Elde Patladı Allah’ın Yüce İsmiyle.. Ortalık yıkılıyor. 2022 yılı imam alımı mülakatı oldu bu hafta. Ortalıkta bazı evraklar dolaşıyor. “Sn Müftüm, aşağıda isimleri yazılı hemşerilerime sınavda yardımcı olmanızı rica ederim” imza Filan milletvekili.” Vatandaş da ne yapmış ? El altından vermiş internete. Biz kağıdı görünce “bu kadar da olamaz, kimse kendini böyle ifşa etmez bu akıllı adam işi değil” dedik. Ama meğer gerçekmiş. Milletvekili efendi itiraf etmiş “torpil değil efendim bir rica” diyerekten de kendini savunmuş.. Şimdi herkesin dilinde bir yorum, hocalar arasında bir tartışma.. Biz de biraz bunu konuşalım. Diyanet teşkilatı; Halka Din iman ahlak öğreten kurum. Kurumlar içinde en nezih en itibarlı olanı, olması gerekeni.. “Eğer haksızlık, adam kayırma olmayacaksa, Diyanette olmaz” dediğimiz müessese.. Evet son atraksiyonla olumlu bir not aldı, torpil (?) evrakını ifşa etti, milletvekillerini, siyaset baskısını reddettiler.. “Rica” listesinde adı olanlara yazık oldu, belki imtihanı geçecek seviyede idiler, artık imkanı yok. Belki böylesi hayırlı, onlar için ve hepimiz için. Çünkü imamlık müezzinlik gelir kapısı değil. Din hizmeti ekmek kapısı olamaz. Namaz kıldırmanın ücreti yoktur. Bu işi ücret için, maaş için yapan ahirette mahrum olabilir. Haberler bu yönde. Çünkü “ameller niyete göredir. Kişiye ahirette niyetin karşılığı var” Şehit bile olsa.. O yüzden imamlık ateşten gömlek. Müftü…
Asıl ismi Suzin Yıldırım. Sonra Fatma Sezen Yıldırım ve meşhur olunca Sezen Aksu ! Birilerinin minik faresi, dokunulmaz sanatçı putu ! Son şakırdısında “selam söyleyin o cahil Havva ile Ademe..” gibi bir laf ediyor. Hedef nedir ? Neye hizmet ediyorlar ? Hz Meryeme iftira eden Cihat Kısa’nın bindiği merkep ne ise Suzin Akusyan’ın bindiği merkep te o ! Gaye Kuran’ı geçersiz kılmak ! Kuran’ın muhtevasını tahrip etmek. Kuran’ın öğretsini hafife almak ve nihayet Kuran’ı nazaran düşürmek ! Vatikan merkezli küresel İslam düşmanlığı komitesi güya sırasıyla tarikatları mezhepleri hadisleri bitirdi ! sıra Kuran’a geldi. Bundan sonraki hedef Rasulullah’a iman ve sonuç Allah’a imanı iptal ve imha etmek.. Asla ! Müminler Allahın ordusudur asla mağlub olmaz. 2. Yazı Dikkat ettiniz mi ? Hep biz saldırı altındayız. Onlar saldırıyor biz müdafaa yapıyoruz. Neden ? Çünkü biz onların kumarına zinasına içkisine sı.kısına karışmadığımız için. Hak ile batıl yerinde durmaz mücadele devam eder. Sen taarruz etmezsen, sana taarruz ederler. Top gibi.. yerinde durmaz. sen vurmazsan rakip takım vurur. Olay budur. Gerçi biz de vurduk topa bir iki.. Lgbt’ye çaktı bi ara Diyanet Reisi Ali Erbaş.. nasıl köpürmüşlerdi ama. Avrat pantuluna çalmıştı İhsan hoca.. yer yerinden oynadı. Eee, başka !? Aklıma gelmiyor hepsi bu. Gerisi onların…
Ölmeyen Diri Allahın Adıyla.. Enes Kara kimdir? Enes Kara nereli? Enes Kara babası kim? Enes Kara’nın hayatını kaybetmesinden sonra bir hayli sorgulanır oldu. Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Enes Kara, Elazığ’da bir binanın 7. katından atlayarak canına kıydı. Peki Enes Kara niye, neden intihar etti? Enes Kara’nın babası Mehmet Kara ne dedi? Mehmet Kara kimdir? Enes Kara kaç yaşındaydı? Enes Kara’nın babası Mehmet Kara ne dedi? TELE 1’den Fırat Yeşilçınar’a konuşan Enes Kara’nın babası Mehmet Kara, yaşananları anlattı. “Sürekli telefonla oynuyordu. İçine kapanık birisiydi. Fazla konuşmazdı. Çevresiyle falan da konuşmazdı. Videosunu izledim. Kaldığı yer güzel insanların kaldığı yer. Talebelerin kaldığı yer. Orada kalmasını tavsiye ettim. Devlet yurdunda başvuru yapmadık. Durumumuz iyi. Manevi olarak ahiretine faydası olsun istedim. Kaldığı yerde hiçbir sorun yoktu. Sürekli arkadaşlarıyla iletişim halindeydik. Birkaç ay kalır sonra alışır dedim. Biz kimseden şikayetçi değiliz. Olaydan sonra durumunu daha iyi anladık.” ANALİZ Enes Kara adında bir Tıp Fakültesi öğrencisi intihar ediyor ve intihar etmeden kısa süre önce bir video çekiyor. Video 11 dakikalık. İslam karşıtı medya bu videonun sadece 3 dakikalık kısmını yayınlıyor, cemaat yurdunun sözde zor şartlarını anlattığı kısmı.. Videoda Enes Kara başındaki durumları, ailesinin durumunu ve üzerindeki baskıları dile getiriyor. Yurttaki dini hayatı aktarıyor.. Öyle…
Allahın Yüce Adıyla . Not: buradaki değerlendirme internette yayılan ses kaydına göredir. “Kayıtta montajlama var” diyorlarsa aslını yayımlamak onlara aittir. . Dr Cihat Kısa adlı ilahiyatçı derste anlatıyor; “Benî İsrail içinde bir kadın zina etmiş Yahudiler Hz İsaya baskı yapmışlar onu recm et Yahudi Şeriatını uygula diye.. Hz İsa’nın canı sıkılmış, bunu yapmak istemiyormuş çünkü. Nihayet demiş “tamam yapacağım ama ilk taşı içinizde kim günahsız ise o atacak!” Herkes elindeki taşını yere düşürmüş.. Yaşlı bir kadın hariç. O atmış taşı ama isabet ettirememiş. Bir taş daha atmış. O da isabet etmemiş ! Yerden bir taş daha alınca Hz İsa “anne yeter artık” demiş “Ben küçükken sen de beni bırakıp bir yerlere gidiyordun” yani “sen de çok masum değilsin! attığın taş o yüzden o suçluya isabet etmiyor” demiş! Haşa vestağfirullah. . Bu masal üzerinden Hz Meryem’e fuhuş(!) isnadı yapan bilim(!) adamı Dokuz Eylül Ü. ilahiyat fakültesinden Dr Cihat Kısa ! . Hem ilahiyatçı hem de Kuran’ı inkar edebiliyor ! Kur’an-ı Kerim Yahudilerin iftirasından Hz Meryem’e beraat verirken “Onun en iffetli, tertemiz bir hanımefendi, bütün dünya kadınlarına örnek olduğunu ilan ederken bu vatandaş “yahudi ağzı” ile ona zina suçu atabiliyor ! Ve bunu uyduruk masallarla yapıyor. Bu apaçık Kuran’ı inkar etmektir, Allah’ın…
“eşcinsellik doğuştan” olduğu şeklinde bir fikir yayılmak isteniyor. lise öğrencileri nezdinde de bu konu böyle konuşulmuş ve böyle olduğu kabul edilmiş.. Bu fikre karşı hak ve hakikati nasıl müdafaa edebiliriz ?
NELER OLDU? Diyanet işleri başkanlığına bağlı ilçe müftülüklerinin her cami gölgesinde bir 4-6 yaş okul öncesi kreş açma faaliyeti vardır. Bu kreşlerde çocuklar okul öncesi hayata hazırlanırken Kuran da öğrenmekte ve Allah Peygamber sevgisi Ahiret inancı da verilmekte. Özünde müslüman olan Türkiye Milleti de bu kreşlere yoğun ilgi göstermekte çocuğunu kayıt ettirebilmek için adeta yarışmaktadır. Dindar ahlaklı vatansever nesillerin yetişmesinde ilk adım olan bu kreşlerin varlığından bütün toplum memnun iken rahatsız olan bir azınlık kesim de yok değildir. İşte o rahatsızlık uzun süre içeride saklanmış yutulmuş ancak gaz yaptığı için artık saklama imkanı kalmayarak dışa vurmuştur. CHP’Lİ ÖZGÜR ÖZEL 4-6 YAŞ KUR’AN KURSU EĞİTİMİ İÇİN “ORTAÇAĞ ZİHNİYETİ” DEDİ Özel şu ifadeleri kullanmıştı: “Diyanet okul öncesi eğitim birimleri kuruyor. Okul öncesi eğitim Diyanet’in işi mi Milli Eğitim’in işi mi? Sübyan mekteplerini kurmuşlar, kurumsallaştırmaya zorunlu yapmaya çalışıyorlar. Bu kafayla, orada işte bilimin B’si, fiziğin F’si, matematiğin M’si de olmuyor üniversiteye gidince. Çocukları bütün dünya nasıl yetiştiriyorsa öyle yetiştirmek varken bir ortaçağ zihniyetine yönelmenin, bunu kurumsallaştırmaya çalışmanın ne bu Cumhuriyet’e ne bu millete faydası var; ne de Anayasa’ya uygunluğu var.” TEPKİLER ÇIĞ GİBİ Diyanet İşleri Başkanlığı Basın Müşaviri Burak Orhan, CHP’li Özgür Özel’in ifadeleri sonrası sosyal medyadan açıklama yaparak Özel’e tepki gösterdi. Orhan…
Rahman Rahim olan Allah’ın ismiyle.. Salât ve selâm habibi-,Hüda Rasulü kibriya Ahmed Mahmud-u Muhammed’e ve âline ve ashâbına Ya Rabb Aşağıdaki deliller müslümanın Yahudi Hıristiyan ve müşriklere benzemekten kaçınmasıyla alakalıdır: Ayet: “Sen onların dinlerine tabi olmadıkça Bu Yahudi ve hıristiyanlar asla senden razı olmazlar (artık onları memnun etme fikrinden uzak dur) Şanım hakkı için ki eğer sana ilim (vahiy) geldikten sonra onların heva ve heveslerine uyarsan sana Allah’tan ne bir dost ne bir yardımcı yok” Bakara: 120 Ayet: “Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size de ateş dokunur. Sizin Allah’tan başka dostlarınız yoktur. Sonra size yardım da edilmez.” Hûd: 113 Hadisi şerif: “Kim bir topluma benze(mek iste)rse onlardan olur.” Teşebbüh haramdır, yüzlerce hikmetinden biri insan dışınını onlara benzetmekle, iç’inin de benzemesine sebep olacaktır. Kafirlerin içinde ise küfür var, Allaha isyan ve günaha cüret var. Hadis-i şerif: “Sizler karış karış, arşın arşın sizden öncekilerin yolunu izleyeceksiniz/onların inançları ve yaşayışlarını ölçü edineceksiniz. İnsanın giremeyeceği küçük bir keler / kertenkele deliğine girecek olsalar, siz de onları takib edeceksiniz.” (Hz. Peygamberin gelecekle ilgili bu ürpertici açıklaması üzerine biz sahâbîler) sorduk: “Ya Rasûlellah! (izlerini takib edeceğimiz bu topluluklar) Yahûdiler ve Hristiyanlar mı ?” Şöyle buyurdu: “Ya başka kimler olacaktı?” (Buhari, Enbiya 50; Müslim, İlm 6) Hadis-i şerif: “Zaman gelecek…
Allahın Yüce Adıyla Soru: Şimdilerde faiz oranları epey düştü. Hükumet faizle mücadele hamlesi başlattı.. Enflasyonun da altında faiz oranı veren bankalar var. Şimdi faiz oranı enflasyonun altında olduğu için banka kar yapmış olmuyor, yani sadece değer kaybeden parasını geri almış oluyor, bu durumda bankadan düşük faizli kredi çekmek caiz olur mu ? CEVAP Şimdilik dediğiniz gibi olabilir, faiz miktarı paranın değer kaybıyla eşit veya daha düşük olabilir. Bu durum bankalar için “karlı olmayan kredilendirme” demek de olabilir. Ancak bu durum yine de “faizle para çekmeyi” mübah yapmaz çünkü İslam “eğer banka kar etmiyorsa faizli para çekebilirsiniz” demiyor. “Allah faizi kesinlikle haram etmiştir” diyor. “Faize devam eden bana harp ilan etsin” diyor.. Yani faizin haram olma sebebi Allahın pazarlıksız haram etmiş olmasıdır, bankanın bundan kar edip etmediği meselesi değildir. Bu durum şuna da benzemez: Birileri sana 100 bin lira faizsiz kredi verir, ödeme zamanı geldiğinde bakarsınız ki 100 bin liranın alım değeri düşmüş, o zamanın 95 bin lirası kadar olmuş.. o 5 bin liralık zararını senden talep eder sen de verirsin ve bu İmam Muhammed’e göre caizdir “ne haksızlık yapın ne de haksızlığa uğrayın” ayetine istinaden tazmin-i zarar fetva verdiği için.. Bankaların bugün düşük faizle kredi vermesi yukarıdaki misale benzemez, çünkü…
Rahman ve Kahhar Allah’ın ismiyle “Mesleğim gereği İngilizce dersleri veriyorum. Telefonla biri müracaat etti, boşanmış dul bir kadın, turizmciymiş İngilizce öğrenmek istiyor.. Kadının TC resmi adı Hatice Kübra Dönmez..” diyordu bir öğretmen arkadaşım. Konu ilgimi çekti çünkü isim çok güzel, Hatice Kübra; Peygamber efendimizin muhterem eşi Hz Hatice validemizin ismi ve sıfatı. Muhtemelen mütedeyyin bir aile evladı diye akla geliyor, çünkü bu zamanda mütedeyyinler bile uyduruk/modern isim peşinde. Çocuğuna “Hatice Ayşe Fatıma Zeynep..” koyan az artık.. Ancak öyle değilmiş. Kadın söylemek zorunda kalmış “Ben müslüman değilim hıristiyanım ve çok içki tüketiyorum. Tamam ders günü alkol almam ama alkolün kokusu 24 saat gitmiyor, rahatsız olursanız siz de ben de maske takarız..” demiş. Durun hemen zanda bulunmayın. Müslüman dindar bir ailenin evladı sonradan hıristiyan olmamış.. Haticos Kubros’u dinleyelim kendisi anlatıyor “Biz aileden kökten hıristiyanız ve aslında Türk de değiliz hiç olmadık. Biz aslen Yunan Rumuz.” Evet bildiğiniz o denize döktüğümüz yunan ! Çifte vatandaşlığı varmış bunların. Ailenin diğer üyeleri de bunun gibiymiş. Amcaoğlu Kaan Dönmez diye biri varmış o da Türkiye’de tanınmış bir iş adamıymış. Bizim(!) Kaanın Yunanistan’daki adı Yorgo’ymuş. Hatice Kübranın gerçek adı ise Estella imiş..! Öğretmen arkadaş bana fetva soruyor “buna evde ders verebilir miyiz ?” Bana anlatma sebebi aslında…
Allah’ın Adıyla.. Camiye akşam vakti emniyet’ten arkadaşlar geldi, Bilişim uzmanı dedektifler.. Bizim caminin güvenlik kamerasına bakmaya gelmişler. Cami’nin karşısındaki bir otoparkta dün gece sabah saat üç-dört arası bir arabanın dört tekeri birden çalındı. Hırsız arabayı taşa oturtmuş lastikleri sökmüş, çalmış gitmiş. Bu olay ara ara olur buralarda biz de artık alıştık şaşırmıyoruz. O parkı gören kamera bizim caminin kamerası olduğu için memur arkadaşlar da her seferinde gelir bakarlar. Bugün gelenlerle biraz sohbet ettik. Çok garip şeyler dinledik doğrusu ! Küresel Hırsızlık Şebekesi Türkiyede Bunlardan bir tanesi “Biz emniyet teşkilatı olarak sadece kendi hırsızlarımızla uğraşmıyoruz.. Bir de dünyadan gelen global hırsızlarla uğraşıyoruz.. Kolombiyadan Güney Amerika’dan Rusyadan ekip hâlinde gelip burada profesyonel tarzda ekip halinde hırsızlık yapıyorlar.. Kuyumcu kasalarını patlatıyorlar.. Öyle alet edevatlar yakalıyoruz ki aklınız durur. O Amerikan aksiyon filmlerinde görülen banka soygunları gibi.. Sadece filmde olur zannettiğiniz garip garip aletler.. işleri bitince bırakıp gidiyorlar. Bazen yakaladığımız aletin ne işe yaradığını çözemiyoruz interpola yazarak kriminal bilgi talep ediyoruz. Bizim savcılar bunları sorgularken diyorlar “Siz ne ayaksınız lan! dünyada her yeri bitti de Türkiye mi kaldı, neden buraya geliyorsunuz, bizim alnımızda enayi mi yazıyor !? Global hırsızların verdiği cevap ibretlik “çünkü türkiyede ceza az” Türk Ceza Kanunun Acziyeti Polis arkadaş anlatıyor: “Benim…
“CHP nin kronik Takke Tesettür hazımsızlığı” Kütahya belediyesinde sel felaketinde görev almış işçilere teşekkür belgesi verilirken Kütahya Belediye meclisinin chp’li üyesi bir kadın eline mikrofonu almış işçilerden birine “resim çekilecek aramızda Takkeli bir arkadaş başındaki o şeyi çıkarabilir mi..” diyor. Arkadaşımız da “o zaman ben çıkıyorum. Takkemi çıkaramam Takkem şerefim” diyor ve ortalık karışıyor.. Yani arkadaşlar aradan geçen bunca zamana rağmen, verdikleri sözler, insan haklarına, dini tercihlere saygı vaatleri vs.. hepsi yalan.. CHP, bildik o bağnaz, milletiyle kavgalı CHP. Ellerine fırsat geçmesin, yine bu milletin diniyle örfüyle örtüsüyle kıyafetiyle uğraşır dururlar, hayatı bu millete zindan ederler.. Bu cesareti nereden alıyorlar ?? Müminlerin pısırık korkak oluşundan ! Eğer müminler onlara emri bil maruf yapmış olsaydı, onlar kötülüğü emredemezdi “Burada açık bayanlar var.. Allah’ın mülkünde meleklerin gözetiminde Allah’a isyan yakışmaz, başımıza büyük felaket gelir.. hepimizin iyiliği için tesettür ediniz” “Başı açık erkekler de.. Avrupa modası yerine Rasulullah’ın sünnetine uyarsa, takke sarık kuşanırsa Allah’ın yardım ve bereketi mutlaka bize erişir düşmana galip geliriz” diyemediğimiz için onlar bize münkeri emrediyorlar. Aslandan boş kalırsa vadi, tilki olurmuş orada vali ! Ayrıca.. CHP’li meclis üyesi Takkeli Müslüman’a güya kibarlıkla “Takkeyi çıkar” derken bile hakaret ediyor “takkesiz daha yakışıklı olacaksın” diyor. Bre gafil! Adam sana mı sordu…
Allah’ın Yüce Adıyla.. ateist, deist veya agnoist kişilerin Müslüman gençlerin kafasına soktukları şüphe içerikli soruları derledik ve cevaplarını verdik. Biz bu çalışmayı takribi üç sene önce yaptık. Youtube’da yaptığımız aramada bizim cevaplarımızın kullanıldığını ve ancak siteye atıfta bulunmadıklarını gördük.. 01 Kasım 2021 İşte o vesvese içerikli 21 soru ve İsa Erdoğan hocanın o sorulara verdiği ilmi cevaplar : 1. Soru : Allah bizim Cennete veya Cehenneme gideceğimizi biliyorsa, neden bizi imtihan ediyor? Cevap: Suç gerçekleşmeden cezasını vermek adalete aykırı olduğu için. Yoksa Allah evet kimin nereye gideceğini biliyor. Ancak kendi bilgisiyle hareket edip suçluluları cehenneme doldursaydı mucrimler itiraz eder “bizlere bir elçi gönderip haber verseydin biz de senin buyruklarına uyup böyle bir zillete düşmemiş olurduk” [Taha:134] derlerdi. Bunun dünyadaki misali: öğretmen hangi öğrencinin başarılı olacağını, hangisinin tembel başarısız olacağını az çok bilir ancak sınav yapmadan kafadan not vermez “sen kaldın sen geçtin!” demez. Notu böyle vermiş olsa tembel öğrenciler kalkar “neden bizi imtihan etmediniz belki sınavı geçerdik” diyerek itiraz ederlerdi. Bunun gibi.. Cennet güzel amellerin mükafatı, Cehennem ise küfür ve isyanın cezasıdır. Mükafat ve ceza ancak eylemden sonra olur, önce olmaz. Taha 134: “Eğer bu (dünya hayatı) ndan önce onları bir azapla helâk etmiş olsaydık mutlaka şöyle diyeceklerdi: “Ey rabbimiz! Bize bir…
Allah’ın yüce Adıyla.. Dua.. Her oluş, her başarı Allahın izn-i fermanına bağlıdır. Bu itibarla her işimizde her anımızda Allah’ın inayetine, hasılı duaya muhtacız. Bu sebeple Allah Rasulü sas işlerin hatîr olanında da, hakîr olanında da Allaha dua etmiştir. Mesela düşmanla savaş öncesinde dua ettiği gibi, helaya girerken de dua etmiş, ayakkabısının bağını kaybettiği için de dua etmiş “Allahtan bulmayı” istemiştir. O yüzden “Rasulullahın dilinden dualar” bahsi kitaplar dolusudur. Peygamber Efendimiz sas bir hadisinde şöyle buyurmuştur: “Kardeşine mutlaka yardım et, ister zalim olsun ister mazlum olsun, kardeşine yardım et” Sahabeler sordular: Ya Rasulallah mazluma yardım etmeyi anladık da zalime nasıl yardım edelim ? Peygamberimiz: Zulmeden kardeşinin elinden tutarak, zulmüne mani olarak ona yardım etmiş olursun” Bu kabilden kendini, futbolcu olmak, futbola kaptırmak gibi zulmani hedeflere kaptırmış, aziz ömrünü bir abes uğruna harcayan kardeşlerimize de dua edebiliriz. “Ya rabbi bu futbolun varsa hayrını, bunlara ihsan eyle, şerrinden de muhafaza eyle.” diyebiliriz. “Allahım kendini topa kaptırmış bu kullarını Namazlarını kaçırmaktan koru. Eğer top oyunu bunları Kuran okumaktan, oruç tutmaktan, Allah yoluna çalışmaktan, İslam ahlakından, anne babaya iyilik etmekten, camiye cemaate devam etmekten, Şeriat ilimleri tahsil etmekten alıkoyacaksa.. bu kullarını futboldan, futbolu onlardan uzak eyle..” Şeklinde dua edebiliriz Futbol haram mıdır ? Profesyonel ligte…
Not: Bu mektup Talha Hakan Alp video twitter’da inkar açıklaması ve akabinde çektiği ilk videodan hemen sonra eski bir arkadaşı Ömer Faruk Tokat tarafından yazlmştır. Hakan’ı tanımlama ve yaşadığı krizin ne olduğunu anlama konusunda faydalı bir yazıdır. İlim ehli okusun Sevgili dostum Hakan, Ben Ömer Faruk Tokat. Herkes soruyor, nedir bu !? Bir tefekkür krizi mi, derin bir sorgulama mı hayatımızın farklı dönemlerinde yaşadığımız travmaların dışa vurumu mu… ya da bir “1 nisan şakası” mı, bir gonga vurma mevzusu mu ..? Yaklaşık 10 yaşından itibaren birlikteliğimizi ve derin irtibatımızı bilen ortak dostlarımızın bu minvaldeki sorularına muhatap olduğumu tahmin ediyorsundur. Son attığın twitler ve youtube’da yayınladığın video akabinde artık onları geçiştirmek doğru olmazdı. Kaldı ki kendim de inan çok şaşırdım, anlam veremedim ve sana bu açık mektubu yazmaya karar verdim. Yeni konuşlandığın mevzide eleştirilere daha açık olman beklenir. “Özgür” olmanın, bir bedeli olsa gerektir. Seni yakından tanımayanların bir kısmı, niyetleri nedir bilmem ama meseleye Freudyen bir yerden bakmışlar. Freud bazı saptamalarında elbette haksız değil. Ama bu, konumuzu tek başına anlatmaya yetmez kuşkusuz. Nevrozun kaynağı olan bilinçaltı çatışmaları, cinsel dürtülerin yani libidonun insanın entelektüel üretimine etkisini, bu dürtünün travmalarını, bunların insanın başına ne işler açtığını vs uzun uzun anlatmış Sigmund Freud… Elbette…
Türkiyenin 5. Diyanet Reisi olan Ömer Nasuhi Bilmen Rahmetullahi Aleyh gerçekten büyük ilim sahibi, ilmiyle amil ve takva bir zattır. Ve İsmailağa Tekkesiyle münasebeti Mevlana Ali Haydar efendinin Heyet-i Telifiye Dairesinde hem katibi hem yakın dostu olması.. Bu dostluğun neticesi ara ara İsmet Efendi Dergahına gelir Mevlana Ali Haydarı ziyaret ederdi.. Bu ziyaretler neticesinde Mevlana Mahmud efendi Hz ile tanışmış ve zühtünü ilmini cehd-i takvasını takdir ediyordu. O yıllarda camilerde mikrofon kullanımı yayılınca bir hayırsever İsmailağa Camiine de mikrofon tertibatı yaptırır ve İmam Mahmud Efendi hayırseverin gönlü kırılmasın için o an söktürmez. Ömer Nasuhi efendi bir ziyaretinde İsmailağadaki mikrofon hoparlörleri görür ve üzülür “Mahmudum sen de mi..” diyerek serzenişte bulunur. ve Mahmud Efendi hazretleri atmaya dünden razı, hemen söktürüp kaldırtır. O gün bugün ne namazlarda ne de ezanda hoparlör kullanmaz, ne kadar baskı da yapılsa, şikayet de edilse takvadan sünnetten taviz vermez. Ömer Nasuhi efendi de resmi makamlarda ve İsmailağa’yı müdafaa etmek gerektiği her yerde öyle dermiş “istiyordum ki İstanbul’da en az bir cami namazı Rasulullah’ın namazı heyeti üzere kılsın. Bu cami burası, Mahmud Efendinin camisi olmaya sezadır” Mahmud Efendi hazretleri de gerek müftülerin gerek cemaatlerin zaman zaman ettikleri bazen şikayet, bazen de öğrenme maksatlı “neden mikrofon kullanmıyorsunuz” sualine “Ömer…
Takipçilerim bilir, Bizler işini doğru yapan, ilmi tespitlere yalan dolan katmayan bilim adamlarını destekliyor ve fakat sahtekar bilimcilerin de ensesinde, bilimse! yalanların karşısında onlarla mücadelemizi daima yapıyoruz. Kendilerine “bilim insanı” denen ve ancak bilimi ideolojik emellerine, milleti deist, ateist yapmaya alet eden bir komite var dünyada. Bunlar Allah’ın sanatını, yani bilimi, kasıtlı bir şekilde Allaha iman etmekten insanları engellemek için kullanmaktalar. Halkın cehaletinden istifadeyle, Allah’ın birliğine, kudret ve azametine delalet eden her bir hadise üzerine bilimsel bir kılıf, bir örtü atarak hadiselerin ayet ve işaret olma yönünü gizlerler ve böylece akılları Allah’tan saptırmaktadırlar. Okudukça, lise üniversite devirdikçe Allah’tan Dinden daha fazla uzaklaştıklarının sebebi budur. Cübbeli hoca da o sözde bilimsel yalanlardan nicesini ifşa etmiştir. Dün dinlediğim bir sohbetinde de bir Psikologdan bahsediyor.. “mikrofon uzattılar herif başladı demeye, neymiş “18 yaşına kadar çocuklara din anlatmak doğru değil miş!” Yahu zaten 18den sonra anlatsan ne fayda! Sonra ne diyor “ancaaak, tek bir din değil de diğer dinler de anlatılırsa o zaman zarar etmez miş..!” Bak şunun dediğine hele.. Ben de merak etmeye başladım bu psikolog diplomayı kiliseden mi almış aceba nereden almış!? Son dediği ile kendini ele verdi, Kendi kendiyle çelişti. Yaw tek din anlatılınca zarar ediyorsa diğer dinler de anlatılınca hepten…
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla “Safer ayı uğursuzluğu” veya “safer ayı bela ayı” veya “safer ayı Allaha sığınma, dua etme ayı” her ne denirse.. hepsi aynı şeydir. Bütün bu ifadeler Safer ayının diğer aylardan farklı olduğunu düşünmektir.. Gerçekten farklı mıdır ? Safer ayı gelince Allahın muamelesi değiştir mi, sırf o ay girmiş diye bela inmiş mi ? Vakia, realite bu işe ne der ? Bu çalışmada sorunun cevabını bulmak için istikra (tümden gelim) yolundan gideceğiz. Yani “Safer Ayı uğursuzluğu “var mı yok mu” öğrenmek için rivayet edilen sözlere değil, inmiş ve yaşanmış belaların, musibetlerin gerçek hayatta hangi mevsimde, hangi ayda indiğine bakacağız. Bu herkes için yeterli bir delil olur. Mesela Cübbeli Hoca.. Bu hocamızı herkes tanır ve Türkiye Müslümanları için önemli bir şahsiyettir. Bir söz söylese anında Türkiye’de gündem olabiliyor nitekim.. Safer ayının uğursuz bir ay olduğunu savunanların da öncüsüdür bu zamanda. Malumdur ki insanlar inançlarıyla imtihan olurlar. Yani bu ay “uğursuzluk ve bela ayı olduğuna” inanan kişi bu inancı istikametinde imtihana maruz kalacaktır. Çünkü Kutsî bir hadiste “Ben kulumun zannı üzereyim” buyurur Mevla.. Şu halde bu ayda en çok imtihan olacak kişiler bu ayın uğursuz, bela ayı olduğuna inananlar olacaktır.. Sadece bu hakikat bile bizlerin bu görüşü tercih…
Beyanı öğreten Allah’ın yüce Adıyla.. “KK” Bu iki harfi yanyana görünce nasıl okursunuz ve aklınıza ne gelir ? KaKa ? KeKe ? Ben bazen plakalarda görürüm aklıma PKK gelir. Başında P olsa oldu PKK” diye yorum yaparım. Harfler kelimelerin rumuzudur. Bir çok kelime baş harfiyle remzedilir. TC Türkiye Cumhuriyeti demektir. KK ise alfabedeki telaffuz kuralına göre ka-ka diye okunsa gerekir ve iyi bir şey anlatmaz. O yüzden PKK sempatizanları pekeke diye okumaya özen gösterirlermiş.. Bense bunda ilahi bir uyarı olduğunu düşünürüm. Sanki ezeli takdir bizi peşin peşin uyarmaktadır “Dikkat edin o habis bir oluşum” demektedir ! Siz isterseniz “bu tür plakalar tesadüfen oluştu” deyiniz. Ben kasıtlı yapıldığını düşünüyorum. Hele bir zamanlar plakalarda neydi o FG furyası ! İstanbul trafiğine çıktığımda mutlaka bir kaç tane FG görüyordum. Birileri belki de para verip özellikle çıkarıyordu! Dönelim biz KK’ ya.. söyleyin, bu hangi siyasi ismin baş harfleri ? Ne dersiniz, bunda da ilahi bir ikaz bir tüyo var mıdır ! Evet kelimeler harfler önemlidir. Çünkü mana onlarla ifade edilir. Simge, sembol gibi. Kendi dilimizde söylersek kelimeler mananın “şiar ve alameti” dir. O yüzden Sahabenin Rasulullaha “Râinâ” demesi Allah’ça yasaklanmıştı. Salâtü selâm olsun. “Râinâ” Yahudi dilinde fena bir anlam ifade ettiği için. Onu yerine…
Soru: Devlet dairelerinde bir yetkilinin makamına girince başımızdaki sarık veya takkeyi çıkarmamız şeklinde bir beklenti oluyor. İslama göre nasıl davranmalıyız? Cevap: 70 li yıllarda Mahmud Efendi Hazretlerinin müftü odasına girerken sarığını çıkardığı bilinmektedir. Dirayetten hali mücerret taklid vasfı ağır basan bazı hocaları bugün hala bu hal üzere görüyoruz.. Ancak devran dönmüş ve artık sarık takkenin makama saygısızlık olacağı anlayışı kırılmıştır. Bu sebeple hem Şeyh efendi hem de talebeleri bu zamanda ekseriyetle takke çıkarmadan dairelere gidiyor ve hatta resmi toplantılara katılıyorlar ve sorun da ol muyor. Allahın huzuruna çıkarken dahi açılmayan başları kendi basit huzuruna çıkışta açılmasını bekleyen ve sarık takke ile girdiği için müslümana tavır yapan bürokrat cehennemlik kibir putudur, bilsin. Rütbesi makamı ne olursa olsun bir devlet adamının huzuruna girişte veya istiklal marşı okunduğunda başı açmak şeklinde bir saygı islamda olan bir şey değildir. Bu baş açma işi cumhuriyetle birlikte bize batıdan ithal edilmiş muharref İncil tandanslı bir uygulamadır. Vaziyete göre hareket etmeli. Memur olanlar hürriyet kapısını aralamaya çalışsınlar, gücü yetmiyorsa bir süre daha onların istediğini yapabilir dinen bu kadarına ruhsat bulunur. Memur olmayanlar ise dik dursunlar ve o tür putların kibrini kırmaya, gözleri alıştırmaya, elden gelirse hakkı anlatmaya çalışsınlar “Allahın huzuruna girişte çıkmayan sarık kulun huzurunda çıksa bu doğru…
Değil.. Asla. Allah’ın yüce Adıyla.. Cübbe Hoca şöyle dedi ve gürültü buradan koptu: “Çocuğunu İmam Hatip lisesine vermektense düz liseye ver, daha az tahribat alır..!” Doğrusu ben şahsen bu görüşte değilim. İmam hatip okullarında Kuran okuyan, Hadis okuyan o çocukların ömür boyu Allah’ı seven Peygamberini önderi olarak gören nesiller olacaklarını hüsn-ü zan ediyor ve zannın da ötesinde böyle olduğunu müşahede ediyoruz. Vatanı için can verecek, ülkesini milletini üç beş menfaate satmayacak olan nesiller yine İmam Hatip okullarından geçen nesiller olacağını görüyor duyuyorum. İşte o okulların yetiştirdiği bir Allah eri bugün bu vatanı bu milleti yerlerde sürünmekten kaldırmış, zirvelere doğru yükseltmiştir. İmam Hatip okullarından geçen ekser çocukların o yiğidin izinde yürüyeceklerini, onun gibi vatanperver, dindar olacaklarını umuyorum. Bugün bazıları yere düşüp üstü başı günah kirine bulanıysa gam değil, mutlaka ayağa kalkıp işi düzeltecekler ve doğru adrese döneceklerdir. Cübbeli hocanın sözüne gelince.. Yaptığı irticali bir konuşmada İmam Hatip neslinin okuldan bidat/sapkın fikirler alma konusunda düz liseden beter durumda oldukları fikrinde ısrarcı olacağını sanmıyorum. Vermek istediği mesajın çarpıcı olması için kullanmış olduğu bir retorikti o ve hedefini de buldu. Söz dağları aştı ve sağır sultan bile işitti herkes bunu tartıştı Nitekim konuşmanın ilerleyen dakikalarında bunu kendisi açıkça ifade ediyor.. “İmam hatiplerin çoğunluğunun istikamet üzere olduğunu”…