Haber bu; Diyanet teklif etti ve “Namaz Molası Kanunu” nihayet çıktı. Otobüsler artık mola saatlerini namaz vakitlerine göre ayarlayacaklar.
Laiklik şatosundan bir burç daha yıkıldı Elhamdülillah.
Yola giden müminler için bir imtihandı namaz. Çetin bir cihad cephesi idi o niyaz. Otobüs “İman gücüyle” durdurulur, tek başına kılınırdı.. eskide kaldı. Yapanlar deftere yazdırdı, yapamayanlara da bir ah çekmek, belki o destanları okumak düştü.
Bu yazı namaz kahramanlarının bir destanı.
Yolculuklarda otobüste namaz vakti gelince namaz kılmak isterdik, laiklere kalsa “kaza ediversin nolacak !” Cevabımız hazırdı “Ya ben kaza etmeden otobüs kaza ederse !?” Otobüs ve kaza mı !? Bu iki kelimeyi yan yana duymaktan korkar sus pus olurlardı. Allah’tan korkmayan bi-namaz, ölümden mezardan çok korkar. Hep bir ağızdan “aman ağzından yel alsın” derler. Bu laf bile kirli kirli laiklik kokuyor ya ! Sanki yel kaderi durduracak.
Brehey gafil ! Yel de Allah’ın, Kader de Allah’ın. Kır putunu da dön artık yüzünü Allah’a, Allah’ın Şeriatına.
Bu yolda büyük kahramanlar gördük, ödlek pısırıklar da. Her yolculuk bir gâzâ, ehl-i salât birer gâzi idi..
Namaz Yoluna Koyanlar
Edirne’de ziyaretime gelecek kişileri bekliyorum, otobüs perona girdi herkes indi baktım bizim Mustafa hoca yok. Nerede Mustafa hoca? Dediler o az geride Havsa ilçesinde indi. Otobüs sabah namazına durmadı o da kızdı otobüsten indi namazını kılmak içi. otobüsçüler beklemediler basıp gittiler” Baktım 2 saat sonra başka bir vasıtaya binmiş geldi. İki kere ücret ödemişti 2 vasıta değişmişti ama kalbi huzurla doluydu. Rabbisine karşı dürüst davranmıştı. imtihanı o kazanmıştı. ve bugün bu yasanın çıkmasına bilfiil katkısı olmuştu. Mübarek olsun cihadın kardeşim..
Yine bu kahramanlardan biri Mustafa Ekin hocamız.
Bolu dağlarından gerçekten “durun namaz vakti” demiş. Biz kılmıyoruz demişler bir kişi için duramayız” Ben kılacağım” der. “Namaz için durmak yok burada senden başka elli insan var” demişler.. Evet 50 bi şey var ama.. neyse “Şu halde ben iniyorum” demiş ve ıssız dağlara inmiş. Namazını tertemiz kılmış Gönlünde huşuyla yüzünde sekinetle yola revan olmuş. Bir ekip arabası dağda giden bir sarıklı Cübbeli görünce durur. Onu Hızır zannederler Duasını isterler. Mustafa Ekin hoca hikayesini anlatır. Yoldan geçen en muferreh bir arabayı durdururlar o biner gider. Kürsüden gülerek anlatmıştı “yolun gerisini o şekilde sohbet ede ede tamamladım”
Sen Allah için ol, Allah senin içindir, seni yolda komaz.
Namaz kahramanlarından biri de Ömer Dum hocam. Bakın ne anlatıyor:
İstanbul’dan Kayseri’ye gidiyorum. sabah namazı için muavine rica ettim, umursamadı bu defa münakaşaya girdim. Yolcunun biri bana epey çıkıştı “uykumu kaçırıyorsun susun” diye. Neticede güneşe 15 dakika kala nihayet bir yerde durmaya ikna oldu. Ben otobüsten aşağı inmek için ayaklandım ki.. yedi sekiz kişi benden hızlı aşağı indiler doğru camiye koştular. Ben şok oldum! ulan ben muavinle şoförle cedelleşirken, gafillerden azar yerken neredeydiniz? tuh size!” diyemedim onlara tabi. Kıldık namazımızı. Yola devam.. Kayseride acente müdürüne gittim, güya şikayet edeceğim. Fetvayı bastı müdür “Hacim sen seferisin kaza et” Güler misin ağlar mısın !?
Bu kıssa da Murat Mer. Hocamdan:
Otobüste uzun yola gidiyorlarmış. Sarıklı yaşlı bir dede ve çarşaflı bir nine akşam namazı geçiyor diye bir dağın başında otobüsü durdurmak isterler. Muavin ve şoför ikisi birden inat etmiş duramayız demişler. O zaman “eğle biz iniyoruz” demişler. İnmişler valizleri de almışlar yanlarına. Otobüs hareket etmiş. Bunlar da yolun kenarında başlamışlar namazlarını kılmaya. Tam bitirmek üzerelermiş ki bir de otobüs geri vitese takmış dit dit sesi ile geri geri geliyor.. Meğer bu yaşlı amcalar aşağı inip de otobüs hareket edince otobüsün içindekiler velveleyi koparmışlar. “Sen nasıl olur da iki yaşlıyı dağın başında bırakırsın başımıza bela mı gelsin istiyorsunuz kesin kaza yaparız çabuk geri dön” diye feryadı koparmışlar.. Bunlar da kuzu kuzu dönmüşler ??
Namaz kahramanlarından biri de Metin Er. hocamdır, anlatıyor:
“Umrecilerin pasaportlarını almak için Ankara’ya gittiğimde dönüş yolunda benzer durum benim de başıma geldi. namaz vakti çıkmak üzere, otobüs şoförü durmamak da ısrar edince beni bir benzinlikte indirmesini istedim. indirdi ve beni orada bırakıp devam etti, namazı eda ettikten sonra yola nasıl devam edeceğimi düşünürken, bir yolcu otobüsünün benzinliğe girdiğini gördüm gidip muavine yerleri olup olmadığını sordum. _Yer var buyurun dedi ve ekledi : “Bu benzinliğe niçin girdik hiç anlayamadım, normalde uğradığımız bir yer değil” dedi.
O otobüsü oraya sevk eden külli bir iradeydi..
Namaz kahramanlarından biri de Mahmut Ya. hocam, onun kıssası da şöyle:
“Bundan seneler önce bir hoca arkadaşımla Mardin’e seyahate gittik. Dönüşte ikindi namazı için muavine rica, yok. şoföre rica yok ! durmuyor. Onlar inat ettiler durmayacağız, Arkadaşım da inat etti hayır duracaksınız” Ve sonunda araba durmak zorunda kaldı. Ve biz indik namazı yolda otobüsün önünde cemaatle kıldık Elhamdülillah. Bazen inatçı olmak lazımmış demekki, mücadeleyi bırakmadan hakkını sonuna kadar aramak lazımmış.”
Namaz kahramanlarından biri de Ubeydullah hocadır. onun hikayesi:
“1982 yılında 17 yaşındayım. Abdulmetin Hocamın rh yanından Mahmud Efendi Hazretlerinin selamıyla önce Memleketimiz Çorum’a sonra Rasul Hocamızın rh yanına gitmek için yola çıkmıştım. Yolda akşam ezanı okundu beni bir telaş sardı. Belki bir yerde bir şey için kendiliklerinden dururlar diye biraz bekledim. Durmadılar. Ben de şoföre rica ettim bir yerde dursanız da, benim abdestim var akşam namazı beş rekat beş dk sürmez hemen namaz kılayım” dedim. Adam “kazasını kılarsın” dedi. Kaza arabayı devirmek demektir dedim. Seni iki jandarma istese durmayacak mısın Allah’ın cc emri daha önemli dedim biraz daha gitti durdu hemen inip kıldım. Yanımda oturan kişi meğer Trakyalı Çorum Komseriymiş. Arabada kılsaydın dedi. Ben de İmamı A’zam Efendimiz vesaitte farz” olmaz diyor dedim. O da sert bir şekilde “ben İmamı azam falan tanımam Kuran tanırım!” dedi. Baktım işler kızışıyor artık yol boyunca konuşmadık. Benim Mahmud Efendi Hazetlerini yeni tanıdığım, feyizlendiğimiz gençlik yıllarımızdı”
Bu kahramanları Kuran-ı Kerim şöyle övmektedir: “Nice erler var ki ne ticaret ne alım-satım kendilerini zikrullahtan, namazı dosdoğru kılmaktan, zekât vermekten alıkoymaz. Onlar kalblerin ve gözlerin kıvranacağı günden korkarlar” Nur:24
Yorum Yapılmamış