Bismillahirrahmanirrahim
Şefaat nedir ? Şefaat şef’ شفع kelimesinden gelir ki şef’ katlamak çiftlemek demektir. Ahirette cennete tek başına gidecek kişi yanına birini daha alarak bir nevi çiftlemiş olur..
Şefaatin tarifi: Ahirette bir zatın Allaha rica ve niyazda bulunarak imanlı kulların affını veya mertebelerinin artmasını istemektir.
Şefaat konusunda üç unsur vardır:
1) Şafi (şefaatçı) 2) Meşfiy leh (şefaat edilen) 3) Şefaati kabul eden : ALLAH
Bu cihetten tartışma aslında “şefaat var mı yok mu?” konusunda değildir. Merhamet var olduğu sürece şefaat (başkasına yardımcı olmayı istemek) de elbette var olacaktır. Yani kendisi affolup Cennete girmeye hak kazanan bir baba elbette evlatlarının da kurtulması için Allaha ricada bulunacaktır. Veya bir hoca talebeleri için ve tabi ki bir Peygamber ümmetinin kurtulması için Allaha rica ve niyazda bulunacaktır…
Şu Halde tartışma “Allah şefaati kabul edecek mi, etmeyecek mi ?” yönündedir. Ve “şefaat yok!” diyenler aslında “Allah kimsenin şefaat talebini kabul etmeyecek” demiş oluyorlar. ve Allaha iftira ediyorlar. Çünkü “şefaatin kabul hakkı bütünüyle Allahın yetkisindedir” (Zümet:44) ve kimse Allah’ın yetkisini sınırlayamaz, Yerin göğün mülkü ona aittir ve mülkünde dilediği gibi harcar tasarruf eder. “De ki Şefaat tümüyle Allaha aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı, mülkü Ona aittir..” Zümet:44
Şefaati kabul olacak kişiler kimler, nelerdir ?
Oruç, Hac, Hacer-i Esved, Kuran-ı Kerim ve Kendilerine nimet verilen dört sınıf; Peygamberler, Sıddıklar, Şehitler ve Salihler. Alimler ve hafızlar ise bu dört sınıfa girmek şartıyla..
Şefaat Hakkında İslam Alimlerinin kararı: Ehli Snnetin bütün alimleri; İmam Ebu Hanife, İmam Şafi, İmam Malik, İmam Ahmed, İmam Matüridi, İmam Eşari ve diğer bütün imamlar, müctehitler ŞEFAATİN hak ve gerçek olduğu hususnda ittifak içindedirler.
Şefaatin Hak olduğunun Kurandan Delilleri :
1. AYET
مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ
Allah’ın izni olmadan huzurunda şefaat edecek olan kimdir? (Bakara 255)
Netice: Demekki Allahın izin verdiği kişiler (Peygamberler evliyalar) şefaat edecekler.
2. AYET
مَا مِنْ شَفِيعٍ إِلاَّ مِنْ بَعْدِ إِذْنِهِ
O’nun izni olması müstesna, şefaat edecek yoktur. (Yunus 3)
Netice: Demekki izin verdikleri şefaat edecek.
3. AYET
وَلاَ يَشْفَعُونَ إِلاَّ لِمَنِ ارْتَضَى
Onlar, Allah’ın razı olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler. (Enbiya 28)
Netice: Demekki dünyadan ahirete imanla gelip Allahı razı etmiş olan müminlere şefaat fayda verecek.
4. AYET
يَوْمَئِذٍ لاَ تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ إِلاَّ مَنْ أَذِنَ لَهُ الرَّحْمَنُ وَرَضِيَ لَهُ قَوْلاً
O gün, Rahman’ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimselerden başkasına şefaat fayda vermez. (Taha 109)
Netice: Demekki dünyada “La ilahe illallah..” demiş olmak suretiyle sözüyle Allahı razı eden müminlere şefaat fayda verecek.
5. AYET
لَا يَمْلِكُونَ الشَّفَاعَةَ إِلَّا مَنِ اتَّخَذَ عِندَ الرَّحْمَنِ عَهْدً
(O gün) Rahman (olan Allah)’ın katında bir ahd almış olan kimseden başkaları şefaat etme hakkına sahip olamayacaklardır. (Meryem 87)
Netice: Demekki dünyada iman etmiş olarak Allahtan bir ahit almış olan müminlere şefaat fayda veecek
6. AYET
يَوْمَ لَا يَنفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ إِلَّا مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ
O gün ne mal fayda verir ne de oğullar! Ancak Allah’a selim bir kalple gelenler müstesna! (Şuara 88-89)
Netice: Demekki malları ve oğulları kalplerini selim kılmış; şirk ve küfürden temizlemiş iman ehline fayda verecek.
7. AYET
وَلاَ تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ عِنْدَهُ إِلاَّ لِمَنْ أَذِنَ لَهُ
Allah’ın huzurunda şefaat fayda vermez. Ancak izin verdiği kimseninki müstesna! (Sebe 23)
Netice: Demekki şefaat Allahın izin verdiklerine fayda verecek. şefaate izinli olmayan kafirlere fayda vermeyecek.
8. AYET
وَلاَ يَمْلِكُ الَّذِينَ يَدْعُونَ مِنْ دُونِهِ الشَّفَاعَةَ إِلاَّ مَنْ شَهِدَ بِالْحَقِّ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
Onların Allah’ı bırakıp da taptıkları putlar, şefaat hakkına sahip değillerdir. Ancak bilerek hakka şahitlik edenler şefaat edebilir. (Zuhruf 86)
Netice: Demekki şefaat izni olmayan putlardır. Onlar şefaat edemez. Nitekim şefaatin inkar vechi daima putlar hakkındadır. Çünkü Mekke müşrikleri kafirlikleri karşısında “eğer cehennem varsa ilahlarımız bize yardım eder” derlerdi. Allah bu batıl lafları reddetmiş gerçek şefaate ise açık kapı bırkmıştır
9. AYET
وَكَمْ مِنْ مَلَكٍ فِى السَّمَاوَاتِ لاَ تُغْنِى شَفَاعَتُهُمْ شَيْئًا إِلاَّ مِنْ بَعْدِ أَن يَأْذَنَ اللَّهُ لِمَن يَشَاءُ وَيَرْضَى
Göklerde nice melekler vardır ki, Allah dileyip izin vermeden ve razı olmadan önce onların şefaatleri hiçbir fayda vermez. (Necm 26)
Netice: Demekki Demekki melekler de kendi başlarına şefaat edemese de Allah izin verdikten sonra edebilecekler.
10. AYET
وَاسْتَغْفِرْ لِذَنبِكَ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ
Ey Muhammed! Hem kendinin hem de mümin erkeklerin ve mümin kadınların günahının bağışlanmasını dile!” (Muhammed 19)
Netice: Müminlerin günahının bağışlanmasını benden dile demek sen dilerse ben de seni kırmam bağışlarım onları demektir. Bu ayetler de şefaatin yüzde yüz ispatıdır.
Şefaatin Hak Olduğuna Dair Bir Kısım Hadis-i Şerifler :
1)Enes İbn-i Malik (r.a.) rivayet etti. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Benim şefaatim, ümmetimin büyük günah sahiplerinedir.” (Tirmizi, Kıyame:11, İbn-i Mace, Zühd:26, Ahmed İ. Hanbel: 3/113)
2) Zeyd İbn-i Erkam (r.a.) rivayet etti. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Benim kıyamet günündeki şefaatim haktır. Ona inanmayan ise, şefaatimin ehlinden olmayacaktır.” (El-Mutteki, Kenzü-l Umman: 14/399)
3) Osman İbn-i Affan (r.a.) rivayet etti. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Kıyamet gününde şu üç zümre: Peygamberler, sonra âlimler ve daha sonra da şehitler şefaat edeceklerdir.” ( İbn-i Mace, Zühd:37, 2/1443)
4) Ebu Hureyre(r.a.) rivayet etti. Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Her peygamberin müstecab (Allah’ın kabul edeceği) bir duası vardır. Her peygamber o duayı yapmada acele etti. Ben ise bu duamı kıyamet gününde, ümmetime şefaat olarak kullanmak üzere sakladım (kullanmayı ahirete bıraktım). Ona inşaallah, ümmetimin şirk koşmadan ölenleri nail olacaktır.” (Buhari, Da’avat 1, Tevhid 31; Müslim, İman 334, (198); Muvatta, Kur’an 26, (1, 212); Tirmizi, Daavat)
Tur Suresi 21. Ayeti Şefaatın en büyük delillerindendir. Şöyleki :
Bakın bu ayetin ifadesinde salih kişilerden olan babalar, kendilerinden nispeten düşük olan zurriyetlerinin kurtuluşuna veya derece atlamalarına sebep olmaktadırlar.
Ayet meali: “Îman edip, zürriyetleri de iman ile kendilerine tâbi olanlar (yok mu?) işte biz, onların nesillerini de kendilerine kattık. Kendi amellerinden (ecirlerinden) bir şey de eksiltmedik. Herkes kazandığına karşılık rehindir.” Tur:21
Imam Taberi ra bu ayet hakkında 4 türlü tefsir nakleder:
1) Derecesi yüksek olan müminlere zürriyetleri cennette ilhak edilir ve böylece aynı cennetlerde birlikte yaşarlar.
2) Yüksek derecede olan müminlere küçük iken ölmüş zürriyetleri cennette yanlarına verilir
3) Cennete gidip yüksek dereceler alan müminlere, cennete girmeyi hak etmeyen zürriyetleri bağışlanır ve babaları sebebiyle zürriyetler de cennete girerler.
4) Cennete giren ve yüksek dereceler olan müminlere verilen Sevabın aynısı hak etmeseler de zürriyetlerine de verilir.
İmam Taberi Bu dört görüşten en evla olanın birinci görüş olduğunu söyler ve onu tercih eder.
Ama doğru tefsir hangisi olursa olsun.. babanın atanın iman etmiş ama ameli zayıf kalmış zurriyetine fayda edeceği kesin. Yani #ŞEFAAT bu anlamda kesin olarak vardır haktır. El Hamdülillah
isa erdoğan
28.7.2018 Gop.
Yorum Yapılmamış