Medrese El Sanatlarından: Mücellitlik (Kitap ciltleme)

30 Kasım 2021

Allah’ın güzel Adıyla..

Biz medreselerde okuduk, ilim talibiyiz, haliyle işimiz uğraşımız ilim, yani kitap. Kitap okundukça dağılır, cildi bozulur. Bunları tamir etmek gerekir o yüzden mücellit sanatı ilim ehli için olmazsa olmaz. Zamanında tamir ettin ettin, yoksa kitap sayfaları yırtılmaya başlar hepten perişan olur. 

Nasıl Başladı ?

İsmailağa camiinin haziresindeki kubbeli medresede okurken 1990’lı yıllar.. Medreseden bir arkadaşımız (A Hamdi Ş) gitti bir mücellitten bu sanatı ücret karşılığında öğrendi ve mücellit (kitap ciltleme) sanatı böylece medreseye gelmiş oldu. Ondan da rica minnet iki arkadaşımız Recep ile Yusuf yine ücret mukabilinde öğrenmişler kişi başı o zamanın parası 500 bin’er lira almış zalım.. Ben de bu iki arkadaşımdan öğrendim, meccanen, bizim arkadaşlarımız bizden ücret almadı. Benim gibi dört beş kişi daha öğrenmiştir, fazla değil. Davut Köksal, Yusuf Gebzeli ve Recep Gerçek.. Hüseyin İpek de yapıyordu o zamanlar ama o artık iş adamı, bu işleri bıraktı..

O gün bugün hem benim, hem çevremdekilerin kitaplarımı tamir ederim. 

Cilt sanatına olan merakım

Orta okul yıllarında başlar. Hoca dedem Mustafa Nuri Erdoğan’ın kitapları vs özel eşyaları babama kaldığı için bizim eve gelmişti. Kitapları içinde bazıları tamir görmüştü. Dikkatimi çekti inceledim, arkadan dikilmişleri. Babama sordum “bu ipleri bu kadar kalın kitaptan nasıl geçirmiş olabilir ? Babam dedi “deden biz denilen ucu sivri bir aletle deliyordu, sonra iple bağlıyordu”

Benim de dağılmış kitaplarım vardı sağlam bir ağaçtan kendime bir biz yaptım tahtayı deldim kalın bir iğneyi içine tersinden soktum.. bununla bir çok kitabımı ibtidai tarzda tamir ettim. Bu yöntemin tek sıkıntısı kitap tam açılmıyordu. Açık vaziyette masada durmuyor, kapanma eğilimi gösteriyordu. Bunu telafi için delikleri mümkün olduğu kadar arkaya yaklaştırdım. Sonra da ipi bağlarken fazla sıkmadım gevşek tuttum, işe yaradı. Telli dosya gibi düşün..

Biz

Ayrıca abim İlyas Erdoğan Sarıkaya lisesine gittiği yıllarda el işi olarak ciltleme yapmışlardı. Abim abone olduğu bir derginin 12 sayısını birleştirilmiş kitap yapmıştı. Onu o işle meşgul görmem sonuçtan memnun kalmamız o sanata merakımı celp etmiştir. 

Ve tabiki Medresede arkadaşlarımı kitap ciltlerken görmem beni ateşledi. içimdeki o merak ve kabiliyetim gerçek manada mücellit sanatına başlamakla açığa çıktı. 

Mücellit sanatını Öğrenmek Zor mu ?

Hayır zor değil. Az el yatkınlığı az merak ve ilgi işi kapar. Her sanat gibi bu da mutlaka canlı bir ustanın rehberliğini gerektirir. Öyle uzun yıllar değil kısa zamanda öğrenilecek bir iş.. Yani temel manada. Geliştirmek ise tecrübe, pratik ve gözleme bağlı. Bu noktada videolar bir anlam ifade eder. Ustanın elini canlı canlı görmeden videodan öğrenme olmaz.

Mücellitlik Ekmek yedirir mi ?

Bu zamanda bu iş para kazanmak için yapılmaz, yani kurtarmaz. Bir kitabı deri cilt yapsan en fazla 100 lira, normal cilt 50 lira talep edebilirsin. Bir çok insan bu fiyatlara da razı olmayacaktır çünkü sıfır kitap 30 küsür lira. Bazen oluyor ki bir kitap günlerce vaktimizi alıyor. Sıkı çalışırsan, kitap çok kötü durumda değilse günde en fazla 2 kitap yapabilirsin.. yani yevmiyen gelir en fazla 100 liraya ayda eder 3 bin lira, her gün yapacak iki kitap bulursan ! O yüzden mücellit işi tek başına ekmek yedirmez. Ancak kitapçılık sahafçılık hocalık talebelik yanında ilave iş olur. Veya hafta sonları ekstra yapılacak bir iş şeklinde olabilir. Talebe isen harçlığın çıkar. Biz talebelik yıllarında cilt sayesinde harçlıksız kalmadık.

Mücellit zanaatinin merhaleleri ve tarifi

Önce eserin bölümlerini bilmeliyiz. Kitap ana hatlarıyla “iç” ve “kapak”tan ibaret. Sayfaların toplu olduğu kısım “iç” oluyor, biz buna kitap da deriz. Dışındaki kabı da “kapak”

Mücellitlik mantık olarak sayfaları dikerek bir araya getirmek ve kapak hazırlayıp içe monte etmektir. Kitabın içi 16 sayfalık formalardan oluşur. Her formada 8 yaprak vardır. Yapraklar katlı ikişer bitişik düzende olduğu katın arasından iğneyi geçirerek dikeriz. Bu formalar arkadan gizli dikiş yöntemiyle dikilir. Evet iğne iplikle. Sonra üzerine ara kağıdı yapıştırılır. Kenarlar kesilerek düzleştirilir.  Arka alt ve üst kısma şeraze ve ayraç ipi ve üstüne astar takıldı mı kitap içi kapağa hazırdır.

Kapak iki parça mukavvadan oluşur. Bu mukavva cilt malzemesi ile kaplanır ve kitaba monte edilir. Cilt malzemesi 4 çeşittir kağıt plastik bez ve deri.

Benim Cilt sanatına kattıklarım

Yani mücellit işine başladığımızda medresede talebeydik ve kısıtlı imkanlarla kendi aletlerimizi kendimiz yapmak durumundaydık. ciltleme işi bitince kitabı prese koymak güzel yapışması için çok önemli. pres aradaki hava boşluklarını alır tutkal tam yapışır. ancak bizim pres bulma imkanımız yoktu kitabı iki tahta parçasının arasına koyarak, köşelerden dört kelebek somunlu civatayla sıkıştırıyorduk.

Benim kattıklarım” derken öğretilmişin dışına çıktığım hususları ve ilave ettiğim aletleri kastediyorum. Bunlar:

1) mil. Kitap kapağının açıldığı yere presten önce mil yerleştiriyorum ve o mil hem o zayıf ama önemli noktanın tam yapışmasını sağlıyor hem düzgün iz yaparak görüntüye güzellik katıyor

 

2) Şerazeyi kitabın üst kısmına uzatmak” bu da benim icadım. Sebebi kitabı daha fazla korumak. Şeraze sağlam bir kumaş parçası. Önceler bunu kitabın arka kalınlığı kadar alt ve üstte koyarlar. halen satın aldığınız kitaplarda böyledir. şimdilerde şerazenin tek gayesi var aksesuar. kitaplar bütünüyle elle dikildiği kadim zamanlarda ustalar kitabı öyle bir dikerlermiş şeraze o dikişi ipinden kendiliğinden oluşurmuş.. şimdi ise sadece onlara benzetmek için hazır bir bez parçası oraya konmakta. düşündüm “bunun süsten fazla kitaba katkısı yok. Ama bunu kitabın üstüne doğru uzatırsak (siyah ok) kitabın öncelikle yırtıldığı zayıf noktayı (üst kırmızı ok) korumuş oluruz..” ve öyle yapıyoruz. Sonuçtan memnunuz. Alttaki resimde gösterdik

Biz şerazeyi siyah oka kadar uzattık. Onlar kırmızı noktada kesiyorlar
.
3) Kitabın orijinalliğini mümkün mertebe koruyarak tamirat yapmak.. Bu da bize ait bir yordamdır. Alttaki başlık içinde bir misalle anlattık.
.

Mücellitlik yaparken yaşadığım bazı hatıralar

Hocamızın bir Celaleyn kitabı vardı, bir İslam ülkesinden hediye gelmiş rahle boy denilen en büyük ebattan. Ama ne kitap ! Çok güzel bir ambiansı vardı. Kuşe lüks baskı lüks cilt altın yaldızlar ve sair.. Ancak kuşe kağıt kitabı ağırlaştırmış kitabın cildi bozulmuştu. Üst kapağın açıldığı yerden kitap yırtılmış dağılmaya doğru gidiyordu.. Hocam beni çağırdı “İsa bunu tamir et” dedi. Aldım kitabı biraz inceledim.. 

O zamanlar bizim arkadaşlar cilti yırtılmış bir kitabı tamir ederken cildin tamamını sökerler ara kağıdını da sökerler ve yenilerini takarlardı. Yeni dediğimiz şeyler piyasa malı basit şeyler. Halbuki kitabın kendi parçaları orijinal lüks ve özel basılmış şeyler oluyor. Bunları söküp sıradan şeyler takmak, tamam kitabın içini korusa da görünüşünü bozuyor. O yüzden kıyamadım o güzelim ara kağıdını, altın yaldız baskılı kitap üst kapağını söküp atmak istemedim, mümkün mertebe bunları koruyarak bir tamir yaptım. Ancak yine de arkadaki arapça “Tefsir ul-Celaleyn” yazısı gitmiş oldu.. onu da hat bilgimle altın renk kalemle tıpkısını yazarak telafi ettim.

Hocamız kitabı eline alınca inanamadı sanki hiç işlem görmemiş gibi mükemmel görünüyordu. Şöyle dedi “İsa hemen bu yeni grubu topla bunlara bu işi öğret istisnasız hepsi de katılacak derse. malzeme olarak ne lazımsa git al hepsine, bu işi öğrensinler” Ben son sınıftım icazete yaklaşmıştım medreseden çıkıp gidecektim hocamız bu sanatın benimle medreseden gitmesine razı olmuyordu.. O dediği yeni grup (sınıf) 20 kişiydiler. Hepsi de hafız zehir gibi delikanlılardı. Gittim Topkapı matbaacılar sitesine gerekli malzemeleri temin ettim ve ders usulü onlara bu işi öğretmeye koyuldum. 

Antika pres makinesini nasıl buldum ?

Edirne’de görevli olduğum yıllar (2005) Sezai ustayla tanıştım. Her işten anlayan kendi işini kendi yapan Anadolu’da “dülger” denilen cinsten bir adamdı muhabbetimiz koyulaştı ve bir vesileyle evinin altındaki atölyesine girmiş oldum. gördüğüm şey karşısında adeta büyülendim yıllardır hayalini kurduğum arayıp da bulamadığım alet önümde öylece sefil bir şekilde duruyordu: “antika kitap pres makinesi” Sezai usta bununla sen ne yapıyorsun dedim. “bazı kağıtları yapıştırıyorum” dedi. ne kadar basit bir amaç ! hemen konuya girdim “bunu bana satar mısın?” Olur satarım dedi 70 liraya anlaştık. resimde gördüğünüz o antika pres aletimin hikayesi işte budur. Bazı gereksiz müdahaleleri kaynakları söktüm orijinaline en yakın bir şekilde tamir ettim ve siyaha boyadım. 

Bütün cilt sanatkarların hayali Antika Kitap Presi

2) Yeni yapım daha büyük pres makinesi buldum

Yine Edirne’de bulunurken bir sebeple sanayide idim orada bir hurdacı vardı hurdacının önünden geçerken gözüm bir alete ilişti yine kitap pres makinesi ama benimkinden daha büyük. Evet bizimki kadar işlemeli süslü değildi düz bir dökümü vardı ama gayet işlevseldi, Bunu da mutlaka almalıydın hurdacı ile pazarlık yaptım 60 liraya anlaştık. Bence iyi bir pazarlıktı neşeme diyecek yoktu. Çünkü bulunur şey değil. Epey ağır bir aletti, bir kişi zor kaldırıyordu. Gittiğim her yere onu da götürdüm.. Ve İstanbul’da Bayrampaşa’da çatı katındaki medresemizin hemen bitişiğindeki karanlık depo odasında iken hırsızlar tarafından çalınmış.. Hurda niyetine yok pahasına vermiştir hain ! Kimin çaldığını ne zaman çalındığını dahi anlayamadık.. alacağım olsun.

isa erdoğan, 30 kasım 2021

ilgili diğer yazıyı oku >> mücellit sanatında kullanılan malzemeler <<

Yorum Yapılmamış

Bir Yorum Yazın