Türkiyede Din Hürriyetinin Serencamı Ve Tayyip Erdoğan

26 Şubat 2021

Bismillahirrahmanirrahim

Soru: “Hocam hükümetler İslami dille halka seslenirken çesitli isimlerle dava pesinde koştuklarini inanan vatandaşlara kendilerinin hak ve samimi yolda olduklarını beyan ediyorlar. Dini mubin zümrenin onemli bir kismininda teveccühünu kazanıyorlar. Ancak devletin kendisi bizzat faiz sistemi gibi şans oyunlari (milli piyango iddaa spor toto….vs) gibi kurumlari yasallastırıp bizzat destekleyip buradan ciddi gelir elde ediyor. Bu durumda soylemlerle eylemler cakışmiyor mu. Nasıl bir tutum sergilemeliyiz ?” (not: soruda çok hata var, müdahele etmeden aynen yazdım. i.er)

CEVAP

Bugün yaşadıklarımız Türkiyede İslam ve Müslümanlık adına ve bağımsızlık namına cumhuriyet tarihinin en güzel en parlak dönemidir. Bunu anlamak için sürecin tamamını incelemek ve resmin tamamını görmek gerekir.

Hakikat budur ki: Bizler Kurana sarıldığımız yıllarda cihangir olduk. Kurandan uzaklaşınca da rezil rüsvay olduk. Son yıllarda Kuran Kursları Medreseler marifetiyle halk yeniden Kurana yöneldi, Nispeten olan bu yönelme sayesinde Allah o miktar bize din hürriyeti ihsan etti. Nimetin tamamını istiyorsa Kurana yönelmede gevşeklik yapmamalı çoluk çocuğumuzu medreseye vermeli ve kendimiz de Kuran ilimleri tahsil etmeli ve öğrendiğimiz fıkıhla amel etmeliyiz.. Böyle yaparsak Allah bize ihlaslı kudretli adil mahir idareciler nasip eder ve bizleri dünya ahirette abad eder..

Açıklama:

Bizler Osmanlının son yılları itibariyle avrupalı kafirleri dost bilip onlardan cizye almayı kaldırınca, onlara karşı cihad etmeyi terk edince, üstelik bazı imtiyazlar da tanıyınca.. Kuranın emrini terk ettik ve Kurandan Şeriattan uzaklaşmış olduk ve Allahın eli yardımı üzerimizden çekildi ve bir başımıza kaldık ve akibet avrupalı amerkalı kurt sürüsüne mağlup olduk, 6 asırlık ulu devletimiz inkıraza uğradı, Sultanımız hall oldu Hilafetimiz lağv oldu..

Bu mağlubiyet akabinde üzerimize bir devlet kurdular, sıkı sıkıya onlara bağlı, şeriattan hilafetten uzak, laiklik küfrünü sindirici, avrupa kanunlarını kabul edici bir devlet. ve ilk iki cumhurbaşkanı döneminde bu saydığım hususlar iyice yerleştirildi ve aksine olacak her fikir sindirildi, her hareket şiddetle bastırıldı, nice alimler asıldı kesildi..

Böylece Şeriat iptal edilmiş, Hilâfet ilğa edilmiş, bütün dini kurumlarımız; şeyhülislamlık, medreseler, tekkeler tarikatlar ilelebet kapatılmış ve İslam harfleri, İslam takvimi İslam kıyafeti kaldırılmış oldu..

Bu iki c.başkanı dönemi içinde Allah demek, Kuran İlimleri okumak, Ezan okumak, Kuran öğretmek cumhuriyete başkaldırı (irtica) sayılmış ve inkılaplara ihanet yaftasıyla suç sayılarak müslümanlar asker jandarma polis gücüyle şiddetli takibata maruz kalmıştır. Kızıl Küfür adını verdiğimiz bu dönemin kalıntılarını ben dahi yaşadım ki yaşım 80,90 değil sadece kırkbeş. İzmitte ve Edirnede medreselerimiz terörle mücadele ekiplerince basıldı, mahallede terör yuvası baskını izlenimi vererek insanların Kurandan Medreseden hocadan uzaklaşması planlanmış ve bizleri karakollarla nezaretlerle mahkemelerle yıldırıp Şeriata hizmetten el etek çektirilmek istenmişizdir.

Yıllarca medrese adını verdiğimiz çoğu bodrum katlarda dairelerde ölü taklidi yaparak camlara kara battaniye gerip içeride kimse yok izlenimi vererek Kuran ilimlerine çalışmışız.. ve bugünlere geldik. Her mahallede Kuran medreseleri açılmış, camlardan kapılardan cıvıl cıvıl Kuran seslerinin sokağa taştığı, müminlerin serbestçe dinlerini yaşadığı, serbestçe dini kisveleriyle dolaşabildiği bir döneme.. 

Bu günlere kolay gelinmedi.. milletin gözüne soka soka kafatası büyüklüğündeki içki kadehlerini başına diken ve”kamusal alan” uydurmasıyla cumhurbaşkanlık konutlarına, devlet dairelerine tesettürlü kadın almayan “buraya başörtülü ve köpek giremez” levhaların asıldığı ve kabir ve türbelerdeki duaya dahi iştirak etmeyen “ben laikim” deyip elini semaya kaldırmayan cumhurbaşkanları döneminden.. Beş vakit namaz kılan, her sözünün başı Allah olan ve derdi davası bu Milleti ayağa kaldırmak bu ümmeti yeniden dirilişini görmek olan cumhurreisi dönemine geldik..

1800 lü yıllardan beri avrupalı kafirlerin içimizde açtıkları okullarında yetişenler, teba ve zimmi konumundan eşit vatandaş statüsüne yükseltilince bir anda başımızda belirdiler ve üniversitelerimiz mahkemelerimiz dairelerimiz bunlarla doldu.. O kadar yayıldılar o kadar çoğaldılar ki.. Bunlardan kurtulmak bunları devletin kritik noktalarından söküp atmak adeta imkansızdı.. işleri o kadar sıkı tutuyorlardı ki orduya alacakları komutanları seçerken sınavlarda “suya Muhammed ve atatürk düşse tek kişi kurtarma hakkın var kimi kurtarırsın” gibi saçma sorularla, bacağını açıp secde izi alamet var mı kontrol ederek müminlere kapıları kapatıyorlardı. 

Şimdilik burada kesiyorum. Bütün bu saydıklarım canlı şahitlerle vesikalarla ispatlı tescilli gerçeklerdir. Türkiyenin Dini Hürriyet ve Bağımsızlık yolundaki terakkisini daha iyi anlamak için Kadir Mısıroğlu üstadın videolarını mutlaka dinleyiniz..

isa erdoğan

Yorum Yapılmamış

Bir Yorum Yazın