Cami Odası Hasbihali 22.11.21
Genel , Hatıralarım , İslami hayat / 22 Kasım 2021

Bugün camide imam odasında biraz hareket vardı. Gündüz Yusuf hocayla oturduk öğle ikindi arası.. Akşam da Mustafa amca, Yüksel Abi, Muhtar ve Abdullah hoca ve Cemal hocayla.. Mustafa Çağırıcı, Yüksel Akkaya, Sami Gökali Abdullah hoca, Cemal hoca Kanserden açıldı konu, Muhtar Sami abi anlattı. Yüksel Dikköz adında bir komşum, samimi bir dostum vardı.. Kansere yakalandı doktorlar buna sadece bir aylık ömrün var” gidicisin ona göre dediler.. Bu mütedeyyin samimi bir dindardı.. Allaha tevekkül etti Allahtan umut kesilmez dedi ve kitaplara baktı bilenlere sordu gitti attarlardan otlar vesaireler aldı kendi kendine ilaçlar yapardı.. böyle böyle 14 sene daha yaşadı. Yalnız mübarek adam çok sigara içerdi. bırak artık şu mereti derdik ciğerlerin kanser olmuş gidicisin derdik “atın ölümü arpadan olsun” diye şaka yapardı.. Allah rahmet eylesin. Biri bir şey anlatır da Mustafa amcanın o konuda anlatacağı olmaz mı ! İllaki vardır, oldu da.. Mustafa amcamız söze başladı “Biz de Hanımı deri altında su toplanma şikayetinden hastaneye götürdük, Yeni yapılan o büyük araştırma hastanesi (Medipol, Bağcılar) hemen yatış verdiler.. tam üç hafta yattı, yattı. Bütün doktorlar toplandılar 15 tane doktor heyet halinde üç hafta boyunca araştırma yaptılar. Araştırdılar araştırdılar, herkes kendi branşı üzerinden hastayı inceledi ve “kanser” dediler, hem de kötü huylu olanından…

İmamlık İmtihan ve Mülakatına Girmeden Okuyun

Allah’ın yüce Adıyla Bu yazı kıymetli arkadaşım, Allah evinin hizmetkarı A.Harputoğluna aittir. Önemli tecrübe ve tavsiyeler ihtiva etmektedir. Diyanet alımı sınavına girecek herkesin okuması elzemdir İmamlık Mülakat Notlarım ve Tavsiyelerim A.Harputoğlu Acizane üç kere mülâkata girdikten sonra imamlık nasip olmuş bir kardeşiniz olarak, şimdiye kadar tecrübe ettiğim ve her mülakata girecek imam adayı kardeşimin mutlaka bilmesi gerektiği hususları sizlerle paylaşmak istiyorum. Rahman Rahîm olan Allahın ismiyle.. Ben mülakata 3 kere girdim ve ilk ikisinde başarısız oldum. ilk mülâkatımı Fatih Abdurrahman Gürses Eğitim Merkezinde girdim. Oradaki hocalarda gözlemlediğim, gayet titizlikle üzerinde duran hocalardı. Kolay kolay yüksek not vermiyorlar ve ufak tefek hatalara dikkat ediyorlardı. Yani çok puan kırıyorlardı. Diğer iki mülakatımı da Pendik Eğitim Merkezinde girdim. Buradaki hocalar biraz daha mülayimdi. Yani daha toleranslı idiler. Ben ikinci mülakatımda 70 almıştım ve puanım yetmedi kazanamadım. Ve nihayet üçüncü mülakatta yeterli puan aldım ve Yüce Mevlam İmamlık nasip etti. Şimdi bütün bunlardan sonra ben Tekirdağ’da Mülakata giren ve daha yüksek alan kişiler duydum. Ancak son zamanlarda Tekirdağ dışındaki bir ilde mesela İstanbul’da ikamet ettikleri halde Tekirdağ’da mülakata girenlere “siz burada oturmuyorsunuz niçin burada giriyorsunuz” diye biraz sorgulandıklarını ve o gibi kişiler üzerinde daha fazla durduklarını ve daha zor sorular sorduklarını duydum. Yani artık…

Bu Da Mı tesadüf ! Allahın Elini Hissederken

Rahmna Rahim Allah’ın ismiyle başlarım, Habib-i Rasulü Ahmed Mahmud Muhammed’e salat ve selam ederim, ve âline ve ashâbına ya Rabb Bu yazı dizisini kaleme almamın sebebi milyarda bir.. gerçekleşmesi adeta mümkün olmayan olayların peşi sıra bir müminin hayatında gerçekleşmiş olmasıdır. Bu da apaçık Allah’ın varlığını ilgisini rahmetini bizlere hissettirmesidir sanki bizlere “Kullarım ben buradayım yanıbaşınızda sizinle her an alakadar oluyorum” demesidir.. ve lillahi el Hamd 1. Acaip Olay:  Sabah derste Mektubattan bir mektup okuduk İmam Rabbani hz davete icabet etmenin gerekli olduğunu ancak davet sahibi fasık, haramzade, riyakar, gösterişçi, israfçı biri olması durumda o davete icabet etmek caiz olmayacağını fıkıh kitaplarından aktarıyordu.. O gün bana bir davet geldi ! İstanbul Büyükşehir belediyesinin CHP li başkanı Ekrem İ.Oğlu sözde imamları yemek ziyafetine davet ediyordu.. O CHP ki “ezan okudu” diye imamları terörist gibi tutuklayan, camide öğrencilere Kuran öğretti diye rahleyi sırtına suç aleti olarak yükleyip karakollarda süründüren, hacı hocalara zikir çekmişler diye mahkemelerde eşkiya muamelesi yapan.. O CHP ki kimi camileri ahıra, meyhaneye çeviren, “fazla” diye nice camileri satan.. Şimdi bu zihniyet kalkmış bugünlerde kuzu postuna bürünmüş, hocalara güya değer veriyor, ziyafet veriyor ha !? Fırsatını bulsun tekrar eski zulümüne kaldığı yerden devam ederler bunlar.. Mektubat daha o meş’um davet gelmeden…

Yine CHP ve Kıyafete Müdahele

“CHP nin kronik Takke Tesettür hazımsızlığı” Kütahya belediyesinde sel felaketinde görev almış işçilere teşekkür belgesi verilirken Kütahya Belediye meclisinin chp’li üyesi bir kadın eline mikrofonu almış işçilerden birine “resim çekilecek aramızda Takkeli bir arkadaş başındaki o şeyi çıkarabilir mi..” diyor. Arkadaşımız da “o zaman ben çıkıyorum. Takkemi çıkaramam Takkem şerefim” diyor ve ortalık karışıyor.. Yani arkadaşlar aradan geçen bunca zamana rağmen, verdikleri sözler, insan haklarına, dini tercihlere saygı vaatleri vs.. hepsi yalan.. CHP, bildik o bağnaz, milletiyle kavgalı CHP. Ellerine fırsat geçmesin, yine bu milletin diniyle örfüyle örtüsüyle kıyafetiyle uğraşır dururlar, hayatı bu millete zindan ederler.. Bu cesareti nereden alıyorlar ?? Müminlerin pısırık korkak oluşundan ! Eğer müminler onlara emri bil maruf yapmış olsaydı, onlar kötülüğü emredemezdi “Burada açık bayanlar var.. Allah’ın mülkünde meleklerin gözetiminde Allah’a isyan yakışmaz, başımıza büyük felaket gelir.. hepimizin iyiliği için tesettür ediniz” “Başı açık erkekler de.. Avrupa modası yerine Rasulullah’ın sünnetine uyarsa, takke sarık kuşanırsa Allah’ın yardım ve bereketi mutlaka bize erişir düşmana galip geliriz” diyemediğimiz için onlar bize münkeri emrediyorlar. Aslandan boş kalırsa vadi, tilki olurmuş orada vali ! Ayrıca.. CHP’li meclis üyesi Takkeli Müslüman’a güya kibarlıkla “Takkeyi çıkar” derken bile hakaret ediyor “takkesiz daha yakışıklı olacaksın” diyor. Bre gafil! Adam sana mı sordu…

Kitap İndir PDF : Ateizm ve Deizm Kıskacında Gençliğin El Feneri
İslami hayat / 2 Kasım 2021

Yazar Yavuz Köktaş, deizm ve ateizm kıskacına alınmış Müslüman gençlere rehberlik etmek, imanlarını korumak ve vesvese ve şüphelerini gidermek amacıyla bir kitap hazırlamıştır. Kitabı linkten indir >> Ateizm ve Deizm Kıskacında Gençliğin El Feneri << Ateizm ve Deizm Kıskacında Gençliğin El Feneri Kitabının içerdiği konular (sorular)  İÇİNDEKİLER : 1.Allah bizim cennete ve cehenneme gireceğimizi biliyorsa, neden bizi imtihan ediyor? ……………………………………………….. 6 2.Allah geleceği biliyorsa, bizi neden sınıyor? ……………………. 16 3.Öldükten sonra dirileceksek neden ölüyoruz? …………………. 19 4.İnanan ya da inanmayan ailede doğmak ………………………….. 21 5.Müslüman bir ailenin çocuğu, hayata daha avantajlı başlamış olmuyor mu? Bunun ilahi adaletteki hikmeti nedir? ………………………………………………………………………………. 27 6.Allah insanları niçin eşit yaratmadı? ………………………………… 30 7.Allah bizim ne yapacağımızı biliyor ise, bizi neden dünyaya gönderdi? Mesela bir öğretmen sınavın sonucunu bilirse, sınavın anlamı olmaz… Yani Allah sonumuzu biliyorsa neden buradayız?…………………………………………………………….. 34 8.”Madem Cenâb-ı Hak ezelî ilmiyle benim ne yapacağımı biliyor, öyleyse benim ne kabahatim var?” sorusuna nasıl cevap vermeliyiz? ……………………………………………………………. 36 9.Allah her şeyi önceden biliyor da neden bizim bu suçları işlememize engel olmuyor? …………………………………………….. 40 10.Sonumuz belli ise niçin bu dünyaya geliyoruz? …………….. 42 11.Allah bizi seviyor da neden günah işlememize izin verip sonra bizi yakıyor? ………………………………………………………….. 47 12.İnsanlar günah işleme özelliğinde yaratıldığı halde, neden cehenneme…

Regle Olan Kadını ALLAH Kovuyor mu | Başak Kablan’a cevap

Başak Kablan adında yutubır bir kadın yaptığı yutubda Caner Taslaman’a bir soru soruyor (26.dak) “Ben regle (hayız) olduğumda beni kirli kabul eden beni makamına kabul etmeyen bir Allah var ! Diyor ki “regleysen eline Kuran alamazsın abdest de alamazsın oruç da tutamazsın namaz da kılamazsın..!” Ya belki ben dua etmek istiyorum beni nasıl kovarsın! beni neden kovarsın makamından !?” diyor cahil. Caner Taslaman da “maalesef bunu birileri dine sokmuşlar” diyerek baştan bir inkar tavrı sergiliyor sonra “Kuran o (hayız) dönemin sıkıntı olduğunu ve nelerin yasak olduğunu söyler ancak böyle bir yasaktan söz etmez.. “Cinsel birliktelik yasak” der ama “namaz kılamazsınız” demez.. yani Allah (haşa) unuttu da mı onu söyledi de bunu söylemedi ?” demektedir. Yani “Kuran’da hayızlı kadın Namaz kılamaz oruç tutamaz yazmadığına göre demekki İslam’da böyle yasaklar yok, sonradan dine eklenmiş” demiş oluyor ! El CEVAP Bu yazıda her ikisine de cevap vereceğiz, Sırayla önce Başak Kablana sonra Caner Taslamana. Başak Kablan ve benzerleri Allaha dua etmek istiyorlar ve ancak İslamda regle olan kadın “dua edemez” dendiği için edemiyorlar mış ! Öyle mi ? Öyle ise sıkı durun: “Hayızlı kadın İslamda dört mezhebe göre her zaman dua edebilir. İster hayızlı olsun isterse abdestsiz olsun..” Bak işte, İslam öyle güzel…

Çalınan Motorumu Allahın İzniyle 2 Günde Buldum (çalıntı duası)

Rahmân Rahîm olan Allah’ın ismiyle.. Hocam ben kendi yağında kavrulan mütevazi bir yaşantısı olan biriyim. Küçük eski bir motorum vardı, artık işimi görmüyordu. Yaptım ettim para biriktirdim kendime yeni bir motor aldım Konda, güzel iyi bir motor. iki kişi taşıyabiliyordu. Eşyalarımı kitaplarımı onunla taşıyordum, emr-i bil marufa vaaza onunla gidiyorum. Üzerinden altı ay kadar geçti ki bir Ramazan günü.. Gece sahur vaktinde hizmetten geldim, sabah namazından sonra da binip gidecektim “hem de Ramazan ayı kim çalacak” diyerek bağlamadım. Sabah namazı için kapıya çıktığımda bir de baktım ki motorum yok, çalınmış..! “Inna lillâhi ve inna ileyhi raciun” Yan binanın güvenlik kamerası vardı, rica ettim görüntüleri verdiler. Kayıtta uzaktan bir araba geldiği görülüyor ancak plaka okunmuyor içinden şapkalı yüzleri görülmeyen 2 kişi çıkıyor ve motorumu çalıp gidiyorlar. Elimdeki görüntüleri aldım ve karakola gittim. O gün Allah’ın işi tevafuk işte.. Benden önce takım elbiseli zengin bir adamın Sange Kover marka pahalı cipi çalınmış.. Karakolda herkes onunla ilgileniyor. Ben de girdim “selamun aleyküm aleyküm selam “motorum çalındı” deyince polisin biri bana ters yaptı “Bak bu adamın cipi çalınmış seninle mı uğraşacağız” dedi. Ben “olur mu ama o da benim servetimdi..” diyerek itiraz ettimse de “git başımdan senin motorunla mı uğraşacağız sen bir bardak su…

Tatilde İmam ve Cami’ye Dair 2 Hatıram
Genel , Hatıralarım , İslami hayat / 14 Ekim 2021

1. Hatıram Merhum Hasbi hocanın bir kıssası vardı hani “Bir eşek düğüne davet edilmiş de, eşek “durun semerimi alıp geliyorum” demiş. Ne semeri! düğüne gidiyorsun düğüne, işe değil” demişler. O da “ben eşekliğimi bilirim semerimi yanıma alıyım da ne olur ne olmaz, belki bana su taşıtırlar..” demiş. Hasbi hoca merhum burada sözü ele alıyor: “O bir eşek olarak eşekliğini unutmuyorsa ben de bir hoca olarak hocalığımı unutmamam gerekir. Düğüne de çağırılsam, cenazeye de çağrılsam her vakit hazır olmalıyım. Her vakit bana bir görev verebilirler “sen hocasın hadi bir vaaz et bir dua et” diyebilirler.. Bu kabilden.. 2 haftalık tatilde 2 defa cuma namazı kıldırdım, cuma vaazı yaptım. Biri benim memleketim Yozgat Sarıkayada diğeri kaimpederin memleketi Osmaniyede. Doğrusu Cuma cemaatine konuşmayı seviyorum. Çünkü biliyorum bunların çoğu bi-namaz. Camiden namazdan ilimden fetvadan uzak kişiler.. Vaaza ihtiyaç var. Sarıkayada bizim mahalle imamının işi varmış cumayı bana teklif etti. Birinci hutbeyi telefondan Diyanetin hutbesini okudum, ikinci hutbede araya girdim doğaçlama yaptım.. “Cemaat size bir uyarım olacak” diyerek başladım. Turkiyede yapılan bir araştırmada beş vakit namaz kılanların sayısı dörtte bir kişi imiş..” diyerek konuya girdim. Namazın 5 vakit farz olduğunu mutlaka bu namazı kılmamız gerektiğini anlattım. Allah’ın emri bir tek secdeyi terk ettiği için Azazil…

Ömer Nasuhi Bilmen ve İsmailağa

Türkiyenin 5. Diyanet Reisi olan Ömer Nasuhi Bilmen Rahmetullahi Aleyh gerçekten büyük ilim sahibi, ilmiyle amil ve takva bir zattır. Ve İsmailağa Tekkesiyle münasebeti Mevlana Ali Haydar efendinin Heyet-i Telifiye Dairesinde hem katibi hem yakın dostu olması.. Bu dostluğun neticesi ara ara İsmet Efendi Dergahına gelir Mevlana Ali Haydarı ziyaret ederdi.. Bu ziyaretler neticesinde Mevlana Mahmud efendi Hz ile tanışmış ve zühtünü ilmini cehd-i takvasını takdir ediyordu. O yıllarda camilerde mikrofon kullanımı yayılınca bir hayırsever İsmailağa Camiine de mikrofon tertibatı yaptırır ve İmam Mahmud Efendi hayırseverin gönlü kırılmasın için o an söktürmez. Ömer Nasuhi efendi bir ziyaretinde İsmailağadaki mikrofon hoparlörleri görür ve üzülür “Mahmudum sen de mi..” diyerek serzenişte bulunur. ve Mahmud Efendi hazretleri atmaya dünden razı, hemen söktürüp kaldırtır. O gün bugün ne namazlarda ne de ezanda hoparlör kullanmaz, ne kadar baskı da yapılsa, şikayet de edilse takvadan sünnetten taviz vermez. Ömer Nasuhi efendi de resmi makamlarda ve İsmailağa’yı müdafaa etmek gerektiği her yerde öyle dermiş “istiyordum ki İstanbul’da en az bir cami namazı Rasulullah’ın namazı heyeti üzere kılsın. Bu cami burası, Mahmud Efendinin camisi olmaya sezadır” Mahmud Efendi hazretleri de gerek müftülerin gerek cemaatlerin zaman zaman ettikleri bazen şikayet, bazen de öğrenme maksatlı “neden mikrofon kullanmıyorsunuz” sualine “Ömer…

Safer Ayı Uğursuluğu Konusunu Tecrübeyle İspat

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla “Safer ayı uğursuzluğu” veya “safer ayı bela ayı” veya “safer ayı Allaha sığınma, dua etme ayı” her ne denirse.. hepsi aynı şeydir. Bütün bu ifadeler Safer ayının diğer aylardan farklı olduğunu düşünmektir.. Gerçekten farklı mıdır ? Safer ayı gelince Allahın muamelesi değiştir mi, sırf o ay girmiş diye bela inmiş mi ? Vakia, realite bu işe ne der ? Bu çalışmada sorunun cevabını bulmak için istikra (tümden gelim) yolundan gideceğiz. Yani “Safer Ayı uğursuzluğu “var mı yok mu” öğrenmek için rivayet edilen sözlere değil, inmiş ve yaşanmış belaların, musibetlerin gerçek hayatta hangi mevsimde, hangi ayda indiğine bakacağız. Bu herkes için yeterli bir delil olur.  Mesela Cübbeli Hoca.. Bu hocamızı herkes tanır ve Türkiye Müslümanları için önemli bir şahsiyettir. Bir söz söylese anında Türkiye’de gündem olabiliyor nitekim.. Safer ayının uğursuz bir ay olduğunu savunanların da öncüsüdür bu zamanda. Malumdur ki insanlar inançlarıyla imtihan olurlar. Yani bu ay “uğursuzluk ve bela ayı olduğuna” inanan kişi bu inancı istikametinde imtihana maruz kalacaktır. Çünkü Kutsî bir hadiste “Ben kulumun zannı üzereyim” buyurur Mevla.. Şu halde bu ayda en çok imtihan olacak kişiler bu ayın uğursuz, bela ayı olduğuna inananlar olacaktır.. Sadece bu hakikat bile bizlerin bu görüşü tercih…

Cübbeli Ahmet Hocanın İcazet Konuşması

Allah’ın yüce Adıyla Cübbeli Ahmet Hoca efendi dün Yavuz Selim Camiinde icra edilen bir icazet merasimine iştirak etti ve orada bir saate yakın konuşma yaptı. Konuşmasında yeni yetişen hocalara ve evvelce Hoca olmuş olan ilim erbabına şu tavsiyelerde bulundu : >>Cübbeli hoca video<< . “Hoca efendi kardeşlerim kendimizi geliştirelim medresede okuduğumuz kitaplarla kalmayalım. Dursun efendi hocamız icazet alanlara derdi “ilim yolculuğuna şimdi başlıyorsunuz, alim ulema olduğunuzu sanmayın, yola henüz girmiş oldunuz” Mahmud Efendi hazretleri buyurdu “hoca’nın hocası kitaptır.” O yüzden hoca elinden kitabı düşürmeyecek. Mevlana Ali Haydar Efendi 100 yaşına rağmen elinden kitap düşürmezdi devamlı okurdu. Molla Hüsrev hazretlerinin Ed-Durer isimli fıkıh kitabını senede 2 defa hatmederdi. bu sayede “dört mezhebin fıkıh kitabı kaybolsa Allah’ın izniyle yazarım” diyebilmiştir. Yoksa bunu nasıl diyecek. Yine kendileri şöyle derdi “bu yaşlı amcayı kim ne yapsın geleni yok gideni yok kulakları duymaz sohbet olsa katılamaz Ben de elime şu kitapları alıyorum bununla teselli oluyorum. Şu kitap elimdeyken genç miyim yaşlı mıyım erkek miyim kadın mıyım yerde miyim gökte miyim bilemem beni alır götürür” derdi Ruhul Beyandan bahsediyor. O yüzden Efendi kardeşlerim okuyunuz madem hoca oldunuz şimdi Medresede okuduğunuz kitapların şerhlerini okuyunuz.. Efendi hazretleri derdi “Emsileyi en iyi kim okutabilir ? Usul-ü fıkhı en en…

Çarşaf ve Kadına Özgürlük ?

Rahman ve Kahhar olan Allahın adıyla Vukuat : Dün Balıkesir Edremit ilçesinde bir okulun bahçesinde resmi bir tören yapıldı. ÇYDD Çağdaş yaşamı saçma derneği adında bir küfür ve isyan komitesi törene sızıntı yapıyor ve izinsiz bir şekilde Milli kıyafetimiz Çarşaf aleyhinde bir oyun çeviriyor. Oyunda bir kadın var çarşaf giydirilmiş ve çarşafın üstünden zincirlenmiş.. Bu güya sokaklarda çarşaf giyen Türk kadınlarının esaret altında olduğunu simgeliyormuş.. sonra çağdaş aşufteler geliyorlar ve bu kadının zincirlerini çözüyorlar, zincirinden kurtulan piyon kadın da bir el hamlesiyle çarşafı üstünden atarak çağdaş bir giysiyle ortalığa çıkıyor ve başlıyor özgürce(!) dans etmeye..! Çağdışı tiyatro burada bitiyor ama filim burada bitmiyor. asıl film bundan sonra başlıyor Yankılar.. Bu korsan gösteri esnasında bir vatandaşımız anadolu kadının böyle aşağılanmasına tahammül edemeyerek tepki gösteriyor ve nice vatandaşlar da saniye saniye vukuatı kayda alarak dünyaya duyuruyorlar.. Ve olay bir anda bütün türkiyenin gündemi haline geliyor tepkiler çığ gibi büyüyor. Bütün sosyal medya platformlarında yazılı ve görsel medyada haberlrede birinci gündem çarşafa yapılan bu hakaret konusu oluyor ve devlet erkanı olaya müdahil olarak kaymakamı derhal görevden alıyor. İlçenin CHP li belediye başkanı da göstermelik te olsa kültür ve sanat müdürünü görevden alıyor ve Edremit ÇYD derneği ele başları suç duyurusuyla mahkemeye veriliyorlar.. Kadına…

Çarşafa bu Laik Kin Neden ?

Kahhar ve Mudill Olan Allahın Adıyla Laikler neden ÇARŞAF’a bu kadar kinliler ? Çünkü çarşaf Şeriatın yıkılmamış son kalesi, Çarşaf halis dindarlık Çarşaf katışıksız müslümanlık Çarşaf Allah’ın dinine nefsin hevasını karıştırmamaktır. Çarşaf Allah’a itaate şeytanı bulaştırmamaktır. Çarşaf Kur’an’a tam uymaktır. Çarşaf Rasulullah’a kamil ittiba etmektir. Çarşaf laikliği reddetmektir. Çarşaf küfür çağdaşlığını refüze etmektir. Çarşaf dini deforme etmemektir. Çarşaf Atatürk inkılaplarını iptal etmektir. O yüzden ilk işleri kadınlarımızın çarşafını çıkarma girişimi olmuştur. 1930-40 lı yıllarda “çarşaf çıkarıp atana bedava manto pardesü” kampanyası düzenlediler. Yeter ki çarşafı çıkarsın da ne giyerse giysin.. Ya da hele bir çarşafı çıkarsın nasıl olsa gerisi gelir” düşüncesi ! Dün Esenlerde idim yarım saat içinde sokaktan geçen en az 30 kadar çarşaflı gördüm.. Gururlandım. Çarşaflı annelerimiz vaktiyle fransız kâfirinin asabını bozmuş çarşafa el uzatmıştı frenk askeri de dedem Sütçü İmam o Fransızı alnının şakağından vurup leşini cehenneme yollamıştı.. Baktılar bu böyle olmuyor maşalarla işi halledelim dediler ve maşa bulmak zor olmadı çünkü Fransızdan daha fransız olanlar vardı bizden görünen.. Ve mücadelemiz bunlara karşı sürüyor ve Kıyamete dek sürecek.. Biz galip olacağız çünkü güçlüyüz, çünkü Hakkın safında haklının yanındayız. Hakkıdır Hakk’a tapan milletimin istiklâl. “Kim Allah’ı, O’nun Rasulünü ve müminleri dost edinirse, (iyi bilsin ki) Allah’ın taraftarları kesin…

Allah Ev Alana Yardım Eder Mi ?

Mülkün Sahibi Allah’ın Adıyla “Ev alana Allah yardım eder” der Anadolu halkı, bu doğru mu, sahiden yardım eder mi ? Eder sevgili okuyucu yardım ediyor Mevla, siz yeter ki harama bulaşmadan girin borcun altına. Bu söz aslında ayet değil hadis değil, Müslümanlar Allah’a böyle hüsnü zan etmişiz. Allah da “kulumun zannı üzereyim” buyurmuş.. Demekki yardım edecek. Hem Allah Resulü bizlere Allahtan teminat veriyor “Kim ödemek kastıyla bir borcun altına girerse Allah onun borcunu mutlaka öder, ödemeyi nasib eder” Kalpte ödeme niyeti olduktan sonra artık sen de korkma ev almak için gir borcun altına. Hem bir çok arkadaşlarımız bu yardımı hayatlarıyla tecrübe ettiler. Durumu müsait olmayan, düşük gelirli nice insanlar ev sahibi oldular da onlardan daha üst konumda görünenler bu işe hayret ettiler. “..Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever” 3:159 Arkadaşlar ev alırken borcun altına girin Allah yardım eder dedim ancak bu yardımı almak için bazı şartlar var elbette, riayet gerekir 1) faize asla bulaşma. gönülde faize bir meyil dahi olmamalı. Komşun faizle kredi çekmiş evini arabasını almışsa eğer asla özenme. ateşten bir gömlek giydiğini bil ve onun için istiğfar et. 2) Borç altına girerken ayağını yorganına göre…

Düşmanı Dost Edinme Stratejisi
ANALİZ , Dini Hüküm , İslami hayat / 28 Ağustos 2021

Birbiriyle kanlı bıçaklı iki Müslüman cemaat, ikisi de “davam İslam” diyor ikisi de gayem îlâ-i Kelimetullah diyor.. Ancak her taraf diğerini bitirme, yok etme peşinde.. O bunun açığını araştırıyor bu onun kusurunu tecessüs ediyor. Her alanda birbirini levm etmeler.. Kürsüyü harp yerine çevirmeler, dili hançer gibi kullanmalar. Kendinden olmayana ‘şirk dalalet cehalet !’ isnat etmeler.. Düşmanlık, buğuz, kin, garaz kalplere yerleşmiş. Bu konuda nasihat edeni dahi mimleyip fişleyip ötekileştirmeler.. Ve bunların hepsi Müslüman.. Hepsi Kuran okuyor.. Kuran okuyarak nasıl bu hale geldik ? Neden böylesi acımasız düşmanlar olduk !? Nerede hata yaptık? Bu nefret bu adavet bu noktaya gelmeden bir şeyler yapılamaz mıydı? Evet yapılabilirdi  Eğer okuduğumuz Kuran ile amel etseydik ve savunduğumuz Sünnet’e ittiba etseydik şimdi sonuç çok farklı olurdu.. Ancak hala imkan var. Işi düzeltmenin çaresi var: Çare “Tövbe edip sil baştan Kurana uymak” Işte uyulacak Ayetler: (Ey Resulüm!) Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır! Ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete kavuşanları da en iyi bilendir.” Nah:125 Hem iyilikle kötülük bir değildir. Kötülüğü en güzel bir şekilde sav. O zaman seninle arasında bir düşmanlık olan kişinin, sanki samimi bir dost gibi olduğunu görürsün. Fussilet:34 Bu…

Hatm-i Hacegan Yapmanın İslam’da Yeri ?
Dini Hüküm , Hadis , İslami hayat , Tahkikat , Tarikat / 27 Temmuz 2021

Soru: tarikatlarda yapılan Hatm-i Hacegan nın dinde yeri nedir ?  Hatim: bir kitabı, bir zikri başından sonuna kadar okuyup bitirmek demektir.  Her biri alim hocalar olan Nakşibendi şeyhleri bazı sure, zikir ve duaları günlük okumuşlar, buna o yüzden “hocaların hatmi” manasında Hatm-i Hâcegân denmiştir. ‘Hatme’ de bunun kısaltmasıdır.  Hatm-i Hâcegân nedir o esnada neler yapılır, bir bir teşhis edip Kitab Sünnete arz edelim ki Hatmi Haceganın dindeki hükmünü tespit edebilelim. • Hatm-i Hâcegân besmele salevat ihlas suresi elemneşrahleke suresi, lahavle ve Baki Hayy Kayyum gibi bazı Allahın isimlerini okumaktan ibarettir. Okunan şeylere bakınca hepsi zikrullah hepsi nur ve şifa, zerre beis yok. • Hatm-i Hacegan bu zikir ve sureleri ya tek başına veya cemaat halinde topluca okumaktır.  Allah’ı tek başına zikretmek de cemaat halinde zikretmek.. her ikisi de dinimizde vardır ve her ikisi de hadisi şeriflerde övülmüştür. Camide cemaat halinde Allah’ı zikreden insanları görünce büyük Sahabeden Ebu Musa el eş’ari hazretleri vaziyeti beğenmiş ve onaylamıştır. • Hatmi Haceganda okunan zikir ve sureleri bir sayı dahilinde okumak vardır ki sayıya riayet etmek bizzat hadisi şeriflerde mevcuttur. “Her namaz akabinde kim 33 er kere SübhanAllah Elhamdülillah Allahu Ekber derse..” “Kim 1000 ihlas okursa..” gibi. • Hatmi Hacegan sayıları muhafaza etmek için eline…

Kurban : Allah’a Yakınlaşma Arayışı
Dini Hüküm , İslami hayat , Tahkikat / 20 Temmuz 2021

Allah’ın yüce Adıyla  “Yevm-u Nahr” Zilhicce Ayının 10. günü Allah için kesilen hayvana Arapçada “Kurban” denilmese de o gerçekten de bir kurbandır. Ecdadımız Osmanlı beyefendileri burada da çok ince bir yaklaşımla turnayı gözünden vurmuşlar olaya “Kurban” demişlerdir. İslam dilinde Kurban Bayramına “iydul edha” (عيد الاضحى) denir. “Edha” feda etmek fedakarlıkla harcamak manasında. Kurban günlerinin adı ise “Eyyam En-Nahr” yani “Kurbanlık boğazlama günleri.. Esasında bu her iki isim de meseleye zahirî planda yaklaşmaktır. Kalpteki niyeti ve kesmede gözetilen gayeyi en iyi ifade eden kelime ise tartışmasız “kurban” dır.  Çünkü Kurban kurbiyetten gelir ve Allah’a yakınlaşma vesilesi demektir. Kurban kelimesi tıpkı “Kur’an gibi, Furkan gibi Arapçadır ve bir Kur’an kelimesidir. Adem Aleyhisselam’ın çocuklarının anlatıldığı kıssada (اذ قربا قربانا) “Hani o ikisi Allah’a birer kurban sunmuşlardı da birinden kabul edilmişti de diğerinden kabul edilmemişti..” buyurulmuş ve kurban kelimesi aynen kullanılmıştır. İnsanlar fıtrat gereği her daim üstün güce, otoriteye yakın olmak istemişler, bunun için bazı simgeleri taşımışlar, bazı davranış ve ritüelleri yapa gelmişlerdir. Allah’ı bilen sayan bahtiyar Kullar ise güç hüküm ve mülk Allah’ın elinde olduğu bilinciyle başkasına değil, Ancak Allah’a yakınlaşmak istemişler, bunun için yakınlaştırıcı “vesile” arayışına girmişlerdir Allah’a gerçekten yakınlaştırıcı, Allah’la aramızı yapıcı sunakları Allah Kitap ve Rasul aracılığıyla ile bildirmiştir. bize…

Fatih Durduk Yere Fatih Olmadı.. Çekilen Çile

Hasan efendi hocamız, Mahmud Efendi hazretleri ile İstanbul’a ilk geldikleri 20’li yaşlarda -O yıllar Fatih Çarşamba’da sakallı genç erkek, çarşaflı genç kadınlar yokmuş- Efendi Hz Sakalı, Cübbeyi, şalvarı, çarşafı milletin gözüne alıştırmak için müsait zamanlarda Çarşamba çevresinde refikaları ile beraber mahalle mahalle sokak sokak gezinip dururlarmış. O zamanların tebliği buydu. İnsanlar sadece görsün, önce alışsın.. Ondan sonra başlamışlar kapı kapı gezip sözlü tebliğ yapmaya. Hey gidi, neler çekti büyüklerimiz. Ne hakaretler yemişler o yıllar. “geçtiğimiz her sokakta bizi gören esnaf kapıya çıkıyor, kimisi hakaret ediyor, kimisi şaşkın şaşkın arkamızdan bizi izliyordu” diye anlatıyorlar. Bize ne zorluklarla ne güzel bir yol emanet ettiler. Allahu teala kıymet bilmeyi nasip eylesin. Amin. Salih Diner Hc

Mahmud Efendinin Ziyaretinde Saati Unutan Alim

Hadis ve Sünnet-i Rasulullah konusunda mahir bir İslam alimi* anlatıyor: “Şeyh Mahmud efendiyi çok severim onunla hususi bir sohbetin iştiyakı içindeydim. Bir gün etrafında kimsenin olmadığı müsait bir vaktinde bu bana nasib oldu. Ben de bu fırsatı bir daha ya bulurum ya bulamam düşüncesiyle oturdukça oturdum.. Hazret arada şöyle ayağa kalkıyor ve geri oturuyordu. o an bu dikkatimi tabi ki çekiyor ancak anlamıyordum. ..Ve üzerinden 3 ay kadar geçti yine ilmi bir mevzu için hadis kitaplarını mütalaa ederken bir hadise rast geldim ve üç ay önce Şeyh Mahmud efendi Hz’nde gördüğüm o hareketin manasını anladım ve utandım. Hadisi şerif şöyle idi: “Allah Rasulü as misafirlerin artık kalkmasını istediğine bunu ağzı ile söyleyemez haya eder ancak ayağa kalkıp oturmak suretiyle muhataplarına bunu ima edermiş” Utandım çünkü o gün meğer şeyh efendiyi gereğinden fazla meşgul etmişim belki bir haceti vardı rahatsız etmişim ve utandım çünkü sorsalar hadis ilminde insanlar bizi gösterir lakin daha Rasulullahın as fiili sünnetlerinden meğer haberimiz yokmuş.. Efendi Hazretlerinin ilmine sünnete ittibasına o gün bir başka hayran oldum..” Derleyen : İsa Erdoğan —————- * Alimin adı yanımızda mahfuz