsiye etmiş fabrikasını gezdirmiş garanti vermişti. Kooskoocaa gazeteciden daha iyi bilecek değildi ya…… Bir ülke vardı; dağı bayırı güzelim zeytin ağaçlarıyla dolu ne mi oldu? aaa…

Ümmetle Arasına Duvar Örenler

Allah’ın yüce Adıyla  Sabah çocukları medreseye götürürken radyoyu açtım, baktım Abdulmetin Hocam merhum konuşuyor… Ama ne konuşuyor mübarek ağzından bal akıyor.. Aklımda kaldığı kadar: “Çocuklarınızla ilgilenin. ailenizle ilgilenin. Bunun için tatile mi gideceksiniz bunu ibadet sayın. umreye mi gideceksiniz grupla gitmeyi birakin ailecek gidin. 24 saatinizi birlikte geçirin onları tanıyın. arkadaşları çocuklarınızı sizden iyi tanıyor ben de dahil. çocuklarınızı holivut patentli kilise tandasli çizgifilmlerin eline terk etmeyin. çocuklar sizin ama birileri onları sizin elinizden öyle bir alır ki.. onlarla gönül bağları kurun. vazgeçilmez olun. “annem ne der sonra.. babam üzülür ama” diyecekleri bir konuma gelin üzüntünüzü dahi hesap edecekleri bir mevkiniz olsun onların dünyasında Eşinizle iyi geçin hanımınızı kazanın kocanızı kazanın. Mübarek hoca efendi sözüdür şöyle derdi “bu insanın kendine ettiğini gavur yapamaz” siz kendinize ettiğiniz zararı düşman size edemez. Adem as o yasak ağaçtan yeyince hatasını anladı ağlamaktan cennet sel oldu ancak bu onu oradan çıkmaktan kurtaramadı. işlenen hatanın sonucunu hep birlikte çektiler çekmekteyiz.. Bir anlık öfkene mağlub olursan o yuvan dağılır Allah eşini senden alır başkasının eline verir onun da hevesi geçer her iş olur sonra onu boşarsa sen de defolu olarak geri almak durumunda kalırsın.. ne gerek vardı alttan alsaydın tamam sen haklısın canım deseydin.. Arkadaşlar bana…

Sahte Şey-h Masum Bayraktarın 2012 de Silinen yazısı

Yüce Allah’ın adıyla.. Kıymetli okuyucu, tarih boyunca her değerli metanın çakması, her pahalı eşyanın sahtesi olduğu gibi Peygamberin de sahtesi çıkmış Mürşidlerin de sahte kopyaları çıkmıştır. Hatta şeytanın avanesi sahtelik üretmede sınır tanımamış ilah’ın bile sahtesini çıkararak kullarını Allah’tan koparmak istemiştir. Bu bakımdan insanların bir uğraşı da her devirde sahteyi gerçeğinden ayırt etme meselesi olmuştur. Bunun için türlü aletler, marka tesciller, patent sistemleri icat etmişlerdir. İnsan meslekleri arasında sahte olanı gerçeğinden ayırt etmek için ise diploma/ icazetname sistematiği ihdas etmişlerdir. Dolayısıyla bir mürşid,  bir Tarikat şeyhinin hakiki ve gerçek olabilmesi için Şeriatta istikametli, Sünnete ittibalı olması yanında sağlam hakiki bir mürşid elinde terbiye görmüş, kemal’e ermiş ve ondan irşad konusundaki izinli icazetli olması gerekmektedir. Masum Bayraktar’a gelince.. Masum Bayraktar sayılan şartlardan hiç birini taşımaz. Bir mürşid elinde terbiye görmemiştir, herhangi bir izni, icazeti, yeterliliği de yoktur ve hatta şeriatta istikamet sahibi olmaktan bile uzaktır. Bu Masum Bayraktar adlı şahsın şeyhlik taslaması her açıdan geçersizdir boştur. Nefsani emellerine matuf, saf ve bilgisiz insanları kandırıp peşine takmaktan ileri bir şey değil. Bunun Tarikatta en yüksek bir noktaya; şeyh olmaya nasıl göz diktiğini İsmailağa Mahmud Efendi Hz tarikatı büyükleri yıllar öncesinde tespit etmişler ve bunu afişe ederek halkı uyarmışlardır.  Bu o zamanlar o garazını…

Hazer kıl kırma kalbin kimsenin cânını incitme | Alvarlı Efe Hz
EDEBİYAT , İktibas , Tasavvuf / 17 Aralık 2022

NUTK-İ ŞERÎF Hazer kıl kırma kalbin kimsenin cânını incitme Esîr-i gurbet-i nâlân olan insânı incitme Tarîk-i ışkda bî-çâre-yi hicrânı incitme Sabır kıl her belâya hâne-yi Rahmân’ı incitme Felekde hâsılı insân isen bir cânı incitme Günâhkâr olma “Fahr-i Âlem-i Zî-şân”ı incitme Elin çek meyl-i dünyâdan eğer âşık isen yâre Muhabbet câmını nûş et asıl Mansûr gibi dâre Misâfirsin felek bâğında bendin salma efkâre Düşersen bir belâya sabır kıl Mevlâ verir çâre Felekde hâsılı insân isen bir cânı incitme Günâhkâr olma “Fahr-i Âlem-i Zî-şân”ı incitme Bulaşma çarh-ı dünyâya vücûdun pâk u tâhirken Güvenme mâl u mülk ü mansıbın efnâsı zâhirken Nic’oldu mâlı Kârûn’un felek bâğında vâfirken Nedir bu sendeki etvâr-ı derd gönlün misâfirken Felekde hâsılı insân isen bir cânı incitme Günâhkâr olma “Fahr-i Âlem-i Zî-şân”ı incitme Hasîslikden elin çek sen cömerd ol kân-ı ihsân ol Konuşma câhil-i nâdân ile gel ehl-i irfân ol Hakîr ol âlem-i zâhirde sen ma’nâda sultân ol Karıncanın dahî hâlin gözet dehre Süleymân ol Felekde hâsılı insân isen bir cânı incitme Günâhkâr olma “Fahr-i Âlem-i Zî-şân”ı incitme Ben insânım diyen insâna düşmez şâd u handânlık Düşen bî-çâreyi kaldırmadır âlemde insânlık Hakîkat ehlinin hâlidürür dâim perîşânlık Bir işi etme kim gelsin sana sonra peşîmânlık Felekde hâsılı insân isen bir…

Global Dolandırıcı (mail yoluyla)
Dünya Gündemi , İktibas / 17 Ekim 2022

Allahın Yüce Adıyla Eğer bana geldiği gibi size de şöyle mesaj geldiyse kesin dolandırıcıdır: “Umarım bu mesajı anlamışsınızdır çünkü size yazmak için bir tercüman kullanıyorum. Ben Bayan Çavuş Jess Payne. ABD Ordusunun askeri şubesinde. ABD, Bir Çavuş, 32, Cleveland, Ohio, Amerika Birleşik Devletleri’nden bekarım, şu anda meslektaşlarımla birlikte Bingazi, Libya’da özel bir görevdeyim. Ben iyi bir mizah anlayışı olan sevgi dolu, dürüst ve sevecen bir insanım, yeni insanlarla tanışmaktan ve yaşam biçimlerini tanımaktan zevk alıyorum, denizin dalgalarını ve dağların güzelliğini ve doğanın sahip olduğu her şeyi görmekten zevk alıyorum. teklif. Sizin hakkınızda daha fazla bilgi edinmek bir zevk olurdu ve bence iyi bir iş arkadaşlığı kurabiliriz. Çok mutsuzum çünkü hayat bana birkaç yıldır adaletsiz davranıyor; 21 yaşında anne ve babamı kaybettim. Babamın adı Patrick Payne ve annem Mary Payne. Kimse bana yardım etmedi, ama sonunda kendimi ABD ordusunda bulduğum için mutluyum. Evlendim ve bir çocuğum oldu, ama öldü ve kısa bir süre sonra kocam beni aldatmaya başladı, bu yüzden evlilikten vazgeçmek zorunda kaldım. Ayrıca orada ülkemde, Amerika Birleşik Devletleri’nde ve burada Bingazi, Libya’da, hayatta ihtiyacım olan her şeyle kutsandım, ama bana tavsiyede bulunacak kimse yok. Güvenebileceğim ve paramı nasıl yatıracağım konusunda bana tavsiyede bulunacak dürüst birine ihtiyacım var. Çünkü ailemin…

Hakaret Ticareti | Fatih Altaylı
Genel , Haberler , İktibas , Türkiye Gündemi / 7 Eylül 2022

Fatih Altaylı denen o gazeteci İhsan Şenocak hocaya düşmanca tavırlarıyla dikkat çekmiş hatta hakaret ve iftiralar etmiş biri.. Bununla beraber kendi cephesinde dönen bazı dolapları da ifşa edecek bir karakter.. “Namaz kılmayı bilmem bile” diyerek cehaletini itiraf eden bu zavallının yazısı ibretlik:  “Çok şaşıracaksınız…! Bir süre önce bir lokantada dostlarımla yemek yiyorum. Kamuoyunun yakından tanıdığı bir hanımefendi yanıma geldi, yanında duran bir beyefendiyi tanıştırdı. “Avukat bilmem kim!” “Memnun oldum” dedim. Avukat hemen atıldı. “Biz hanımefendinin avukatlık işlerini yürütüyoruz. Size de yardımcı olmak isteriz” dedi. Nasıl olacak o iş dedim. Anlattı. “Siz bize bir vekaletname vereceksiniz. Bu vekaletname sadece size yönelik hakaret davaları için geçerli olacak. Biz gerek sosyal medyada, gerekse başka yerlerde düzenli taramalar yaparak size yönelik hakaret içeren paylaşımları ekibimizle tespit edeceğiz ve bunlara hemen dava açacağız. Sizin haberiniz bile olmayacak. Her ay hesabınıza ciddi bir para yatıracağız. Bizi görmeyeceksiniz bile.” İlk kez böyle bir şey duyuyordum. İlgilendiğimi zannederek peş peşe gazetecileri saymaya başladı. “Tüm bu meslektaşlarınızın bu konudaki avukatlığını biz yapıyoruz. Bazıları sadece bu hakaret davalarından ayda 300 bin TL’ye yakın gelir elde ediyorlar” dedi. İnanamadım. Kendilerine edilen hakareti geçim yolu haline getirmişlerdi. Küfürü yiyor, paraya çeviriyorlardı. Hatta muhtemelen daha çok küfür işitmek için, daha uç yazılar yazıyor,…

İslamoğlu Öztürk – ABD ilişkisi

Bismillahi ve Neğužübillah MUSTAFA İSLAMOĞLU NERELERDEN BESLENİYOR ? Mustafa İslamoğlu’nun Amerika Birleşik Devletleri’nde seminerler verdiğini biliyor musunuz?  Almanya gibi gurbetçilerimizin olduğu ülkelere de gidip “gurbetçi vatandaşlarımıza sohbet veren hocalar da var” diye hemen itiraz etmeyin.  Mustafa İslamoğlu’nun faaliyetlerinin bunlar ile bir ilgisi yok. ABD üniversitelerinde herkese seminer verdirmezler, ancak beraber iş tuttukları akademisyenlerin faaliyetlerine izin verirler.  Mustafa İslamoğlu ABD ile birlikte ortak proje çalışmaları olan bir kişidir.  O kadar ki, Merkezi Washington’da bulunan İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) Mustafa İslamoğlu’na ödül vermiş.  Mustafa İslamoğlu’nun bu örgütten para yardımı da aldığını söylemeye gerek var mı ?  Mustafa İslamoğlu’nun değirmeni nasıl döndüğünü bilmiyorsanız öğrenin.  Tabi sadece Abd’den değil İran’dan da beslendiğini çok iyi biliyoruz. Hasılı, Mustafa islamoğlu 1997 yılında Hellman Hammett Human Rights Watch 1997 ödülünü almıştır.” imza: Burhan Yılmaz Şunu da ben ilave etmiş olayım, bilgi zayi olmasın: Edirne’li emekli asker Turgut Oğuztürk abiden dinledik. Onun tanıdığı bir albay Amerika’ya gitmiş ABD’nin davetlisi olarak. İslam’la mücadele kurumu mu ne varmış orada.. Albay demiş ki Turgut abiye “Orada bizim Yaşar Nuri hocayı da gördüm” yani yaşar Nuri Öztürk’ü !  Anlaşılan her dönemde batılı abilerinin talimatıyla Hakiki İslam aleyhine çalışan kripto hocalar her zaman var olmuştur. Onlar da gelmişler Türkiye’ye islam neferi postu içinde…

Mahmud Efendi Arkasından Ne Dediler ?

Allahın Yüce Adıyla.. Geçici dünya hayatında gelen gider doğan ölür.. Geriye hoş bir seda, müminlerin kalplerinde sevimli bir yer birakabilmek önemli. Çünkü “Sizler Allah’ın yeryüzündeki şahitleri siniz”¹ İmam Mahmud efendi Hz her fani gibi ebedi yurda irtihal etti. Müminler, alimiyle talebesiyle, havassı, avamıyla hüsn-ü şehadette bulundular.. Bu şehadetlerden bazılarını aktaracağız Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan:  Bismillahirrahmanirrahim sevgili kardeşlerim bugün burada ilim irfan Hikmet sahibi bir önderimizi ebediyete uğurluyoruz. İstanbul İmam Hatip lisesinde okurken okul çıkışlarında İsmailAğa camisi’ne gider Mahmut Efendi Hazretlerinin arkasında namaz kılar onun feyizli sohbetlerinden istifade ederdik. taziye konuşmasında söylenenler söylendi üzerine ekleyecek bir şey yok. (Çıkan bazı bozuk sesler üzerine) Ben ülkenin cumhurbaşkanı olarak o gün cenazedeydim CHP’den bazı arkadaşlar da oradaydılar demek ki nasip olanlar da varmış..” Diyanet işleri başkanı Prof Dr Ali Erbaş Cenaze günü Fatih Camiinde Okuduğu cuma hutbesinde diyanet’in rutin hutbe metninin dışına çıkarak Mahmut Efendi’nin vefatına mahsus bir hutbe irade etmiş “Allah’ın dostlarına korku ve üzüntü yok..” ayeti kerimesi ile “alimler peygamberlerin varisleridir” hadis-i şerifini okuyarak Mahmut Efendi Hazretlerinin Allah katındaki mekanesine atıfta bulunmuştur. Prof Toktamış Ateş: Türkiye’de bir tane devrimci bilirim o da Mahmut Efendi diye bilinen bir cami imamı Mahmut Ustaosmanoğlu’dur. adam sessiz sedasız kanunları ayak altına aldı. Devrime karşı devrim…

DİAYDER Üyelerinin Terör Davası

DİAYDER üyelerinin terör davası başladı Terör örgütü PKK ile iltisaklı olduğu belirtilen Din Alimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneğinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi çalışanlarının da aralarında bulunduğu 23 üyesi hakkında açılan davanın görülmesine başlandı. AA. Murat Kaya, Başak Akbulut İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada sanıkların kimlik tespitlerinin ardından avukatların talepleri alındı. Sanık avukatları, bazı sanıklar hakkında benzer suçlar ve eylemlerden İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesinde geçtiğimiz yıl açılan devanın devam ettiğini belirterek, bu dosyaların birleştirilmesini istedi. Mahkeme heyeti, 5 sanık hakkında İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yargılama sürse de her iki iddianame incelendiğinde, bu davadaki eylemlerin, diğer dava açıldıktan sonra gerçekleştiğini belirtti. Bu iddianamenin daha detaylı ve kapsamlı olduğunu ifade eden heyet, İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazı yazılarak, 5 sanık hakkındaki dosyanın bu mahkemede birleştirilmesine yönelik olumlu yönde muvafakat yazılmasına karar verdi. Heyet, İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılaması süren sanık Fahrettin Ürgün’ün dosyasının birleştirilmesi talebinin ise daha sonra değerlendirilmesine hükmetti. DİAYDER Başkanının savunması Taleplerin tamamlanmasının ardından sanık savunmalarına geçildi. Duruşmada önce, kimlik tespitinde lise mezunu, emekli ve aylık ortalama 30 bin lira geliri olduğunu, tutuklanmadan önceyse ticaretle uğraştığını söyleyen DİAYDER Başkanı tutuklu sanık Ekrem Baran’ın savunması alındı. Baran, medrese mezunu ilahiyatçı imam ve hocaların biraya geldiği derneğin, kuruluşundan bu…

Hz Muaviye 100 roma Altınını kabul etmedi
Dini Hüküm , İktibas , İslami hayat / 22 Nisan 2022

Allahın yüce adıyla.. Hz Muaviye RA döneminde islam ordusu Abdurrahman b. Halid komutasında cihad etti. müslümanlardan biri savaşta 100 roma altınını zimmetine geçirdi. Savaştan sonra pişman oldu geldi Emîre teslim etmek istedi. Emir kabul etmedi. “gaziler dağıldı ben bunu alamam. kıyamet günü getirirsin Allah gazilere haklarını taksim eder” dedi. O hangi Sahabeye götürdü ise hiç biri kabul etmedi. Kalktı hilafet merkezi Dimeşke gitti Hz Muaviye huzuruna çıktı o da “kabul edemem” dedi. Adam ağlayarak çıktı bir yandan ağlıyor bir yandan inna lillahi çekiyordu. Faqîh bir zat olan Abdullah Elseksekî onu gördü neden ağlıyorsun. Başından geçeni anlattı. Gir Muaviyenin yanına de ki “sen imamın hakkı olan 5’te 1’i al..” Bu zat Hz Muaviye nin yanına giriyor ona diyor Sen imamın hakkı olan şu beşte biri al..” Gerisi ne olacak ? Gerisini ben Mücahitler namına tasadduk edeceğim “Allah sadakaları Kabûl eder..” (Tevbe:104) Allah o mücahitlerin isimlerini yerlerin bilir. Fakih Abdullah böyle fetva verdi. Hz Muaviye diyor ki keşke hiçbir şeyim olmasaydı da şu fetvayı verecek ilme sahip olaydım çok güzel söylemiş. Kaynak : İbni Kesir tefsiri. Tercüme : isa Erdoğan

Zekeriyya Beyaz öldü. Geriye ne bıraktı ?

Zekeriyya Beyaz öldü evet bir zamanlar seküler televizyonların ekran yüzü, ramazan maskarası, verdiği fetvalarla laiklerleri sevindirip güldüren, müminleri sinirlendirip üzen Zekeriya Beyaz.. Bu yazıda 80 yıllık bedbaht bir ömrün gerisinde neler bırakıp gittiğini ibretle okuyacaksınız.  Beyaz, “Sancak” adında bir gazete çıkarıyordu. Onunla çok operasyon yapmıştı. Refah Partisi Millî Görüş hareketinin kapatılması işinde aktif rol oynamıştı. Böyle bir konuşma olmadığı halde, Erbakan’ın, 13 Mayıs 1991 günü Sivas Çermik’te partili arkadaşlarına, “RP cihad ordusudur. Cihada para vermeyen cennete gidemez’’ dediğini yazmış bu yolla partiyi gerekli mihraklara jurnallemişti. Savcı Vural Savaş da Erbakan’ın ağzından çıkmadığı halde, Sancak gazetesinde kullanılan o ifadeleri RP’nin “laiklik aleyhtarı faaliyetlerin odağı” iddiasına delil olarak kullanmış ve Parti’nin kapatılmasını sağlamıştı. Yapılanlar tam bir tiyatro, danışıklı dövüştü. Siyasette tutunamayınca, akademik kimliği üzerinden kariyer planlaması yaptı. Milletlere has Müslümanlık olmayacağı halde, “Türk Müslümanlığı” kavramını savundu. “Biz İslam’la mükellefiz, Arapların örf ve adetleri ile sorumlu değiliz” dedi.  ‘‘İslam ve Giyim Kuşam (Başörtüsü Sorununa Dini Çözüm)’’ başlıklı bir kitap yazarak tesettüre savaş açtı. “Ne türban ne pantolon, en kutsalı don…” sözleri, laikçi azınlığın diline pelesenk oldu.  Zekeriya Beyaz Kadınların mini etek ve göğüsleri tamamen açık bir şekilde namaz kılabileceği fetvasını verdi ! Erkeklerin de şortla namaz kılabileceğini söyledi. “Orucu, beyinsiz iş yapan tutsun”…

Tebliğ Cemaati Hakkında Değerlendirme

Allah’ın yüce adıyla.. Mescid-i Selam Tebliğ Cemaati Ehli Sünnet midir  ? Tebliğ cemaati tasavvufa karşı mıdır ? Tebliğ cemaati vahabi-selefi akımı tesirinde midir ? Bu yazıda bu konulara açıklık getirmeye çalışacağız. Bu soruların cevabını iki yoldan arayacağız: 1)  onların kitaplarındaki tarikat tasavvuf yanlısı ifadeleri görerek. 2) Tebliğ cemaatine katılan tebliğ faaliyeti yapan kişileri inceleyerek, onları gözlemleyerek. 3) Bizden daha sağlam daha hassas alimlerin ilgili cemaat hakkındaki kanaat ve hükümlerini aktararak 1) Kitaplarla Tebliğ cemaati Cemaat’in kurucu liderlerinden Muhammed Zekeriyya Kandehlevi kendi eserinde bizzat müminlere şeyh edinmeyi tavsiye etmektedir. Bu sebeple Tebliğ cemaatinin tarikat ve tasavvufa karşı olması mümkün değil. Fezail-i Âmal isimli eserin “Salih müminlerle beraber olmak” bölümünde Sandıklarla beraber olun” ayeti tefsiri sadedinde “Tefsir alimleri ‘doğru olanlardan’ sünnete uyan samimi mürşidiler’in kastedildiğini yazmışlardır. Bir kimse onların kapısındaki hizmetkarların arasına girdiği zaman onların terbiye ve velayet kuvvetleri sayesinde çok yüce makamlara erişirler” demiştir. Başucu kitabında bu bilgiler yazılı olan bir cemaat, tarikat ve tasavvufa, şeyhe mürşide karşı olabilir mi ! ikinci husus: İhvanından nice kişiler Mahmud Efendiden Tebliğ Cemaati ile sefere çıkmak için izin istemişler ve hiç birinden “hayır çıkamazsın şeklinde cevap vermemiştir. Hatta Edirne’de şuna rast geldim; onlardan bir cemaat Edirne’de tebliğ hizmeti için gelmişti içlerinde İsmailağa mensubu biri…

İslamda Kadın Sevgisi ve Evlilik (Ruhul Beyan)
İktibas , İslami hayat , Kuran İlimleri / 25 Kasım 2021

Nisa 19. Ayeti tefsiri sadedinde Ruhul Beyan Tefsirinde olan acaib bilgiler وَعَاشِرُوهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ ۚ فَإِنْ كَرِهْتُمُوهُنَّ فَعَسَىٰ أَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَيَجْعَلَ اللَّهُ فِيهِ خَيْرًا كَثِيرًا  “..Hem onlarla iyi geçinin! Fakat onlardan hoşlanmazsanız artık (sabrediniz) olur ki bir şey hoşunuza gitmez de Allah, onda birçok hayır takdîr etmiş bulunur” Nisa:19 Kadının mehrini vermek farzdır, mehri ödeme niyeti olmadan ahirete giden kişi “zina etmiş” olarak huzura varacak, Ödeme niyeti olmadan borç alanın “hırsız” olarak ahirette gideceği gibi. Çok evlenmek dünyacılık değildir çünkü zahitler abidler nice evlendiler, kimi ikişer kimi üçer.. Evli kişi evliliğin yükünü taşıdıkça Allah katında “Allah yolunda sabreden mücahid” sevabı alır Kıssa Salihlerden bir zat vardı, hanımı vefat etti arkadaşları seni evlendirelim dediler bu hayır böyle tek olmam bana daha iyi gelecek dedi.. Üzerinden bir hafta geçti bir rüya gördü, rüyasında açılmış kapıdan göğe yükselen varlıklar vardı arkalarından gitmek istiyordu kime yaklaştıysa “uğursuzun berektsizliğinden Allaha sığınırız” diyorlardı.. ve kimse onu kendine yaklaştırmıyordu.. Nihayet bir sonuncusu sema kapısndan gidecekken ona yaklaştı aynı şeyleri duydu. “Kim o uğursuz” diye sorabildi. O zat “sen” dedi. Neden ki ? Bilmiyorum biz geçen haftaya kadar senden “Allah yolunda sabreden mücahit” sıfatıyla amellerini Allaha yükseltiyorduk ancak ne olduysa geçen cumadan beri bu kesildi” dedi. Bu zat…

Çalınan Motorumu Allahın İzniyle 2 Günde Buldum (çalıntı duası)

Rahmân Rahîm olan Allah’ın ismiyle.. Hocam ben kendi yağında kavrulan mütevazi bir yaşantısı olan biriyim. Küçük eski bir motorum vardı, artık işimi görmüyordu. Yaptım ettim para biriktirdim kendime yeni bir motor aldım Konda, güzel iyi bir motor. iki kişi taşıyabiliyordu. Eşyalarımı kitaplarımı onunla taşıyordum, emr-i bil marufa vaaza onunla gidiyorum. Üzerinden altı ay kadar geçti ki bir Ramazan günü.. Gece sahur vaktinde hizmetten geldim, sabah namazından sonra da binip gidecektim “hem de Ramazan ayı kim çalacak” diyerek bağlamadım. Sabah namazı için kapıya çıktığımda bir de baktım ki motorum yok, çalınmış..! “Inna lillâhi ve inna ileyhi raciun” Yan binanın güvenlik kamerası vardı, rica ettim görüntüleri verdiler. Kayıtta uzaktan bir araba geldiği görülüyor ancak plaka okunmuyor içinden şapkalı yüzleri görülmeyen 2 kişi çıkıyor ve motorumu çalıp gidiyorlar. Elimdeki görüntüleri aldım ve karakola gittim. O gün Allah’ın işi tevafuk işte.. Benden önce takım elbiseli zengin bir adamın Sange Kover marka pahalı cipi çalınmış.. Karakolda herkes onunla ilgileniyor. Ben de girdim “selamun aleyküm aleyküm selam “motorum çalındı” deyince polisin biri bana ters yaptı “Bak bu adamın cipi çalınmış seninle mı uğraşacağız” dedi. Ben “olur mu ama o da benim servetimdi..” diyerek itiraz ettimse de “git başımdan senin motorunla mı uğraşacağız sen bir bardak su…

Talha Hakan Alp’e Açık Mektup…

Not: Bu mektup Talha Hakan Alp video twitter’da inkar açıklaması ve akabinde çektiği ilk videodan hemen sonra eski bir arkadaşı Ömer Faruk Tokat tarafından yazlmştır. Hakan’ı tanımlama ve yaşadığı krizin ne olduğunu anlama konusunda faydalı bir yazıdır. İlim ehli okusun Sevgili dostum Hakan, Ben Ömer Faruk Tokat. Herkes soruyor, nedir bu !? Bir tefekkür krizi mi, derin bir sorgulama mı hayatımızın farklı dönemlerinde yaşadığımız travmaların dışa vurumu mu… ya da bir  “1 nisan şakası” mı, bir gonga vurma mevzusu mu ..? Yaklaşık 10 yaşından itibaren birlikteliğimizi ve derin irtibatımızı bilen ortak dostlarımızın bu minvaldeki sorularına muhatap olduğumu tahmin ediyorsundur. Son attığın twitler ve youtube’da yayınladığın video akabinde artık onları geçiştirmek doğru olmazdı. Kaldı ki kendim de inan çok şaşırdım, anlam veremedim ve sana bu açık mektubu yazmaya karar verdim. Yeni konuşlandığın mevzide eleştirilere daha açık olman beklenir. “Özgür” olmanın, bir bedeli olsa gerektir. Seni yakından tanımayanların bir kısmı, niyetleri nedir bilmem ama meseleye Freudyen bir yerden bakmışlar. Freud bazı saptamalarında elbette haksız değil. Ama bu, konumuzu tek başına anlatmaya yetmez kuşkusuz. Nevrozun kaynağı olan bilinçaltı çatışmaları, cinsel dürtülerin yani libidonun insanın entelektüel üretimine etkisini, bu dürtünün travmalarını, bunların insanın başına ne işler açtığını vs uzun uzun anlatmış Sigmund Freud… Elbette…

Türk Hava Kurumu ve Orman Yangınları

Türk Hava Kurumu denilen şebeke 1925 den beri 800 ton altın değerinde yardım parası toplamış. Nereye gittiği meçhul. Bugün Türkiye Cumhuriyeti nin mevcut altın rezervi ise sadece 650 ton. Buna rağmen THK orman yangını söndürme faaliyetlerini Türkiye için asla ücretsiz yapmaz bilakis milletten devletten söndürme paralarını çatır çatır almaktadır. Şu Durumda bu örgüt neyin yardımını topluyor ?? “Bugün Airbus’ın değeri 92 milyar dolar. THK bugüne kadar topladığı para 50 milyar Dolar. Yani en azından Airbus ın yarısı kadar bir şirket olabilirdi. Ancak hiç bir imalat üretim yok. Ve bilindiğinin aksine Türkiye’nin havacılık yatırımlarının öncüsü değildir ve m.kemal de kurmuş değildir. Sadece m.kemal parayla sattığı Nutuk kitabının gelirinden 10bin lira yardım etmiştir. Hepsi bu..” THK örgütünün uçakları eski/demode olduğu için 45 derece ısı üzerinde çalışmıyorlar o yüzden bu defa yangın söndürme ihalesini alamamıştır. Yoksa m.kemalin hatırasına ihanet filan alakası yok. Kaldı ki o örgütü kuran o değil Türk Hava Kurumu kimlerden oluşur ve geliri neler ? Ekseriyeti CHP zihniyeti ve emekli askerlerden oluşur ve 800 kadar müdürü vardır.. THK’nin kurulduğu yıllardaki gelir kaynaklarını şöyle sıralamak mümkündür: 1. Halkın bağışları 2. Tayyare Piyangosu (27) 3. Fitre-zekât ve Kurban derileri 4. Tayyare Pulu (tutkallı makbuz) 5. El ve duvar ilanları imtiyazı 6. Her…