Allahın yüce Adıyla
İcazetname alıyoruz
Medreseden ayrılırken hemen icazetimizi almadık. Eski hocaların usulü imiş mezun olan talebeye bakarlar imiş bu ne yapacak Allah yoluna Kur’an ilimlerine hizmet mi edecek dünyaya mı dalacak..? Böyle birkaç sene gözlemler sonra çağırır istikamet üzere olursa icazetlerini verirlermiş. hocalarımız da bize böyle muamele ettiler mezun olduktan yaklaşık 2 sene sonra icazetimizi aldık. o zamanlar şartlar fazla müsait olmadığı için ulu camilerde herkesin gözü önünde icazet merasimleri yapılmıyordu hocalarımız tarihi bir mekanda restoran gibi bir yerde orayı tutmuşlar sayılı sınırlı misafirlerin gözetiminde icazetname rasimimiz icra edildi. Ancak bereket versin Hasan Efendi hocamız şeyhimiz nezaretinde gerçekleşti Onun dua ve teveccühleriyle 30 kadar arkadaş cazetimizi almış olduk sene 2002.
Hilal Hanımla Tanışma
Maraşlı bir hoca arkadaşımı bir izmit arabasında görmüş karşılaşmıştım. Hemşerisi Mustafa Adatepe ile birlikte. İşte o Mustafa bana bacanak olacaktı. Hoca arkadaşım askerlik öncesi memleketinde hizmet etmek için bir sohbet halkası kurar. Bu halkanın önemli bir müdavimi Teaş Termik Elektirk santarlinde memur olarak çalışan Ahmet beydir. Ahmet beyin üç kızı da İstanbulda Mahmud efendi hz nin medreselerinde okumuşlardır.. en büyükleri Hilal hoca hanım tahsilini tamamlamış diğerleri bir sebeple yarıda bırakmış ve dünya evine girmişlerdir. Ahmet bey bir gün bu hocaya hoca kızından bahseder. Fikri fikrinde zikri zikrinde munasip bir hoca aradıklarını söyler.. Arkadaşım o gün medresede konuyu bana açtı. Evlillik işlerin ne durumda ? Dedim henüz bir şey yok uygun birini arıyorum. O da bana “ben sana uygun birini biliyorum” der ve çöpleri oracıkta çatar. Sorduğum bütün sorularıma olumlu cevaplar aldım. O çöpleri çatmaya kesin kararlı görünüyordu. Beni tereddütlü gördüğü noktalarda cesaretlendiriyor adeta beni arkamdan itiyordu. ve nihayet tamam görüşelim dedim ve ilk görüşmemizi bacanak Mustafa nın evinde gerçekleştirdik. Ben tek başıma otobüse binmiş istanbula kız bakmaya gidiyordum. Allah’ın garip kuluydum. ne evim ne de düzgün bir maaşım dahi yoktu.. Sadece Onun engin lutfuna güveniyordum.. bu duygularla gittim evi buldum bir hediye çikolata aldım.. önce ikiz kardeşi Bilal ile görüştüm.. Nurcu olduğunu söylemişti. Fethullah Gülen mi diye sordum “Onunla organik bir bağım yok” demişti. Evet çünkü Yeni Asya grubu içindeydi.. Sonra nedense demokrasi konusunu konuştuk. Bana demokrasiyi müdafaa etmişti. İlahiyat okumuştu. “Demokrasi sanıldığı gibi İslama aykırı değil. demokrasi bir yönetim biçimidir kap gibi. içine ne koyarsan o olur. içine İslamiyeti koyarsan İslama uygun olur..vs” gibi şeyler söylemişti. Bunlar bize uzak fikirlerdi.. Ama ben onunla değil kız kardeşiyle evlenecektim.. sorun olarak görmedim. Bilal benimle olan görüşmesini “otoriter biri” şeklinde ifade edecekti. Sonra ben kızla görüşmek için salona geçtim. Bir koltuğa oturdum bekledim. Derken karşıdaki kapının camında bir silüet belirdi ve içeri girdi. Elinde bir tepsi tepsi üstünde bir fincan kahve vardı. kahveyi bana sundu. sonra yan taraftaki koltuğa oturdu üzerinde çarşaf yoktu. robadan bir elbise vardı. Ben Besmele Hamdele ile söze başladım. Suratımda bir tutam sakal başımda sarık.. Hilal hanım ileride bu hatırasını “sanki Tarikat dersi almak için bir hocanın karşısına oturmuş gibiydim” diye aktaracaktı. …/…
Nikahımızı Efendi Hazretleri Kıydı
Taraflar birbirine olumlu yanıtlar verip söz kesilince annem babam memleketten geldiler kaim anne ile Kaim baba da gelmiş ve bacanak Mustafaların evinde toplandık ve aile içi bir nişan kıydık. Babam daireden içeri girer girmez Kaim babanın onu görmesi ve edindiği ilk intiba kendi deyişiyle “sanki kırk yıllık dostumu görmüş gibi oldum. öyle içim ısındı.” annem de babam da çok olumlu not almışlardı. nitekim her iki taraf da ihvan idiler Mahmud efendi hz nin müridleriydiler. aynı tavanın balıklarıydık. hiç bir konuda fikir ayrılığına düşmedik. Nişan duasını yapmak üzere Sümeyye hocanın kocası Bilal Efendi hazır bulunmuştu. Nişan tatlısı ikram edilince “yatsıdan sonra yemek yenmez su içilmez yoksa ağırlık yapar teheccüte kalkmak zor olur” gibi bir ifade kullanmış ve ucundan tatmıştı.. dikkatimi çekmiş ki unutmuyorum. Şimdi sırada düğün günü ve dini nikah vardı. İsmailağa camiinde Efendi hz nin bir çok defa insanların nikahlarını kıydığını gören bunlara şahit olan Benim de en büyük hayalim ve tutkum nikahımı Efendi Hazretlerinin kıymasıydı. Ve bunun için hiç vaktimiz yoktu. Günlerden hazirandı ve bir iki gün içinde Hilal hanımlar anne babasıyla birlikte memlekete gideceklerdi. o yaz da düğünümüz olacaktı. eğer nikah kıyılacaksa hemen o günde kıyılması gerekiyordu. Hocam Mahmud Eren’e durumu ifade ettim o da sağolsun efendi hazretlerine çıktı ve nikah sözünü aldı. ben kaim babaya haber verdim İsmailağa’ya geldi ve hemen o gün mübarek odasında nikahımızı kıydı. Kadddesallahu Sirrahu
Nikahla Alakalı diğer Ayrıntılar
İkindi namazı sonrası efendi hazretlerinin arkasından odasına alındık. Mahmud Efendi hazretleri Mahmut hocamızla bazı hususi şeyler konuştular. O günlerin sıkıntısı masumculuk hareketinin türemiş olması bir mikrop gibi bazı kişilere bulaşmış olmasıydı. Efendi hz bu konuda gayet üzüntü izhar ettiler. ve hoca efendiye sordular onlar ne yaptılar ? Mahmut hocam değişiklik yok efendim aynen bildiğiniz gibi dediler. Efendi hz Mahmud hocaya hitaben hadi göreyim sizi düzeltin şu işi.. sonra Efendi Hz Rabbisne münacaat etti ya rabbi sen düzelt bu işleri sen ıslah eyle..”
Sonra biz nikah için vaziyet aldık ben ve gelinin vekili efendi hz nin karşısına geçtik. şahitlerim kenarda oturmaya devam ettiler. Kaim babam da şahitlerin arasındaydı. Diğer şahidim Cemal Yavuz hoca ve tabi Mahmud Eren hocamız. Hilal hanımın nikah vekili benim arkadaşım Eminali Yüksel hocaydı. Efendi Hz nikah kıymadan önce mutlaka sorardı “hükümet nikahı yapıldı mı” bunu bana da sormasından çok korktum çünkü eğer hayır yapılmadı desem o zaman yapın da gelin diyebilirdi.. ve bunları yetiştirmem mümkün değildi çünkü gelin hanım istanbulda talebe.. ve memlekete gideceğiz düğün orada olacak. ne zaman hükümet nikahı yapılacak da ne zaman Şeyh efendiye tekrar geleceğiz..! adeta imkansız. Allah’a şükürler olsun ki sormadı ve nikaha geçtik. ve gelinin vekiline de sorardı vekalet aldın mı şahidin var mı ? diye onu da sordu mu sormadı mı hatırlamıyorum. Nikaha başladık Adımı sordu isa (عيسى) dedim. duymadı tekrar sordu isa dedim babamın adını sordu Yahya dedim.. isa ve Yahya isimlerini birltie duyunca çok sevindi “ne güzel isimler ya Rabbi.. şimdi ne acaip isimler koyuyorlar” buyurdu. Sonra gelinin adını sordu Hilal dedik. “Hoca mıdır ? diye sordu evet dedik. Hocalığın şerefine binaen soruyorum dedi ve nikah akdini kıyma esnansında “Hilal hocahanımı” şeklinde telaffuz etti. Mehir ne takdir ettiniz diye sormadı bize, kendisi bizim babamız olarak 5 Reşat altını diyerek nikahımızı kıydı ve duasını yaptı..
Bu esnada kaimbabam efendi hazretlerini karşısında bulmuş olarak bir halini arz etti. Sıkılarak konuşuyordu ne dediği pek anlaşılmıyordu. Efendi Hz iyice ona doğru eğildi “söyle söyle dinliyorum” diyerek cesaretlendirdi. o da dedi “efendim ben memurum memurlara ait bir site içinde oturuyoruz benim hanımım da üç kızım da çarşaflı. Sitenin nizamiyeden giderken çıkarken bir bakışları var bana sıkıntı çıkarıyorlar..” gibi bir şey söyledi. Efendi Hz konuyu anladı: Sen hiç endişe etme hiç korkma siz devam edin hiç bir şey yapamazlar size hiç korkmayın devam edin” buyurdu. Babam için yetti bu.
Son bir not: Efendi Hz. nin Mahmut Eren hocamıza masumcuları sorması ve “Ya rabbi sen düzelt bu işleri” minavaliden dualar etmesi üzerine Mahmut hocam arkasını (bize doğru) dönerek “bakın hepiniz şahitsiniz” dedi. Sebebi ise masumcular denilen o gürühun kendini doğru yolda zannetmesi ve Efendi Hz’den gelen hiç bir rivayete, hiçbir nakle inanmıyor tavrı içinde olmalarıydı.
Ev diziyorum
Doğru düzgün maaşım yok gelirim yok.. evden desteğim yok.. arkamda bir vakıf bir dernek yok.. tek tabanca evlenmeye kalktım. Garip kuşun yuvasını Allah yaparmış ya.. Yaptı da. Elhamdülillah. Daireyi nasıl tuttuğumuzu beş para vermeden nasıl başımızı sokacak yuvamız olduğunu yukarıda anlattım. Geriye içini donatmak kaldı. Mutfak dolabı yoktu. onu Rabbani Efendi amca yaptı. 400 liraya. salona minder yaptırdım. bir odaya oturma takımı çekyatları anneciğim Sarıkaya dan gönderdi. buzdolabı ni Altus marka aldık 350 liraya. parasını abim verdi Allah razı olsun. perdeleri Maksut abiye yaptırdım 250 liraya. Geri kalan eksiği gediği ucuz yollu Nazif abiden aldım Rıdvan la Osmanın babasından..
Sonuçta geriye dönüp baktığımda 4000 tl para harcamışım.. nereden geldi nasıl geldi bilmiyorum.. yola çıktığımda cebimde hiç param yoktu. kimse de bur güvence vermiş değildi. Allah dedik ve adım attık gerisi geldi
Düğünüm
2001 yılı ağustos ayında düğün için karar aldık. ben o sene Paksoyların binasında yaz kursu yapıyorum. yerleşik kış taleblerini kimini hoca yapmışım kimini hizmette kullanıyorum birlikte yaz kursu faaliyetini icra ediyoruz. yani okula giden öğrencilerden 40 tane kadar aldık iki daire içinde onları okutuyoruz yatırıyoruz yedirip içiriyoruz. hafta sonu da eve gidiyorlar. O yaz yanında bir iki kişi ile Yavuz Selim Esengil geldi bizim kursu gördü öğrencilerime vaaz etti. giderken şunu demişti “isa hoca sakın boş geçirme mutlaka her gün bunlara vaaz et” o vakitler Yavuz Selim hoca Mahmut Eren hocamızın sağ kolu birlikte hareket ediyorlar. sonra malum masum bayraktarın ekibine katılacak..
Düzenimi kursumu bırakıp memlekete düğüne gideceğim.. kolay değil. bizim büyük talebeler -başta Gönenli İbrahim- işi idare ediyorlar ama yine de başlarında bir büyük olsun istiyorum. O yüzden bir hoca çağırdım sağolsun ailesiyle birlikte geldiler benim evde kalıyorlar. Vazifesi ben gelene kadar kursun idaresini ele alıp düzen ve derslerin devamını sağlamak..
İlk Çocuğumuz
Bunu yazmanın ne gereği var deme. O zamanlar Mahmud efendi Hazretlerinin feyzi himmeti tam üstümüzde; Ondan duyduğumuz ne varsa yapıyoruz, hatta ondan gelen nakilleri de aynı şekilde itibara alıp yapmaya çalışıyoruz. Bu nakillerden biri de “takva hanımların viladeti evde yapmasını” istediği şeklindeydi. Hastane ortamının kimi lakayt, kimi mahremiyeti önemsemez tutumlarından ötürü.. kadın viladet doktorları kimi yerde erkek olması gibi bildiğimiz bilmediğimiz sebeplerden Hz Şeyh efendimiz “viladetin evde ağzı dualı eli abdestli ebeler eliyle olmasını murad eder bu sözünü tutanlara dua edermiş.” Bizler de o yılların feyzi ile bu duaya bu rızaya talip olarak eli dualı başı örtülü bir ebe arayışına düştük. Kesin kararlıyız çocuğun viladeti evde olacak.. Bütün modern telakkilere, dayatılan çağdaş düşüncelere inat.. “eski usul üzere viladet evde kadının en sıcak yuvasında olacak.” Aradık taradık sorduk soruşturduk Şükran ebe adından hastaneden emekli bir kadıncağıza ulaştık (..) Üç gün sonra hastaneye götürdüğümde “evde doğdu” demem üzerine oradaki hemşirelerin bana bakışlarını görmeliydiniz.
“Adı Esma olsun”
İlk çocuğumuza göbek adı olarak Zehra koymuştuk. Şeyhimiz Mahmud efendi Hz’nin hanımı Zehra annemizin hatırasına.. ve kalıcı bir isim vermek üzere Hz Şeyh efendimizle bir mülakatımı fırsat kolluyordum. Bu fırsatı icazetname almamızla alakalı olarak huzuruna çıktığımızda bulmuş oldum elhamdülillah. Hocamız bizleri sırayla Hz Şeyh efendimize takdim etti. Sıra bana geldiğinde “efendim bu hoca isa erdoğan izmitte görevli” gibi bir takdim yaptı Allah razı olsun. Efendi Hz “memnun oldum” buyurdular. ve “Ne kadar cemaatin var ne kadar taleben var?” diye de ayrıca sordular. Onun yüksek himmetini, insanların hidayetine olan hırs ve şevkini hissettim ve yüksek rakamlar veremeyişimin ezikliğini yaşadım.. Sonra sıram geçmeden hemen söz alarak “efendim bir kızımız oldu isim lutfetseniz” dedim. Fazla düşünmeden “Esma” dedi. Sonra bendeki duraksamayı hissederek “Hz Ebubekir Sıddıq’in kızının adı” diyerek açıklama yaptı. halbuki benim duraksamam Esma isminden ötürü değildi.. Onun, içimde gizlediğim “Zehra” adını farkedip “Zehra” demiş olmasını arzulamam yönündeydi. Belki de hissetti ancak “kendi eşinin ismini koyuyor” demelerinden çekindi.. ve esasında adeti yeni isimler vermek değil, Büyük İslam kahramanlarının Peygamberlerin ve Sahabelerin isimlerini canlı tutmaktı. o gün de öyle yaptı.
isa erdoğan
Yorum Yapılmamış