Beyanı öğreten Allah’ın yüce Adıyla.. “KK” Bu iki harfi yanyana görünce nasıl okursunuz ve aklınıza ne gelir ? KaKa ? KeKe ? Ben bazen plakalarda görürüm aklıma PKK gelir. Başında P olsa oldu PKK” diye yorum yaparım. Harfler kelimelerin rumuzudur. Bir çok kelime baş harfiyle remzedilir. TC Türkiye Cumhuriyeti demektir. KK ise alfabedeki telaffuz kuralına göre ka-ka diye okunsa gerekir ve iyi bir şey anlatmaz. O yüzden PKK sempatizanları pekeke diye okumaya özen gösterirlermiş.. Bense bunda ilahi bir uyarı olduğunu düşünürüm. Sanki ezeli takdir bizi peşin peşin uyarmaktadır “Dikkat edin o habis bir oluşum” demektedir ! Siz isterseniz “bu tür plakalar tesadüfen oluştu” deyiniz. Ben kasıtlı yapıldığını düşünüyorum. Hele bir zamanlar plakalarda neydi o FG furyası ! İstanbul trafiğine çıktığımda mutlaka bir kaç tane FG görüyordum. Birileri belki de para verip özellikle çıkarıyordu! Dönelim biz KK’ ya.. söyleyin, bu hangi siyasi ismin baş harfleri ? Ne dersiniz, bunda da ilahi bir ikaz bir tüyo var mıdır ! Evet kelimeler harfler önemlidir. Çünkü mana onlarla ifade edilir. Simge, sembol gibi. Kendi dilimizde söylersek kelimeler mananın “şiar ve alameti” dir. O yüzden Sahabenin Rasulullaha “Râinâ” demesi Allah’ça yasaklanmıştı. Salâtü selâm olsun. “Râinâ” Yahudi dilinde fena bir anlam ifade ettiği için. Onu yerine…
Soru: Devlet dairelerinde bir yetkilinin makamına girince başımızdaki sarık veya takkeyi çıkarmamız şeklinde bir beklenti oluyor. İslama göre nasıl davranmalıyız? Cevap: 70 li yıllarda Mahmud Efendi Hazretlerinin müftü odasına girerken sarığını çıkardığı bilinmektedir. Dirayetten hali mücerret taklid vasfı ağır basan bazı hocaları bugün hala bu hal üzere görüyoruz.. Ancak devran dönmüş ve artık sarık takkenin makama saygısızlık olacağı anlayışı kırılmıştır. Bu sebeple hem Şeyh efendi hem de talebeleri bu zamanda ekseriyetle takke çıkarmadan dairelere gidiyor ve hatta resmi toplantılara katılıyorlar ve sorun da ol muyor. Allahın huzuruna çıkarken dahi açılmayan başları kendi basit huzuruna çıkışta açılmasını bekleyen ve sarık takke ile girdiği için müslümana tavır yapan bürokrat cehennemlik kibir putudur, bilsin. Rütbesi makamı ne olursa olsun bir devlet adamının huzuruna girişte veya istiklal marşı okunduğunda başı açmak şeklinde bir saygı islamda olan bir şey değildir. Bu baş açma işi cumhuriyetle birlikte bize batıdan ithal edilmiş muharref İncil tandanslı bir uygulamadır. Vaziyete göre hareket etmeli. Memur olanlar hürriyet kapısını aralamaya çalışsınlar, gücü yetmiyorsa bir süre daha onların istediğini yapabilir dinen bu kadarına ruhsat bulunur. Memur olmayanlar ise dik dursunlar ve o tür putların kibrini kırmaya, gözleri alıştırmaya, elden gelirse hakkı anlatmaya çalışsınlar “Allahın huzuruna girişte çıkmayan sarık kulun huzurunda çıksa bu doğru…
Değil.. Asla. Allah’ın yüce Adıyla.. Cübbe Hoca şöyle dedi ve gürültü buradan koptu: “Çocuğunu İmam Hatip lisesine vermektense düz liseye ver, daha az tahribat alır..!” Doğrusu ben şahsen bu görüşte değilim. İmam hatip okullarında Kuran okuyan, Hadis okuyan o çocukların ömür boyu Allah’ı seven Peygamberini önderi olarak gören nesiller olacaklarını hüsn-ü zan ediyor ve zannın da ötesinde böyle olduğunu müşahede ediyoruz. Vatanı için can verecek, ülkesini milletini üç beş menfaate satmayacak olan nesiller yine İmam Hatip okullarından geçen nesiller olacağını görüyor duyuyorum. İşte o okulların yetiştirdiği bir Allah eri bugün bu vatanı bu milleti yerlerde sürünmekten kaldırmış, zirvelere doğru yükseltmiştir. İmam Hatip okullarından geçen ekser çocukların o yiğidin izinde yürüyeceklerini, onun gibi vatanperver, dindar olacaklarını umuyorum. Bugün bazıları yere düşüp üstü başı günah kirine bulanıysa gam değil, mutlaka ayağa kalkıp işi düzeltecekler ve doğru adrese döneceklerdir. Cübbeli hocanın sözüne gelince.. Yaptığı irticali bir konuşmada İmam Hatip neslinin okuldan bidat/sapkın fikirler alma konusunda düz liseden beter durumda oldukları fikrinde ısrarcı olacağını sanmıyorum. Vermek istediği mesajın çarpıcı olması için kullanmış olduğu bir retorikti o ve hedefini de buldu. Söz dağları aştı ve sağır sultan bile işitti herkes bunu tartıştı Nitekim konuşmanın ilerleyen dakikalarında bunu kendisi açıkça ifade ediyor.. “İmam hatiplerin çoğunluğunun istikamet üzere olduğunu”…
Rahman ve Kahhar olan Allahın adıyla Vukuat : Dün Balıkesir Edremit ilçesinde bir okulun bahçesinde resmi bir tören yapıldı. ÇYDD Çağdaş yaşamı saçma derneği adında bir küfür ve isyan komitesi törene sızıntı yapıyor ve izinsiz bir şekilde Milli kıyafetimiz Çarşaf aleyhinde bir oyun çeviriyor. Oyunda bir kadın var çarşaf giydirilmiş ve çarşafın üstünden zincirlenmiş.. Bu güya sokaklarda çarşaf giyen Türk kadınlarının esaret altında olduğunu simgeliyormuş.. sonra çağdaş aşufteler geliyorlar ve bu kadının zincirlerini çözüyorlar, zincirinden kurtulan piyon kadın da bir el hamlesiyle çarşafı üstünden atarak çağdaş bir giysiyle ortalığa çıkıyor ve başlıyor özgürce(!) dans etmeye..! Çağdışı tiyatro burada bitiyor ama filim burada bitmiyor. asıl film bundan sonra başlıyor Yankılar.. Bu korsan gösteri esnasında bir vatandaşımız anadolu kadının böyle aşağılanmasına tahammül edemeyerek tepki gösteriyor ve nice vatandaşlar da saniye saniye vukuatı kayda alarak dünyaya duyuruyorlar.. Ve olay bir anda bütün türkiyenin gündemi haline geliyor tepkiler çığ gibi büyüyor. Bütün sosyal medya platformlarında yazılı ve görsel medyada haberlrede birinci gündem çarşafa yapılan bu hakaret konusu oluyor ve devlet erkanı olaya müdahil olarak kaymakamı derhal görevden alıyor. İlçenin CHP li belediye başkanı da göstermelik te olsa kültür ve sanat müdürünü görevden alıyor ve Edremit ÇYD derneği ele başları suç duyurusuyla mahkemeye veriliyorlar.. Kadına…
Kahhar ve Mudill Olan Allahın Adıyla Laikler neden ÇARŞAF’a bu kadar kinliler ? Çünkü çarşaf Şeriatın yıkılmamış son kalesi, Çarşaf halis dindarlık Çarşaf katışıksız müslümanlık Çarşaf Allah’ın dinine nefsin hevasını karıştırmamaktır. Çarşaf Allah’a itaate şeytanı bulaştırmamaktır. Çarşaf Kur’an’a tam uymaktır. Çarşaf Rasulullah’a kamil ittiba etmektir. Çarşaf laikliği reddetmektir. Çarşaf küfür çağdaşlığını refüze etmektir. Çarşaf dini deforme etmemektir. Çarşaf Atatürk inkılaplarını iptal etmektir. O yüzden ilk işleri kadınlarımızın çarşafını çıkarma girişimi olmuştur. 1930-40 lı yıllarda “çarşaf çıkarıp atana bedava manto pardesü” kampanyası düzenlediler. Yeter ki çarşafı çıkarsın da ne giyerse giysin.. Ya da hele bir çarşafı çıkarsın nasıl olsa gerisi gelir” düşüncesi ! Dün Esenlerde idim yarım saat içinde sokaktan geçen en az 30 kadar çarşaflı gördüm.. Gururlandım. Çarşaflı annelerimiz vaktiyle fransız kâfirinin asabını bozmuş çarşafa el uzatmıştı frenk askeri de dedem Sütçü İmam o Fransızı alnının şakağından vurup leşini cehenneme yollamıştı.. Baktılar bu böyle olmuyor maşalarla işi halledelim dediler ve maşa bulmak zor olmadı çünkü Fransızdan daha fransız olanlar vardı bizden görünen.. Ve mücadelemiz bunlara karşı sürüyor ve Kıyamete dek sürecek.. Biz galip olacağız çünkü güçlüyüz, çünkü Hakkın safında haklının yanındayız. Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl. “Kim Allah’ı, O’nun Rasulünü ve müminleri dost edinirse, (iyi bilsin ki) Allah’ın taraftarları kesin…
Mülkün Sahibi Allah’ın Adıyla “Ev alana Allah yardım eder” der Anadolu halkı, bu doğru mu, sahiden yardım eder mi ? Eder sevgili okuyucu yardım ediyor Mevla, siz yeter ki harama bulaşmadan girin borcun altına. Bu söz aslında ayet değil hadis değil, Müslümanlar Allah’a böyle hüsnü zan etmişiz. Allah da “kulumun zannı üzereyim” buyurmuş.. Demekki yardım edecek. Hem Allah Resulü bizlere Allahtan teminat veriyor “Kim ödemek kastıyla bir borcun altına girerse Allah onun borcunu mutlaka öder, ödemeyi nasib eder” Kalpte ödeme niyeti olduktan sonra artık sen de korkma ev almak için gir borcun altına. Hem bir çok arkadaşlarımız bu yardımı hayatlarıyla tecrübe ettiler. Durumu müsait olmayan, düşük gelirli nice insanlar ev sahibi oldular da onlardan daha üst konumda görünenler bu işe hayret ettiler. “..Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever” 3:159 Arkadaşlar ev alırken borcun altına girin Allah yardım eder dedim ancak bu yardımı almak için bazı şartlar var elbette, riayet gerekir 1) faize asla bulaşma. gönülde faize bir meyil dahi olmamalı. Komşun faizle kredi çekmiş evini arabasını almışsa eğer asla özenme. ateşten bir gömlek giydiğini bil ve onun için istiğfar et. 2) Borç altına girerken ayağını yorganına göre…
Batının İhaneti 1 : Delil Karartmaya gelen avrupalı mühendisler 7 Nisan 1999 Adana’da bir Boeing 737 400 uçağı düşüyor. Kara kutu kayıtları incelenmek üzere İstanbul’a gönderiliyor ve Amerika’dan bir heyet ivedi geliyor. Uzman kişiler sıfatıyla gelen bu heyet fazlaca anlaşılmayan ses kayıtlarının sözde iyileştirilmesi için alkollü pamukla bantın silinmesi gerektiğini söylüyorlar. Bu işlemi yapmak üzere olan Türk uzmanlar “Bir de Kara kutu kullanma talimatını okuyalım” diyorlar ve orada “kesinlikle alkolle temas etmemesi gerektiğini” görüyorlar ve son anda bütün deliller karartılacak iken buna engel olunuyor..! Bu tip bir Boeing 737 uçağı yine düşmüş ve sebep üretim hatası idi. Bu uçakların radar sisteminde arıza oluşuyordu.. Belli ki bu yüzden Boeing şirketi böyle bir hileye başvurmuştu.. Araştırma: Kerim Gök https://youtu.be/LZDJxB3hM-s Batının İhaneti 2 : Habib Adıgüzeli dolandıran fransız müteahhit yazılıyor.. Batının İhaneti 3 : Perşembe pazarını dolandıran israilli esnaf yazılıyor.. Batının İhaneti 4 : Erbakanın Pancar motorunu batıran avrupalı bailer yazılıyor.. Batının İhaneti 5 : PKK yı besleyen ABD li askerler … devam edecek inş
Türk Hava Kurumu denilen şebeke 1925 den beri 800 ton altın değerinde yardım parası toplamış. Nereye gittiği meçhul. Bugün Türkiye Cumhuriyeti nin mevcut altın rezervi ise sadece 650 ton. Buna rağmen THK orman yangını söndürme faaliyetlerini Türkiye için asla ücretsiz yapmaz bilakis milletten devletten söndürme paralarını çatır çatır almaktadır. Şu Durumda bu örgüt neyin yardımını topluyor ?? “Bugün Airbus’ın değeri 92 milyar dolar. THK bugüne kadar topladığı para 50 milyar Dolar. Yani en azından Airbus ın yarısı kadar bir şirket olabilirdi. Ancak hiç bir imalat üretim yok. Ve bilindiğinin aksine Türkiye’nin havacılık yatırımlarının öncüsü değildir ve m.kemal de kurmuş değildir. Sadece m.kemal parayla sattığı Nutuk kitabının gelirinden 10bin lira yardım etmiştir. Hepsi bu..” THK örgütünün uçakları eski/demode olduğu için 45 derece ısı üzerinde çalışmıyorlar o yüzden bu defa yangın söndürme ihalesini alamamıştır. Yoksa m.kemalin hatırasına ihanet filan alakası yok. Kaldı ki o örgütü kuran o değil Türk Hava Kurumu kimlerden oluşur ve geliri neler ? Ekseriyeti CHP zihniyeti ve emekli askerlerden oluşur ve 800 kadar müdürü vardır.. THK’nin kurulduğu yıllardaki gelir kaynaklarını şöyle sıralamak mümkündür: 1. Halkın bağışları 2. Tayyare Piyangosu (27) 3. Fitre-zekât ve Kurban derileri 4. Tayyare Pulu (tutkallı makbuz) 5. El ve duvar ilanları imtiyazı 6. Her…
Darbe Önleyen bir Millet Darbeler.. hükümetlerin korkulu rüyası. Darbe geliyorum demez. Bir sabah uyanırsın ve darbe olmuş.. radyo televizyon dan öğrenirsin. Türkiye Cumhuriyet tarihinde 2. meclisin kurulma biçimi de dahil olmak üzere bir çok darbe arbade muhtıra devrim ihtilal olmuş. Son darbe teşebbüsü 15 temmuz 2016 da oldu ve bu defa milletimiz buna müsaade etmedi. Peki önceki darbeleri neden bastırmadı ? Bunun sebebi Bizim gözümüze görünen husus bu milletin mayasında var olan “askerlik ruhu” Asrı Saadetten tut, Abbasi İslam devleti, Emevi İslam Devletine kadar ve Selçuklulardan tut Osmanlılara kadar gelen islam kültürü içinde yoğurulan bu Milletin köklerinden getirdiği o güzel ahlaka biz askerlik ruhu diyoruz. Büyüğe karşı saygı, ulemaya saygı, meşayıha hurmet muhabbet ve idareciye “Ulu-l Emre” karşı saygı ve itaat İşte bu şuur bu ahlak milleti her daim devlet adamları önünde, komutanlar önünde el pençe itaat üzere durmaya sevk etmiştir. Ve hatta kendi askeri milletine silah sıkacak olsa Habilin kabile davrandığı gibi davranır “Sen beni öldürmeye yeltenirsen çekinme ben seni öldürmek için davranacak değilim” diyecektir ve demiştir. O yüzden derler ya “Türk toplumu asker ruhludur” evet bu gerçekten doğrudur. asker ruhlu oluşumuzun bu zamana uzanan bir yansıması camide günde 5 vakit kıldığımız namazda görülür. Bakın sadece biz Türk milletine…
Allahın Adıyla.. Sabır Meşhur analiz ediyor: Sedat Peker neden sustu ? ABD nin uyuntusu olan Birleşik Arap Emirlikleri Pekeri neden susturmuş olabilir ? BAE Türkiye ile neden yakından ilgileniyor? Türkiye’ye karşı ellerinde ne tür kozlar var ? Seçim öncesi Tayyip’i devirmek için neler yapabilir? Siber saldırılar sonucu Elektrik kesintisi muhtemel mi? İran ve Mısır ihtilallerinde ABD elektrik kesintisi kullandı mı? Türk gençliğin aklını fikrini şekillendirmede BAE nin ne tür faaliyetleri var ? Bu faaliyet seçimleri nasıl etkiliyor? Trump neden Tayyip dostu idi. Bidon neden düşman? Hepsi bu videoda. Mısırlı Gazeteci Sabır Meşhur enfes analizleriyle soruların cevabı :
Allah’ın yüce Adıyla Haber bu; Diyanet teklif etti ve “Namaz Molası Kanunu” nihayet çıktı. Otobüsler artık mola saatlerini namaz vakitlerine göre ayarlayacaklar. Laiklik şatosundan bir burç daha yıkıldı Elhamdülillah. Yola giden müminler için bir imtihandı namaz. Çetin bir cihad cephesi idi o niyaz. Otobüs “İman gücüyle” durdurulur, tek başına kılınırdı.. eskide kaldı. Yapanlar deftere yazdırdı, yapamayanlara da bir ah çekmek, belki o destanları okumak düştü. Bu yazı namaz kahramanlarının bir destanı. Yolculuklarda otobüste namaz vakti gelince namaz kılmak isterdik, laiklere kalsa “kaza ediversin nolacak !” Cevabımız hazırdı “Ya ben kaza etmeden otobüs kaza ederse !?” Otobüs ve kaza mı !? Bu iki kelimeyi yan yana duymaktan korkar sus pus olurlardı. Allah’tan korkmayan bi-namaz, ölümden mezardan çok korkar. Hep bir ağızdan “aman ağzından yel alsın” derler. Bu laf bile kirli kirli laiklik kokuyor ya ! Sanki yel kaderi durduracak. Brehey gafil ! Yel de Allah’ın, Kader de Allah’ın. Kır putunu da dön artık yüzünü Allah’a, Allah’ın Şeriatına. Bu yolda büyük kahramanlar gördük, ödlek pısırıklar da. Her yolculuk bir gâzâ, ehl-i salât birer gâzi idi.. Namaz Yoluna Koyanlar Edirne’de ziyaretime gelecek kişileri bekliyorum, otobüs perona girdi herkes indi baktım bizim Mustafa hoca yok. Nerede Mustafa hoca? Dediler o az geride Havsa ilçesinde…
“Devletin dini İslam’dır” ibaresi 93 yıl önce bugün Anayasa’dan çıkarıldı Zamanın cümhurreisi Mustafa Kemal’in emri, Başbakan İsmet İnönü’nün de teklifiyle 1921 ve 1924 Anayasası’nda yer alan “Türkiye Cumhuriyeti’nin Dini İslam’dır” ibaresi, 1928 yılında kaldırıldı. 20 Ocak 1921 tarihinde kabul edilen ilk anayasanın (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) 2’nci maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin dininin İslam olduğu belirtiliyordu. Söz konusu madde, 1924 Anayasası’nda da aynen korundu. 9 Nisan 1928’de TBMM’ye sunulan kanun teklifi ile 1921 ve 1924 Anayasası’nın 2. maddesinde yer alan “Türkiye Devleti’nin dini İslam’dır” ifadesi kaldırıldı. Karar, 10 Nisan 1928 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Böylelikle, laiklik ilkesi her ne kadar anayasaya 1937 yılında girmiş olsa da 1928’den itibaren her alanda fiilen uygulanmaya başlandı. Saltanatı kaldırmak, Hilafeti kaldırmak için ön adımdı 23 Nisan 1920’de açılan TBMM’nin 20 Ocak 1921 tarihinde kabul ettiği ilk anayasada (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu) “hâkimiyetin kayıtsız şartsız millete ait olduğu” vurgulandı. Böylece, saltanat ve hilafetin kaldırılmasının önü açıldı. 1 Kasım 1922’de önce saltanat kaldırıldı. TBMM, son Osmanlı Padişahı Sultan Vahdettin’in yerine 18 Kasım’da Halife olarak Abdülmecit Efendi’yi seçti. Burada amaç saltanatı kaldırmak değildi. Hilafeti kaldırmak isteyenler bu yolun taşlarını döşemeye başlamıştı. 15 Nisan 1923’te Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nda yapılan bir değişiklikle de saltanatın lağvedilmesine sözle ve basın yoluyla muhalefet etmek…
Allahın yüce Adıyla.. Bugünlerde gündemi meşgul eden şey.. Bir Amiral 2 metreli bir kumaşı başına sarmış. Eğer boynuna bağlamış olsaydı hiç bir sıkıntı olmayacaktı.. Ancak başına bağlayınca.. adına “sarık” dendi ve bu “şekil” sol güruhun ödünü kopardı ve adeta içlerinde kıyamet koptu.. Ne vaveylalar ne köpürmeler ne höykürmeler..! Hepsi basit bir kumaşın bir “şekil” başa dolanmasından sebep !! Hani şekil önemsizdi !? Hani şekillerin bir ehemmiyeti yoktu ? Amiral o kumaşı fular gibi boynuna dolasaydı kimse konu etmezdi, haber değer olmazdı. Ama başına sarınca.. Evet bu “şekil” laik atatürkçülerin yüreğinde bomba etkisi yaptı. Neden ? Çünkü -onlar da biliyor ki- şekilin çok büyük manası var da o yüzden. Şekil deyip geçmeyin. Şekillerin taşıdığı manalar bu denli belirgin ve etkili olduğu için, o güruh İslama ait tüm şekilleri ortadan kaldırmayı kastettiler. Ve bu kapsamda Müslümanı kendi şekillerinden soğutmak için “şekilin önemi yoktur / İslam şekilcilik dini değildir” gibi palavralar uydurdular. Ancak bu palavralara kendileri de inanmadılar ve işte uğursuz hayatları bu şekillerle mücadeleyle geçti. Sarık şeklini sakal şeklini çarşaf şeklini ortadan kaldırıp yerine sinek kaydı surat, fötr şapka smokin dekolte şekiller ikame etmeye çalıştılar Şimdi soruyorum eğer İslam şekil dini değilse.. Ya laiklik, ya Atatürkçülük şekilcilik midir ? Galiba öyle.. Bakın…
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla Asrımızın yetiştirdiği ender alimlerden Ehli Sünnetin Suudi Arabistandaki kalesi ve ahir ömründe Türkiye nazili, Safvet-üt Tefasir ismli muazzam tefsirin sahibi Muhammed Ali Es-Sabuni Hz bugün ruhunu Rahmana teslim etmiştir. Allah rahmet eyleye mekanı cennet makamını âli eyleye Muhammed Ali Sabuni hocamız bizlere kendi eserlerini okutmada umumi bir icazet vermiştir bununla beraber senedinde kendisi de bulunan bir hadis-i şerifi nakletmemiz konusunda da hususi bir icazet vermişlerdir. Allah Razı olsun Muhammed Ali Sabûnî, şeyh Mahmud Efendi Hz’ne intisaplı mıdır ? Merhum Muhammed Ali Sabuni Hz’nin çevresinde olan bazı arkadaşlar, bilmemekten veya farklı sebeplerden ötürü kendisinin Mahmud Efendi Hz’ne intisabını inkar cihetine gitmekteler ve oğlu Enes Sabuniyi delil göstermekteler.. Biz de bugün konuyu telefonla Hüseyin Avni hocaya sorduk. Sizin bu konudaki bilginize müracaat ediyoruz dedik. Hüseyin Avni Kansız hocaefendi “Ben de bunu Efendi Hazretlerimize sordum, Efendi hazretlerimiz şöyle anlattı “Muhammed Sabuni efendi benden Tarikat dersi almak istedi, ben de ona istihare yapmasını söyledim, o bana şimdi bir nispet ver dedi. Biz de ona tarikat dersini değil ama başka virdler verdik” buyurdular” dedi. ve ekledi “Bir cuma günü Mahmud Efendi Hazretlerimizi ziyaret etmek için teşrif odasında beklerken Fastan bir alim gelmişti 40 yaşlarında.. onun Efendi Hz ile görüşmesine…
Bismillahirrahmanirrahim Soru: “Hocam hükümetler İslami dille halka seslenirken çesitli isimlerle dava pesinde koştuklarini inanan vatandaşlara kendilerinin hak ve samimi yolda olduklarını beyan ediyorlar. Dini mubin zümrenin onemli bir kismininda teveccühünu kazanıyorlar. Ancak devletin kendisi bizzat faiz sistemi gibi şans oyunlari (milli piyango iddaa spor toto….vs) gibi kurumlari yasallastırıp bizzat destekleyip buradan ciddi gelir elde ediyor. Bu durumda soylemlerle eylemler cakışmiyor mu. Nasıl bir tutum sergilemeliyiz ?” (not: soruda çok hata var, müdahele etmeden aynen yazdım. i.er) CEVAP Bugün yaşadıklarımız Türkiyede İslam ve Müslümanlık adına ve bağımsızlık namına cumhuriyet tarihinin en güzel en parlak dönemidir. Bunu anlamak için sürecin tamamını incelemek ve resmin tamamını görmek gerekir. Hakikat budur ki: Bizler Kurana sarıldığımız yıllarda cihangir olduk. Kurandan uzaklaşınca da rezil rüsvay olduk. Son yıllarda Kuran Kursları Medreseler marifetiyle halk yeniden Kurana yöneldi, Nispeten olan bu yönelme sayesinde Allah o miktar bize din hürriyeti ihsan etti. Nimetin tamamını istiyorsa Kurana yönelmede gevşeklik yapmamalı çoluk çocuğumuzu medreseye vermeli ve kendimiz de Kuran ilimleri tahsil etmeli ve öğrendiğimiz fıkıhla amel etmeliyiz.. Böyle yaparsak Allah bize ihlaslı kudretli adil mahir idareciler nasip eder ve bizleri dünya ahirette abad eder.. Açıklama: Bizler Osmanlının son yılları itibariyle avrupalı kafirleri dost bilip onlardan cizye almayı kaldırınca, onlara karşı cihad…
Araştırma amaçlı çarşaf giyen gazetecenin yazısı: “Henüz Yenibosna taraflarındaydım, kimse bana bakmıyordu. Ne kadınlar, ne erkekler, ne çocuklar… Sanki ben hiç orada değildim. Yoktum. Hiç var olmamıştım, sanki aralarından geçmiyordum. Akşamları kimseden laf yemeden geçemediğim o yolu şimdi hiç var olmamışçasına geçiyordum.
İçimi garip bir öfke kapladı. Ne yani, bu toplumun içinde rahatça yaşayabilmem için, taciz edilmemek ve sükunetle yürüyebilmek için çarşafa mı girmek gerekti! Erkeklere kızdım; kendi içlerinde yaptıkları küçük hesaplara ve ayrımcılıklarına, tesettürsüz kadınlara bakış açılarına. Belki onlar..”
Doğan Cüceloğlu yazmış “Eğitim almış amerikalı çok cici çok iyi biri oluyor.. onunla geceyi geçirir sabaha kadar gözüm kapalı uyurum hiç korkmam ! Ama eğitimsiz amerikalılardan korkarım 5 dolar için boğazımı kesebilir! miş..” CEVAP: Alâkası yok. Eğitim almış bir kâfir daha büyük bir kafir, daha şiddetli bir zalimdir. Afganistana tecavüz edenler, Iraka tecacuz edenler, iSLAM Dünyasını kana göz yaşına boğanlar evsiz eğitimiz amerikalilar değil..! Ey Aklı zayıf, fikri isabetsiz Doğan Cüceloğlu ! Eğitim almış amerikalı gavurda gördüğünü sandığın cicilik centilmenlik karnı tok olduğu için.. Işi var parası var kariyeri var evi var aşı var eşi var.. ve karnı tok, derdi yok..! Allahsız kitapsız eğitimi onu insan yaptı sanma. Bu sanı kişiyi imandan eder. “Onlar hayvanlar gibidir” ayetini inkar etmiş olur. “Egitimsiz amerikalılardan korkuyorum” diyorsun. 5 dolar için gırtlağını kesebilirmiş.. Neden ama ? Kapitalist Amerikada sokakta çöplükte gebermeye mahkum olduğu için.. Karnı aç olduğu için ! Tespitin “Türkiyede eğitim” kısmına gelince.. Cüceloğlu “Türkiyede durum tam tersi: eğitimsiz Türk insanından hiç korkmam ondan zarar gelmez ancak eğitimli şehirli kişiler çok insafsız sadece kendi çıkarını düşünür..” demiş.. Çünkü Milli Eğitimin temeli sekülerizm, hedefi kemalizm, örneği ise batılı kafirlerdir. Bu iki İzm arasında ideolojik eğitim alan zavallı Türk insanı öz değerlerinden, İman ve irfandan…
Allahın yüce Adıyla Bir öğretmen arkadaşın sorusu “Ak Parti Döneminde 15 yeni üniversite açıldı, onlarca Proje İmam Hatip Lisesi, Hafızlık Kuran Kursları, Kuranı Anlama programları Yaz Kuran Kursları.. TÜGVA vakıfları, Diyanetin bir biri ardınca yürüttüğü gençlik faaliyetleri.. Bakıldığında dindar, vatansever bir nesil yetiştirmek için sayısal açıdan külliyetli bir çalışma olduğu görülmekte ancak.. Kendim de aslında İmam Hatipte öğretmenim, bu sorunun cevabını inanın bulamıyorum. Verilen eğitim neden öğrencilere nüfuz etmiyor ? Bunun altında yatan temel sebepler nelerdir ? Kendi aramızda hep tartıştığımız şeyler bunlar.. Bu konuda sizin fikriniz nedir ?” Cevap En basit bir ifadeyle yıkmak kolay yapmak zor. Ahlaklı bir gencin ahlakını bozmak çabuk ve kolay ahlaksız bir genci ahlak sahibi yapmak uzun iş ve zor.. imanı izale etmek kolay iman sahibi yapmak zor.. Yani kısaca tamir ve terbiye erbabı bu yarışa en baştan 1-0 mağlup olarak başlıyor. Meşhur bir gavurun dediğini unutmayalım Muhammed’in dinine Bir Kadeh Şarap bir namussuz kadının yapabileceği tahribatı binlerce top tüfekle yapamazsınız.. Konumuz adam yetiştirmek ve tam olarak tasavvuf tarikatın konusu. Mürşid-i kamilin yaptığı is şeyhlerin mesleği. Tarikatta binlerce insan vardır Bunların hepsi mürit sadece bir tanesi mürşittir. müritler 10-20 yıl 30 yıl belki ömür boyu mürit olarak kalır da Mürşit olamaz. Mürşid olamadığı için…
Allahın Adıyla.. Konuya Sahabeden bir başarı kıssası ile başlayalım. Abdurrahman ibni Avf ra Mekkeden beş parasız bir muhacir olarak Medineye hicret eder. Bir deve ödünç alarak ticarete başlar. Vefat ettiğinde hala 100 binlerce altını vardır. Hâla diyorum çünkü onun kaç katını Allah yolunda infak etmiş ve Allah ve Rasulünü o denli razı etmiştir ki Allah ondan dünyada iken razı olmuş ve cennetle müjdelemiştir. İşte bu sahabemize soruldu “Zenginliği neyle buldun?” Abdurrahman ra: Zenginliği üç şeyde (üç prensipte) buldum der: 1) Kârın azına çoğuna bakmadım verdim 2) malımı asla stoklamadım her daim pazara çıkardım 3) veresiye vermedim peşin sattım.” [1] Bunlar maddi sebepler tabi bir de manevi sebep vardı ki onu söylemedi : Hz Abdurrahman çok cömert ve hayırseverdi. Allah verene verir. Bu arada stoklama, malı karaborsaya düşürmek (ihtikar) İslamda haramdır. Haramlarla kimse bereket bulamaz. Bu vesileyle size yaşanmış dört kıssa anlatayım ve yukarıda zikrini ettiğim Abdurrahman B Avf Hz’nin aktardığı ticaret prensiplerinin ne kadar geçerli olduğunu görün anlayın 1) Kıssa: Edirneli Kuruyemiş esnafı Murat, sene 2008’de bana bizzat anlattı “Başarılı zengin bir iş adamı arkadaşımla çay içerken konu ticarete, ticarette başarılı olmaya geldi ve bana sordu “Murat senin ticaretten hedefin nedir ? Önce anlayamadım. Tekrar sordu “Kaç lira param olursa…
dinde aracılık