Ajanlara Karşı Mahmud Efendinin Tedbir-i Şahanesi

Allahın yüce Adıyla.. 28 Şubat darbesinin hedefi büyüktü: İslam’ı her alanda zayıflatmak, İslamî çalışmaları durdurmak, Müslümanları tarikatlardan koparmak, çocuklarını kurslara veren aileleri yıldırmak ve sindirmek, Kur’an kurslarını Medreselerin içini boşaltmak, İmam Hatipleri etkisiz hale getirmek, Müslümanlara ait holdingleri batırmak ve Müslümanların partisini kapatarak onları siyasetten devlet idaresinden el çektirmek.. Bu gayelerle yapılmış postmodern bir darbeydi yirmi sekiz Şubat.  Bütün tarikatlar, cemaatler bu darbeden etkilendiler. Bir çok cemaat liderleri Türkiye dışına gittiler. Mahmud Efendi Hz’ne yakın hocalarımızdan dinledik “Devlet istihbaratından Mahmud Efendiye de bazı kişiler geldiler “Ortalık karışacak Pasaportunuz hazır, istediğiniz ülkeye gidebilirsiniz size bu konuda kolaylık gösterilecek” dediler. Mahmud Efendi Hazretleri k.s “Hayır Benim Vatanım Türkiye ve Türkiye’den başka vatanım yok, başıma ne gelecekse bu vatanda gelsin” buyurdu ve Türkiye’de kaldı. O günlerde derin devlet cemaatlerin içerisine adamlarını sızdırmış, hocalarımızın ifadesi ile “ajan olduğu besbelli” bir adam İsmailağa vakfının ta içlerine kadar girmiş, güya bir sakal uzatmış, üzerinde yalandan bir şalvar benzeri pantolon, kısa bir cübbe güya bu tarikattan olmuş..! Hocalarımız diyorlar ki “onun bulunduğu ortamda kalplerimiz öğle daralıyordu ki.. içindeki karanlık anında kalplerimize yansıyor feyzimiz kesiliyordu. Yüzüne diyemiyorduk ama ajan olduğunu hepimiz çok iyi biliyorduk” Ancak Mahmud Efendi Hz buna öyle bir iltifat ediyor, öyle bir ilgileniyor ki şaşırıyorduk. Mübarek,…

Video: Barnabas İncili Bulundu: Muhammed As’ı Müjdeliyor

Allah’ın yüce Adıyla  2000 yıllık Barnabas İncili Şırnak sınırlarında yer altı şehri gibi duran bir mağrada bulundu ve bulan aşiret satmak isterken Jandarma tarafından yakalandı ve askeriye İncile el koydu ve Antik Diller Uzmanı Prof Hamza Hocagil’e tercüme ettirildi. Arami dilde yazılmış en eski incil ünvanına sahip Barnabas İncili, apaçık Muhammed aleyhisselamın “Rasul” olarak geleceğini ve Onun Ashabının dolgun başaklar gibi olduğunu açıklamaktadır.. Prof Hamza hoca İncilin uslübünü Kurana benzetti, içinde Kurandan hatırladığı yerlere benzeyen çok ayetler gördü.. İncili gören bir yahudi siyasetçinin kızı Reweka (Viktorya) Rabin Müslüman oldu ve ancak suikastla öldürüldü.. Hamza hoca “o mühtedinin cenazesine Telavivde bizzat katıldım” demektedir.. Vatikan incilden haberdar ancak ilgilenmez tavırlar içinde Hıristiyanlık aleminden konuyu saklamaktadır.. Ayrıntılar videoda: Karbon testiyle 2000 yıllık olduğu bilmsel metodla ispat edilmiş kitap için wikipedia “Müslümanların uydurduğu! 16. yüzyıla ait sahte incil !!” yazmış.. Yani kafir hakkı gizlemeye tam gaz devam ediyor.. Merhum Mehmet Şevket Eygi ve merhum Muhsin Yazıcıoğlu bu incili görenlerden. ve uğradığı suikastın bununla ilgili olduğu da söylenmiştir.. Garip olaylar: Barnaba İncilini tercüme ettiren yetkililer prf’den kitabı ve içeriğini asla kamuya bildirmeyecek sızdırmayacağına dair imza aldılar. İncili tercüme eden profesör vatikana bağlı global komitelerden büyük tehditler aldı.. Kendini korumaya almak için soyadını değiştirdi “Hocagil” takma…

Rasul Bölükbaş Hoca Hakka Yürüdü RhA

“İlim Dağı” lakaplı Rizeli Allame müderris Rasul Bölükbaşı hocaefendi bugün itibariyle Hakka yürüdü. Korona salgınıyla şehit olan hocamıza Allahtan rahmet ve en yüksek şehadet mertebeleri niyaz eder, şefaatine nail olmayı dileriz. Bu fotoğraf Rize Pazar Jandarma Karakolunun bodrumunda hiç müsait olmayan 3 m2 lik hücrede çekilmiştir. Merhum Rasul Bölükbaşı Hocaefendi 12 Eylül 1982 Tarihinde 30 jandarma ile evi basılarak nezarete alınmıştır. Suçu ise 163. maddeye muhalefet. Hocaefendi’ye gözaltında bulunduğu o mekanı ve nezaret günlerini sorduğumuzda şu cevabı aldık: Tabi nezarette su yok. Abdest almaya imkan olmadığından nezaret hücresinin tavanına elini vurmak suretiyle teyemmüm ederek ayakta imâ ile namaz kıldığını söyledi. Kendisine nezaret hücresinde sizi en çok üzen neydi diye sorduğumuzda şu cevabı aldık: Nezaret hücresinde bulunduğum günlerde dışarısını göremiyordum. Dışarıdan bazı sesleri duyuyordum. Nezaretin yakınında bulunan ilkokulda okuyan çocuklar tenefüste oynarlarken onların sesini duyardım. Bazen kedilerin miyavlaması, bazen horozların ötüşünü duyardım. Bu seslerin yanında bir de camiye yakın olduğumdan günde 5 defa ezan sesini duyardım. Bu ses ve sedalarda beni en çok üzen “ezan sesi” idi. Zira ezanın şehadet cümleleri tevhidi ifade ediyordu. Ben ise o TEVHİD’in hakikatlerini cemaatime anlattığım gerekçesiyle orada bulunuyordum. Takdir edersiniz ki tevhid’i yorumlaması suç sayılıp nezaret hücresinde bulunan bir kişinin tevhidi ifade eden o mübarek…

İzmir Hatıralarım 7

Allah’ın Yüce ismiyle.. Gürsel Yüzbaşı ve Tokat İzmir istihkam alayı destek kıtaları karargah bölüğü komutanı Nezih yüzbaşı gitti Yerine Gürsel Yüzbaşı geldi. İlginçtir ki gelişi üzerine iki veya üç defa cuma namazına mescide geldi arkamda namaz kıldı hutbeyi dinledi. gayet memnun oldum. “ben kadere inanmıyorum” diyen birinden sonra camiye gelip askerle saf tutan Allaha secde eden bir bölük komutanı bizi ancak sevindirir. Geldiği ilk günlerde yazanedeki arkadaşlar bana haber getirdiler “Gürsel yüzbaşı mescid emrini yeniden çıkarttı” Ne demek olduğunu tam anlamadım ama yine de sevindim.. Hutbe almak için her perşembe çarşıya çıkmam ne kadar işin sefası ise, iki aşamalı imzalatma işi de daha önce anlattım- bir işkenceydi benim için.. o yüzden kendi kendime dedim ki “bu komutan yeni geldi, bilmiyor, hutbe incelemeye bunu hiç alıştırmayım..” ve hutbeyi ona götürmeden doğruca isithbarat albaya götürdüm. imzalattıktan mescide geçtim, cuma hazırlığına başladım.. Cumaya bir saat vardı ki bir asker geldi Gürsel yüzbaşı seni çağırıyor.. Hayrola dedim ve gittim yanına. Sordu sen hutbeyi ne yapıyordun benden önce ? “Önce bölük komutanına sonra albaya götürüyordum..” dedim. Hiç beklemeden yüzüme bir şamar vurdu.. Din adamına saygıları bu kadar işte ! Neden bana getirmedin ? Bundan sonra sadece ben imzalayacağım albaya götürmeyeceksin” dedi. Ooh ! Bu benim için çok…

MAHALLE BASKISI

Allahın Yüce Adıyla Laikler Turkiyede uzun süre “mahalle baskısı”ndan şikayet ettiler. Hatta sözcüleri Ayşe Arman laik kıyafet içinde Fatih Çarşambaya da geldi ‘nahallede ona ne kadar baskı yapılacak’ güya gözlem yaptı. Sonucunu aşağıda açıklayacağım. Laiklerin dediği şu: “Müslüman toplum içinde biz laikler istediğimiz gibi rahat yaşayamıyoruz. Tamam döven söven laf eden yok ama.. milletin bakışları bile, içten içe nefret ve ayıplamaları bile bizde baskılanmış hissi oluşturuyor rahat laiklik yapamıyoruz” Kardeşlerim, bu sözünü ettikleri görünmez baskı var ya.. Emin olun Dini Mübin-i Islam’ın en büyük garantörü, Ahlak ve edebin en kapsamlı koruyucusu idi. Bugünlerde biz Millet-i İslam olarak bu Baskı Gücünü kaybettik galiba.. Mahalle Baskısını ilk delen bir kadın olmuştur. Şehit Bayram hoca Ismailağa kürsüsünde anlatmıştı “Osmanlı imparatorluğu son yıllarında herkes fesli sarıklı çarşaflı peçeli iken İstanbulda kısa etekle dolaşan ilk kadın bir er-meni fahişeydi. Bütün istanbul halkı onun suratına tükürdü kınadı yuhaladı ancak o bunu dava edinmişti bunca mahalle baskısına aldırmadı ve yoluna devam etti. Sonuç: bugün binlerce milyonlarca kadın onun izinde, açıldılar saçıldılar.. Müslüman! Senin bu erme-ni kadar cesaretin yok mu şu fahişe kadar bir davan, Din iman derdin yok mu ! Bayram hocanın bu anlattığından da anlaşılıyor ki hak olsun batıl olsun davalar onun çilesini çekenlerin omuzlarında yükselir….

Laiklerin Kukla Şey-i Çözüldü
Genel , Haberler , Türkiye Gündemi / 3 Eylül 2020

Allah’ın yüce Adıyla.. Haberler böyle: “Kendini Halveti tarikatı postnişini olarak tanıtan sahte şey-h gerçek şaklaban Fatih Nurullah bir örgüt üyesinin 12 yaşındaki kızını taciz etmesi sebebiyle tutuklandı ve hapse atıldı. Kızın babasına telefonda yaptıklarını itiraf edip şikayetçi olmaması için babaya yalvaran ve vakfın parasını rüşvet vermeyi teklif eden sahtekar şey-h paçayı kurtaramadı” Ey laikler güruhu..! Yahudi dostlarınıza söyleyin bir dahakine uçkuruna sahip daha oturaklı daha üsturuplu birine giydirsinler o şey-h kostümünü..! Hani sakız gibi geveliyosunuz ya “Türkiyedede yüzlerce tarikatı yahudiler kurmuş!” diye.. Sonra da çıkıp kendi koyduğunuz laik düzenbaz adamlarınızdan sebep Tarikata Şeriata salya sümük saldırıyorsunuz ! geçin bu bayat numaraları! çünkü hepsini görüyoruz ve gülesimiz geliyor.. Ama asıl ahirette güleceğiz “Asıl şimdi iman edenler koltuklarına yaslanıp kafirlerin acıklı hallerine gülerler” Mutaffifin 34,35

Barikat Şeyinden Cinsel Taciz Şoku !
Tahkikat , Tarikat , Türkiye Gündemi / 3 Eylül 2020

Allah’ın yüce Adıyla.. Fatih Nurullah lakaplı müteşeyyıh hakkında taciz haberi gündeme bomba gibi düştü.. Bir müslüman, başına bir musibet gelse, bir günaha düşse bizim tepkimiz kendi başımıza gelmiş gibi teessüf edip istirca’ etmek” olmalıdır. Ve o müslümanın halası için toplumun ıslahı için dua etmek.. O kişinin hakiki mümin olduğuna hüsnü zan edip انا لله وانا اليه راجعون diyoruz.   Eğer doğru ise.. Üzmez’in haberi Efendi Hz’ne iletildiğinde Ef Hz “Bu nefus ‘benim keyfim yerine gelsin de kainat yıkılırsa yıkılsın der” buyurmuşlar. “Bu nefis” demek suretiyle kabahati mutlak nefsi emmareye vermiş, bu nefis herkeste var olduğuna nazaran tehlike hepimiz için olduğunu, kimse emniyet içinde olmadığını ima etmişlerdir. Bu yaklaşım, bir mümini kınamadan meseleyi savuşturmanın şüphesiz en muvafık yoludur. Mürşidimiz bizleri bu konuda da irşad etmişlerdir.  Eğer isnatlar yalan ve iftira ise.. Haber sunurlurken “Fatih Nurullah isimli şahıs” denmiyor. Özellikle bir tarikat şeyhi olduğuna vurgu yapılıyor.. Bu ise Tarikat Tasavvuf ehlini büyük töhmet ve su-i zanlar altına sokmuş olduğundan bu durum, şüphesiz hepimizi etkileyen büyük bir musibettir. Bunun için tekrar انا لله وانا اليه راجعون .  Bazı mollaların habere reaksiyonları gibi “zaten sapık bir şıh idi..” “Hz Muaviye aleyhinde konuşurdu Cubbeli hoca bunun hakkında uyarmıştı ve işte belasını buldu! iyi oldu” demek hatalıdır….

Reisin Müjdesini Beklerken
Genel , Siyaset , Tahkikat , Türkiye Gündemi / 20 Ağustos 2020

Allahın yüce Adıyla Reis Mujdeyi vereceğim demiş “Türkiyenin Kaderini değiştirecek büyük bir müjde..” Bu yazılırken henüz müjde verilmemiş.. Kemalistler dediler “bizim için müjde ancak Kemalin mumyalı cesedinden yeniden aramıza dönmesidir” Koministler de demişler “bizim için müjde ancak sosyalizmdir” Bazı müslümanlarımız da bunları taklit ederek “Bizim için müjde ancak Şeriattır” demişler. Eyvallah. Ancak bu söz “Bundan aşağısı bizi sevindirmez” demekse orada durun Neden sevindirmesin ? Islamda gaye kutdal olduğu kadar gayeye götüren yol da, o yolda atılacak her adım da kutsal değil midir ? Beni sevindirecek müjde nedir söyleyim mi ? Reis mesela desin ki “gelecek secimde tekar aday olacağım” bu benim için mujdedir. Veya desin ki “bomba civatası üretmeyi başardık” veya “bir hastane daha açtık” büyük müjde. “Akdenizde petrol bulduk, Gaz bulduk..” Çok büyük müjdeler bunlar. Reisin büyük dediğine ben asla küçük demem.. ne olursa olsun.  Cumhurreis benim Şeyhimi ziyaret esnasında sordu “Efendim var mı benden bir istediğiniz ? Seyh efendi “Başımızda ol yeter” dedi. Seyhimiz imam Mahmud Efendi hz bu tavrıyla bize büyük edepler yüksek bir ahlak dersi veriyor. Bize hasbi olmayı öğretiyor. Bize hüsnü zan etmeyi, müslümana güvenmeyi, müteşekkir olmayı, kadirşinas olmayı öğretiyor.  Neden böyle davrandı? Neden sıfır istek sundu ona ? Çünkü görüyor azmini. Şu aziz vatana,…

Beka Mücadelesi ve Lugat | Ayasofya 2
Siyaset , Türkiye Gündemi / 2 Ağustos 2020

Allahın Yüce Adıyla “Kafir toplumlarla kendi lugatlarıyla konuşmak onlara tazim etmektir” Imam Rabbani k.s Bakın bundan 20 küsür yıl önce Recep Tayyip Erdoğan üniversitelilerin bulunduğu bir programa katılır. Gelinlik yaşı geçmiş bir kız mikrofonu alır Tayyip’e sorar “Eğer başbakan siz olursanız diğer ülke başkanlarıyla hangi dilde konuşmayı düşünüyorsunuz?” Yani Tayyibin ingilizce bilmediğini ima ederek onu mahcup etmeye çalışır.. Salon sessizliğe bürünür merakla cevabı beklerler.. Tayyip mikrofonu ağzına yaklaştırır, hiç büzülmeden, sesini kısmadan gür ve tok sesle “Türkçe konuşmayı düşünüyorum” der. Salonda bir alkış kopar salon adeta yıkılır.. Işte Müminin izzeti, işte vakar işte heybet.. Allah da bu adamı ve milletini yükseltti.  Tamamına nail eyle Ya Rabb Kıssa 1 Nusretullah hoca sağlık memuru iken emekli olur, ismailağaya gelir medrese tahsili alır. Bir gece rüya görür rüyasında Mahmud Efendi Hazretleri ile uzun bir yola girmişlerdir. Nereye gidiyoruz diye sorar “kırkları ziyaret” cevabını alır.. Uyanınca doğruca gider rüyasını Şeyh Efendiye anlatır. Efendi Hazretleri sükut eder cevap vermez. Aradan aylar belki yıllar geçer. Birgün Efendi Hz Nusretullah hocayı çağırır “Hani bir rüya görmüş bana anlatmıştın ya.. şimdi onun gereği tahakkuk edecek. Hazırlan Almanyaya vazifeye gidiyorsun” buyurur ve onu vekil olarak almanyaya gönderir. Bir takım nasihatler eder ve özellikle tenbih eder: “Asla onların lugatini konuşmayacaksın.” Nusretullah…

Beka Mücadelesi Lugat ve İsim Savaşı 1
Türkiye Gündemi / 2 Ağustos 2020

Allahın Yüce Adıyla “Kafirlerle kendi lugatleriyle konuşmak onlara tazimdir” Imam Rabbani Ahmed Farûkî k.s Uzun zamandır üzerinde konuşmayı düşündüğüm mühim bir konu bugüne kısmetmiş. Bugün Kurban arefesi 30 temmuz 2020 Ayasofya camiinde ilk cuma namazı kılınması üzerinden henüz 6 gün geçti. ilk gün izdiham vardı Ayasofya içine giremedik.. Şimdi biraz araştırayım dedim. Tarihi mimari özelliği nedir, kim ne zaman yapmış, avrupa için neden bu kadar önemli ? Ve hemen karşısına dikilen şaheser Sultanahmet camii.. Biraz araştırayım dedim. Derhal şu dikkatimi çekti Avrupalı kâfirler Sultanahmet Camiine “Sultanahmet” demiyorlarmış. Mavi cami manasında blu-mosk diyorlarmış..! Niye ki ? Nedir gavurun derdi ? Neden benim verdiğim adı kullanmaz kâfir? Ve uyandım. “Lugat ve Isim kavgası” konusunu işlemeye koyuldum. Ilk akla gelen şu oldu: Gavur benim Şaheserime benim verdiğim isimle hitap etmiyorsa, ben neden ondan aldığım ve camiye çevirdiğim eserin “kilise adını” aynen kullanıyorum ? Biz neden Ayasofya’ya hâlâ “ayasofya” demeye bu kadar özeniyoruz ? Neden ona “bize ait” yeni ve milli bir isim vermiyoruz !? Isim en önemli şey. Bizde isim vermek dualarla törenlerle yapılır ve herkes isim koyamaz. Ismi büyükler koyar. Çocuk olduğunda ailenin en büyüğüne sorulur. Varsa bir Allah dostu bir alime gidilir.. Sahabeler çocuklarını Resulullaha getirir Ondan isim ve dua isterlerdi….

Ayasofya Camiinde ilk Cuma | Hatıra Yazısı

 بسم الله الرحمن الرحيم Bugün Ayasofya açıldı ve ilk cuma namazı kılınacak mutlaka gitmeliydim. Oğlumla birlikte çıktık yollara revan olduk.. 11 Temmuz günü yargıtay kararıyla Ayasofya’nın camiye çevrilmesi kesinleşmişti. Tabii ki bu karının gerisinde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın özverisi, dirayeti büyük riskleri de göğüsleyerek göstermiş olduğu kararlı ve güçlü tavrı var.. Bugün 24 Temmuz 2020. İlk cuma namazı bugün kılınacaktır. Günler öncesinden bu duyurulmuş ve bir heyecan ve de bir korku Müslümanları sarmıştı. insanlar o gün kalabalık olur düşüncesiyle gelmezlik ederler mi korkusu ? O yüzden sosyal medya aktivistleri olan kardeşlerimiz harıl harıl insanlarımızı teşvik ettiler “aman ha Camiyi dolduralım dosta düşmana karşı rezil olmayalım. bu bizim bir asırlık davamız Ayasofya Camii olsun Cami olsun diye yıllarca ağladık durduk bağırdık isyan ettik ve bugün Cami oldu İlk cuma namazı kılınacak eğer oralar dolmazsa vay bize !” şeklinde iyi niyetli güzel uyarılarda bulundular. Bu sorundan dolayı değil, Ben bugün orada olmayı kendi hayatım için çok önemli sayıyordum. Bu âna ben de şahit olmalıydım. Çünkü ben medresede aldığım İslami eğitim gereği öteden beri cuma namazının aslî hüviyetine kavuşturulması taraftarıyım. Yani cuma namazı devlet reisinin önderliğinde büyük topluluklarca bütün şehir halkının toplandığı meydanlarda kılınmalıdır” diyordum. Bundan birkaç sene önce Yenikapı’da yapılan siyasi…

İhtida Eden Kilise Camiler *
ANALİZ , Genel , Türkiye Gündemi / 11 Temmuz 2020

Allahın Yüce Adıyla Ayasofya CamiiKariye Camii Elhamdülillah Ayasofya açıldı bugün. Bir kayıt düşmeliydim. Konuyla alakalı bir şeyler yazmalıydım. Aceleyle bunu yazabildim. Ayasofya’nın müzelikten camiye çevrilmesi Türkiye Cumhuriyet tarihinden İslam ve Şeriat lehine laiklik kalesine atılmış en büyük top. Laiklik şatosundan bugün yıkıldığı kadar hiç yıkılmamıştı. Laik kafirlerin sancısı bu yüzden. Yoksa müzeymiş camiymiş onları pek ilgilendirmiyor. Müze ne işe yarar ? Girip bakarsın. Cami olunca girip bakılmıyor mu ? Bakılıyor hem de bedavaya.. yani derdi müze olanlara bu yeni durum daha iyi giriş ücretinden kurtuldular.. Demekki dert müze değil. Dert iman küfür savaşında konumunu almak, imanın edindiği bu kazanımda duyduğu rahatsızlığı dile getirmek.. bu sayede büyük şeytanlardan yardım dilenmek.. Devam edecek inşallah İsa Erdoğan

İmamlar yatıyor bilim adamları çalışıyor mu ?

Allah’ın yüce Adıyla Yoğun korona virüs pandemi günlerinde bir islam düşmanı bir laf attı ortalığa “Imamlar yatıyor ! bilim adamları insanlığı kurtarmak için çalışıyor” dedi. Bu lakırdı üzerine: Cevap: Müslüman varlığı aleme rahmet. Dünyada müslüman kalmadığı zaman Allah kainatı yıkacak ve kâfirler için acıklı cehennem hayatı başlayacak. Ateistler komünistler laik humanistler.. kim varsa hepsi, Müslümanlar sayesinde dünyada bir lokma ekmek yiyor. Bir gram lezzetleniyor. Müslüman evinde ibadet ederken bile sizin için fayda kaynağı. Ona göre, iyi çalışın onu yaşatın ki yaşamınız devam etsin  Allah ölümü ve hayatı yaratandır. Insan ve cin Allah’a ibadet için yaratıldı. Ibadet devam ettikçe dünya devam eder. Ibadet eden kalmayınca herkes bilim filim oyun eğlence peşinde olunca Allah dünyanın pimini çekecek vee BUMM ! Dünya bitti Ahiret başladı. Herkes Allahın huzurunda hesap verecek. Iman ehli cennete küfür ehli cehenneme. Değdi mi ? Hayır Işte o patlama ikinci patlamadır ve adı heralde Bigest Bang olur.. patlamadan İslam gemisine atla. Aklın varsa Bugün deist zavallı ateist Kabe ziyareti durdu, camide cemaat olmuyor diye sevine dursun batıda gayrimüslim insanlar Allahın ibadetine susamış bir vaziyette müslümanların arkasında safa duruyor namaza iştirak ediyorlar. Bu secdeyi dünyada yapan yaptı. Yapmayanın vay başına geleceklere.. “O gün kıyamet günü ayaktan inkişaf olacak (Allah rububiyetini…

2 Ayda Hafızlık Yap

Allahın Yüce Adıyla 2 Ayda Hafızlık Korona virus salgını nedeniyle karantinada olduğumuz şu günlerde zamanı en iyi değerlendirecek karlı bir teklif : Hafızlık yapmak Eve hapsolmuş arkadaşlar.. Talebeler Imamlar Müezzinler Hocalar.. Böyle bir fırsat arasan bulunmaz. Geçen yıllarda bir hocamız kendine bir ay tatil verdi, bütün telefonlarını kapattı, herkesle ilişkisini kesti, yanına bir hafızlık hocası da alarak evinde hafızlığa başladı. Hedefi 1 ayda Kur’an ezberlemekti. Bunun için günde 20 sayfa ezberlemesi gerekiyordu 1 sayfa ezberliyor dinletiyor, öbür sayfaya geçiyor dinletiyor, bu şekilde gerçekten bir ay içerisinde bütün Kur’an ezberledi. ..ve belki de Türkiye tarihinde bir ayda Kur’an’ı en çabuk ezberleyen hafiz unvanına sahip oldu. “Şimdilerde hafızlığı nasıl” diye sorarsanız  gayet iyi. Her gün haslamaları (tekrarlarını) yapıyor ve sabah namazlarında cemaat önünde okuyacak kadar sağlamlaştırmış. Ben düşünürdüm “böyle bir ay kendime verebilir miyim, imam olarak ve medrese derslere giren biri olarak, aile sahibi biri..?” hayır. Bir kere bir aylık tatilim yok. Olsa bile ailemle beraber değerlendirmek zorundayım, onları bir yere götürmek zorundayım. Dolayısıyla hayatım boyunca böyle bir fırsat bulamazdım. Bu itibarla evlere kapandığımız bu günlerde hafızlığı yaptık yaptık! Bir daha bu fırsat ele geçmez. O yüzden artık düşünme kaşınma faslını geçip harekete eyleme geçmeliyiz  Bizler Haydi günde 20 sayfa değil de…

Recep Tayyip Erdoğan ve Mahmud Efendi

Allah’ın yüce Adıyla  Sene 1994 yılı. Recep Tayyip Erdoğan, Refah Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı. Bir ihvan zuhurat’ta görüyor ki Fatih Sultan Muhammed Han, elinde padişahlık emanetleri, yanına gelen Mahmud Efendi hazretlerine teslim ediyor ve şöyle diyor “Erdoğan’ı çağır ve bu emanetleri ona ver hakkını verip gereğini yerine getirsin.”  O ihvan bu zuhuratı Efendi Hazretlerine anlatıyor. Şeyh efendi “Bana anlattığını Erdoğan’a da anlat, istiyorsa gelsin vereyim” buyuruyor.  1 hafta sonra seçim sabahı Recep Tayyip Erdoğan İsmailağa’ya sabah namazına geliyor. Namazdan önce Şeyh efendinin odasına geçiyor. Bir süre sonra cemaatimizin bilinen hocalarından merhum Alaaddin hoca odaya giriyor. Erdoğan, Efendi hazretlerinin huzuruna oturmuş ve efendi hazretleri şöyle buyuruyor : “Şimdi emanetleri aldın hakkını verecek gereğini yerine getireceksin. Bizzat sen olmasan da ikici bir şahıs görevlendireceksin, medreselere yardım edeceksin!”  Sonra namaza geçiliyor, namaz kılınıyor, namazdan sonra ‘Lev Enzelna’yı Erdoğan okuyor ve ayrılıyor..  Ve aradan 20 yıl geçiyor.. genel seçimler için Kazlıçeşme mitinginde Erdoğan: “BİZ BU EMANET’İ İSTANBUL FATİH’İNDEN ALDIK” diyor.. Millet alkışlıyor.. Fakat o sırada bunun ne anlama geldiğini kimse anlamıyor.. Aktaran kişi: Ali Keskin hoca Başımızda Kal Recep tayyip erdoğan 2015 yıllarında Mahmud efendi hazretlerini ziyarete gelir, odada Ahmet Hoca da vardır (oğul) ayrılırken Tayyip Mahmud efendiye sorar bir isteğiniz var…

YIL-AN-BAŞI HATIRALARIM

Allah’ın yüce Adıyla… Bugün pazar, camide cenaze taziye merasimi icra edildi. Emekli bir imam şunu aktardı “Bu gece şerli bir gece, malumunuz yılbaşı.. işin sevindirici tarafı şu ki bizim çocukluğumuzdaki kadar öyle yılbaşı süslemesi hazırlığı yok artık. Bizim gençliğimizde neydi o çaba o gayret her yere sokaklarda dükkanlarda süslemeler çam ağaçları.. Şimdi pek kalmadı çok şükür.” Lillahi el Hamd 31.12.2023 Pejo Fabrikası ve Yılbaşı Hediyeleri Yıl 1986 Yaşım 10 Babam fransa’da işçi iken peugot fabrikası her yıl başında işçi çocuklarına hediye verirdi. Yılbaşından iki hafta önce fabrikadan babam elinde bir forum kağıdı ile gelir, orada biz çocukların isimleri ve yaşımıza göre seçebileceğimiz oyuncaklar yazılıdır. Sevinç ve heyecanla oyuncağımızı seçer, forumu doldurur ve sabırsızlıkla oyuncakların gelmesini beklerdik. Babam her fabrikadan eve döndüğünde koşarak kapıya çıkar ellerine bakardık ancak her seferinde babamın elleri boş olurdu.. Yılbaşı gelir geçer diğer tüm işçi çocukları arkadaşlarımız hediyelerini almış, biz üzüntü ile bakardık. O zamanlar babamın elleri boş gelmesini, onun ihmalkâr oluşuna bağlıyor ve annem de, biz de ona kızıyorduk. Büyüyünce anladım, meğer babam yılbaşı hıristiyan yortusunu protesto ediyor Müslüman aile çocuklarını o küfre bulaştırmak istemezmiş.. Bilmeden eve getirdiği ve abimin bilgisiyle doldurduğunuz o forumu teslim etmez yırtıp atarmış.. Yılan başı üzerinden bir hafta geçmiş, her…

Demokrat Müslüman Olur Mu ?

Allahın Yüce Adıyla.. Selamun aleyküm hocam. Bir Müslüman beşeri sistem ve ideolojileri kendisine sıfat edinebilir mi? Mesela “Ben demokrat Müslümanım” “Ben atatürkçüyum” “Ben sosyalistim” “Ben laik müslümanım” diyebilir mi ? Camide namaz için saf tuttuğu halde bu tür ideolojiler peşine koşan Müslümanın Allah katında durumu nedir? CEVAP: “..Bundan önce ve Kur’ân’da, Peygamberin size şahid olması, sizin de insanlara şahid olmanız için, size Müslüman adını veren O’dur. Artık namaz kılın, zekat verin, Allah’a (itaate) sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır” Hacc: 78 Ayetinde açıkça ifade buyurduğu üzere bizlere Müslüman adını Allah vermiştir. Bu ismi yeterli görmeyip önüne arkasına ilave sıfatlar Allah’a saygısızlıktır. Şimdi bu ilave sıfatlarının ne olduğuna bakalım ve Müslümanın kendisini bunlara nispet etmesi caiz midir, değil midir görelim. Demokrat, demokrasiye inanan ve demokratik düzene bağlı olan demektir. Demokrasi en basit tabirle “halkın kendi kendini yönetmesi” veya “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir!” sloganında ifade edilen yönetim biçimi. Demokrasi, diğer iki rejime “Monokrasi ve Teokrasiye” alternatif olarak çıkmış bir devlet yönetim şeklidir. Monokrasi tek kişinin yönetimi; Saltanat/krallık demekmiş, Teokrasi ise Dine dayalı yönetim biçimi, yani Şeriat. Görüldüğü gibi “ben demokratım” diyen bir Müslüman(?) aslında “Ben Dine dayalı bir yönetim biçimi istemiyorum, ben halkın kendini istediği gibi…

Kasko Sigortası Caiz mi ?

Hocam “kasko yaptırmak caiz mi?” sorusuna alimlerimizin verdiği “kasko caiz değil” fetvası üzerine bazıları şöyle itiraz ediyorlar : “Kasko yaptırmak bir tedbirdir. Tedbir almak tevekküle aykırı değildir. Sebeplere yapıştıktan sonra tevekkül edilir. Tedbir almak, sebeplere yapışmak da dinimizin emridir” Buna cevabınız nedir ? Kasko yaptırmak tedbir olarak değerlendirilir mi ? Cevap: Bismillahi.. Arkadaş hak ile batılı birbirine karıştırmış. Evet tedbir almak lazım. Dinimiz tedbiri elbette emreder. Ancak faizi kumarı hırsızlığı da yasaklar, haram eder. Bu itibarla “belki ileride fakir olurum şimdiden tedbir alayım” diyen bir kişi nasıl ki kumara faize hırsızlığa gidemez ise.. “Belki kaza ederim bir tedbir alayım da kaskoya gireyim!” De diyemez. Çünkü Allah “Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin” buyuruyor. Batıl yol: hırsızlık rüşvet faiz kumar.. Kasko nedir peki, Batıl yol mudur ? Alimler incelemiş ve batıl olduğunu tespit etmişler. Çünkü evvela kaskoda faiz var. 10 bin lira veriyorsun sonra “kaza yaptım hadi bana 50 bin lira öde !!” Nereden geldi o 40 bin ? Kimin parası bu !? Bin lira verip 1 lira fazlasını istesen bu 1 lira faizdir haramdır. Ikincisi kaskoda kumar var. Çünkü verdiğin paranın akıbeti meçhul. Ya hiç kaza etmeyip zarar edecek ya da daha fazlasını alacak.. Bu yönüyle de kumardır. Kazaya karşı tedbir…

15 TEMMUZ Demokrasi Zaferi ve Yeni 15 Temmuzlar
ANALİZ , Genel , Siyaset , Türkiye Gündemi / 18 Temmuz 2019

Bismillahirrahmanirrahim  özet: 15 temmuzda demokrasi, yani halkın seçtiği yönetici/idare ile yönetilme hakkı korunmuş oldu. Gerçekte ise Türkiye’de demokrasi yoktur. halk, yani çoğunluk sözgelimi Kur’an yasalarıyla yönetilmek istese, kanunlar buna müsaade eder mi ?etmez. Hani demokrasi halkın kendini yönetmesiydi !? Şu halde böyle bir şey yok. demokrasi bir aldatmacadan ibaret. Kur’an hakimiyeti bu yolla; demokrasi ile oluşması mümkün değil. Artık demokrasi için bu kadar heyecanlamaya gerek yok. Erbakan’ın sözünü hatırlayalım “Adil düzen iktidar olacak (Allah nurunu tamamlayacak) ama kanlı olur ama kansız olur..” Yani ya demokrasi ile ya da demokrasi dışında bir yolla..” Allah rahmet eylesin. Yazının tamamı : Ogün darbe haberini arkadaşlardan aldım. “Askerler yolları kapatmış mahalleye dönemiyoruz darbe oluyor..!” dediler. Sonra Başbakanın “bu bir kalkışmadır, devlet olarak işin başındayız” açıklamasını duyduk. İş ciddiydi. Sonra Reisin çağrısı geldi ve.. zaten abdestliydim, yatsı namazını camide kılmıştık. Iki rekat hacet namazı kıldık ve sokağa fırladık. Avrupada çalışan ve memlekete izine gelmiş olan abim de bizdeydi.. Abim, medreseden bir kaç talebem derhal fırladık sokağa.. 250 kişilik watsapp grubuma sesli sedalı “çıkın sokağa, teslim olmayın hainlere, direnin” çağrısı yapan da ben oldum.. Niceleri cesaret almış çıkmış.. Ama neden ? Demokrasi için miydi !? Asla ! 15 Temmuz hadisesi tarihe “demokrasi zaferi” olarak geçti. “Hakimiyet…