Çarşaf ve Kadına Özgürlük ?

Rahman ve Kahhar olan Allahın adıyla Vukuat : Dün Balıkesir Edremit ilçesinde bir okulun bahçesinde resmi bir tören yapıldı. ÇYDD Çağdaş yaşamı saçma derneği adında bir küfür ve isyan komitesi törene sızıntı yapıyor ve izinsiz bir şekilde Milli kıyafetimiz Çarşaf aleyhinde bir oyun çeviriyor. Oyunda bir kadın var çarşaf giydirilmiş ve çarşafın üstünden zincirlenmiş.. Bu güya sokaklarda çarşaf giyen Türk kadınlarının esaret altında olduğunu simgeliyormuş.. sonra çağdaş aşufteler geliyorlar ve bu kadının zincirlerini çözüyorlar, zincirinden kurtulan piyon kadın da bir el hamlesiyle çarşafı üstünden atarak çağdaş bir giysiyle ortalığa çıkıyor ve başlıyor özgürce(!) dans etmeye..! Çağdışı tiyatro burada bitiyor ama filim burada bitmiyor. asıl film bundan sonra başlıyor Yankılar.. Bu korsan gösteri esnasında bir vatandaşımız anadolu kadının böyle aşağılanmasına tahammül edemeyerek tepki gösteriyor ve nice vatandaşlar da saniye saniye vukuatı kayda alarak dünyaya duyuruyorlar.. Ve olay bir anda bütün türkiyenin gündemi haline geliyor tepkiler çığ gibi büyüyor. Bütün sosyal medya platformlarında yazılı ve görsel medyada haberlrede birinci gündem çarşafa yapılan bu hakaret konusu oluyor ve devlet erkanı olaya müdahil olarak kaymakamı derhal görevden alıyor. İlçenin CHP li belediye başkanı da göstermelik te olsa kültür ve sanat müdürünü görevden alıyor ve Edremit ÇYD derneği ele başları suç duyurusuyla mahkemeye veriliyorlar.. Kadına…

Çarşafa bu Laik Kin Neden ?

Kahhar ve Mudill Olan Allahın Adıyla Laikler neden ÇARŞAF’a bu kadar kinliler ? Çünkü çarşaf Şeriatın yıkılmamış son kalesi, Çarşaf halis dindarlık Çarşaf katışıksız müslümanlık Çarşaf Allah’ın dinine nefsin hevasını karıştırmamaktır. Çarşaf Allah’a itaate şeytanı bulaştırmamaktır. Çarşaf Kur’an’a tam uymaktır. Çarşaf Rasulullah’a kamil ittiba etmektir. Çarşaf laikliği reddetmektir. Çarşaf küfür çağdaşlığını refüze etmektir. Çarşaf dini deforme etmemektir. Çarşaf Atatürk inkılaplarını iptal etmektir. O yüzden ilk işleri kadınlarımızın çarşafını çıkarma girişimi olmuştur. 1930-40 lı yıllarda “çarşaf çıkarıp atana bedava manto pardesü” kampanyası düzenlediler. Yeter ki çarşafı çıkarsın da ne giyerse giysin.. Ya da hele bir çarşafı çıkarsın nasıl olsa gerisi gelir” düşüncesi ! Dün Esenlerde idim yarım saat içinde sokaktan geçen en az 30 kadar çarşaflı gördüm.. Gururlandım. Çarşaflı annelerimiz vaktiyle fransız kâfirinin asabını bozmuş çarşafa el uzatmıştı frenk askeri de dedem Sütçü İmam o Fransızı alnının şakağından vurup leşini cehenneme yollamıştı.. Baktılar bu böyle olmuyor maşalarla işi halledelim dediler ve maşa bulmak zor olmadı çünkü Fransızdan daha fransız olanlar vardı bizden görünen.. Ve mücadelemiz bunlara karşı sürüyor ve Kıyamete dek sürecek.. Biz galip olacağız çünkü güçlüyüz, çünkü Hakkın safında haklının yanındayız. Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl. “Kim Allah’ı, O’nun Rasulünü ve müminleri dost edinirse, (iyi bilsin ki) Allah’ın taraftarları kesin…

Allah Ev Alana Yardım Eder Mi ?

Mülkün Sahibi Allah’ın Adıyla “Ev alana Allah yardım eder” der Anadolu halkı, bu doğru mu, sahiden yardım eder mi ? Eder sevgili okuyucu yardım ediyor Mevla, siz yeter ki harama bulaşmadan girin borcun altına. Bu söz aslında ayet değil hadis değil, Müslümanlar Allah’a böyle hüsnü zan etmişiz. Allah da “kulumun zannı üzereyim” buyurmuş.. Demekki yardım edecek. Hem Allah Resulü bizlere Allahtan teminat veriyor “Kim ödemek kastıyla bir borcun altına girerse Allah onun borcunu mutlaka öder, ödemeyi nasib eder” Kalpte ödeme niyeti olduktan sonra artık sen de korkma ev almak için gir borcun altına. Hem bir çok arkadaşlarımız bu yardımı hayatlarıyla tecrübe ettiler. Durumu müsait olmayan, düşük gelirli nice insanlar ev sahibi oldular da onlardan daha üst konumda görünenler bu işe hayret ettiler. “..Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever” 3:159 Arkadaşlar ev alırken borcun altına girin Allah yardım eder dedim ancak bu yardımı almak için bazı şartlar var elbette, riayet gerekir 1) faize asla bulaşma. gönülde faize bir meyil dahi olmamalı. Komşun faizle kredi çekmiş evini arabasını almışsa eğer asla özenme. ateşten bir gömlek giydiğini bil ve onun için istiğfar et. 2) Borç altına girerken ayağını yorganına göre…

Avrupa Amerika Çok Dürüst mü ?
ANALİZ , Dünya Gündemi , Türkiye Gündemi / 14 Ağustos 2021

Batının İhaneti 1 : Delil Karartmaya gelen avrupalı mühendisler 7 Nisan 1999 Adana’da bir Boeing 737 400 uçağı düşüyor. Kara kutu kayıtları incelenmek üzere İstanbul’a gönderiliyor ve Amerika’dan bir heyet ivedi geliyor. Uzman kişiler sıfatıyla gelen bu heyet fazlaca anlaşılmayan ses kayıtlarının sözde iyileştirilmesi için alkollü pamukla bantın silinmesi gerektiğini söylüyorlar. Bu işlemi yapmak üzere olan Türk uzmanlar “Bir de Kara kutu kullanma talimatını okuyalım” diyorlar ve orada “kesinlikle alkolle temas etmemesi gerektiğini” görüyorlar ve son anda bütün deliller karartılacak iken buna engel olunuyor..! Bu tip bir Boeing 737 uçağı yine düşmüş ve sebep üretim hatası idi. Bu uçakların radar sisteminde arıza oluşuyordu.. Belli ki bu yüzden Boeing şirketi böyle bir hileye başvurmuştu.. Araştırma: Kerim Gök https://youtu.be/LZDJxB3hM-s Batının İhaneti 2 : Habib Adıgüzeli dolandıran fransız müteahhit yazılıyor.. Batının İhaneti 3 : Perşembe pazarını dolandıran israilli esnaf yazılıyor.. Batının İhaneti 4 : Erbakanın Pancar motorunu batıran avrupalı bailer yazılıyor.. Batının İhaneti 5 : PKK yı besleyen ABD li askerler   … devam edecek inş

Türk Hava Kurumu ve Orman Yangınları

Türk Hava Kurumu denilen şebeke 1925 den beri 800 ton altın değerinde yardım parası toplamış. Nereye gittiği meçhul. Bugün Türkiye Cumhuriyeti nin mevcut altın rezervi ise sadece 650 ton. Buna rağmen THK orman yangını söndürme faaliyetlerini Türkiye için asla ücretsiz yapmaz bilakis milletten devletten söndürme paralarını çatır çatır almaktadır. Şu Durumda bu örgüt neyin yardımını topluyor ?? “Bugün Airbus’ın değeri 92 milyar dolar. THK bugüne kadar topladığı para 50 milyar Dolar. Yani en azından Airbus ın yarısı kadar bir şirket olabilirdi. Ancak hiç bir imalat üretim yok. Ve bilindiğinin aksine Türkiye’nin havacılık yatırımlarının öncüsü değildir ve m.kemal de kurmuş değildir. Sadece m.kemal parayla sattığı Nutuk kitabının gelirinden 10bin lira yardım etmiştir. Hepsi bu..” THK örgütünün uçakları eski/demode olduğu için 45 derece ısı üzerinde çalışmıyorlar o yüzden bu defa yangın söndürme ihalesini alamamıştır. Yoksa m.kemalin hatırasına ihanet filan alakası yok. Kaldı ki o örgütü kuran o değil Türk Hava Kurumu kimlerden oluşur ve geliri neler ? Ekseriyeti CHP zihniyeti ve emekli askerlerden oluşur ve 800 kadar müdürü vardır.. THK’nin kurulduğu yıllardaki gelir kaynaklarını şöyle sıralamak mümkündür: 1. Halkın bağışları 2. Tayyare Piyangosu (27) 3. Fitre-zekât ve Kurban derileri 4. Tayyare Pulu (tutkallı makbuz) 5. El ve duvar ilanları imtiyazı 6. Her…

Türkiye Milleti Asker Ruhludur
ANALİZ , Tahkikat , Türkiye Gündemi / 24 Temmuz 2021

Darbe Önleyen bir Millet Darbeler.. hükümetlerin korkulu rüyası. Darbe geliyorum demez. Bir sabah uyanırsın ve darbe olmuş.. radyo televizyon dan öğrenirsin. Türkiye Cumhuriyet tarihinde 2. meclisin kurulma biçimi de dahil olmak üzere bir çok darbe arbade muhtıra devrim ihtilal olmuş. Son darbe teşebbüsü 15 temmuz 2016 da oldu ve bu defa milletimiz buna müsaade etmedi.  Peki önceki darbeleri neden bastırmadı ? Bunun sebebi Bizim gözümüze görünen husus bu milletin mayasında var olan “askerlik ruhu” Asrı Saadetten tut, Abbasi İslam devleti, Emevi İslam Devletine kadar ve Selçuklulardan tut Osmanlılara kadar gelen islam kültürü içinde yoğurulan bu Milletin köklerinden getirdiği o güzel ahlaka biz askerlik ruhu diyoruz.  Büyüğe karşı saygı, ulemaya saygı, meşayıha hurmet muhabbet ve idareciye “Ulu-l Emre” karşı saygı ve itaat  İşte bu şuur bu ahlak milleti her daim devlet adamları önünde, komutanlar önünde el pençe itaat üzere durmaya sevk etmiştir. Ve hatta kendi askeri milletine silah sıkacak olsa Habilin kabile davrandığı gibi davranır “Sen beni öldürmeye yeltenirsen çekinme ben seni öldürmek için davranacak değilim” diyecektir ve demiştir. O yüzden derler ya “Türk toplumu asker ruhludur” evet bu gerçekten doğrudur. asker ruhlu oluşumuzun bu zamana uzanan bir yansıması camide günde 5 vakit kıldığımız namazda görülür. Bakın sadece biz Türk milletine…

Sedat Peker Neden Sustu ? BAE’nin Türkiye İlgisi ?

Allahın Adıyla.. Sabır Meşhur analiz ediyor: Sedat Peker neden sustu ? ABD nin uyuntusu olan Birleşik Arap Emirlikleri Pekeri neden susturmuş olabilir ? BAE Türkiye ile neden yakından ilgileniyor? Türkiye’ye karşı ellerinde ne tür kozlar var ? Seçim öncesi Tayyip’i devirmek için neler yapabilir? Siber saldırılar sonucu Elektrik kesintisi muhtemel mi? İran ve Mısır ihtilallerinde ABD elektrik kesintisi kullandı mı? Türk gençliğin aklını fikrini şekillendirmede BAE nin ne tür faaliyetleri var ? Bu faaliyet seçimleri nasıl etkiliyor? Trump neden Tayyip dostu idi. Bidon neden düşman? Hepsi bu videoda. Mısırlı Gazeteci Sabır Meşhur enfes analizleriyle soruların cevabı : 

Namaz Kahramanları

Allah’ın yüce Adıyla Haber bu; Diyanet teklif etti ve “Namaz Molası Kanunu” nihayet çıktı. Otobüsler artık mola saatlerini namaz vakitlerine göre ayarlayacaklar. Laiklik şatosundan bir burç daha yıkıldı Elhamdülillah. Yola giden müminler için bir imtihandı namaz. Çetin bir cihad cephesi idi o niyaz. Otobüs “İman gücüyle” durdurulur, tek başına kılınırdı.. eskide kaldı. Yapanlar deftere yazdırdı, yapamayanlara da bir ah çekmek, belki o destanları okumak düştü. Bu yazı namaz kahramanlarının bir destanı. Yolculuklarda otobüste namaz vakti gelince namaz kılmak isterdik, laiklere kalsa “kaza ediversin nolacak !” Cevabımız hazırdı “Ya ben kaza etmeden otobüs kaza ederse !?” Otobüs ve kaza mı !?  Bu iki kelimeyi yan yana duymaktan korkar sus pus olurlardı. Allah’tan korkmayan bi-namaz, ölümden mezardan çok korkar. Hep bir ağızdan “aman ağzından yel alsın” derler. Bu laf bile kirli kirli laiklik kokuyor ya ! Sanki yel kaderi durduracak. Brehey gafil ! Yel de Allah’ın, Kader de Allah’ın. Kır putunu da dön artık yüzünü Allah’a, Allah’ın Şeriatına. Bu yolda büyük kahramanlar gördük, ödlek pısırıklar da. Her yolculuk bir gâzâ, ehl-i salât birer gâzi idi.. Namaz Yoluna Koyanlar Edirne’de ziyaretime gelecek kişileri bekliyorum, otobüs perona girdi herkes indi baktım bizim Mustafa hoca yok. Nerede Mustafa hoca? Dediler o az geride Havsa ilçesinde…

“Devletin dini İslam’dır” ibaresi 1928’de Anayasa’dan çıkarıldı
ANALİZ , İktibas , Türkiye Gündemi / 9 Nisan 2021

“Devletin dini İslam’dır” ibaresi 93 yıl önce bugün Anayasa’dan çıkarıldı Zamanın cümhurreisi Mustafa Kemal’in emri, Başbakan İsmet İnönü’nün de teklifiyle 1921 ve 1924 Anayasası’nda yer alan “Türkiye Cumhuriyeti’nin Dini İslam’dır” ibaresi,  1928 yılında kaldırıldı. 20 Ocak 1921 tarihinde kabul edilen ilk anayasanın (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) 2’nci maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin dininin İslam olduğu belirtiliyordu. Söz konusu madde, 1924 Anayasası’nda da aynen korundu.  9 Nisan 1928’de TBMM’ye sunulan kanun teklifi ile 1921 ve 1924 Anayasası’nın 2. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti’nin dini İslam’dır” ifadesi kaldırıldı. Karar, 10 Nisan 1928 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Böylelikle, laiklik ilkesi her ne kadar anayasaya 1937 yılında girmiş olsa da 1928’den itibaren her alanda fiilen uygulanmaya başlandı.  Saltanatı kaldırmak, Hilafeti kaldırmak için ön adımdı 23 Nisan 1920’de açılan TBMM’nin 20 Ocak 1921 tarihinde kabul ettiği ilk anayasada (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) “hâkimiyetin kayıtsız şartsız millete ait olduğu” vurgulandı. Böylece, saltanat ve hilafetin kaldırılmasının önü açıldı. 1 Kasım 1922’de önce saltanat kaldırıldı. TBMM, son Osmanlı Padişahı Sultan Vahdettin’in yerine 18 Kasım’da Halife olarak Abdülmecit Efendi’yi seçti. Burada amaç saltanatı kaldırmak değildi. Hilafeti kaldırmak isteyenler bu yolun taşlarını döşemeye başlamıştı. 15 Nisan 1923’te Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nda yapılan bir değişiklikle de saltanatın lağvedilmesine sözle ve basın yoluyla muhalefet etmek…

Hangisi Şekilcilik: Müslümanlık Mı Kemalizm Mi ?

Allahın yüce Adıyla.. Bugünlerde gündemi meşgul eden şey.. Bir Amiral 2 metreli bir kumaşı başına sarmış. Eğer boynuna bağlamış olsaydı hiç bir sıkıntı olmayacaktı.. Ancak başına bağlayınca.. adına “sarık” dendi ve bu “şekil” sol güruhun ödünü kopardı ve adeta içlerinde kıyamet koptu.. Ne vaveylalar ne köpürmeler ne höykürmeler..! Hepsi basit bir kumaşın bir “şekil” başa dolanmasından sebep !!  Hani şekil önemsizdi !? Hani şekillerin bir ehemmiyeti yoktu ? Amiral o kumaşı fular gibi boynuna dolasaydı kimse konu etmezdi, haber değer olmazdı. Ama başına sarınca.. Evet bu “şekil” laik atatürkçülerin yüreğinde bomba etkisi yaptı. Neden ? Çünkü -onlar da biliyor ki- şekilin çok büyük manası var da o yüzden. Şekil deyip geçmeyin. Şekillerin taşıdığı manalar bu denli belirgin ve etkili olduğu için, o güruh İslama ait tüm şekilleri ortadan kaldırmayı kastettiler. Ve bu kapsamda Müslümanı kendi şekillerinden soğutmak için “şekilin önemi yoktur / İslam şekilcilik dini değildir” gibi palavralar uydurdular. Ancak bu palavralara kendileri de inanmadılar ve işte uğursuz hayatları bu şekillerle mücadeleyle geçti. Sarık şeklini sakal şeklini çarşaf şeklini ortadan kaldırıp yerine sinek kaydı surat, fötr şapka smokin dekolte şekiller ikame etmeye çalıştılar Şimdi soruyorum eğer İslam şekil dini değilse.. Ya laiklik, ya Atatürkçülük şekilcilik midir ?  Galiba öyle.. Bakın…

Muhammed Ali Sabûni R.A Hakka Yürüdü

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla  Asrımızın yetiştirdiği ender alimlerden Ehli Sünnetin Suudi Arabistandaki kalesi ve ahir ömründe Türkiye nazili, Safvet-üt Tefasir ismli muazzam tefsirin sahibi Muhammed Ali Es-Sabuni Hz bugün ruhunu Rahmana teslim etmiştir. Allah rahmet eyleye mekanı cennet makamını âli eyleye Muhammed Ali Sabuni hocamız bizlere kendi eserlerini okutmada umumi bir icazet vermiştir bununla beraber senedinde kendisi de bulunan bir hadis-i şerifi nakletmemiz konusunda da hususi bir icazet vermişlerdir. Allah Razı olsun Muhammed Ali Sabûnî, şeyh Mahmud Efendi Hz’ne intisaplı mıdır ? Merhum Muhammed Ali Sabuni Hz’nin çevresinde olan bazı arkadaşlar, bilmemekten veya farklı sebeplerden ötürü kendisinin Mahmud Efendi Hz’ne intisabını inkar cihetine gitmekteler ve oğlu Enes Sabuniyi delil göstermekteler..  Biz de bugün konuyu telefonla Hüseyin Avni hocaya sorduk. Sizin bu konudaki bilginize müracaat ediyoruz dedik. Hüseyin Avni Kansız hocaefendi “Ben de bunu Efendi Hazretlerimize sordum, Efendi hazretlerimiz şöyle anlattı “Muhammed Sabuni efendi benden Tarikat dersi almak istedi, ben de ona istihare yapmasını söyledim, o bana şimdi bir nispet ver dedi. Biz de ona tarikat dersini değil ama başka virdler verdik” buyurdular” dedi. ve ekledi “Bir cuma günü Mahmud Efendi Hazretlerimizi ziyaret etmek için teşrif odasında beklerken Fastan bir alim gelmişti 40 yaşlarında.. onun Efendi Hz ile görüşmesine…

Türkiyede Din Hürriyetinin Serencamı Ve Tayyip Erdoğan

Bismillahirrahmanirrahim Soru: “Hocam hükümetler İslami dille halka seslenirken çesitli isimlerle dava pesinde koştuklarini inanan vatandaşlara kendilerinin hak ve samimi yolda olduklarını beyan ediyorlar. Dini mubin zümrenin onemli bir kismininda teveccühünu kazanıyorlar. Ancak devletin kendisi bizzat faiz sistemi gibi şans oyunlari (milli piyango iddaa spor toto….vs) gibi kurumlari yasallastırıp bizzat destekleyip buradan ciddi gelir elde ediyor. Bu durumda soylemlerle eylemler cakışmiyor mu. Nasıl bir tutum sergilemeliyiz ?” (not: soruda çok hata var, müdahele etmeden aynen yazdım. i.er) CEVAP Bugün yaşadıklarımız Türkiyede İslam ve Müslümanlık adına ve bağımsızlık namına cumhuriyet tarihinin en güzel en parlak dönemidir. Bunu anlamak için sürecin tamamını incelemek ve resmin tamamını görmek gerekir. Hakikat budur ki: Bizler Kurana sarıldığımız yıllarda cihangir olduk. Kurandan uzaklaşınca da rezil rüsvay olduk. Son yıllarda Kuran Kursları Medreseler marifetiyle halk yeniden Kurana yöneldi, Nispeten olan bu yönelme sayesinde Allah o miktar bize din hürriyeti ihsan etti. Nimetin tamamını istiyorsa Kurana yönelmede gevşeklik yapmamalı çoluk çocuğumuzu medreseye vermeli ve kendimiz de Kuran ilimleri tahsil etmeli ve öğrendiğimiz fıkıhla amel etmeliyiz.. Böyle yaparsak Allah bize ihlaslı kudretli adil mahir idareciler nasip eder ve bizleri dünya ahirette abad eder.. Açıklama: Bizler Osmanlının son yılları itibariyle avrupalı kafirleri dost bilip onlardan cizye almayı kaldırınca, onlara karşı cihad…

Çarşaflı Gazetecinin Notları

Araştırma amaçlı çarşaf giyen gazetecenin yazısı: “Henüz Yenibosna taraflarındaydım, kimse bana bakmıyordu. Ne kadınlar, ne erkekler, ne çocuklar… Sanki ben hiç orada değildim. Yoktum. Hiç var olmamıştım, sanki aralarından geçmiyordum. Akşamları kimseden laf yemeden geçemediğim o yolu şimdi hiç var olmamışçasına geçiyordum.
İçimi garip bir öfke kapladı. Ne yani, bu toplumun içinde rahatça yaşayabilmem için, taciz edilmemek ve sükunetle yürüyebilmek için çarşafa mı girmek gerekti! Erkeklere kızdım; kendi içlerinde yaptıkları küçük hesaplara ve ayrımcılıklarına, tesettürsüz kadınlara bakış açılarına. Belki onlar..”

Doğan Cüceloğlu’nun “Cici Amerikalı” Yazısına Cevap

Doğan Cüceloğlu yazmış “Eğitim almış amerikalı çok cici çok iyi biri oluyor.. onunla geceyi geçirir sabaha kadar gözüm kapalı uyurum hiç korkmam ! Ama eğitimsiz amerikalılardan korkarım 5 dolar için boğazımı kesebilir! miş..” CEVAP: Alâkası yok. Eğitim almış bir kâfir daha büyük bir kafir, daha şiddetli bir zalimdir. Afganistana tecavüz edenler, Iraka tecacuz edenler, iSLAM Dünyasını kana göz yaşına boğanlar evsiz eğitimiz amerikalilar değil..! Ey Aklı zayıf, fikri isabetsiz Doğan Cüceloğlu ! Eğitim almış amerikalı gavurda gördüğünü sandığın cicilik centilmenlik karnı tok olduğu için..  Işi var parası var kariyeri var evi var aşı var eşi var.. ve karnı tok, derdi yok..! Allahsız kitapsız eğitimi onu insan yaptı sanma. Bu sanı kişiyi imandan eder. “Onlar hayvanlar gibidir” ayetini inkar etmiş olur. “Egitimsiz amerikalılardan korkuyorum” diyorsun. 5 dolar için gırtlağını kesebilirmiş.. Neden ama ? Kapitalist Amerikada sokakta çöplükte gebermeye mahkum olduğu için.. Karnı aç olduğu için ! Tespitin “Türkiyede eğitim” kısmına gelince.. Cüceloğlu “Türkiyede durum tam tersi: eğitimsiz Türk insanından hiç korkmam ondan zarar gelmez ancak eğitimli şehirli kişiler çok insafsız sadece kendi çıkarını düşünür..” demiş.. Çünkü Milli Eğitimin temeli sekülerizm, hedefi kemalizm, örneği ise batılı kafirlerdir. Bu iki İzm arasında ideolojik eğitim alan zavallı Türk insanı öz değerlerinden, İman ve irfandan…

Dindar Nesil Yetiştirmede Yaşadığımız Sorunlar ve Çözümler

Allahın yüce Adıyla Bir öğretmen arkadaşın sorusu “Ak Parti Döneminde 15 yeni üniversite açıldı, onlarca Proje İmam Hatip Lisesi, Hafızlık Kuran Kursları, Kuranı Anlama programları Yaz Kuran Kursları.. TÜGVA vakıfları, Diyanetin bir biri ardınca yürüttüğü gençlik faaliyetleri.. Bakıldığında dindar, vatansever bir nesil yetiştirmek için sayısal açıdan külliyetli bir çalışma olduğu görülmekte ancak.. Kendim de aslında İmam Hatipte öğretmenim, bu sorunun cevabını inanın bulamıyorum. Verilen eğitim neden öğrencilere nüfuz etmiyor ? Bunun altında yatan temel sebepler nelerdir ? Kendi aramızda hep tartıştığımız şeyler bunlar..  Bu konuda sizin fikriniz nedir ?” Cevap En basit bir ifadeyle yıkmak kolay yapmak zor. Ahlaklı bir gencin ahlakını bozmak çabuk ve kolay ahlaksız bir genci ahlak sahibi yapmak uzun iş ve zor.. imanı izale etmek kolay iman sahibi yapmak zor.. Yani kısaca tamir ve terbiye erbabı bu yarışa en baştan 1-0 mağlup olarak başlıyor. Meşhur bir gavurun dediğini unutmayalım Muhammed’in dinine Bir Kadeh Şarap bir namussuz kadının yapabileceği tahribatı binlerce top tüfekle yapamazsınız..  Konumuz adam yetiştirmek ve tam olarak tasavvuf tarikatın konusu. Mürşid-i kamilin yaptığı is şeyhlerin mesleği. Tarikatta binlerce insan vardır Bunların hepsi mürit sadece bir tanesi mürşittir. müritler 10-20 yıl 30 yıl belki ömür boyu mürit olarak kalır da Mürşit olamaz. Mürşid olamadığı için…

Mahalle Bakkalının Zaferi A101 BİM’e Karşı
Siyaset , Tahkikat , Türkiye Gündemi / 28 Ocak 2021

Allahın Adıyla.. Konuya Sahabeden bir başarı kıssası ile başlayalım. Abdurrahman ibni Avf ra Mekkeden beş parasız bir muhacir olarak Medineye hicret eder. Bir deve ödünç alarak ticarete başlar. Vefat ettiğinde hala 100 binlerce altını vardır. Hâla diyorum çünkü onun kaç katını Allah yolunda infak etmiş ve Allah ve Rasulünü o denli razı etmiştir ki Allah ondan dünyada iken razı olmuş ve cennetle müjdelemiştir. İşte bu sahabemize soruldu “Zenginliği neyle buldun?” Abdurrahman ra: Zenginliği üç şeyde (üç prensipte) buldum der: 1) Kârın azına çoğuna bakmadım verdim 2) malımı asla stoklamadım her daim pazara çıkardım 3) veresiye vermedim peşin sattım.” [1] Bunlar maddi sebepler tabi bir de manevi sebep vardı ki onu söylemedi : Hz Abdurrahman çok cömert ve hayırseverdi. Allah verene verir. Bu arada stoklama, malı karaborsaya düşürmek (ihtikar) İslamda haramdır. Haramlarla kimse bereket bulamaz. Bu vesileyle size yaşanmış dört kıssa anlatayım ve yukarıda zikrini ettiğim Abdurrahman B Avf Hz’nin aktardığı ticaret prensiplerinin ne kadar geçerli olduğunu görün anlayın 1) Kıssa: Edirneli Kuruyemiş esnafı Murat, sene 2008’de bana bizzat anlattı  “Başarılı zengin bir iş adamı arkadaşımla çay içerken konu ticarete, ticarette başarılı olmaya geldi ve bana sordu “Murat senin ticaretten hedefin nedir ? Önce anlayamadım. Tekrar sordu “Kaç lira param olursa…

Allah Ahirette Kulun Günahını Saçacak Mı ?

Allahın Yüce Adıyla.. Geçenlerde WhatsApp programı “kullanıcı bilgilerini paylaşma” izni isteyince insanlar tabii ki buna müsaade etmediler ve farklı arayışlara girdiler. O günlerde bazı Müslümanlar bu hadise’den bir ibret çıkarmışlar, insanlara nasihat etmeye durdular. Şöyle bir yazı o günlerde epey dolaştı : “Ey Müslüman vatsap senin bilgilerini zaten biliyordu ancak ne zaman ki bu bilgilerini paylaşacağım dedi, sen o zaman bir telaşa kapıldın bir korkuya kapıldın.. Ancaak ! Allahü Teala senin bütün bilgilerini biliyor ve yarın Mahşerde milyarlar önünde günahlarını herkesle paylaşacak ve belki rezil olacaksın ama bundan ötürü hiç telaşa kapılmıyorsun! hiç bir korku emaresi göstermiyorsun..! Yazık sana !! vs” Bu yanlış arkadaşlar. Allahımız öyle bir Allah değil ! Bunun yanlış olduğunu biliyordum ve ilgili hadisi o günlerde aradım ancak bulamadım. Dün sabah derste Buhari’den seçme hadis ezber kitabımız Sırac’ül Muttakin¹ okurken önümüze geldi. Peygamber Efendimiz buyuruyor: “Yüce Allah kıyamet günü Mümin kuluna yakınlaşır üzerine hıfz-i himayesini gerer ve onu örter. Ona der “kulum şu günahını hatırlıyor musun ? Şu günahını biliyor musun? Ve şu günahını.. Kul Evet ya Rabbi Evet ya Rabbi der. O anda kul bütün günahlarını itiraf eder ve kendi içinden Eyvah ben helak oldum diye düşünürken Yüce Allah “Dünyada günahlarını gizlemiştim (seni aleme rezil etmedim)…

Elektrik Kesintisi Soygun Fırsatı!

Allahın Yüce Adıyla Bu yazıda biri Müslüman, diğeri gayrimüslim iki ülke halkının elektrik kesintisi durumundaki davranışlarını kıyaslayacağız ve bu sayede gerçek erdem ve övülen ahlakın modern öğretilerle mi yoksa Allaha ve ahirete imanla mı mümkün olduğunu göreceğiz Amerika’da sadece bir kentte elektrik kesilince olanlar ABD yanlısı bir derginin haberi: “..Başlangıçta bir eğlence anlayışı esiyor ve kişiler, normalin üstünde bir yardımlaşma havasına giriyorlar. Fakat saatler uzayıp karanlık devam ettikçe, zencilerin ve İspanyol kökenlilerin öncülüğünde kamu düzeni, şiddetli bir biçimde bozuluyor. Beyazlar da dahil olmak üzere daha önceden sabıka kaydı bulunmayan binlerce genç ve yetişkin, hatta kadınlar ve çocuklar, büyük çapta hırsızlık, soygun ve kundaklamalara girişiyorlar. Sonradan bildirilen sayılara göre, hırsızlıktan 1809 yer zarar görüyor. 6O’ı büyük olmak üzere, 1037 yangın (normalin altı kat ı) çıkartılıyor. Bazı binalarda yangın itfaiye tarafından söndürüldüğü halde, ardarda birkaç kez kundaklanıyor ve binalar tamamen harabe haline gelene kadar sürüyor. (New York ‘ ta her yıl 30 bin konut, kira ücretinden çok sigorta tazminatı alması garantili ev sahipleriyle anlaşan kiracılar tarafından kundaklanır.) Süpermarketler, ticari kuruluşlar ve büyük giyim mağazaları yağma edilip ateşe veriliyor. Olaylar sırasında iki soyguncu ölüyor; 406 polis, 204 sivil ve 80 itfaiyece yaralanıyor..” “..Başlangıçta jeneratörü olmayan mağazalar, bankalar vs olası yeni bir elektrik kesintisinde…

Ajanlara Karşı Mahmud Efendinin Tedbir-i Şahanesi

Allahın yüce Adıyla.. 28 Şubat darbesinin hedefi büyüktü: İslam’ı her alanda zayıflatmak, İslamî çalışmaları durdurmak, Müslümanları tarikatlardan koparmak, çocuklarını kurslara veren aileleri yıldırmak ve sindirmek, Kur’an kurslarını Medreselerin içini boşaltmak, İmam Hatipleri etkisiz hale getirmek, Müslümanlara ait holdingleri batırmak ve Müslümanların partisini kapatarak onları siyasetten devlet idaresinden el çektirmek.. Bu gayelerle yapılmış postmodern bir darbeydi yirmi sekiz Şubat.  Bütün tarikatlar, cemaatler bu darbeden etkilendiler. Bir çok cemaat liderleri Türkiye dışına gittiler. Mahmud Efendi Hz’ne yakın hocalarımızdan dinledik “Devlet istihbaratından Mahmud Efendiye de bazı kişiler geldiler “Ortalık karışacak Pasaportunuz hazır, istediğiniz ülkeye gidebilirsiniz size bu konuda kolaylık gösterilecek” dediler. Mahmud Efendi Hazretleri k.s “Hayır Benim Vatanım Türkiye ve Türkiye’den başka vatanım yok, başıma ne gelecekse bu vatanda gelsin” buyurdu ve Türkiye’de kaldı. O günlerde derin devlet cemaatlerin içerisine adamlarını sızdırmış, hocalarımızın ifadesi ile “ajan olduğu besbelli” bir adam İsmailağa vakfının ta içlerine kadar girmiş, güya bir sakal uzatmış, üzerinde yalandan bir şalvar benzeri pantolon, kısa bir cübbe güya bu tarikattan olmuş..! Hocalarımız diyorlar ki “onun bulunduğu ortamda kalplerimiz öğle daralıyordu ki.. içindeki karanlık anında kalplerimize yansıyor feyzimiz kesiliyordu. Yüzüne diyemiyorduk ama ajan olduğunu hepimiz çok iyi biliyorduk” Ancak Mahmud Efendi Hz buna öyle bir iltifat ediyor, öyle bir ilgileniyor ki şaşırıyorduk. Mübarek,…